Konusunu Oylayın.: Cinlerin yaşamı ve ahiretteki durumu nedir?

5 üzerinden 4.00 | Toplam : 4 kişi
Cinlerin yaşamı ve ahiretteki durumu nedir?
  1. 23.Kasım.2013, 07:28
    1
    srknblr
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Kasım.2013
    Üye No: 102643
    Mesaj Sayısı: 8
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cinlerin yaşamı ve ahiretteki durumu nedir?






    Cinlerin yaşamı ve ahiretteki durumu nedir? Mumsema Selamın aleykum.Sıraat köprüsüne geldik diyelim hiç bir hocalar cinlerden bahsetmiyor merak ediyorum uçmuyorya bunlar bunlarda sıraatn geçmiyormu bunlarda namazdan sorgulanmıyormu açıkca bir kıssa veya bir yazı varsa elinizde merak ettiğim konulardan teşekkürler şimdiden


  2. 23.Kasım.2013, 07:28
    1
    srknblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Selamın aleykum.Sıraat köprüsüne geldik diyelim hiç bir hocalar cinlerden bahsetmiyor merak ediyorum uçmuyorya bunlar bunlarda sıraatn geçmiyormu bunlarda namazdan sorgulanmıyormu açıkca bir kıssa veya bir yazı varsa elinizde merak ettiğim konulardan teşekkürler şimdiden


    Benzer Konular

    - Ressamın ahiretteki durumu nedir?

    - Sonradan Akli Dengesini Kaybedenlerin Ahiretteki Durumu nedir?

    - Çocukların Ahiretteki Durumu Nedir?

    - Şirk koşan kişinin ahiretteki durumu nedir?

    - Davet ulaşmayanların ahiretteki durumu nedir?

  3. 23.Kasım.2013, 09:47
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cinler nasıl ibadet ederler? Cinler dini nasıl yaşıyorlar?




    Cinler yaratılış olarak insanlardan farklı olsalar da dini yükümlülükleri yerine getirmeleri insanlarla benzerlik gösterir.
    Peygamberimiz (asm), onların da peygamberi, kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerim onların da kutsal kitabıdır. Onlar da imanın ve islamın şartlarını yerine getirmekle yükümlüdürler.
    Cinlerin dini yaşantıları ile ilgili çok az örnekler bulunmaktadır. Onların yaşantıları ve ibadetleriyle ilgili çok şey bilmememiz belki de bu bilgilere ihtiyacımızın çok fazla olmayışından olabilir. Zaten bilmemiz gerekenleri de Kur'ân ve hadisler yeterince bildirmiştir.
    Alıntı
    Cinler Dini Nasıl Yaşıyorlar?

    Peygamberimiz (asm) başta namaz olmak üzere Allah’ın hükümlerini Kur'an vasıtası ile insanlara ve cinlere anlatmıştır. Çünkü Kur'an insanlara olduğu gibi her hususta cinlere de rehberdir...

    “Ve bir zaman, cinlerden birtakımını Kur’ân’ı dinlemeleri üzere sana yöneltmiştik. Nihâyet ona (ulaşarak) hazır olduklarında (birbirlerine): “Susun (dinleyin)!” dediler. (O Kur’ân kırâeti) bitirilince de (artık îmân etmiş kimseler ve Allah’ın azâbı ile) korkutucular olarak kavimlerine döndüler. Dediler ki: “Ey kavmimiz! Doğrusu biz, Mûsâ’dan sonra indirilen, kendinden öncekileri tasdîk eden, hakka ve dosdoğru bir yola hidâyet eden bir kitab dinledik!” “Ey kavmimiz! Allah’ın da’vetçisine icâbet edin ve ona îmân edin ki (Allah) sizin için günahlarınızdan (bir kısmını) bağışlasın ve sizi (pek) elemli bir azabdan kurtarsın!” “Artık kim Allah’ın da‘vetçisine icâbet etmezse, bu yüzden yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakıcı değildir ve kendisi için, O’ndan (Allah’dan) başka (azâbı def’ edecek) dostlar yoktur. İşte onlar, apaçık bir dalâlet içindedirler!” (Ahkâf, 29–32)


