Konusunu Oylayın.: Türkler hakkında hadis ayet var mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Türkler hakkında hadis ayet var mıdır?
  1. 09.Aralık.2013, 02:53
    1
    izzetyenilmez
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Kasım.2013
    Üye No: 102662
    Mesaj Sayısı: 6
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Türkler hakkında hadis ayet var mıdır?






    Türkler hakkında hadis ayet var mıdır? Mumsema Türkler hakkında hadis ayet var mıdır?


  2. 20.Temmuz.2015, 21:22
    2
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Türkler hakkında hadis ayet var mıdır?




    Türkler hakkında ayet yok ama tefsirlerde bazı ayetlerin açıklamasında türklerle ilgili ifadeler geçer.
    Ama türklerle ilgili bir kaç hadis vardır.


    Rasülüllah Efendimizin türklere işaret buyurduğu bazı hadisi şerifler şunlardır:

    • Kostantiyye (İstanbul) mutlaka feth olunacaktır.
    Onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır
    ve o asker ne güzel askerdir.
    Buhari (et-Trah-ul Kebir, cilt 1, kısım 2, sayfa: 81)
    Ahmed bin Hanbel (Müsned IV/42, kahire 1313) El-Hakim
    (el-Müstedrek IV/42-422, Haydarabat 1335)



    • Türk dilini öğreniniz,
    çünkü Türlerin çok uzun sürecek bir hâkimiyetleri vardır.
    (Kaşgarlı Mahmut, Divanı Lügat-it Türk,
    C.1.,s:3 –1333 İst basımı)



    •Benim ümmetimi öyle bir kavim sürüp, kovalayacaktır ki;
    onların yüzleri (yuvarlak ve) enli, gözleri (çekik ve) küçük,
    çehreleri sanki üzeri derilerle kaplanmış kalkanlar gibidirler.
    Onlar üç defa Arabistan yarımadasına kadar ilerleyeceklerdir.
    İlk istilada onların önlerinden kaçanlar kurtulacaktır.
    İkinci istilada hücuma uğrayanlardan bazıları helak olacak ve
    bazıları da canlarını kurtaracaklardır.
    Üçüncü istilada ise onların kökleri kesilecektir
    (Artık istilalar son bulacaktır) işte onlar Türkler’dir.
    Nefsim yed-i kudretinde olan ALLAH’a yemin ederim ki,
    Türkler (çok yakın bir gelecekte) atlarını
    Müslüman mescidlerinin direklerine bağlayacaklardır.
    Ebu Davud (Nuseym b. Hammad, Kitabü’l Fiten, Atıf Ktp. No:602,V.121122)



    • Türkler size ilişmedikçe sizde onlara ilişmeyiniz.
    Çünkü milletimin mülkünü ve ALLAH’ın ona olan ihsanını
    en evvel Kantura (Türk) nesli alacaktır.
    İmam Taberani (Mu’cem’ül-Kebir ve Mu’cem’ül Evsat isimli eserinde)



    • Habeşliler sizle uğraşmadıkça siz de onlarla uğraşmayınız.
    Hele Türkler size dokunmadığı sürece
    siz de Türkler’e (sakın) dokunmayınız!
    Ebu Davud (Sünen-i Davud, IV.s:112)

    Yukarıdaki hadis-i şerif Cüveydi tarafından şöyle nakledilmiştir:
    “Türkler sizlere dokunmadıkça siz de Türkler’e dokunmayınız.
    Zira onlar çok sert ve haşin tabiatlı kimselerdir.”
    (El-Cüveyni; Tarih-i Cihan-güşa, 1, s:11)

    Aynı hadis-i şerifi Hamavi ise ashabdan
    Hz. Muaviye’den şöyle nakletmiştir:
    “Sakın onların üzerine süvari birlikleri göndermeyiniz (harp etmeyiniz)
    Türkler ve Habeşliler size dokunmadığı sürece
    siz de onlara dokunmayınız.”



