Konusunu Oylayın.: Allah Kötüyü Neden Yaratmıştır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Allah Kötüyü Neden Yaratmıştır?
  1. 07.Temmuz.2013, 00:38
    1
    SoruSoran
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2013
    Üye No: 101770
    Mesaj Sayısı: 108
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Allah Kötüyü Neden Yaratmıştır?






    Allah Kötüyü Neden Yaratmıştır? Mumsema Selamun Aleykum,

    Allah Kötüyü Neden Yaratmıştır?
    Bu soruyu bu aralar çok düşündüm ama işin içinden çıkamadım.
    Kuran da "O herşeyi güzel yarattı" diyor.


  2. 07.Temmuz.2013, 00:38
    1
    SoruSoran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Selamun Aleykum,

    Allah Kötüyü Neden Yaratmıştır?
    Bu soruyu bu aralar çok düşündüm ama işin içinden çıkamadım.
    Kuran da "O herşeyi güzel yarattı" diyor.


    Benzer Konular

    - Cinler ne işe yarar? Allah cinleri neden yaratmıştır?

    - Allah neden çirkin insan yaratmıştır

    - Allah neden hayvanları yaratmıştır

    - Allah neden insanları farklı yaratmıştır?Neden insanların bazıları islama göre imanlı diğerleri güna

    - Allah evreni neden yaratmıştır

  3. 07.Temmuz.2013, 00:55
    2
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Allah Kötüyü Neden Yaratmıştır?




    Kötü yaratilmasaydi imtan olmazdi.


  4. 07.Temmuz.2013, 00:55
    2
    Moderatör



    Kötü yaratilmasaydi imtan olmazdi.


  5. 07.Temmuz.2013, 01:04
    3
    SoruSoran
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2013
    Üye No: 101770
    Mesaj Sayısı: 108
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah Kötüyü Neden Yaratmıştır?

    Peki Şem'a eskiden Allah bizi niye imtihan ediyor dediğimizde? Sabredicekmiyiz yoksa isyan mı edicez sınamak için denirdi. Bu söz doğru ama bir yandan da Allah bizim ne yapacağımızı zaten biliyor diyorum. Sonra diyorum ki bize bildirmek için. Orası tamam.
    Peki "Allah herşeyi güzel yarattı" ayeti?


  6. 07.Temmuz.2013, 01:04
    3
    SoruSoran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Peki Şem'a eskiden Allah bizi niye imtihan ediyor dediğimizde? Sabredicekmiyiz yoksa isyan mı edicez sınamak için denirdi. Bu söz doğru ama bir yandan da Allah bizim ne yapacağımızı zaten biliyor diyorum. Sonra diyorum ki bize bildirmek için. Orası tamam.
    Peki "Allah herşeyi güzel yarattı" ayeti?


  7. 07.Temmuz.2013, 01:54
    4
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Allah Kötüyü Neden Yaratmıştır?

    Ayet numarasini ver tefsirini ekleyim.


  8. 07.Temmuz.2013, 01:54
    4
    Moderatör
    Ayet numarasini ver tefsirini ekleyim.


  9. 07.Temmuz.2013, 01:55
    5
    SoruSoran
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2013
    Üye No: 101770
    Mesaj Sayısı: 108
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah Kötüyü Neden Yaratmıştır?

    32 / secde - 7

    الَّذِي أَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ وَبَدَأَ خَلْقَ الْإِنسَانِ مِن طِينٍ
    Ellezî ahsene kulle şey’in halakahu ve bedee halkal insâni min tîn(tînin).
    Ki O, herşeyin yaratılışını en güzel yapan ve insanı yaratmaya, ilk defa tînden (nemli topraktan) başlayandır


  10. 07.Temmuz.2013, 01:55
    5
    SoruSoran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    32 / secde - 7

    الَّذِي أَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ وَبَدَأَ خَلْقَ الْإِنسَانِ مِن طِينٍ
    Ellezî ahsene kulle şey’in halakahu ve bedee halkal insâni min tîn(tînin).
    Ki O, herşeyin yaratılışını en güzel yapan ve insanı yaratmaya, ilk defa tînden (nemli topraktan) başlayandır


  11. 07.Temmuz.2013, 02:14
    6
    Nurdur_iman
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Temmuz.2013
    Üye No: 101760
    Mesaj Sayısı: 18
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: İstanbul

    Cevap: Allah Kötüyü Neden Yaratmıştır?

    "O herşeyi güzel yarattı" zaten ama insan kendi iradesi ile kötü olmuştur!.. Karanlık neden olur? Bir ışık olmadığından dolayı değil mi? Odada bir lamba vardır, lambanın ışığı imandır,dışındaki cam ise imanı koruyan iyi ve güzel ameldir (ibadetler dahil)... Ama biz bu imanı koruyamazsak ne olur, lamba patlar ve oda karanlık olur kötülük de böyle ortaya çıkar!..


  12. 07.Temmuz.2013, 02:14
    6
    "O herşeyi güzel yarattı" zaten ama insan kendi iradesi ile kötü olmuştur!.. Karanlık neden olur? Bir ışık olmadığından dolayı değil mi? Odada bir lamba vardır, lambanın ışığı imandır,dışındaki cam ise imanı koruyan iyi ve güzel ameldir (ibadetler dahil)... Ama biz bu imanı koruyamazsak ne olur, lamba patlar ve oda karanlık olur kötülük de böyle ortaya çıkar!..


