Konusunu Oylayın.: Yalan söylemek hangi durumlada müsade edilmiştir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Yalan söylemek hangi durumlada müsade edilmiştir?
  1. 16.Nisan.2013, 16:02
    1
    csa01
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Nisan.2013
    Üye No: 101065
    Mesaj Sayısı: 25
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Yalan söylemek hangi durumlada müsade edilmiştir?






    Yalan söylemek hangi durumlada müsade edilmiştir? Mumsema Selamün Aleyküm; benim bir sıkıntım, Hamd olsun 3 yıldır namaz kılıyorum. Doğru yolu buldum. Eski hayatımı sildim. Lakin o eski hayat karşıma çıktı. Benim bir karar vermem gerek eğer yalan söylemez isem tüm yaşantım değişecek, eski yaşantımdan daha kötü bir yaşantı beni bekliyor olacak, şimdi ne yapmam gerek siz söyleyin. Yalan söylemek zorundayım ne yapacağım.


  2. 16.Nisan.2013, 16:02
    1
    csa01 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Selamün Aleyküm; benim bir sıkıntım, Hamd olsun 3 yıldır namaz kılıyorum. Doğru yolu buldum. Eski hayatımı sildim. Lakin o eski hayat karşıma çıktı. Benim bir karar vermem gerek eğer yalan söylemez isem tüm yaşantım değişecek, eski yaşantımdan daha kötü bir yaşantı beni bekliyor olacak, şimdi ne yapmam gerek siz söyleyin. Yalan söylemek zorundayım ne yapacağım.


    Benzer Konular

    - Çocukken birine yalan söylemek ve o kişi yalan yüzünden ölürse

    - Yalan Söylemek?

    - İma ile Yalan söylemek

    - Yalan söylemek ve yalan ortaya çıkınca sorunlar yaşamak

    - Erkek hangi durumlarda karısından müsade almalı?

  3. 16.Nisan.2013, 17:00
    2
    Katade
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Nisan.2013
    Üye No: 100895
    Mesaj Sayısı: 648
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: Yalan




    Aleyküm selam


    Bunların dışında yalan söylenmesi caiz değildir
    sen her zaman doğru ol ALLAH hiç şüpesiz
    yardım eder seni haksız çıkarmaz

    yalanın caiz olduğu yerlerden bazıları şunlardır:


    1- Savaşta:

    2- İki Müslümanı barıştırmak için:

    3- İki Müslümanın aralarının açılmasını önlemek için:

    4- Eşi ile iyi geçinmek için:

    5- Zalimden, bir Müslümanın bulunduğu yeri gizlemek için.

    6- Müslümanın malını zalimlerden korumak için.

    7- Müslümanı memnun etmek için:

    8- Müslümanın günahını, sırrını ve aybını gizlemek için:

    9 - Fakire ikram için:

    10 - Haklı iken, karşısındakine sen haklısın demek:



  4. 16.Nisan.2013, 17:00
    2
    Devamlı Üye



    Aleyküm selam


    Bunların dışında yalan söylenmesi caiz değildir
    sen her zaman doğru ol ALLAH hiç şüpesiz
    yardım eder seni haksız çıkarmaz

    yalanın caiz olduğu yerlerden bazıları şunlardır:


    1- Savaşta:

    2- İki Müslümanı barıştırmak için:

    3- İki Müslümanın aralarının açılmasını önlemek için:

    4- Eşi ile iyi geçinmek için:

    5- Zalimden, bir Müslümanın bulunduğu yeri gizlemek için.

    6- Müslümanın malını zalimlerden korumak için.

    7- Müslümanı memnun etmek için:

    8- Müslümanın günahını, sırrını ve aybını gizlemek için:

    9 - Fakire ikram için:

    10 - Haklı iken, karşısındakine sen haklısın demek:



  5. 16.Nisan.2013, 17:36
    3
    csa01
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Nisan.2013
    Üye No: 101065
    Mesaj Sayısı: 25
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Yalan

    Allah (celle celaluhu) razı olsun. Ama sırf bunun için hapis yatabilirim. Ben hapse girersem bütün hayatım yok olup gidecek. Karşı taraf benimle uğraşıyor. Ne yapabilirim.


