Konusunu Oylayın.: Hem ailevi hem manevi zor bir dönem yaşadım

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hem ailevi hem manevi zor bir dönem yaşadım
  1. 08.Nisan.2013, 03:08
    1
    burcu327
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Nisan.2013
    Üye No: 100953
    Mesaj Sayısı: 2
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Hem ailevi hem manevi zor bir dönem yaşadım






    Hem ailevi hem manevi zor bir dönem yaşadım Mumsema merhaba arkadaşlar ben zor bir dönem yaşadım hem ailevi hem manevi. çalıştım okudum bu arada manevi boşluk yaşadım. bende o boşluğu günah işleyerek doldurdum. çok başarılıydım sonra elimdeki herşeyden oldum. tevbe ettim ama bu musibet tükenmedi herşey üst üste geldi. nereye elimi atıyorsam kuruyor. nereye gitsem kötü insanlar denk geliyor. ben ibadet ettikçe temize kendimi çektikçe musibet bırakmıyor. yakın zamanda çok istediğim işim kesin olmasına rağmen olmadı. herşey tamam mı olumsuz hiçbirşey yoktu olmadı. şimdi sıfırladım evimdeyim. ben ne yapmalıyım. kısmet var mı cidden? yoksa kendimi mi kandırıyorum?dua edip sadece ibadet mi edeyim. ne olur akıl verin?


  2. 08.Nisan.2013, 03:08
    1
    burcu327 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    merhaba arkadaşlar ben zor bir dönem yaşadım hem ailevi hem manevi. çalıştım okudum bu arada manevi boşluk yaşadım. bende o boşluğu günah işleyerek doldurdum. çok başarılıydım sonra elimdeki herşeyden oldum. tevbe ettim ama bu musibet tükenmedi herşey üst üste geldi. nereye elimi atıyorsam kuruyor. nereye gitsem kötü insanlar denk geliyor. ben ibadet ettikçe temize kendimi çektikçe musibet bırakmıyor. yakın zamanda çok istediğim işim kesin olmasına rağmen olmadı. herşey tamam mı olumsuz hiçbirşey yoktu olmadı. şimdi sıfırladım evimdeyim. ben ne yapmalıyım. kısmet var mı cidden? yoksa kendimi mi kandırıyorum?dua edip sadece ibadet mi edeyim. ne olur akıl verin?


    Benzer Konular

    - Ensest ilişki yaşadım pişmanım ne yapmalıyım

    - Fitne döneminde sünnete sarılan kişilerin adece geçmiş günahları silincek deniyor?Fitne dönemi bu dö

    - Eşim fmf (ailevi akdeniz ateşi) hastası, dönem dönem atakları oluyor şiddetli ağrı oluyor bize ne ön

    - Bu gün bazı şeyler yaşadım sizce bu cin musallatı olabilir mi

    - Zamanında çok açık gezdim ve nişanlımla bir kaç sene nikahsız yaşadım

  3. 08.Nisan.2013, 09:13
    2
    Katade
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Nisan.2013
    Üye No: 100895
    Mesaj Sayısı: 648
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: Hem ailevi hem manevi zor bir dönem yaşadım





    Hem ailevi hem manevi zor bir dönem yaşadım

    dua müslümanın en büyük silahıdır ve sabırlı olmaktır
    Genel olarak iki noktada toplayabiliriz bu nedenleri. Yani Allah Teâlâ'nın üzerimizdeki musibetlere, altından fertler ve toplum olarak kalkamadığımız sıkıntılara düşmemize izin vermesinin iki temel nedeni vardır.

    Bunların birincisi günahlardır. Kulların işlediği günahların, bilhassa kebair günahların, musibet ve bela olarak geri dönmesi engellenemez bir sonuçtur. Nisa suresinin yetmiş dokuz ve Şûra suresinin otuzuncu âyetlerinde bu hakikat gayet açıktır.

    Günahların karşılığı olarak kullara azap olacak cezaların indirilmesi, aynı zamanda kulların ahirette çekmeleri gereken cezanın dünya şartlarında onlara çektirilmesidir ki, bu onlar için bir nimettir esasen. Tirmizî'nin rivayet ettiği bir hadis, bu hususta gayet açık bir hüküm ihtiva etmektedir. Buyuruyor ki: 'Allah, bir kulunun hayrını dilerse dünyada onun cezasını hemen verir. Bir kuluna da hayır dilemezse kıyamet günü cezasını verinceye kadar günahının karşılığını bekletir. ' (Zühd, 57/2396)

    Hadisten açıkça anlaşılıyor ki Allah Teâlâ, bazı kullarının işledikleri günahların cezasını dünyada onlara tattırmaktadır, bu da onların ahiretteki azaptan kurtulmalarının sebebidir.

    İkinci olarak da kaydedilmesi gereken şudur: Allah Teâlâ, musibetlere karşı sabreden kullarının derecelerini artırmaktadır; yani musibetler ne kadar çok olursa olsun bir kazanca dönüşmektedir. Bu da kesinlikle Allah'ın iradesiyle gerçekleşmektedir.