  13. 07.Temmuz.2013, 02:24
    7
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Allah Kötüyü Neden Yaratmıştır?

    Kardeş sen cımbızla bir ayet almış ve yanlış yerde kullanıyorsun.
    Bu ayet ile neler kastedilmiş, konu nedir? tefsirini oku da öğren.
    Bu ayetten senin dediğin anlam çıkmaz.
    __________________________________________________ _________________________

    Secde süresi tefsiri

    Konu: Tevhidin Ve İlahı Kudretin Delilleri:


    4- Gökleri, yeri ve aralarında bulu*nanları altı günde yaratan ve son*ra arşı hakimiyeti altına alan Al*lah'tır. Sizin O'ndan başka hiçbir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Siz hiç düşünmez misiniz?

    5- Gökten yeryüzüne inen emirle*riyle bütün işleri idare edip yürü*ten O'dur. Sonra o işlerin neticesi sizin saydığınız yıllarla bin yıl eden bir günde O'na yükselip arzedilir.

    6- İşte O, görünmeyenleri de, görü*nenleri de bilendir. O Azîz'dir (her şeyden üstündür), Rahîm'dir (çok çok merhametlidir).

    7- O her şeyi en güzel şekilde yara*tandır. İnsanı önce balçıktan var etmiştir.

    8- Sonra insan soyunu değersiz bir suyun özünden yaratmıştır.

    9- Sonra da ona düzgün bir şekil vermiş, ona kendi ruhundan üfle-miştir. Size kulaklar, gözler ve gö*nüller vermiştir. Siz pek az şükre*dersiniz.



    Ayetlerin Açıklaması:


    "Gökleri, yeri ve aralarında bulunanları altı günde yaratan," yani Al*lah Tealâ her şeyin yaratıcısıdır. O gökleri, yeri ve aralarında bulunanları eşsiz bir şekilde, daha önce hiçbir örneği bulunmaksızın, altı günde, yani altı zaman diliminde yarattı. Bu altı gün bilinen günler değildir. Çünkü bunların yaratılmasından önce ne gece, ne de gündüz vardı.

    Hasan-ı Basrî bu altı gün hakkında: Dünya günlerinden altı gün, de*miştir. Allah dileseydi, bu varlıkları bir göz kırpma müddetinde yaratırdı. Ama O, kullarına işlerinde teenni ile davranmayı öğretmek istedi.

    "sonra arşı hakimiyeti altına alan Allah'tır." Yani mülkünü ihata et*miştir. Onun işlerini idare etmekte ve mülkünde hükmetmektedir. Ya da yaratılmış varlıkların en büyüğü olan arş üzerinde hiçbir benzetme ve tem*sil olmaksızın celâl ve azametine layık bir şekilde istiva etmektedir. Onu hiçbir zaman ve mekân sınırlayamaz. Gözler onu kuşatamaz, kapsayamaz ve idrak edemez. O, gözleri idrak eder. O son derece latiftir, her şeyden ha*berdardır.

    "Sizin O'ndan başka hiçbir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur." Ey insan*lar ve özellikle ey kâfirler! Sizden onun azabını giderecek ve işlerinizi üst*lenecek hiçbir yardımcınız yoktur. O'nun izni olmaksızın, O'nun yanında size şefaat edebilecek hiçbir şefaatçi yoktur. Bilakis O, her şeyin mutlak sahibidir. Dolayısıyla kullarının maslahatı bulunan işleri yürütür, bütün işleri hiçbir kimsenin müdahalesi olmaksızın ve hiçbir kimseye muhtaç ol*maksızın idare eder. Zira her şeye kadir olan, her şeye hakim olan sadece O'dur.

    "Siz hiç düşünmez misiniz?" Siz hiç düşünüp ibret almaz mısınız? Tek olan, hiçbir ortağı olmayan, hiçbir benzeri ve yardımcısı, hiçbir dengi bu*lunmayan, kendisinden başka ilah olmayan, kendisinden başka hiçbir Rab olmayan Allah'a iman etmez misiniz?

    Bundan murad: İnsanları sadece kendisine ibadet edilen, kendi zatına itaat edilen ilah ve Rab olarak Allah'a imana teşvik etmektir. Her işte ken*disinden yardım istenen, kötülüğe engel olan, hayır ve fayda temin eden, hiçbir kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmadan kamu menfaatini gerçekleş*tiren tek varlık O'dur. Bunun için Cenab-ı Hak yaratıcılık vasfından sonra emir ve hakimiyet hakkını beyan etmek üzere şöyle buyurdu: "İyi bilin ki yaratma ve emir verme hakkı yalnız O'nundur." (A'raf, 7/54).

    "Gökten yeryüzüne inen emirleriyle bütün işleri idare edip yürüten O'dur. Sonra o işlerin neticesi," ulvî ve süfli âlemdeki bütün işleri O idare eder. Sonra her işin neticesi ve melekler vasıtasıyla tenfîz edilmesi Ona yükseltilir.

    Bu ifade Allah'ın azametini ve bütün yaratıkların O'nun muradına ve idaresine tâbi olduğunu temsille anlatmaktadır. Tıpkı emirlerini veren, sonra da elemanlarından bu emirlerin tenfiz edildiğine delâlet eden netice*leri alan mutlak hüküm sahibi bir sultan gibi...

