Konusunu Oylayın.: İmanımızı nasıl kuvvetlendiririz

5 üzerinden 4.25 | Toplam : 4 kişi
İmanımızı nasıl kuvvetlendiririz
  1. 23.Haziran.2013, 03:59
    1
    umutlucan
    Sadece ALLAH'a kul olun

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mayıs.2013
    Üye No: 101338
    Mesaj Sayısı: 1,441
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15

    İmanımızı nasıl kuvvetlendiririz






    İmanımızı nasıl kuvvetlendiririz Mumsema imanımızı tam anlamıyla nasıl kuvvetli hale getirebiliriz?


  2. 23.Haziran.2013, 03:59
    1
    Sadece ALLAH'a kul olun
  3. 23.Haziran.2013, 05:18
    2
    yüzbin
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Şubat.2013
    Üye No: 100000
    Mesaj Sayısı: 252
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Imanımızı nasıl kuvvetlendiririz




    ilim öğrenip amel ederek tabiki
    ve işin başı da ihlastır.

    amel imanın azığıdır.


  4. 23.Haziran.2013, 05:18
    2
    Devamlı Üye



    ilim öğrenip amel ederek tabiki
    ve işin başı da ihlastır.

    amel imanın azığıdır.


  5. 23.Haziran.2013, 13:51
    3
    sessizlik2500
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Haziran.2013
    Üye No: 101583
    Mesaj Sayısı: 64
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Imanımızı nasıl kuvvetlendiririz

    Allah'a imanımızı kuvvetlendirmesi için çok dua etmeli imani sohbetlere katılmalıyız imani eserler okumalıyız örneğin risale-i nur.
    İman bir nurdur, Allah’ın bir lütfudur. Fakat iman aynı zamanda bir ilimdir, öğrenilmesi gereken bir hakikattir. İmanımızın güçlenmesinin iki yolu vardır:

    Birisi ve en birincisi Kitap ve sünnet çizgisinde ehl-i sünnetin akidesini öğrenmek ve çağımızın bir gereği olarak bunu tahkik süzgecinden geçirmektir.

    İkincisi: Salih amel yaparak, günahlardan sakınarak kalbini tasfiye etmek, nefsini tezkiye etmek suretiyle manevî alanda terakki etmektir.

    Ancak bu asrın gidişatı bu ikinci yolu oldukça zorlaştırmıştır. Bu sebeple tahkiki iman dersini veren eserleri okumak son derece önemlidir. Bu çağın özelliğinin bir gereği olarak, dini ilimlerin yanında fen bilimlerinin de okunması zorunlu hale gelmiştir. Çünkü, kalbin nuru dinî ilimler olduğu gibi, aklın ziyası da fen bilimleridir. Bu ikisini birlikte ders veren en önemli eserlerden birinin Risale-i Nur külliyatı olduğunu söyleyebiliriz. Tabii ki, bunun yanında, İmam Gazali, İmam Rabbanî, İmam Maverdi, İmam Kuşeyrî gibi zatların kitaplarından da çok güzel istifade edilebilir.

    İmanı koruma ve takviye etmek bir müminin en önemli meselesidir. Öncelikle imanı korumak için takvaya önem vermek gerekir. İman takva kalesinde korunur. Takva olmazsa iman yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. İmanı takviye etmek için imani eserleri bolca okumak ve mütalaa etmek gerekir. İlim ile gelen mesail-i imaniye akıl odasından geçmeden insanın latifelerine sirayet etmez. Önce akılın tatmini gerekir.

    Tefekkür çok önemlidir. İbrahim aleyhisselamın tefekkür vasıtasıyla aya ve yıldızlara bakarak Rabbini bulması Kuran-ı Kerim'de anlatılmaktadır. Tefekkür ile iman inkişaf eder. Bu sebebtendir ki hadis-i şerifte "bir saat tefekkür bir yıl nafile ibadetten üstündür" denilmiş.

