Konusunu Oylayın.: Suizan hakkında bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Suizan hakkında bilgi
  1. 27.Mayıs.2013, 20:41
    1
    ResûlÖzlemi
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Mayıs.2013
    Üye No: 101379
    Mesaj Sayısı: 171
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: Ankara

    Suizan hakkında bilgi






    Suizan hakkında bilgi Mumsema Selamun aleykum. ben 19 yasinda genc bir kardesinizim. Benim sorunum sudur: Yolda yururken gordugum bazi insanlar hakkinda durmadan icimde suizan besliyorum lakin su varki bu aklima gelen kotu zanlar kalbimi daraltiyor. yani hemen hemen hepsinde ya dilimle yada icimden durmadan estagfurullah diyorum. yani kalbim aklima gelen suizanlari red ediyor... bu bir vesvese midir ? acil yardim lutfen..


  2. 27.Mayıs.2013, 20:41
    1
    Devamlı Üye



    Selamun aleykum. ben 19 yasinda genc bir kardesinizim. Benim sorunum sudur: Yolda yururken gordugum bazi insanlar hakkinda durmadan icimde suizan besliyorum lakin su varki bu aklima gelen kotu zanlar kalbimi daraltiyor. yani hemen hemen hepsinde ya dilimle yada icimden durmadan estagfurullah diyorum. yani kalbim aklima gelen suizanlari red ediyor... bu bir vesvese midir ? acil yardim lutfen..


    Benzer Konular

    - Hutbe: Kardeşleriniz hakkında suizan etmeyin!

    - Suizan ne demek? Suizan hakkında kısaca bilgi

    - Eşim hakkında suizan

    - Sûizan (Sû-izan)

    - Suizan (Suizan, birinin kötü bir iş yaptığını zannetmektir)

  3. 27.Mayıs.2013, 20:48
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Suizan hakkinda bilgisi olan yardim eder mi




    SÛİZAN (SÛ-İZAN) NEDİR? KÖTÜ ZAN HAKKINDA ANSİKLOPEDİK BİLGİ



    Kötü zann, fena tahmin, şüphe "Sû" "fenalık, kötülük" demektir.

    "Sû-i hareket (kötü davranış)", "sûi ahlâk (kötü ahlâk)", "sû-i niyet (kötü niyet)" vb. gibi, "sû-izan" da, "kötü zan" anlamındadır. "Sû" kelimesi, verilen örnekler ve benzerlerinde, daima, "sıfat" anlamını ifade eder.

    "Zan" kelimesi ise, "sanma; farz ve tahmin etme; ihtimâle göre hükmetme" demek olduğu gibi, "şek, şüphe, tereddüd, vehim, hayâl" gibi anlamlara da gelir.

    "Sû-i zann"ın zıddı (karşıtı), "Hüsnüzan * (hüsn-i zan)"dır. "Hüsn", "güzellik, iyilik, hoşluk, olgunluk, mükemmellik" demektir. "Hüsn-i ahlâk (iyi - güzel ahlâk)", "hüsn-i hat (güzel yazı)", "hüsn-i niyet (iyi niyet)"... gibi, "hüsn-i zan"da, "iyi-güzel zan; bir kimse veyâ bir olayın iyiliği hakkında vicdânî kanâat" demektir.

    Görüldüğü gibi, iki türlü "zan" vardır. Zan, "tahmin" ve "ihtimâl''e dayandığına göre, bu konuda alınacak tavır ne olmalıdır. Kur'ân ve Hadis, bu hususla ilgili davranışın nasıl olması gerektiğine açıklık getirmektedir: Kur'ân-ı Kerim'de: "Ey inanan (mü'min)ler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü bazı zan (vardır ki) günahtır... " buyurulmuştur (el-Hucurât, 49/12). Âyette, "zanların birçoğundan kaçınınız" denilmekte; sebep olarak da, "bazılarının günah olduğu ifade edilmektedir. Demek ki, zannın hepsi günah değildir; hattâ Allah'a ve mü'min (inanan)lere hüsn-i zanda bulunmak gereklidir. Nûr Süresi'nde: "Onu işittiğiniz vakit erkek mü'minlerle kadın mü'minlerin, kendi vicdanları (önünde) iyi bir zann'da bulunup da..." buyurulduğu gibi (en-Nûr, 24/12), bir Kudsî Hadis'de de:

    "Ben, kulumun, bana zannı gibiyim " diye vârid olmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s) de: "Her biriniz, Allah'a, hüsnüzan ederek ölsün"buyurmuş ve bir başka hadisinde de: "Hüznüzan, imândandır" demiştir.

