Konusunu Oylayın.: Hz. Peygamber’in erdemli insan yetiştirme bağlamında isar (diğergamlık) kavramına verdiği önem

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 5 kişi
Hz. Peygamber’in erdemli insan yetiştirme bağlamında isar (diğergamlık) kavramına verdiği önem
  1. 28.Ocak.2014, 23:07
    1
    find
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Mayıs.2007
    Üye No: 802
    Mesaj Sayısı: 732
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9

    Hz. Peygamber’in erdemli insan yetiştirme bağlamında isar (diğergamlık) kavramına verdiği önem






    Hz. Peygamber’in erdemli insan yetiştirme bağlamında isar (diğergamlık) kavramına verdiği önem Mumsema Hz. Peygamber’in erdemli insan yetiştirme bağlamında
    isar (diğergamlık) kavramına verdiği önem

    bu konu hakkında kısa bilgi verirmisiniz


  2. 28.Ocak.2014, 23:07
    1
    Devamlı Üye



  3. 30.Ocak.2014, 23:23
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Hz. Peygamber’in erdemli insan yetiştirme bağlamında isar (diğergamlık) kavramına verdiği öne




    Hz. Peygamber’in erdemli insan yetiştirme bağlamında
    isar (diğergamlık) kavramına verdiği önem




    İslâm, kolektif yaşanılan bir dindir. Onun temsilcisi ve elçisi konumunda olan
    Hz. Peygamber, fedakâr, cömert, başkalarını kendine tercih eden, samimi insanlardan oluşan erdemli bir toplum oluşturmayı amaçlamıştır. Onun hedefi,
    iyi huylarla bezenmiş, kötü huylardan arınmış erdemli bir birey modeli/insan-ı
    kâmil örneğini oluşturmaktır. Başkasını düşünmeyen ve başkasıyla ilgilenmeyen
    bir bireycilik anlayışının dinde yeri yoktur. İnsanlar arasındaki ilişkilerin/
    dostlukların sağlam olması aradaki güven, vefa, samimiyet, hoşgörü ve
    fedakârlık gibi duyguların var olmasıyla doğru orantılıdır. Kendi salt nefsi ve
    menfaati için çalışan insanlar, pragmatist anlayışın esiri olan ve dünyayı kendi
    çıkarından ibaret olduğunu zannedenlerdir. Bu zihniyetin kökeninde diğerkâmlığa
    hiç önem verilmemesi yatmaktadır. Dünyaya diğerkâmlık gibi ulvî ve
    yüce duygular hâkim olmuş olsaydı, tarih boyunca haksız ve gereksiz yere yapılan
    pek çok savaş yapılmamış, insan kanı akıtılmamış olacak ve günümüzde
    de daha âdil ve insanca yaşanılır bir dünya olacaktı. Dolayısıyla Müslümanların
    sadece ibadetlerle yetinmeyip, bu tür güzel huyları sosyal/günlük hayatta
    canlı tutmaları ve davranışlarında bir meleke haline getirmeleri bir gerekliliktir.
    Aksi takdirde toplumumuzda batı ülkelerindeki gibi yaşanan, üstesinden gelinmesi
    ve çözülmesi zor bir takım sosyal içerikli problemlerin (sokak çocukları,
    kuşak çatışması, bazı hakların ihlali, güvensizlik gibi sorunların) yaşanması
    kaçınılmaz olacaktır.

    Saffet Sancaklı *SELÇUK İLAHİYAT FAKÜLTES


  4. 30.Ocak.2014, 23:23
    2
    Devamlı Üye



    Hz. Peygamber’in erdemli insan yetiştirme bağlamında
    isar (diğergamlık) kavramına verdiği önem




    İslâm, kolektif yaşanılan bir dindir. Onun temsilcisi ve elçisi konumunda olan
    Hz. Peygamber, fedakâr, cömert, başkalarını kendine tercih eden, samimi insanlardan oluşan erdemli bir toplum oluşturmayı amaçlamıştır. Onun hedefi,
    iyi huylarla bezenmiş, kötü huylardan arınmış erdemli bir birey modeli/insan-ı
    kâmil örneğini oluşturmaktır. Başkasını düşünmeyen ve başkasıyla ilgilenmeyen
    bir bireycilik anlayışının dinde yeri yoktur. İnsanlar arasındaki ilişkilerin/
    dostlukların sağlam olması aradaki güven, vefa, samimiyet, hoşgörü ve
    fedakârlık gibi duyguların var olmasıyla doğru orantılıdır. Kendi salt nefsi ve
    menfaati için çalışan insanlar, pragmatist anlayışın esiri olan ve dünyayı kendi
    çıkarından ibaret olduğunu zannedenlerdir. Bu zihniyetin kökeninde diğerkâmlığa
    hiç önem verilmemesi yatmaktadır. Dünyaya diğerkâmlık gibi ulvî ve
    yüce duygular hâkim olmuş olsaydı, tarih boyunca haksız ve gereksiz yere yapılan
    pek çok savaş yapılmamış, insan kanı akıtılmamış olacak ve günümüzde
    de daha âdil ve insanca yaşanılır bir dünya olacaktı. Dolayısıyla Müslümanların
    sadece ibadetlerle yetinmeyip, bu tür güzel huyları sosyal/günlük hayatta
    canlı tutmaları ve davranışlarında bir meleke haline getirmeleri bir gerekliliktir.
    Aksi takdirde toplumumuzda batı ülkelerindeki gibi yaşanan, üstesinden gelinmesi
    ve çözülmesi zor bir takım sosyal içerikli problemlerin (sokak çocukları,
    kuşak çatışması, bazı hakların ihlali, güvensizlik gibi sorunların) yaşanması
    kaçınılmaz olacaktır.

    Saffet Sancaklı *SELÇUK İLAHİYAT FAKÜLTES





+ Yorum Gönder