Konusunu Oylayın.: Çeşit sorular (1 den fazla)

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Çeşit sorular (1 den fazla)
  1. 13.Temmuz.2013, 19:00
    1
    Noname
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Temmuz.2013
    Üye No: 101859
    Mesaj Sayısı: 1
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Çeşit sorular (1 den fazla)






    Çeşit sorular (1 den fazla) Mumsema 1-Oruç neden imsak vaktinden akşama kadar oluyor ?

    2-Vitir-i Vacip kılındıktan sonra Teravih namazı kılınamaz mı ?

    3-Teravih namazı kılınabilmesi için yatsının farzını kılmak mı gerekiyor ?

    4-Ergenlik çağına giren herkes vesvese alır mı ?

    5- Dinden çıkaran hususlar nelerdir ?

    -------------------------------------------------------------------------------------------

    Bunlarda biraz değişik sorular :

    1-Arabada yolculuk edioduk. Halısahaya gitcektik 3.5Liraya hocamızda vardı yanımızda. Normalde Halısaha 10 Lira dedim. Hocamızın gücü işte dediler . Bende dedimki İman gucu işte . Dedim güldük hepbirlikte. Bu olayda dinden çıktımmı ?

    2- Arkadasım Ahlaksız olalaım , yok boyle olalım yok şöyle olalım dedi . Sanırım arada zındık ta olalim dedi. Bende aramızda ahlaksız vs vs vs . Olamayan varmı dedim bu olaydada dinden çıkma meselesi olmuşmudur ?

    Arkadaslar yasım daha küçük bunlarıda kimseye anlatamıyorum ailemden . Biraz çekiniyorum biliyorum belki banlıcaksınız ama hıc deilse 2 3 soruyu yanıtlayın .


  2. 13.Temmuz.2013, 19:00
    1
    Noname - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    1-Oruç neden imsak vaktinden akşama kadar oluyor ?

    2-Vitir-i Vacip kılındıktan sonra Teravih namazı kılınamaz mı ?

    3-Teravih namazı kılınabilmesi için yatsının farzını kılmak mı gerekiyor ?

    4-Ergenlik çağına giren herkes vesvese alır mı ?

    5- Dinden çıkaran hususlar nelerdir ?

    -------------------------------------------------------------------------------------------

    Bunlarda biraz değişik sorular :

    1-Arabada yolculuk edioduk. Halısahaya gitcektik 3.5Liraya hocamızda vardı yanımızda. Normalde Halısaha 10 Lira dedim. Hocamızın gücü işte dediler . Bende dedimki İman gucu işte . Dedim güldük hepbirlikte. Bu olayda dinden çıktımmı ?

    2- Arkadasım Ahlaksız olalaım , yok boyle olalım yok şöyle olalım dedi . Sanırım arada zındık ta olalim dedi. Bende aramızda ahlaksız vs vs vs . Olamayan varmı dedim bu olaydada dinden çıkma meselesi olmuşmudur ?

    Arkadaslar yasım daha küçük bunlarıda kimseye anlatamıyorum ailemden . Biraz çekiniyorum biliyorum belki banlıcaksınız ama hıc deilse 2 3 soruyu yanıtlayın .


    Benzer Konular

    - Rüyada çeşit çeşit kuruyemiş almak

    - Çeşit Çeşit Sorular (4 dini soru)

    - Çeşit Çeşit Dini Sorular ?

    - Fatır suresi 27. ayet: Görmedin mi Allah gökten su indirdi. Onunla renkleri çeşit çeşit meyveler çık

    - Enam suresi 141. ayet: Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinl

  3. 13.Temmuz.2013, 22:41
    2
    SoruSoran
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2013
    Üye No: 101770
    Mesaj Sayısı: 108
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Çeşit sorular (1 den fazla)




    Alıntı
    1-Arabada yolculuk edioduk. Halısahaya gitcektik 3.5Liraya hocamızda vardı yanımızda. Normalde Halısaha 10 Lira dedim. Hocamızın gücü işte dediler . Bende dedimki İman gucu işte . Dedim güldük hepbirlikte. Bu olayda dinden çıktımmı ?
    Dinle alay etmişsiniz resmen. Artık çıkıp çıkmadığınızı mı soruyorsunuz.


  4. 13.Temmuz.2013, 22:41
    2
    SoruSoran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Alıntı
    1-Arabada yolculuk edioduk. Halısahaya gitcektik 3.5Liraya hocamızda vardı yanımızda. Normalde Halısaha 10 Lira dedim. Hocamızın gücü işte dediler . Bende dedimki İman gucu işte . Dedim güldük hepbirlikte. Bu olayda dinden çıktımmı ?
    Dinle alay etmişsiniz resmen. Artık çıkıp çıkmadığınızı mı soruyorsunuz.


  5. 13.Temmuz.2013, 22:48
    3
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Çeşit sorular (1 den fazla)

    Alıntı
    Dinle alay etmişsiniz resmen
    dinin nesiyle alay etmişler açıklar mısın?


  6. 13.Temmuz.2013, 22:48
    3
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Dinle alay etmişsiniz resmen
    dinin nesiyle alay etmişler açıklar mısın?


  7. 13.Temmuz.2013, 23:19
    4
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,585
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Çeşit sorular (1 den fazla)

    Alıntı
    Oruç neden imsak vaktinden akşama kadar oluyor ?
    Kuralı Koyan Allah Teala
    Alıntı
    2-Vitir-i Vacip kılındıktan sonra Teravih namazı kılınamaz mı ?
    gecede vitir en son nafile olmalı ama vitir kılındıkam sonra da teravih kılınabilir.
    sadece sünnete uygun değildir.
    Alıntı
    3-Teravih namazı kılınabilmesi için yatsının farzını kılmak mı gerekiyor ?
    evet.

    ____________________________________

    Alıntı
    Bazı sözler
    insanı uçuruma götürür!


    İnsan konuşurken kullandığı sözlere dikkat etmeli,
    imana aykırı sözlerle dilini ve kalbini kirletmemelidir. Allah korusun bilmeden
    imanımızı kaybedebiliriz.