    Cinler de Kur'ân’daki emirleri yerine getirmekle yükümlüdürlerBilindiği üzere cinler insanlar gibi topraktan değil ateşin dumansız alevinden yaratılmışlardır. Fakat onlar da insanlar gibi toplumsal yaşantıları olan bir ümmettirler. Yiyip içerler, evlenip çocuk sahibi olurlar.
    Cinlerin insanlar ile olan en önemli ortak özellikleri Hz. Muhammed’in (asm) gösterdiği iman ve İslâm yolunda Allah’a ibadet etmeleri ve neticede cennet ya da cehenneme girecek olmalarıdır.
    Bu hususta Dahhâk şöyle demektedir: “Bunlar cennete girecekler, yiyip içeceklerdir. Bu görüşümün doğruluğunun delili de şudur: Beşerin yaptığı taâtlardan dolayı, mükâfat elde edeceğine delâlet eden her delil, aynen cinler hakkında da mevcuttur.” (Razi)
    Dini yaşamak, ancak Allah’a iman edip, emir ve yasaklarına uymak ile olur.
    Peygamberimiz (asm) başta namaz olmak üzere Allah’ın hükümlerini Kur'ân vasıtası ile insanlara ve cinlere anlatmıştır. Çünkü Kur'ân insanlara olduğu gibi her hususta cinlere de rehberdir.


    Bir kısım âlim zatlar cinlere de yol göstermiştirAbdulkadir-i Geylani (ra) ve Osmanlı din âlimlerinden olan şeyhülislam Zembilli Ali Efendi gibi birçok zatlar da, cinlerle görüşüp onlara İslamiyet hakkında yol göstermişlerdir.
    Cinlerin dini yaşantıları ile ilgili çok fazla örneklere rastlayamamaktayız. Bizlere bilmemiz gerekenleri Kur'ân ve hadisler yeterince bildirmiştir. Bütün örnekler hakikatte ibret ve nasihat almak içindir. Onların yaşantıları ile ilgili çok şey bilmememiz belki de bu bilgilere ihtiyacımızın çok fazla olmayışından olabilir.


    Cinlerin dini kabul edip yaşamalarına dair yaygın rivayetler:
    Cinlerden bir topluluk Hz. Muhammed’i (asm) Kur'ân okurken dinlemiş ve iman edip, Müslüman olmuşlardır.
    (Ey Resûlüm!) De ki: “Bana vahyolundu, şu şübhesiz ki, cin’lerden bir topluluk (ben Kur'ân okurken) dinlemiş de: ‘Doğrusu biz, hârikulâde güzel bir Kur’ân dinledik!’ demişler.” (Ve demişler ki “(O Kur’ân) doğru yola götürüyor; artık (biz de) ona îmân ettik. Ve Rabbimize hiçbir şeyi aslâ ortak koşmayacağız”! (Cin:1-2)
    Cinler, Hz. İsa (as) ile Hz. Muhammed (asm) arasındaki fetret döneminde meleklerin semadaki konuşmalarını dinleyip duyduklarını kâhinlere ulaştırıyorlardı. Allah, Hz. Peygamber’i (asm) peygamber olarak gönderince, vahye şüphe karışmaması için, melekler semaya çıkan cinleri engellemek için alevli gök taşlarını onların üzerine atmaya başladılar. Bunlar da İblis’e gidip, bu durumu haber verdiler. Bunun üzerine İblis:
    “Bunun mutlaka bir sebebi vardır. Dolayısıyla sizler, yeryüzünün doğusunu-batısını her yerini karış karış gezip, bu sebebi bulmaya çalışın.” dedi.
    Dehhak da bu olayın devamını şöyle anlatmaktadır:
    “Cinlerden gönderilen bu ilk topluluk, Yemen’deki Nusaybin Cinleri idi. Bunlar cinlerin en şereflileri ve efendileriydi. İblis bunları Tihame’ye ve onun çevresinde bulunan Yemen diyarına gönderdi. O topluluk Mekke’ye iki günlük mesafede bulunan “Nahle” vadisine geldiler. Orada Resulullah’ı (asm) sabah namazını kılarken buldular. O’nun (asm) Kur'ân okuduğunu işittiler. Yanına varınca birbirlerine “susun” dediler. Resulullah (asm) bunları ne gördü ne de hissetti. Ta ki Allah (cc) Resulullah’a (asm):
    “(Ey Resûlüm!) De ki: “Bana vahyolundu, şu şübhesiz ki, cin’lerden bir topluluk (ben Kur'ân okurken) dinlemiş de:
    "Doğrusu biz, hârikulâde güzel bir Kur’ân dinledik!" demişler.” (Cin, 1) ” âyetini indirdi. (Taberi)
    Böylece bu topluluk Hz. Muhammed’i (asm) Kur'ân okurken dinleyip, iman ederek, Müslüman olmuşlardır.
    Hz. Cabir (ra) da cinlerin Rahman Suresi'ni nasıl dinlediklerini şöyle anlatıyor:
    “Resulullah (asm) bir gün, ashabının huzuruna çıktı ve Rahmân Suresi'ni baştan sona okudu. Hepsi de sükût ettiler. Bunun üzerine:
    “Ben bu sureyi cinlere de okudum, onlar sizden daha güzel karşılık verdiler. Şöyle ki:
    “Cenâb’ı Hakk’ın: “Rabbinizin hangi ni’metini tekzib edersiniz?” kavl-i şeriflerini her okuyuşumda şöyle diyorlardı:
    “Ey Rabbimiz, biz ni’metlerinden hiçbir şeyi tekzib edemeyiz, bütün hamdler sanadır.” (Kütüb-i sitte, Tirmizi, Tefsir, Rahman, (3287))


