Konusunu Oylayın.: Yemini Bozmayla İlgili Hükümler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Yemini Bozmayla İlgili Hükümler
  1. 14.Mart.2013, 19:57
    1
    Umut
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ocak.2013
    Üye No: 99733
    Mesaj Sayısı: 65
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Bulunduğu yer: Islam

    Yemini Bozmayla İlgili Hükümler






    Yemini Bozmayla İlgili Hükümler Mumsema Yeminim bozuldu daha 15 yaşındayım yaptıǧım yemin bir günah yapmamak icindi ama tutamadım.Simdi her seferinde o günah işledim diye yemin ettim . Simdi fakiri doyuracak param yok oruc tutamıyom cünkü okula gidiyom ve annem sormasmı neden yemek yemediyimi ve annemin bilmesini istemiyom tòvbe etsem yeterlimi


  2. 14.Mart.2013, 19:57
    1
    Umut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Yeminim bozuldu daha 15 yaşındayım yaptıǧım yemin bir günah yapmamak icindi ama tutamadım.Simdi her seferinde o günah işledim diye yemin ettim . Simdi fakiri doyuracak param yok oruc tutamıyom cünkü okula gidiyom ve annem sormasmı neden yemek yemediyimi ve annemin bilmesini istemiyom tòvbe etsem yeterlimi


    Benzer Konular

    - Fitre Sadakası İle İlgili Hükümler

    - Hayız ve Nifasla İlgili Hükümler

    - Sularla İlgili Hükümler

    - Riba İle İlgili Hükümler

    - Domuzla İlgili Fıkhî Hükümler

  3. 14.Mart.2013, 20:27
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Yemin




    Yemini Bozmayla İlgili Hükümler
    a) Yemini bozmak bazan vaciptir. Bir günah işlemeye veya bir vacibi yap*mamaya yemin etme halinde yemini bozmak vacip olur. Söz gelimi içki içme*ye veya namaz kılmamaya yemin eden kişinin, yeminini bozup kefaret verme*si gerekir.

    b) Yemini bozmak, bazan haramdır. Vacip bir işi yapmaya veya haram bir işi yapmamaya yemin etme halinde yemini bozmak haram olur. Meselâ oruç tutmaya yahut kumar oynamamaya yemin eden kişinin, yeminini bozup oruç tutmaması veya kumar oynaması haramdır.

    c) Yemini bozmak bazan mendup olur. Mendup bir işi yapmamaya veya mekruh bir işi yapmaya yemin etme halinde yemini bozmak mendup olur. Me*selâ yemek yerken besmele çekmemeye ya da yemeği sol elle yemeye ye*min eden kişinin bu yeminini bozması menduptur.

    d) Yemini bozmak bazan mekruh olur. Mekruh bir işi yapmamaya veya mendup bir işi yapmaya yemin eden kişinin, bu yeminini bozması mekruhtur. Yukarıdaki örneğin tersi burada örnek olarak gösterilebilir.

    e) Yemini bozmak bazan hilâf-ı evlâ olur. Meselâ mubah bir işi yapmaya veya yapmamaya yemin etme durumunda, yapılan yemini bozmak hilâf-ı ev-lâ/tenzîhen mekruh olur. Böyle bir yemin sahibinin, Allah adının saygınlığını korumak için yemininin gereğini yapması daha uygun olur.

    Yeminini bozan kişi, her halükârda kefaret ödemekle yükümlüdür

    I) Yemin Kefareti Nasıl Verilir?
    Yemin kefareti, on fakiri doyurmak veya giydirmek ya da bir köleyi hürri*yetine kavuşturmaktır. Bu üçü arasındaki sıraya uymak zorunlu değildir. An*cak bu sayılanlardan birini yapma gücüne sahip olmayan kişinin, üç gün oruç tutması gerekir.

    Yemin kefareti olarak yiyecek vermede şu hususlar göz önünde bulundu rulmalıdır:

    1. On fakirin her birine 1 müd/avuç (yaklaşık 600 gr.) yiyecek verilmelidir.

    2. Kefaret olarak verilen yiyecek, kefaret veren kişinin bulunduğu belde halkının çoğunlukla tüketmekte olduğu yiyeceklerden olmalıdır. Kefaret veren kişi, bu yiyeceği kendi adına da verse, başkasının adına da verse, bu nitelik*teki bir yiyecek maddesini vermelidir.