  6. 16.Nisan.2013, 17:36
    3
    csa01 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Allah (celle celaluhu) razı olsun. Ama sırf bunun için hapis yatabilirim. Ben hapse girersem bütün hayatım yok olup gidecek. Karşı taraf benimle uğraşıyor. Ne yapabilirim.


  7. 18.Nisan.2013, 11:13
    4
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Yalan söylemek hangi durumlada müsade edilmiştir?

    Yalanın caiz görüldüğü bir kaç yer dışında yalana kesinlikle cevaz yoktur.

    Yalan söylemek büyük günahlardan olup münafıklık alametlerindendir

    “Katillik, ana babaya zulüm, yalan şâhitlik en büyük günahlardandır.” (Deylemi)
    Ebû Hureyre’den (ra) rivâyete göre, Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:
    “Münafığın alameti üçtür; konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiğinde hainlik eder.” (Buhârî, Müslim)

    Yalanın Caiz Olduğu Yerler


    Yalan dinimizde her çeşit kötülük ve şerrin başı ve kaynağı kabul edilerek şiddetle reddedilmiş olmasına rağmen bazı hallerde meşru olarak kabul edilmiştir. Yalanın caiz olduğu yerler hadiste şöyle belirtilmiştir:
    Esma Bintu Yezid (ra) anlatıyor:
    "Resulullah (asm) buyurdular ki:
    "Ey insanlar! Pervanenin ateşe atılması gibi sizi yalanın peşine düşmeye sevk eden şey nedir? Hâlbuki üç yer hariç yalanın her çeşidi âdemoğluna haramdır:

    Bu üç yere gelince:

    1) Erkeğin, rızasını sağlamak için hanımına yalanı,
    2) Harpte söylenecek yalan. Çünkü harp bir hileden ibarettir.
    3) İki Müslüman’ın arasında sulhü sağlamak kastıyla söylenen yalan." (Tirmizî)
    Fakat bu durumlarda bile açıkça yalan söylemek bazı âlimlerce uygun görülmemiştir

    Bu konuda bir grup alim (Taberî de bunlar arasındadır) şöyle der:

    “Yalan hiçbir şeyde caiz olmaz. Yukarıda yalana cevaz verilen durumlar kapalı birkaç kelimelerin kullanılmasıdır. Sarih yalan değildir.” (Kütüb-i Sitte)
    Yani bu tarz durumlarda tevil* yapmak gerekir. Mesela;
    Düşmanına "imamınız öldü" der, ama bunu derken, geçmişte ölmüş bulunan imamlarını kasteder veya: "Yarın bize imdad, yiyecek.. vs. gelecek" der. Bütün bunlar, mübah olan meariza örnektir ve her biri de caizdir.
    *Te’vil: Bir söz veya davranışa bilinen anlamından başka bir mana verme, başka bir mana ile yorumlama.
    “Bu sıdk ve kizb, küfür ve iman kadar birbirinden uzak, Asr-ı saadette sıdk vasıtasıyla
    Muhammed’in (asm) ala-yı illiyyine çıkması ve o sıdk anahtarıyla hakaik-i imaniye ve hakaik-i kâinat hazinesi açılması sırrıyla, içtimaiyat-ı beşeriye çarşısında sıdk en revaçlı bir mal ve satın alınacak en kıymetli bir meta hükmüne geçmiş.
    Evet, her söylediğin doğru olmalı, fakat her doğruyu söylemek doğru değil. Bazen zarar verse
    sükut etmek, yoksa yalana hiç fetva yok…” (Kütüb-ü Sitte)
    Söylenen yalan az olsun çok olsun fark etmez hüküm budur. Âlimler savaşlarda bile tam olarak
    açıkça yalan söylemeye cevaz vermemişlerdir. Üstü kapalı cümlelerle cevaplar verilmelidir veya sessiz kalınmalıdır demişlerdir.
    Açıkça anlaşılıyor ki; günahı gizlemek ve eş dostla arayı bozmamak veya düzeltmek için yalan söylemek kesinlikle caiz değildir.
    Ayrıca; yalan söyleyen bir kişi, kandırdığı kimselerin hakkına da girmektir. Nitekim başkasını kandırmak, onu küçük görmenin ve değer vermemenin bir göstergesidir. Bu yüzden yalan söylenen kişilerden helallik istemek gerekmektedir.

