Konusunu Oylayın.: İslamda Uyarı yapmak mecburiyeti var mı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
İslamda Uyarı yapmak mecburiyeti var mı?
  1. 19.Eylül.2013, 01:20
    1
    uxgxuxrx
    (Cezalı)

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Aralık.2012
    Üye No: 98948
    Mesaj Sayısı: 135
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    İslamda Uyarı yapmak mecburiyeti var mı?






    İslamda Uyarı yapmak mecburiyeti var mı? Mumsema selamunaleyküm mesela bir kişinin ağzından kötü bir laf çıksa mutlaka uyarmak zorunda mıyım yani uyarmasam bende sorumluluk olur mu? gıybet olsun hakaret olsun bide kulağa gelip gülünce uyarmak zorunlu mudur?


  2. 19.Eylül.2013, 01:20
    1
    uxgxuxrx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    (Cezalı)



    selamunaleyküm mesela bir kişinin ağzından kötü bir laf çıksa mutlaka uyarmak zorunda mıyım yani uyarmasam bende sorumluluk olur mu? gıybet olsun hakaret olsun bide kulağa gelip gülünce uyarmak zorunlu mudur?


    Benzer Konular

    - İslamda resim yapmak günah mı

    - Eşine yeminli uyarı yapmak

    - Borçlanarak hacca gitme mecburiyeti var mıdır?

    - Dul kadının imam nikahında veli mecburiyeti var mı?

    - Bir cemaata bagli olma mecburiyeti varmidir bunu hep bana soruyorlarda

  3. 19.Eylül.2013, 15:15
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: İslamda Uyarı yapmak mecburiyeti var mı?




    İslamda Uyarı yapmak mecburiyeti var mı?
    ve aleyküm selam

    Ancak konuyla ilgili bir hadiste Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: “Kim bir Mümini bir gıybet edene karşı himaye ederse (korursa), Allah da onun için kıyamet günü etini Cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir. Kim de Müslüman’a kötülenmesini dileyerek bir iftira atarsa Allah onu kıyamet günü Cehennem köprülerinden birinin üstünde söylediğinin (günahından paklanıp) çıkıncaya kadar hapseder.” (Ebû Dâvûd, Edeb 41)
    Hadîs-i şeriften anlaşılacağı üzere yanımızda bir Mümin’in gıybeti yapıldığı zaman sessiz kalmayıp onu müdafaa etmeliyiz. Müminin himayesinden maksat onun şerefini, ırzını korumaktır. Bu da lehinde konuşmak veya en azından gıybet edilmesine meydan vermemekle olur. Yine gıybet eden Müslüman kardeşimizi gıybet etmekten men etmek de Müslüman’ı himaye etmek manasına girer.
    Gıybet, bir kimsenin arkasından, duyduğu takdirde hoşlanmayacağı sözler söylemek, kusurlarından söz etmek anlamına gelen ahlâkla ilgili bir terimdir.
    Kur'ân-ı Kerîm'de "Ey insanlar!... Birbirinizin gıybetini yapmayınız. İçinizden her hangi biri ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı! İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun" (Hucurât 49/12) buyurularak gıybet etme ölü eti yemeye benzetilmiştir.
    Gıybet, bir sevgisizlik ve saygısızlık ifadesidir; isteyerek veya istemeyerek müslümanların toplum içindeki saygınlığını ortadan kaldırmaya, onurunu lekelemeye yol açan sosyal bir suç olması yanında, gıybet eden kişinin, ahlâkî seviyesinin düşüklüğünü, insanların kusurunu yüzlerine söyleme cesareti taşımadığını, yani korkaklığını gösteren bir tutumdur.
    Bu sebeple bütün İslâm ahlâkçıları, gıybeti bir hastalık kabul etmişlerdir. (Gazzali, İhya, 3/127-130)
    Buna göre, gıybet gibi gıybeti dinlemek de haramdır; gıybet edeni susturmak ve bu suretle bir müslümanın onurunu korumak ahlâkî bir görevdir
    Gıybete engel olmazsak, bizimle konuşurken gıybet yapanla suç ortağı oluruz. Çünkü gıybetin devam edebilmesi, bizim en azından dinliyor görüntüsü verebilmemize bağlıdır. Başkalarının gıybetine bilinçli kulak misafiri olan da gıybetin suç ortağıdır.
    İlk yapmamız gereken, “Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar” (Camiu’s-Sağîr, no: 8489) hadis-i şerifini hatırlamak olmalıdır.
    Bu hadis, sadece bizimle konuşanın yaptığı gıybeti değil; çevremizde, radyoda veya televizyonda yapılırken dinlediğimiz gıybetleri de kapsamaktadır.
    Yanımızda gıybet yapılırken, kendimizi gıybeti yapılan kişinin yerine koymalı, bizden gıyabımızda bu şekilde söz edildiğinde rahatsız olup olmayacağımızı sormalıyız. Onuru zedelenen kişinin üzülmesi gerekiyorsa üzülmeli, hakkını savunması gerekiyorsa savunmalıyız.Kalbimizde derin bir rahatsızlık oluşmalı, gıybeti dinlemeye tahammül edemez hâle gelmeliyiz. Gıybeti yapılan kişi kişisel dostumuzsa, mutlaka sözel olarak müdahale etmeli, onurunu savunmalı ve gıybeti suçlamalıyız.
    Susturmanın bize zararı büyük olacaksa, “rahatsızlığımızı hissettirerek” oradan hemen uzaklaşmalıyız. Radyo veya televizyonda yapılıyorsa, hemen kapatmalıyız.
    Bunları yapamıyorsak, dinlememeye çalışmalıyız. Dahası, gıybeti dinlediğimiz için Allah’tan af dilemeli, gıybeti yapılan kişiye dua etmeli ve duyduklarımızın etkisinde kalarak suizan etmemeye özen göstermeliyiz.
    Diğer taraftan;
    Yapılan gıybet ve dedikoduları kabul etmemek,
    Hakkında konuşulan kişinin söylendiği şekilde olduğu zannına kapılmamak,
    Söylenilen sözleri araştırmamak,
    Gıybet eden kişiye nasihat etmek,
    Gıybet eden kişinin bu özelliğini başkalarına aktarmamak da her müslümanda bulunması gereken ahlaki özelliklerdendir.