    "sizin saydığınız yıllarla bin yıl eden bir günde O'na yükselip arzedilir." Yani dünyada meydana gelen küçük büyük bütün işler, araların*da kesin karar verilmesi ve hakkında hüküm verilmesi için Allah Tealâ'ya arzedilir. Kıyamet gününün miktarı bu hayatta saydığımız dünya günleriy-le bin yıl etmektedir.

    Bir başka ayette Allah Tealâ bu günün miktarını 50.000 yıl ile tavsif etmektedir. "Miktarı elli bin yıl olan bir günde..." (Maaric, 70/4).

    Kurtubî diyor ki: Ayetin manası şudur: Allah Tealâ bu günün, kâfirle*re olan zorluğu sebebiyle onlara, bu günü, elli bin yıl gibi kılmıştır. Bunu İbni Abbas söylemiştir. Araplar kötü günleri uzunlukla, sevinçli günleri kı*salıkla tavsif ederler.

    Bir başka görüşe göre: Kıyamet gününde miktarı bin yıl olan gün de, miktarı elli bin yıl olan gün de bulunmaktadır. [11]

    "işte O, görünmeyenleri de, görünenleri de bilendir. O Azîz'dir, Rahim'dir." Yani bu işleri idare eden, her şeyi bilendir. Gözlerden gaib olan, gönlün derinliklerinde dolaşan, mücerret "insan gözünün idrak ede*meyeceği şeyleri de bilir, gözlerin gördüğü görünebilen şeyleri de bilir. O herşeyden üstün olan, her şeyi ezme kudretine sahip ve her şeye galip olan, kulların ve boyunların kendisi için eğildiği, çok çok güçlü olan, kendisini inkâr edenlere ve kendisine başkalarını ortak koşanlara, peygamberini yalanlayanlara karşı intikamında şiddetli olandır.

    O itaatkâr, niyazkâr ve tevbekâr olan, salih amel işleyen mümin kul*larına çok merhamet edendir. O dünyada, onların işlerini idare eder ve ahirette onlara yardım eder.

    Allah Tealâ vahdaniyetin (birliğinin) göklerin ve yerin yaratılması şeklinde dış dünyadan deliller getirerek isbat edilmesinden sonra buna de*lâlet eden nefîslerdeki delili zikrederek şöyle buyurdu:

    "O her şeyi en güzel şekilde yaratandır. İnsanı önce balçıktan var etmiştir."

    Bu her şeyi idare eden, her şeyi gayet iyi bilen, her şeyden haberdar olan, son derece güçlü ve çok merhametli olan Allah eşyayı en güzel şekil*de, en sağlam ve en kuvvetli şekilde yaratandır. O, insanlığın babası Adem'i yaratmaya çamurdan başladı. Çamur ise su ve topraktan meydana gelmiştir.

    Aynı şekilde insan oluşumunda ve hayatını devam ettirmede toprağa dayanır. Çünkü meni gıdadan meydana gelir. Gıda ise ya hayvandan, ya da bitkilerdendir. Her ikisi de toprak olan yerin çıkardığı şeylerden gıda alır.

    "Sonra insan soyunu değersiz bir suyun özünden yaratmıştır." Yani er*keğin nutfesi ile; içinde erkeğin nutfesiyle dölleşen yumurtacıkların bulun*duğu kadının rahim suyunun birleşmesinden insan zürriyetinin çoğalması*nı temin etmiştir. Böylece doğum, tenasül ve insan cinsinin devamı genel*likle horlanan zayıf bir suyun özüyle -meni ile- mümkün olmaktadır.

    "Sonra da ona düzgün şekil vermiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Si*ze kulaklar, gözler ve gönüller vermiştir." Yani onu topraktan yarattıktan sonra, onu gayet düzgün olarak yaratmış, azalarını düzgün kılmış ve tam olarak yaratmış ve ona Allah'ın emrinden olan ve hakikatini hiçbir insanın bilmediği ruhu üflemiş ve dolayısıyla insan hareket etmeye ve gelişmeye başlamıştır.

    O size bilgi anahtarları ve emniyet sübabları olan duyu organlarınızı ihsan etti. Size sesleri işiteceğiniz kulaklar, görülebilecek şeyleri gören göz*ler, düşünebilmeniz, hayırla şerri, hakla batılı birbirinden ayırdedebilmeniz için akıl verdi.

    Böylece yaradılışta ve insanın merhalelerinde tedricîlik görülmekte*dir. İnsan önce balçık şeklindeki maddeden meydana gelmektedir. Sonra bu madde ceninin meydana gelmesine sebep olacak canlı ifrazı olan madde haline gelmektedir. Daha sonra bu madde Hak Tealâ'dan olan ruhla hare*ket etmekte ve en güzel şekilde yaratılmış düzgün yeni bir yaratık olmaktadır. Yaratıcıların en güzeli Allah ne yücedir!

