Konusunu Oylayın.: Annelerin hisleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Annelerin hisleri
  1. 24.Nisan.2013, 01:56
    1
    merak
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Temmuz.2012
    Üye No: 97160
    Mesaj Sayısı: 75
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Annelerin hisleri






    Annelerin hisleri Mumsema Selamunaleykum,
    Kardeşler her anne çocuğu için iyi şeyler ister fakat bazıları hisseder, Allah gerçekten annelere böyle hisler verebilir mi?


  2. 24.Nisan.2013, 01:56
    1
    merak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Selamunaleykum,
    Kardeşler her anne çocuğu için iyi şeyler ister fakat bazıları hisseder, Allah gerçekten annelere böyle hisler verebilir mi?


    Benzer Konular

    - Cennet Annelerin Ayakları Altındadır

    - Tüm annelerin ANNELER GÜNÜ kutlu olsun

    - İntikam hisleri aldatılmış olmak yerden yere vurulmuş olmak

    - Çalışan Annelerin Hayatını Kolaylaştıracak Öneriler!

    - Emziren annelerin ilaç kullanmasında sakınca var mı?

  3. 24.Nisan.2013, 16:21
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Annelerin hisleri




    Anne hislerini Annaler yazsın


    Alıntı
    Anne Bebek Arası Duygusal İlişki



    Bebeğin duygusal gelişiminin doğumdan önce başladığı konusu, hemen tüm pediatri uzmanlarının üzerinde uzlaştığı bir konudur.
    Bebek anne rahmine düştüğü an başlayan fiziksel ilişkiyle birlikte, vücudun salgıladığı hormonlar duygusal ilişki de başlatır. Çünkü salgılanan annelik hormonları sadece bedeni hazırlamakla kalmaz, ruhsal olarak da anneliğe geçiş sürecinde derin bir hazırlık başlatır.

    Özellikle bebek hareketlerinin anne karnında hissedilmesiyle birlikte bu ilişki bir basamak daha yükselir ve artık hamilelik his olmaktan ziyade tam bir gerçeklik boyutuna taşınır. Karındaki canlı, kıpırdayıp adeta ben burdayım diye bağırdıkça kişideki annelik hissi güçlenir. Ortalama 30. haftalarda bu hareketler anneye karşı bilinçli cevaplara dönüşür ve anne bebek arasında karşılıklı iletişimin temelleri sağlamlaşır.

    Hamilelik ve anneliği bir kenara bırakırsak, genel olarak insan vücudu hissedilen duygulara karşı belli hormonlar salgılar.

    Örneğin, yoğun heyecan ya da kızgınlık durumlarında salgılanan adrenalin gibi duyguların çok daha da yoğun hissedildiği hamilelikte yaşanan duygu durumları karşısında anne vücudunda salgılanan enzim ve hormonlar direkt olarak bebeğe de yansır, anne ile bebek yaşanan durumdan aynı biçimde etkilenmiş olur. Anne karında bulunan bebek, annenin duygu durumuna paralel biçimde kendi hareketlerini hızlandırıp yavaşlatabilir. Bu da anneyle bebeğinin aynı ruh halini paylaştığını kanıtlar bir durumdur. Hamilelikte stresten, üzüntüden, heyecandan kaygı ve endişe yaratan durumlardan kaçınmak bu açıdan çok önemlidir. Annenin, karnındaki bebeğiyle konuşmak, şarkı söylemek, müzik dinletmek veya enstrüman çalmak gibi aktivitelerle hem kendini hem de bebeğini rahatlatmasının; doğum ve bebeklik dönemlerinin daha sakin ve huzurlu geçmesine yardımcı olduğu uzmanlarca kanıtlanmıştır.

    En büyük bağ “güven ortamı”

    Anne ile bebeği arasında ilişkide bebek tarafındaki en güçlü bağ, yaklaşık 18. haftalardaki bebeğin işitmeye başladığı döneme denk düşer. İlk duyduğu ses annesinin kalbidir. İlk gördüğü yer, çok net bir görüş sağlayamıyor olsa da, rahim içidir ve doğal olarak burası bebek açısından en güvenli ortamdır. İlk dokunduğu yer de yine annesinin karnıdır. Bebek, varoluşunun temelinin ve tek gerçekliğinin annesi olduğu bilinciyle dünyaya gelir. Dünyaya geldikten sonraki günlerde annesinin kucağında sakinleşmesinin sebebi şüphesiz ki, tanıdığı bu yegâne ortamı tekrar yaşayabiliyor olmasının verdiği rahatlıktır.

    Anne tarafındaki güçlü bağ ise, her ne kadar atılan minik tekmelerle çoktan güçlendiyse de, göbek bağının kesilip ilk defa bebeğini kucağına aldığı anda tamamlanmış olur.