    3. On fakirin her birine tam 1 müd/avuç yiyecek maddesi verilmelidir. 10 müd yiyeceği on bir fakire paylaştırmak ya da beş fakire giyecek, beş fakire de yiyecek vermek durumunda verilen bu kefaret geçerli olmaz.Yemin kefareti olarak fakirlere giyecek verme durumunda, verilen giye*ceklerin pantolon, gömlek, sarık, başörtüsü ve ihram gibi giyilmesi âdet olan ve giysi olarak adlandınlabilen şeyler olması şarttır. Bu giysilerden on tane alıp on fakire dağıtmak yeterli olur. Meselâ eldiven, ayakkabı, kuşak veya tak*kenin verilmesi yeterli olmaz. Verilen giysinin, kendisinden yararlanılabilecek derecede sağlam ve dayanıklı olması şart, fakat yeni olması şart değildir. Yıp-ranmamış olmak kaydıyla giyilmiş, hatta yıkanmış olsa bile kefaret olarak ve*rilmesi yeterli olur.Yemin kefareti vermede insanların örf, âdet, zaman, mekân ve yaşantı farklılıklarını göz önünde bulundurmakta yarar vardır. Sırf kitaplardaki nakille*re dayanarak herkese aynı hükmü uygulamakla hem İslâm'a hem de müslü-manlara haksızlık yapılmış olur. Sırf kitaplarda yazıyor diye aynı tıbbî tedavi yöntemini farklı bölgelerde yaşayan farklı tabiatlara sahip insanlara ayırım gözetmeksizin uygulamak nasıl başarılı sonuçlar getirmezse, dinî hükümleri de bu farklılıkları görmezden gelerek herkese aynı şekilde uygulamak, dinimize karşı büyük bir cinayet olur. (İbn Kayyim, (İ'lâmü'l-Muvakkıîn, 3/66.)

    Kefaret için köle azat etmeye gelince, azat edilecek kölenin mümin olma*sı şarttır. Ancak zamanımızda kölelik müessesesi yaşamadığından, kefaret*lerde köle azat etme hükmünün uygulanmasına imkân kalmamıştır.Ömrünün çoğu zamanında kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kim*selerin yeterli azığından fazla bir şeye sahip olmaması nedeniyle yiyecek ve*ya giyecek vermekten ya da köle azat etmekten âciz olan kişi, nisab miktarı mala sahip olsa bile kefaret olarak üç gün oruç tutar. Çünkü nisab miktarı mal, gerek kendisinin, gerek bakmakla yükümlü olduğu kimselerin ömürlerinin ço*ğu zamanında kendileri için yeterli olmayabilir.Bu orucu tutarken, kefaret orucu olduğuna niyet etmek şarttır. Ama peş peşe tutulması, kuvvetli görüşe göre şart değildir.

    Hanefî mezhebine göre ise bu orucun peş peşe tutulması şarttır.

    J Yemin Kefareti Ne Zaman Verilir?
    Yemin kefaretinin, yemin etmek ve yemini bozmaktan ibaret iki sebebi vardır. Kefaretin, bu iki sebebin vukuundan önce de verilmesi caizdir. Şu şart*la ki, kefaret eğer oruç tutma dışında başka bir şekilde eda ediliyorsa bu ola*bilir. Ama oruç tutarak eda ediliyorsa, oruç bedeni bir ibadet olduğundan do*layı, bu durumda kefaretin sebepten önceye alınması caiz olmaz. Hiç gereği yokken orucu vücûb vaktinden önceye almak, ramazan orucunda da olduğu gibi sahih değildir.Bedenî ibadetin vücûb vaktinden önceye alınması, ancak bir ihtiyaç ne*deniyle caiz olur. Meselâ iki vaktin namazını cem'-i takdîm şeklinde bir arada kılmak gibi.Ramazanda gündüz oruçlu iken cinsel ilişkide bulunmanın kefareti gibi tek sebepli kefaretlerin, sebeplerinden önceye alınması ise caiz değildir. Ye*min kefareti önceden verilir de kefaret sebebi olan yemin bozma hadisesi meydana gelmezse, kefareti vermiş olan kişi, bu kefareti geri almayı şart koş*muş ise veya alan fakir, bunun vücûb vaktinden önce verildiğini biliyorsa sa*hibi bu kefareti geri alabilir. Aksi takdirde geri alması sahih olmaz.Bir vacibi terketmek veya haram bir fiili işlemek üzere edilen günah içe*rikli bir yemini de bozmadan önce kefaretini vermek caizdir.