    İman, kişiyi bütün varlığın tek sahibi Allah’a
    muhatap kılması ve O’na bağlaması itibarıyla, insana huzur ve şeref veren büyük
    bir güç merkezidir. Çünkü iman sayesinde insan Yaratıcı’sına bağlanır. Bu sayede
    insan, iman ile insanda görünen İlâhî sanatları ve Cenab-ı Hakk’ın isimlerinin
    nakışları itibarıyla kıymet kazanır. İnançsızlık ise o bağı koparır. İnsanın
    Rabb’iyle arasındaki bağ kopunca, Allah’ın insan üzerindeki sanatı gizlenir.

    İnsan çok zayıf ve aciz bir varlıktır. Kendisinin
    veya başkalarının başına gelen musibetlerde çoğu zaman bir şey yapamaz. Bu
    musibetler, imansızları veya imanı zayıf olan kimseleri aşırı derecede sıkıntıya
    sokar, huzursuz eder. Fakat huzursuz olmakla elinden de hiçbir şey gelmez.

    İmanı elde eden bir mümin ise her şeyde İlâhî
    rahmetin izini, özünü görür. Her şeyde O’nun hikmetini, adaletinin güzelliğini
    müşahede eder, tam bir teslimiyet ve rıza ile Rabb’inden gelen musibetleri
    teslimiyetle karşılar. Hayatın zorlukları karşısında dirençli olur. Böyle
    kimseler, çeşitli musibetlere maruz kalanlara karşı Cenab-ı Hakk’ın
    merhametinden daha çok şefkat göstermez ki, elem ve azap çeksinler. Böylece
    sadece ahiret hayatında değil, dünya hayatını dahi saadet içerisinde geçirirler.
    Ayrıca imanın insana kazandırdığı en mühim fayda, insanı nefsin ve şeytanın
    vesveselerine kapılmadan huzurlu bir şekilde kabre imanlı olarak götürmesidir.
    Bu şekilde insan hem bu dünya hem de öte dünya saadetini elde eder.

    AĞZIMIZDAN ÇIKAN
    SÖZLERE DİKKAT!


    Bu şekilde imanı elde ettikten sonra önemli bir
    aşama da imanı muhafaza etmek, korumak; yıpranmasına, zayıflamasına, herhangi
    bir tehlikeye maruz kalmamasına çalışmaktır. İnanan bir insan her konuda olduğu
    gibi, imanî meselelerde de ağızdan çıkan sözlere dikkat etmeli, imana aykırı
    sözlerle dilini kirletmemelidir. Şayet umursamaz bir biçimde, dikkat etmeden,
    sözün nereye vardığını, nasıl bir sonuç doğuracağını düşünmeden imana aykırı
    sözleri söylerse, Allah korusun imanını kaybedebilir.

    Böyle bir hataya düşmemek için akıllı, dikkatli ve
    titiz davranırken, hatasının farkına varır varmaz da, hemen tedbirini almalı,
    bir an önce tövbe istiğfar etmeli, imanını yenilemeli, kelime-i şahadet
    getirerek taze bir imanla yeniden hayata başlamalıdır.

    Şimdi imana aykırı düşen, imana zarar veren, imanlı
    hayatı zedeleyen bazı sözlere dikkat çekelim.

    “ALLAH GELSE,
    ELİMDEN ALAMAZ!”


    Bir öfke sonucu düşünmeden bu sözü söyleyen kişinin
    Allah’ın gücü ve kudreti konusunda en ufak bir bilgisinin olmadığı anlaşılıyor.
    Bir kere Allah’ın gücünün ve kudretinin ne bir sınırı vardır, ne bir hududu...
    Çünkü Allah’ın kudreti sonsuzdur, sınırsızdır. “Ve hüve alâ külli şey’in kadîr” yani “O’nun her şeye gücü yeter” ifadesi,
    Kur’an’da 40-50 yerde geçiyor.

    “Her şey”
    derken, bu ifadenin içine girmeyen kalmıyor. Allah’ın kendi Zât’ı
    (celle celaluhu) dışında, varlık âleminde bulunan, Allah tarafından yaratılmış
    olan, aklımıza gelen gelmeyen bütün yaratıklar bu “her şey”in içindedir.

    “Allah’ın şuna
    gücü yeter, buna yetmez; şunu yapar, bunu yapamaz; şu kişiyle baş eder, bu
    kimseyle baş edemez”
    diye bir şey söz konusu olamaz.

    Bu ifadeler bir insan olarak, bizim için
    söylenebilir. Mesela, ben 10 kiloyu çok rahat kaldırırım, 20-30 kiloda biraz
    zorlanırım, 50 kiloda çok zorlanırım; ama 100 kiloyu asla kaldıramam.

    Neden? Çünkü benim gücüm ve kudretim bellidir.
    Ama Cenab-ı Hak için, ağır-hafif, büyük-küçük,
    az-çok, aşağı-yukarı gibi kavramlardan söz edilmez.


    Allah’ın kudreti
    karşısında bir sinekle dünyamızdan bir milyon üç yüz bin defa büyük olan güneş
    aynıdır.


    Ufacık bir sineği aynı kolaylıkla havada tuttuğu ve
    uçurduğu gibi, koca güneşi aynı kolaylıkla uzayda tutar ve seyrettirir. İçinde
    milyarlarca yıldızın yer aldığı galaksiyi de aynı kolaylıkla uzayda
    gezdirir.

    Bu açıdan bilir bilmez biçimde, olur olmaz yerde,
    anlamlı anlamsız durumlarda, ne manaya geldiğini düşünmeden ileri geri konuşup,
    “Allah gelse, seni elimden alamaz.” gibi sözlerin hiçbir değeri, kıymeti ve
    anlamı yoktur. Bu değerlendirme, yazımızdaki diğer ifade kalıpları için de
    geçerlidir.

    “BURASI ALLAH’IN
    UNUTTUĞU YER!”


    Bu da çok tehlikeli bir ifade kalıbıdır. Allah’ın
    unutması mümkün mü? Dünyada yan yana gelmeyecek iki kelime varsa, o da “Allah”
    ve “unutma” kelimeleridir.