    Çevrenin insan üzerinde çok büyük etkisi vardır. Günahlar insan üzerinde imansızlık telkini yapar. Telkinin insan üzerinde çok büyük etkisi vardır. Farkında olmadan insanın şuur altında imansızlık aşılar. Bu sebebten günahlı ortamlardan elden geldiği kadar uzak kalınmalıdır. Dışarıda serbestçe pervasızca işlenen günahlar adeta ahiretin olmadığını ve cezanın olmadığını telkin ederler. Bu telkinin kötü etkilerinden korunmak için elden geldiği kadar günahlı ortamlardan uzak kalınmalı ve her yerde elden geldiğince emr-i bil maruf nehy-i anil münker (iyiliği emredip, kötülükten sakındırma) yapmaya çalışmalıyız. Maruz kalınan kötü telkinin zararlarını telafi etmek için imani meseleri bolca mütalaa etmek ve tebliğe önem vermek gerekir. Amel-i salihe önem veren takva dairesinde yaşayan insanlarla birlikteliği arttırmak gerekir. Bu yönüyle de cemaatin önemi daha belirgin olarak görülmektedir. Günahlar nasıl imansızlık telkini yapıyorsa öyle de amel-i salih de iman telkini yapar.

    ----------------------------
    “İman”, depolanabilen potansiyel bir enerji kaynağı gibidir. Barajımızın büyüklüğü, santralimizin sağlamlığı, modernliği, bakım ve onarımı çapında “güç-enerji” üretebildiğimiz gibi; imanımızın barajı kalb ve santralı akıl ile diğer duygularımızı çalıştırabildiğimiz oranda imanımızı yükseltebiliriz. Aslında bunun formülleri basittir:

    * Hangi iş ve mesele olursa olsun, inanarak ona kilitlenin.

    * İntisap sırrıyla ulvî, yüce, mukaddes hakikatlere mensubiyetinizi tescilleyin.

    * Şiddetli arzu, istek, azim, sebat, sabır olmalı; ümitsizliğe yer vermemeli.

    * Muvazene/denge, düzen (koca gemiyi evirip-çevirmek, koca yükleri kaldıraç intizamıyla kadırmak gibi)1 sırrı gibi unsurlar da bu formüle ilâve edilse; enerji/güç/kuvvet katlanacaktır.

    İman; fizik kanunların, metafiziğe uygulanmasıdır bir anlamda. Böylece “istinat noktası” ve “iman şuûru” nispetinde icraatlarla dünyaları yerinden oynatmak işten değildir.

    * Kâinat kitabını okuyabiliriz. Atomdan galaksilere, tabiat kanunlarından unsurlara, canlılardan cansızlara kadar her şey imanımızı güçlendiren bir delildir.

    * Sonsuz güce “rabt-ı kalb” edin, Onu daima yanınızda hissedin. Unutmayın, “kalbî-rûhî bağlantıyı” kurduğunuz oranda iman gücünüz yükselecektir.

    * Tohum ile çekirdeğin istidadına (özüne) hayatının programı yazıldığı gibi; rûhumuza da imân istidadı yerleştirilmiş ve inkişâf ettirip geliştirmek hür irademize bırakılmıştır.

    Zekâ, feraset, anlayış (şuurluluk hâli) ve düşünce ufkumuzu yükseltip genişlettiğimiz gibi; kalb, vicdan ve sâir duygularımızın kapasitesini de geliştirebiliriz. Bu, tıpkı, bilgisayarımızın hardiskini, ram’ini, cpu’sunu yükseltmeye benzer.

    * İmanı kuvvetlendirip derecesini yükseltmenin vasıtaları bilgi-ilim, tefekkür, gözlem, araştırma, mânevi antreman, tekrar ve ispattır.

    * Bedenimizi rûhun, maddeyi mânânın emrine verdiğimiz; duygularımızı bir noktaya toplayabildiğimizde; dikkat, vecd, motivasyon, ihlâs, samimiyet enerjimizi artırabiliriz.

    * İman mahalli kalb olduğuna göre; kalbî meselelere ağırlık vermeliyiz.

    * Duygularımızın, maddî kalbin çalışmasında bile etkili olduğunu unutmayalım: Kalb motorunu hızlandırıp yavaşlatan sistem, genel sinir sistemine bağlı olarak çalışan otonom sinir sistemidir.

    Sempatik ve vagus sistem olarak iki ayrı tarzda faaliyet gösteren otonom sinir sistemi, “otomatik” olarak çalışmaktadır.

    Sempatik sistem heyecan, korku ve öfke gibi anormal hissî durumlarda kalb vuruşlarını arttırır.