    "Siz pek az şükredersiniz." Yani ey insanlar siz bu nimetleri kadirbilir*lik, vefa, şükür ve minnettarlıkla karşılamıyorsunuz. Siz, Allah Tealâ'nın size nzık olarak verdiği bu nimetlere karşı verilen bu duyu organlarını Al*lah'a taatte ve O'nun rızasına tâbi olmakta kullanmamakla Rabbinize pek az şükrediyorsunuz. [12]



    Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler:


    Bu ayetler şu hususlara işaret etmektedir:

    1- Kur'an'ı duyan ve düşünen kimseler için Allah'ın birliğine ve mü*kemmel kudretine delâlet eden pek çok deliller vardır.

    Bunlardan biri gökleri ve yeri hiçbir şey değilken yokluktan, miktarını Allah'ın bildiği bir zaman diliminde eşsiz bir şekilde varetmesidir. Cenab-ı Hak bu zaman dilimini bizim aklımıza yaklaştırdı ve bunun uzunluğunu "altı günde" kelimesiyle ifade etti.

    Müfessirler bu altı günün tefsiri hakkında ihtilaf etmişlerdir. İbni Abbas: Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günlerden her bir günün miktarı dün*ya senelerinden 1000 sene kadardır, demiştir.

    Dahhak ise: Altı bin yıl yani ahiret günlerinden altı günlük müddet, demiştir.

    2- "Arş üzerinde istiva" hiçbir tahdit ve kayıt olmaksızın Allah'ın celâ*line ve kemâline layık istiva demektir. Bu, en sahih olan görüştür. Bir baş*ka görüşe göre gökleri ve yeri yaratmakla birlikte hasıl olan yaratılmış kâ*inat üzerinde hakimiyet ve sulta kurma demektir. 4. ayette geçen "sümme" kelimesi sıralama için olmayıp "vav" (ve) manasmdadır.

    3- Allah Tealâ müminlerin yararını üstlenen dostu, yardımcısı ve des*tekçisidir. İnsanlar O'nun rızasını aşarlarsa kendileri için hiçbir dost, ken*dilerine yardım edecek hiçbir yardımcı, ya da şefaat edecek hiçbir kimse bu*lamazlar. Kâfirlerin kendilerinden azabı engelleyecek hiçbir yardımcıları, ya da kendilerine aracılık edip de cezayı kaldıracak hiçbir şefaatçi yoktur.

    Allah'ın kudretinde ve mahlûkatmda düşünüp ibret alacak kimseler yok mudur?

    4- Allah'ın azametine delâlet etmek için yaratmadan sonra emir gel*mektedir. Zira kâinatta Allah'ın emrinin nüfuz edici olması, Onun azameti*ne delildir. Bu sebeple kâinatta emir ve idare, kaza ve kaderin indirilmesi ve bu idarenin nüfuz sahibi olması Allah Tealâ'nın azametinin tecellilerindendir. Bütün bu nüfuz edici emirlerin tamamı kıyamet günü Allah'a racidir.

    "Sonra Ona yükselir." Bu emir ve idare dünyanın sona ermesinden sonra "sizin saydığınız yıllarla bin yıl eden bir günde" yani kıyamet günün*de O'na raci olur. Bu gün, korkunç hadiseler sebebiyle ve bazı insanların durumuna göre miktarı elli bin yıl olan bir müddet de olabilir. Nitekim Ce-nab-ı Hak bir ayette şöyle buyurmaktadır: "Melekler ve Cibril Allah'ın em*rinin indiği yere elli bin dünya yılının karşılığı olan bir günde çıkarlar." (Maaric, 70/4).

    Zemahşerî'nin Keşşaftaki görüşü ise, ayette geçen "emr"den murad emrolunan taat ve salih ameller olup Allah bunu gökyüzünden yeryüzüne indirmektedir. Sonra da bu emrolunan husus Allah için çalışanların, halis kullarının ve semaya çıkan amellerin azlığı sebebiyle, uzun bir müddet zarfında halis olarak kendisine çıkmaktadır. Zira bu semaya çıkış, ancak "halis" vasfıyla tavsif edilebilir. Sonra bu yükselen emir sabitleşir ve her vakit Allah'a ulaşır. Nihayet bu müddet Allah'ın günlerinden olan kıyamet gününde sonuna ulaşır. Allah'ın günü bin yıl gibidir. Sonra Cenab-ı Hak bu emri bir başka güne tahsis eder, kıyamet kopuncaya kadar böyle devam eder. [13]

    5- Allah Tealâ yaratması, idaresi ve dünyanın işlerini ahiretle sona er*dirmesi hususunda mahlûkat için "gayb" olan ve onların göremedikleri şey*leri gayet iyi bilir. Hiçbir maslahat ondan uzak kalamaz. Mahlukatın amel*lerinden hiçbir şey O'na gizli kalamaz.

    Bu ifadede tehdit ve vaîd (korkutma) manası olup bununla, davranış*larınızı ve sözlerinizi ihlasla yerine getirin; çünkü ben bunların karşılığını vereceğim, denilmek isteniyor.

    6- Allah'ın, azameti ve sınırları tavsif edilemeyecek kadar sonsuz kud*reti vardır. Allah insanın aslını çamurdan yaratmıştır. Sonra insan zürriyetini aynı şekilde değesiz kabul edilen zayıf bir sudan çoğalır kılmıştır. Sonra da insanı kâmil, tam ve düzgün olarak yaratmış ve ona ruhu üflemiştir. İnsanda bilgi araçları olan kulak, göz ve akıl duygularını, Hakk'ı ve hidayeti idrak etme vasıtalarını yaratmıştır. Bütün bunlar şükretmeyi ve iyiliğe vefakâr olmayı gerektiren en büyük nimetlerdir. Fakat insanların çoğu nankör olup şükretmezler. Kullarından gerçekten şükredenler azdır.