    Cinler, Hz. Peygamber’den (asm) Kur'ân ayetlerini öğrenmişlerdirKâdî, tefsirinde, Enes’in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
    “Bir ihtiyar, değneğine dayanmış olarak geldiğinde, ben Allah'ın Resulü ile beraber Mekke dağlarında idim. Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm):
    “Cinnî yürüyüşü ve nağmesi mi?” dedi, bunun üzerine o ihtiyar da:
    “Evet.” dedi. Müteakiben, Hz. Peygamber (asm):
    “Hangi cinlerdensin?”deyince o;
    “Ben, Hâme İbn Heym ibn Lâhs İbn İblisim.” diye cevap verdi. Hz. Peygamber (asm):
    “Seninle İblis arasında, ancak iki atanın geçmiş olduğunu görmekteyim... Binâenaleyh, senin üzerinden ne kadar yıl geçti?” deyince, bu cin:
    “Pek azı müstesna, dünyanın ömrünü yedim (yaşadım). Ben, Kâbil Hâbil’i öldürürken, tepeler arasında geziyordum.” dedi ve gelip geçmiş olaylar hakkında pek çok şey anlattı.
    Anlattıkları arasında şu da vardı:
    “Bana, İsâ ibn Meryem, “Eğer Muhammed (asm) ile karşılaşırsan, benden ona selâm söyle” dedi.. Ben de:
    "Onun selâmını şu anda sana tebliğ ettim ve sana da iman ettim.” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm):
    “İsa’ya selam olsun. Ey Hâme, sana da selâm olsun, ihtiyacın nedir?” deyince o:
    “Musa (as) bana, Tevrat’ı, İsa (as) da bana, İncil’i öğretti. O halde, sen de bana Kur’ân’ı öğret” dedi.
    Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm) ona, on sûre öğretti.
    Hz. Peygamber (asm) ahirete göçtüğünde, bu cin yaşamaya devam ediyordu. Zira vefat haberini Hz. Peygamber (asm) bildirmemiştir. Ömer ibn Hattab da:
    “Ben onun hâlâ yaşadığını sanıyorum” demiştir. (Razi)


    Cinler, mescidlerde insanlara karışmadan namaz kılmışlardırCinler İslam’ın esaslarında olan namaz kılmak emrini yerine getirmektedirler. Bu hususta İmam-ı Taberî der ki:
    Bize Abd İbn Humeyd, Said b. Cübeyr’den şöyle bir rivayette bulunmuştur:
    “Cinler Resulullah’a (asm) dediler ki:
    “Biz mescide nasıl gireceğiz? Senden uzağız. Seninle birlikte nasıl namaz kılacağız?” İşte bunun üzerine:
    “Şüphesiz mescitler Allah’a mahsustur. O halde orada Allah ile beraber hiç kimseye ibadet etmeyin!” (Cin,18) âyeti nazil oldu.
    Böylece cinlerin, insanlara karışmadan mescidlerde namaz kılmaları emredilmiş oldu. (Taberi)


