Konusunu Oylayın.: İsfirar-ı şems, Asr-ı Sâni, iştibâk-i nücûm vb. kavramları öğrenebileceğimiz kitap önerileri?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İsfirar-ı şems, Asr-ı Sâni, iştibâk-i nücûm vb. kavramları öğrenebileceğimiz kitap önerileri?
  1. 12.Ağustos.2013, 18:19
    1
    ktuktu
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2013
    Üye No: 99884
    Mesaj Sayısı: 16
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    İsfirar-ı şems, Asr-ı Sâni, iştibâk-i nücûm vb. kavramları öğrenebileceğimiz kitap önerileri?






    İsfirar-ı şems, Asr-ı Sâni, iştibâk-i nücûm vb. kavramları öğrenebileceğimiz kitap önerileri? Mumsema merhaba,

    konu başlığında da belirttiğim gibi bu ve bunun gibi kavramları öğrenebileceğimiz, sözlük gibi de olabilir, kaynak önerilerinizi bekliyorum

    iyi günler.


  2. 12.Ağustos.2013, 18:19
    1
    ktuktu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



  3. 12.Ağustos.2013, 21:35
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: İsfirar-ı şems, Asr-ı Sâni, iştibâk-i nücûm vb. kavramları öğrenebileceğimiz kitap önerileri?




    Alıntı
    İsfirar-ı şems
    İsfirâr-ı şems Vakti
    Güneşin ön [alt] kenârının zâhirî üfuk hattına bir mızrak boyu yaklaştığı, ya’nî merkezinin hakîkî üfukdan 5 derece irtifâ’da olduğu vakte, (İsfirâr Vakti) veyâ (İsfirâr-ı şems Vakti) denir.
    İkindi vakti isfirâr vaktine kadardır. İkindi nemâzını güneş sarardıkdan sonra, ya’nî alt [ön] kenârı zâhirî üfuk hattına bir mızrak boyu yaklaşıncaya kadar gecikdirmek harâmdır. Bu vakt, üç kerâhet vaktinin üçüncüsüdür. Fekat ikindi nemâzı bu vakte kalmışsa, mutlaka farzı kılınmalı ve kazaya bırakılmamalıdır.
    Üzerindeki gölge ve ziyâlı (aydınlık) kısmları, isfirâr zemânında, çıplak gözle tefrîk (fark) edilemiyecek uzaklıkdaki tepe, o mahallin tepesi değildir. Güneşin batmasındaki kerâhet zemânı, tozsuz, dumansız, berrak bir havada, ziyânın (ışığın) geldiği yerlerin veyâ kendisinin bakacak kadar sararmağa başladığı vaktden batıncaya kadar olan zemân demekdir. Bu zemâna, (İsfirâr-ı şems) zemânı da denir. Bu zemânın mikdârı, İstanbul gibi arzı 41 derece olan mahaller için, 37 dakîka ile 42 dakîka arasında değişmekdedir. Ortalama olarak 40 dakîkadır. Bu zemânın evvel vaktine (İsfirâr-ı şems) veyâ (Kerâhet vakti) denir. Güneş batarken, yalnız o günün ikindisi kılınır. Fekat, ikindiyi isfirâr vaktine gecikdirmek tahrîmen mekrûhdur. Vakt çıkmadan, hanefîde iftitâh tekbîri alınca, mâlikîde ve şâfi’îde ise, bir rek’at kılınca, nemâzı vaktinde kılmış olur. İkindiyi kılarken güneş batarsa, bu nemâz sahîh olur. İşrak vaktleri hesâb edilirken, ihtiyât olarak, Temkin zemânı kadar sonraya alınmış, isfirâr vaktleri değişdirilmemişdir. Ezânî veyâ mahallî veyâ müşterek vasatî zemânlara göre tulû’ vakti ile gurûb vakti toplamından, takvîmde yazılı olan işrak vaktinin temkin noksanı çıkarılınca da, İsfirâr-ı şems vakti olur.
    Güneşin batmasındaki kerâhet zemânının son vakti, gurûb (batma) vaktidir. Tahtâvî, (Merâkıl-felâh) hâşiyesinde diyor ki, (Şemsin (güneşin) gurûb etmesi, üst kenârının üfk-ı zâhirî hattından gayb olduğunu görmek demekdir. Üfk-ı hakîkîden gayb olması değildir). Güneşin üfk-ı zâhirî hattından batması, üfk-ı sathîden gurûb etmesi demekdir. İkindiyi kılamayan, akşamı kıldıktan ve orucunu bozdukdan sonra, tayyâre ile garb (batı) tarafına giderek, güneşi görse, ikindiyi edâ ve güneş batınca akşamı i’âde ve bayramdan sonra orucunu kazâ eder. Tepeler, binalar ve bulutlar sebebiyle zâhirî gurûb görülemeyen yerlerde, gurûb vaktinin şarktaki tepelerin kararmasıyla anlaşılacağı hadîs-i şerîfte bildirilmiştir. Yani, gurûbu göremeyenler için gurûb, şark (doğu) tarafındaki tepelerin kararmasıdır. O mahallin en yüksek yerinde bulunanların gördükleri zâhirî gurûbdur. Yani, şer’î üfukdan olan gurûbdur. Gurûbu göremeyenler için (Şer’i gurûb) vaktinin mu’teber olduğu, (Mecma’ul-enhür) ve şâfi’î (El-envâr li-a’mâlil ebrâr) kitâblarında da bildirilmekte olup, hesâb ile bulunur.