    Dikkat edilirse "kulaklar, gözler ve kalpler" ifadesindeki sıralama hik*metin gereğidir. Zira insan bir şeyi önce işitir ve anlar, sonra görür. İşitme ve görmeden sonra tam idrak ve kâmil zihin meydana gelir. Duyduğu ve gördüğü şeylerden netice çıkarır.

    "Sem"' işitme organının masdar olarak, göz ve kalplerin isim olarak zikredilmesinin; göz ve kalplerin çoğul olması, kulak (sem') kelimesinin çoğul olmamasının sebebi şu hikmete mebnidir: İnsan aynı zamanda iki sözü tam anlamıyla hafızasına kaydedecek şekilde işitemez. İşitme mahalli olan kulağın tercih hakkı yoktur. Ama gözüyle iki veya daha fazla şekli aynı an*da idrak edebilir, kavrayabilir ve kalben ayırdedebilir. Görme mahalli olan gözün bir dereceye kadar seçme hakkı vardır. Zira göz, görülen şey tarafına doğru hareket eder. İdrak mahalli olan kalbin de bir parça seçme hakkı vardır. Dolayısıyla sem' (işitme duyusu) hakkında güç anlamındaki masdar zikredilmekte, gözler ve kalpler hakkında ise bu gücün mahalli olan organın ismi zikredilmektedir. [14]


  14. 07.Temmuz.2013, 02:24
    7
    Moderatör
    Kardeş sen cımbızla bir ayet almış ve yanlış yerde kullanıyorsun.
    Bu ayet ile neler kastedilmiş, konu nedir? tefsirini oku da öğren.
    Bu ayetten senin dediğin anlam çıkmaz.
    __________________________________________________ _________________________

    Secde süresi tefsiri

    Konu: Tevhidin Ve İlahı Kudretin Delilleri:


    4- Gökleri, yeri ve aralarında bulu*nanları altı günde yaratan ve son*ra arşı hakimiyeti altına alan Al*lah'tır. Sizin O'ndan başka hiçbir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Siz hiç düşünmez misiniz?

    5- Gökten yeryüzüne inen emirle*riyle bütün işleri idare edip yürü*ten O'dur. Sonra o işlerin neticesi sizin saydığınız yıllarla bin yıl eden bir günde O'na yükselip arzedilir.

    6- İşte O, görünmeyenleri de, görü*nenleri de bilendir. O Azîz'dir (her şeyden üstündür), Rahîm'dir (çok çok merhametlidir).

    7- O her şeyi en güzel şekilde yara*tandır. İnsanı önce balçıktan var etmiştir.

    8- Sonra insan soyunu değersiz bir suyun özünden yaratmıştır.

    9- Sonra da ona düzgün bir şekil vermiş, ona kendi ruhundan üfle-miştir. Size kulaklar, gözler ve gö*nüller vermiştir. Siz pek az şükre*dersiniz.



    Ayetlerin Açıklaması:


    "Gökleri, yeri ve aralarında bulunanları altı günde yaratan," yani Al*lah Tealâ her şeyin yaratıcısıdır. O gökleri, yeri ve aralarında bulunanları eşsiz bir şekilde, daha önce hiçbir örneği bulunmaksızın, altı günde, yani altı zaman diliminde yarattı. Bu altı gün bilinen günler değildir. Çünkü bunların yaratılmasından önce ne gece, ne de gündüz vardı.

    Hasan-ı Basrî bu altı gün hakkında: Dünya günlerinden altı gün, de*miştir. Allah dileseydi, bu varlıkları bir göz kırpma müddetinde yaratırdı. Ama O, kullarına işlerinde teenni ile davranmayı öğretmek istedi.

    "sonra arşı hakimiyeti altına alan Allah'tır." Yani mülkünü ihata et*miştir. Onun işlerini idare etmekte ve mülkünde hükmetmektedir. Ya da yaratılmış varlıkların en büyüğü olan arş üzerinde hiçbir benzetme ve tem*sil olmaksızın celâl ve azametine layık bir şekilde istiva etmektedir. Onu hiçbir zaman ve mekân sınırlayamaz. Gözler onu kuşatamaz, kapsayamaz ve idrak edemez. O, gözleri idrak eder. O son derece latiftir, her şeyden ha*berdardır.

    "Sizin O'ndan başka hiçbir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur." Ey insan*lar ve özellikle ey kâfirler! Sizden onun azabını giderecek ve işlerinizi üst*lenecek hiçbir yardımcınız yoktur. O'nun izni olmaksızın, O'nun yanında size şefaat edebilecek hiçbir şefaatçi yoktur. Bilakis O, her şeyin mutlak sahibidir. Dolayısıyla kullarının maslahatı bulunan işleri yürütür, bütün işleri hiçbir kimsenin müdahalesi olmaksızın ve hiçbir kimseye muhtaç ol*maksızın idare eder. Zira her şeye kadir olan, her şeye hakim olan sadece O'dur.

