Konusunu Oylayın.: Soru Cevap Mumsema

5 üzerinden 5.00 | Toplam: 5 kişi oyladı.

Soru Cevap Mumsema
  1. 03.Nisan.2008, 09:21
    13
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,109
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: Sorun Cevap Vereyim (3)

    reklam


    --->: Sorun Cevap Vereyim (3) isimli yazı www.Mumsema.com--->: Sorun Cevap Vereyim (3)
    mvy54 Nickli Üyeden Alıntı
    Hocam sorularım biraz garip ama soruyorum. Allah razı olsun.
    1- Kur'an-ı Kerim mealini, abdestsiz olarak, arapçasının yazılı olmadığı kitaptan okuyabilir miyiz?
    2- Kerahat vakitlerinde namaz kılınmıyor ya, Hacca gittiğimizde de bu vakitlere riayet etmemiz gerekiyor mu?
    1-abdestsiz sadece meal olan Kuranı kerimi eline alabilirsin ve okuyabilirsin. çünkü Kur'andan sayılmaz.
    ama sana takvayı tavsiye ederim imkanın olduğunda sadece meal değil bütün ilmi kitapları yani hadis siyer itikat ve fıkıh kitaplarını abdestli oku

    2-Kerahet vakitleri yere göre değişmez. bu vakitlerde farklı zikirlerle değerlendirelim. mutlaka namaz olması gerekmiyor.

    Allaha emanet ol


  2. 03.Nisan.2008, 09:21
    13
    Administrator
    reklam


    mvy54 Nickli Üyeden Alıntı
    Hocam sorularım biraz garip ama soruyorum. Allah razı olsun.
    1- Kur'an-ı Kerim mealini, abdestsiz olarak, arapçasının yazılı olmadığı kitaptan okuyabilir miyiz?
    2- Kerahat vakitlerinde namaz kılınmıyor ya, Hacca gittiğimizde de bu vakitlere riayet etmemiz gerekiyor mu?
    1-abdestsiz sadece meal olan Kuranı kerimi eline alabilirsin ve okuyabilirsin. çünkü Kur'andan sayılmaz.
    ama sana takvayı tavsiye ederim imkanın olduğunda sadece meal değil bütün ilmi kitapları yani hadis siyer itikat ve fıkıh kitaplarını abdestli oku

    2-Kerahet vakitleri yere göre değişmez. bu vakitlerde farklı zikirlerle değerlendirelim. mutlaka namaz olması gerekmiyor.

    Allaha emanet ol


  3. 03.Nisan.2008, 09:54
    14
    haccım
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2007
    Üye No: 5575
    Mesaj Sayısı: 15
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Sorun Cevap Vereyim (3)

    reklam


    s.a
    Eskiden saygı gereği hafızlara bile abdestsiz el değmezlermiş.... bilmem faydası olurmu ?!


  4. 03.Nisan.2008, 09:54
    14
    Üye
    reklam


    s.a
    Eskiden saygı gereği hafızlara bile abdestsiz el değmezlermiş.... bilmem faydası olurmu ?!


  5. 03.Nisan.2008, 16:26
    15
    mvy54
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mart.2008
    Üye No: 13809
    Mesaj Sayısı: 113
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: Sorun Cevap Vereyim (3)

    Hocam zor durumda kaldım, annemin bir sorusu var ama biraz garip. Henüz evlenmemiş kişilere "nikahın vakti saati var" derler ya..gerçekten öyle mi? onlara yeri geldiğinde böyle söylemek yanlış olur mu? Aslında biliyorum, kader konusu değil mi bu, herşeyin zaten yazılmış bir zamanı yok mu. Siz de birşeyler yazarsanız ben de iletirim. Allah razı olsun.


  6. 03.Nisan.2008, 16:26
    15
    Devamlı Üye
    Hocam zor durumda kaldım, annemin bir sorusu var ama biraz garip. Henüz evlenmemiş kişilere "nikahın vakti saati var" derler ya..gerçekten öyle mi? onlara yeri geldiğinde böyle söylemek yanlış olur mu? Aslında biliyorum, kader konusu değil mi bu, herşeyin zaten yazılmış bir zamanı yok mu. Siz de birşeyler yazarsanız ben de iletirim. Allah razı olsun.


  7. 04.Nisan.2008, 16:05
    16
    rüveyda61
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Ocak.2008
    Üye No: 7729
    Mesaj Sayısı: 43
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 31

    --->: Sorun Cevap Vereyim (3)

    Burda sorulan konularla alakası yok ama filistinden istanbula getirilen yaralılar hangi hastanelerde kalıyorlar?Bağcılarda safa hastanesinin haricindekileri bulamadım.59 yaralı 12 hastanedeymiş bilen söylerse sevinirim.


  8. 04.Nisan.2008, 16:05
    16
    Özel Üye
    Burda sorulan konularla alakası yok ama filistinden istanbula getirilen yaralılar hangi hastanelerde kalıyorlar?Bağcılarda safa hastanesinin haricindekileri bulamadım.59 yaralı 12 hastanedeymiş bilen söylerse sevinirim.


  9. 04.Nisan.2008, 19:31
    17
    mavikurt
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Mart.2008
    Üye No: 11228
    Mesaj Sayısı: 1
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 38

    --->: Sorun Cevap Vereyim (3)

    öncelikle sualden önce izahat yapmaya mecburum..
    art niyet olmadan ve hakikaten bilmediğimden soruyor ve öğrenmek istiyorum...
    İL HİCRETLE GÖÇ EDENLERDEN OLUP VATAN HASRETİNE DAYANAMADIĞINDAN İNTİHAR EDEN VE ALLAH RESULÜNE HABERİ VERENLERİN YAZIK ETTİ KENDİNE DEMESİ ÜZERİNE <O ŞEHİTTİR > DİYE İLTİFAT ETTİĞİ SAHABENİN ADINI BİLİYORMUSUNUZ ???
    bu şahabe ilk hicret eden gurubun içinde olduğu söyleniyor..
    ehli sünnet itikadi ve ameli messep imamlarına göre intihar edenin namazı kılınıp hükmü allaha bırakılır diye verilmiş hüküm olduğu malumunuzdur..
    hürmetle kalınız..


  10. 04.Nisan.2008, 19:31
    17
    mavikurt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    öncelikle sualden önce izahat yapmaya mecburum..
    art niyet olmadan ve hakikaten bilmediğimden soruyor ve öğrenmek istiyorum...
    İL HİCRETLE GÖÇ EDENLERDEN OLUP VATAN HASRETİNE DAYANAMADIĞINDAN İNTİHAR EDEN VE ALLAH RESULÜNE HABERİ VERENLERİN YAZIK ETTİ KENDİNE DEMESİ ÜZERİNE <O ŞEHİTTİR > DİYE İLTİFAT ETTİĞİ SAHABENİN ADINI BİLİYORMUSUNUZ ???
    bu şahabe ilk hicret eden gurubun içinde olduğu söyleniyor..
    ehli sünnet itikadi ve ameli messep imamlarına göre intihar edenin namazı kılınıp hükmü allaha bırakılır diye verilmiş hüküm olduğu malumunuzdur..
    hürmetle kalınız..


  11. 05.Nisan.2008, 15:02
    18
    medine gülü
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Eylül.2007
    Üye No: 3144
    Mesaj Sayısı: 14
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 29

    --->: Sorun Cevap Vereyim (3)

    selamünaleyküm benimde bi sorum var.inşallah yardımcı olursunuz sayın mumsema.sorum:bi yakınımın kocası eşini aldattı.nikahlı eşine sinir havliyle " sen benim artık annem bacımsın" dedi ve şuan pişman bazı din adamalrı böyyle bi durumda nikah düşer dediler.peki sizin görüşünüzle ne yapmamız uygun olur?teşekkür ederim


  12. 05.Nisan.2008, 15:02
    18
    selamünaleyküm benimde bi sorum var.inşallah yardımcı olursunuz sayın mumsema.sorum:bi yakınımın kocası eşini aldattı.nikahlı eşine sinir havliyle " sen benim artık annem bacımsın" dedi ve şuan pişman bazı din adamalrı böyyle bi durumda nikah düşer dediler.peki sizin görüşünüzle ne yapmamız uygun olur?teşekkür ederim


  13. 05.Nisan.2008, 16:53
    19
    meçhul_100
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2007
    Üye No: 626
    Mesaj Sayısı: 2,188
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Diyar-ı Sivas

    --->: Sorun Cevap Vereyim (3)

    s.aleykum hocam size birkaç sorum olacak cevaplarsan sevinirim....
    1)kim 500bin ister,düello,şansa bak,var mısın yok musun.....gibi yarışma programlarına katılmak günahmı?burdan kazanılan paralar harammı,helal mi?
    2)toto,loto,milli piyango,iddaa ...vb sanş oyunlarını oynamak günahmı...burdan kazanılan paralar harammı,helal mi?
    3)bu tür şeylerden kazanılan paralarla hacca gidilir mi?
    yardımlarınız için şimdiden rabbim razı olsun inş..



  14. 05.Nisan.2008, 16:53
    19
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙
    s.aleykum hocam size birkaç sorum olacak cevaplarsan sevinirim....
    1)kim 500bin ister,düello,şansa bak,var mısın yok musun.....gibi yarışma programlarına katılmak günahmı?burdan kazanılan paralar harammı,helal mi?
    2)toto,loto,milli piyango,iddaa ...vb sanş oyunlarını oynamak günahmı...burdan kazanılan paralar harammı,helal mi?
    3)bu tür şeylerden kazanılan paralarla hacca gidilir mi?
    yardımlarınız için şimdiden rabbim razı olsun inş..



  15. 05.Nisan.2008, 16:56
    20
    gül_bahçesi
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2008
    Üye No: 7898
    Mesaj Sayısı: 93
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Sorun Cevap Vereyim (3)

    es selamun aleykum benimde bir sorum olucam mumsema kurşun döktürmek diye birşey varmı ? ALLAH RAZI OLSUN


  16. 05.Nisan.2008, 16:56
    20
    Devamlı Üye
    es selamun aleykum benimde bir sorum olucam mumsema kurşun döktürmek diye birşey varmı ? ALLAH RAZI OLSUN


  17. 05.Nisan.2008, 17:06
    21
    Nursedaa
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Eylül.2007
    Üye No: 2601
    Mesaj Sayısı: 286
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    --->: Sorun Cevap Vereyim (3)

    gül_bahçesi Nickli Üyeden Alıntı
    es selamun aleykum benimde bir sorum olucam mumsema kurşun döktürmek diye birşey varmı ? ALLAH RAZI OLSUN
    Nazar veya diğer rahatsızlıklar için kurşun dökülmesi veya döktürülmesi doğru değildir.

    İnsanı tesir altına alan, hasta eden bazı vak’alar vardır ki, tıp ilmi bunlar için kesin teşhise varamamıştır. Gerçek sebebi hakkında da açık bir bilgi verememektedir. İşte bunlardan birisi de “nazar etme,” “göz değme”dir. Nazarın gerçek olduğu, nazar edilen kimsenin hastalanmasına, hattâ ölümüne sebep olduğu da bilinen ve kabul edilen bir hakikattir.

    Nazarın gerçek olduğunu ve insanın kaderiyle yakından alâkasının bulunduğunu ifade eden Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

    “Nazar haktır, kader ile yarışan birşey olsaydı, nazar değme işi yarışıp onu geçerdi (kaderi değiştirirdi).”1

    Nazarın kaderle her ne kadar alâkası varsa da onun tesirini yaratan yine Cenab-ı Haktır. Yoksa bizzat nazar eden kişi o hadiseyi meydana getirmiş değildir. Nazarı keskin olan kimse birşeye baktığı anda Cenab-ı Hak o şeyde zararı yaratmaktadır. Çünkü iyiliği de kötülüğü de yaratan Allah’tır. Allah’ın iradesi dışında hiçbir şey meydana gelmez.

    Nazar etmenin, ölümü, kişinin helâk olmasını netice veren cihetini Peygamberimizden öğreniyoruz. Câbir bin Abdullah’ın rivayet ettiği hadiste şöyle buyurulmaktadır:
    “Göz değmesi haktır. Deveyi kazana, insanı da kabre girdirir.”2

    Böylece, nazara uğrayan deve nasıl ki ölüp, eti tencereye konuyorsa, aynı şekilde nazar edilen kişi dehayatından olup mezara girebilmektedir. Hadis-i şeriften nazarın tesirinin yalnız insana bağlı kalmadığı, bütün canlılara, hattâ insanı dikkatini çeken hertürlü şeye de zarar verebildiği anlaşılmaktadır.

    Asr-ı Saadette geçen, nazarla ilgili bir hadiseden, mü’minin beğendiği birşey karşısında nasıl davranması, neler söylemesi gerektiği, nazar etmenin din kardeşini öldürme sayılacağı, nazara uğrayan ve nazar eden kimsenin neler yapması gerektiği hususunda geniş bilgiler çıkarmak mümkündür.

    Sahabîlerden Amr bin Rebia, Sehl bin Huneyf’i yıkanırken görür,nazar eder. Sehl çarpılmış gibi yere yıkılır. Alıp Peygamberimizin bulunduğu yere götürürler. Durumu öğrenen Peygamberimiz “Kimden şüphe ediyorsunuz?” diye sorar. Sahabîler, Amr bin Rebia’nın ismini verirler. Bunun üzerine Peygamberimiz Amr’ı azarlayarak, “Sizden biriniz neden din kardeşini öldürüyor? Biriniz kardeşinde beğendiği, hoşuna gittiği birşey gördüğü zaman ona mübarek olması için dua etsin (Mâşallah, Bârekallah gibi sözler söylesin)” buyurur.

    Daha sonra Peygamberimiz bir miktar su ister ve nazar eden Amr’ın abdest almasını emreder.3

    Bir nevi abdest olan bu tatbikatı fıkıh âlimlerimiz şöyle tarif ederler. Bir kabın içine su konur. Nazar eden kimse bir avuç alır, ağzını çalkar, suyu kabın içine püskürtür. Sonra aynı sudan alarak yüzünü yıkar, sonra sol eliyle su alarak sağ elini yıkar, sağ eliyle de alarak sol elini bileklere kadar yıkar. Daha sonra sağ ve sol dirseklerini yıkar. Sonra dirseğini ve omuzu arasını yıkar. Sonra ayaklarını, sağ ve sol dizini yıkar. Elini ve ayaklarını yıkarken, kolunu ve dizinden aşağısını yıkamaz. Daha sonra sağ böğrünü aşağı doğru yıkar. Bütün bu organlarını yıkadıktan sonra su aynı kapta biriktirilir. Nazar eden kişi bu işi tamamladıktan sonra su kabını alarak nazar ettiği şahsın arkasında durup başına döker.4 Kullanılan bu su pis sayılmamaktadır. Bunu Peygamberimizin bizzat kendi tatbikatından anlamaktayız.

    Peygamberimizin kısaca tarif ettiği ve âlimler tarafından da genişçe izah edilen bu yıkamanın bilinmeyen pek çok hikmeti, şüphesiz, vardır. En azından nazar şüphesini gidermek için bu sünneti yapmak gerekir. Bu yıkama ve dökme işi Sahabîler tarafından da zaman zaman tatbik edilmiştir.

    Bu iş yapıldıktan sonra nazar eden kimse bereket duasında bulunarak, “Mâşallah, Lâ kuvvete illâ billah” derse, meydana gelebilecek zararı Allah’ın gidereceği bildirilmektedir. Zaten bu yıkama işinin yapılması bir nevi fiilî duadır. Tesir ve şifa ise Allah’tan beklenmelidir.

    Nazardan ve ondan gelebilecek şerden Allah’a sığınmalıdır. Hz. Âişe’den öğrendiğimize göre, Peygamberimiz ona göz değmesine karşı rukye yapmasını (dua okumasını) emretmiştir.5

    Başka bir hadiste “Nazardan Allah’a sığınınız”6 buyurularak, şifayı Allah’tan istememiz tavsiye edilmektedir.

    Peygamberimizin göz değmesi karşısında ondan korunmak için hangi duaları okuduğunu ve neler yaptığını Ebû Said el-Hudrî (r.a.) şöyle anlatmaktadır:
    “Resulullah (a.s.m.) (Cinlerin ve insanların nazarından Allah’a sığınırım, gibi dualarla) cinlerin nazarından, sonra da insanların nazarından Allah’a iltica ederdi. Sonra Muavvizetân (Felâk ve Nâs Sûreleri) inince bu sûrelere devam etti. Diğer duaları terk etti.”7

    Şu halde, nazar eden ve zarar verenleryalnız insanlar değildir. Aynı zamanda cinler de nazar edip, insana zarar vermektedir. “Cinlerin nazarı oktan daha sür’atli geçer” diyen bazı âlimler göz değmesini, cinlerin çarpması ve nazar etmesi mânâsında da anlamaktadırlar.

    Peygamberimizin tatbik ve tavsiye ettiği mânevî ilaçlardan başka yollara başvurup şifa aramak mü’mine yakışmaz. Cahiliye devrinde Araplar bazı hastalıklardan dolayı boyunlarına ve kollarına çeşitli âlet ve boncuklar takarlardı. Deva ve şifayı da o taktıkları şeylerden beklerlerdi. Şirk kokan, inancına uymayan bu nevi işleri şiddetle yasaklayan Peygamberimiz, “Kim birşey takarsa bütün işleri o taktığı şeye teslim edilir”8
    buyurmuştur.

    Böylece takılan o şeyin bir fayda vermeyeceği, ayrıca kişinin bütün ümidini bizzat ona bağlamasıyla da inancına zarar geleceği anlaşılmış oluyor.

    Nazardan korunmak için mânâsı bilinmeyen bazı muskalar yazıp kullanmak veya “nazar boncukları” takmak İslâm inancına uymayan bâtıl âdetlerdir. Bu gibi şeyleri insanın takınması caiz olmadığı gibi, bir hayvana veya bir eşya üzerine takmak da aynı şekilde meşru değildir. Peygamberimizin haram saydığı bazı şeyler arasında nazarlık takınmak da sayılmaktadır.9

    Bu işlere benzeyen ve halk arasında mum eritmek, kurşun dökmek veya ot yakıp hastanın başının üzerinde gezdirmek gibi hiçbir mânâsı olmayan tatbikatlara tevessül etmemek lâzımdır. Çünkü Cenab-ı Hak her türlü derdi verirken meşru olarak dermanını da yaratmıştır. Mü’min ölçü olarak sünneti almalı, o çizgiden çıkmamaya çalışmalıdır. İstikamet ancak bu yolla mümkündür.

    1. Müslim, Selâm: 42; İbni Mâce, Tıb: 3.
    2. Keşfü’l-Hafâ, 2: 76 (Ebû Naim’dennaklen).
    3. İbni Mâce, Tıb: 32, Müsned, 3: 447.
    4. Neyevi, Şerh-u Sahih-i Müslim, 14 % 172-173.
    5. İbni Mâce, Tıb: 34.
    6. A.g.e., Tıb: 32.
    7. A.g.e., Tıb: 34.
    8. Tirmizi, Tıb: 24.
    9. Neseî, Zînet: 17.

    Mehmed Paksu Helal – Haram
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör



  18. 05.Nisan.2008, 17:06
    21
    Devamlı Üye
    gül_bahçesi Nickli Üyeden Alıntı
    es selamun aleykum benimde bir sorum olucam mumsema kurşun döktürmek diye birşey varmı ? ALLAH RAZI OLSUN
    Nazar veya diğer rahatsızlıklar için kurşun dökülmesi veya döktürülmesi doğru değildir.

    İnsanı tesir altına alan, hasta eden bazı vak’alar vardır ki, tıp ilmi bunlar için kesin teşhise varamamıştır. Gerçek sebebi hakkında da açık bir bilgi verememektedir. İşte bunlardan birisi de “nazar etme,” “göz değme”dir. Nazarın gerçek olduğu, nazar edilen kimsenin hastalanmasına, hattâ ölümüne sebep olduğu da bilinen ve kabul edilen bir hakikattir.

    Nazarın gerçek olduğunu ve insanın kaderiyle yakından alâkasının bulunduğunu ifade eden Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

    “Nazar haktır, kader ile yarışan birşey olsaydı, nazar değme işi yarışıp onu geçerdi (kaderi değiştirirdi).”1

    Nazarın kaderle her ne kadar alâkası varsa da onun tesirini yaratan yine Cenab-ı Haktır. Yoksa bizzat nazar eden kişi o hadiseyi meydana getirmiş değildir. Nazarı keskin olan kimse birşeye baktığı anda Cenab-ı Hak o şeyde zararı yaratmaktadır. Çünkü iyiliği de kötülüğü de yaratan Allah’tır. Allah’ın iradesi dışında hiçbir şey meydana gelmez.

    Nazar etmenin, ölümü, kişinin helâk olmasını netice veren cihetini Peygamberimizden öğreniyoruz. Câbir bin Abdullah’ın rivayet ettiği hadiste şöyle buyurulmaktadır:
    “Göz değmesi haktır. Deveyi kazana, insanı da kabre girdirir.”2

    Böylece, nazara uğrayan deve nasıl ki ölüp, eti tencereye konuyorsa, aynı şekilde nazar edilen kişi dehayatından olup mezara girebilmektedir. Hadis-i şeriften nazarın tesirinin yalnız insana bağlı kalmadığı, bütün canlılara, hattâ insanı dikkatini çeken hertürlü şeye de zarar verebildiği anlaşılmaktadır.

    Asr-ı Saadette geçen, nazarla ilgili bir hadiseden, mü’minin beğendiği birşey karşısında nasıl davranması, neler söylemesi gerektiği, nazar etmenin din kardeşini öldürme sayılacağı, nazara uğrayan ve nazar eden kimsenin neler yapması gerektiği hususunda geniş bilgiler çıkarmak mümkündür.

    Sahabîlerden Amr bin Rebia, Sehl bin Huneyf’i yıkanırken görür,nazar eder. Sehl çarpılmış gibi yere yıkılır. Alıp Peygamberimizin bulunduğu yere götürürler. Durumu öğrenen Peygamberimiz “Kimden şüphe ediyorsunuz?” diye sorar. Sahabîler, Amr bin Rebia’nın ismini verirler. Bunun üzerine Peygamberimiz Amr’ı azarlayarak, “Sizden biriniz neden din kardeşini öldürüyor? Biriniz kardeşinde beğendiği, hoşuna gittiği birşey gördüğü zaman ona mübarek olması için dua etsin (Mâşallah, Bârekallah gibi sözler söylesin)” buyurur.

    Daha sonra Peygamberimiz bir miktar su ister ve nazar eden Amr’ın abdest almasını emreder.3

    Bir nevi abdest olan bu tatbikatı fıkıh âlimlerimiz şöyle tarif ederler. Bir kabın içine su konur. Nazar eden kimse bir avuç alır, ağzını çalkar, suyu kabın içine püskürtür. Sonra aynı sudan alarak yüzünü yıkar, sonra sol eliyle su alarak sağ elini yıkar, sağ eliyle de alarak sol elini bileklere kadar yıkar. Daha sonra sağ ve sol dirseklerini yıkar. Sonra dirseğini ve omuzu arasını yıkar. Sonra ayaklarını, sağ ve sol dizini yıkar. Elini ve ayaklarını yıkarken, kolunu ve dizinden aşağısını yıkamaz. Daha sonra sağ böğrünü aşağı doğru yıkar. Bütün bu organlarını yıkadıktan sonra su aynı kapta biriktirilir. Nazar eden kişi bu işi tamamladıktan sonra su kabını alarak nazar ettiği şahsın arkasında durup başına döker.4 Kullanılan bu su pis sayılmamaktadır. Bunu Peygamberimizin bizzat kendi tatbikatından anlamaktayız.

    Peygamberimizin kısaca tarif ettiği ve âlimler tarafından da genişçe izah edilen bu yıkamanın bilinmeyen pek çok hikmeti, şüphesiz, vardır. En azından nazar şüphesini gidermek için bu sünneti yapmak gerekir. Bu yıkama ve dökme işi Sahabîler tarafından da zaman zaman tatbik edilmiştir.

    Bu iş yapıldıktan sonra nazar eden kimse bereket duasında bulunarak, “Mâşallah, Lâ kuvvete illâ billah” derse, meydana gelebilecek zararı Allah’ın gidereceği bildirilmektedir. Zaten bu yıkama işinin yapılması bir nevi fiilî duadır. Tesir ve şifa ise Allah’tan beklenmelidir.

    Nazardan ve ondan gelebilecek şerden Allah’a sığınmalıdır. Hz. Âişe’den öğrendiğimize göre, Peygamberimiz ona göz değmesine karşı rukye yapmasını (dua okumasını) emretmiştir.5

    Başka bir hadiste “Nazardan Allah’a sığınınız”6 buyurularak, şifayı Allah’tan istememiz tavsiye edilmektedir.

    Peygamberimizin göz değmesi karşısında ondan korunmak için hangi duaları okuduğunu ve neler yaptığını Ebû Said el-Hudrî (r.a.) şöyle anlatmaktadır:
    “Resulullah (a.s.m.) (Cinlerin ve insanların nazarından Allah’a sığınırım, gibi dualarla) cinlerin nazarından, sonra da insanların nazarından Allah’a iltica ederdi. Sonra Muavvizetân (Felâk ve Nâs Sûreleri) inince bu sûrelere devam etti. Diğer duaları terk etti.”7

    Şu halde, nazar eden ve zarar verenleryalnız insanlar değildir. Aynı zamanda cinler de nazar edip, insana zarar vermektedir. “Cinlerin nazarı oktan daha sür’atli geçer” diyen bazı âlimler göz değmesini, cinlerin çarpması ve nazar etmesi mânâsında da anlamaktadırlar.

    Peygamberimizin tatbik ve tavsiye ettiği mânevî ilaçlardan başka yollara başvurup şifa aramak mü’mine yakışmaz. Cahiliye devrinde Araplar bazı hastalıklardan dolayı boyunlarına ve kollarına çeşitli âlet ve boncuklar takarlardı. Deva ve şifayı da o taktıkları şeylerden beklerlerdi. Şirk kokan, inancına uymayan bu nevi işleri şiddetle yasaklayan Peygamberimiz, “Kim birşey takarsa bütün işleri o taktığı şeye teslim edilir”8
    buyurmuştur.

    Böylece takılan o şeyin bir fayda vermeyeceği, ayrıca kişinin bütün ümidini bizzat ona bağlamasıyla da inancına zarar geleceği anlaşılmış oluyor.

    Nazardan korunmak için mânâsı bilinmeyen bazı muskalar yazıp kullanmak veya “nazar boncukları” takmak İslâm inancına uymayan bâtıl âdetlerdir. Bu gibi şeyleri insanın takınması caiz olmadığı gibi, bir hayvana veya bir eşya üzerine takmak da aynı şekilde meşru değildir. Peygamberimizin haram saydığı bazı şeyler arasında nazarlık takınmak da sayılmaktadır.9

    Bu işlere benzeyen ve halk arasında mum eritmek, kurşun dökmek veya ot yakıp hastanın başının üzerinde gezdirmek gibi hiçbir mânâsı olmayan tatbikatlara tevessül etmemek lâzımdır. Çünkü Cenab-ı Hak her türlü derdi verirken meşru olarak dermanını da yaratmıştır. Mü’min ölçü olarak sünneti almalı, o çizgiden çıkmamaya çalışmalıdır. İstikamet ancak bu yolla mümkündür.

    1. Müslim, Selâm: 42; İbni Mâce, Tıb: 3.
    2. Keşfü’l-Hafâ, 2: 76 (Ebû Naim’dennaklen).
    3. İbni Mâce, Tıb: 32, Müsned, 3: 447.
    4. Neyevi, Şerh-u Sahih-i Müslim, 14 % 172-173.
    5. İbni Mâce, Tıb: 34.
    6. A.g.e., Tıb: 32.
    7. A.g.e., Tıb: 34.
    8. Tirmizi, Tıb: 24.
    9. Neseî, Zînet: 17.

    Mehmed Paksu Helal – Haram
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör



  19. 05.Nisan.2008, 17:54
    22
    meçhul_100
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2007
    Üye No: 626
    Mesaj Sayısı: 2,188
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Diyar-ı Sivas
    ALLAH razı olsun inş....

    s.aleykum ...bir sorum daha olcak izninizle....
    benim hakkımı yiyen bir insana hakkımı haram edersem ne olur?
    ...aslında etmekte istemiyorum ama o sürekli haksızlık yapıyor....haklıyı haksız gösterip,haksızı savunuyor onların yanında yer alıyor....diyorum bekli bir daha yapmaz ama ne gezer o hala aynı hatayı yapmaya devam ediyor...ve bu kişide benden oldukça büyük...bazı şeylerinde farkında ama genede hep o kişileri savunuyor...varsa yoksa onlar ve ben bu duruma çok üzülüyorum...yani ben bu kişiye hakkımı helal etmeli miyim,etmemeli miyim?...bana bir yol gösterirseniz sevinirim...
    rabbim sizlerle olsun inş..


  20. 05.Nisan.2008, 17:54
    22
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙
    ALLAH razı olsun inş....

    s.aleykum ...bir sorum daha olcak izninizle....
    benim hakkımı yiyen bir insana hakkımı haram edersem ne olur?
    ...aslında etmekte istemiyorum ama o sürekli haksızlık yapıyor....haklıyı haksız gösterip,haksızı savunuyor onların yanında yer alıyor....diyorum bekli bir daha yapmaz ama ne gezer o hala aynı hatayı yapmaya devam ediyor...ve bu kişide benden oldukça büyük...bazı şeylerinde farkında ama genede hep o kişileri savunuyor...varsa yoksa onlar ve ben bu duruma çok üzülüyorum...yani ben bu kişiye hakkımı helal etmeli miyim,etmemeli miyim?...bana bir yol gösterirseniz sevinirim...
    rabbim sizlerle olsun inş..


  21. 05.Nisan.2008, 18:23
    23
    sitare
    ...demincek

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Ocak.2008
    Üye No: 8019
    Mesaj Sayısı: 514
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 34

    --->: Sorun Cevap Vereyim (3)

    meçhul_100 Nickli Üyeden Alıntı
    s.aleykum ...bir sorum daha olcak izninizle....
    benim hakkımı yiyen bir insana hakkımı haram edersem ne olur?
    ...aslında etmekte istemiyorum ama o sürekli haksızlık yapıyor....haklıyı haksız gösterip,haksızı savunuyor onların yanında yer alıyor....diyorum bekli bir daha yapmaz ama ne gezer o hala aynı hatayı yapmaya devam ediyor...ve bu kişide benden oldukça büyük...bazı şeylerinde farkında ama genede hep o kişileri savunuyor...varsa yoksa onlar ve ben bu duruma çok üzülüyorum...yani ben bu kişiye hakkımı helal etmeli miyim,etmemeli miyim?...bana bir yol gösterirseniz sevinirim...
    rabbim sizlerle olsun inş..
    ve aleyküm selam ve rahmetullah..

    hakkınızın yendiğini düşünüyorsanız ya affedersiniz ya da hakkınızı helal etmezsiniz.
    tavsiye ve uyarılarınıza rağmen doğru yola gelmiyorsa kişiden uzaklaşmanız dinimiz açısından uygundur. nitekim hadis-i şerifte :"Sizden her kim bir kötülük görürse, eğer gücü yetiyorsa eliyle düzeltsin. Yetmezse, diliyle düzeltsin. Onu da yapamazsa, hiç olmazsa kalbiyle buğz etsin. Fakat bu, imanın en zayıf mertebesidir." buyrulmuştur.

    kul hakkı meselesi geniş bir mevzu. ama en kısası:

    Bu dünyada işlenen kul haklarından dolayı bu dünyada helallik alınmadığı takdirde ahirette kişi hesaba çekilecek ve mazlum kişi ondan hakkını alacaktır.

    "Bir kimse kardeşinin haysiyetine, yahut malına haksız olarak taarruz etmişse, iltimas olarak verilebilecek altın ve gümüşün bulunmadığı günden (Kıyamet) önce helâlleşsin. Aksi halde, yaptığı haksızlık nisbetinde onun iyi amellerinden alınıp hak sahibine verilir. İyiliği yoksa, hak sahibinin günahından alınıp haksızlık eden adama verilir." (buhari, mezalim,10)

    ancak:

    "Bir günah işledikten sonra tevbe edip iyilik işleyen kimse, üzerine çok dar bir zırh giyinen bir adama benzer. Günahtan sonra bir iyilik yaparsa zırhın halkalarından biri çözülür. Bir iyilik daha işlerse öbür halka da çözülür. Yapılan iyiliklerin sonunda zırh yere düşer." (et-Tergîb ve't-Terhîb 4:106)


    Gerek Rabbine karşı bir günah işleyen, gerekse bir insana haksız bir davranışta bulunan bir kimse, o günah ve hatanın akabinde pişmanlık duyarak sevaplı ameller işler, Kur'ân ve imana yönelik hizmetlerini ve çalışmalarını arttırırsa günah zırhının düğmeleri teker teker çözülür, kısa zamanda o günahlardan kurtulur. Artik bundan sonra bir vicdan azabı çekmesine, huzursuz olup üzüntüye kapılmasına gerek kalmaz. Çünkü o bir kul olarak hâlis bir niyet ve ihlâsla elinden geleni yapmış sayılır.


    hakkınızı helal etmediğiniz kişiye düşenler bunlar:
    ya sizden helallik isteyecek yada pişman olup tevbe edecek.

    selam ve dua ile


  22. 05.Nisan.2008, 18:23
    23
    ...demincek
    meçhul_100 Nickli Üyeden Alıntı
    s.aleykum ...bir sorum daha olcak izninizle....
    benim hakkımı yiyen bir insana hakkımı haram edersem ne olur?
    ...aslında etmekte istemiyorum ama o sürekli haksızlık yapıyor....haklıyı haksız gösterip,haksızı savunuyor onların yanında yer alıyor....diyorum bekli bir daha yapmaz ama ne gezer o hala aynı hatayı yapmaya devam ediyor...ve bu kişide benden oldukça büyük...bazı şeylerinde farkında ama genede hep o kişileri savunuyor...varsa yoksa onlar ve ben bu duruma çok üzülüyorum...yani ben bu kişiye hakkımı helal etmeli miyim,etmemeli miyim?...bana bir yol gösterirseniz sevinirim...
    rabbim sizlerle olsun inş..
    ve aleyküm selam ve rahmetullah..

    hakkınızın yendiğini düşünüyorsanız ya affedersiniz ya da hakkınızı helal etmezsiniz.
    tavsiye ve uyarılarınıza rağmen doğru yola gelmiyorsa kişiden uzaklaşmanız dinimiz açısından uygundur. nitekim hadis-i şerifte :"Sizden her kim bir kötülük görürse, eğer gücü yetiyorsa eliyle düzeltsin. Yetmezse, diliyle düzeltsin. Onu da yapamazsa, hiç olmazsa kalbiyle buğz etsin. Fakat bu, imanın en zayıf mertebesidir." buyrulmuştur.

    kul hakkı meselesi geniş bir mevzu. ama en kısası:

    Bu dünyada işlenen kul haklarından dolayı bu dünyada helallik alınmadığı takdirde ahirette kişi hesaba çekilecek ve mazlum kişi ondan hakkını alacaktır.

    "Bir kimse kardeşinin haysiyetine, yahut malına haksız olarak taarruz etmişse, iltimas olarak verilebilecek altın ve gümüşün bulunmadığı günden (Kıyamet) önce helâlleşsin. Aksi halde, yaptığı haksızlık nisbetinde onun iyi amellerinden alınıp hak sahibine verilir. İyiliği yoksa, hak sahibinin günahından alınıp haksızlık eden adama verilir." (buhari, mezalim,10)

    ancak:

    "Bir günah işledikten sonra tevbe edip iyilik işleyen kimse, üzerine çok dar bir zırh giyinen bir adama benzer. Günahtan sonra bir iyilik yaparsa zırhın halkalarından biri çözülür. Bir iyilik daha işlerse öbür halka da çözülür. Yapılan iyiliklerin sonunda zırh yere düşer." (et-Tergîb ve't-Terhîb 4:106)


    Gerek Rabbine karşı bir günah işleyen, gerekse bir insana haksız bir davranışta bulunan bir kimse, o günah ve hatanın akabinde pişmanlık duyarak sevaplı ameller işler, Kur'ân ve imana yönelik hizmetlerini ve çalışmalarını arttırırsa günah zırhının düğmeleri teker teker çözülür, kısa zamanda o günahlardan kurtulur. Artik bundan sonra bir vicdan azabı çekmesine, huzursuz olup üzüntüye kapılmasına gerek kalmaz. Çünkü o bir kul olarak hâlis bir niyet ve ihlâsla elinden geleni yapmış sayılır.


    hakkınızı helal etmediğiniz kişiye düşenler bunlar:
    ya sizden helallik isteyecek yada pişman olup tevbe edecek.

    selam ve dua ile


  23. 07.Nisan.2008, 18:12
    24
    can isa
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Ocak.2008
    Üye No: 6819
    Mesaj Sayısı: 17
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Sorun Cevap Vereyim (3)

    kuranı kerim geliş sırasına göre mi kitaba alınmıştır yoksa alfabetik mi çünkü ilk ayet okudur ama kuran da bakara suresi var


  24. 07.Nisan.2008, 18:12
    24
    can isa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    kuranı kerim geliş sırasına göre mi kitaba alınmıştır yoksa alfabetik mi çünkü ilk ayet okudur ama kuran da bakara suresi var





+ Yorum Gönder
Git İlk 123 Son