Konusunu Oylayın.: Cariye ile ilişki caiz mi veyada cariye ile nikah oluyormuydu bi anlatırmısınız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Cariye ile ilişki caiz mi veyada cariye ile nikah oluyormuydu bi anlatırmısınız?
  1. 23.Ağustos.2013, 17:36
    1
    soru_sorar
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Temmuz.2013
    Üye No: 101886
    Mesaj Sayısı: 27
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 22

    Cariye ile ilişki caiz mi veyada cariye ile nikah oluyormuydu bi anlatırmısınız?






    Cariye ile ilişki caiz mi veyada cariye ile nikah oluyormuydu bi anlatırmısınız? Mumsema Cariye ile ilişki caiz mi veyada cariye ile nikah oluyormuydu bi anlatırmısınız?


  2. 23.Ağustos.2013, 17:36
    1
  3. 23.Ağustos.2013, 18:31
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Cariye ile ilişki caiz mi veyada cariye ile nikah oluyormuydu bi anlatırmısınız?




    İslamda Cariye ve hükmü

    Müslümanların giriştikleri cihat sırasında esir edilen veyahut
    para ile satın alınan kadın ve kızlar. Başkasının mülkü olan köle kadın.
    "Câriye" sözcüğü denizin üzerinde akıp giden gemiye denir. Câriyeler de
    efendilerinin emir ve hizmetleri çerçevesinde hareket etmeleri sebebiyle bu ismi
    almışlardır (Ömer Nasuhi Bilmen, Hukuku İslâmiyye ve Istılâhâtı Fıkhıyye Kamusu,
    III, 344).

    Câriyeliğin kaynağı, savaş esiri kadınlardır. Savaş sonrasında
    tıpkı erkek esirler hakkında olduğu gibi kadın esirler de ya karşılıksız olarak,
    ya fidye karşılığı serbest bırakılırlar veya köle olarak gazilere dağıtılırlar.
    Hiç şüphesiz bu alternatiflerden biri tercih edilirken, karşı tarafın elindeki
    müslüman esirlerin durumu ve İslâm'ın maslahatı gözetilerek tercih yapılır.

    Câriyelerin işgal ettikleri mevki ve tesir, köle ve azatlıların
    mevki ve tesirlerinden aşağı değildir. Bu esirler kim olursa olsun cihada
    katılan müslüman askerler arasında paylaştırılacak ganimetlerdendir. Câriyelik,
    kölelik gibi, insanın yeryüzündeki mevcudiyeti kadar eskidir. Tarih boyunca
    kendisinde bir kuvvet ve kudret gören, bir başkasını hizmetinde kullanmış ve ona
    tahakküm etmiştir. Bunda kadınla erkeğin farkı yoktur. Köleler gibi câriyelerin
    de alınıp satılması tabii olarak insanlığın geçirdiği sayısız merhaleden sonra
    başlamış olması gerekir.

    Bir zamanlar câriyelerin talim ve terbiyesi pek kazançlı bir iş
    olduğundan, bu yolla para kazanmak isteyen kişi esir pazarına gider, zekâ ve
    istidat sahibi bir câriye satın alır, ona şiir ve edebiyat, şarkı ve çalgı,
    Kur'an okumak, ev idaresi gibi şeylerden birini öğrettikten sonra aldığı fiyatın
    birkaç katına satardı. Bu câriyelerden bazıları, hanendelik, şiir veya
    edebiyatta fevkalâde maharet sahibi olmalarından dolayı çok pahalı
    satılırlardı.

    Köleler gibi câriyeler de sahipleri tarafından azat
    edilirlerdi. Esir azat etmek, İslâm nazarında önemli bir sevap olarak kabul
    edildiği için, müslümanlar köle ve câriyelerini azat ederlerdi. Azat edilen
    câriye veyahut köleye, efendisi tarafından ıtıknâme yani özgür olduğuna dair bir
    belge verilirdi. İçlerinden bu ıtıknâmeleri muska gibi boyunlarına takanlar
    vardı.

    Câriyeler iyi muamele görürlerdi. Sert efendilere tesadüf eder
    ve memnun olmazlarsa, diğer birine satılmasını teklif eder; arzusu yerine
    getirilmediği takdirde kaçarak kendini sattırırdı. Bununla birlikte kıskançlık
    yüzünden hırpalananlar da olurdu. Ayrıca câriyelere "halâyık" denirdi.

    İslâm hukukunda câriyeler diğer kadınlardan farklı bir statüye
    tabidirler. Efendileri nafakalarını ödemek ve iffetlerini korumak
    mecburiyetindedirler. Onlara iyi davranılması da Kur'an'da emredilmektedir
    (en-Nisa, 4/36). Efendileri, yediklerinden onlara yedirir, giydiklerinden
    giydirirler. Azat edilmeleri sözkonusu edilmemiş olan câriyeler alınıp
    satılabilirler. Ancak azat edilmeleri efendilerinin ölümüne bağlı olanlar, azat
    edilmeleri karşılığında kendilerinden bir bedel talep edilmiş olanlar ya da
    efendilerinden çocuk getirmiş olup "Ümmü Veled" statüsünü kazanmış olanlar
    alınıp satılamazlar.