  4. 19.Eylül.2013, 15:15
    2
    Devamlı Üye



    İslamda Uyarı yapmak mecburiyeti var mı?
    ve aleyküm selam

    Ancak konuyla ilgili bir hadiste Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: “Kim bir Mümini bir gıybet edene karşı himaye ederse (korursa), Allah da onun için kıyamet günü etini Cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir. Kim de Müslüman’a kötülenmesini dileyerek bir iftira atarsa Allah onu kıyamet günü Cehennem köprülerinden birinin üstünde söylediğinin (günahından paklanıp) çıkıncaya kadar hapseder.” (Ebû Dâvûd, Edeb 41)
    Hadîs-i şeriften anlaşılacağı üzere yanımızda bir Mümin’in gıybeti yapıldığı zaman sessiz kalmayıp onu müdafaa etmeliyiz. Müminin himayesinden maksat onun şerefini, ırzını korumaktır. Bu da lehinde konuşmak veya en azından gıybet edilmesine meydan vermemekle olur. Yine gıybet eden Müslüman kardeşimizi gıybet etmekten men etmek de Müslüman’ı himaye etmek manasına girer.
    Gıybet, bir kimsenin arkasından, duyduğu takdirde hoşlanmayacağı sözler söylemek, kusurlarından söz etmek anlamına gelen ahlâkla ilgili bir terimdir.
    Kur'ân-ı Kerîm'de "Ey insanlar!... Birbirinizin gıybetini yapmayınız. İçinizden her hangi biri ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı! İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun" (Hucurât 49/12) buyurularak gıybet etme ölü eti yemeye benzetilmiştir.
    Gıybet, bir sevgisizlik ve saygısızlık ifadesidir; isteyerek veya istemeyerek müslümanların toplum içindeki saygınlığını ortadan kaldırmaya, onurunu lekelemeye yol açan sosyal bir suç olması yanında, gıybet eden kişinin, ahlâkî seviyesinin düşüklüğünü, insanların kusurunu yüzlerine söyleme cesareti taşımadığını, yani korkaklığını gösteren bir tutumdur.
    Bu sebeple bütün İslâm ahlâkçıları, gıybeti bir hastalık kabul etmişlerdir. (Gazzali, İhya, 3/127-130)
    Buna göre, gıybet gibi gıybeti dinlemek de haramdır; gıybet edeni susturmak ve bu suretle bir müslümanın onurunu korumak ahlâkî bir görevdir
    Gıybete engel olmazsak, bizimle konuşurken gıybet yapanla suç ortağı oluruz. Çünkü gıybetin devam edebilmesi, bizim en azından dinliyor görüntüsü verebilmemize bağlıdır. Başkalarının gıybetine bilinçli kulak misafiri olan da gıybetin suç ortağıdır.
    İlk yapmamız gereken, “Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar” (Camiu’s-Sağîr, no: 8489) hadis-i şerifini hatırlamak olmalıdır.
    Bu hadis, sadece bizimle konuşanın yaptığı gıybeti değil; çevremizde, radyoda veya televizyonda yapılırken dinlediğimiz gıybetleri de kapsamaktadır.