  4. 12.Ağustos.2013, 21:35
    2
    Moderatör



    Alıntı
    İsfirar-ı şems
    İsfirâr-ı şems Vakti
    Güneşin ön [alt] kenârının zâhirî üfuk hattına bir mızrak boyu yaklaştığı, ya’nî merkezinin hakîkî üfukdan 5 derece irtifâ’da olduğu vakte, (İsfirâr Vakti) veyâ (İsfirâr-ı şems Vakti) denir.
    İkindi vakti isfirâr vaktine kadardır. İkindi nemâzını güneş sarardıkdan sonra, ya’nî alt [ön] kenârı zâhirî üfuk hattına bir mızrak boyu yaklaşıncaya kadar gecikdirmek harâmdır. Bu vakt, üç kerâhet vaktinin üçüncüsüdür. Fekat ikindi nemâzı bu vakte kalmışsa, mutlaka farzı kılınmalı ve kazaya bırakılmamalıdır.
    Üzerindeki gölge ve ziyâlı (aydınlık) kısmları, isfirâr zemânında, çıplak gözle tefrîk (fark) edilemiyecek uzaklıkdaki tepe, o mahallin tepesi değildir. Güneşin batmasındaki kerâhet zemânı, tozsuz, dumansız, berrak bir havada, ziyânın (ışığın) geldiği yerlerin veyâ kendisinin bakacak kadar sararmağa başladığı vaktden batıncaya kadar olan zemân demekdir. Bu zemâna, (İsfirâr-ı şems) zemânı da denir. Bu zemânın mikdârı, İstanbul gibi arzı 41 derece olan mahaller için, 37 dakîka ile 42 dakîka arasında değişmekdedir. Ortalama olarak 40 dakîkadır. Bu zemânın evvel vaktine (İsfirâr-ı şems) veyâ (Kerâhet vakti) denir. Güneş batarken, yalnız o günün ikindisi kılınır. Fekat, ikindiyi isfirâr vaktine gecikdirmek tahrîmen mekrûhdur. Vakt çıkmadan, hanefîde iftitâh tekbîri alınca, mâlikîde ve şâfi’îde ise, bir rek’at kılınca, nemâzı vaktinde kılmış olur. İkindiyi kılarken güneş batarsa, bu nemâz sahîh olur. İşrak vaktleri hesâb edilirken, ihtiyât olarak, Temkin zemânı kadar sonraya alınmış, isfirâr vaktleri değişdirilmemişdir. Ezânî veyâ mahallî veyâ müşterek vasatî zemânlara göre tulû’ vakti ile gurûb vakti toplamından, takvîmde yazılı olan işrak vaktinin temkin noksanı çıkarılınca da, İsfirâr-ı şems vakti olur.
    Güneşin batmasındaki kerâhet zemânının son vakti, gurûb (batma) vaktidir. Tahtâvî, (Merâkıl-felâh) hâşiyesinde diyor ki, (Şemsin (güneşin) gurûb etmesi, üst kenârının üfk-ı zâhirî hattından gayb olduğunu görmek demekdir. Üfk-ı hakîkîden gayb olması değildir). Güneşin üfk-ı zâhirî hattından batması, üfk-ı sathîden gurûb etmesi demekdir. İkindiyi kılamayan, akşamı kıldıktan ve orucunu bozdukdan sonra, tayyâre ile garb (batı) tarafına giderek, güneşi görse, ikindiyi edâ ve güneş batınca akşamı i’âde ve bayramdan sonra orucunu kazâ eder. Tepeler, binalar ve bulutlar sebebiyle zâhirî gurûb görülemeyen yerlerde, gurûb vaktinin şarktaki tepelerin kararmasıyla anlaşılacağı hadîs-i şerîfte bildirilmiştir. Yani, gurûbu göremeyenler için gurûb, şark (doğu) tarafındaki tepelerin kararmasıdır. O mahallin en yüksek yerinde bulunanların gördükleri zâhirî gurûbdur. Yani, şer’î üfukdan olan gurûbdur. Gurûbu göremeyenler için (Şer’i gurûb) vaktinin mu’teber olduğu, (Mecma’ul-enhür) ve şâfi’î (El-envâr li-a’mâlil ebrâr) kitâblarında da bildirilmekte olup, hesâb ile bulunur.