    Keşşâf ve benzeri büyük Kur'ân müfessirleri, "doğruyu ve yanlışı, açık belirtileriyle seçmeden, iyice gözleyip düşünmeden zanda bulunulmamasını" önemle tavsiye etmekte, "açıkta bir sebebi ve doğru belirtisi bulunmayan zannın harâm olduğunu, kaçınılması gerektiğini" belirtmektedirler. İhtimal üzerine hüküm olan zanlar, gerçeğe uymadığından, başkasına bühtan ve iftira olacağından, zanda bulunanı vebâl altına sokacaktır.

    Bütün bunlardan, zan konusunda çok dikkatli olmak gerektiği ve "Sû-i zann"ın ise, kesinlikle yasak olduğu, açıkça anlaşılmaktadır. Sû-i zann'ın harâm olmayanı, yalnızca fısk ve fucûr (günahkârlık) ile tanınan kimselere karşı yapılanıdır. Durumu kesin olarak bilinmeyen birine hüsnüzan gerekmese bile, Sû-i zan da câiz değildir.

    Sû-i zan'dan kaynaklanan "tecessüs" hakkında da, daha önce verilen Hucurât Süresi'ndeki âyette, "tecessüs de etmeyin" buyurulmaktadır. Tecessüs, "Onun-bunun durumlarını araştırmak, eksik (kusur)lerini öğrenme isteği"dir. Allah tarafından yasaklanan bu davranışla ilgili olarak Hz. Peygamber (s.a.s)'de:

    "Müslümanların eksiklerini, ayıplarını araştırmayın. Zira herkim müslümanların ayıplarını araştırırsa, Allah Teâlâ'da onun ayıb (kusur)ını tâkip eder, nihayet evinin içinde bile onu rezil ve rüsvây eder" buyurmuştur (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, İstanbul 1960, VI, 4471-4473; Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihâli, İstanbul 1957, 633-634).

    M. Süreyya ŞAHİN


  4. 27.Mayıs.2013, 20:48
    2
    Administrator



    SÛİZAN (SÛ-İZAN) NEDİR? KÖTÜ ZAN HAKKINDA ANSİKLOPEDİK BİLGİ



    Kötü zann, fena tahmin, şüphe "Sû" "fenalık, kötülük" demektir.

    "Sû-i hareket (kötü davranış)", "sûi ahlâk (kötü ahlâk)", "sû-i niyet (kötü niyet)" vb. gibi, "sû-izan" da, "kötü zan" anlamındadır. "Sû" kelimesi, verilen örnekler ve benzerlerinde, daima, "sıfat" anlamını ifade eder.

    "Zan" kelimesi ise, "sanma; farz ve tahmin etme; ihtimâle göre hükmetme" demek olduğu gibi, "şek, şüphe, tereddüd, vehim, hayâl" gibi anlamlara da gelir.

    "Sû-i zann"ın zıddı (karşıtı), "Hüsnüzan * (hüsn-i zan)"dır. "Hüsn", "güzellik, iyilik, hoşluk, olgunluk, mükemmellik" demektir. "Hüsn-i ahlâk (iyi - güzel ahlâk)", "hüsn-i hat (güzel yazı)", "hüsn-i niyet (iyi niyet)"... gibi, "hüsn-i zan"da, "iyi-güzel zan; bir kimse veyâ bir olayın iyiliği hakkında vicdânî kanâat" demektir.

