Konusunu Oylayın.: Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar ayeti

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar ayeti
  1. 12.Ağustos.2013, 16:22
    1
    asker1
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Kasım.2011
    Üye No: 91780
    Mesaj Sayısı: 91
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 36

    Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar ayeti






    Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar ayeti Mumsema kardeşlerim allah ın selamı üstünüzde olsun ancak ben geçenlerde bir ortamda bu konunun tartışıldığını duydum fikrim yok ve doğruyu bulmak için yazdım konu şuydu ; cennette allah tomurcuklaşmış göğüslü hurilerden ve şaraplardan bahsediyor kuranda. bu ne mana da? yani şaraplar haram değil mi? veya tomurcuk göğüslü kızlar şehvete itttiği için günah değil mi ? şüphesiz allah u alem burda başka bir mana verdi ama nedir?


  2. 12.Ağustos.2013, 16:22
    1
    asker1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    kardeşlerim allah ın selamı üstünüzde olsun ancak ben geçenlerde bir ortamda bu konunun tartışıldığını duydum fikrim yok ve doğruyu bulmak için yazdım konu şuydu ; cennette allah tomurcuklaşmış göğüslü hurilerden ve şaraplardan bahsediyor kuranda. bu ne mana da? yani şaraplar haram değil mi? veya tomurcuk göğüslü kızlar şehvete itttiği için günah değil mi ? şüphesiz allah u alem burda başka bir mana verdi ama nedir?


    Benzer Konular

    - 13 - 19 Yaş Arası Kızlar, kızlar, ergenlik dönem kızların sorunları

    - Memeleri kusurlu olan hayvan kesilirmi?

    - Kısmet duası: evde kalmış kızlar için dua yazarsanız evde kalan bekar kızlar dua edecekler

    - Nebe suresi 33. ayet:Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar

    - NEBE suresi 33. Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,

  3. 12.Ağustos.2013, 21:27
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,586
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar ayeti




    NEBE SÜRESİ 31-34. “Doğrusu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar ve dolu kadehler vardır.”



    Muhakkak ki muttakiler için mefâz vardır. Peki mefâz nedir? Mefaz, kurtuluş demektir. Mefâz, korunmak demektir. Yani onun şerrinden kurtuluş demektir. Az önce anlatılan cehennem ateşinin şerrinden kurtuluş vardır muttakiler için. Demek ki takvalılar kurtuldular cehennemden, kurtuldular azaptan, ikaptan, kurtuldular kandan, irinden. Kurtuldular tüm bunlardan ve de cenneti hakkettiler, cennet buldular.



    Bu kurtuluş fevzü’l kebirdir. Yani tam bir kurtuluş, büyük bir kurtuluş, gerçek bir kurtuluş, mübîn, açık, ayan beyan bir kurtuluştur Kur’an’ın ifadesiyle. Hani dünyadaki kurtuluşlara seviniyoruz. Üç yıl, beş yıl, on yıl, seviniyoruz, sonra anlamını yitiriyor tabi o kurtuluşlar. Ama âhiretteki bu kurtuluş hiçbir zaman anlamını yitirmeyecek, sürekli bir kurtuluştan söz ediliyor ki, bu hem cehennem azabından kurtuluştur, hem de cenneti kaybetmekten kurtuluştur. Başka ne varmış onlar için?



    Bağlar, bahçeler, üzümler, hurmalar, narlar, muzlar, ekinler, bitkiler, yiyecekler, içecekler, pınarlar, şaraplar, süt ırmakları, bal ırmakları. İşte Kur’an anlatıyor, biz de saydık.



    Bir de etrap olan, yani aynı yaşta, birbirinin yaşıtında olan “Kevaib” vardır onlar için. Tomurcuklanmış memeler ve bir de bekarlar, bâkîreler anlamına geliyormuş kevaib. Anlaşıldığı gibi hûrilerden söz ediyor Rabbimiz. Böyle bir manzara işte. Cennet kadını Kur’-an’ın başka yerlerinde anlatıldığına göre şeffaf olacak, içinden dışı, dışından içi görünecek. Tertemiz olacak onlar. Kan, irin, hayız, nifas, idrar, koku, tütü gibi maddî pisliklerden arındırıldıkları gibi, yalan, dolan, gıybet, çekememezlik, dedikodu gibi manevî pisliklerden de temizlenmiştir onlar. Sadece gözlerini eşlerine dikmiş, gönüllerini sadece eşlerine vermiş tertemiz kadınlardır onlar.