    Kur’an, Allah’a “unutma” yakıştırmasını şiddetle
    reddediyor, Musa aleyhisselamın diliyle Kur’an diyor ki: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir
    kitaptadır. Rabbim yanılmaz ve unutmaz.”
    (Tâhâ, 20/52)

    Cebrail aleyhisselamın ağzından da şu gerçeği dile
    getiriyor:

    “Biz ancak
    Rabb’imizin emriyle ineriz. Geçmişimiz, geleceğimiz ve ikisi arasındaki her şey
    O’na aittir. Ve Rabbim hiçbir şeyi unutmaz.”
    (Meryem, 19/64)

    Bundan dolayı Allah için “unutma” kelimesini
    kullanmak hem caiz değildir, hem de insanın ayağını kaydırır, kişiyi
    inançsızlık/imansızlık çukuruna yaklaştırır. Çünkü “unutmak” noksan bir
    sıfattır. Allah ise bütün noksan ve eksik sıfatlardan beridir ve uzaktır. Böyle
    bir ifadeyi mecaz manasında kullanmak da doğru değildir. Bir mümin, hangi manayı
    kasdederse etsin ağzına, neticesi itibariyle kendisini çıkmaz sokaklara
    götürecek böylesi tehlikeli sözleri alıştırmamalıdır.

    “BU ADAM
    ALLAH’LIĞIN BİRİ!”


    Bu söz, imana ve inanca leke getiren, insanın
    kalbini rencide eden, bir yerde vicdanı sızlatan bir yakıştırma… Çoğu zaman bu
    ve benzeri sözler rastgele, gelişigüzel kullanılıyor, sözün nereye vardığı hiç
    mi hiç düşünülmüyor, hesabı kitabı yapılmadan dillerde gezip duruyor. Halbuki bu
    sözler sakıncalı sözlerdir. Her yönüyle saçma ve bayağı ifadelerdir.

    TDK sözlüğü, “Allah’lık” kelimesi için şöyle bir açıklama
    getiriyor: “Kendisinden hiçbir işte yararlık
    umulmayan saf ve zararsız kimse.”
    Bir de örnek cümle veriyor: “Bu adam
    Allah’lığın biri, elinden hiçbir şey gelmiyor.”

    Günlük dilde de şu şekilde dönüp dolaşıyor:

    “İşiniz Allah’lık”, “Allah’lık adam”, “Allah’lık
    Ali Bey misali”, “Tam Allah’lık bir hal, ahı gitmiş vahı kalmış.”

    Dikkat edilirse, bilgisiz, beceriksiz, sorunlu ve
    hiçbir işe yaramayan insanlar bu sözlerle anlatılıyor. Sanki insan Allah’a
    yaklaşırsa, Allah’a kul olmaya çalışırsa, Allah’ın emir ve yasaklarını yerine
    getirirse aptal/budala ve sefil bir hale gelirmiş gibi bir mana çıkıyor.

    Yahut bir iş yolunda gitmiyorsa, planlandığı ve
    düşünüldüğü gibi bir sonuca varılamıyorsa, suç Allah’a atılıyor, hata Allah’a
    mal ediliyor. Böylece insan farkına bile varmadan Allah’a isyan ediyor. Oysa
    beceriksizlik insanın kendinden kaynaklanır, dağınıklık kişinin kendi ihmali ve
    tembelliği sonucudur. Neden Allah’a verilsin, bu konularda niçin Allah
    suçlansın?

    Kur’an bu konuda diyor ki: “Başınıza ne musibet gelirse, kendi elinizle
    işledikleriniz yüzündendir.”
    (Şûra, 42/30)

    “ALLAH BABA
    KIZAR!”


    Allah’a baba ve oğul isnadı yapılmaz, caiz de
    değildir, mümkün de değildir. Böyle bir sözü,
    bir Müslüman söylememelidir.
    Çünkü mesele doğrudan doğruya Allah’ın
    birliği ile alakalıdır. Bir kere bütün babaları ve oğulları, erkekleri ve
    kızları yaratan Allah’tır. Yaratıcı, yaratılan olamaz. İslamî deyimle Hâlık,
    mahluk olmaz. Böyle bir sözü ve inancı kesin olarak Kur’an reddeder. Hepimizin
    bildiği İhlas Suresi’nde, “Lem yelid velem
    yûled”
    diyoruz. Bunun anlamı, “O doğurmamış ve doğurulmamıştır”
    demektir. Yani, doğanlar ve doğurulanlar Yaratıcı ve Allah olamaz.

    Yabancı filmlerdeki sözler olduğu gibi tercüme
    ederek söylendiği ve bazı eski Türk filmlerinde düşünülmeden bilinçsizce
    kullanıldığı için bu batıl inanç ve ifade, dilimize bu filmler kanalıyla
    geçmiştir. Böyle bir sözü söylemek doğru değildir.

    “KADER UTANSIN..
    KAHPE KADER!”


    Kaderi suçlayan o kadar söz var ki, saymakla
    bitmez. Kendine söz geçiremeyen, kadere taş
    atar.
    Kimseyi suçlayamayan, kaderi taşlar. Karşısındakine gücü yetmeyen
    kadere yüklenir. Böyle bir kör dövüşüdür gider. Kime vurduğunu bilemez, vurduğu
    yeri göremez, rastgele hücum eder. Beceriksizliğini, tembelliğini ve
    bilgisizliğini kendi üstüne almaz, eline geçen taşı kadere fırlatır, durur.
    “Kader utansın” der. Kader ne yapmış ki utansın, kaderin utanacağı neyi vardır?
    Gerçekten utanması gereken birisi varsa, o da kişinin kendisidir aslında.

    Kader bir suç işlememiş, bir hata yapmamış, bir
    yanlışa girmemiştir. Suçu işleyen, hatayı yapan, yanlışa giren kişinin kendisi;
    neden kader hatalı olsun? Geçen zaman içinde daha büyük bir kayba uğramış, daha
    büyük bir zarar etmiş, daha büyük bir belaya çarpılmışsa, kadere olan
    kızgınlığının dozunu biraz daha artırır.

