Konusunu Oylayın.: Allah'ı hayal etmek günah mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 5 kişi
Allah'ı hayal etmek günah mıdır?
  1. 18.Kasım.2013, 04:07
    1
    izzetyenilmez
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Kasım.2013
    Üye No: 102662
    Mesaj Sayısı: 6
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Allah'ı hayal etmek günah mıdır?






    Allah'ı hayal etmek günah mıdır? Mumsema Ben çocukluğumda Allah 'ı düşünürken haşa hayal ederdim şimdide sürekli Allah'ı sürekli düşünüyorum fakat üzerimden bu hayal mevzusunu atamıyorum o şekil iyice yerleşmiş beynime İslamla ilgili bir şey düşündüğümde sürekli Allah'ı hayalime yansıtıyorum günah mıdır? yardım edin lütfen.!!!!


  2. 18.Kasım.2013, 04:07
    1
    izzetyenilmez - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Ben çocukluğumda Allah 'ı düşünürken haşa hayal ederdim şimdide sürekli Allah'ı sürekli düşünüyorum fakat üzerimden bu hayal mevzusunu atamıyorum o şekil iyice yerleşmiş beynime İslamla ilgili bir şey düşündüğümde sürekli Allah'ı hayalime yansıtıyorum günah mıdır? yardım edin lütfen.!!!!


    Benzer Konular

    - Evlenmek istemek ve evlendikten sonra ki hayatını hayal etmek günah mıdır

    - Gerdek gecesini hayal etmek günah mı?

    - Şehvetsiz şeyleri hayal etmek günah mıdır

    - Hayal etmek günah mıdır değil midir

    - Cinsellik hayal etmek günah mıdır

  3. 18.Kasım.2013, 09:45
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,670
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Allah'ın zatını düşünmemekle ilgili hadisler




    Allah'ın zatı düşünülemez/hayal edilemez.
    Ancak Allah'ın yarattığı şeyler tefekkür edilebilir çünkü insan aklı Allahın zatını kavrayamaz.
    ___________________

    "Allah'ın yarattıkları hakkında düşünün. Allah'ın zatını düşünmeyin. Allah'ın şahsı hakkında düşünmeye güç yetiremezsiniz." mealinde hadisler vardır:

    “Allah’ın zatını düşünmeyin, onun nimetlerin düşünün.”(Mecmau’z-Zevaid, 1/81, Kenzu’l-Ummal, h. No: 5707).

    Diğer bir rivayet şekli ise şöyledir:

    “Allah’ın yaratıklarını düşünün, sakın Allah’ın zatını düşünmeyin, helak olursunuz.”(Kenzu’l-Ummal, h. No: 5705). Bazı rivayetlerde “helak olursunuz” cümlesi yoktur.

    Diğer bir rivayet de şöyledir:

    “Yaratıkları düşünün, Yaratanı(n zatını) düşünmeyin. Çünkü, onun kadrini hakkıyla takdir edemezsiniz.”(Kenzu’l-Ummal, h. No: 5706).

    Tefekkür, insana mahsus bir
    özelliktir. İnsan, tefekkür sayesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün olur.
    Tefekkür ancak kalpte tasavvuru mümkün olan şeyler hakkında yapılabilir. Onun
    için, Allah'ın yarattığı varlıklar hakkında tefekkür mümkündür. Fakat Allah'ın
    zatı hakkındaki tefekkür mümkün değildir. Çünkü Allah hiç bir şekilde suret
    olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez. Bu nedenle Allah'ın
    zatı hakkında tefekkür edilmez. (el-İsfahânî, el-Müfredât, İstanbul 1986,
    578)Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  4. 18.Kasım.2013, 09:45
    2
    Moderatör



    Allah'ın zatı düşünülemez/hayal edilemez.
    Ancak Allah'ın yarattığı şeyler tefekkür edilebilir çünkü insan aklı Allahın zatını kavrayamaz.
    ___________________

    "Allah'ın yarattıkları hakkında düşünün. Allah'ın zatını düşünmeyin. Allah'ın şahsı hakkında düşünmeye güç yetiremezsiniz." mealinde hadisler vardır:

    “Allah’ın zatını düşünmeyin, onun nimetlerin düşünün.”(Mecmau’z-Zevaid, 1/81, Kenzu’l-Ummal, h. No: 5707).

