Konusunu Oylayın.: Cennette ALLAH u tealayı görmeye inanmayan dinden çıkarmı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Cennette ALLAH u tealayı görmeye inanmayan dinden çıkarmı?
  1. 13.Şubat.2014, 17:27
    1
    umutlucan
    Sadece ALLAH'a kul olun

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mayıs.2013
    Üye No: 101338
    Mesaj Sayısı: 1,441
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15

    Cennette ALLAH u tealayı görmeye inanmayan dinden çıkarmı?






    Cennette ALLAH u tealayı görmeye inanmayan dinden çıkarmı? Mumsema bazı görüşlere göre insan ne bu dünyada nede ebed aleminde ALLAH ı göremez .
    zaten ehli sunnete göre bu dünyada ALLAH ı göremezsin.
    cennette ALLAH ı görmek imkansızdır diyenin imanı gider diyorlar .
    peki cennette ALLAH ı görmeye layık degilim diyen içinde aynı hüküm gecerlimidir?


  2. 13.Şubat.2014, 17:27
    1
    Sadece ALLAH'a kul olun



    bazı görüşlere göre insan ne bu dünyada nede ebed aleminde ALLAH ı göremez .
    zaten ehli sunnete göre bu dünyada ALLAH ı göremezsin.
    cennette ALLAH ı görmek imkansızdır diyenin imanı gider diyorlar .
    peki cennette ALLAH ı görmeye layık degilim diyen içinde aynı hüküm gecerlimidir?


    Benzer Konular

    - Allah'a inanmayan insanlara, Allah'ın varlığını nasıl tebliğ edebiliriz?

    - Miraca inanmayan dinden çıkar mı

    - Bu sözleri söyliyen dinden çıkarmı

    - Dövme dinimizce harammıdır yaptıran dinden çıkarmı yaptırmışsa ne olacak

    - Bir kimse Allaha söverse dinden çıkarmı evli ise durumu nedir

  3. 01.Mart.2014, 15:29
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    cennette Allahı görmenin hükmü nedir




    Rü'yet hakkındaki hadisler mütevatir ise inkarı küfür olur.
    Ayetleri de tevil eden ve hadislerde mütevatir değilse küfür olmaz.


    Alıntı
    Cenab-ı Allah şöyle buyurur:

    "O gün yüzler vardır, Rabblarına bakıp parıldayan." (Kıyamet, 75/22-23).

    Abdullah b. Ömer, Resulullah'ın (asm) bu hususta şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    "Cennetliklerin en aşağı derecesinde olan bir insan, bahçelerine, hanımlarına, hizmetçilerine ve oturacağı koltuklara bin yıllık bir mesafeden bakacaktır. (Yani bin yılda gidilebilecek kadar bir sahaya sahib olacaktır) Cennetekilerin, Allah katında en üstünü ise her gün sabah akşam, Allah'ın yüzüne bakacaklardır." Resululah sonra: "O gün öyle yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar. Rablerine bakarlar." âyetlerini okudu.

    Hz. Cabir İbnu Abdillah (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Cennet ehli nimetler arasında yaşarken onlar için bir nur parlar. Onlar derhal başlarını kaldırırlar. Rab Teala'yı başlarının üstünde kendilerine yaklaşmış ve: "Ey cennet ehli, sizlere selam olsun!" dediğini görürler."

    Resulullah devamla buyurdular:

    "Rab Teala onlara, onlar da Rab Teala'ya bakarlar. O'na baktıkları müddetçe etraflarındaki cennet nimetlerinden hiçbirine iltifat etmezler. Bu hal onların nazarında Rabb Teala hicaba bürününceye kadar devam eder. Rab Teala hicaba bürünür, fakat Allah'ın nuru ve bereketi cennet ehlinin üzerinde ve makamlarında baki kalır."

    AÇIKLAMA:

    1. Ehl-i Sünnet uleması, cennet ehlinin rü'yetullaha mazhar olacağına, gökte dolunayı görürcesine Rab Teala'yı gözleriyle göreceğine inanır ve bu hususta ittifak ederler. Allah'ın görülmesinin, cennet ehlinin mazhar olacağı en büyük nimet olacağı belirtilmiştir. Nitekim sadedinde olduğumuz hadis, Allah kendini gösterdiği müddetçe cennet ehlinin diğer nimetlere iltifat etmeyeceğini belirtir. Bu iltifat etmeme hali, rü'yetin onların hepsinden üstün bir nimet olduğunu ifade eder.

    2. Hadis, bir kısım kelamî münakaşalara müsait tabirler taşır: "Allah'ın başların üstünde görünmesi" ifadesi gibi. Burada Allah'a cihet ve mekan izafesi mevcuttur. Halbuki O, cihet ve mekandan münezzehtir. Şu halde bunu, mahiyetçe farklı olan ahiret âlemindeki bir hali, bizim me'lufumuz olan tabiratla ifade olarak anlayacağız. Rabbimizi ahirette göreceğiz. Bu kesin hâdise, dünyevî tabirlerle ifade edilmiş olmaktadır.

    Keza Allah'ın, kullarına cennette bakması hadisesi de müteşabihtir. Zira Allah her an insanları görmektedir. Bu da, rahmetini daha kesif olarak tecelli ettirmesi şeklinde te'vil edilir.