    Günahlar istiğfar edilirse küçülür

    “Küçük günahlarda ısrar edilirse küçük kalmaz. Büyük günahlarda istiğfar edilirse büyük kalmaz.” (Deylemî)
    “Âdemoğullarından herkesin iki sahifesi vardır. Birine gündüz işlediği ameller diğerine gece işlediği ameller yazılır. Sonra bu iki sahife dürülür eğer her ikisinde bir günah için olsa bile istiğfar varsa sahifeler nur saçar. Eğer ikisinde de istiğfar yoksa simsiyah bir halde dürülürler.” (Şirat’ül İslam)



  8. 18.Nisan.2013, 11:13
    4
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر
    Yalanın caiz görüldüğü bir kaç yer dışında yalana kesinlikle cevaz yoktur.

    Yalan söylemek büyük günahlardan olup münafıklık alametlerindendir

    “Katillik, ana babaya zulüm, yalan şâhitlik en büyük günahlardandır.” (Deylemi)
    Ebû Hureyre’den (ra) rivâyete göre, Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:
    “Münafığın alameti üçtür; konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiğinde hainlik eder.” (Buhârî, Müslim)

    Yalanın Caiz Olduğu Yerler


    Yalan dinimizde her çeşit kötülük ve şerrin başı ve kaynağı kabul edilerek şiddetle reddedilmiş olmasına rağmen bazı hallerde meşru olarak kabul edilmiştir. Yalanın caiz olduğu yerler hadiste şöyle belirtilmiştir:
    Esma Bintu Yezid (ra) anlatıyor:
    "Resulullah (asm) buyurdular ki:
    "Ey insanlar! Pervanenin ateşe atılması gibi sizi yalanın peşine düşmeye sevk eden şey nedir? Hâlbuki üç yer hariç yalanın her çeşidi âdemoğluna haramdır:

    Bu üç yere gelince:

    1) Erkeğin, rızasını sağlamak için hanımına yalanı,
    2) Harpte söylenecek yalan. Çünkü harp bir hileden ibarettir.
    3) İki Müslüman’ın arasında sulhü sağlamak kastıyla söylenen yalan." (Tirmizî)
    Fakat bu durumlarda bile açıkça yalan söylemek bazı âlimlerce uygun görülmemiştir

    Bu konuda bir grup alim (Taberî de bunlar arasındadır) şöyle der:

    “Yalan hiçbir şeyde caiz olmaz. Yukarıda yalana cevaz verilen durumlar kapalı birkaç kelimelerin kullanılmasıdır. Sarih yalan değildir.” (Kütüb-i Sitte)
    Yani bu tarz durumlarda tevil* yapmak gerekir. Mesela;
    Düşmanına "imamınız öldü" der, ama bunu derken, geçmişte ölmüş bulunan imamlarını kasteder veya: "Yarın bize imdad, yiyecek.. vs. gelecek" der. Bütün bunlar, mübah olan meariza örnektir ve her biri de caizdir.
    *Te’vil: Bir söz veya davranışa bilinen anlamından başka bir mana verme, başka bir mana ile yorumlama.
    “Bu sıdk ve kizb, küfür ve iman kadar birbirinden uzak, Asr-ı saadette sıdk vasıtasıyla
    Muhammed’in (asm) ala-yı illiyyine çıkması ve o sıdk anahtarıyla hakaik-i imaniye ve hakaik-i kâinat hazinesi açılması sırrıyla, içtimaiyat-ı beşeriye çarşısında sıdk en revaçlı bir mal ve satın alınacak en kıymetli bir meta hükmüne geçmiş.
    Evet, her söylediğin doğru olmalı, fakat her doğruyu söylemek doğru değil. Bazen zarar verse
    sükut etmek, yoksa yalana hiç fetva yok…” (Kütüb-ü Sitte)
    Söylenen yalan az olsun çok olsun fark etmez hüküm budur. Âlimler savaşlarda bile tam olarak
    açıkça yalan söylemeye cevaz vermemişlerdir. Üstü kapalı cümlelerle cevaplar verilmelidir veya sessiz kalınmalıdır demişlerdir.
    Açıkça anlaşılıyor ki; günahı gizlemek ve eş dostla arayı bozmamak veya düzeltmek için yalan söylemek kesinlikle caiz değildir.
    Ayrıca; yalan söyleyen bir kişi, kandırdığı kimselerin hakkına da girmektir. Nitekim başkasını kandırmak, onu küçük görmenin ve değer vermemenin bir göstergesidir. Bu yüzden yalan söylenen kişilerden helallik istemek gerekmektedir.