    Diğer bir rivayet şekli ise şöyledir:

    “Allah’ın yaratıklarını düşünün, sakın Allah’ın zatını düşünmeyin, helak olursunuz.”(Kenzu’l-Ummal, h. No: 5705). Bazı rivayetlerde “helak olursunuz” cümlesi yoktur.

    Diğer bir rivayet de şöyledir:

    “Yaratıkları düşünün, Yaratanı(n zatını) düşünmeyin. Çünkü, onun kadrini hakkıyla takdir edemezsiniz.”(Kenzu’l-Ummal, h. No: 5706).

    Tefekkür, insana mahsus bir
    özelliktir. İnsan, tefekkür sayesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün olur.
    Tefekkür ancak kalpte tasavvuru mümkün olan şeyler hakkında yapılabilir. Onun
    için, Allah'ın yarattığı varlıklar hakkında tefekkür mümkündür. Fakat Allah'ın
    zatı hakkındaki tefekkür mümkün değildir. Çünkü Allah hiç bir şekilde suret
    olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez. Bu nedenle Allah'ın
    zatı hakkında tefekkür edilmez. (el-İsfahânî, el-Müfredât, İstanbul 1986,
    578)Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  5. 18.Kasım.2013, 09:46
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,670
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Allah’ın Zatını Düşünmenin Dinimizdeki Yeri

    Allah’ın Zatını Düşünmenin Dinimizdeki Yeri






    İnsanların merak ve dikkatini çeken en önemli konulardan birisi de Allah’ın zatıdır. Birçok insan kendi fikir ve hayal dünyasında, ama isteyerek, ama istemeyerek, Allah’ın Zatına bir boy, en ve derinlik vermeye çalışır. Halbuki Allah zaman ve mekan boyutlarından temiz ve paktır. Zaman ve mekan içinde aklımıza ve hayalimize ne geliyor ise o şey Allah olamaz. Genel bir hastalık haline gelmiş bu fikri yanılgı üzerinde, bir fikir egzersizi yapmaya çalışalım.
    Allah’ı bilmek iki türlüdür.

    Birisi; Allah’ın isim ve sıfatlarının kainat ve mevcudat üstündeki tecellilerini okuyarak marifet kazanmaktır. İslam bu tarz marifeti emrediyor. İnsan bu marifet yönünde ne kadar derinleşip terakki ederse o kadar iyidir.

    Bu tarz marifetin insanlar arasında İlme-l Yakin, Ayne-l Yakin ve Hakke-l Yakin gibi çok derece ve mertebeleri vardır. İnsan Allah’ın her bir isminin tecellisini kainat aynasında okursa, marifeti de o oranda ziyadeleşir. Her bir isim ve sıfat, Allah’ı farklı açıdan insana tanıtır. Bu yüzden bütün isimlerin penceresi ile Allah’a marifet kazanamayan birisinin marifeti nakıs ve eksiktir.
    Allah’ı tanımaya çalışmanın diğer türü ise; Zat-ı Akdesi muhakeme ve duygular vasıtası ile idrak etmeye çalışmaktır. İslam bunu yasaklamıştır. Zira insanın muhakeme ve duyguları, Allah’ın Zat-ı Akdes’ini anlamakta aciz ve çaresizdir. İnsan ne kadar kendini zorlasa da, Allah’ın Zat-ı Akdesini idrak edemez. Zira insan fani ve cüzi duygular ile donatılmıştır. Halbuki Allah’ın Zat-ı Akdesi ezeli ve ebedidir. Cüzi ve kayıtlı duygular ile sonsuz ve sınırsız bir varlığı idrak edip anlamak mümkün değildir. Bu yüzden insanın aklında ve düşüncesinde Allah’ın Zat-ı Akdesi hakkında ne varsa o Allah değildir hükmü, önemli bir hüküm, önemli bir prensiptir. Üstad Hazretlerinin naklettiği ifade ile; İdrâk-i maâlî bu küçük akla gerekmez, Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez.