    Görüldüğü gibi, iki türlü "zan" vardır. Zan, "tahmin" ve "ihtimâl''e dayandığına göre, bu konuda alınacak tavır ne olmalıdır. Kur'ân ve Hadis, bu hususla ilgili davranışın nasıl olması gerektiğine açıklık getirmektedir: Kur'ân-ı Kerim'de: "Ey inanan (mü'min)ler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü bazı zan (vardır ki) günahtır... " buyurulmuştur (el-Hucurât, 49/12). Âyette, "zanların birçoğundan kaçınınız" denilmekte; sebep olarak da, "bazılarının günah olduğu ifade edilmektedir. Demek ki, zannın hepsi günah değildir; hattâ Allah'a ve mü'min (inanan)lere hüsn-i zanda bulunmak gereklidir. Nûr Süresi'nde: "Onu işittiğiniz vakit erkek mü'minlerle kadın mü'minlerin, kendi vicdanları (önünde) iyi bir zann'da bulunup da..." buyurulduğu gibi (en-Nûr, 24/12), bir Kudsî Hadis'de de:

    "Ben, kulumun, bana zannı gibiyim " diye vârid olmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s) de: "Her biriniz, Allah'a, hüsnüzan ederek ölsün"buyurmuş ve bir başka hadisinde de: "Hüznüzan, imândandır" demiştir.

    Keşşâf ve benzeri büyük Kur'ân müfessirleri, "doğruyu ve yanlışı, açık belirtileriyle seçmeden, iyice gözleyip düşünmeden zanda bulunulmamasını" önemle tavsiye etmekte, "açıkta bir sebebi ve doğru belirtisi bulunmayan zannın harâm olduğunu, kaçınılması gerektiğini" belirtmektedirler. İhtimal üzerine hüküm olan zanlar, gerçeğe uymadığından, başkasına bühtan ve iftira olacağından, zanda bulunanı vebâl altına sokacaktır.

    Bütün bunlardan, zan konusunda çok dikkatli olmak gerektiği ve "Sû-i zann"ın ise, kesinlikle yasak olduğu, açıkça anlaşılmaktadır. Sû-i zann'ın harâm olmayanı, yalnızca fısk ve fucûr (günahkârlık) ile tanınan kimselere karşı yapılanıdır. Durumu kesin olarak bilinmeyen birine hüsnüzan gerekmese bile, Sû-i zan da câiz değildir.

    Sû-i zan'dan kaynaklanan "tecessüs" hakkında da, daha önce verilen Hucurât Süresi'ndeki âyette, "tecessüs de etmeyin" buyurulmaktadır. Tecessüs, "Onun-bunun durumlarını araştırmak, eksik (kusur)lerini öğrenme isteği"dir. Allah tarafından yasaklanan bu davranışla ilgili olarak Hz. Peygamber (s.a.s)'de:

    "Müslümanların eksiklerini, ayıplarını araştırmayın. Zira herkim müslümanların ayıplarını araştırırsa, Allah Teâlâ'da onun ayıb (kusur)ını tâkip eder, nihayet evinin içinde bile onu rezil ve rüsvây eder" buyurmuştur (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, İstanbul 1960, VI, 4471-4473; Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihâli, İstanbul 1957, 633-634).

    M. Süreyya ŞAHİN


  5. 29.Ekim.2017, 12:08
    3
    hayatt_58
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Ekim.2017
    Üye No: 115388
    Mesaj Sayısı: 10
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Yorum: Suizan hakkında bilgi

    Hocam arkadaşım bir oyunda birine sanırım birşey satacaktı bende arkadaşıma dedimki belkide adam seni kekliyor felan dedim ama bunu kalpten inanarak o karşıdaki adama doğrudan dolandırıcı manasında söylemedim ondan sonrada zaten şöyle dedim ''adama kekliyor demiyorumda yani'' gibisinden birşey dedim bu kul hakkı olurmu hocam?


  6. 29.Ekim.2017, 12:08
    3
    hayatt_58 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Hocam arkadaşım bir oyunda birine sanırım birşey satacaktı bende arkadaşıma dedimki belkide adam seni kekliyor felan dedim ama bunu kalpten inanarak o karşıdaki adama doğrudan dolandırıcı manasında söylemedim ondan sonrada zaten şöyle dedim ''adama kekliyor demiyorumda yani'' gibisinden birşey dedim bu kul hakkı olurmu hocam?


  7. 30.Ekim.2017, 07:19
    4
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Yorum: Suizan hakkında bilgi

    Tedbirli ol demek caiz ama karşı tarafı tanımadan sahtekar olduğunu ima etmek su-i zandır günahtır
    Tövbe etmek gerekir.


  8. 30.Ekim.2017, 07:19
    4
    Moderatör
    Tedbirli ol demek caiz ama karşı tarafı tanımadan sahtekar olduğunu ima etmek su-i zandır günahtır
    Tövbe etmek gerekir.





+ Yorum Gönder