Konusunu Oylayın.: Cemaatle namaz ile ilgili sorum

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Cemaatle namaz ile ilgili sorum
  1. 05.Ocak.2014, 22:48
    1
    sehervakti
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Temmuz.2013
    Üye No: 102003
    Mesaj Sayısı: 564
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Cemaatle namaz ile ilgili sorum






    Cemaatle namaz ile ilgili sorum Mumsema Cemaatle namaz kılarken mesela evde cemaat yaptık diyelim abim imam oldu mesela diyelim fatihada yanlış bi harf yaptı yanlış okudu ve ya başka birşey,ondan cemaat yani biz sorumlumuyuz namazımız olurmu tekrarlayalım mı inşallah?
    Allah razı olsun


  2. 05.Ocak.2014, 22:48
    1
    Devamlı Üye



    Cemaatle namaz kılarken mesela evde cemaat yaptık diyelim abim imam oldu mesela diyelim fatihada yanlış bi harf yaptı yanlış okudu ve ya başka birşey,ondan cemaat yani biz sorumlumuyuz namazımız olurmu tekrarlayalım mı inşallah?
    Allah razı olsun


    Benzer Konular

    - Namaz kılmayla ilgili bir sorum olacak

    - Namaz ile ilgili 2 sorum var yardımcı olurmusunuz ?

    - Cemaatle Namaz Hadisleri Cemaatle Namaz Hadislerinin Açıklamaları

    - Namaz ile ilgili bir sorum var?

    - Namaz ile ilgili 5 sorum var

  3. 06.Ocak.2014, 01:14
    2
    merhaba
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Aralık.2007
    Üye No: 5268
    Mesaj Sayısı: 194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Cemaatle namaz ile ilgili sorum




    Imam acik namazı bozacak bir fiil yaparsa cemaat namazını yeniden kılar


  4. 06.Ocak.2014, 01:14
    2
    Devamlı Üye



    Imam acik namazı bozacak bir fiil yaparsa cemaat namazını yeniden kılar


  5. 06.Ocak.2014, 01:22
    3
    sehervakti
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Temmuz.2013
    Üye No: 102003
    Mesaj Sayısı: 564
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Cevap: Cemaatle namaz ile ilgili sorum

    harflerde yanlışlık örneğin ; iyyakena'büdü diyeceğine iyyakenabüdü dedi,bunun gibi yanlışlıktan bahsediyorum ve buna benzer...?


  6. 06.Ocak.2014, 01:22
    3
    Devamlı Üye
    harflerde yanlışlık örneğin ; iyyakena'büdü diyeceğine iyyakenabüdü dedi,bunun gibi yanlışlıktan bahsediyorum ve buna benzer...?


  7. 06.Ocak.2014, 01:29
    4
    merhaba
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Aralık.2007
    Üye No: 5268
    Mesaj Sayısı: 194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Cemaatle namaz ile ilgili sorum

    Yapilan hata namazı bozuyorsa dikkate alinir


  8. 06.Ocak.2014, 01:29
    4
    Devamlı Üye
    Yapilan hata namazı bozuyorsa dikkate alinir


  9. 06.Ocak.2014, 01:33
    5
    sehervakti
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Temmuz.2013
    Üye No: 102003
    Mesaj Sayısı: 564
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Cevap: Cemaatle namaz ile ilgili sorum

    kardeşim bende onu soruyorum bozuyormu diye zaten bozduğunu bilsem neden kılmayayım...


  10. 06.Ocak.2014, 01:33
    5
    Devamlı Üye
    kardeşim bende onu soruyorum bozuyormu diye zaten bozduğunu bilsem neden kılmayayım...


  11. 06.Ocak.2014, 01:43
    6
    merhaba
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Aralık.2007
    Üye No: 5268
    Mesaj Sayısı: 194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Cemaatle namaz ile ilgili sorum

    NAMAZDAKİ KIRAAT HATALARIMIZ

    Hüseyin OKUR


    İmandan sonra Allah Teala’ya karşı en önemli vazifemiz namazdır. Namaz, sayısız lütuflarından dolayı Allah Teala’ya şükran ve tazimlerimizi sunmak, kusurlarımızı affettirmek için kalbimiz, dilimiz ve bedenimizle birlikte yaptığımız bir ibadettir. Rasulullah’ın (s.a.v) ifadesiyle dinin direği olan namaz, sıkıntılı zamanlarda sığınak, sevinçli zamanlarda şükür makamıdır.