    İnsanın zihni kayıtlı ve sınırlıdır. Düşünürken ve tefekkür ederken, bu kayıtlar altında hareket eder. Kendisini bu kayıtlardan kurtarıp sıyrılamaz. Bir şeyi anlamaya çalıştığı zaman, önce kendi nefsine kıyas eder. Şayet orada bir şey bulamaz ise, sair mevcudata kıyas eder. Orada da bir şey bulamaz ise, bütün mümkinata kıyas eder. Yani anlama ve kıyas etme gücü, mahlukat ve mevcudatı aşamaz. Her şeyi mevcudat ve mahlukat kıstasları içinde muhakeme eder. Faraza Allah’ın Zatını düşünecek olsa, önce nefsine kıyaslar, sonra etrafındaki şeylere kıyas eder, en sonunda mümkinata kıyas eder ve ondan ötesine gidemez.
    Bu durumda insan zihnini kısıtlayan ve çevreleyen üç temel zırh ortaya çıkıyor.
    Birinci zırh; insanın nefis merkezli hususi alemidir ki, insanın düşünüşünde en kayıtlayıcı faktördür. İnsan her şeyi nefsine kıyaslayarak düşünür. Nefis ise kesif ve maddenin en aşağı derecesidir. Bundan dolayı insan zihnini kendine hapseder. İnsanların ekserisi bu kaydın içinde hapistir.
    İkinci zırh; insanın etrafını çevreleyen hemcinsleridir. Yani insan nefsinden sonra, her şeyi, etrafını çevreleyen türleri ile mukayese eder. Şayet düşündüğü şey hakkında kendi nefsinde bir delil bulamaz ise, etrafında bulmaya çalışır. İnsan etrafında halkalanan her şey insanın zihnini sarmalayan bir zırh gibidir. İnsanların örfü, adetleri, gelenekleri, inançları bu zırhın kaplamaları gibidir. Bu kaplamaları aşıp müteal (öteleri) alemleri düşünmesi insan için çok zordur.
    Üçüncüsü ise; insan zihnini en geniş dairede sarmalayan imkan dairesidir. Bu daire artık Halik ile mahluk sınırının en uç noktasıdır. Ama bir yönü ile de insan zihni açısından son duraktır. İnsan zihni için bundan ötesi yoktur.
    İşte insan tefekkürü ve düşüncesi en ileri nokta olarak, bu imkan dairesine yanaşabilir. Buna da her insan muvaffak olamaz. Ancak zihni melekeleri harikulade olan dahi insanlar nadiren çıkar. Bir insan nefis dairesini aşsa, önüne hemcins dairesi çıkar, onu da aşsa önüne en çetini olan imkan zırhı çıkar ve orada takılır kalır.
    Bu sebepten dolayı insan zihni, mevcudat ve imkan dairesinden münezzeh olan Allah’ın Zatını idrak edemez. Allah’ın Zatı diye insanın aklına ve zihnine ne geliyor ise, bu üç zırhın dairesinde olan bir tasavvurdan, bir düşünceden ibarettir. Yani insanların ekserisi mahluk ve mevcut olan bir şeye şaşırıp Allah diyor. Bu da insan açısından bir şirk, bir dalalettir.
    Üstad Hazretlerinin Cenab-ı Hakka malûm ve mâruf ünvanıyla bakacak olursan, meçhul ve menkûr olur demesi bu mana içindir. Yani Allah’ın Zatına malum ve bilinen bir şey gibi bakarsan, senin malum ve bilinen dediğin şey aslında Allah değil, mahlukattan bir tasavvurdur. Bir mahluku ve mevcudu ilahlaştırmaktır ki, bu da Allah’ı inkar ve kaybetmek demektir.
    Zihinde oluşan bu malum ve maruf manasının temeli, yukarıda izah edildiği üzere, ya nefis dairesinde bir tasavvurdur, ya etrafını çevreleyen hemcinsinden bir esinlenmedir ya da imkan dairesinde bir düşüncedir. Dolayısı ile bu tasavvurların hiçbiri Allah’ın kendisi değildir. Ekser insanların ilah diye kabul ettikleri şeylerin cismani putlardan ibaret olması meseleye ışık tutar.
    Yazar: Musa ÇOBAN