    Hattâ Allah’ın Resûlü der ki: “Bir kadın dünyada kocasına eziyet ederse, onun cennette bekleyen hûrileri şöyle der: “Yapma kadın! Etme kadın! Aptallık etme kadın! Huysuzluk etme kadın! Senin yanında kalacağı günler az kaldı! Yakında bizim yanımıza gelecek, Efendimizi incitme! Efendimizin kıymetini bil! Yarın o bizim yanımıza gelecek, bak o zaman çok pişman olursun!”



    İşte orada böyle orijinal, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir insanın hatır ve hayalinden bile geçiremeyeceği gü-zellikte, değişik model kadınlar vardır. Rahmân sûresinin beyanıyla ne bir insan eli, ne de bir cin eli değmemiş bâkîre, tertemiz kadınlar vardır orada.



    Ondan sonra da sen tut dünyanın pespayelerine, dünyanın şıllıklarına gönül ver. Olacak şey mi bu? Cennette Rabbimizin bizim için hazırladığı ve şu anda bile her gün biraz daha güzelleşerek bizi bekleyen o güneşten, aydan daha güzel hûrileri kaybetme pahasına dünyada bir şıllıkla üç beş dakika zevk yap. Değer mi oradaki milyarlarca dilberi kaybetmeye? Çünkü Rasulullah da öyle diyordu değil mi? “Mü’min, mü’min iken zina etmez.” Yani böyle bir adam mü’min olduğu halde kesinlikle zina edemez.



    Düşünün ki bir adam mü’min olacak, iman edecek, Allah’ı bilecek, cenneti bilecek, cehennemi tanıyacak, böyle bir cehennem azabından haberdar olacak, böyle bir cennet nîmetlerini, cennet kadınlarını bilecek, tanıyacak, gözünde canlandıracak, yakîn kesb edecek, sonra da onu kaybetme pahasına dünyanın bir pespayesine gönül verip zina edecek. Bu mümkün değildir diyordu Allah’ın Resûlü.



    Başka ne varmış cennette onlar için?



    Bir de dolu dolu, dopdolu kadehler, keseler, kaplar vardır orada onlar için. Dolu dolu kadehler. Peki neyle dolu bunlar? Kâfûr ile dolu, Tesnîm ile, Rahîk ile ya da benzer cennet içkileriyle dolu kadehler vardır orada. Dopdolu, birbiri ardınca gelen, hiç arkası kesilmeden ikram edilen, ya da böyle saf safiye, böyle katışıksız, düzgün, güzel kadehlerde sunulacak içkiler vardır.



    Dehr sûresi onun hem cam, hem de gümüşten olduğunu anlatıyordu:



    “Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır. Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar. Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler.”

    (Dehr 15,16,17)



    Gümüş ve üstelik de camdan kaplar. Hem gümüş, hem cam, garip bir şey tabii. Sırçadan cam gibi gümüşler diye de şerh etmişler. Veya gümüş gibi camlar, sırçalar demişler. Biliyoruz ki yeryüzü toprağı sırça olur, cennet toprağı da gümüş olur. İşte böyle bir karışım an-lıyoruz.



    İşte bu kadar hoş, böyle güzel billurlar, kaplar, camlar, kadehler içinde dolu dolu içkiler sunulacak orada muttakilere. Öyle hoş içkiler sunulacak ki onlara, onu hoş ölçecekler, kendilerine göre ölçecekler, ölçtüklerine göre gelecek içkiler. Kendisine sunulanın arzusuna göre ölçüp getirecekler. Yani cennetlik muttaki bir kul nasıl isterse öy-le sunulacak, kalbinden ne kadar geçiyorsa o kadar sunulacak, ne tür bir şey istemişlerse o verilecek onlara. O kadar güzel bir ölçü ki, kişiye göre, kişinin ellerine göre, alacaklarına göre ölçecekler ve öylece getirecekler. Yani böyle kocaman bir ton değil, küçücük değil, upuzun değil, kısa değil, yusyuvarlak değil, ya ne? Tam sana göre, orada se-ni rahat ettirici biçimde sunulacak.


  4. 12.Ağustos.2013, 21:27
    2
    Moderatör



    NEBE SÜRESİ 31-34. “Doğrusu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar ve dolu kadehler vardır.”



