Konusunu Oylayın.: Abdul kadir geyleni hzretleri ölüleri diriltiyomuydu?

5 üzerinden 4.20 | Toplam : 5 kişi
Abdul kadir geyleni hzretleri ölüleri diriltiyomuydu?
  1. 27.Haziran.2013, 04:15
    1
    pismanımm
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Haziran.2013
    Üye No: 101641
    Mesaj Sayısı: 110
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Abdul kadir geyleni hzretleri ölüleri diriltiyomuydu?






    Abdul kadir geyleni hzretleri ölüleri diriltiyomuydu? Mumsema abdul kadir geyleni hzretleri ölüleri diriltiyomuydu?


  2. 27.Haziran.2013, 04:15
    1



  3. 27.Haziran.2013, 19:34
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Abdul kadir geyleni hzretleri ölüleri diriltiyomuydu?




    Abdul kadir geyleni hzretleri ölüleri diriltiyomuydu?



    Bir kimsenin bağımsız olarak ve Allah’a ihtiyaç duymadan böyle bir işi yapması fiilsel tevhit (yaratılışta tevhit) ile çelişir; çünkü ölüm ve hayat sadece Allah’ın elindedir. Ama bir kimse ilahi izin ile böyle bir iş yapmak isterse, böyle bir fiil gerçekleşebilir ve bu hususta hiçbir akli bir engel mevcut değildir. Yüce Allah Kur’an’da Hz. İsa’nın (a.s) dilinden şöyle aktarmaktadır: Ben Allah’ın izniyle anadan kör doğan insanı iyileştirir ve ölüleri diriltirim. Bu esas uyarınca hiçbir Müslüman bu işin gerçekleşmesi ve vuku bulması hususunda kuşku taşımaz. Son peygamberin (s.a.a) makamı Hz. İsa (a.s) da dâhil olmak üzere diğer peygamberlerin makamından üstün olması ve Kur’an’ın belirtmesiyle Hz. Ali’nin (a.s) Hz. Peygamberin (s.a.a) nefsi olması nedeniyle Hz. İsa’nın yapabildiği bir işi Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) ve Hz. Ali’nin yapamaması için herhangi bir neden bulunmaz.
    Detaylı cevaplar
    Kapsamlı ve ikna edici bir yanıta ulaşmak için bu soruyu üç kısma ayırıyor ve ardından bunları cevaplıyoruz:
    1. Olasılık ve zati imkân konusu: Esasen yaratılmış ve bir gün ölecek olan bir insan ölü bir şahsı diriltebilir mi?
    2. Gerçekleşme ve vuku konusu: Bu işin imkân dâhilinde olduğunu varsaysak bile acaba bu iş dış dünyada gerçekleşmiş midir?
    3. Hz Ali (a.s) bir ölüyü diriltebilir mi?
    İmkân Çerçevesinde Ölüleri Diriltme Olasılığı
    Bu konu iki açıdan ele alınabilir:
    A. Bir şahsın bağımsız olarak ve Allah’a ihtiyaç duymadan böyle bir fiili gerçekleştirmesi mümkün müdür? Bu, fiilsel tevhidi (yaratılışta tevhit) ile çelişir.[1] Fiilsel tevhit konusunda bu iki sıfat (diriltmek ve öldürmek) Allah’a özgü şu on sıfattan sayılır: Yaratmak, rızık vermek, diriltmek, öldürmek, zengin etmek, fakir etmek, aziz kılmak, zelil etmek, sağlık vermek ve hastalık vermek.[2] Bu esas uyarınca ölüm veya yaşam sadece Allah’ın elindedir.