  6. 18.Kasım.2013, 09:46
    3
    Moderatör
    Allah’ın Zatını Düşünmenin Dinimizdeki Yeri






    İnsanların merak ve dikkatini çeken en önemli konulardan birisi de Allah’ın zatıdır. Birçok insan kendi fikir ve hayal dünyasında, ama isteyerek, ama istemeyerek, Allah’ın Zatına bir boy, en ve derinlik vermeye çalışır. Halbuki Allah zaman ve mekan boyutlarından temiz ve paktır. Zaman ve mekan içinde aklımıza ve hayalimize ne geliyor ise o şey Allah olamaz. Genel bir hastalık haline gelmiş bu fikri yanılgı üzerinde, bir fikir egzersizi yapmaya çalışalım.
    Allah’ı bilmek iki türlüdür.

    Birisi; Allah’ın isim ve sıfatlarının kainat ve mevcudat üstündeki tecellilerini okuyarak marifet kazanmaktır. İslam bu tarz marifeti emrediyor. İnsan bu marifet yönünde ne kadar derinleşip terakki ederse o kadar iyidir.

    Bu tarz marifetin insanlar arasında İlme-l Yakin, Ayne-l Yakin ve Hakke-l Yakin gibi çok derece ve mertebeleri vardır. İnsan Allah’ın her bir isminin tecellisini kainat aynasında okursa, marifeti de o oranda ziyadeleşir. Her bir isim ve sıfat, Allah’ı farklı açıdan insana tanıtır. Bu yüzden bütün isimlerin penceresi ile Allah’a marifet kazanamayan birisinin marifeti nakıs ve eksiktir.
    Allah’ı tanımaya çalışmanın diğer türü ise; Zat-ı Akdesi muhakeme ve duygular vasıtası ile idrak etmeye çalışmaktır. İslam bunu yasaklamıştır. Zira insanın muhakeme ve duyguları, Allah’ın Zat-ı Akdes’ini anlamakta aciz ve çaresizdir. İnsan ne kadar kendini zorlasa da, Allah’ın Zat-ı Akdesini idrak edemez. Zira insan fani ve cüzi duygular ile donatılmıştır. Halbuki Allah’ın Zat-ı Akdesi ezeli ve ebedidir. Cüzi ve kayıtlı duygular ile sonsuz ve sınırsız bir varlığı idrak edip anlamak mümkün değildir. Bu yüzden insanın aklında ve düşüncesinde Allah’ın Zat-ı Akdesi hakkında ne varsa o Allah değildir hükmü, önemli bir hüküm, önemli bir prensiptir. Üstad Hazretlerinin naklettiği ifade ile; İdrâk-i maâlî bu küçük akla gerekmez, Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez.

