Konusunu Oylayın.: Riya ile ilgili bir soru

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Riya ile ilgili bir soru
  1. 29.Mart.2013, 01:09
    1
    oyun
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Şubat.2013
    Üye No: 100321
    Mesaj Sayısı: 8
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Riya ile ilgili bir soru






    Riya ile ilgili bir soru Mumsema Riya gizli şirk olduğunda dolayı riyalı bir amel yapmış,sonradan farkedip pişman olmuş bir müslümanın gusletmesi mi gerekir yani şirke düşmüş ALLAH muhafaza dinden çıkmış gibi mi olur ?


  2. 29.Mart.2013, 01:09
    1
    oyun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Riya gizli şirk olduğunda dolayı riyalı bir amel yapmış,sonradan farkedip pişman olmuş bir müslümanın gusletmesi mi gerekir yani şirke düşmüş ALLAH muhafaza dinden çıkmış gibi mi olur ?


    Benzer Konular

    - Riyâ Olmadığı Halde Riyâ Sanılan Durumlar

    - Kendini göstermek için soru sormak riya olur mu

    - Riya nedir? İslamda riya kavramı

    - Sadece ibadette mi riya olur günlük yaşantıda riya olurmu

    - Riya ile ilgili hadisler

  3. 29.Mart.2013, 23:03
    2
    oyun
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Şubat.2013
    Üye No: 100321
    Mesaj Sayısı: 8
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Riya ile ilgili bir soru




    Cevap lütfen.


  4. 29.Mart.2013, 23:03
    2
    oyun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Cevap lütfen.


  5. 30.Mart.2013, 01:05
    3
    OkanÇolak
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Mart.2013
    Üye No: 100830
    Mesaj Sayısı: 47
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Riya ile ilgili bir soru

    Teşekkürler riya yı öğrenmiş oldum
    Riya;iş,söz ve davranışlarda gösterişe yer verme,bir iyiliği veya salih bir ameli Allah'ın rızasını kazanmak niyetiyle değil,insanların beğenisi için yapmadır.
    Böyle bir durumda yapılacak en güzel şey şehadet getirip kendini toparlamasıdır.(ZORUNLUMUDUR BİLEMEM)
    Gusledip şehadet getirip ardından tevbe etmesini tavsiye ederim...
    Böyle bir hatayı farkedebilmek çok önemli her insan diyemez ben gösteriş için yapıyormuşum meğer diye.
    Bence Gusül alıp şehadet getirip ardından tevbe etmesi en dogru olanıdır


  6. 30.Mart.2013, 01:05
    3
    OkanÇolak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Teşekkürler riya yı öğrenmiş oldum
    Riya;iş,söz ve davranışlarda gösterişe yer verme,bir iyiliği veya salih bir ameli Allah'ın rızasını kazanmak niyetiyle değil,insanların beğenisi için yapmadır.
    Böyle bir durumda yapılacak en güzel şey şehadet getirip kendini toparlamasıdır.(ZORUNLUMUDUR BİLEMEM)
    Gusledip şehadet getirip ardından tevbe etmesini tavsiye ederim...
    Böyle bir hatayı farkedebilmek çok önemli her insan diyemez ben gösteriş için yapıyormuşum meğer diye.
    Bence Gusül alıp şehadet getirip ardından tevbe etmesi en dogru olanıdır


  7. 31.Mart.2013, 03:06
    4
    oyun
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Şubat.2013
    Üye No: 100321
    Mesaj Sayısı: 8
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Riya ile ilgili bir soru

    Bence ile olmaz ki.


  8. 31.Mart.2013, 03:06
    4
    oyun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Bence ile olmaz ki.