    K) Yemin Sayısı Arttıkça Kefaret Sayısı da Artar
    Yeminler birden fazla olursa, kefaretler de yeminlerin sayısınca artar. An*cak Hanefî mezhebi müctehidlerinden İmam Muhammed'in görüşüne göre yeminler birden fazla olunca iç içe girerler; bu yeminlerin bozulması durumun*da aynı şekilde kefaretleri de iç içe girerler. Dolayısıyla bu gibi durumlarda bir kefaret vermek yeterli olur. (Cezîrî, Mezâhib, 2/85.)

    L) Yeminlerde Göz Önünde Bulundurulacak Esaslar
    Yeminlerin gereğinin yapılması veya bozulmasında fetva ve yargı bakı*mından göz önünde bulundurulması gereken esaslar şunlardır:

    1. Niyet.

    2. Örf.

    3. Yeminde kullanılan kelimelerin lafzî/literal ve dinî ıstılahtaki anlamı.

    4. Kişiyi yemin etmeye sevkeden sebep.

    Yemin eğer Allah adına and içerek yapılmış ise, örfün anladığı mânaya göre gerçekleşir. Yeminde kullanılan kelimeler mecaz da olsalar, yine örfen anlaşılan mânalarına göre kabul edilirler.

    Yemin eğer talâk (boşama) üzerine yapılırsa, bu yeminde kullanılan keli*melerin örfen anlaşılan mânaları değil, lafızlarından anlaşılan mânaları esas alınır.Bu açıklamadan sonra meselâ bir kişi, "Vallahi şu ağaçtan yemeyeceğim" diye yemin eder de o ağacın meyvesini yerse, ağaç kelimesi gerçekte ağacın kök, dal ve yaprakları anlamını ifade etmekle birlikte yemini bozulmuş olur. Çünkü örfe göre, ağaçtan yememek sözü ile ağacın meyvesinin yenmemesi anlaşılır.

    Aynı şekilde bir vali, "Vallahi evimi onarmayacağım" diye yemin eder de bir başkası onun evini onarırsa yemini bozulur.Yine bir kişi, "Vallahi şu yumurtayı yemeyeceğim" diye yemin eder de o yumurtayı çiğnemeden yutarsa yemini bozulur. Çünkü yutmak kelimesi, örfe göre yemek anlamına gelir. Ama "Talâkıma yemin olsun ki, şu yumurtayı ye*meyeceğim" diye yemin eden kişi, o yumurtayı çiğnemeden yutarsa yemini bozulmaz; eşi de boşanmış olmaz. Zira boşama üzerine yapılan yemin de kul*lanılan kelimeler, örfî anlamlarına göre değil, lafzî anlamlarına göre hüküm ifade ederler ve yutmak kelimesi de lafız olarak yemek anlamını ifade etmez.Niyete gelince bu, yeminde kullanılan kelimenin taşıması muhtemel ol*mayan bir anlama niyet etmedikçe muteber olur. Önceki örneklerde de geçti*ği gibi bir kişi, "Vallahi ben bu işi yapmadım" der de bu sözüyle, "O, Allah'tır" demeye niyet ederse, yemini geçerli olmaz.Yine bunun gibi bir kişi, "Billahi ben bu işi yapacağım" der de bu sözüyle Allah'tan yardım dilemeye niyet ederse sözü, yargı bakımından değil de diya-neten muteber sayılır. Çünkü hâkim huzurunda olmadıkça tevriye (sözün ilk anda anlaşılan mânasını değil de başka mânayı kastetmek), yeminde sahihtir.

    Namaz kılmamaya yemin eden kişi, cenaze namazı kılmakla yeminini bozmuş olmaz. Zira cenaze namazı her ne kadar dinen namaz ise de, örfen namaz sayılmaz; yeminde de örf esas alınır. Bu kişi, rükûlu ve secdeli de ol*sa bir namazı fâsid şekilde kılmakla yeminini bozmuş olmaz.Diğer akidlerde de hüküm böyledir. Meselâ bir akid yapmamaya yemin eden kişi, o akdi sahih bir şekilde yapmadıkça yeminini bozmuş olmaz. Ama haccetmemeye yemin eden kişi, fâsid de olsa haccetmekle yeminini bozmuş olur. (Cezîrî, Mezâhib, 2/95-96.)