    İnsanın zihni kayıtlı ve sınırlıdır. Düşünürken ve tefekkür ederken, bu kayıtlar altında hareket eder. Kendisini bu kayıtlardan kurtarıp sıyrılamaz. Bir şeyi anlamaya çalıştığı zaman, önce kendi nefsine kıyas eder. Şayet orada bir şey bulamaz ise, sair mevcudata kıyas eder. Orada da bir şey bulamaz ise, bütün mümkinata kıyas eder. Yani anlama ve kıyas etme gücü, mahlukat ve mevcudatı aşamaz. Her şeyi mevcudat ve mahlukat kıstasları içinde muhakeme eder. Faraza Allah’ın Zatını düşünecek olsa, önce nefsine kıyaslar, sonra etrafındaki şeylere kıyas eder, en sonunda mümkinata kıyas eder ve ondan ötesine gidemez.
    Bu durumda insan zihnini kısıtlayan ve çevreleyen üç temel zırh ortaya çıkıyor.
    Birinci zırh; insanın nefis merkezli hususi alemidir ki, insanın düşünüşünde en kayıtlayıcı faktördür. İnsan her şeyi nefsine kıyaslayarak düşünür. Nefis ise kesif ve maddenin en aşağı derecesidir. Bundan dolayı insan zihnini kendine hapseder. İnsanların ekserisi bu kaydın içinde hapistir.
    İkinci zırh; insanın etrafını çevreleyen hemcinsleridir. Yani insan nefsinden sonra, her şeyi, etrafını çevreleyen türleri ile mukayese eder. Şayet düşündüğü şey hakkında kendi nefsinde bir delil bulamaz ise, etrafında bulmaya çalışır. İnsan etrafında halkalanan her şey insanın zihnini sarmalayan bir zırh gibidir. İnsanların örfü, adetleri, gelenekleri, inançları bu zırhın kaplamaları gibidir. Bu kaplamaları aşıp müteal (öteleri) alemleri düşünmesi insan için çok zordur.
    Üçüncüsü ise; insan zihnini en geniş dairede sarmalayan imkan dairesidir. Bu daire artık Halik ile mahluk sınırının en uç noktasıdır. Ama bir yönü ile de insan zihni açısından son duraktır. İnsan zihni için bundan ötesi yoktur.
    İşte insan tefekkürü ve düşüncesi en ileri nokta olarak, bu imkan dairesine yanaşabilir. Buna da her insan muvaffak olamaz. Ancak zihni melekeleri harikulade olan dahi insanlar nadiren çıkar. Bir insan nefis dairesini aşsa, önüne hemcins dairesi çıkar, onu da aşsa önüne en çetini olan imkan zırhı çıkar ve orada takılır kalır.
    Bu sebepten dolayı insan zihni, mevcudat ve imkan dairesinden münezzeh olan Allah’ın Zatını idrak edemez. Allah’ın Zatı diye insanın aklına ve zihnine ne geliyor ise, bu üç zırhın dairesinde olan bir tasavvurdan, bir düşünceden ibarettir. Yani insanların ekserisi mahluk ve mevcut olan bir şeye şaşırıp Allah diyor. Bu da insan açısından bir şirk, bir dalalettir.
    Üstad Hazretlerinin Cenab-ı Hakka malûm ve mâruf ünvanıyla bakacak olursan, meçhul ve menkûr olur demesi bu mana içindir. Yani Allah’ın Zatına malum ve bilinen bir şey gibi bakarsan, senin malum ve bilinen dediğin şey aslında Allah değil, mahlukattan bir tasavvurdur. Bir mahluku ve mevcudu ilahlaştırmaktır ki, bu da Allah’ı inkar ve kaybetmek demektir.
    Zihinde oluşan bu malum ve maruf manasının temeli, yukarıda izah edildiği üzere, ya nefis dairesinde bir tasavvurdur, ya etrafını çevreleyen hemcinsinden bir esinlenmedir ya da imkan dairesinde bir düşüncedir. Dolayısı ile bu tasavvurların hiçbiri Allah’ın kendisi değildir. Ekser insanların ilah diye kabul ettikleri şeylerin cismani putlardan ibaret olması meseleye ışık tutar.
    Yazar: Musa ÇOBAN


  7. 19.Kasım.2013, 15:17
    4
    izzetyenilmez
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Kasım.2013
    Üye No: 102662
    Mesaj Sayısı: 6
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah’ın Zatını Düşünmenin Dinimizdeki Yeri

    kardeş bende istemiyorum ama engel olamıyorum işte


  8. 19.Kasım.2013, 15:17
    4
    izzetyenilmez - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    kardeş bende istemiyorum ama engel olamıyorum işte


  9. 16.Ekim.2014, 23:52
    5
    Misafir

    Cevap: Allah'ı hayal etmek günah mıdır?