    B. İlahi izin ve rabbin feyzinden istifade etmeyle bir şahsın böyle bir fiilde bulunması. Allah’ın kudretinin sonsuz olması nedeniyle, böyle bir iş muhal değilse gerçekleşebilir ve bu hususta hiçbir akli engel mevcut değildir. Bu meselede de gerçek fail Allah’tır ve şahıs burada sadece bir aracı rolü oynar. Azrail’in insanların canını alması bu kabildendir; zira gerçekte ölüm de hayat gibi Allah’ın elindedir.
    Gerçekleşme Bağlamında Ölüleri Diriltmek
    Kuşkusuz bir şeyin gerçekleşebileceğine dönük en sağlam delil, o şeyin realitede gerçekleşip gerçekleşmediğine bakmamızdır; çünkü bilgeler şöyle demiştir: “Bir şeyin mümkün olduğunu kanıtlayan en büyük delil onun gerçekleşmesidir.” Bizim konumuzda da eğer biz Allah’ın kullarından birinin bu işlere teşebbüs ettiğini görecek olursak, bu hususta artık hiç kimsenin bir şüphesi kalmayacaktır. Yüce Allah Kur’an’da Hz. İsa (a.s) hakkında şöyle buyuruyor: Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer müminler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”[4] Bu esas üzere hiçbir Müslüman bu işin gerçekleştiği konusunda bir şüphe duymamaktadır. Ama burada asıl soru şudur: Ali (a.s) bir ölüyü dirilte bilir mi? Yukarıda Ali İmran suresinin 49 ve Maide suresinin 110. ayetlerinden yaptığımız nakiller esasınca, Hz İsa (a.s) kesinlikle böyle bir işi yapmıştır ve öte taraftan son peygamberin makamının diğer peygamberlerin makamından daha yüksek oluşu hususunda bir kuşku bulunmamaktadır[5] ve Kur’an’ın belirtmesiyle Ali (a.s) Hz. Peygamberin (s.a.a) nefsidir.[6] Bu yüzden eğer Hz İsa (a.s) bir işi yapabiliyorsa Hz Peygamber-i Ekrem (s.a.a) ve Hz Ali’nin de onu yapmaması için ne gibi bir sebep olabilir?! Elbette bu salt bir olasılıktır ve onların bu işi yaptıkları manasına gelmez. Öte taraftan bir şeyi yapmamak da onu yapma gücünün bulunmadığına delil teşkil etmez. Örneğin Hz. İsa (a.s) bir asayı yılana dönüştürmemişse, bu Hz İsa’nın (a.s) böyle bir güç taşımadığına delalet etmez. Netice itibari ile İmam Ali (a.s) gibi Allah’ın velilerinden birinin ölüleri diriltebileceğinin ne gibi bir sakıncası olabilir?!
    *
    [1] Vakıa Suresi, 58. ayet.
    [2] Tayyib, Seyyid Abdu’l Hüseyin, Etyebu’l Beyan fi Tefsiri’l Kur’an, c. 6, s. 326, Naşir; İntişaratı İslam, Tahran, çapı dovvum, 1378 h.ş.
    [3] Şuara Suresi, 81. ayet.
    [4] A’li İmran Suresi, 49. ayet; Maide Suresi, 101. ayet.
    [5] Tebersi, Fazl bin El- Hasan, Tercüme-i Mecmeu’l Beyan fi Tefsiri’l Kur’an, c. 3, s. 101, Naşir: İntişaratı Ferahani, Tahran, çapı evvel, 1360 h.ş.
    [6] A’li İmran Suresi, 61. ayet:* Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”


  4. 27.Haziran.2013, 19:34
    2
    Devamlı Üye



    Abdul kadir geyleni hzretleri ölüleri diriltiyomuydu?