    Hamilelik ve doğumda kurulan bu güven bağı yaşam boyu çocuğa ve anneye eşlik edecektir. Dokunarak veya konuşarak iletişim doğru kurulduğunda bebek; sevildiğini, istendiğini ve kendisine değer verildiğini anlar, güven hissi pekişir. Güvende olma algısı çocuğun fiziksel ve sosyal dünyayı keşfine yardımcı olur. Güvende olduğunu bilen çocuk kendine de güvenli olur, kendini değerli görür ve bebekliğinden itibaren hayat yolunda sağlam adımlarla ilerleyen bir birey olarak yetişir.



  4. 24.Nisan.2013, 16:21
    2
    Özel Üye



    Anne hislerini Annaler yazsın


    Alıntı
    Anne Bebek Arası Duygusal İlişki



    Bebeğin duygusal gelişiminin doğumdan önce başladığı konusu, hemen tüm pediatri uzmanlarının üzerinde uzlaştığı bir konudur.
    Bebek anne rahmine düştüğü an başlayan fiziksel ilişkiyle birlikte, vücudun salgıladığı hormonlar duygusal ilişki de başlatır. Çünkü salgılanan annelik hormonları sadece bedeni hazırlamakla kalmaz, ruhsal olarak da anneliğe geçiş sürecinde derin bir hazırlık başlatır.

    Özellikle bebek hareketlerinin anne karnında hissedilmesiyle birlikte bu ilişki bir basamak daha yükselir ve artık hamilelik his olmaktan ziyade tam bir gerçeklik boyutuna taşınır. Karındaki canlı, kıpırdayıp adeta ben burdayım diye bağırdıkça kişideki annelik hissi güçlenir. Ortalama 30. haftalarda bu hareketler anneye karşı bilinçli cevaplara dönüşür ve anne bebek arasında karşılıklı iletişimin temelleri sağlamlaşır.

    Hamilelik ve anneliği bir kenara bırakırsak, genel olarak insan vücudu hissedilen duygulara karşı belli hormonlar salgılar.

    Örneğin, yoğun heyecan ya da kızgınlık durumlarında salgılanan adrenalin gibi duyguların çok daha da yoğun hissedildiği hamilelikte yaşanan duygu durumları karşısında anne vücudunda salgılanan enzim ve hormonlar direkt olarak bebeğe de yansır, anne ile bebek yaşanan durumdan aynı biçimde etkilenmiş olur. Anne karında bulunan bebek, annenin duygu durumuna paralel biçimde kendi hareketlerini hızlandırıp yavaşlatabilir. Bu da anneyle bebeğinin aynı ruh halini paylaştığını kanıtlar bir durumdur. Hamilelikte stresten, üzüntüden, heyecandan kaygı ve endişe yaratan durumlardan kaçınmak bu açıdan çok önemlidir. Annenin, karnındaki bebeğiyle konuşmak, şarkı söylemek, müzik dinletmek veya enstrüman çalmak gibi aktivitelerle hem kendini hem de bebeğini rahatlatmasının; doğum ve bebeklik dönemlerinin daha sakin ve huzurlu geçmesine yardımcı olduğu uzmanlarca kanıtlanmıştır.

    En büyük bağ “güven ortamı”

    Anne ile bebeği arasında ilişkide bebek tarafındaki en güçlü bağ, yaklaşık 18. haftalardaki bebeğin işitmeye başladığı döneme denk düşer. İlk duyduğu ses annesinin kalbidir. İlk gördüğü yer, çok net bir görüş sağlayamıyor olsa da, rahim içidir ve doğal olarak burası bebek açısından en güvenli ortamdır. İlk dokunduğu yer de yine annesinin karnıdır. Bebek, varoluşunun temelinin ve tek gerçekliğinin annesi olduğu bilinciyle dünyaya gelir. Dünyaya geldikten sonraki günlerde annesinin kucağında sakinleşmesinin sebebi şüphesiz ki, tanıdığı bu yegâne ortamı tekrar yaşayabiliyor olmasının verdiği rahatlıktır.

    Anne tarafındaki güçlü bağ ise, her ne kadar atılan minik tekmelerle çoktan güçlendiyse de, göbek bağının kesilip ilk defa bebeğini kucağına aldığı anda tamamlanmış olur.

    Hamilelik ve doğumda kurulan bu güven bağı yaşam boyu çocuğa ve anneye eşlik edecektir. Dokunarak veya konuşarak iletişim doğru kurulduğunda bebek; sevildiğini, istendiğini ve kendisine değer verildiğini anlar, güven hissi pekişir. Güvende olma algısı çocuğun fiziksel ve sosyal dünyayı keşfine yardımcı olur. Güvende olduğunu bilen çocuk kendine de güvenli olur, kendini değerli görür ve bebekliğinden itibaren hayat yolunda sağlam adımlarla ilerleyen bir birey olarak yetişir.






+ Yorum Gönder