  4. 14.Mart.2013, 20:27
    2
    Devamlı Üye



    Yemini Bozmayla İlgili Hükümler
    a) Yemini bozmak bazan vaciptir. Bir günah işlemeye veya bir vacibi yap*mamaya yemin etme halinde yemini bozmak vacip olur. Söz gelimi içki içme*ye veya namaz kılmamaya yemin eden kişinin, yeminini bozup kefaret verme*si gerekir.

    b) Yemini bozmak, bazan haramdır. Vacip bir işi yapmaya veya haram bir işi yapmamaya yemin etme halinde yemini bozmak haram olur. Meselâ oruç tutmaya yahut kumar oynamamaya yemin eden kişinin, yeminini bozup oruç tutmaması veya kumar oynaması haramdır.

    c) Yemini bozmak bazan mendup olur. Mendup bir işi yapmamaya veya mekruh bir işi yapmaya yemin etme halinde yemini bozmak mendup olur. Me*selâ yemek yerken besmele çekmemeye ya da yemeği sol elle yemeye ye*min eden kişinin bu yeminini bozması menduptur.

    d) Yemini bozmak bazan mekruh olur. Mekruh bir işi yapmamaya veya mendup bir işi yapmaya yemin eden kişinin, bu yeminini bozması mekruhtur. Yukarıdaki örneğin tersi burada örnek olarak gösterilebilir.

    e) Yemini bozmak bazan hilâf-ı evlâ olur. Meselâ mubah bir işi yapmaya veya yapmamaya yemin etme durumunda, yapılan yemini bozmak hilâf-ı ev-lâ/tenzîhen mekruh olur. Böyle bir yemin sahibinin, Allah adının saygınlığını korumak için yemininin gereğini yapması daha uygun olur.

    Yeminini bozan kişi, her halükârda kefaret ödemekle yükümlüdür

    I) Yemin Kefareti Nasıl Verilir?
    Yemin kefareti, on fakiri doyurmak veya giydirmek ya da bir köleyi hürri*yetine kavuşturmaktır. Bu üçü arasındaki sıraya uymak zorunlu değildir. An*cak bu sayılanlardan birini yapma gücüne sahip olmayan kişinin, üç gün oruç tutması gerekir.

    Yemin kefareti olarak yiyecek vermede şu hususlar göz önünde bulundu rulmalıdır:

    1. On fakirin her birine 1 müd/avuç (yaklaşık 600 gr.) yiyecek verilmelidir.

    2. Kefaret olarak verilen yiyecek, kefaret veren kişinin bulunduğu belde halkının çoğunlukla tüketmekte olduğu yiyeceklerden olmalıdır. Kefaret veren kişi, bu yiyeceği kendi adına da verse, başkasının adına da verse, bu nitelik*teki bir yiyecek maddesini vermelidir.

    3. On fakirin her birine tam 1 müd/avuç yiyecek maddesi verilmelidir. 10 müd yiyeceği on bir fakire paylaştırmak ya da beş fakire giyecek, beş fakire de yiyecek vermek durumunda verilen bu kefaret geçerli olmaz.Yemin kefareti olarak fakirlere giyecek verme durumunda, verilen giye*ceklerin pantolon, gömlek, sarık, başörtüsü ve ihram gibi giyilmesi âdet olan ve giysi olarak adlandınlabilen şeyler olması şarttır. Bu giysilerden on tane alıp on fakire dağıtmak yeterli olur. Meselâ eldiven, ayakkabı, kuşak veya tak*kenin verilmesi yeterli olmaz. Verilen giysinin, kendisinden yararlanılabilecek derecede sağlam ve dayanıklı olması şart, fakat yeni olması şart değildir. Yıp-ranmamış olmak kaydıyla giyilmiş, hatta yıkanmış olsa bile kefaret olarak ve*rilmesi yeterli olur.Yemin kefareti vermede insanların örf, âdet, zaman, mekân ve yaşantı farklılıklarını göz önünde bulundurmakta yarar vardır. Sırf kitaplardaki nakille*re dayanarak herkese aynı hükmü uygulamakla hem İslâm'a hem de müslü-manlara haksızlık yapılmış olur. Sırf kitaplarda yazıyor diye aynı tıbbî tedavi yöntemini farklı bölgelerde yaşayan farklı tabiatlara sahip insanlara ayırım gözetmeksizin uygulamak nasıl başarılı sonuçlar getirmezse, dinî hükümleri de bu farklılıkları görmezden gelerek herkese aynı şekilde uygulamak, dinimize karşı büyük bir cinayet olur. (İbn Kayyim, (İ'lâmü'l-Muvakkıîn, 3/66.)