    "Siz hiç düşünmez misiniz?" Siz hiç düşünüp ibret almaz mısınız? Tek olan, hiçbir ortağı olmayan, hiçbir benzeri ve yardımcısı, hiçbir dengi bu*lunmayan, kendisinden başka ilah olmayan, kendisinden başka hiçbir Rab olmayan Allah'a iman etmez misiniz?

    Bundan murad: İnsanları sadece kendisine ibadet edilen, kendi zatına itaat edilen ilah ve Rab olarak Allah'a imana teşvik etmektir. Her işte ken*disinden yardım istenen, kötülüğe engel olan, hayır ve fayda temin eden, hiçbir kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmadan kamu menfaatini gerçekleş*tiren tek varlık O'dur. Bunun için Cenab-ı Hak yaratıcılık vasfından sonra emir ve hakimiyet hakkını beyan etmek üzere şöyle buyurdu: "İyi bilin ki yaratma ve emir verme hakkı yalnız O'nundur." (A'raf, 7/54).

    "Gökten yeryüzüne inen emirleriyle bütün işleri idare edip yürüten O'dur. Sonra o işlerin neticesi," ulvî ve süfli âlemdeki bütün işleri O idare eder. Sonra her işin neticesi ve melekler vasıtasıyla tenfîz edilmesi Ona yükseltilir.

    Bu ifade Allah'ın azametini ve bütün yaratıkların O'nun muradına ve idaresine tâbi olduğunu temsille anlatmaktadır. Tıpkı emirlerini veren, sonra da elemanlarından bu emirlerin tenfiz edildiğine delâlet eden netice*leri alan mutlak hüküm sahibi bir sultan gibi...

    "sizin saydığınız yıllarla bin yıl eden bir günde O'na yükselip arzedilir." Yani dünyada meydana gelen küçük büyük bütün işler, araların*da kesin karar verilmesi ve hakkında hüküm verilmesi için Allah Tealâ'ya arzedilir. Kıyamet gününün miktarı bu hayatta saydığımız dünya günleriy-le bin yıl etmektedir.

    Bir başka ayette Allah Tealâ bu günün miktarını 50.000 yıl ile tavsif etmektedir. "Miktarı elli bin yıl olan bir günde..." (Maaric, 70/4).

    Kurtubî diyor ki: Ayetin manası şudur: Allah Tealâ bu günün, kâfirle*re olan zorluğu sebebiyle onlara, bu günü, elli bin yıl gibi kılmıştır. Bunu İbni Abbas söylemiştir. Araplar kötü günleri uzunlukla, sevinçli günleri kı*salıkla tavsif ederler.

    Bir başka görüşe göre: Kıyamet gününde miktarı bin yıl olan gün de, miktarı elli bin yıl olan gün de bulunmaktadır. [11]

    "işte O, görünmeyenleri de, görünenleri de bilendir. O Azîz'dir, Rahim'dir." Yani bu işleri idare eden, her şeyi bilendir. Gözlerden gaib olan, gönlün derinliklerinde dolaşan, mücerret "insan gözünün idrak ede*meyeceği şeyleri de bilir, gözlerin gördüğü görünebilen şeyleri de bilir. O herşeyden üstün olan, her şeyi ezme kudretine sahip ve her şeye galip olan, kulların ve boyunların kendisi için eğildiği, çok çok güçlü olan, kendisini inkâr edenlere ve kendisine başkalarını ortak koşanlara, peygamberini yalanlayanlara karşı intikamında şiddetli olandır.

    O itaatkâr, niyazkâr ve tevbekâr olan, salih amel işleyen mümin kul*larına çok merhamet edendir. O dünyada, onların işlerini idare eder ve ahirette onlara yardım eder.

    Allah Tealâ vahdaniyetin (birliğinin) göklerin ve yerin yaratılması şeklinde dış dünyadan deliller getirerek isbat edilmesinden sonra buna de*lâlet eden nefîslerdeki delili zikrederek şöyle buyurdu:

    "O her şeyi en güzel şekilde yaratandır. İnsanı önce balçıktan var etmiştir."

    Bu her şeyi idare eden, her şeyi gayet iyi bilen, her şeyden haberdar olan, son derece güçlü ve çok merhametli olan Allah eşyayı en güzel şekil*de, en sağlam ve en kuvvetli şekilde yaratandır. O, insanlığın babası Adem'i yaratmaya çamurdan başladı. Çamur ise su ve topraktan meydana gelmiştir.

    Aynı şekilde insan oluşumunda ve hayatını devam ettirmede toprağa dayanır. Çünkü meni gıdadan meydana gelir. Gıda ise ya hayvandan, ya da bitkilerdendir. Her ikisi de toprak olan yerin çıkardığı şeylerden gıda alır.

    "Sonra insan soyunu değersiz bir suyun özünden yaratmıştır." Yani er*keğin nutfesi ile; içinde erkeğin nutfesiyle dölleşen yumurtacıkların bulun*duğu kadının rahim suyunun birleşmesinden insan zürriyetinin çoğalması*nı temin etmiştir. Böylece doğum, tenasül ve insan cinsinin devamı genel*likle horlanan zayıf bir suyun özüyle -meni ile- mümkün olmaktadır.