    Bir kimsenin bağımsız olarak ve Allah’a ihtiyaç duymadan böyle bir işi yapması fiilsel tevhit (yaratılışta tevhit) ile çelişir; çünkü ölüm ve hayat sadece Allah’ın elindedir. Ama bir kimse ilahi izin ile böyle bir iş yapmak isterse, böyle bir fiil gerçekleşebilir ve bu hususta hiçbir akli bir engel mevcut değildir. Yüce Allah Kur’an’da Hz. İsa’nın (a.s) dilinden şöyle aktarmaktadır: Ben Allah’ın izniyle anadan kör doğan insanı iyileştirir ve ölüleri diriltirim. Bu esas uyarınca hiçbir Müslüman bu işin gerçekleşmesi ve vuku bulması hususunda kuşku taşımaz. Son peygamberin (s.a.a) makamı Hz. İsa (a.s) da dâhil olmak üzere diğer peygamberlerin makamından üstün olması ve Kur’an’ın belirtmesiyle Hz. Ali’nin (a.s) Hz. Peygamberin (s.a.a) nefsi olması nedeniyle Hz. İsa’nın yapabildiği bir işi Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) ve Hz. Ali’nin yapamaması için herhangi bir neden bulunmaz.
    Detaylı cevaplar
    Kapsamlı ve ikna edici bir yanıta ulaşmak için bu soruyu üç kısma ayırıyor ve ardından bunları cevaplıyoruz:
    1. Olasılık ve zati imkân konusu: Esasen yaratılmış ve bir gün ölecek olan bir insan ölü bir şahsı diriltebilir mi?
    2. Gerçekleşme ve vuku konusu: Bu işin imkân dâhilinde olduğunu varsaysak bile acaba bu iş dış dünyada gerçekleşmiş midir?
    3. Hz Ali (a.s) bir ölüyü diriltebilir mi?
    İmkân Çerçevesinde Ölüleri Diriltme Olasılığı
    Bu konu iki açıdan ele alınabilir:
    A. Bir şahsın bağımsız olarak ve Allah’a ihtiyaç duymadan böyle bir fiili gerçekleştirmesi mümkün müdür? Bu, fiilsel tevhidi (yaratılışta tevhit) ile çelişir.[1] Fiilsel tevhit konusunda bu iki sıfat (diriltmek ve öldürmek) Allah’a özgü şu on sıfattan sayılır: Yaratmak, rızık vermek, diriltmek, öldürmek, zengin etmek, fakir etmek, aziz kılmak, zelil etmek, sağlık vermek ve hastalık vermek.[2] Bu esas uyarınca ölüm veya yaşam sadece Allah’ın elindedir.
    B. İlahi izin ve rabbin feyzinden istifade etmeyle bir şahsın böyle bir fiilde bulunması. Allah’ın kudretinin sonsuz olması nedeniyle, böyle bir iş muhal değilse gerçekleşebilir ve bu hususta hiçbir akli engel mevcut değildir. Bu meselede de gerçek fail Allah’tır ve şahıs burada sadece bir aracı rolü oynar. Azrail’in insanların canını alması bu kabildendir; zira gerçekte ölüm de hayat gibi Allah’ın elindedir.
    Gerçekleşme Bağlamında Ölüleri Diriltmek
    Kuşkusuz bir şeyin gerçekleşebileceğine dönük en sağlam delil, o şeyin realitede gerçekleşip gerçekleşmediğine bakmamızdır; çünkü bilgeler şöyle demiştir: “Bir şeyin mümkün olduğunu kanıtlayan en büyük delil onun gerçekleşmesidir.” Bizim konumuzda da eğer biz Allah’ın kullarından birinin bu işlere teşebbüs ettiğini görecek olursak, bu hususta artık hiç kimsenin bir şüphesi kalmayacaktır. Yüce Allah Kur’an’da Hz. İsa (a.s) hakkında şöyle buyuruyor: Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer müminler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”[4] Bu esas üzere hiçbir Müslüman bu işin gerçekleştiği konusunda bir şüphe duymamaktadır. Ama burada asıl soru şudur: Ali (a.s) bir ölüyü dirilte bilir mi? Yukarıda Ali İmran suresinin 49 ve Maide suresinin 110. ayetlerinden yaptığımız nakiller esasınca, Hz İsa (a.s) kesinlikle böyle bir işi yapmıştır ve öte taraftan son peygamberin makamının diğer peygamberlerin makamından daha yüksek oluşu hususunda bir kuşku bulunmamaktadır[5] ve Kur’an’ın belirtmesiyle Ali (a.s) Hz. Peygamberin (s.a.a) nefsidir.[6] Bu yüzden eğer Hz İsa (a.s) bir işi yapabiliyorsa Hz Peygamber-i Ekrem (s.a.a) ve Hz Ali’nin de onu yapmaması için ne gibi bir sebep olabilir?! Elbette bu salt bir olasılıktır ve onların bu işi yaptıkları manasına gelmez. Öte taraftan bir şeyi yapmamak da onu yapma gücünün bulunmadığına delil teşkil etmez. Örneğin Hz. İsa (a.s) bir asayı yılana dönüştürmemişse, bu Hz İsa’nın (a.s) böyle bir güç taşımadığına delalet etmez. Netice itibari ile İmam Ali (a.s) gibi Allah’ın velilerinden birinin ölüleri diriltebileceğinin ne gibi bir sakıncası olabilir?!
    *
    [1] Vakıa Suresi, 58. ayet.
    [2] Tayyib, Seyyid Abdu’l Hüseyin, Etyebu’l Beyan fi Tefsiri’l Kur’an, c. 6, s. 326, Naşir; İntişaratı İslam, Tahran, çapı dovvum, 1378 h.ş.
    [3] Şuara Suresi, 81. ayet.
    [4] A’li İmran Suresi, 49. ayet; Maide Suresi, 101. ayet.
    [5] Tebersi, Fazl bin El- Hasan, Tercüme-i Mecmeu’l Beyan fi Tefsiri’l Kur’an, c. 3, s. 101, Naşir: İntişaratı Ferahani, Tahran, çapı evvel, 1360 h.ş.
    [6] A’li İmran Suresi, 61. ayet:* Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”