  5. 12.Ağustos.2013, 21:35
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: İsfirar-ı şems, Asr-ı Sâni, iştibâk-i nücûm vb. kavramları öğrenebileceğimiz kitap önerileri?

    Alıntı
    Asr-ı Sâni
    Asr-ı sani ne demek
    Sual: Asr-ı sani ne demektir?
    CEVAP
    Asr-ı sani, ikinci ikindi demektir. Asr-ı evvel birinci ikindi demektir. Öğle namazının vakti, İmameyn’e [Yani imam-ı Ebu Yusuf ile imam-ı Muhammed’e] göre, asr-ı evvele kadardır. Yani her şeyin gölgesi, öğle namazının evvel vaktindeki uzunluğundan, kendi boyu miktarı uzayıncaya kadardır. [Mesela 100cm. olan bir çubuğun gölgesi öğle vaktinin evvelinde 10 cm ise, bu gölge 110cm. olunca öğle vakti bitmiş olur.] Bugün ikindi ezanları bu kavle göre okunmaktadır. İmam-ı a'zam hazretlerine göre ise, öğlenin vakti asr-ı saniye kadardır. Yani her şeyin gölgesi boyunun iki misli uzayıncaya kadar devam eder. [Yani yukarıda bildirilen çubuğun gölgesi 210 cm olunca ikindi başlamış olur.] [Diğer üç mezhebde öğle ve ikindinin vakti, İmameyn’in bildirdiği gibidir. Yani bu mezheblerde asr-ı sani yoktur.] Bir özürle öğle namazını İmameyn’in bildirdiği vakitte [Asr-ı evvele kadar] kılamayan kimse, namazı kazaya bırakmayıp İmam-ı a'zam hazretlerinin kavline göre, asr-ı evvelde kılmalıdır! Bu takdirde, o gün ikindi namazını da, İmam-ı a'zam hazretlerinin bildirdiği vakitten önce kılmamalıdır! Kısacası, öğleyi asr-ı evvelde kılanın, ikindiyi asr-ı sanide kılması gerekir.
    İkindide olduğu gibi yatsıda da iki vakit vardır. Buna (İşa-i evvel) ve (İşa-i sani) denir. [İşa, yatsı demektir.] İşa-i sani, işa-i evvelden, Eylülden Mart ayına kadar 10-12 dakika sonradır. Nisanda 12-14, Mayısta 14-18, Haziranda 18-19, Temmuzda 15-19, Ağustosta ise 12-15 dakika sonradır. Hem İmam-ı a'zam hazretlerinin, hem de İmameyn’in kavline uyabilmek için ikindiyi asr-ı sanide, yatsıyı da işa-i sani’de kılmak iyi olur.