    Günahlar istiğfar edilirse küçülür

    “Küçük günahlarda ısrar edilirse küçük kalmaz. Büyük günahlarda istiğfar edilirse büyük kalmaz.” (Deylemî)
    “Âdemoğullarından herkesin iki sahifesi vardır. Birine gündüz işlediği ameller diğerine gece işlediği ameller yazılır. Sonra bu iki sahife dürülür eğer her ikisinde bir günah için olsa bile istiğfar varsa sahifeler nur saçar. Eğer ikisinde de istiğfar yoksa simsiyah bir halde dürülürler.” (Şirat’ül İslam)



  9. 18.Nisan.2013, 12:35
    5
    Katade
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Nisan.2013
    Üye No: 100895
    Mesaj Sayısı: 648
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: Yalan söylemek hangi durumlada müsade edilmiştir?

    Yalan söylemek hangi durumlada müsade edilmiştir?

    kardeş ALLAHTAN en hayırlısını iste bol bol dua et ve
    korunma dualarını okumanı tavsiye ederim

    1.Dert, bela, fitne, hastalık, nazar, sihir ve zalimlerin şerrinden korunmak için, sabah akşam, imam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdiğini hatırlayarak, 3 defa okumalıdır. Âyât-i hırz okununca da, bu duayı okumalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim duasını sabah 3 kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez.) [İbni Mace]

    2.Hasbinallahu La ilahe illalahu Aleyhi tavveltü
    Ve hüve Rabbil aşşil Azıym.
    La Havle Vela Kuvvete ila bilhil Aliyyül azym.
    La ilahe ila ente subhaneke inni küntü minezzalimin.


    Ayetel kürsi süresi (arapça okunuşu ,türkçe meali ve anlamı)


    Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd. Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi. ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişey’in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd. Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm.
    Türkçe Meali (Anlamı);
    Allah… O’ndan başka İlah yoktur. Diridir, Kaimdir. O’nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O’na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür. (Bakara Suresi 255. Ayettir)
    Fazileti ve Geçmişi;
    Tevhid ilmiyle alakalı en büyük Ayet-i Kerimedir.
    Geceleyin inmiş olan bu Ayet-i Kerimeyi, Efendimiz (SAV), Zeyd’i (RA) çağırarak yazdırmıştır.
    Ayet-el Kûrsi indiğinde, dünyadaki bütün putlar ve krallar yere düşmüş ve başlarındaki taçları yuvarlanmıştır.
    Şeytanlar birbirleriyle çarpışarak kaçıp, iblis’in yanına toplanmışlar ve ona bu karışıklığı haber vermişlerdir.
    Peygamber Efendimiz’in(SAV) Ayet-el Kûrsi’de bulunan “Yâ Hayyu – Yâ Kayyumu”, “Hayy ve Kayyum olan ALLAH’ım Senin Rahmetinle yardım istiyorum” buyurarak (üzüntü ve keder anında) ettiği duadır. İsm-i Azâm olduğu da rivayet edilmekle beraber, Ariflerin Sultanı Beyazıd-ı Bistami (RA) “Bu ismin belli bir tarifi yoktur, lâkin sen kalbini herşeyden boşaltıp, onu ALLAH’ın C.C. Vahdaniyyetine teslim ederek istediğin İsimle zikret” buyurmaktadır.
    Ayet-el Kûrsi’de bulunan Esma-i İlahiye hiçbir Ayet-i Kerimede yoktur. Çünkü bu Ayet-i Kerime’de, bazısı açık, bazısı gizli olmak üzere onyedi yerde ALLAH’u Teâlâ’nın İsmi geçmektedir.
    Yatmadan okuyana ALLAH’u Teâlâ tarafından bir koruma verilir, sabaha kadar hiçbir şeytan yaklaşamaz.
    Yâ RasulULLAH (SAV) Kur’ân-ı Kerimin hangi Sûresi(derece bakımından) daha büyüktür? Diye soran Sahabe’ye(RA), “İhlâs Sûresi” buyurdu. O Sahabe(RA) “Kur’ân-ı Kerimde hangi Ayet(Fazilet bakımından) daha üstündür.” diye sorunca, Peygamber Efendimiz(SAV) “Ayet-el Kûrsi’dir” buyurdu. (Darimi)
    Ayet-el Kûrsi’yi okuyan kimse yedi kalenin içine girmiş gibi muhafaza edilir. Ayet-el Kûrsi, Kur’ân-ı Kerimin dörtte biridir.
    Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “İlim sana olsun ey Eba Münzir, Canım Kabza-i Kudretinde olan ALLAH’a C.C. yemin ederim ki, muhakkak Ayet-el Kûrsi’nin bir dili ve ikide dudağı vardır ki, Arş’ın direğinin yanında Melik-i (Müteâl olan ALLAH’u Teâlâ Hazretlerini) takdis eder(O’na Tazimde bulunur.)” (Ebû Dâvud, Ahmed İbni Hambel)
    Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “Her kim, her farz namazın arkasından Ayet-el Kûrsi’yi okursa, Cennete girmekten onu ancak ölüm men eder.Her kim onu yatacağı zaman okursa, ALLAH’u Teâlâ ona kendi evi, komşusunun evi ve etraftaki evler hakkında güvence verir.” (Beyhâki)
    Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “Bakara Sûresinde bir Ayet vardır ki Kur’ân Ayetlerinin Efendisidir. Şeytan olan herhangi bir evde okunursa (şeytan) o evden çıkar. (O Ayet) Ayet-el Kûrsi’dir.” (Beyhâki)
    Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “Her kim farz namazın arkasında Ayet-el Kûrsi’yi okursa, diğer namaza kadar ALLAH’ın C.C. zimmetinde olur.” (Heysemi)
    Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “Her kim Ayet-el Kûrsi’yi ve Bakara Sûresinin sonunu sıkıntılı(kederli) anında okursa ALLAH C.C. ona yardım eder” (Suyuti, Dürrül Mensûr)
    (şeytan, cinler v.s. şerli yaratıkların şerrinden ve anne yada çocuğuna zarar vermelerinden yada öldürmelerinden korunmaları için) Doğum yapacak kadının, Ayet-el Kûrsi, A’raf 54. Ayeti sonuna kadar, Felâk ve Nâs Sûrelerini okuyarak ALLAH’u Teâlâ’ya sığındırılması gerekir(Hadis-i Şerifle bildirilmiştir).
    Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “Sen Ayet-el Kûrsi’den neredesin? O herhangi bir yemek veya katık üzerine okunursa mutlaka ALLAH C.C. o yemek ve katığın bereketini çoğaltır.” (Suyuti)
    Efendimiz(SAV) Sûre-i Bakaranın sonunu(Amener Rasûlü) ve Ayet-el Kûrsi’yi okuduğu zaman gülerdi ve “Onlar Arş’ın altındaki, Rahman’ın (Teâlâ) hazinesindendir.” buyururdu. (Suyuti)
    Seleme İbni Kays(RA) “ALLAH’u Teâlâ, ne Tevratta, ne İncil’de, nede Zebur’da Ayet’el Kûrsi’den daha büyük bir Ayet indirmedi.” (Suyuti)
    Ayet-el Kûrsi, cinlere karşı kendisinden yardım alınacak duaların en büyüğüdür. Ayet-el Kûrsi’nin insandan şeytanları kovmakta çok tesirli olduğunu söylemişler, ayrıca saralı kişiye, şeytanın kendisine yardım ettiği sahir(büyücü), kâhin, falcı, nefis ve şehvet ehli, zulüm ve gazab erbabı üzerine sadakatle okunulduğunda onların şeytanlarını etkisiz hale getirmekte de büyük gücü olduğunu denemişlerdir. Ancak sadakatle okunması şartı koşulmuştur.
    Herhangi bir muradın hasıl olması için Ayet-el Kûrsi 313 kere okunduğunda, dünya ve Ahiret hakkındaki o istek ALLAH’ın C.C. izniyle hasıl olur(ne bir eksik ve ne bir fazla okunmamalıdır bu sayıların adedi çok önemlidir).
    Cin musallat olan çocuğa 18 kere Ayet-el Kûrsi okunursa BİİZNİLLAH şifa bulur.
    Yemeğe okunursa yemek bereketlenir.
    Devamlı okunursa unutkanlığı giderdiğini Hz Ali (K.V.) buyurmuştur.
    Evden çıkarken okuyan her işinde muvaffak olur ve hayırlı işleri başarır. Evine gelince okursan iki Ayet-el Kûrsi arasındaki işlerin hayırlı olur ve fakirliğin önlenir.
    Bir kimse evinden çıkarken Ayet-el Kûrsi’yi okursa, Hakk Teâlâ yetmiş Meleğe emreder, o kimse evine gelinceye kadar ona dua ile istiğfar ederler.