    Namaz bu denli önemli bir konumda olduğundan fıkıh kitaplarında namaz konusunun üzerinde çok fazla durulmuş ve namazın ön şartı olan temizlik bahislerinden hemen sonra bu konuya geçilmiştir. Bunun sebebi, namazın müminin ve sahip olduğu imanın bir şiarı, sembolü oluşundandır. Kur’an-ı Kerim’de müminlerin özelliklerinin bahsedildiği ayetlerde, onların namazlarını huşu içerisinde ve tastamam kılmaları bildirilmiştir. Namazı tastamam kılmak, kıyam, kıraat, rükü, secde gibi rükünlerini, Rasulullah Efendimiz’in (s.a.v) tarif ettiği üzere yani sünnet üzere eda etmek keyfiyetinde olur.





    Rükü, secde ve oturuş gibi rükünleri eda noktasında çok fazla sıkıntı yaşanmaz. Çünkü bu yerlerde okunan tespihler hem kısadır hem de buralarda riayet edilmesi gereken duruş şekilleri hemen hemen herkes tarafından üç aşağı beş yukarı doğru yapılmaktadır. Ancak Kur’an okuma alışkanlığımızın zayıflamasının bir tezahürü olacak ki, namazda kıyam esnasında yani ayakta iken yapmış olduğumuz kıraat yani Kur’an okuma noktasında eksiklerimizin olduğu aşikardır.


    Hatalı Kur’an okunmanın ilk ortaya çıkışı Rasulullah Efendimiz (s.a.v) zamanında görülmüştür. Adamın biri Hz. Peygamber’in huzurunda bir dil hatası yapmış ve bunun üzerine Efendimiz (s.a.v) “Kardeşiniz hata yaptı, onun yanlışını düzeltiniz buyurmuştur.”
    (İbn Cinni, el-Hasais, 1/108)






    Hz. Ömer (r.a) döneminde bedevinin biri sahabilerin yanına gelip, “Bana, Hz. Muhammed’e (s.a.v) indirilenden bir parça okuyacak olan var mı?” deyince oradakilerden biri, Berae suresinin ilk ayetlerinden okumaya başlamış ancak daha ilk ayette “Rasulehu” diyecekken bu kelimeyi “Rasulihi” diye esreli okumuştur. Bunun üzerine Arapçayı fasih bilen ve konuşan bu bedevi, kelimeyi bu şekilde okumadan kaynaklanan mana kaymasını anlayarak, “Allah Teala Peygamberinden de mi uzak?! Eğer Allah Peygamberinden beri ise ben de beriyim!” demiştir.


    Bu haber Hz. Ömer’e (r.a) ulaşınca bedeviyi yanına çağırtmış ve ona, “Ey bedevi! Sen Allah’ın peygamberinden uzak mı olduğunu söylüyorsun?” demiş bunun üzerine bedevi ona şöyle cevap vermiştir: “Ey müminlerin emiri! Kur’an-ı Kerim’den ezberimde de bir şey yoktu, yani bilmiyordum. Kur’an’dan bir parça bir şey okuyabilecek olan var mı?” diye sordum, adamın biri bana Berae suresinden okumaya başladı ve ilk ayette “Rasul” kelimesini esreli olarak “ve Rasulihi” şeklinde okudu. Ben de, ortaya çıkan manadan ötürü “Eğer Allah, rasulünden uzaksa ben de uzağım” dedim. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a), “Ey bedevi, bu senin zannettiğin gibi değil!” dedi. Bedevi, “Peki ya nasıl?” diye sorunca Hz. Ömer (r.a) ayet-i kerimeyi doğru şekliyle okudu. Bedevi de, “Vallahi ben de Allah ve Rasulü’nün uzak olduklarından (müşriklerden) uzağım” diye karşılık verdi. Bu hadiseden sonra Hz. Ömer (r.a) Kur’an-ı Kerim’i ancak lügati yani dili iyi bilen kişilerin okumasını istemiş ve ayrıca Ebu’l-Esved ed-Düeli’ye de (r.a) kelimelerin cümle içindeki konumlarını belirleyecek olan ilmi yani nahiv ilmini oluşturmasını emretmiştir.