    • İmam Taberani Hz. Muaviye’den şöyle nakleder:
    İbn-i Zi’l Kela anlatıyor:
    Bir gün Muaviye’nin yanındaydım.
    Ermeniye vilayetinin valisinden posta geldi.
    Muaviye valinin mektubunu okudu, hiddetlendi;
    sonra kâtiplerinden birini çağırdı ve ona
    valinin tahriratına şöyle yaz, dedi.
    ‘İdarendeki araziye Türkler’in akın ve yağma ettiklerinden
    bunun üzerine arkalarından takip kuvvetlerini sevkettiğinden ve
    bu takipçilerin yağma edilen şeyleri
    onlardan istirdat etmiş olduklarından bahsediyorsun.
    Anan sana matem tutsun, sakın bir daha öyle bir harekette bulunma,
    Türkleri kışkırtma ve onlardan hiç bir şey istirdat etme.
    Çünkü ben Resulullah’dan işittim.
    Buyurdu ki; “Türkler yavşan otu biten yerlere
    (Avrupa’ya) kadar ilerleyeceklerdir.”



    • Hıfz, on kısma ayrılmıştır:
    Dokuzu Türkler’de, biri diğer insanlardadır.
    (Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi (Ramuz’ul-Ehadis 4140 nolu hadis)

    Hıfz kelimesi bazı kitaplarda hafızlık,
    kavrama kabiliyeti olarak tercüme edilmiştir.
    Merhum Mehmed Vani Efendi’ye göre ise
    muhafazakârlık yani dinini, milletini, vatanını,
    maddi ve manevi değerlerini,
    örf ve âdetlerini, namusunu koruma duygusunun
    her milletten çok Türk milletindedir.



    • Taberi şöyle anlatmaktadır:
    Hz. Peygamber Arap kabilelerin hücumu yılında (Hendek savaşı)
    Medine’nin etrafında kazılmak istenen hendeğin sınırlarını çizdi...
    Biz hiçbir zaman bu sınırları aşmak istemiyorduk.
    Salman hendekten çıkarak Hz. Peygamberin bulunduğu yere geldi.
    Bu sırada O bir Türk çadırını kurmakla meşgul bulunuyordu.
    (et-Taberi II. S:568)



    • Ebu Said el-Hudri demiştir ki;
    Hz. Peygamber ramazanın ilk on gününde itikâfa girmiştir.
    Sonra ortasındaki on günde
    tentesi üzerinde hasır bulunan bir Türk çadırında itikâfa girmiştir.
    Ebu Müslim.



    • Resulullah Efendimiz bir gece rüyasında
    peşine önce siyah bir koyunun,
    sonrada bir beyaz koyunun takıldığını görüyor.
    Sabahleyin mescid-i saadete gelip namaz kıldırdıktan sonra
    sırf iltifat olsun diye
    bu rüyanın yorumunu Ebubekir Sıddık Hazretlerine bırakıyor.
    Bu iltifata hem sevinen, hem de mahcup olan Ebubekir (r.a):
    “Mademki, öyle arzu buyurdunuz, yorumunu yapayım.
    Ey Allah’ın Peygamberi Peşinize ilk takılan siyah koyun Arapları,
    sonra da takılan beyaz koyun beyaz bir ırkı temsil eder.
    Yani önce Araplar size inanıp peşinize takılacak,
    sonra da beyaz bir ırk İslam’a girip size uyacak...”
    rüyadaki siyah koyun Arapları,
    beyaz koyun ise Türkler’i işaret etmiştir.
    Çünkü bir müddet sonra beyaz yüzlü olan Türkler İslam’a girmişlerdir.