    Bu pencereden izlendiğinde belalar ve sıkıntılar, bir azap olmanın ötesinde kulun yüksek dereceli olmasını gösteren bir işaret olarak da anlaşılabilmektedir. Nitekim Tirmizî'nin rivayet ettiği başka bir hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bu gerçeği çok rahat anlaşılabilecek bir mantık üzerinden izah etmektedir. Kendisine 'en çok kim bela görür?' tarzındaki bir soruya şöyle cevap vermiştir: 'Peygamberler! Sonra da aşağı doğru inerek devam eder. Kişi dindeki durumuna göre imtihan edilir. Dininde kuvvetli ise imtihanı da ağır olur. Dininde zayıf ise imtihanı da ona göre olur. Belalar kul, yolda günahsız yürüyecek hâle gelinceye kadar ondan eksik olmaz.' (Zühd, 57/2398)

    Hadis, açık bir üslupla başa gelen sıkıntıların, aynı zamanda günahların dökülmesine de vesile olduğunu göstermektedir.

    Şunu da belirtmemizde yarar vardır ki, böyle bir sonuç, kulun gerekli tedbirleri aldıktan sonra ve belalara karşı eli kolu bağlı kaldıktan sonra, gerçek anlamıyla sabrı kuşanması ile alakalıdır. Allah'a imanına rağmen, başına gelen musibetleri bir isyan mantığı ile değerlendiren ve her musibetten sonra biraz daha boşluğa kayan birisi için elbette bu tür bir beklenti söz konusu olamaz. Aynı şekilde, belalara davetiye çıkaracak bir anlayışla yaşayarak, kulluğunun gereği olan maddi tedbirleri almayan kişi için de bu durum söz konusu değildir.

    Kul, yapabileceğini yaptıktan sonra sabırla donandığında, sabredenlere vaat edilen muhteşem güzelliklere dair iyi bir fırsatı da yakalamış olur ki, bu fırsatın özeti Allah'ın rızasıdır.

    Dünya budur

    Bizim bakış açımız ne olursa olsun, Allah'ın yarattığı ve bizi yerleştirdiği dünyanın aslı budur: Dertler, belalar. O kadar ki, hiçbir derdi olmamak da esasen bir dert türüdür. Dünya, 'selam diyarı' değildir. Selam diyarı cennettir. Cennete varmadan dertsizlik beklemek hayaldir. Bu, memeden çıkan sütün, kan ve irin gibi sevimsiz şeylerin arasından çıkıp en sevimli içecek olarak önümüzde durmasına benzemektedir. Bin bir sıkıntının içinden cennet gibi sıkıntısız bir diyara gitmemizin örneği budur.

    Dünya ve dünya ile alakalı, bağlantılı her şey Allah'ındır.

    Biz de Allah'ın kullarıyız

    Dünya ile bağlantımıza dair kararlar da Allah'ın kararlarıdır ve bizim o kararlara hiçbir müdahale hakkımız yoktur. Allah dilediğini yapıyor, dilediğini alıp dilediğini veriyor.



  4. 08.Nisan.2013, 09:13
    2
    Devamlı Üye




    Hem ailevi hem manevi zor bir dönem yaşadım

    dua müslümanın en büyük silahıdır ve sabırlı olmaktır
    Genel olarak iki noktada toplayabiliriz bu nedenleri. Yani Allah Teâlâ'nın üzerimizdeki musibetlere, altından fertler ve toplum olarak kalkamadığımız sıkıntılara düşmemize izin vermesinin iki temel nedeni vardır.

    Bunların birincisi günahlardır. Kulların işlediği günahların, bilhassa kebair günahların, musibet ve bela olarak geri dönmesi engellenemez bir sonuçtur. Nisa suresinin yetmiş dokuz ve Şûra suresinin otuzuncu âyetlerinde bu hakikat gayet açıktır.

    Günahların karşılığı olarak kullara azap olacak cezaların indirilmesi, aynı zamanda kulların ahirette çekmeleri gereken cezanın dünya şartlarında onlara çektirilmesidir ki, bu onlar için bir nimettir esasen. Tirmizî'nin rivayet ettiği bir hadis, bu hususta gayet açık bir hüküm ihtiva etmektedir. Buyuruyor ki: 'Allah, bir kulunun hayrını dilerse dünyada onun cezasını hemen verir. Bir kuluna da hayır dilemezse kıyamet günü cezasını verinceye kadar günahının karşılığını bekletir. ' (Zühd, 57/2396)

    Hadisten açıkça anlaşılıyor ki Allah Teâlâ, bazı kullarının işledikleri günahların cezasını dünyada onlara tattırmaktadır, bu da onların ahiretteki azaptan kurtulmalarının sebebidir.