  5. 27.Haziran.2013, 19:34
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Abdul kadir geyleni hzretleri ölüleri diriltiyomuydu?

    Abdulkadir Geylani, Allah'ın izniyle ölüyü diriltmiş midir? İslam'da bunun yeri var mıdır?

    - Şunu çok iyi biliyoruz ki, Allah’ın izni olmadan, ilim ve kudreti devreye girmeden bir yaprak bile yere düşmez. Buna iman ettikten sonra, Allah’ın, bazı insanların eliyle ölüye ruh vermesi mümkün ve vakidir. Aşağıdaki ayetlerde bu gerçeğe vurgu yapan ifadeler vardır:

    “İbrahim bir zaman “Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster” demişti. Allah da “inanmadın mı?” dedi. İbrahim: “Evet inanıyorum fakat kalbimin iyice mutmain olmasını istiyorum” dedi. Allah, öyle ise dört tane kuş al, onları kendine alıştır, sonra onları parçalayıp her dağın başına onlardan birer parça koy. Sonra da onları çağır, koşarak sana geleceklerdir. Bil ki; “Allah her şeye gâliptir, hüküm ve hikmet sahibidir” diye buyurdu" (Bakara, 2/260).

    “(Musa) dedi ki: Allah şöyle buyuruyor: “O yeri sürmek ve ekini sulamak için boyunduruk altına alınmayan, salma gezen (kusursuz) ve hiç alacası olmayan bir inektir. Bunun üzerine onlar (Yahudiler); işte şimdi gerçeği tam anlayabileceğimiz tarzda bildirdin,” dediler ve ineği kestiler. Ama neredeyse bunu yapmayacaklardı (ineği kesmeyeceklerdi).” Hani bir zamanlar bir adam öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Oysa Allah, gizlediğiniz şeyi ortaya çıkaracaktır. Bundan dolayı dedik ki; “İneğin bir parçasıyla ona (öldürülene) vurun! İşte Allah böylece ölüleri diriltir ve düşünesiniz diye âyetlerini size gösterir." (Bakara, 2/71-73).