    • Ebu Sekine (ki Muharrerlerden bir kimsedir)
    Resulullah (sav)ın bir sahabesinden naklen anlatıyor:
    "Resulullah (sav) buyurdular ki:
    "Sizi bıraktıkları müddetçe siz de Habeşileri bırakın.
    Sizi terkettikleri müddetçe Türkleri terkedin."
    (Ravi (r.a.): Ebu Sekine Kaynak: Ebu Davud, Melahim 8, 4302



  3. 20.Temmuz.2015, 21:22
    2
    Üye



    Türkler hakkında ayet yok ama tefsirlerde bazı ayetlerin açıklamasında türklerle ilgili ifadeler geçer.
    Ama türklerle ilgili bir kaç hadis vardır.


    Rasülüllah Efendimizin türklere işaret buyurduğu bazı hadisi şerifler şunlardır:

    • Kostantiyye (İstanbul) mutlaka feth olunacaktır.
    Onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır
    ve o asker ne güzel askerdir.
    Buhari (et-Trah-ul Kebir, cilt 1, kısım 2, sayfa: 81)
    Ahmed bin Hanbel (Müsned IV/42, kahire 1313) El-Hakim
    (el-Müstedrek IV/42-422, Haydarabat 1335)



    • Türk dilini öğreniniz,
    çünkü Türlerin çok uzun sürecek bir hâkimiyetleri vardır.
    (Kaşgarlı Mahmut, Divanı Lügat-it Türk,
    C.1.,s:3 –1333 İst basımı)



    •Benim ümmetimi öyle bir kavim sürüp, kovalayacaktır ki;
    onların yüzleri (yuvarlak ve) enli, gözleri (çekik ve) küçük,
    çehreleri sanki üzeri derilerle kaplanmış kalkanlar gibidirler.
    Onlar üç defa Arabistan yarımadasına kadar ilerleyeceklerdir.
    İlk istilada onların önlerinden kaçanlar kurtulacaktır.
    İkinci istilada hücuma uğrayanlardan bazıları helak olacak ve
    bazıları da canlarını kurtaracaklardır.
    Üçüncü istilada ise onların kökleri kesilecektir
    (Artık istilalar son bulacaktır) işte onlar Türkler’dir.
    Nefsim yed-i kudretinde olan ALLAH’a yemin ederim ki,
    Türkler (çok yakın bir gelecekte) atlarını
    Müslüman mescidlerinin direklerine bağlayacaklardır.
    Ebu Davud (Nuseym b. Hammad, Kitabü’l Fiten, Atıf Ktp. No:602,V.121122)



    • Türkler size ilişmedikçe sizde onlara ilişmeyiniz.
    Çünkü milletimin mülkünü ve ALLAH’ın ona olan ihsanını
    en evvel Kantura (Türk) nesli alacaktır.
    İmam Taberani (Mu’cem’ül-Kebir ve Mu’cem’ül Evsat isimli eserinde)



    • Habeşliler sizle uğraşmadıkça siz de onlarla uğraşmayınız.
    Hele Türkler size dokunmadığı sürece
    siz de Türkler’e (sakın) dokunmayınız!
    Ebu Davud (Sünen-i Davud, IV.s:112)

    Yukarıdaki hadis-i şerif Cüveydi tarafından şöyle nakledilmiştir:
    “Türkler sizlere dokunmadıkça siz de Türkler’e dokunmayınız.
    Zira onlar çok sert ve haşin tabiatlı kimselerdir.”
    (El-Cüveyni; Tarih-i Cihan-güşa, 1, s:11)

    Aynı hadis-i şerifi Hamavi ise ashabdan
    Hz. Muaviye’den şöyle nakletmiştir:
    “Sakın onların üzerine süvari birlikleri göndermeyiniz (harp etmeyiniz)
    Türkler ve Habeşliler size dokunmadığı sürece
    siz de onlara dokunmayınız.”