    Cinler Hz. Muhammed’in (asm) imamlığında namaz kılmışlardır
    Ebu Nuaym, Temim-i Dari’den rivayetle şöyle demiştir:
    “Ben Hz. Peygamber, peygamber olarak gönderildiği zaman Şam da bulunuyordum. İhtiyaçlarım için bir yere gittim. Yolda iken akşam oldu. Ben de:
    “ Ben şu vadinin büyüğü kimse bu gece onun himayesindeyim” diyerek yattım.
    Sahibi görünmeyen bir ses:
    “Allah a sığın! Cinler hiç kimseyi Allah’tan(cc) koruyamazlar.” dedi.
    “Allah(cc) için söyle! Dediklerin doğru mudur?” dedim. O ses:
    “Evet! ümmi peygamber ortaya çıktı. Biz müslüman olup ona tabii olduk. Hacun denilen yerde onun arkasında namaz kıldık. O peygamber olunca cinlerin hilesi yok oldu. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın peygamberi Muhammed’e (asm) git ve müslüman ol!” dedi.
    Sabah olunca orada ki Eyyüb kilisesine gidip olanları bir rahibe anlattım. Rahib:
    “Bunları söyleyen doğru söylemiştir. Harem den bir peygamber çıkıp ve yine Harem’e hicret edecektir. Peygamberlerin en hayırlısıdır. Eğer gücün yetiyorsa her kesten önce ona ulaş” dedi.
    Ben de hiç vakit kaybetmeden yola çıktım ve Hz. Peygamberin(asm) yanına varıp müslüman oldum. (Bidaye, II/ 300 (Ebu Nuaym, Temim-i Dari'den)


    Cinlere de zina etmek haram kılınmıştırAhlaki hükümlerden cinler de sorumludur. Bu hükümlerden birisi olan zina, cinlere de haram kılınmıştır.
    Vakidi, Asım b. Ömer den, Osman b. Affan bana:
    “Biz Kureyş’in bir kervanıyla Şam’a gittik. Bu, Rasûlullah’ın (asm) peygamberliğinden önce idi. Şam’ın varoşlarına yaklaştığımızda orada kâhine bir kadın gördük, bizim önümüze gelerek:
    “Bana cinden olan huddam arkadaşım gelerek kapımın üzerinde durdu. Ona niçin içeriye girmediğini sorduğumda:
    “Artık zina etmeye imkânımız yok. Çünkü Ahmed (asm) dünyaya geldi ve güç yetmez bir emir geldi.” dedi.
    Sonra ben döndüm, Mekke’ye vardım. Baktım ki Hz. Peygamber (asm) Mekke’de ortaya çıkmış insanları Allah’a davet ediyor.” dedi. (Bidaye, ıı/338(Vakidi, Asım b. Ömer den ) Ebu Nuaym, Delail,s.29 ) Kaynak:sorucevapbul



  4. 23.Kasım.2013, 09:47
    2
    Moderatör



    Cinler yaratılış olarak insanlardan farklı olsalar da dini yükümlülükleri yerine getirmeleri insanlarla benzerlik gösterir.
    Peygamberimiz (asm), onların da peygamberi, kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerim onların da kutsal kitabıdır. Onlar da imanın ve islamın şartlarını yerine getirmekle yükümlüdürler.
    Cinlerin dini yaşantıları ile ilgili çok az örnekler bulunmaktadır. Onların yaşantıları ve ibadetleriyle ilgili çok şey bilmememiz belki de bu bilgilere ihtiyacımızın çok fazla olmayışından olabilir. Zaten bilmemiz gerekenleri de Kur'ân ve hadisler yeterince bildirmiştir.
    Alıntı
    Cinler Dini Nasıl Yaşıyorlar?

    Peygamberimiz (asm) başta namaz olmak üzere Allah’ın hükümlerini Kur'an vasıtası ile insanlara ve cinlere anlatmıştır. Çünkü Kur'an insanlara olduğu gibi her hususta cinlere de rehberdir...