    Böyle bi durumda nasıl hareket etmek lazım. Hayali aklınızdan nasıl atacağız nasıl doğruyu bulacağız. Her Allah dediğimde aklıma geliyor. Yoksa mühürlen di mi kalp unut yok mu acaba.
    Yardımcı olursanız sevinirim.


  10. 16.Ekim.2014, 23:52
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Böyle bi durumda nasıl hareket etmek lazım. Hayali aklınızdan nasıl atacağız nasıl doğruyu bulacağız. Her Allah dediğimde aklıma geliyor. Yoksa mühürlen di mi kalp unut yok mu acaba.
    Yardımcı olursanız sevinirim.


  11. 19.Eylül.2015, 04:22
    6
    Misafir

    Cevap: Allah'ı hayal etmek günah mıdır?

    Yazının üzerinden uzun bir zaman geçmiş bende internette , haşa Allah ın zatını düşündüğüm gerçeğiyle değilde doğru olanı gibi yarattıklarını ve onun büyüklüğünün ve sonsuzluğu düşüncesi içindeyim . Günah mı değil mi bilemiyorum . Bu düşünce yani o nun bahşettiği şeyler üzerinde detaylara indiğimde farklı düşünceler içerisine giriyorum . Korkuyorum aslında . Onun bana ve bize verdiği görevlerini yerine tam olarak getirmiş gibi birde bu gibi sanki araştırmacı edasıyla böyle düşüncelere giriyorum . Senin açını bu yüzden biraz da olsa anlıyorum . Ama kafandaki bu düşünceyi şu şekilde atabilrsin belki , bütün sıfatlar onundur , herşey ve aslında herşey olan bu evrenin içinde yer alan her bir zerre onun ve o evren kendi içindeki tek bir zerre kadar küçük olup başka alemlerin içindede olabilir . Belki daha fazlası belki belkisi bile yok . Ne kadar büyük olduğunu bilmen ve herşeyin sahibinin bir tek o olduğunu bilmen ve onun yarattıklarının yerini ve hatta kendinin o evren denen alemde nasıl bir zerre olduğunu bilmen onun zatını görme düşünceni kendiliğinden silecektir . Bence öyle . Çoğu kişi deli olursun der böyle konularda insanlara . Ama bırakalım aklımız onu verenin ne kadar büyük olduğunu düşünmekle yok olsun . Ziyanı yok , olamaz .


  12. 19.Eylül.2015, 04:22
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Yazının üzerinden uzun bir zaman geçmiş bende internette , haşa Allah ın zatını düşündüğüm gerçeğiyle değilde doğru olanı gibi yarattıklarını ve onun büyüklüğünün ve sonsuzluğu düşüncesi içindeyim . Günah mı değil mi bilemiyorum . Bu düşünce yani o nun bahşettiği şeyler üzerinde detaylara indiğimde farklı düşünceler içerisine giriyorum . Korkuyorum aslında . Onun bana ve bize verdiği görevlerini yerine tam olarak getirmiş gibi birde bu gibi sanki araştırmacı edasıyla böyle düşüncelere giriyorum . Senin açını bu yüzden biraz da olsa anlıyorum . Ama kafandaki bu düşünceyi şu şekilde atabilrsin belki , bütün sıfatlar onundur , herşey ve aslında herşey olan bu evrenin içinde yer alan her bir zerre onun ve o evren kendi içindeki tek bir zerre kadar küçük olup başka alemlerin içindede olabilir . Belki daha fazlası belki belkisi bile yok . Ne kadar büyük olduğunu bilmen ve herşeyin sahibinin bir tek o olduğunu bilmen ve onun yarattıklarının yerini ve hatta kendinin o evren denen alemde nasıl bir zerre olduğunu bilmen onun zatını görme düşünceni kendiliğinden silecektir . Bence öyle . Çoğu kişi deli olursun der böyle konularda insanlara . Ama bırakalım aklımız onu verenin ne kadar büyük olduğunu düşünmekle yok olsun . Ziyanı yok , olamaz .