    Bu sefer ağzından çıkanı kulağı duymaz halde,
    söylediği sözlerin nerelere vardığını düşünmez biçimde, açar ağzını, yumar
    gözünü, Allah muhafaza “kahpe kader” deyiverir. Bu sözler insanı o kadar boşluğa
    atar, o kadar uçuruma sürükler ve o kadar sert bir duvara toslatır ki, insanı
    iman dairesinden çıkarabilir…

    Bu gereksiz ve yersiz sözlerin hiçbirinin bir
    Müslüman’ın ağzından çıkmaması lazım… İnanan bir insanın böyle sözleri
    söylememesi gerekir. Söylenmemesi bir tarafa, bu sözlere karşı tavır koymalı,
    böyle sözlerin toplumda barınmasına, tutunmasına meydan vermemelidir.

    “SENİNLE CENNET’E
    BİLE GİRMEM!”


    Karşısındakine o kadar kızmış, o kadar öfkelenmiş,
    o kadar içerlemiş, o kadar kin ve nefret duymuş ki, Cennet’te bile onunla
    birlikte olmak istemiyor. Bu durumdaki ve bu kanaatteki bir kişiye “Cennet’e
    girmen kesinleşse, fakat şu kişiyle girmen gerekir, başka türlü girmen mümkün
    değil” dense, sözünün nereye gittiğini bile düşünmeden, “Allah korusun, onunla
    mı, asla, Allah yazdıysa bozsun” gibi sözleri bile sarf edebilir. Hatta, “Eğer
    Allah bana şu kişiyle Cennet’e girmeyi emretse, girmem” diyecek kadar, hiç hesap
    kitap etmeden Allah’ın emrine bile karşı gelmeyi göze alabilir.

    Cennet, Allah’ın rahmetinin tecelli ettiği bir yer,
    her türlü nimetinin bolca bulunduğu bir âlem, altı iman rüknünden âhirete imanın
    bir parçası ve bir âhiret yurdu…

    Cennet ve ebedi hayat ve sonsuz saadet Cenab-ı
    Hakk'ın mü’min kullarına sırf bir hediyesi, ikramı ve özel bir ödülüdür. Bu
    ödülü reddetmek, bir dostunuzun verdiği bir hediyeyi reddetmek gibi değildir,
    öyle düşünülmez. Bu, Allah’a isyandır, Allah’a başkaldırmak, Allah’a karşı
    gelmektir, Allah’ın rahmetini reddetmektir.

    Çünkü Rabbimiz mü’min kullarını Cennet’e davet
    ediyor ve buyuruyor ki: “Allah, sizi izniyle
    Cennet’e ve bağışlanmaya çağırıyor.”
    (Bakara, 2/221)

    Bu ve bunun gibi pek çok âyette yapılan Allah’ın
    davetini sırt çevirir bir anlamda, ileri geri konuşarak, bilir bilmez laf ederek
    “Onunla Cennet’e bile gitmem” sözlerini sarf etmek, insanı çok büyük kayıplara
    sürükler. Gerçi kişi, “Ben bu sözü bahsini ettiğiniz manada kullanmıyorum” dese
    de bir müminin ağzından böylesi ifadeler çıkmamalı.

    “ÖKÜZ
    ALEYHİSSELAM!”


    Kötü bir kimseye -hâşâ- “öküz aleyhisselam” demek,
    insanı uçuruma götürebilecek sözlerden biridir.

    Aleyhisselam,
    “Allah’ın selamı üzerine olsun”
    anlamında bir selam ve saygı
    ifadesidir. Dinî literatürde peygamberlerin adını söyledikten sonra
    “aleyhisselam” derken, Peygamber Efendimiz için “aleyhissalâtü vesselam” veya
    “sallallâhu aleyhi ve sellem” deriz.

    “Aleyhisselam”
    ifadesi peygamberler için kullanılır.
    Peygamberler, Allah tarafından
    özel olarak görevlendirilmiş Allah’ın elçilerdir. Peygamberler, insanlığın en
    yüce ve en yüksek mertebesinde bulunan insanlardır.

    Bunun içindir ki, bir mümin, peygamberlerin adını
    söylerken, onlardan bahsederken, onları anlatırken kullanmış olduğu saygılı
    ifadeleri ne bir insan için, ne de bir hayvan için kullanmamalı. Hele hele bir
    hakaret anlamı taşıyan “öküz” lafıyla birlikte hiçbir zaman kullanma cüretinde
    bulunmamalı.

    İmanı tehlikeye
    atan diğer bazı sözler:


    1. “Seni
    Allah’tan çok seviyorum.” demek.

    2. Bir adamı
    sevmediği zaman, “Cehennem’e girmeye imza verdim.” demek.


    3.
    “Allah bize zulmediyor.”, “Ben Allah mallah tanımam.”, “Şu işe Allah’ın bile
    gücü yetmez.” gibi sözleri söylemek.

    4. Hasta olan
    birisine, “Seni Allah unuttu.” demek.


    5. Birisi için, “Onun hakkından Allah bile
    gelemez, ben nasıl geleyim” demek.


    6. “Allah sana merhamet etme hususunda cimrilik etti.”
    demek.


    7.
    Herhangi bir şey için, “Allah’ın hiç işi kalmamış da bunu mu yapıyor veya
    yaratıyor?” demek.

    8.
    Peygamberimiz’in sünnetlerinden veya hadislerinden birisini alaya alır bir
    tarzda “Çok dinledik bunları” demek.


    9.
    Herhangi bir işi yapan kimseye yapmaması söylendiği zaman, “Peygamber gelse de
    ‘Yapma!’ dese veya gökten ‘Yapma!’ diye ses duysam yine yaparım” demesi.

    10. Kendisine,
    “Dünya için ahiretini terk etme!” denilen kimsenin cevap olarak, “Ben veresiye
    için peşin olanı bırakmam.” demesi.


    11.
    Fakir bir kişinin, “Allah falan kuluna şu kadar zenginlik veriyor; bana ise az
    veriyor. Böyle adalet olur mu?” demesi.

    12. “Namaz ve
    helal olan şeyler, bana iyilik getirmiyor” veya “Ne için namaz kılacağım; malım
    yok, mülküm yok. Çoluğum yok, çocuğum yok” yahut “Namazı rafa bıraktım”
    demek.


    13.
    “Sensiz Cennet’i de istemem, orası da benim için zindandır.” demek.

    İmanı tehlikeye atan veya insandan imanı kaldıran
    sözler elbette bu kadar değildir. Burada bu sözlerin bir kısmına yer
    verilmiştir.