    İslâm gerek kölelerin, gerek câriyelerin hürriyetlerine
    kavuşturulmaları konusunda teşvikte bulunmuş, ayrıca bir çok suça keffaret
    olarak azâd edilmelerini öngörerek hürriyetlerine kavuşmaları için gerekli
    yolları çoğaltmıştır. Câriyelik ve kölelik, İslâm adına müslüman olmayan
    toplumlarla yapılan savaşların ortaya çıkardığı bir kurum olup, bugün için
    kendiliğinden ortadan kalkmış bulunmaktadır. Bunun için bu konuda teferruata
    girmek gereksizdir.

    M. Said ŞİMŞEK




  4. 23.Ağustos.2013, 18:31
    2
    Moderatör



    İslamda Cariye ve hükmü

    Müslümanların giriştikleri cihat sırasında esir edilen veyahut
    para ile satın alınan kadın ve kızlar. Başkasının mülkü olan köle kadın.
    "Câriye" sözcüğü denizin üzerinde akıp giden gemiye denir. Câriyeler de
    efendilerinin emir ve hizmetleri çerçevesinde hareket etmeleri sebebiyle bu ismi
    almışlardır (Ömer Nasuhi Bilmen, Hukuku İslâmiyye ve Istılâhâtı Fıkhıyye Kamusu,
    III, 344).

    Câriyeliğin kaynağı, savaş esiri kadınlardır. Savaş sonrasında
    tıpkı erkek esirler hakkında olduğu gibi kadın esirler de ya karşılıksız olarak,
    ya fidye karşılığı serbest bırakılırlar veya köle olarak gazilere dağıtılırlar.
    Hiç şüphesiz bu alternatiflerden biri tercih edilirken, karşı tarafın elindeki
    müslüman esirlerin durumu ve İslâm'ın maslahatı gözetilerek tercih yapılır.

    Câriyelerin işgal ettikleri mevki ve tesir, köle ve azatlıların
    mevki ve tesirlerinden aşağı değildir. Bu esirler kim olursa olsun cihada
    katılan müslüman askerler arasında paylaştırılacak ganimetlerdendir. Câriyelik,
    kölelik gibi, insanın yeryüzündeki mevcudiyeti kadar eskidir. Tarih boyunca
    kendisinde bir kuvvet ve kudret gören, bir başkasını hizmetinde kullanmış ve ona
    tahakküm etmiştir. Bunda kadınla erkeğin farkı yoktur. Köleler gibi câriyelerin
    de alınıp satılması tabii olarak insanlığın geçirdiği sayısız merhaleden sonra
    başlamış olması gerekir.

    Bir zamanlar câriyelerin talim ve terbiyesi pek kazançlı bir iş
    olduğundan, bu yolla para kazanmak isteyen kişi esir pazarına gider, zekâ ve
    istidat sahibi bir câriye satın alır, ona şiir ve edebiyat, şarkı ve çalgı,
    Kur'an okumak, ev idaresi gibi şeylerden birini öğrettikten sonra aldığı fiyatın
    birkaç katına satardı. Bu câriyelerden bazıları, hanendelik, şiir veya
    edebiyatta fevkalâde maharet sahibi olmalarından dolayı çok pahalı
    satılırlardı.

    Köleler gibi câriyeler de sahipleri tarafından azat
    edilirlerdi. Esir azat etmek, İslâm nazarında önemli bir sevap olarak kabul
    edildiği için, müslümanlar köle ve câriyelerini azat ederlerdi. Azat edilen
    câriye veyahut köleye, efendisi tarafından ıtıknâme yani özgür olduğuna dair bir
    belge verilirdi. İçlerinden bu ıtıknâmeleri muska gibi boyunlarına takanlar
    vardı.

    Câriyeler iyi muamele görürlerdi. Sert efendilere tesadüf eder
    ve memnun olmazlarsa, diğer birine satılmasını teklif eder; arzusu yerine
    getirilmediği takdirde kaçarak kendini sattırırdı. Bununla birlikte kıskançlık
    yüzünden hırpalananlar da olurdu. Ayrıca câriyelere "halâyık" denirdi.

    İslâm hukukunda câriyeler diğer kadınlardan farklı bir statüye
    tabidirler. Efendileri nafakalarını ödemek ve iffetlerini korumak
    mecburiyetindedirler. Onlara iyi davranılması da Kur'an'da emredilmektedir
    (en-Nisa, 4/36). Efendileri, yediklerinden onlara yedirir, giydiklerinden
    giydirirler. Azat edilmeleri sözkonusu edilmemiş olan câriyeler alınıp
    satılabilirler. Ancak azat edilmeleri efendilerinin ölümüne bağlı olanlar, azat
    edilmeleri karşılığında kendilerinden bir bedel talep edilmiş olanlar ya da
    efendilerinden çocuk getirmiş olup "Ümmü Veled" statüsünü kazanmış olanlar
    alınıp satılamazlar.

    İslâm gerek kölelerin, gerek câriyelerin hürriyetlerine
    kavuşturulmaları konusunda teşvikte bulunmuş, ayrıca bir çok suça keffaret
    olarak azâd edilmelerini öngörerek hürriyetlerine kavuşmaları için gerekli
    yolları çoğaltmıştır. Câriyelik ve kölelik, İslâm adına müslüman olmayan
    toplumlarla yapılan savaşların ortaya çıkardığı bir kurum olup, bugün için
    kendiliğinden ortadan kalkmış bulunmaktadır. Bunun için bu konuda teferruata
    girmek gereksizdir.

    M. Said ŞİMŞEK







+ Yorum Gönder