    Sual: 1-Asrı evvel, asri sani ne demektir?
    CEVAP
    Bunlar tabirdir. Asrı evvel: Birinci ikindi vakti demektir. İmameyne göredir. Asrı sani, ikinci ikindi vakti demektir. Bu da imamı azam hazretlerine göredir. Yatsıda da böyle işai evvel; işai sani vardır. Yani birinci yatsı vakti, ikinci yatsı vakti. Birincisi iki imama göre, ikincisi yine imamı azama göredir. Dini terimleri bilmeden din öğrenilmez. Gol oldu denilince, golün tarifini de yapmak gerekiyor mu? Top oynayanın bunu bilmesi gerekir. Namaz kılanın asrı evveli, asrı saniyi bilmesi gerekir.


  6. 12.Ağustos.2013, 21:35
    3
    Moderatör
    Alıntı
    Asr-ı Sâni
    Asr-ı sani ne demek
    Sual: Asr-ı sani ne demektir?
    CEVAP
    Asr-ı sani, ikinci ikindi demektir. Asr-ı evvel birinci ikindi demektir. Öğle namazının vakti, İmameyn’e [Yani imam-ı Ebu Yusuf ile imam-ı Muhammed’e] göre, asr-ı evvele kadardır. Yani her şeyin gölgesi, öğle namazının evvel vaktindeki uzunluğundan, kendi boyu miktarı uzayıncaya kadardır. [Mesela 100cm. olan bir çubuğun gölgesi öğle vaktinin evvelinde 10 cm ise, bu gölge 110cm. olunca öğle vakti bitmiş olur.] Bugün ikindi ezanları bu kavle göre okunmaktadır. İmam-ı a'zam hazretlerine göre ise, öğlenin vakti asr-ı saniye kadardır. Yani her şeyin gölgesi boyunun iki misli uzayıncaya kadar devam eder. [Yani yukarıda bildirilen çubuğun gölgesi 210 cm olunca ikindi başlamış olur.] [Diğer üç mezhebde öğle ve ikindinin vakti, İmameyn’in bildirdiği gibidir. Yani bu mezheblerde asr-ı sani yoktur.] Bir özürle öğle namazını İmameyn’in bildirdiği vakitte [Asr-ı evvele kadar] kılamayan kimse, namazı kazaya bırakmayıp İmam-ı a'zam hazretlerinin kavline göre, asr-ı evvelde kılmalıdır! Bu takdirde, o gün ikindi namazını da, İmam-ı a'zam hazretlerinin bildirdiği vakitten önce kılmamalıdır! Kısacası, öğleyi asr-ı evvelde kılanın, ikindiyi asr-ı sanide kılması gerekir.
    İkindide olduğu gibi yatsıda da iki vakit vardır. Buna (İşa-i evvel) ve (İşa-i sani) denir. [İşa, yatsı demektir.] İşa-i sani, işa-i evvelden, Eylülden Mart ayına kadar 10-12 dakika sonradır. Nisanda 12-14, Mayısta 14-18, Haziranda 18-19, Temmuzda 15-19, Ağustosta ise 12-15 dakika sonradır. Hem İmam-ı a'zam hazretlerinin, hem de İmameyn’in kavline uyabilmek için ikindiyi asr-ı sanide, yatsıyı da işa-i sani’de kılmak iyi olur.