    Bu ve benzeri sözleri söylemekten kesinlikle
    kaçınmalı ve yanlışlıkla bu sözler söylenirse de hemen kelime-i şehadet
    getirilmelidir.

    Bu sözler insanı küfre götürecek sözler olsa da bu
    sözleri söyleyenler ekseriyetle imansızlığından değil cehaletinden dolayı
    söylemektedir. Bu gibi insanlara hemen kafir oldun damgasınız da vurmamak
    gerekir. Yumuşak bir uslup ile ikaz etmeli tevbe etmesini tavsiye etmeliyiz.

    (Mehmet Paksu,
    İnsanı Uçuruma Götüren Sözlerden)



  8. 13.Temmuz.2013, 23:19
    4
    Moderatör
    Alıntı
    Oruç neden imsak vaktinden akşama kadar oluyor ?
    Kuralı Koyan Allah Teala
    Alıntı
    2-Vitir-i Vacip kılındıktan sonra Teravih namazı kılınamaz mı ?
    gecede vitir en son nafile olmalı ama vitir kılındıkam sonra da teravih kılınabilir.
    sadece sünnete uygun değildir.
    Alıntı
    3-Teravih namazı kılınabilmesi için yatsının farzını kılmak mı gerekiyor ?
    evet.

    ____________________________________

    Alıntı
    Bazı sözler
    insanı uçuruma götürür!


    İnsan konuşurken kullandığı sözlere dikkat etmeli,
    imana aykırı sözlerle dilini ve kalbini kirletmemelidir. Allah korusun bilmeden
    imanımızı kaybedebiliriz.

    İman, kişiyi bütün varlığın tek sahibi Allah’a
    muhatap kılması ve O’na bağlaması itibarıyla, insana huzur ve şeref veren büyük
    bir güç merkezidir. Çünkü iman sayesinde insan Yaratıcı’sına bağlanır. Bu sayede
    insan, iman ile insanda görünen İlâhî sanatları ve Cenab-ı Hakk’ın isimlerinin
    nakışları itibarıyla kıymet kazanır. İnançsızlık ise o bağı koparır. İnsanın
    Rabb’iyle arasındaki bağ kopunca, Allah’ın insan üzerindeki sanatı gizlenir.

    İnsan çok zayıf ve aciz bir varlıktır. Kendisinin
    veya başkalarının başına gelen musibetlerde çoğu zaman bir şey yapamaz. Bu
    musibetler, imansızları veya imanı zayıf olan kimseleri aşırı derecede sıkıntıya
    sokar, huzursuz eder. Fakat huzursuz olmakla elinden de hiçbir şey gelmez.

    İmanı elde eden bir mümin ise her şeyde İlâhî
    rahmetin izini, özünü görür. Her şeyde O’nun hikmetini, adaletinin güzelliğini
    müşahede eder, tam bir teslimiyet ve rıza ile Rabb’inden gelen musibetleri
    teslimiyetle karşılar. Hayatın zorlukları karşısında dirençli olur. Böyle
    kimseler, çeşitli musibetlere maruz kalanlara karşı Cenab-ı Hakk’ın
    merhametinden daha çok şefkat göstermez ki, elem ve azap çeksinler. Böylece
    sadece ahiret hayatında değil, dünya hayatını dahi saadet içerisinde geçirirler.
    Ayrıca imanın insana kazandırdığı en mühim fayda, insanı nefsin ve şeytanın
    vesveselerine kapılmadan huzurlu bir şekilde kabre imanlı olarak götürmesidir.
    Bu şekilde insan hem bu dünya hem de öte dünya saadetini elde eder.

    AĞZIMIZDAN ÇIKAN
    SÖZLERE DİKKAT!


    Bu şekilde imanı elde ettikten sonra önemli bir
    aşama da imanı muhafaza etmek, korumak; yıpranmasına, zayıflamasına, herhangi
    bir tehlikeye maruz kalmamasına çalışmaktır. İnanan bir insan her konuda olduğu
    gibi, imanî meselelerde de ağızdan çıkan sözlere dikkat etmeli, imana aykırı
    sözlerle dilini kirletmemelidir. Şayet umursamaz bir biçimde, dikkat etmeden,
    sözün nereye vardığını, nasıl bir sonuç doğuracağını düşünmeden imana aykırı
    sözleri söylerse, Allah korusun imanını kaybedebilir.

    Böyle bir hataya düşmemek için akıllı, dikkatli ve
    titiz davranırken, hatasının farkına varır varmaz da, hemen tedbirini almalı,
    bir an önce tövbe istiğfar etmeli, imanını yenilemeli, kelime-i şahadet
    getirerek taze bir imanla yeniden hayata başlamalıdır.

    Şimdi imana aykırı düşen, imana zarar veren, imanlı
    hayatı zedeleyen bazı sözlere dikkat çekelim.

    “ALLAH GELSE,
    ELİMDEN ALAMAZ!”


    Bir öfke sonucu düşünmeden bu sözü söyleyen kişinin
    Allah’ın gücü ve kudreti konusunda en ufak bir bilgisinin olmadığı anlaşılıyor.
    Bir kere Allah’ın gücünün ve kudretinin ne bir sınırı vardır, ne bir hududu...
    Çünkü Allah’ın kudreti sonsuzdur, sınırsızdır. “Ve hüve alâ külli şey’in kadîr” yani “O’nun her şeye gücü yeter” ifadesi,
    Kur’an’da 40-50 yerde geçiyor.

    “Her şey”
    derken, bu ifadenin içine girmeyen kalmıyor. Allah’ın kendi Zât’ı
    (celle celaluhu) dışında, varlık âleminde bulunan, Allah tarafından yaratılmış
    olan, aklımıza gelen gelmeyen bütün yaratıklar bu “her şey”in içindedir.

    “Allah’ın şuna
    gücü yeter, buna yetmez; şunu yapar, bunu yapamaz; şu kişiyle baş eder, bu
    kimseyle baş edemez”
    diye bir şey söz konusu olamaz.