    • İmam Taberani Hz. Muaviye’den şöyle nakleder:
    İbn-i Zi’l Kela anlatıyor:
    Bir gün Muaviye’nin yanındaydım.
    Ermeniye vilayetinin valisinden posta geldi.
    Muaviye valinin mektubunu okudu, hiddetlendi;
    sonra kâtiplerinden birini çağırdı ve ona
    valinin tahriratına şöyle yaz, dedi.
    ‘İdarendeki araziye Türkler’in akın ve yağma ettiklerinden
    bunun üzerine arkalarından takip kuvvetlerini sevkettiğinden ve
    bu takipçilerin yağma edilen şeyleri
    onlardan istirdat etmiş olduklarından bahsediyorsun.
    Anan sana matem tutsun, sakın bir daha öyle bir harekette bulunma,
    Türkleri kışkırtma ve onlardan hiç bir şey istirdat etme.
    Çünkü ben Resulullah’dan işittim.
    Buyurdu ki; “Türkler yavşan otu biten yerlere
    (Avrupa’ya) kadar ilerleyeceklerdir.”



    • Hıfz, on kısma ayrılmıştır:
    Dokuzu Türkler’de, biri diğer insanlardadır.
    (Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi (Ramuz’ul-Ehadis 4140 nolu hadis)

    Hıfz kelimesi bazı kitaplarda hafızlık,
    kavrama kabiliyeti olarak tercüme edilmiştir.
    Merhum Mehmed Vani Efendi’ye göre ise
    muhafazakârlık yani dinini, milletini, vatanını,
    maddi ve manevi değerlerini,
    örf ve âdetlerini, namusunu koruma duygusunun
    her milletten çok Türk milletindedir.



    • Taberi şöyle anlatmaktadır:
    Hz. Peygamber Arap kabilelerin hücumu yılında (Hendek savaşı)
    Medine’nin etrafında kazılmak istenen hendeğin sınırlarını çizdi...
    Biz hiçbir zaman bu sınırları aşmak istemiyorduk.
    Salman hendekten çıkarak Hz. Peygamberin bulunduğu yere geldi.
    Bu sırada O bir Türk çadırını kurmakla meşgul bulunuyordu.
    (et-Taberi II. S:568)



    • Ebu Said el-Hudri demiştir ki;
    Hz. Peygamber ramazanın ilk on gününde itikâfa girmiştir.
    Sonra ortasındaki on günde
    tentesi üzerinde hasır bulunan bir Türk çadırında itikâfa girmiştir.
    Ebu Müslim.



    • Resulullah Efendimiz bir gece rüyasında
    peşine önce siyah bir koyunun,
    sonrada bir beyaz koyunun takıldığını görüyor.
    Sabahleyin mescid-i saadete gelip namaz kıldırdıktan sonra
    sırf iltifat olsun diye
    bu rüyanın yorumunu Ebubekir Sıddık Hazretlerine bırakıyor.
    Bu iltifata hem sevinen, hem de mahcup olan Ebubekir (r.a):
    “Mademki, öyle arzu buyurdunuz, yorumunu yapayım.
    Ey Allah’ın Peygamberi Peşinize ilk takılan siyah koyun Arapları,
    sonra da takılan beyaz koyun beyaz bir ırkı temsil eder.
    Yani önce Araplar size inanıp peşinize takılacak,
    sonra da beyaz bir ırk İslam’a girip size uyacak...”
    rüyadaki siyah koyun Arapları,
    beyaz koyun ise Türkler’i işaret etmiştir.
    Çünkü bir müddet sonra beyaz yüzlü olan Türkler İslam’a girmişlerdir.



    • Ebu Sekine (ki Muharrerlerden bir kimsedir)
    Resulullah (sav)ın bir sahabesinden naklen anlatıyor:
    "Resulullah (sav) buyurdular ki:
    "Sizi bıraktıkları müddetçe siz de Habeşileri bırakın.
    Sizi terkettikleri müddetçe Türkleri terkedin."
    (Ravi (r.a.): Ebu Sekine Kaynak: Ebu Davud, Melahim 8, 4302






+ Yorum Gönder