    "Sonra da ona düzgün şekil vermiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Si*ze kulaklar, gözler ve gönüller vermiştir." Yani onu topraktan yarattıktan sonra, onu gayet düzgün olarak yaratmış, azalarını düzgün kılmış ve tam olarak yaratmış ve ona Allah'ın emrinden olan ve hakikatini hiçbir insanın bilmediği ruhu üflemiş ve dolayısıyla insan hareket etmeye ve gelişmeye başlamıştır.

    O size bilgi anahtarları ve emniyet sübabları olan duyu organlarınızı ihsan etti. Size sesleri işiteceğiniz kulaklar, görülebilecek şeyleri gören göz*ler, düşünebilmeniz, hayırla şerri, hakla batılı birbirinden ayırdedebilmeniz için akıl verdi.

    Böylece yaradılışta ve insanın merhalelerinde tedricîlik görülmekte*dir. İnsan önce balçık şeklindeki maddeden meydana gelmektedir. Sonra bu madde ceninin meydana gelmesine sebep olacak canlı ifrazı olan madde haline gelmektedir. Daha sonra bu madde Hak Tealâ'dan olan ruhla hare*ket etmekte ve en güzel şekilde yaratılmış düzgün yeni bir yaratık olmaktadır. Yaratıcıların en güzeli Allah ne yücedir!

    "Siz pek az şükredersiniz." Yani ey insanlar siz bu nimetleri kadirbilir*lik, vefa, şükür ve minnettarlıkla karşılamıyorsunuz. Siz, Allah Tealâ'nın size nzık olarak verdiği bu nimetlere karşı verilen bu duyu organlarını Al*lah'a taatte ve O'nun rızasına tâbi olmakta kullanmamakla Rabbinize pek az şükrediyorsunuz. [12]



    Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler:


    Bu ayetler şu hususlara işaret etmektedir:

    1- Kur'an'ı duyan ve düşünen kimseler için Allah'ın birliğine ve mü*kemmel kudretine delâlet eden pek çok deliller vardır.

    Bunlardan biri gökleri ve yeri hiçbir şey değilken yokluktan, miktarını Allah'ın bildiği bir zaman diliminde eşsiz bir şekilde varetmesidir. Cenab-ı Hak bu zaman dilimini bizim aklımıza yaklaştırdı ve bunun uzunluğunu "altı günde" kelimesiyle ifade etti.

    Müfessirler bu altı günün tefsiri hakkında ihtilaf etmişlerdir. İbni Abbas: Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günlerden her bir günün miktarı dün*ya senelerinden 1000 sene kadardır, demiştir.

    Dahhak ise: Altı bin yıl yani ahiret günlerinden altı günlük müddet, demiştir.

    2- "Arş üzerinde istiva" hiçbir tahdit ve kayıt olmaksızın Allah'ın celâ*line ve kemâline layık istiva demektir. Bu, en sahih olan görüştür. Bir baş*ka görüşe göre gökleri ve yeri yaratmakla birlikte hasıl olan yaratılmış kâ*inat üzerinde hakimiyet ve sulta kurma demektir. 4. ayette geçen "sümme" kelimesi sıralama için olmayıp "vav" (ve) manasmdadır.

    3- Allah Tealâ müminlerin yararını üstlenen dostu, yardımcısı ve des*tekçisidir. İnsanlar O'nun rızasını aşarlarsa kendileri için hiçbir dost, ken*dilerine yardım edecek hiçbir yardımcı, ya da şefaat edecek hiçbir kimse bu*lamazlar. Kâfirlerin kendilerinden azabı engelleyecek hiçbir yardımcıları, ya da kendilerine aracılık edip de cezayı kaldıracak hiçbir şefaatçi yoktur.

    Allah'ın kudretinde ve mahlûkatmda düşünüp ibret alacak kimseler yok mudur?

    4- Allah'ın azametine delâlet etmek için yaratmadan sonra emir gel*mektedir. Zira kâinatta Allah'ın emrinin nüfuz edici olması, Onun azameti*ne delildir. Bu sebeple kâinatta emir ve idare, kaza ve kaderin indirilmesi ve bu idarenin nüfuz sahibi olması Allah Tealâ'nın azametinin tecellilerindendir. Bütün bu nüfuz edici emirlerin tamamı kıyamet günü Allah'a racidir.

    "Sonra Ona yükselir." Bu emir ve idare dünyanın sona ermesinden sonra "sizin saydığınız yıllarla bin yıl eden bir günde" yani kıyamet günün*de O'na raci olur. Bu gün, korkunç hadiseler sebebiyle ve bazı insanların durumuna göre miktarı elli bin yıl olan bir müddet de olabilir. Nitekim Ce-nab-ı Hak bir ayette şöyle buyurmaktadır: "Melekler ve Cibril Allah'ın em*rinin indiği yere elli bin dünya yılının karşılığı olan bir günde çıkarlar." (Maaric, 70/4).