    “Ve bir zaman, cinlerden birtakımını Kur’ân’ı dinlemeleri üzere sana yöneltmiştik. Nihâyet ona (ulaşarak) hazır olduklarında (birbirlerine): “Susun (dinleyin)!” dediler. (O Kur’ân kırâeti) bitirilince de (artık îmân etmiş kimseler ve Allah’ın azâbı ile) korkutucular olarak kavimlerine döndüler. Dediler ki: “Ey kavmimiz! Doğrusu biz, Mûsâ’dan sonra indirilen, kendinden öncekileri tasdîk eden, hakka ve dosdoğru bir yola hidâyet eden bir kitab dinledik!” “Ey kavmimiz! Allah’ın da’vetçisine icâbet edin ve ona îmân edin ki (Allah) sizin için günahlarınızdan (bir kısmını) bağışlasın ve sizi (pek) elemli bir azabdan kurtarsın!” “Artık kim Allah’ın da‘vetçisine icâbet etmezse, bu yüzden yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakıcı değildir ve kendisi için, O’ndan (Allah’dan) başka (azâbı def’ edecek) dostlar yoktur. İşte onlar, apaçık bir dalâlet içindedirler!” (Ahkâf, 29–32)


    Cinler de Kur'ân’daki emirleri yerine getirmekle yükümlüdürlerBilindiği üzere cinler insanlar gibi topraktan değil ateşin dumansız alevinden yaratılmışlardır. Fakat onlar da insanlar gibi toplumsal yaşantıları olan bir ümmettirler. Yiyip içerler, evlenip çocuk sahibi olurlar.
    Cinlerin insanlar ile olan en önemli ortak özellikleri Hz. Muhammed’in (asm) gösterdiği iman ve İslâm yolunda Allah’a ibadet etmeleri ve neticede cennet ya da cehenneme girecek olmalarıdır.
    Bu hususta Dahhâk şöyle demektedir: “Bunlar cennete girecekler, yiyip içeceklerdir. Bu görüşümün doğruluğunun delili de şudur: Beşerin yaptığı taâtlardan dolayı, mükâfat elde edeceğine delâlet eden her delil, aynen cinler hakkında da mevcuttur.” (Razi)
    Dini yaşamak, ancak Allah’a iman edip, emir ve yasaklarına uymak ile olur.
    Peygamberimiz (asm) başta namaz olmak üzere Allah’ın hükümlerini Kur'ân vasıtası ile insanlara ve cinlere anlatmıştır. Çünkü Kur'ân insanlara olduğu gibi her hususta cinlere de rehberdir.


    Bir kısım âlim zatlar cinlere de yol göstermiştirAbdulkadir-i Geylani (ra) ve Osmanlı din âlimlerinden olan şeyhülislam Zembilli Ali Efendi gibi birçok zatlar da, cinlerle görüşüp onlara İslamiyet hakkında yol göstermişlerdir.
    Cinlerin dini yaşantıları ile ilgili çok fazla örneklere rastlayamamaktayız. Bizlere bilmemiz gerekenleri Kur'ân ve hadisler yeterince bildirmiştir. Bütün örnekler hakikatte ibret ve nasihat almak içindir. Onların yaşantıları ile ilgili çok şey bilmememiz belki de bu bilgilere ihtiyacımızın çok fazla olmayışından olabilir.