    “ZELLETܒL-KARΔ NEDİR?
    Kur’an, namazda kıyam halinde iken yani ayakta dururken okunur. Namazda, Fatiha’dan sonra okunması gereken asgari miktar, kısa bir sure veya kısa üç ayet veya buna denk bir uzun ayettir. Namazda kıraat ederken her rekatta okunan Fatiha suresini ve arkasından eklenmek üzere birkaç surenin iyi ezberlenmesi ve okuyuşlarda titiz davranılması gerekeceği bellidir. Bununla birlikte Kur’an okurken çeşitli sebeplerle okuma hatası yapılabilir.
    Bu okuyuş hataları ve dil sürçmesi fıkıh terminolojisinde “zelletü’l-karî” olarak adlandırılır. Alimler okuyuşta yapılan hataların, kıraat şartının yerine gelip gelmediğine, dolayısıyla namazın sahih olup olmadığına etkisi üzerinde birtakım ölçüler getirmişlerdir. Burada tamamını zikretmek mümkün değildir ancak birkaç hatırlatmada bulunmak istiyoruz:






    Kur’an-ı Kerim’in bir kelimesi kasten değiştirilir de, bununla mana değişmiş olursa, namaz ittifakla bozulur. Kur’an okunurken durulmayacak yerde durulsa alimlerin görüşüne göre namaz bozulmaz. Çünkü bunda da çoğunluk için bir güçlük vardır, herkes manayı bilip ona göre Kur’an okuyamaz. Ayrıca unutmak ve nefes kesilmek gibi hallerden de kurtulamaz. Bunun için “Lâ ilâhe” diyerek durduktan sonra “illallah” denilse veya “Kâleti’l-Yehudu=Yahudiler dedi” deyip durulduktan sonra “Uzeyrün ibnullahi=Üzeyr Allah’ın oğludur” diye başlanılsa, tercih edilen görüşe göre, namaz bozulmaz. Ancak ayetin manalarını bilen kimsenin böyle yapmaması gerekir.


    Bir harfi başka bir harf yerine okumak manayı değiştiriyorsa ve iki harf arasında mahreç yönünden bir yakınlık da mevcut değilse, namazı bozar. Ama iki harf arasında mahreç yakınlığı bulunduğundan onları birbirinden ayırt etmek ve telaffuzda bu yüzden sıkıntısız okumakta meşakkat varsa, namazı bozmaz. Mesela (za) ile (dad), (sad) ile (sin), (ta) ile (te) gibi harflerin mahreçleri birbirine yakındır ve bu şekilde birbirine benzeyen harflerin bir diğerinin yerine okunması durumunda namaz bozulmaz. Fakat bazı alimlere göre bu iş kasten yapılırsa namazı bozar. Ama dil kayması sonucu olursa, namazı bozmaz.


    Bir harfi olduğu gibi okumayıp kaldırmaya «hazf-i harf» denir. Hazfedilen harf manayı bozarsa, namaz bozulur. “câethüm” yerine “câehüm” okunur da “caet” fiilinin sonundaki (te) harfi hazfedilirse, mana bozulmayacağından namaz sahihtir. “lâ yüminûne” yerine “yüminûne” okunur da fiili olumsuz yapan (lâ) edatı hazfedilirse, mana bozulacağı için namaz sahih olmaz.


    Eğer ayete bir harf ilave edilse, mana değişmiyorsa namaz bozulmaz. Buna mukabil, “Allahüekber” ifadesinin başına bir “e” harfi eklenecek olsa, anlam bütünüyle değişeceği ve inanç noktasından riskli bir anlam çıkacağı için namaz bozulur. Çünkü “Allahüekber” sözünün anlamı, “Allah en büyüktür” şeklinde olup başına “e” harfi eklendiği zaman “Allah en büyük müdür?” şekline dönüşmektedir.


    Bir kelimeyi başka bir kelime yerine kullanmak: Değiştirilen kelime ile diğer kelime arasında mana yakınlığı ve Kur’an’da da yeri varsa namaz bozulmaz. Buna bir örnek verelim: “alîm” yerine “hakîm” ya da “gafur” yerine “rahîm” kelimesini koymak gibi. Bunların hem manaları birbirine yakın, hem de Kur’an’da yerleri vardır.


    İki kelime arasında mana yakınlığı var, ama Kur’an’da o tür bir kelime yoksa, İmam Ebu Yusuf’a göre namazı bozulur. Buna bir örnek verelim: “tevvabîn” yerine “teyyabîn” okumak. Kur’an’da “teyyabîn” diye bir kelime yoktur.