    Zemahşerî'nin Keşşaftaki görüşü ise, ayette geçen "emr"den murad emrolunan taat ve salih ameller olup Allah bunu gökyüzünden yeryüzüne indirmektedir. Sonra da bu emrolunan husus Allah için çalışanların, halis kullarının ve semaya çıkan amellerin azlığı sebebiyle, uzun bir müddet zarfında halis olarak kendisine çıkmaktadır. Zira bu semaya çıkış, ancak "halis" vasfıyla tavsif edilebilir. Sonra bu yükselen emir sabitleşir ve her vakit Allah'a ulaşır. Nihayet bu müddet Allah'ın günlerinden olan kıyamet gününde sonuna ulaşır. Allah'ın günü bin yıl gibidir. Sonra Cenab-ı Hak bu emri bir başka güne tahsis eder, kıyamet kopuncaya kadar böyle devam eder. [13]

    5- Allah Tealâ yaratması, idaresi ve dünyanın işlerini ahiretle sona er*dirmesi hususunda mahlûkat için "gayb" olan ve onların göremedikleri şey*leri gayet iyi bilir. Hiçbir maslahat ondan uzak kalamaz. Mahlukatın amel*lerinden hiçbir şey O'na gizli kalamaz.

    Bu ifadede tehdit ve vaîd (korkutma) manası olup bununla, davranış*larınızı ve sözlerinizi ihlasla yerine getirin; çünkü ben bunların karşılığını vereceğim, denilmek isteniyor.

    6- Allah'ın, azameti ve sınırları tavsif edilemeyecek kadar sonsuz kud*reti vardır. Allah insanın aslını çamurdan yaratmıştır. Sonra insan zürriyetini aynı şekilde değesiz kabul edilen zayıf bir sudan çoğalır kılmıştır. Sonra da insanı kâmil, tam ve düzgün olarak yaratmış ve ona ruhu üflemiştir. İnsanda bilgi araçları olan kulak, göz ve akıl duygularını, Hakk'ı ve hidayeti idrak etme vasıtalarını yaratmıştır. Bütün bunlar şükretmeyi ve iyiliğe vefakâr olmayı gerektiren en büyük nimetlerdir. Fakat insanların çoğu nankör olup şükretmezler. Kullarından gerçekten şükredenler azdır.

    Dikkat edilirse "kulaklar, gözler ve kalpler" ifadesindeki sıralama hik*metin gereğidir. Zira insan bir şeyi önce işitir ve anlar, sonra görür. İşitme ve görmeden sonra tam idrak ve kâmil zihin meydana gelir. Duyduğu ve gördüğü şeylerden netice çıkarır.

    "Sem"' işitme organının masdar olarak, göz ve kalplerin isim olarak zikredilmesinin; göz ve kalplerin çoğul olması, kulak (sem') kelimesinin çoğul olmamasının sebebi şu hikmete mebnidir: İnsan aynı zamanda iki sözü tam anlamıyla hafızasına kaydedecek şekilde işitemez. İşitme mahalli olan kulağın tercih hakkı yoktur. Ama gözüyle iki veya daha fazla şekli aynı an*da idrak edebilir, kavrayabilir ve kalben ayırdedebilir. Görme mahalli olan gözün bir dereceye kadar seçme hakkı vardır. Zira göz, görülen şey tarafına doğru hareket eder. İdrak mahalli olan kalbin de bir parça seçme hakkı vardır. Dolayısıyla sem' (işitme duyusu) hakkında güç anlamındaki masdar zikredilmekte, gözler ve kalpler hakkında ise bu gücün mahalli olan organın ismi zikredilmektedir. [14]


  15. 07.Temmuz.2013, 04:50
    8
    SoruSoran
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2013
    Üye No: 101770
    Mesaj Sayısı: 108
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah Kötüyü Neden Yaratmıştır?

    Allah razı olsun Şem'a ve Nurdur_iman. Yazdıklarınızı okuyunca kalbim yatıştı. Felsefeye kaydığımı anladım. Yani bir çeşit vesvese.


  16. 07.Temmuz.2013, 04:50
    8
    SoruSoran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Allah razı olsun Şem'a ve Nurdur_iman. Yazdıklarınızı okuyunca kalbim yatıştı. Felsefeye kaydığımı anladım. Yani bir çeşit vesvese.


  17. 07.Temmuz.2013, 13:00
    9
    İnanc
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2012
    Üye No: 93990
    Mesaj Sayısı: 2,028
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Yalan Dünyada Bir Yer.

    Cevap: Allah Kötüyü Neden Yaratmıştır?

    Kötü olmasa iyinin değeri nasıl anlaşılırdı ?
    Soğuk olmasa sıcağın değeri nasıl anlaşılırdı ?
    Ölüm olmasa insanın değeri nasıl anlaşılırdı ?


  18. 07.Temmuz.2013, 13:00
    9
    Devamlı Üye
    Kötü olmasa iyinin değeri nasıl anlaşılırdı ?
    Soğuk olmasa sıcağın değeri nasıl anlaşılırdı ?
    Ölüm olmasa insanın değeri nasıl anlaşılırdı ?


  19. 08.Temmuz.2013, 00:11
    10
    silversoul
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Aralık.2011
    Üye No: 92314
    Mesaj Sayısı: 192
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 28

    Cevap: Allah Kötüyü Neden Yaratmıştır?

    Allah zorluk hastalık kötülük yaratmasıyla takva sahibi insanlar, Allah karşı gelmekten sakınan insanlar ortaya çıkacak.


  20. 08.Temmuz.2013, 00:11
    10
    silversoul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Allah zorluk hastalık kötülük yaratmasıyla takva sahibi insanlar, Allah karşı gelmekten sakınan insanlar ortaya çıkacak.





+ Yorum Gönder