  9. 31.Mart.2013, 08:40
    5
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Riya ile ilgili bir soru

    Riya dinden çıkarmaz.
    Riyadan tevbe için gusül şart değildir sadece tevbe gerekir fakat tevbe için her zaman gusül yapmak sünnettir.
    Alıntı
    Riyanın mahşerdeki görüntüsü
    Süleyman Kösmene

    Necati Bey: “Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, Allah’a ortak koşmalarıdır. Ben, güneşe, aya ve puta tapacaklarını söylemiyorum. Fakat Allah rızası dışında yapılan amelleri ve gizli arzuları kast ediyorum”1 Hadisinin izahını yapar mısınız?”
    Peygamber Efendimiz (asm) riyaya, farkında olunmayan bir şirk olarak dikkat çekiyor. Anlaşılıyor ki, riya ve gösteriş şirkten başka bir şey değildir. Nitekim kalp yalnız Allah’a aittir. Bir kalbe iki “ben” yerleşmez.

    Şirk, Allah’a ortak koşmak, Allah’a eş koşmak, Allah’ın iki ve daha fazla olduğunu iddia etmektir ve böyle bir iddia büyük günahların başıdır. Cenâb-ı Hak: “Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez. Bundan başka günahları ise, dilediği kimse için bağışlar. Allah’a ortak koşana gelince, artık o haktan pek uzak bir sapıklıkla sapmış gitmiştir”2 buyuruyor.

    Bahsettiğiniz hadis-i şeriften anlaşılıyor ki, bilinen açık şirkten başka bir de gizli şirk vardır ve Peygamber Efendimiz (asm) ümmetinin açık şirke düşeceğinden değil, gizli şirke düşeceğinden endişe duyuyor. (Demek oluyor ki, Peygamber Efendimiz (asm) ümmetinin açık şirke düşmeyeceğinden emin bulunmaktadır.)

    Şu halde şirk iki türlüdür: 1- Açık şirk. 2- Gizli şirk.

    1- Açık şirk: Doğrudan Allah’a eş koşmak, Allah’ı bildiği halde Allah’tan başka şeylere tapmaktır. Meselâ güneşe, aya ve puta tapmak şirktir. Bu hususta azamî titremek lâzım: Kimi zaman şirk-i hafinin açık şirke ve küfre kapı açıyor olması kanımızı dondurmaktadır. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri der ki: “Enaniyetten neş’et eden şirk-i hafi katılaştığı zaman esbab şirkine inkılâp eder. Bu da devam ederse küfre tahavvül eder. Bu dahi devam ederse, ta’tile, yani halıksızlığa incirar eder. El-iyazü billah!”3

    2- Gizli şirk ise, riya gibi, gösteriş gibi, desinler için amel yapmak gibi, amel ve davranışlarımızda yüzümüzü Allah’tan başkasına çevirmek, Allah’ın rızası olmayan bir işte Allah’tan başkasından lütuf ve takdir beklemek, amel ve davranışlarımızda Allah’ın rızasını gözetmemek ve önemsememek, bunun yerine başkalarının rızasını benimsemek olarak tanımlanabilir. Ki, Peygamber Efendimiz’in (asm) ümmetinin düşeceğinden endişe buyurduğu amel budur. Burada, kişi farkında olmadan ameli için çıkış noktası olarak Allah’tan başka birisinin nazarını ve aferinini esas almış olmaktadır.

    Riyanın mahşerdeki görüntüsü hakkında Resûlullah (asm) Efendimiz şöyle buyurdular: “Kıyamet günü aleyhinde ilk önce hüküm verilecek olanlar şunlardır: Adam şehid olmuş olarak biliniyor. Huzura getirilir. Allah ona nimetlerini hatırlatır. O da ulaştığı nimetleri tanır ve kabul eder. Allah ona: “Bu nimetlere karşı ne amel işledin?” diye sorar. Kul: “Senin yolunda cihad ettim. Nihâyet şehid edildim.” der. Allah (cc): “Yalan söyledin! Bilâkis sen cesâretlidir, kahramandır denilmek için savaştın ve nitekim hakkında da öyle söylenmiştir.” buyurur. Sonra emir verilir de bu kimse cehenneme atılır.

    Diğer bir adam daha getirilir ki, ilim öğrenmiş, öğrendiğini başkasına öğretmiş ve Kur’ân okumuştur. Allah ona nimetlerini hatırlatır. Bu da nimetleri tanır ve itiraf eder. Sonra Allah: “Bu nimetlere karşı ne amel işledin?” der.