    İki kelime arasında mana yönünden bir yakınlık olmamakla beraber, küfrü gerektiren bir anlam taşıyorsa, namazı bozar. “Mümin” yerine “kafir” kelimesini koymak gibi. Çünkü “mümin” ile “kafir” arasında mana yönünden hiç bir yakınlık olmamakla beraber tamamen ters bir manaya yol açmaktadır.


    Bir kimse namazda fahiş hata ile okuduktan sonra, dönüp yeniden düzgün şekilde okursa namazı caiz olur. Kıraat esnasında az veya çok miktarda ayet atlamakla namaz bozulmaz. Zammı süreyi okurken hata edilse ve o hatayı düzeltmek için baştan alınırsa sehiv secdesi gerektirmez. Ancak sure okunmasa veya yanlış baştan alınmazsa sehiv secdesi gerekir.


    Şeddeyi ya da meddi terk etmek: Bilindiği gibi şeddeli bir kelimenin delalet ettiği mana ile aynı kelimenin şeddesizinin delalet ettiği mana arasında büyük fark vardır. Gerek iraba (hareke), gerekse şedde ve medde’ye çok dikkat etmek gerekir. Gerçi bununla namazın bozulamayacağı görüşünde olanlar vardır, ama aksini iddia edenler de az değildir.


    Yapılan yanlışlığın namazı bozup bozmaması konusunda yukarıdaki yazılanlar esas olmakla beraber, her namaz kılanın bunları ayırt etmesi mümkün değildir. Yanlış okunan kelimenin benzeri Kur’an’da var mıdır veya mana bozulmuş mudur? Bunu herkes bilemez. Bu sebeple herkes, bilen bir hocanın dizinde en azından Fatiha’yı ve namaz kılacak kadar da zammı sureleri doğru bir şekilde öğrenmeli ve Kur’an talimine devam etmelidir.


  12. 06.Ocak.2014, 01:43
    6
    Devamlı Üye
    NAMAZDAKİ KIRAAT HATALARIMIZ

    Hüseyin OKUR


    İmandan sonra Allah Teala’ya karşı en önemli vazifemiz namazdır. Namaz, sayısız lütuflarından dolayı Allah Teala’ya şükran ve tazimlerimizi sunmak, kusurlarımızı affettirmek için kalbimiz, dilimiz ve bedenimizle birlikte yaptığımız bir ibadettir. Rasulullah’ın (s.a.v) ifadesiyle dinin direği olan namaz, sıkıntılı zamanlarda sığınak, sevinçli zamanlarda şükür makamıdır.


    Namaz bu denli önemli bir konumda olduğundan fıkıh kitaplarında namaz konusunun üzerinde çok fazla durulmuş ve namazın ön şartı olan temizlik bahislerinden hemen sonra bu konuya geçilmiştir. Bunun sebebi, namazın müminin ve sahip olduğu imanın bir şiarı, sembolü oluşundandır. Kur’an-ı Kerim’de müminlerin özelliklerinin bahsedildiği ayetlerde, onların namazlarını huşu içerisinde ve tastamam kılmaları bildirilmiştir. Namazı tastamam kılmak, kıyam, kıraat, rükü, secde gibi rükünlerini, Rasulullah Efendimiz’in (s.a.v) tarif ettiği üzere yani sünnet üzere eda etmek keyfiyetinde olur.





    Rükü, secde ve oturuş gibi rükünleri eda noktasında çok fazla sıkıntı yaşanmaz. Çünkü bu yerlerde okunan tespihler hem kısadır hem de buralarda riayet edilmesi gereken duruş şekilleri hemen hemen herkes tarafından üç aşağı beş yukarı doğru yapılmaktadır. Ancak Kur’an okuma alışkanlığımızın zayıflamasının bir tezahürü olacak ki, namazda kıyam esnasında yani ayakta iken yapmış olduğumuz kıraat yani Kur’an okuma noktasında eksiklerimizin olduğu aşikardır.


    Hatalı Kur’an okunmanın ilk ortaya çıkışı Rasulullah Efendimiz (s.a.v) zamanında görülmüştür. Adamın biri Hz. Peygamber’in huzurunda bir dil hatası yapmış ve bunun üzerine Efendimiz (s.a.v) “Kardeşiniz hata yaptı, onun yanlışını düzeltiniz buyurmuştur.”
    (İbn Cinni, el-Hasais, 1/108)






    Hz. Ömer (r.a) döneminde bedevinin biri sahabilerin yanına gelip, “Bana, Hz. Muhammed’e (s.a.v) indirilenden bir parça okuyacak olan var mı?” deyince oradakilerden biri, Berae suresinin ilk ayetlerinden okumaya başlamış ancak daha ilk ayette “Rasulehu” diyecekken bu kelimeyi “Rasulihi” diye esreli okumuştur. Bunun üzerine Arapçayı fasih bilen ve konuşan bu bedevi, kelimeyi bu şekilde okumadan kaynaklanan mana kaymasını anlayarak, “Allah Teala Peygamberinden de mi uzak?! Eğer Allah Peygamberinden beri ise ben de beriyim!” demiştir.