    Muhakkak ki muttakiler için mefâz vardır. Peki mefâz nedir? Mefaz, kurtuluş demektir. Mefâz, korunmak demektir. Yani onun şerrinden kurtuluş demektir. Az önce anlatılan cehennem ateşinin şerrinden kurtuluş vardır muttakiler için. Demek ki takvalılar kurtuldular cehennemden, kurtuldular azaptan, ikaptan, kurtuldular kandan, irinden. Kurtuldular tüm bunlardan ve de cenneti hakkettiler, cennet buldular.



    Bu kurtuluş fevzü’l kebirdir. Yani tam bir kurtuluş, büyük bir kurtuluş, gerçek bir kurtuluş, mübîn, açık, ayan beyan bir kurtuluştur Kur’an’ın ifadesiyle. Hani dünyadaki kurtuluşlara seviniyoruz. Üç yıl, beş yıl, on yıl, seviniyoruz, sonra anlamını yitiriyor tabi o kurtuluşlar. Ama âhiretteki bu kurtuluş hiçbir zaman anlamını yitirmeyecek, sürekli bir kurtuluştan söz ediliyor ki, bu hem cehennem azabından kurtuluştur, hem de cenneti kaybetmekten kurtuluştur. Başka ne varmış onlar için?



    Bağlar, bahçeler, üzümler, hurmalar, narlar, muzlar, ekinler, bitkiler, yiyecekler, içecekler, pınarlar, şaraplar, süt ırmakları, bal ırmakları. İşte Kur’an anlatıyor, biz de saydık.



    Bir de etrap olan, yani aynı yaşta, birbirinin yaşıtında olan “Kevaib” vardır onlar için. Tomurcuklanmış memeler ve bir de bekarlar, bâkîreler anlamına geliyormuş kevaib. Anlaşıldığı gibi hûrilerden söz ediyor Rabbimiz. Böyle bir manzara işte. Cennet kadını Kur’-an’ın başka yerlerinde anlatıldığına göre şeffaf olacak, içinden dışı, dışından içi görünecek. Tertemiz olacak onlar. Kan, irin, hayız, nifas, idrar, koku, tütü gibi maddî pisliklerden arındırıldıkları gibi, yalan, dolan, gıybet, çekememezlik, dedikodu gibi manevî pisliklerden de temizlenmiştir onlar. Sadece gözlerini eşlerine dikmiş, gönüllerini sadece eşlerine vermiş tertemiz kadınlardır onlar.



    Hattâ Allah’ın Resûlü der ki: “Bir kadın dünyada kocasına eziyet ederse, onun cennette bekleyen hûrileri şöyle der: “Yapma kadın! Etme kadın! Aptallık etme kadın! Huysuzluk etme kadın! Senin yanında kalacağı günler az kaldı! Yakında bizim yanımıza gelecek, Efendimizi incitme! Efendimizin kıymetini bil! Yarın o bizim yanımıza gelecek, bak o zaman çok pişman olursun!”



    İşte orada böyle orijinal, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir insanın hatır ve hayalinden bile geçiremeyeceği gü-zellikte, değişik model kadınlar vardır. Rahmân sûresinin beyanıyla ne bir insan eli, ne de bir cin eli değmemiş bâkîre, tertemiz kadınlar vardır orada.



    Ondan sonra da sen tut dünyanın pespayelerine, dünyanın şıllıklarına gönül ver. Olacak şey mi bu? Cennette Rabbimizin bizim için hazırladığı ve şu anda bile her gün biraz daha güzelleşerek bizi bekleyen o güneşten, aydan daha güzel hûrileri kaybetme pahasına dünyada bir şıllıkla üç beş dakika zevk yap. Değer mi oradaki milyarlarca dilberi kaybetmeye? Çünkü Rasulullah da öyle diyordu değil mi? “Mü’min, mü’min iken zina etmez.” Yani böyle bir adam mü’min olduğu halde kesinlikle zina edemez.



    Düşünün ki bir adam mü’min olacak, iman edecek, Allah’ı bilecek, cenneti bilecek, cehennemi tanıyacak, böyle bir cehennem azabından haberdar olacak, böyle bir cennet nîmetlerini, cennet kadınlarını bilecek, tanıyacak, gözünde canlandıracak, yakîn kesb edecek, sonra da onu kaybetme pahasına dünyanın bir pespayesine gönül verip zina edecek. Bu mümkün değildir diyordu Allah’ın Resûlü.



    Başka ne varmış cennette onlar için?