  13. 26.Ekim.2015, 03:08
    7
    Misafir

    Cevap: Allah'ı hayal etmek günah mıdır?

    mesela bende küçüklükten aile tarafından korkutulduğum için büyüsekte akıl halen insanlardan korkuyor, bundan doğan sebeple insanların bakışlarında irkilme gelebiliyor toplumda korkuya yatkınsa insan zihninde sürekli stres kaynağı bir korku yada hayal oluşoyor, böylece aşırı stres halinden kurtulamazsa ve o düşüncelere cevap veremezse hiçbir insan olmasa bile o fikir eziyet etmeye başlar bundan dolayı insanlar şizofren olabiliyor ve o stres kaynağına bazen insan Allah budur der ve Allahını şaşırır çünkü ilim sahibi olmadan der ki ; Allahtan korkulur, Allah bela verir, seni görür, yargılar, eleştirir, cehennemle tehdit eder, seni kendi başına bırakır, sürekli cezalandırır, kısacası bu zihinde oluşan kötü baskıcı hayaller Allah diye zannederiz ve Allah başımıza bela olabilir, buda bir tasavvur olabilir.Açıkcası bende böyle oldu ve Allah benim için bela olmuştu, bundan sebeple din bir eziyet haline gelmişti, çok ince düşündüğünüzde zihninizi iyi dinlediğinizde bunların hepsine cevap verilebiliyor ama doğru olanı yapmak istediğinizde ben osho nun kitaplarını okuyarak bu hapisten adım adım çıkıyorum, inşallah faydalı olur, ama sürekli o fikir geliyo ama bir kere yıkarsan o fikri tekrar geldiğinde artık ciddiye almazsın ve aynı sacmalıkları yapmazsınız.


  14. 26.Ekim.2015, 03:08
    7
    akılı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    akılı
    Misafir
    mesela bende küçüklükten aile tarafından korkutulduğum için büyüsekte akıl halen insanlardan korkuyor, bundan doğan sebeple insanların bakışlarında irkilme gelebiliyor toplumda korkuya yatkınsa insan zihninde sürekli stres kaynağı bir korku yada hayal oluşoyor, böylece aşırı stres halinden kurtulamazsa ve o düşüncelere cevap veremezse hiçbir insan olmasa bile o fikir eziyet etmeye başlar bundan dolayı insanlar şizofren olabiliyor ve o stres kaynağına bazen insan Allah budur der ve Allahını şaşırır çünkü ilim sahibi olmadan der ki ; Allahtan korkulur, Allah bela verir, seni görür, yargılar, eleştirir, cehennemle tehdit eder, seni kendi başına bırakır, sürekli cezalandırır, kısacası bu zihinde oluşan kötü baskıcı hayaller Allah diye zannederiz ve Allah başımıza bela olabilir, buda bir tasavvur olabilir.Açıkcası bende böyle oldu ve Allah benim için bela olmuştu, bundan sebeple din bir eziyet haline gelmişti, çok ince düşündüğünüzde zihninizi iyi dinlediğinizde bunların hepsine cevap verilebiliyor ama doğru olanı yapmak istediğinizde ben osho nun kitaplarını okuyarak bu hapisten adım adım çıkıyorum, inşallah faydalı olur, ama sürekli o fikir geliyo ama bir kere yıkarsan o fikri tekrar geldiğinde artık ciddiye almazsın ve aynı sacmalıkları yapmazsınız.





+ Yorum Gönder