    Bu haber Hz. Ömer’e (r.a) ulaşınca bedeviyi yanına çağırtmış ve ona, “Ey bedevi! Sen Allah’ın peygamberinden uzak mı olduğunu söylüyorsun?” demiş bunun üzerine bedevi ona şöyle cevap vermiştir: “Ey müminlerin emiri! Kur’an-ı Kerim’den ezberimde de bir şey yoktu, yani bilmiyordum. Kur’an’dan bir parça bir şey okuyabilecek olan var mı?” diye sordum, adamın biri bana Berae suresinden okumaya başladı ve ilk ayette “Rasul” kelimesini esreli olarak “ve Rasulihi” şeklinde okudu. Ben de, ortaya çıkan manadan ötürü “Eğer Allah, rasulünden uzaksa ben de uzağım” dedim. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a), “Ey bedevi, bu senin zannettiğin gibi değil!” dedi. Bedevi, “Peki ya nasıl?” diye sorunca Hz. Ömer (r.a) ayet-i kerimeyi doğru şekliyle okudu. Bedevi de, “Vallahi ben de Allah ve Rasulü’nün uzak olduklarından (müşriklerden) uzağım” diye karşılık verdi. Bu hadiseden sonra Hz. Ömer (r.a) Kur’an-ı Kerim’i ancak lügati yani dili iyi bilen kişilerin okumasını istemiş ve ayrıca Ebu’l-Esved ed-Düeli’ye de (r.a) kelimelerin cümle içindeki konumlarını belirleyecek olan ilmi yani nahiv ilmini oluşturmasını emretmiştir.


    “ZELLETܒL-KARΔ NEDİR?
    Kur’an, namazda kıyam halinde iken yani ayakta dururken okunur. Namazda, Fatiha’dan sonra okunması gereken asgari miktar, kısa bir sure veya kısa üç ayet veya buna denk bir uzun ayettir. Namazda kıraat ederken her rekatta okunan Fatiha suresini ve arkasından eklenmek üzere birkaç surenin iyi ezberlenmesi ve okuyuşlarda titiz davranılması gerekeceği bellidir. Bununla birlikte Kur’an okurken çeşitli sebeplerle okuma hatası yapılabilir.
    Bu okuyuş hataları ve dil sürçmesi fıkıh terminolojisinde “zelletü’l-karî” olarak adlandırılır. Alimler okuyuşta yapılan hataların, kıraat şartının yerine gelip gelmediğine, dolayısıyla namazın sahih olup olmadığına etkisi üzerinde birtakım ölçüler getirmişlerdir. Burada tamamını zikretmek mümkün değildir ancak birkaç hatırlatmada bulunmak istiyoruz:






    Kur’an-ı Kerim’in bir kelimesi kasten değiştirilir de, bununla mana değişmiş olursa, namaz ittifakla bozulur. Kur’an okunurken durulmayacak yerde durulsa alimlerin görüşüne göre namaz bozulmaz. Çünkü bunda da çoğunluk için bir güçlük vardır, herkes manayı bilip ona göre Kur’an okuyamaz. Ayrıca unutmak ve nefes kesilmek gibi hallerden de kurtulamaz. Bunun için “Lâ ilâhe” diyerek durduktan sonra “illallah” denilse veya “Kâleti’l-Yehudu=Yahudiler dedi” deyip durulduktan sonra “Uzeyrün ibnullahi=Üzeyr Allah’ın oğludur” diye başlanılsa, tercih edilen görüşe göre, namaz bozulmaz. Ancak ayetin manalarını bilen kimsenin böyle yapmaması gerekir.