    Buna mukabil keder ve depresyon gibi hallerde vagus sistemi harekete geçer ve kalb vuruşlarını yavaşlatır.2

    Şu halde, devamlı pozitif davranışlar sergilemeliyiz.


    Dipnotlar:
    1- Mesnevî-i Nûriye. s. 80. 2- Dr. Nevzat Emiroğlu, Kan ve Dolaşım, Yeni Asya Yay., İst., 1982, s. 59.


    Ali FERŞADOĞL


  6. 23.Haziran.2013, 13:51
    3
    sessizlik2500 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Allah'a imanımızı kuvvetlendirmesi için çok dua etmeli imani sohbetlere katılmalıyız imani eserler okumalıyız örneğin risale-i nur.
    İman bir nurdur, Allah’ın bir lütfudur. Fakat iman aynı zamanda bir ilimdir, öğrenilmesi gereken bir hakikattir. İmanımızın güçlenmesinin iki yolu vardır:

    Birisi ve en birincisi Kitap ve sünnet çizgisinde ehl-i sünnetin akidesini öğrenmek ve çağımızın bir gereği olarak bunu tahkik süzgecinden geçirmektir.

    İkincisi: Salih amel yaparak, günahlardan sakınarak kalbini tasfiye etmek, nefsini tezkiye etmek suretiyle manevî alanda terakki etmektir.

    Ancak bu asrın gidişatı bu ikinci yolu oldukça zorlaştırmıştır. Bu sebeple tahkiki iman dersini veren eserleri okumak son derece önemlidir. Bu çağın özelliğinin bir gereği olarak, dini ilimlerin yanında fen bilimlerinin de okunması zorunlu hale gelmiştir. Çünkü, kalbin nuru dinî ilimler olduğu gibi, aklın ziyası da fen bilimleridir. Bu ikisini birlikte ders veren en önemli eserlerden birinin Risale-i Nur külliyatı olduğunu söyleyebiliriz. Tabii ki, bunun yanında, İmam Gazali, İmam Rabbanî, İmam Maverdi, İmam Kuşeyrî gibi zatların kitaplarından da çok güzel istifade edilebilir.

    İmanı koruma ve takviye etmek bir müminin en önemli meselesidir. Öncelikle imanı korumak için takvaya önem vermek gerekir. İman takva kalesinde korunur. Takva olmazsa iman yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. İmanı takviye etmek için imani eserleri bolca okumak ve mütalaa etmek gerekir. İlim ile gelen mesail-i imaniye akıl odasından geçmeden insanın latifelerine sirayet etmez. Önce akılın tatmini gerekir.

    Tefekkür çok önemlidir. İbrahim aleyhisselamın tefekkür vasıtasıyla aya ve yıldızlara bakarak Rabbini bulması Kuran-ı Kerim'de anlatılmaktadır. Tefekkür ile iman inkişaf eder. Bu sebebtendir ki hadis-i şerifte "bir saat tefekkür bir yıl nafile ibadetten üstündür" denilmiş.

    Çevrenin insan üzerinde çok büyük etkisi vardır. Günahlar insan üzerinde imansızlık telkini yapar. Telkinin insan üzerinde çok büyük etkisi vardır. Farkında olmadan insanın şuur altında imansızlık aşılar. Bu sebebten günahlı ortamlardan elden geldiği kadar uzak kalınmalıdır. Dışarıda serbestçe pervasızca işlenen günahlar adeta ahiretin olmadığını ve cezanın olmadığını telkin ederler. Bu telkinin kötü etkilerinden korunmak için elden geldiği kadar günahlı ortamlardan uzak kalınmalı ve her yerde elden geldiğince emr-i bil maruf nehy-i anil münker (iyiliği emredip, kötülükten sakındırma) yapmaya çalışmalıyız. Maruz kalınan kötü telkinin zararlarını telafi etmek için imani meseleri bolca mütalaa etmek ve tebliğe önem vermek gerekir. Amel-i salihe önem veren takva dairesinde yaşayan insanlarla birlikteliği arttırmak gerekir. Bu yönüyle de cemaatin önemi daha belirgin olarak görülmektedir. Günahlar nasıl imansızlık telkini yapıyorsa öyle de amel-i salih de iman telkini yapar.