    Sual: 1-Asrı evvel, asri sani ne demektir?
    CEVAP
    Bunlar tabirdir. Asrı evvel: Birinci ikindi vakti demektir. İmameyne göredir. Asrı sani, ikinci ikindi vakti demektir. Bu da imamı azam hazretlerine göredir. Yatsıda da böyle işai evvel; işai sani vardır. Yani birinci yatsı vakti, ikinci yatsı vakti. Birincisi iki imama göre, ikincisi yine imamı azama göredir. Dini terimleri bilmeden din öğrenilmez. Gol oldu denilince, golün tarifini de yapmak gerekiyor mu? Top oynayanın bunu bilmesi gerekir. Namaz kılanın asrı evveli, asrı saniyi bilmesi gerekir.


  7. 12.Ağustos.2013, 21:37
    4
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: İsfirar-ı şems, Asr-ı Sâni, iştibâk-i nücûm vb. kavramları öğrenebileceğimiz kitap önerileri?

    Alıntı
    iştibâk-i nücûm
    İştibâk-i nücûm Vakti
    Akşam nemâzı, şemsî ve şer’î gecenin başlaması ile birlikde başlar. Akşam nemâzının vakti, şafak kararıncaya, ya’nî garbda, iki imâma ve diğer üç mezhebe göre, kırmızılık gayb oluncaya veyâ İmâm-ı a’zama göre, bundan iki derece sonra, beyâzlık gayb oluncaya kadar devâm eder. Akşam nemâzını, vaktin evvelinde kılmak sünnetdir. (İştibâk-i nücûm) vaktinden, ya’nî yıldızlar çoğaldıkdan, ya’nî güneşin arka kenârının üfk-ı zâhirî hattı altına on derece irtifâ’a indikden sonraya bırakmak harâmdır. Bu vakt ile gurûb vakti arasındaki zemân, İstanbul gibi, arzı 41 derece olan mahaller için, bir senede, 53 ile 67 dakîka arasında değişmekdedir. Hastalık, seferî olmak, hâzır ta’âmı yimek için, yıldızlar çok görülünceye kadar gecikdirilebilir.


    Bu gibi kavramları takvimlerden ve sözlük/ansiklopedilerden bulabilirsiniz.


  8. 12.Ağustos.2013, 21:37
    4
    Moderatör
    Alıntı
    iştibâk-i nücûm
    İştibâk-i nücûm Vakti
    Akşam nemâzı, şemsî ve şer’î gecenin başlaması ile birlikde başlar. Akşam nemâzının vakti, şafak kararıncaya, ya’nî garbda, iki imâma ve diğer üç mezhebe göre, kırmızılık gayb oluncaya veyâ İmâm-ı a’zama göre, bundan iki derece sonra, beyâzlık gayb oluncaya kadar devâm eder. Akşam nemâzını, vaktin evvelinde kılmak sünnetdir. (İştibâk-i nücûm) vaktinden, ya’nî yıldızlar çoğaldıkdan, ya’nî güneşin arka kenârının üfk-ı zâhirî hattı altına on derece irtifâ’a indikden sonraya bırakmak harâmdır. Bu vakt ile gurûb vakti arasındaki zemân, İstanbul gibi, arzı 41 derece olan mahaller için, bir senede, 53 ile 67 dakîka arasında değişmekdedir. Hastalık, seferî olmak, hâzır ta’âmı yimek için, yıldızlar çok görülünceye kadar gecikdirilebilir.


    Bu gibi kavramları takvimlerden ve sözlük/ansiklopedilerden bulabilirsiniz.





+ Yorum Gönder