    “(Melekler Hz. İsa hakkında Meryem ile konuşurken onun şu vasıflarını da saydılar) “Allah, onu İsrail oğullarına elçi olarak gönderecektir. O da onlara şöyle diyecektir: Şüphesiz ben size Rabbiniz tarafından bir mucizeyle gönderildim. Ben size çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapar içine üflerim. O da Allah’ın izniyle derhal bir kuş oluverir. Ve Allah’ın izniyle anadan doğma körü ve alaca hastalığına yakalananı iyileştiririm ve ölüleri diriltirim. Evlerinizde yediğiniz ve biriktirdiğiniz şeyleri de size haber veririm. Eğer inanan kimseler iseniz, bunda sizin için elbette bir ibret vardır." (Al-i İmran, 3/49).

    - İslam alimlerine göre, peygamberler için mucize olan şeylerin, veliler için de keramet olarak ortaya çıkması, caizdir ve mümkündür.

    Abdulkadir Geylanî’nin bu kerameti ile ilgili hususu, Bediüzzman Said Nursi’den dinleyelim.

    - “Bir zaman, Hazret-i Gavs-ı Âzam (k.s.) Şeyh Geylânî'nin terbiyesinde, nazdar ve ihtiyare bir hanımın bir tek evlâdı bulunuyormuş. O muhterem ihtiyare, gitmiş oğlunun hücresine, bakıyor ki, oğlu bir parça kuru ve siyah ekmek yiyor. O riyazattan zafiyetiyle, validesinin şefkatini celb etmiş. Ona acımış. Sonra Hazret-i Gavs'ın yanına şekvâ için gitmiş. Bakmış ki, Hazret-i Gavs, kızartılmış bir tavuk yiyor. Nazdarlığından demiş:

    "Yâ Üstad! Benim oğlum açlıktan ölüyor; sen tavuk yersin!"

    Hazret-i Gavs tavuğa demiş: "Kum biiznillâh!" O pişmiş tavuğun kemikleri toplanıp tavuk olarak yemek kabından dışarı atıldığını, mutemet ve mevsuk çok zatlardan, Hazret-i Gavs gibi kerâmât-ı harikaya mazhariyeti dünyaca meşhur bir zâtın bir kerameti olarak, mânevî tevatürle nakledilmiş. Hazret-i Gavs demiş: "Ne vakit senin oğlun da bu dereceye gelirse, o zaman o da tavuk yesin."

    İşte, Hazret-i Gavs'ın bu emrinin mânâsı şudur ki: Ne vakit senin oğlun da ruhu cesedine, kalbi nefsine, aklı midesine hâkim olsa ve lezzeti şükür için istese, o vakit leziz şeyleri yiyebilir” (bk. Lemalar, On Dokuzuncu Lem'a)

    İlave bilgi için tıklayınız: KERÂMET.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  6. 27.Haziran.2013, 19:34
    3
    Moderatör
    Abdulkadir Geylani, Allah'ın izniyle ölüyü diriltmiş midir? İslam'da bunun yeri var mıdır?

    - Şunu çok iyi biliyoruz ki, Allah’ın izni olmadan, ilim ve kudreti devreye girmeden bir yaprak bile yere düşmez. Buna iman ettikten sonra, Allah’ın, bazı insanların eliyle ölüye ruh vermesi mümkün ve vakidir. Aşağıdaki ayetlerde bu gerçeğe vurgu yapan ifadeler vardır:

    “İbrahim bir zaman “Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster” demişti. Allah da “inanmadın mı?” dedi. İbrahim: “Evet inanıyorum fakat kalbimin iyice mutmain olmasını istiyorum” dedi. Allah, öyle ise dört tane kuş al, onları kendine alıştır, sonra onları parçalayıp her dağın başına onlardan birer parça koy. Sonra da onları çağır, koşarak sana geleceklerdir. Bil ki; “Allah her şeye gâliptir, hüküm ve hikmet sahibidir” diye buyurdu" (Bakara, 2/260).