    İkinci olarak da kaydedilmesi gereken şudur: Allah Teâlâ, musibetlere karşı sabreden kullarının derecelerini artırmaktadır; yani musibetler ne kadar çok olursa olsun bir kazanca dönüşmektedir. Bu da kesinlikle Allah'ın iradesiyle gerçekleşmektedir.

    Bu pencereden izlendiğinde belalar ve sıkıntılar, bir azap olmanın ötesinde kulun yüksek dereceli olmasını gösteren bir işaret olarak da anlaşılabilmektedir. Nitekim Tirmizî'nin rivayet ettiği başka bir hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bu gerçeği çok rahat anlaşılabilecek bir mantık üzerinden izah etmektedir. Kendisine 'en çok kim bela görür?' tarzındaki bir soruya şöyle cevap vermiştir: 'Peygamberler! Sonra da aşağı doğru inerek devam eder. Kişi dindeki durumuna göre imtihan edilir. Dininde kuvvetli ise imtihanı da ağır olur. Dininde zayıf ise imtihanı da ona göre olur. Belalar kul, yolda günahsız yürüyecek hâle gelinceye kadar ondan eksik olmaz.' (Zühd, 57/2398)

    Hadis, açık bir üslupla başa gelen sıkıntıların, aynı zamanda günahların dökülmesine de vesile olduğunu göstermektedir.

    Şunu da belirtmemizde yarar vardır ki, böyle bir sonuç, kulun gerekli tedbirleri aldıktan sonra ve belalara karşı eli kolu bağlı kaldıktan sonra, gerçek anlamıyla sabrı kuşanması ile alakalıdır. Allah'a imanına rağmen, başına gelen musibetleri bir isyan mantığı ile değerlendiren ve her musibetten sonra biraz daha boşluğa kayan birisi için elbette bu tür bir beklenti söz konusu olamaz. Aynı şekilde, belalara davetiye çıkaracak bir anlayışla yaşayarak, kulluğunun gereği olan maddi tedbirleri almayan kişi için de bu durum söz konusu değildir.

    Kul, yapabileceğini yaptıktan sonra sabırla donandığında, sabredenlere vaat edilen muhteşem güzelliklere dair iyi bir fırsatı da yakalamış olur ki, bu fırsatın özeti Allah'ın rızasıdır.

    Dünya budur

    Bizim bakış açımız ne olursa olsun, Allah'ın yarattığı ve bizi yerleştirdiği dünyanın aslı budur: Dertler, belalar. O kadar ki, hiçbir derdi olmamak da esasen bir dert türüdür. Dünya, 'selam diyarı' değildir. Selam diyarı cennettir. Cennete varmadan dertsizlik beklemek hayaldir. Bu, memeden çıkan sütün, kan ve irin gibi sevimsiz şeylerin arasından çıkıp en sevimli içecek olarak önümüzde durmasına benzemektedir. Bin bir sıkıntının içinden cennet gibi sıkıntısız bir diyara gitmemizin örneği budur.

    Dünya ve dünya ile alakalı, bağlantılı her şey Allah'ındır.

    Biz de Allah'ın kullarıyız

    Dünya ile bağlantımıza dair kararlar da Allah'ın kararlarıdır ve bizim o kararlara hiçbir müdahale hakkımız yoktur. Allah dilediğini yapıyor, dilediğini alıp dilediğini veriyor.



  5. 08.Nisan.2013, 20:40
    3
    burcu327
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Nisan.2013
    Üye No: 100953
    Mesaj Sayısı: 2
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Hem ailevi hem manevi zor bir dönem yaşadım

    Sizlere teşekkür ederim.... Dua edicem hep dua edicem umarım herşey yoluna girer... Rabbim ol derse olur! Bakalımm....


  6. 08.Nisan.2013, 20:40
    3
    burcu327 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Sizlere teşekkür ederim.... Dua edicem hep dua edicem umarım herşey yoluna girer... Rabbim ol derse olur! Bakalımm....


  7. 08.Nisan.2013, 21:16
    4
    nurya
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Eylül.2009
    Üye No: 53334
    Mesaj Sayısı: 823
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9
    Yaş: 51
    Bulunduğu yer: samsun

    Cevap: Hem ailevi hem manevi zor bir dönem yaşadım

    işinin olmaması kaderinde olmadığı içindir üzülme zamanla anlasın sana yapılan iyiliği bende yaşadım zamanın da senin bu yaşadığın hayal kırıklığını olmasını istediğim işim olmamıştı ama şimdi üzülmüyorum kısmette yokmuş hepimiz yazılı olan kaderimizi yaşıyoruz


  8. 08.Nisan.2013, 21:16
    4
    Devamlı Üye
    işinin olmaması kaderinde olmadığı içindir üzülme zamanla anlasın sana yapılan iyiliği bende yaşadım zamanın da senin bu yaşadığın hayal kırıklığını olmasını istediğim işim olmamıştı ama şimdi üzülmüyorum kısmette yokmuş hepimiz yazılı olan kaderimizi yaşıyoruz





+ Yorum Gönder