    Bir de dolu dolu, dopdolu kadehler, keseler, kaplar vardır orada onlar için. Dolu dolu kadehler. Peki neyle dolu bunlar? Kâfûr ile dolu, Tesnîm ile, Rahîk ile ya da benzer cennet içkileriyle dolu kadehler vardır orada. Dopdolu, birbiri ardınca gelen, hiç arkası kesilmeden ikram edilen, ya da böyle saf safiye, böyle katışıksız, düzgün, güzel kadehlerde sunulacak içkiler vardır.



    Dehr sûresi onun hem cam, hem de gümüşten olduğunu anlatıyordu:



    “Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır. Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar. Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler.”

    (Dehr 15,16,17)



    Gümüş ve üstelik de camdan kaplar. Hem gümüş, hem cam, garip bir şey tabii. Sırçadan cam gibi gümüşler diye de şerh etmişler. Veya gümüş gibi camlar, sırçalar demişler. Biliyoruz ki yeryüzü toprağı sırça olur, cennet toprağı da gümüş olur. İşte böyle bir karışım an-lıyoruz.



    İşte bu kadar hoş, böyle güzel billurlar, kaplar, camlar, kadehler içinde dolu dolu içkiler sunulacak orada muttakilere. Öyle hoş içkiler sunulacak ki onlara, onu hoş ölçecekler, kendilerine göre ölçecekler, ölçtüklerine göre gelecek içkiler. Kendisine sunulanın arzusuna göre ölçüp getirecekler. Yani cennetlik muttaki bir kul nasıl isterse öy-le sunulacak, kalbinden ne kadar geçiyorsa o kadar sunulacak, ne tür bir şey istemişlerse o verilecek onlara. O kadar güzel bir ölçü ki, kişiye göre, kişinin ellerine göre, alacaklarına göre ölçecekler ve öylece getirecekler. Yani böyle kocaman bir ton değil, küçücük değil, upuzun değil, kısa değil, yusyuvarlak değil, ya ne? Tam sana göre, orada se-ni rahat ettirici biçimde sunulacak.


  5. 09.Mayıs.2014, 19:56
    3
    Misafir

    Cevap: Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar ayeti

    kuranda böyle bir ifade geçmemektedir. kevaib şahane endamlı, dört dörtlük anlamlarına gelir.
    /nebe_suresi/33.ayet/kurani_kerim_mealleri

    şöyle de bakılabilir. eğer gerçekten de mealcilerin dediği gibi tomuruck memeler ise o zaman müttakiler yalnızca erkekler olur bunun da anlamı cennete sadece erkekler gideceiği ve kadınların da muhattab bile olunmadığı anlamına gelir. oysaki müttaki denilince erkek ve kadın müminler akla gelir. dolayısıyla kadınada tomurcuk meme vaad edildiği anlamı çıkar ki bu absürd bir şeydir.


  6. 09.Mayıs.2014, 19:56
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    kuranda böyle bir ifade geçmemektedir. kevaib şahane endamlı, dört dörtlük anlamlarına gelir.
    /nebe_suresi/33.ayet/kurani_kerim_mealleri

    şöyle de bakılabilir. eğer gerçekten de mealcilerin dediği gibi tomuruck memeler ise o zaman müttakiler yalnızca erkekler olur bunun da anlamı cennete sadece erkekler gideceiği ve kadınların da muhattab bile olunmadığı anlamına gelir. oysaki müttaki denilince erkek ve kadın müminler akla gelir. dolayısıyla kadınada tomurcuk meme vaad edildiği anlamı çıkar ki bu absürd bir şeydir.


  7. 10.Mayıs.2014, 22:12
    4
    Şii
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Nisan.2014
    Üye No: 103566
    Mesaj Sayısı: 160
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar ayeti

    Cennetteki şarap sarhoş edici değildir. Huri meselesi ise dünyada helal olan herşey Ahirette de helaldir. Şehvet ise eşinle helal başkasıyla haramdır. Sözüm size değil, öyle kişilere ki, kendi ahlakını Allah'ın ahlakından üstün göreni de Allah kahreder. Her türlü fuhşu işleyen melunlar cennetteki Hurilere laf atar oldu.


  8. 10.Mayıs.2014, 22:12
    4
    Şii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Cennetteki şarap sarhoş edici değildir. Huri meselesi ise dünyada helal olan herşey Ahirette de helaldir. Şehvet ise eşinle helal başkasıyla haramdır. Sözüm size değil, öyle kişilere ki, kendi ahlakını Allah'ın ahlakından üstün göreni de Allah kahreder. Her türlü fuhşu işleyen melunlar cennetteki Hurilere laf atar oldu.





+ Yorum Gönder