    Cinlerin dini kabul edip yaşamalarına dair yaygın rivayetler:
    Cinlerden bir topluluk Hz. Muhammed’i (asm) Kur'ân okurken dinlemiş ve iman edip, Müslüman olmuşlardır.
    (Ey Resûlüm!) De ki: “Bana vahyolundu, şu şübhesiz ki, cin’lerden bir topluluk (ben Kur'ân okurken) dinlemiş de: ‘Doğrusu biz, hârikulâde güzel bir Kur’ân dinledik!’ demişler.” (Ve demişler ki “(O Kur’ân) doğru yola götürüyor; artık (biz de) ona îmân ettik. Ve Rabbimize hiçbir şeyi aslâ ortak koşmayacağız”! (Cin:1-2)
    Cinler, Hz. İsa (as) ile Hz. Muhammed (asm) arasındaki fetret döneminde meleklerin semadaki konuşmalarını dinleyip duyduklarını kâhinlere ulaştırıyorlardı. Allah, Hz. Peygamber’i (asm) peygamber olarak gönderince, vahye şüphe karışmaması için, melekler semaya çıkan cinleri engellemek için alevli gök taşlarını onların üzerine atmaya başladılar. Bunlar da İblis’e gidip, bu durumu haber verdiler. Bunun üzerine İblis:
    “Bunun mutlaka bir sebebi vardır. Dolayısıyla sizler, yeryüzünün doğusunu-batısını her yerini karış karış gezip, bu sebebi bulmaya çalışın.” dedi.
    Dehhak da bu olayın devamını şöyle anlatmaktadır:
    “Cinlerden gönderilen bu ilk topluluk, Yemen’deki Nusaybin Cinleri idi. Bunlar cinlerin en şereflileri ve efendileriydi. İblis bunları Tihame’ye ve onun çevresinde bulunan Yemen diyarına gönderdi. O topluluk Mekke’ye iki günlük mesafede bulunan “Nahle” vadisine geldiler. Orada Resulullah’ı (asm) sabah namazını kılarken buldular. O’nun (asm) Kur'ân okuduğunu işittiler. Yanına varınca birbirlerine “susun” dediler. Resulullah (asm) bunları ne gördü ne de hissetti. Ta ki Allah (cc) Resulullah’a (asm):
    “(Ey Resûlüm!) De ki: “Bana vahyolundu, şu şübhesiz ki, cin’lerden bir topluluk (ben Kur'ân okurken) dinlemiş de:
    "Doğrusu biz, hârikulâde güzel bir Kur’ân dinledik!" demişler.” (Cin, 1) ” âyetini indirdi. (Taberi)
    Böylece bu topluluk Hz. Muhammed’i (asm) Kur'ân okurken dinleyip, iman ederek, Müslüman olmuşlardır.
    Hz. Cabir (ra) da cinlerin Rahman Suresi'ni nasıl dinlediklerini şöyle anlatıyor:
    “Resulullah (asm) bir gün, ashabının huzuruna çıktı ve Rahmân Suresi'ni baştan sona okudu. Hepsi de sükût ettiler. Bunun üzerine:
    “Ben bu sureyi cinlere de okudum, onlar sizden daha güzel karşılık verdiler. Şöyle ki:
    “Cenâb’ı Hakk’ın: “Rabbinizin hangi ni’metini tekzib edersiniz?” kavl-i şeriflerini her okuyuşumda şöyle diyorlardı:
    “Ey Rabbimiz, biz ni’metlerinden hiçbir şeyi tekzib edemeyiz, bütün hamdler sanadır.” (Kütüb-i sitte, Tirmizi, Tefsir, Rahman, (3287))


    Cinler, Hz. Peygamber’den (asm) Kur'ân ayetlerini öğrenmişlerdirKâdî, tefsirinde, Enes’in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
    “Bir ihtiyar, değneğine dayanmış olarak geldiğinde, ben Allah'ın Resulü ile beraber Mekke dağlarında idim. Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm):
    “Cinnî yürüyüşü ve nağmesi mi?” dedi, bunun üzerine o ihtiyar da:
    “Evet.” dedi. Müteakiben, Hz. Peygamber (asm):
    “Hangi cinlerdensin?”deyince o;
    “Ben, Hâme İbn Heym ibn Lâhs İbn İblisim.” diye cevap verdi. Hz. Peygamber (asm):
    “Seninle İblis arasında, ancak iki atanın geçmiş olduğunu görmekteyim... Binâenaleyh, senin üzerinden ne kadar yıl geçti?” deyince, bu cin:
    “Pek azı müstesna, dünyanın ömrünü yedim (yaşadım). Ben, Kâbil Hâbil’i öldürürken, tepeler arasında geziyordum.” dedi ve gelip geçmiş olaylar hakkında pek çok şey anlattı.
    Anlattıkları arasında şu da vardı:
    “Bana, İsâ ibn Meryem, “Eğer Muhammed (asm) ile karşılaşırsan, benden ona selâm söyle” dedi.. Ben de:
    "Onun selâmını şu anda sana tebliğ ettim ve sana da iman ettim.” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm):
    “İsa’ya selam olsun. Ey Hâme, sana da selâm olsun, ihtiyacın nedir?” deyince o:
    “Musa (as) bana, Tevrat’ı, İsa (as) da bana, İncil’i öğretti. O halde, sen de bana Kur’ân’ı öğret” dedi.
    Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm) ona, on sûre öğretti.
    Hz. Peygamber (asm) ahirete göçtüğünde, bu cin yaşamaya devam ediyordu. Zira vefat haberini Hz. Peygamber (asm) bildirmemiştir. Ömer ibn Hattab da:
    “Ben onun hâlâ yaşadığını sanıyorum” demiştir. (Razi)