    Yanımızda gıybet yapılırken, kendimizi gıybeti yapılan kişinin yerine koymalı, bizden gıyabımızda bu şekilde söz edildiğinde rahatsız olup olmayacağımızı sormalıyız. Onuru zedelenen kişinin üzülmesi gerekiyorsa üzülmeli, hakkını savunması gerekiyorsa savunmalıyız.Kalbimizde derin bir rahatsızlık oluşmalı, gıybeti dinlemeye tahammül edemez hâle gelmeliyiz. Gıybeti yapılan kişi kişisel dostumuzsa, mutlaka sözel olarak müdahale etmeli, onurunu savunmalı ve gıybeti suçlamalıyız.
    Susturmanın bize zararı büyük olacaksa, “rahatsızlığımızı hissettirerek” oradan hemen uzaklaşmalıyız. Radyo veya televizyonda yapılıyorsa, hemen kapatmalıyız.
    Bunları yapamıyorsak, dinlememeye çalışmalıyız. Dahası, gıybeti dinlediğimiz için Allah’tan af dilemeli, gıybeti yapılan kişiye dua etmeli ve duyduklarımızın etkisinde kalarak suizan etmemeye özen göstermeliyiz.
    Diğer taraftan;
    Yapılan gıybet ve dedikoduları kabul etmemek,
    Hakkında konuşulan kişinin söylendiği şekilde olduğu zannına kapılmamak,
    Söylenilen sözleri araştırmamak,
    Gıybet eden kişiye nasihat etmek,
    Gıybet eden kişinin bu özelliğini başkalarına aktarmamak da her müslümanda bulunması gereken ahlaki özelliklerdendir.


  5. 19.Eylül.2013, 18:46
    3
    uxgxuxrx
    (Cezalı)

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Aralık.2012
    Üye No: 98948
    Mesaj Sayısı: 135
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: İslamda Uyarı yapmak mecburiyeti var mı?

    mesela gıybet eden bir kişiyi bir kez uyardım 2. kez uyardım bir daha uyarmam gerekir mi yoksa uyarmasam da olur mu


  6. 19.Eylül.2013, 18:46
    3
    uxgxuxrx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    (Cezalı)
    mesela gıybet eden bir kişiyi bir kez uyardım 2. kez uyardım bir daha uyarmam gerekir mi yoksa uyarmasam da olur mu


  7. 19.Eylül.2013, 19:02
    4
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: İslamda Uyarı yapmak mecburiyeti var mı?

    Alıntı
    mesela gıybet eden bir kişiyi bir kez uyardım 2. kez uyardım bir daha uyarmam gerekir mi yoksa uyarmasam da olur mu
    3'cü kez uyarırsın eğer seni kale almaz ise bulunduğun ortamı terk edersin. Bulunduğun ortamı terk etmen senin için daha hayırlı olur... kalın selametle....


  8. 19.Eylül.2013, 19:02
    4
    Devamlı Üye
    Alıntı
    mesela gıybet eden bir kişiyi bir kez uyardım 2. kez uyardım bir daha uyarmam gerekir mi yoksa uyarmasam da olur mu
    3'cü kez uyarırsın eğer seni kale almaz ise bulunduğun ortamı terk edersin. Bulunduğun ortamı terk etmen senin için daha hayırlı olur... kalın selametle....





+ Yorum Gönder