  10. 18.Nisan.2013, 12:35
    5
    Devamlı Üye
    Yalan söylemek hangi durumlada müsade edilmiştir?

    kardeş ALLAHTAN en hayırlısını iste bol bol dua et ve
    korunma dualarını okumanı tavsiye ederim

    1.Dert, bela, fitne, hastalık, nazar, sihir ve zalimlerin şerrinden korunmak için, sabah akşam, imam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdiğini hatırlayarak, 3 defa okumalıdır. Âyât-i hırz okununca da, bu duayı okumalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim duasını sabah 3 kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez.) [İbni Mace]

    2.Hasbinallahu La ilahe illalahu Aleyhi tavveltü
    Ve hüve Rabbil aşşil Azıym.
    La Havle Vela Kuvvete ila bilhil Aliyyül azym.
    La ilahe ila ente subhaneke inni küntü minezzalimin.


    Ayetel kürsi süresi (arapça okunuşu ,türkçe meali ve anlamı)


    Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd. Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi. ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişey’in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd. Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm.
    Türkçe Meali (Anlamı);
    Allah… O’ndan başka İlah yoktur. Diridir, Kaimdir. O’nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O’na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür. (Bakara Suresi 255. Ayettir)
    Fazileti ve Geçmişi;
    Tevhid ilmiyle alakalı en büyük Ayet-i Kerimedir.
    Geceleyin inmiş olan bu Ayet-i Kerimeyi, Efendimiz (SAV), Zeyd’i (RA) çağırarak yazdırmıştır.
    Ayet-el Kûrsi indiğinde, dünyadaki bütün putlar ve krallar yere düşmüş ve başlarındaki taçları yuvarlanmıştır.
    Şeytanlar birbirleriyle çarpışarak kaçıp, iblis’in yanına toplanmışlar ve ona bu karışıklığı haber vermişlerdir.
    Peygamber Efendimiz’in(SAV) Ayet-el Kûrsi’de bulunan “Yâ Hayyu – Yâ Kayyumu”, “Hayy ve Kayyum olan ALLAH’ım Senin Rahmetinle yardım istiyorum” buyurarak (üzüntü ve keder anında) ettiği duadır. İsm-i Azâm olduğu da rivayet edilmekle beraber, Ariflerin Sultanı Beyazıd-ı Bistami (RA) “Bu ismin belli bir tarifi yoktur, lâkin sen kalbini herşeyden boşaltıp, onu ALLAH’ın C.C. Vahdaniyyetine teslim ederek istediğin İsimle zikret” buyurmaktadır.
    Ayet-el Kûrsi’de bulunan Esma-i İlahiye hiçbir Ayet-i Kerimede yoktur. Çünkü bu Ayet-i Kerime’de, bazısı açık, bazısı gizli olmak üzere onyedi yerde ALLAH’u Teâlâ’nın İsmi geçmektedir.
    Yatmadan okuyana ALLAH’u Teâlâ tarafından bir koruma verilir, sabaha kadar hiçbir şeytan yaklaşamaz.
    Yâ RasulULLAH (SAV) Kur’ân-ı Kerimin hangi Sûresi(derece bakımından) daha büyüktür? Diye soran Sahabe’ye(RA), “İhlâs Sûresi” buyurdu. O Sahabe(RA) “Kur’ân-ı Kerimde hangi Ayet(Fazilet bakımından) daha üstündür.” diye sorunca, Peygamber Efendimiz(SAV) “Ayet-el Kûrsi’dir” buyurdu. (Darimi)
    Ayet-el Kûrsi’yi okuyan kimse yedi kalenin içine girmiş gibi muhafaza edilir. Ayet-el Kûrsi, Kur’ân-ı Kerimin dörtte biridir.
    Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “İlim sana olsun ey Eba Münzir, Canım Kabza-i Kudretinde olan ALLAH’a C.C. yemin ederim ki, muhakkak Ayet-el Kûrsi’nin bir dili ve ikide dudağı vardır ki, Arş’ın direğinin yanında Melik-i (Müteâl olan ALLAH’u Teâlâ Hazretlerini) takdis eder(O’na Tazimde bulunur.)” (Ebû Dâvud, Ahmed İbni Hambel)
    Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “Her kim, her farz namazın arkasından Ayet-el Kûrsi’yi okursa, Cennete girmekten onu ancak ölüm men eder.Her kim onu yatacağı zaman okursa, ALLAH’u Teâlâ ona kendi evi, komşusunun evi ve etraftaki evler hakkında güvence verir.” (Beyhâki)
    Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “Bakara Sûresinde bir Ayet vardır ki Kur’ân Ayetlerinin Efendisidir. Şeytan olan herhangi bir evde okunursa (şeytan) o evden çıkar. (O Ayet) Ayet-el Kûrsi’dir.” (Beyhâki)
    Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “Her kim farz namazın arkasında Ayet-el Kûrsi’yi okursa, diğer namaza kadar ALLAH’ın C.C. zimmetinde olur.” (Heysemi)
    Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “Her kim Ayet-el Kûrsi’yi ve Bakara Sûresinin sonunu sıkıntılı(kederli) anında okursa ALLAH C.C. ona yardım eder” (Suyuti, Dürrül Mensûr)
    (şeytan, cinler v.s. şerli yaratıkların şerrinden ve anne yada çocuğuna zarar vermelerinden yada öldürmelerinden korunmaları için) Doğum yapacak kadının, Ayet-el Kûrsi, A’raf 54. Ayeti sonuna kadar, Felâk ve Nâs Sûrelerini okuyarak ALLAH’u Teâlâ’ya sığındırılması gerekir(Hadis-i Şerifle bildirilmiştir).
    Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “Sen Ayet-el Kûrsi’den neredesin? O herhangi bir yemek veya katık üzerine okunursa mutlaka ALLAH C.C. o yemek ve katığın bereketini çoğaltır.” (Suyuti)
    Efendimiz(SAV) Sûre-i Bakaranın sonunu(Amener Rasûlü) ve Ayet-el Kûrsi’yi okuduğu zaman gülerdi ve “Onlar Arş’ın altındaki, Rahman’ın (Teâlâ) hazinesindendir.” buyururdu. (Suyuti)
    Seleme İbni Kays(RA) “ALLAH’u Teâlâ, ne Tevratta, ne İncil’de, nede Zebur’da Ayet’el Kûrsi’den daha büyük bir Ayet indirmedi.” (Suyuti)
    Ayet-el Kûrsi, cinlere karşı kendisinden yardım alınacak duaların en büyüğüdür. Ayet-el Kûrsi’nin insandan şeytanları kovmakta çok tesirli olduğunu söylemişler, ayrıca saralı kişiye, şeytanın kendisine yardım ettiği sahir(büyücü), kâhin, falcı, nefis ve şehvet ehli, zulüm ve gazab erbabı üzerine sadakatle okunulduğunda onların şeytanlarını etkisiz hale getirmekte de büyük gücü olduğunu denemişlerdir. Ancak sadakatle okunması şartı koşulmuştur.
    Herhangi bir muradın hasıl olması için Ayet-el Kûrsi 313 kere okunduğunda, dünya ve Ahiret hakkındaki o istek ALLAH’ın C.C. izniyle hasıl olur(ne bir eksik ve ne bir fazla okunmamalıdır bu sayıların adedi çok önemlidir).
    Cin musallat olan çocuğa 18 kere Ayet-el Kûrsi okunursa BİİZNİLLAH şifa bulur.
    Yemeğe okunursa yemek bereketlenir.
    Devamlı okunursa unutkanlığı giderdiğini Hz Ali (K.V.) buyurmuştur.
    Evden çıkarken okuyan her işinde muvaffak olur ve hayırlı işleri başarır. Evine gelince okursan iki Ayet-el Kûrsi arasındaki işlerin hayırlı olur ve fakirliğin önlenir.
    Bir kimse evinden çıkarken Ayet-el Kûrsi’yi okursa, Hakk Teâlâ yetmiş Meleğe emreder, o kimse evine gelinceye kadar ona dua ile istiğfar ederler.






+ Yorum Gönder