    Cinler, mescidlerde insanlara karışmadan namaz kılmışlardırCinler İslam’ın esaslarında olan namaz kılmak emrini yerine getirmektedirler. Bu hususta İmam-ı Taberî der ki:
    Bize Abd İbn Humeyd, Said b. Cübeyr’den şöyle bir rivayette bulunmuştur:
    “Cinler Resulullah’a (asm) dediler ki:
    “Biz mescide nasıl gireceğiz? Senden uzağız. Seninle birlikte nasıl namaz kılacağız?” İşte bunun üzerine:
    “Şüphesiz mescitler Allah’a mahsustur. O halde orada Allah ile beraber hiç kimseye ibadet etmeyin!” (Cin,18) âyeti nazil oldu.
    Böylece cinlerin, insanlara karışmadan mescidlerde namaz kılmaları emredilmiş oldu. (Taberi)


    Cinler Hz. Muhammed’in (asm) imamlığında namaz kılmışlardır
    Ebu Nuaym, Temim-i Dari’den rivayetle şöyle demiştir:
    “Ben Hz. Peygamber, peygamber olarak gönderildiği zaman Şam da bulunuyordum. İhtiyaçlarım için bir yere gittim. Yolda iken akşam oldu. Ben de:
    “ Ben şu vadinin büyüğü kimse bu gece onun himayesindeyim” diyerek yattım.
    Sahibi görünmeyen bir ses:
    “Allah a sığın! Cinler hiç kimseyi Allah’tan(cc) koruyamazlar.” dedi.
    “Allah(cc) için söyle! Dediklerin doğru mudur?” dedim. O ses:
    “Evet! ümmi peygamber ortaya çıktı. Biz müslüman olup ona tabii olduk. Hacun denilen yerde onun arkasında namaz kıldık. O peygamber olunca cinlerin hilesi yok oldu. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın peygamberi Muhammed’e (asm) git ve müslüman ol!” dedi.
    Sabah olunca orada ki Eyyüb kilisesine gidip olanları bir rahibe anlattım. Rahib:
    “Bunları söyleyen doğru söylemiştir. Harem den bir peygamber çıkıp ve yine Harem’e hicret edecektir. Peygamberlerin en hayırlısıdır. Eğer gücün yetiyorsa her kesten önce ona ulaş” dedi.
    Ben de hiç vakit kaybetmeden yola çıktım ve Hz. Peygamberin(asm) yanına varıp müslüman oldum. (Bidaye, II/ 300 (Ebu Nuaym, Temim-i Dari'den)


    Cinlere de zina etmek haram kılınmıştırAhlaki hükümlerden cinler de sorumludur. Bu hükümlerden birisi olan zina, cinlere de haram kılınmıştır.
    Vakidi, Asım b. Ömer den, Osman b. Affan bana:
    “Biz Kureyş’in bir kervanıyla Şam’a gittik. Bu, Rasûlullah’ın (asm) peygamberliğinden önce idi. Şam’ın varoşlarına yaklaştığımızda orada kâhine bir kadın gördük, bizim önümüze gelerek:
    “Bana cinden olan huddam arkadaşım gelerek kapımın üzerinde durdu. Ona niçin içeriye girmediğini sorduğumda:
    “Artık zina etmeye imkânımız yok. Çünkü Ahmed (asm) dünyaya geldi ve güç yetmez bir emir geldi.” dedi.
    Sonra ben döndüm, Mekke’ye vardım. Baktım ki Hz. Peygamber (asm) Mekke’de ortaya çıkmış insanları Allah’a davet ediyor.” dedi. (Bidaye, ıı/338(Vakidi, Asım b. Ömer den ) Ebu Nuaym, Delail,s.29 ) Kaynak:sorucevapbul






+ Yorum Gönder