    Bir harfi başka bir harf yerine okumak manayı değiştiriyorsa ve iki harf arasında mahreç yönünden bir yakınlık da mevcut değilse, namazı bozar. Ama iki harf arasında mahreç yakınlığı bulunduğundan onları birbirinden ayırt etmek ve telaffuzda bu yüzden sıkıntısız okumakta meşakkat varsa, namazı bozmaz. Mesela (za) ile (dad), (sad) ile (sin), (ta) ile (te) gibi harflerin mahreçleri birbirine yakındır ve bu şekilde birbirine benzeyen harflerin bir diğerinin yerine okunması durumunda namaz bozulmaz. Fakat bazı alimlere göre bu iş kasten yapılırsa namazı bozar. Ama dil kayması sonucu olursa, namazı bozmaz.


    Bir harfi olduğu gibi okumayıp kaldırmaya «hazf-i harf» denir. Hazfedilen harf manayı bozarsa, namaz bozulur. “câethüm” yerine “câehüm” okunur da “caet” fiilinin sonundaki (te) harfi hazfedilirse, mana bozulmayacağından namaz sahihtir. “lâ yüminûne” yerine “yüminûne” okunur da fiili olumsuz yapan (lâ) edatı hazfedilirse, mana bozulacağı için namaz sahih olmaz.


    Eğer ayete bir harf ilave edilse, mana değişmiyorsa namaz bozulmaz. Buna mukabil, “Allahüekber” ifadesinin başına bir “e” harfi eklenecek olsa, anlam bütünüyle değişeceği ve inanç noktasından riskli bir anlam çıkacağı için namaz bozulur. Çünkü “Allahüekber” sözünün anlamı, “Allah en büyüktür” şeklinde olup başına “e” harfi eklendiği zaman “Allah en büyük müdür?” şekline dönüşmektedir.


    Bir kelimeyi başka bir kelime yerine kullanmak: Değiştirilen kelime ile diğer kelime arasında mana yakınlığı ve Kur’an’da da yeri varsa namaz bozulmaz. Buna bir örnek verelim: “alîm” yerine “hakîm” ya da “gafur” yerine “rahîm” kelimesini koymak gibi. Bunların hem manaları birbirine yakın, hem de Kur’an’da yerleri vardır.


    İki kelime arasında mana yakınlığı var, ama Kur’an’da o tür bir kelime yoksa, İmam Ebu Yusuf’a göre namazı bozulur. Buna bir örnek verelim: “tevvabîn” yerine “teyyabîn” okumak. Kur’an’da “teyyabîn” diye bir kelime yoktur.


    İki kelime arasında mana yönünden bir yakınlık olmamakla beraber, küfrü gerektiren bir anlam taşıyorsa, namazı bozar. “Mümin” yerine “kafir” kelimesini koymak gibi. Çünkü “mümin” ile “kafir” arasında mana yönünden hiç bir yakınlık olmamakla beraber tamamen ters bir manaya yol açmaktadır.


    Bir kimse namazda fahiş hata ile okuduktan sonra, dönüp yeniden düzgün şekilde okursa namazı caiz olur. Kıraat esnasında az veya çok miktarda ayet atlamakla namaz bozulmaz. Zammı süreyi okurken hata edilse ve o hatayı düzeltmek için baştan alınırsa sehiv secdesi gerektirmez. Ancak sure okunmasa veya yanlış baştan alınmazsa sehiv secdesi gerekir.


    Şeddeyi ya da meddi terk etmek: Bilindiği gibi şeddeli bir kelimenin delalet ettiği mana ile aynı kelimenin şeddesizinin delalet ettiği mana arasında büyük fark vardır. Gerek iraba (hareke), gerekse şedde ve medde’ye çok dikkat etmek gerekir. Gerçi bununla namazın bozulamayacağı görüşünde olanlar vardır, ama aksini iddia edenler de az değildir.


    Yapılan yanlışlığın namazı bozup bozmaması konusunda yukarıdaki yazılanlar esas olmakla beraber, her namaz kılanın bunları ayırt etmesi mümkün değildir. Yanlış okunan kelimenin benzeri Kur’an’da var mıdır veya mana bozulmuş mudur? Bunu herkes bilemez. Bu sebeple herkes, bilen bir hocanın dizinde en azından Fatiha’yı ve namaz kılacak kadar da zammı sureleri doğru bir şekilde öğrenmeli ve Kur’an talimine devam etmelidir.


  13. 19.Ocak.2014, 01:22
    7
    sehervakti
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Temmuz.2013
    Üye No: 102003
    Mesaj Sayısı: 564
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Cevap: Cemaatle namaz ile ilgili sorum

    Allah razı olsun


  14. 19.Ocak.2014, 01:22
    7
    Devamlı Üye
    Allah razı olsun





+ Yorum Gönder