    3. Hadisten, ahirette Allah'ı, kadın ve erkek bütün cennet ehlinin göreceği hükmü de çıkarılmıştır.

    4. "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Cennet ehli, cennete girince, Allah Teala hazretleri sorar:

    "Size ilave bir nimette bulunmamı diler misiniz?" Cennet ahalisi:

    "Sen bizim yüzlerimizi ak etmedin mi? Bizi cennete koymadın mı (daha ne isteyeceğiz)?" derler. Bunun üzerine onlara hicab açılır. Cennet ahalisine bundan daha hoş bir şey verilmemiştir."

    Aleyhissalâtu vesselâm sonra şu ayeti tilavet buyurdu. (Mealen): "İyi iş, güzel amel yapanlara daha güzel iyilik, bir de ziyade vardır." (Yunus, 10/26).

    5. Tecelli, genel ve özel olmak üzere iki kısımdır:

    Genel tecelli, bir cuma günü kadar olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: "Allah Teâlâ cennet ehline her cuma günü tecellî eder." (C. sağir)

    Özel tecellide cennettekiler eşit değildir. İlim ve ameldeki olgunluklarına göre görürler. En yüksek derecede olanlar, her zaman müşahede ederler. (Feraid-ül-fevaid)



  4. 01.Mart.2014, 15:29
    2
    Üye



    Rü'yet hakkındaki hadisler mütevatir ise inkarı küfür olur.
    Ayetleri de tevil eden ve hadislerde mütevatir değilse küfür olmaz.


    Alıntı
    Cenab-ı Allah şöyle buyurur:

    "O gün yüzler vardır, Rabblarına bakıp parıldayan." (Kıyamet, 75/22-23).

    Abdullah b. Ömer, Resulullah'ın (asm) bu hususta şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    "Cennetliklerin en aşağı derecesinde olan bir insan, bahçelerine, hanımlarına, hizmetçilerine ve oturacağı koltuklara bin yıllık bir mesafeden bakacaktır. (Yani bin yılda gidilebilecek kadar bir sahaya sahib olacaktır) Cennetekilerin, Allah katında en üstünü ise her gün sabah akşam, Allah'ın yüzüne bakacaklardır." Resululah sonra: "O gün öyle yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar. Rablerine bakarlar." âyetlerini okudu.

    Hz. Cabir İbnu Abdillah (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Cennet ehli nimetler arasında yaşarken onlar için bir nur parlar. Onlar derhal başlarını kaldırırlar. Rab Teala'yı başlarının üstünde kendilerine yaklaşmış ve: "Ey cennet ehli, sizlere selam olsun!" dediğini görürler."

    Resulullah devamla buyurdular:

    "Rab Teala onlara, onlar da Rab Teala'ya bakarlar. O'na baktıkları müddetçe etraflarındaki cennet nimetlerinden hiçbirine iltifat etmezler. Bu hal onların nazarında Rabb Teala hicaba bürününceye kadar devam eder. Rab Teala hicaba bürünür, fakat Allah'ın nuru ve bereketi cennet ehlinin üzerinde ve makamlarında baki kalır."

    AÇIKLAMA:

    1. Ehl-i Sünnet uleması, cennet ehlinin rü'yetullaha mazhar olacağına, gökte dolunayı görürcesine Rab Teala'yı gözleriyle göreceğine inanır ve bu hususta ittifak ederler. Allah'ın görülmesinin, cennet ehlinin mazhar olacağı en büyük nimet olacağı belirtilmiştir. Nitekim sadedinde olduğumuz hadis, Allah kendini gösterdiği müddetçe cennet ehlinin diğer nimetlere iltifat etmeyeceğini belirtir. Bu iltifat etmeme hali, rü'yetin onların hepsinden üstün bir nimet olduğunu ifade eder.

    2. Hadis, bir kısım kelamî münakaşalara müsait tabirler taşır: "Allah'ın başların üstünde görünmesi" ifadesi gibi. Burada Allah'a cihet ve mekan izafesi mevcuttur. Halbuki O, cihet ve mekandan münezzehtir. Şu halde bunu, mahiyetçe farklı olan ahiret âlemindeki bir hali, bizim me'lufumuz olan tabiratla ifade olarak anlayacağız. Rabbimizi ahirette göreceğiz. Bu kesin hâdise, dünyevî tabirlerle ifade edilmiş olmaktadır.

    Keza Allah'ın, kullarına cennette bakması hadisesi de müteşabihtir. Zira Allah her an insanları görmektedir. Bu da, rahmetini daha kesif olarak tecelli ettirmesi şeklinde te'vil edilir.

    3. Hadisten, ahirette Allah'ı, kadın ve erkek bütün cennet ehlinin göreceği hükmü de çıkarılmıştır.

    4. "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Cennet ehli, cennete girince, Allah Teala hazretleri sorar:

    "Size ilave bir nimette bulunmamı diler misiniz?" Cennet ahalisi:

    "Sen bizim yüzlerimizi ak etmedin mi? Bizi cennete koymadın mı (daha ne isteyeceğiz)?" derler. Bunun üzerine onlara hicab açılır. Cennet ahalisine bundan daha hoş bir şey verilmemiştir."

    Aleyhissalâtu vesselâm sonra şu ayeti tilavet buyurdu. (Mealen): "İyi iş, güzel amel yapanlara daha güzel iyilik, bir de ziyade vardır." (Yunus, 10/26).

    5. Tecelli, genel ve özel olmak üzere iki kısımdır:

    Genel tecelli, bir cuma günü kadar olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: "Allah Teâlâ cennet ehline her cuma günü tecellî eder." (C. sağir)

    Özel tecellide cennettekiler eşit değildir. İlim ve ameldeki olgunluklarına göre görürler. En yüksek derecede olanlar, her zaman müşahede ederler. (Feraid-ül-fevaid)






+ Yorum Gönder