    Bu ifadeler bir insan olarak, bizim için
    söylenebilir. Mesela, ben 10 kiloyu çok rahat kaldırırım, 20-30 kiloda biraz
    zorlanırım, 50 kiloda çok zorlanırım; ama 100 kiloyu asla kaldıramam.

    Neden? Çünkü benim gücüm ve kudretim bellidir.
    Ama Cenab-ı Hak için, ağır-hafif, büyük-küçük,
    az-çok, aşağı-yukarı gibi kavramlardan söz edilmez.


    Allah’ın kudreti
    karşısında bir sinekle dünyamızdan bir milyon üç yüz bin defa büyük olan güneş
    aynıdır.


    Ufacık bir sineği aynı kolaylıkla havada tuttuğu ve
    uçurduğu gibi, koca güneşi aynı kolaylıkla uzayda tutar ve seyrettirir. İçinde
    milyarlarca yıldızın yer aldığı galaksiyi de aynı kolaylıkla uzayda
    gezdirir.

    Bu açıdan bilir bilmez biçimde, olur olmaz yerde,
    anlamlı anlamsız durumlarda, ne manaya geldiğini düşünmeden ileri geri konuşup,
    “Allah gelse, seni elimden alamaz.” gibi sözlerin hiçbir değeri, kıymeti ve
    anlamı yoktur. Bu değerlendirme, yazımızdaki diğer ifade kalıpları için de
    geçerlidir.

    “BURASI ALLAH’IN
    UNUTTUĞU YER!”


    Bu da çok tehlikeli bir ifade kalıbıdır. Allah’ın
    unutması mümkün mü? Dünyada yan yana gelmeyecek iki kelime varsa, o da “Allah”
    ve “unutma” kelimeleridir.

    Kur’an, Allah’a “unutma” yakıştırmasını şiddetle
    reddediyor, Musa aleyhisselamın diliyle Kur’an diyor ki: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir
    kitaptadır. Rabbim yanılmaz ve unutmaz.”
    (Tâhâ, 20/52)

    Cebrail aleyhisselamın ağzından da şu gerçeği dile
    getiriyor:

    “Biz ancak
    Rabb’imizin emriyle ineriz. Geçmişimiz, geleceğimiz ve ikisi arasındaki her şey
    O’na aittir. Ve Rabbim hiçbir şeyi unutmaz.”
    (Meryem, 19/64)

    Bundan dolayı Allah için “unutma” kelimesini
    kullanmak hem caiz değildir, hem de insanın ayağını kaydırır, kişiyi
    inançsızlık/imansızlık çukuruna yaklaştırır. Çünkü “unutmak” noksan bir
    sıfattır. Allah ise bütün noksan ve eksik sıfatlardan beridir ve uzaktır. Böyle
    bir ifadeyi mecaz manasında kullanmak da doğru değildir. Bir mümin, hangi manayı
    kasdederse etsin ağzına, neticesi itibariyle kendisini çıkmaz sokaklara
    götürecek böylesi tehlikeli sözleri alıştırmamalıdır.

    “BU ADAM
    ALLAH’LIĞIN BİRİ!”


    Bu söz, imana ve inanca leke getiren, insanın
    kalbini rencide eden, bir yerde vicdanı sızlatan bir yakıştırma… Çoğu zaman bu
    ve benzeri sözler rastgele, gelişigüzel kullanılıyor, sözün nereye vardığı hiç
    mi hiç düşünülmüyor, hesabı kitabı yapılmadan dillerde gezip duruyor. Halbuki bu
    sözler sakıncalı sözlerdir. Her yönüyle saçma ve bayağı ifadelerdir.

    TDK sözlüğü, “Allah’lık” kelimesi için şöyle bir açıklama
    getiriyor: “Kendisinden hiçbir işte yararlık
    umulmayan saf ve zararsız kimse.”
    Bir de örnek cümle veriyor: “Bu adam
    Allah’lığın biri, elinden hiçbir şey gelmiyor.”

    Günlük dilde de şu şekilde dönüp dolaşıyor:

    “İşiniz Allah’lık”, “Allah’lık adam”, “Allah’lık
    Ali Bey misali”, “Tam Allah’lık bir hal, ahı gitmiş vahı kalmış.”

    Dikkat edilirse, bilgisiz, beceriksiz, sorunlu ve
    hiçbir işe yaramayan insanlar bu sözlerle anlatılıyor. Sanki insan Allah’a
    yaklaşırsa, Allah’a kul olmaya çalışırsa, Allah’ın emir ve yasaklarını yerine
    getirirse aptal/budala ve sefil bir hale gelirmiş gibi bir mana çıkıyor.

    Yahut bir iş yolunda gitmiyorsa, planlandığı ve
    düşünüldüğü gibi bir sonuca varılamıyorsa, suç Allah’a atılıyor, hata Allah’a
    mal ediliyor. Böylece insan farkına bile varmadan Allah’a isyan ediyor. Oysa
    beceriksizlik insanın kendinden kaynaklanır, dağınıklık kişinin kendi ihmali ve
    tembelliği sonucudur. Neden Allah’a verilsin, bu konularda niçin Allah
    suçlansın?

    Kur’an bu konuda diyor ki: “Başınıza ne musibet gelirse, kendi elinizle
    işledikleriniz yüzündendir.”
    (Şûra, 42/30)

    “ALLAH BABA
    KIZAR!”


    Allah’a baba ve oğul isnadı yapılmaz, caiz de
    değildir, mümkün de değildir. Böyle bir sözü,
    bir Müslüman söylememelidir.
    Çünkü mesele doğrudan doğruya Allah’ın
    birliği ile alakalıdır. Bir kere bütün babaları ve oğulları, erkekleri ve
    kızları yaratan Allah’tır. Yaratıcı, yaratılan olamaz. İslamî deyimle Hâlık,
    mahluk olmaz. Böyle bir sözü ve inancı kesin olarak Kur’an reddeder. Hepimizin
    bildiği İhlas Suresi’nde, “Lem yelid velem
    yûled”
    diyoruz. Bunun anlamı, “O doğurmamış ve doğurulmamıştır”
    demektir. Yani, doğanlar ve doğurulanlar Yaratıcı ve Allah olamaz.

