Konusunu Oylayın.: Huşu istediğimiz zaman gelmemesinin sebebi nelerdir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Huşu istediğimiz zaman gelmemesinin sebebi nelerdir ?
  1. 31.Ağustos.2013, 02:03
    1
    Reiss
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Temmuz.2013
    Üye No: 101928
    Mesaj Sayısı: 75
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Bulunduğu yer: bursa

    Huşu istediğimiz zaman gelmemesinin sebebi nelerdir ?

  2. 31.Ağustos.2013, 14:06
    2
    kuruoglu
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Temmuz.2010
    Üye No: 77174
    Mesaj Sayısı: 4
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 42

    Cevap: Huşu istediğimiz zaman gelmemesinin sebebi nelerdir ?




    Acizane düşüncelerim şöyledir.
    Huşu'nun sözlük anlamı: Alçak gönüllü olma, Yaratan'a boyun eğme, Gönlü saygı ve korku ile dolu olma.
    Tüm bu tanımların bizdeki muhatabı kalp'tir. O halde kalpte sağlam bir inanç (şüphe olmaması) birinci beklentidir.

    İkinci olarak, Kalbi katı olan bir kimsenin dünyadan sıyrılıp huşu bulabilmesi için günlük farzlarının yanı sıra sünnetler konusunda da duyarlı olması ve mümkün ise günlük tesbihatlar (Zikir/Vird) ile kirlerini temizlemesi yerinde olabilir. Allah'ı çok anmak, çok tevbe etmek, çok şükretmek zaman içerisinde kalbi yumuşatacağı gibi günlük ibadetleri zamanında yapma konusunda da kolaylıklar sağlayacaktır. Örneğin farzlarını zorlanarak yapılması durumunda, düzenli zikire başlamak (zikir sayısı az da olsa hergün mutlaka yapılan) bir kaç zaman içerisinde farzların edasını kolaylaştırıyor. Bu örnek, bizzat tecrübe ettiğim bir durumdur.

    Bir önemli husus da helal kazançtır. Hakkı ile yapılan ibadetlerin lezzet vermemesi durumunda, önce kendimizi ve sonra (kazancımıza katkısı olan kişileri) incelememiz, helalleşmemiz gereken eski hesaplarımızı temizlememiz ve bundan sonraki kazançlarımızın helal olduğundan emin olmamız gerekmektedir.
    Örneğin (rivayet):
    Beyazıt-i Bestami (k.s.) gençlik yıllarında yaptığı ibadetlerden lezzet alamıyordu. hemen kendi yaşantısını gözden geçirmeye başladı ve helalleşmesi gereken kimseler olup olmadığını muhasebe etti. ve kendisinde bir sorun bulamayınca bu durumu usuluyle annesine sordu. Annesi, bilerek kesinlikle oğlunun ağzına şüpheli bir şey koymamıştı. Fakat bu durumun neden olacabileceğini düşündü ve ardından şu hadise aklına geldi. "Oğlum sen küçükken bir komşuya gitmiştim. Orada sen çok ağladın; seni susturmak için soba üzerindeki çorbaya parmağımı sokup, ağzına soktum. Halbuki ev sahibinden izin almamıştım." Beyazıt-i Bestami (k.s.) annesini hemen o yere gönderdi ve helallik istedi. Ondan sonra ibadetlerinden lezzet almaya başladığı rivayet edilir.

    Rabbim ümmet-i Muhammed'in kendisine hakkı ile kulluk etmesini ve habibine hakkı ile ümmet olmasını nasip etsin inşallah.


  3. 31.Ağustos.2013, 14:06
    2
    Üye



    Acizane düşüncelerim şöyledir.
    Huşu'nun sözlük anlamı: Alçak gönüllü olma, Yaratan'a boyun eğme, Gönlü saygı ve korku ile dolu olma.
    Tüm bu tanımların bizdeki muhatabı kalp'tir. O halde kalpte sağlam bir inanç (şüphe olmaması) birinci beklentidir.

    İkinci olarak, Kalbi katı olan bir kimsenin dünyadan sıyrılıp huşu bulabilmesi için günlük farzlarının yanı sıra sünnetler konusunda da duyarlı olması ve mümkün ise günlük tesbihatlar (Zikir/Vird) ile kirlerini temizlemesi yerinde olabilir. Allah'ı çok anmak, çok tevbe etmek, çok şükretmek zaman içerisinde kalbi yumuşatacağı gibi günlük ibadetleri zamanında yapma konusunda da kolaylıklar sağlayacaktır. Örneğin farzlarını zorlanarak yapılması durumunda, düzenli zikire başlamak (zikir sayısı az da olsa hergün mutlaka yapılan) bir kaç zaman içerisinde farzların edasını kolaylaştırıyor. Bu örnek, bizzat tecrübe ettiğim bir durumdur.

    Bir önemli husus da helal kazançtır. Hakkı ile yapılan ibadetlerin lezzet vermemesi durumunda, önce kendimizi ve sonra (kazancımıza katkısı olan kişileri) incelememiz, helalleşmemiz gereken eski hesaplarımızı temizlememiz ve bundan sonraki kazançlarımızın helal olduğundan emin olmamız gerekmektedir.
    Örneğin (rivayet):
    Beyazıt-i Bestami (k.s.) gençlik yıllarında yaptığı ibadetlerden lezzet alamıyordu. hemen kendi yaşantısını gözden geçirmeye başladı ve helalleşmesi gereken kimseler olup olmadığını muhasebe etti. ve kendisinde bir sorun bulamayınca bu durumu usuluyle annesine sordu. Annesi, bilerek kesinlikle oğlunun ağzına şüpheli bir şey koymamıştı. Fakat bu durumun neden olacabileceğini düşündü ve ardından şu hadise aklına geldi. "Oğlum sen küçükken bir komşuya gitmiştim. Orada sen çok ağladın; seni susturmak için soba üzerindeki çorbaya parmağımı sokup, ağzına soktum. Halbuki ev sahibinden izin almamıştım." Beyazıt-i Bestami (k.s.) annesini hemen o yere gönderdi ve helallik istedi. Ondan sonra ibadetlerinden lezzet almaya başladığı rivayet edilir.

    Rabbim ümmet-i Muhammed'in kendisine hakkı ile kulluk etmesini ve habibine hakkı ile ümmet olmasını nasip etsin inşallah.





+ Yorum Gönder