    O da: “Senin rızân için ilim öğrendim. Başkalarına ilim öğrettim. Kur’ân okudum” der.

    Allah: “Yalan söyledin! Sen âlim denilmek için ilim öğrendin. Ne güzel okuyor desinler diye Kur’ân okudun! Gerçekten sana bunlar da söylendi.” buyurur. Emir verilir ve adam cehenneme atılır.

    Bir başkası daha getirilir. Allah’ın kendisine bol nimetler verdiği ve her çeşit maldan bolca ihsan ettiği bu adama Allah nimetlerini hatırlatır. O da bu nimetleri hatırlar ve itiraf eder. Cenâb-ı Allah: “Ne amel işledin?” buyurur. Adam: “Senin verilmesini istediğin bütün yerlere Senin rızan için verdim yâ Rabbi.” der.

    Allah (cc): “Yalan söyledin. Bilâkis sen cömert bir kimsedir desinler diye verdin. Nitekim senin için bu da söylenmiştir.” buyurur. Sonra emir verilir, adam cehenneme atılır. Sonra Resûlullah (asm) Ebû Hüreyre’nin dizine vurup: “Ey Ebû Hüreyre! Bu üç kimse, Kıyamet günü, cehennemin, aleyhlerinde kabaracağı Allah’ın ilk üç mahlûkudur!” buyurdu.4

    Dipnotlar:
    1- C. Sağir, No: 1248.
    2- Nisâ Sûresi: 116.
    3- Mesnevî-i Nuriye, s. 155.
    4- Müslim, İmâret 152, (1905); Tirmizi, Zühd 48, (2383); Nesâi, Cihâd 22, (6, 23, 24)



  10. 31.Mart.2013, 08:40
    5
    Administrator
    Riya dinden çıkarmaz.
    Riyadan tevbe için gusül şart değildir sadece tevbe gerekir fakat tevbe için her zaman gusül yapmak sünnettir.
    Alıntı
    Riyanın mahşerdeki görüntüsü
    Süleyman Kösmene

    Necati Bey: “Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, Allah’a ortak koşmalarıdır. Ben, güneşe, aya ve puta tapacaklarını söylemiyorum. Fakat Allah rızası dışında yapılan amelleri ve gizli arzuları kast ediyorum”1 Hadisinin izahını yapar mısınız?”
    Peygamber Efendimiz (asm) riyaya, farkında olunmayan bir şirk olarak dikkat çekiyor. Anlaşılıyor ki, riya ve gösteriş şirkten başka bir şey değildir. Nitekim kalp yalnız Allah’a aittir. Bir kalbe iki “ben” yerleşmez.

    Şirk, Allah’a ortak koşmak, Allah’a eş koşmak, Allah’ın iki ve daha fazla olduğunu iddia etmektir ve böyle bir iddia büyük günahların başıdır. Cenâb-ı Hak: “Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez. Bundan başka günahları ise, dilediği kimse için bağışlar. Allah’a ortak koşana gelince, artık o haktan pek uzak bir sapıklıkla sapmış gitmiştir”2 buyuruyor.

    Bahsettiğiniz hadis-i şeriften anlaşılıyor ki, bilinen açık şirkten başka bir de gizli şirk vardır ve Peygamber Efendimiz (asm) ümmetinin açık şirke düşeceğinden değil, gizli şirke düşeceğinden endişe duyuyor. (Demek oluyor ki, Peygamber Efendimiz (asm) ümmetinin açık şirke düşmeyeceğinden emin bulunmaktadır.)

    Şu halde şirk iki türlüdür: 1- Açık şirk. 2- Gizli şirk.