    Yabancı filmlerdeki sözler olduğu gibi tercüme
    ederek söylendiği ve bazı eski Türk filmlerinde düşünülmeden bilinçsizce
    kullanıldığı için bu batıl inanç ve ifade, dilimize bu filmler kanalıyla
    geçmiştir. Böyle bir sözü söylemek doğru değildir.

    “KADER UTANSIN..
    KAHPE KADER!”


    Kaderi suçlayan o kadar söz var ki, saymakla
    bitmez. Kendine söz geçiremeyen, kadere taş
    atar.
    Kimseyi suçlayamayan, kaderi taşlar. Karşısındakine gücü yetmeyen
    kadere yüklenir. Böyle bir kör dövüşüdür gider. Kime vurduğunu bilemez, vurduğu
    yeri göremez, rastgele hücum eder. Beceriksizliğini, tembelliğini ve
    bilgisizliğini kendi üstüne almaz, eline geçen taşı kadere fırlatır, durur.
    “Kader utansın” der. Kader ne yapmış ki utansın, kaderin utanacağı neyi vardır?
    Gerçekten utanması gereken birisi varsa, o da kişinin kendisidir aslında.

    Kader bir suç işlememiş, bir hata yapmamış, bir
    yanlışa girmemiştir. Suçu işleyen, hatayı yapan, yanlışa giren kişinin kendisi;
    neden kader hatalı olsun? Geçen zaman içinde daha büyük bir kayba uğramış, daha
    büyük bir zarar etmiş, daha büyük bir belaya çarpılmışsa, kadere olan
    kızgınlığının dozunu biraz daha artırır.

    Bu sefer ağzından çıkanı kulağı duymaz halde,
    söylediği sözlerin nerelere vardığını düşünmez biçimde, açar ağzını, yumar
    gözünü, Allah muhafaza “kahpe kader” deyiverir. Bu sözler insanı o kadar boşluğa
    atar, o kadar uçuruma sürükler ve o kadar sert bir duvara toslatır ki, insanı
    iman dairesinden çıkarabilir…

    Bu gereksiz ve yersiz sözlerin hiçbirinin bir
    Müslüman’ın ağzından çıkmaması lazım… İnanan bir insanın böyle sözleri
    söylememesi gerekir. Söylenmemesi bir tarafa, bu sözlere karşı tavır koymalı,
    böyle sözlerin toplumda barınmasına, tutunmasına meydan vermemelidir.

    “SENİNLE CENNET’E
    BİLE GİRMEM!”


    Karşısındakine o kadar kızmış, o kadar öfkelenmiş,
    o kadar içerlemiş, o kadar kin ve nefret duymuş ki, Cennet’te bile onunla
    birlikte olmak istemiyor. Bu durumdaki ve bu kanaatteki bir kişiye “Cennet’e
    girmen kesinleşse, fakat şu kişiyle girmen gerekir, başka türlü girmen mümkün
    değil” dense, sözünün nereye gittiğini bile düşünmeden, “Allah korusun, onunla
    mı, asla, Allah yazdıysa bozsun” gibi sözleri bile sarf edebilir. Hatta, “Eğer
    Allah bana şu kişiyle Cennet’e girmeyi emretse, girmem” diyecek kadar, hiç hesap
    kitap etmeden Allah’ın emrine bile karşı gelmeyi göze alabilir.

    Cennet, Allah’ın rahmetinin tecelli ettiği bir yer,
    her türlü nimetinin bolca bulunduğu bir âlem, altı iman rüknünden âhirete imanın
    bir parçası ve bir âhiret yurdu…

    Cennet ve ebedi hayat ve sonsuz saadet Cenab-ı
    Hakk'ın mü’min kullarına sırf bir hediyesi, ikramı ve özel bir ödülüdür. Bu
    ödülü reddetmek, bir dostunuzun verdiği bir hediyeyi reddetmek gibi değildir,
    öyle düşünülmez. Bu, Allah’a isyandır, Allah’a başkaldırmak, Allah’a karşı
    gelmektir, Allah’ın rahmetini reddetmektir.

    Çünkü Rabbimiz mü’min kullarını Cennet’e davet
    ediyor ve buyuruyor ki: “Allah, sizi izniyle
    Cennet’e ve bağışlanmaya çağırıyor.”
    (Bakara, 2/221)

    Bu ve bunun gibi pek çok âyette yapılan Allah’ın
    davetini sırt çevirir bir anlamda, ileri geri konuşarak, bilir bilmez laf ederek
    “Onunla Cennet’e bile gitmem” sözlerini sarf etmek, insanı çok büyük kayıplara
    sürükler. Gerçi kişi, “Ben bu sözü bahsini ettiğiniz manada kullanmıyorum” dese
    de bir müminin ağzından böylesi ifadeler çıkmamalı.

    “ÖKÜZ
    ALEYHİSSELAM!”


    Kötü bir kimseye -hâşâ- “öküz aleyhisselam” demek,
    insanı uçuruma götürebilecek sözlerden biridir.

    Aleyhisselam,
    “Allah’ın selamı üzerine olsun”
    anlamında bir selam ve saygı
    ifadesidir. Dinî literatürde peygamberlerin adını söyledikten sonra
    “aleyhisselam” derken, Peygamber Efendimiz için “aleyhissalâtü vesselam” veya
    “sallallâhu aleyhi ve sellem” deriz.

    “Aleyhisselam”
    ifadesi peygamberler için kullanılır.
    Peygamberler, Allah tarafından
    özel olarak görevlendirilmiş Allah’ın elçilerdir. Peygamberler, insanlığın en
    yüce ve en yüksek mertebesinde bulunan insanlardır.

    Bunun içindir ki, bir mümin, peygamberlerin adını
    söylerken, onlardan bahsederken, onları anlatırken kullanmış olduğu saygılı
    ifadeleri ne bir insan için, ne de bir hayvan için kullanmamalı. Hele hele bir
    hakaret anlamı taşıyan “öküz” lafıyla birlikte hiçbir zaman kullanma cüretinde
    bulunmamalı.

    İmanı tehlikeye
    atan diğer bazı sözler:


    1. “Seni
    Allah’tan çok seviyorum.” demek.