    ----------------------------
    “İman”, depolanabilen potansiyel bir enerji kaynağı gibidir. Barajımızın büyüklüğü, santralimizin sağlamlığı, modernliği, bakım ve onarımı çapında “güç-enerji” üretebildiğimiz gibi; imanımızın barajı kalb ve santralı akıl ile diğer duygularımızı çalıştırabildiğimiz oranda imanımızı yükseltebiliriz. Aslında bunun formülleri basittir:

    * Hangi iş ve mesele olursa olsun, inanarak ona kilitlenin.

    * İntisap sırrıyla ulvî, yüce, mukaddes hakikatlere mensubiyetinizi tescilleyin.

    * Şiddetli arzu, istek, azim, sebat, sabır olmalı; ümitsizliğe yer vermemeli.

    * Muvazene/denge, düzen (koca gemiyi evirip-çevirmek, koca yükleri kaldıraç intizamıyla kadırmak gibi)1 sırrı gibi unsurlar da bu formüle ilâve edilse; enerji/güç/kuvvet katlanacaktır.

    İman; fizik kanunların, metafiziğe uygulanmasıdır bir anlamda. Böylece “istinat noktası” ve “iman şuûru” nispetinde icraatlarla dünyaları yerinden oynatmak işten değildir.

    * Kâinat kitabını okuyabiliriz. Atomdan galaksilere, tabiat kanunlarından unsurlara, canlılardan cansızlara kadar her şey imanımızı güçlendiren bir delildir.

    * Sonsuz güce “rabt-ı kalb” edin, Onu daima yanınızda hissedin. Unutmayın, “kalbî-rûhî bağlantıyı” kurduğunuz oranda iman gücünüz yükselecektir.

    * Tohum ile çekirdeğin istidadına (özüne) hayatının programı yazıldığı gibi; rûhumuza da imân istidadı yerleştirilmiş ve inkişâf ettirip geliştirmek hür irademize bırakılmıştır.

    Zekâ, feraset, anlayış (şuurluluk hâli) ve düşünce ufkumuzu yükseltip genişlettiğimiz gibi; kalb, vicdan ve sâir duygularımızın kapasitesini de geliştirebiliriz. Bu, tıpkı, bilgisayarımızın hardiskini, ram’ini, cpu’sunu yükseltmeye benzer.

    * İmanı kuvvetlendirip derecesini yükseltmenin vasıtaları bilgi-ilim, tefekkür, gözlem, araştırma, mânevi antreman, tekrar ve ispattır.

    * Bedenimizi rûhun, maddeyi mânânın emrine verdiğimiz; duygularımızı bir noktaya toplayabildiğimizde; dikkat, vecd, motivasyon, ihlâs, samimiyet enerjimizi artırabiliriz.

    * İman mahalli kalb olduğuna göre; kalbî meselelere ağırlık vermeliyiz.

    * Duygularımızın, maddî kalbin çalışmasında bile etkili olduğunu unutmayalım: Kalb motorunu hızlandırıp yavaşlatan sistem, genel sinir sistemine bağlı olarak çalışan otonom sinir sistemidir.

    Sempatik ve vagus sistem olarak iki ayrı tarzda faaliyet gösteren otonom sinir sistemi, “otomatik” olarak çalışmaktadır.

    Sempatik sistem heyecan, korku ve öfke gibi anormal hissî durumlarda kalb vuruşlarını arttırır.

    Buna mukabil keder ve depresyon gibi hallerde vagus sistemi harekete geçer ve kalb vuruşlarını yavaşlatır.2

    Şu halde, devamlı pozitif davranışlar sergilemeliyiz.


    Dipnotlar:
    1- Mesnevî-i Nûriye. s. 80. 2- Dr. Nevzat Emiroğlu, Kan ve Dolaşım, Yeni Asya Yay., İst., 1982, s. 59.


    Ali FERŞADOĞL


  7. 19.Mayıs.2014, 18:47
    4
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Imanımızı nasıl kuvvetlendiririz

    İman, amel ile beslenir ve kuvvetlenir.
    Sahih bir iman ve düzenli salih amel olmadan iman kuvvet bulmaz.


  8. 19.Mayıs.2014, 18:47
    4
    mum
    Administrator
    İman, amel ile beslenir ve kuvvetlenir.
    Sahih bir iman ve düzenli salih amel olmadan iman kuvvet bulmaz.





+ Yorum Gönder