    1- Açık şirk: Doğrudan Allah’a eş koşmak, Allah’ı bildiği halde Allah’tan başka şeylere tapmaktır. Meselâ güneşe, aya ve puta tapmak şirktir. Bu hususta azamî titremek lâzım: Kimi zaman şirk-i hafinin açık şirke ve küfre kapı açıyor olması kanımızı dondurmaktadır. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri der ki: “Enaniyetten neş’et eden şirk-i hafi katılaştığı zaman esbab şirkine inkılâp eder. Bu da devam ederse küfre tahavvül eder. Bu dahi devam ederse, ta’tile, yani halıksızlığa incirar eder. El-iyazü billah!”3

    2- Gizli şirk ise, riya gibi, gösteriş gibi, desinler için amel yapmak gibi, amel ve davranışlarımızda yüzümüzü Allah’tan başkasına çevirmek, Allah’ın rızası olmayan bir işte Allah’tan başkasından lütuf ve takdir beklemek, amel ve davranışlarımızda Allah’ın rızasını gözetmemek ve önemsememek, bunun yerine başkalarının rızasını benimsemek olarak tanımlanabilir. Ki, Peygamber Efendimiz’in (asm) ümmetinin düşeceğinden endişe buyurduğu amel budur. Burada, kişi farkında olmadan ameli için çıkış noktası olarak Allah’tan başka birisinin nazarını ve aferinini esas almış olmaktadır.

    Riyanın mahşerdeki görüntüsü hakkında Resûlullah (asm) Efendimiz şöyle buyurdular: “Kıyamet günü aleyhinde ilk önce hüküm verilecek olanlar şunlardır: Adam şehid olmuş olarak biliniyor. Huzura getirilir. Allah ona nimetlerini hatırlatır. O da ulaştığı nimetleri tanır ve kabul eder. Allah ona: “Bu nimetlere karşı ne amel işledin?” diye sorar. Kul: “Senin yolunda cihad ettim. Nihâyet şehid edildim.” der. Allah (cc): “Yalan söyledin! Bilâkis sen cesâretlidir, kahramandır denilmek için savaştın ve nitekim hakkında da öyle söylenmiştir.” buyurur. Sonra emir verilir de bu kimse cehenneme atılır.

    Diğer bir adam daha getirilir ki, ilim öğrenmiş, öğrendiğini başkasına öğretmiş ve Kur’ân okumuştur. Allah ona nimetlerini hatırlatır. Bu da nimetleri tanır ve itiraf eder. Sonra Allah: “Bu nimetlere karşı ne amel işledin?” der.

    O da: “Senin rızân için ilim öğrendim. Başkalarına ilim öğrettim. Kur’ân okudum” der.

    Allah: “Yalan söyledin! Sen âlim denilmek için ilim öğrendin. Ne güzel okuyor desinler diye Kur’ân okudun! Gerçekten sana bunlar da söylendi.” buyurur. Emir verilir ve adam cehenneme atılır.

    Bir başkası daha getirilir. Allah’ın kendisine bol nimetler verdiği ve her çeşit maldan bolca ihsan ettiği bu adama Allah nimetlerini hatırlatır. O da bu nimetleri hatırlar ve itiraf eder. Cenâb-ı Allah: “Ne amel işledin?” buyurur. Adam: “Senin verilmesini istediğin bütün yerlere Senin rızan için verdim yâ Rabbi.” der.

    Allah (cc): “Yalan söyledin. Bilâkis sen cömert bir kimsedir desinler diye verdin. Nitekim senin için bu da söylenmiştir.” buyurur. Sonra emir verilir, adam cehenneme atılır. Sonra Resûlullah (asm) Ebû Hüreyre’nin dizine vurup: “Ey Ebû Hüreyre! Bu üç kimse, Kıyamet günü, cehennemin, aleyhlerinde kabaracağı Allah’ın ilk üç mahlûkudur!” buyurdu.4

    Dipnotlar:
    1- C. Sağir, No: 1248.
    2- Nisâ Sûresi: 116.
    3- Mesnevî-i Nuriye, s. 155.
    4- Müslim, İmâret 152, (1905); Tirmizi, Zühd 48, (2383); Nesâi, Cihâd 22, (6, 23, 24)






+ Yorum Gönder