    2. Bir adamı
    sevmediği zaman, “Cehennem’e girmeye imza verdim.” demek.


    3.
    “Allah bize zulmediyor.”, “Ben Allah mallah tanımam.”, “Şu işe Allah’ın bile
    gücü yetmez.” gibi sözleri söylemek.

    4. Hasta olan
    birisine, “Seni Allah unuttu.” demek.


    5. Birisi için, “Onun hakkından Allah bile
    gelemez, ben nasıl geleyim” demek.


    6. “Allah sana merhamet etme hususunda cimrilik etti.”
    demek.


    7.
    Herhangi bir şey için, “Allah’ın hiç işi kalmamış da bunu mu yapıyor veya
    yaratıyor?” demek.

    8.
    Peygamberimiz’in sünnetlerinden veya hadislerinden birisini alaya alır bir
    tarzda “Çok dinledik bunları” demek.


    9.
    Herhangi bir işi yapan kimseye yapmaması söylendiği zaman, “Peygamber gelse de
    ‘Yapma!’ dese veya gökten ‘Yapma!’ diye ses duysam yine yaparım” demesi.

    10. Kendisine,
    “Dünya için ahiretini terk etme!” denilen kimsenin cevap olarak, “Ben veresiye
    için peşin olanı bırakmam.” demesi.


    11.
    Fakir bir kişinin, “Allah falan kuluna şu kadar zenginlik veriyor; bana ise az
    veriyor. Böyle adalet olur mu?” demesi.

    12. “Namaz ve
    helal olan şeyler, bana iyilik getirmiyor” veya “Ne için namaz kılacağım; malım
    yok, mülküm yok. Çoluğum yok, çocuğum yok” yahut “Namazı rafa bıraktım”
    demek.


    13.
    “Sensiz Cennet’i de istemem, orası da benim için zindandır.” demek.

    İmanı tehlikeye atan veya insandan imanı kaldıran
    sözler elbette bu kadar değildir. Burada bu sözlerin bir kısmına yer
    verilmiştir.

    Bu ve benzeri sözleri söylemekten kesinlikle
    kaçınmalı ve yanlışlıkla bu sözler söylenirse de hemen kelime-i şehadet
    getirilmelidir.

    Bu sözler insanı küfre götürecek sözler olsa da bu
    sözleri söyleyenler ekseriyetle imansızlığından değil cehaletinden dolayı
    söylemektedir. Bu gibi insanlara hemen kafir oldun damgasınız da vurmamak
    gerekir. Yumuşak bir uslup ile ikaz etmeli tevbe etmesini tavsiye etmeliyiz.

    (Mehmet Paksu,
    İnsanı Uçuruma Götüren Sözlerden)



  9. 14.Temmuz.2013, 14:28
    5
    Misafir

    Cevap: Çeşit sorular (1 den fazla)

    Aşağıdaki 1 ve 2 . soruları bende merak ettim bir cevaplarsanız .


  10. 14.Temmuz.2013, 14:28
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Aşağıdaki 1 ve 2 . soruları bende merak ettim bir cevaplarsanız .


  11. 15.Temmuz.2013, 03:47
    6
    SoruSoran
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2013
    Üye No: 101770
    Mesaj Sayısı: 108
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Çeşit sorular (1 den fazla)

    SoruSoran Nickli Üyeden Alıntı
    Dinle alay etmişsiniz resmen. Artık çıkıp çıkmadığınızı mı soruyorsunuz.
    Burda yalnış yazmışım kusura bakmayın. Hoca dediğinizde aklıma öğretmen geldi. Yani dinle alakasız bir ortamda söylenen söz. Yoksa 1. sorunuzdaki halde İslam'la alay yok bence. Ama sakınılması gereken birşey gibi duruyor. Bu tür esprileri ben de zaman zaman yapıyorum.
    Alıntı
    2- Arkadasım Ahlaksız olalaım , yok boyle olalım yok şöyle olalım dedi . Sanırım arada zındık ta olalim dedi. Bende aramızda ahlaksız vs vs vs . Olamayan varmı dedim bu olaydada dinden çıkma meselesi olmuşmudur ?
    Burda ahlaksız olalım zındık olalım tabiri şaka yerine kullanılabilecek söz değildir. 1. si masum bir espri gibi duruyorken 2. sinde arkadaşınızın dediği olduğu gibi yanlış ama sizinkisi ise zındık kelimesini kullandıysanız eğer orası yanlış.
    2.si asla yapılmaması gereken net bir şey.
    1.si'ni ben de merak ettim.


  12. 15.Temmuz.2013, 03:47
    6
    SoruSoran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    SoruSoran Nickli Üyeden Alıntı
    Dinle alay etmişsiniz resmen. Artık çıkıp çıkmadığınızı mı soruyorsunuz.
    Burda yalnış yazmışım kusura bakmayın. Hoca dediğinizde aklıma öğretmen geldi. Yani dinle alakasız bir ortamda söylenen söz. Yoksa 1. sorunuzdaki halde İslam'la alay yok bence. Ama sakınılması gereken birşey gibi duruyor. Bu tür esprileri ben de zaman zaman yapıyorum.
    Alıntı
    2- Arkadasım Ahlaksız olalaım , yok boyle olalım yok şöyle olalım dedi . Sanırım arada zındık ta olalim dedi. Bende aramızda ahlaksız vs vs vs . Olamayan varmı dedim bu olaydada dinden çıkma meselesi olmuşmudur ?
    Burda ahlaksız olalım zındık olalım tabiri şaka yerine kullanılabilecek söz değildir. 1. si masum bir espri gibi duruyorken 2. sinde arkadaşınızın dediği olduğu gibi yanlış ama sizinkisi ise zındık kelimesini kullandıysanız eğer orası yanlış.
    2.si asla yapılmaması gereken net bir şey.
    1.si'ni ben de merak ettim.


  13. 15.Temmuz.2013, 13:45
    7
    OxyGen`s
    Seyirci Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Ağustos.2012
    Üye No: 97447
    Mesaj Sayısı: 244
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Bulunduğu yer: İmtihan Dünyası

    Cevap: Çeşit sorular (1 den fazla)

    2.si filimden bir sahne :D :D


  14. 15.Temmuz.2013, 13:45
    7
    Seyirci Üye
    2.si filimden bir sahne :D :D





+ Yorum Gönder