    “(Musa) dedi ki: Allah şöyle buyuruyor: “O yeri sürmek ve ekini sulamak için boyunduruk altına alınmayan, salma gezen (kusursuz) ve hiç alacası olmayan bir inektir. Bunun üzerine onlar (Yahudiler); işte şimdi gerçeği tam anlayabileceğimiz tarzda bildirdin,” dediler ve ineği kestiler. Ama neredeyse bunu yapmayacaklardı (ineği kesmeyeceklerdi).” Hani bir zamanlar bir adam öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Oysa Allah, gizlediğiniz şeyi ortaya çıkaracaktır. Bundan dolayı dedik ki; “İneğin bir parçasıyla ona (öldürülene) vurun! İşte Allah böylece ölüleri diriltir ve düşünesiniz diye âyetlerini size gösterir." (Bakara, 2/71-73).

    “(Melekler Hz. İsa hakkında Meryem ile konuşurken onun şu vasıflarını da saydılar) “Allah, onu İsrail oğullarına elçi olarak gönderecektir. O da onlara şöyle diyecektir: Şüphesiz ben size Rabbiniz tarafından bir mucizeyle gönderildim. Ben size çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapar içine üflerim. O da Allah’ın izniyle derhal bir kuş oluverir. Ve Allah’ın izniyle anadan doğma körü ve alaca hastalığına yakalananı iyileştiririm ve ölüleri diriltirim. Evlerinizde yediğiniz ve biriktirdiğiniz şeyleri de size haber veririm. Eğer inanan kimseler iseniz, bunda sizin için elbette bir ibret vardır." (Al-i İmran, 3/49).

    - İslam alimlerine göre, peygamberler için mucize olan şeylerin, veliler için de keramet olarak ortaya çıkması, caizdir ve mümkündür.

    Abdulkadir Geylanî’nin bu kerameti ile ilgili hususu, Bediüzzman Said Nursi’den dinleyelim.

    - “Bir zaman, Hazret-i Gavs-ı Âzam (k.s.) Şeyh Geylânî'nin terbiyesinde, nazdar ve ihtiyare bir hanımın bir tek evlâdı bulunuyormuş. O muhterem ihtiyare, gitmiş oğlunun hücresine, bakıyor ki, oğlu bir parça kuru ve siyah ekmek yiyor. O riyazattan zafiyetiyle, validesinin şefkatini celb etmiş. Ona acımış. Sonra Hazret-i Gavs'ın yanına şekvâ için gitmiş. Bakmış ki, Hazret-i Gavs, kızartılmış bir tavuk yiyor. Nazdarlığından demiş:

    "Yâ Üstad! Benim oğlum açlıktan ölüyor; sen tavuk yersin!"

    Hazret-i Gavs tavuğa demiş: "Kum biiznillâh!" O pişmiş tavuğun kemikleri toplanıp tavuk olarak yemek kabından dışarı atıldığını, mutemet ve mevsuk çok zatlardan, Hazret-i Gavs gibi kerâmât-ı harikaya mazhariyeti dünyaca meşhur bir zâtın bir kerameti olarak, mânevî tevatürle nakledilmiş. Hazret-i Gavs demiş: "Ne vakit senin oğlun da bu dereceye gelirse, o zaman o da tavuk yesin."

    İşte, Hazret-i Gavs'ın bu emrinin mânâsı şudur ki: Ne vakit senin oğlun da ruhu cesedine, kalbi nefsine, aklı midesine hâkim olsa ve lezzeti şükür için istese, o vakit leziz şeyleri yiyebilir” (bk. Lemalar, On Dokuzuncu Lem'a)

    İlave bilgi için tıklayınız: KERÂMET.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder