Konusunu Oylayın.: Hakkı ve sabrı tavsiye etmek

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hakkı ve sabrı tavsiye etmek
  1. 11.Mayıs.2013, 01:39
    1
    silversoul
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Aralık.2011
    Üye No: 92314
    Mesaj Sayısı: 192
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 28

    Hakkı ve sabrı tavsiye etmek






    Hakkı ve sabrı tavsiye etmek Mumsema Asr suresi meali: 1. Asra yemin ederim ki 2. İnsan gerçekten ziyan içindedir.
    3. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesna.
    İnsanlara Allah'ı anlatmayıp izdivaya çekilmek doğru olur mu?


  2. 11.Mayıs.2013, 01:39
    1
    silversoul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye



    Asr suresi meali: 1. Asra yemin ederim ki 2. İnsan gerçekten ziyan içindedir.
    3. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesna.
    İnsanlara Allah'ı anlatmayıp izdivaya çekilmek doğru olur mu?


    Benzer Konular

    - Peygamber Efendimizin Sabrı Tavsiye Etmesi

    - Sabretmek - Sabrettirmek, Sabrı Kazanmak ve Karşılıklı Sabrı Tavsiye Etmek

    - Hakkı tavsiye etmek ne demekdir?

    - Arı sabrı Derdi bal olanın sabrı dağ olmalı

    - Müminin Şerefli Görevi: Hakkı Tavsiye Etmek

  3. 14.Mayıs.2013, 14:35
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,652
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hakkı ve sabrı tavsiye etmek




    İnziva nedir?
    İnziva ne anlama gelir?
    İnziva hakkında bilgi


    Köşeye çekilmek, insanlardan uzaklaşmak.

    Inzivanın uzlet ve halvetle de mana birliği ve amaç
    bütünlüğü vardır. Son iki kelime, dünyadan bir müddet el-etek çekme
    anlamındadır.

    Bilineceği üzere insan, maddi alemle ilâhî âlem
    arasında bir köprü durumundadır. Onun iki önemli öğesinden biri olan bedeni,
    madde alemine; ruhu ise nefha-i ilâhi olduğundan mana alemine aittir (es-Secde,
    32/7-9). Bu nedenle insan, her iki alemle de münasebet içinde olma imkanına
    sahiptir.

    Insanın
    maddî ve manevî bakımdan mutluluğu, iyi bir kul olabilmesi, maddesi ile manâsı
    arasındaki dengeyi kurabilmesine bağlıdır. Bu, aynı zamanda bedeni ile ruhu,
    dünyası ile ahireti arasındaki denge demektir. Bedenle ruh, madde ile mana,
    dünya ile ahiret arasındaki dengeyi sağlayabilmek için, Islâm dininde bir çok
    esaslar vardır. Bunlardan; zühd, cömertlik, kanaat, rıza vb.ni sayabiliriz.
    Tasavvuf, kâl değil hâl ilmidir. Teorik olmaktan çıkıp pratik olmaya geçmektir.
    Bu bakımdan yukarıdaki esaslar, tasavvufta bir hayli gelıştırilmiştir.

    Konumuz olan inziva,
    tasavvufun önemli esaslarından olan zühdün içinde yer almaktadır. Bilindiği gibi
    zühd; birşeye rağbet etmemek, terketmek ve yüz çevirmek manalarına gelir.
    Tasavvufî anlamda ise, Allah`tan gayrı şeylere, masıvaya karşı takımları olumsuz
    tavrı ifade eder. Kur`an-ı Kerîm`de bir yerde geçer (Yusuf, 12/20).

    Hz. Peygamber (s.a.s)`in
    ve ashabının yaşayışları, tarihçilerin de övgüsüyle bahsettikleri gibi zâhidane
    idi. Her zaman bulamadıkları için değil, fakat dünyevî nesnelere değer
    vermedikleri için bu hayatı yaşıyorlardı.

    O devirdeki bu hayat, Allah korkusu ve ahiret
    sevgisine dayanıyordu. Sahabelerden aşırı gidenler olduğunda, bizzat Hazreti
    Peygamber, o gibileri uyarıyor ve makul çizgiye indiriyordu. Bundan sonraki
    devirde, Islâm topluluğunun süratle genişlemesi, çeşitli kültür ve
    medeniyetlerle temas, siyaşı kavgalar, idarî baskılar gibi psikolojik ve sosyal
    etkiler sonucu, zühd hareketi şiddetini artırmıştır. Emevî saltanatının lüks ve
    israfa düşkünlüğüne ilk defa zahid sahabî Ebû Zerr el-Gıfarî (Ö. 32/652)
    şiddetle tepki göstermiştir.

    Bütün bunlardan anlıyoruz ki, bir müslümana yakışan
    hem dünyada yaşayacak, hem de kalben onun sevgisinden uzaklaşacaktır. Dünyadan
    uzaklaşma anlamında olan inziva, ya halkın şerrinden kaçmak için, ya da
    münzevinin "halka zarar vermeyeyim" diye yaptığıdır ki, ikincisi birincisine
    tercih edilir.

    Kalp
    ile inzivaya çekilenlerin çoğu zaman aynı zamanda bina kurup, su çıkaran ve
    araziyi sulayıp bol ürün elde eden birer muktedir mühendis oldukları tarihte
    gözlenmiştir (ö. L. Barkan, Kolonizatör Türk Dervişleri, s. 55). Bunlar,
    "Insanlar içine karısıp da onlardan gelecek sıkıntılara katlanan müslüman,
    inanlara karısınıayıp onlardan gelecek sıkıntıya sabretmek durumunda olmayan
    müslümandan daha hayırlıdır" (Ahmed b. Hanbel, V, 365) hadisine uyarak,
    masıvadan kaçmak yerine, onunla pençeleşmeyi prensip edinmişlerdir. Yine bunlar,
    mutlak hürriyeti seçtik ve Hakk`a teslim olduk diye de, dünyadan el-etek çekip,
    işi gücü bırakmamışlar, sûfî elbisesine bürünüp, bir köşeye çekilip, menfaat
    sağlamaya çalışmamışlar, "el emeklerinin karşılığı olan lokmalarını yemişler"
    (Kâmil Miras Tecrîd-i Sarîh, VI, 369), "ilâ-yı kelimetullâh" için cihat
    etmişlerdir (Ahmet Sevgi, XIII. Asırda Anadolu`da Tasavvûfî Hareket, Erciyes
    Üniv. Ilâhiyet Fakültesi Dergisi, s. 3).

    Kısaca inziva, Allah`tan alıkoyan şeylerden
    sıyrılmaktır.


  4. 14.Mayıs.2013, 14:35
    2
    Moderatör



    İnziva nedir?
    İnziva ne anlama gelir?
    İnziva hakkında bilgi


    Köşeye çekilmek, insanlardan uzaklaşmak.

    Inzivanın uzlet ve halvetle de mana birliği ve amaç
    bütünlüğü vardır. Son iki kelime, dünyadan bir müddet el-etek çekme
    anlamındadır.

    Bilineceği üzere insan, maddi alemle ilâhî âlem
    arasında bir köprü durumundadır. Onun iki önemli öğesinden biri olan bedeni,
    madde alemine; ruhu ise nefha-i ilâhi olduğundan mana alemine aittir (es-Secde,
    32/7-9). Bu nedenle insan, her iki alemle de münasebet içinde olma imkanına
    sahiptir.

    Insanın
    maddî ve manevî bakımdan mutluluğu, iyi bir kul olabilmesi, maddesi ile manâsı
    arasındaki dengeyi kurabilmesine bağlıdır. Bu, aynı zamanda bedeni ile ruhu,
    dünyası ile ahireti arasındaki denge demektir. Bedenle ruh, madde ile mana,
    dünya ile ahiret arasındaki dengeyi sağlayabilmek için, Islâm dininde bir çok
    esaslar vardır. Bunlardan; zühd, cömertlik, kanaat, rıza vb.ni sayabiliriz.
    Tasavvuf, kâl değil hâl ilmidir. Teorik olmaktan çıkıp pratik olmaya geçmektir.
    Bu bakımdan yukarıdaki esaslar, tasavvufta bir hayli gelıştırilmiştir.

    Konumuz olan inziva,
    tasavvufun önemli esaslarından olan zühdün içinde yer almaktadır. Bilindiği gibi
    zühd; birşeye rağbet etmemek, terketmek ve yüz çevirmek manalarına gelir.
    Tasavvufî anlamda ise, Allah`tan gayrı şeylere, masıvaya karşı takımları olumsuz
    tavrı ifade eder. Kur`an-ı Kerîm`de bir yerde geçer (Yusuf, 12/20).

    Hz. Peygamber (s.a.s)`in
    ve ashabının yaşayışları, tarihçilerin de övgüsüyle bahsettikleri gibi zâhidane
    idi. Her zaman bulamadıkları için değil, fakat dünyevî nesnelere değer
    vermedikleri için bu hayatı yaşıyorlardı.

    O devirdeki bu hayat, Allah korkusu ve ahiret
    sevgisine dayanıyordu. Sahabelerden aşırı gidenler olduğunda, bizzat Hazreti
    Peygamber, o gibileri uyarıyor ve makul çizgiye indiriyordu. Bundan sonraki
    devirde, Islâm topluluğunun süratle genişlemesi, çeşitli kültür ve
    medeniyetlerle temas, siyaşı kavgalar, idarî baskılar gibi psikolojik ve sosyal
    etkiler sonucu, zühd hareketi şiddetini artırmıştır. Emevî saltanatının lüks ve
    israfa düşkünlüğüne ilk defa zahid sahabî Ebû Zerr el-Gıfarî (Ö. 32/652)
    şiddetle tepki göstermiştir.

    Bütün bunlardan anlıyoruz ki, bir müslümana yakışan
    hem dünyada yaşayacak, hem de kalben onun sevgisinden uzaklaşacaktır. Dünyadan
    uzaklaşma anlamında olan inziva, ya halkın şerrinden kaçmak için, ya da
    münzevinin "halka zarar vermeyeyim" diye yaptığıdır ki, ikincisi birincisine
    tercih edilir.

    Kalp
    ile inzivaya çekilenlerin çoğu zaman aynı zamanda bina kurup, su çıkaran ve
    araziyi sulayıp bol ürün elde eden birer muktedir mühendis oldukları tarihte
    gözlenmiştir (ö. L. Barkan, Kolonizatör Türk Dervişleri, s. 55). Bunlar,
    "Insanlar içine karısıp da onlardan gelecek sıkıntılara katlanan müslüman,
    inanlara karısınıayıp onlardan gelecek sıkıntıya sabretmek durumunda olmayan
    müslümandan daha hayırlıdır" (Ahmed b. Hanbel, V, 365) hadisine uyarak,
    masıvadan kaçmak yerine, onunla pençeleşmeyi prensip edinmişlerdir. Yine bunlar,
    mutlak hürriyeti seçtik ve Hakk`a teslim olduk diye de, dünyadan el-etek çekip,
    işi gücü bırakmamışlar, sûfî elbisesine bürünüp, bir köşeye çekilip, menfaat
    sağlamaya çalışmamışlar, "el emeklerinin karşılığı olan lokmalarını yemişler"
    (Kâmil Miras Tecrîd-i Sarîh, VI, 369), "ilâ-yı kelimetullâh" için cihat
    etmişlerdir (Ahmet Sevgi, XIII. Asırda Anadolu`da Tasavvûfî Hareket, Erciyes
    Üniv. Ilâhiyet Fakültesi Dergisi, s. 3).

    Kısaca inziva, Allah`tan alıkoyan şeylerden
    sıyrılmaktır.





+ Yorum Gönder