    Kefaret için köle azat etmeye gelince, azat edilecek kölenin mümin olma*sı şarttır. Ancak zamanımızda kölelik müessesesi yaşamadığından, kefaret*lerde köle azat etme hükmünün uygulanmasına imkân kalmamıştır.Ömrünün çoğu zamanında kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kim*selerin yeterli azığından fazla bir şeye sahip olmaması nedeniyle yiyecek ve*ya giyecek vermekten ya da köle azat etmekten âciz olan kişi, nisab miktarı mala sahip olsa bile kefaret olarak üç gün oruç tutar. Çünkü nisab miktarı mal, gerek kendisinin, gerek bakmakla yükümlü olduğu kimselerin ömürlerinin ço*ğu zamanında kendileri için yeterli olmayabilir.Bu orucu tutarken, kefaret orucu olduğuna niyet etmek şarttır. Ama peş peşe tutulması, kuvvetli görüşe göre şart değildir.

    Hanefî mezhebine göre ise bu orucun peş peşe tutulması şarttır.

    J Yemin Kefareti Ne Zaman Verilir?
    Yemin kefaretinin, yemin etmek ve yemini bozmaktan ibaret iki sebebi vardır. Kefaretin, bu iki sebebin vukuundan önce de verilmesi caizdir. Şu şart*la ki, kefaret eğer oruç tutma dışında başka bir şekilde eda ediliyorsa bu ola*bilir. Ama oruç tutarak eda ediliyorsa, oruç bedeni bir ibadet olduğundan do*layı, bu durumda kefaretin sebepten önceye alınması caiz olmaz. Hiç gereği yokken orucu vücûb vaktinden önceye almak, ramazan orucunda da olduğu gibi sahih değildir.Bedenî ibadetin vücûb vaktinden önceye alınması, ancak bir ihtiyaç ne*deniyle caiz olur. Meselâ iki vaktin namazını cem'-i takdîm şeklinde bir arada kılmak gibi.Ramazanda gündüz oruçlu iken cinsel ilişkide bulunmanın kefareti gibi tek sebepli kefaretlerin, sebeplerinden önceye alınması ise caiz değildir. Ye*min kefareti önceden verilir de kefaret sebebi olan yemin bozma hadisesi meydana gelmezse, kefareti vermiş olan kişi, bu kefareti geri almayı şart koş*muş ise veya alan fakir, bunun vücûb vaktinden önce verildiğini biliyorsa sa*hibi bu kefareti geri alabilir. Aksi takdirde geri alması sahih olmaz.Bir vacibi terketmek veya haram bir fiili işlemek üzere edilen günah içe*rikli bir yemini de bozmadan önce kefaretini vermek caizdir.

    K) Yemin Sayısı Arttıkça Kefaret Sayısı da Artar
    Yeminler birden fazla olursa, kefaretler de yeminlerin sayısınca artar. An*cak Hanefî mezhebi müctehidlerinden İmam Muhammed'in görüşüne göre yeminler birden fazla olunca iç içe girerler; bu yeminlerin bozulması durumun*da aynı şekilde kefaretleri de iç içe girerler. Dolayısıyla bu gibi durumlarda bir kefaret vermek yeterli olur. (Cezîrî, Mezâhib, 2/85.)

    L) Yeminlerde Göz Önünde Bulundurulacak Esaslar
    Yeminlerin gereğinin yapılması veya bozulmasında fetva ve yargı bakı*mından göz önünde bulundurulması gereken esaslar şunlardır:

    1. Niyet.

    2. Örf.

    3. Yeminde kullanılan kelimelerin lafzî/literal ve dinî ıstılahtaki anlamı.

    4. Kişiyi yemin etmeye sevkeden sebep.

    Yemin eğer Allah adına and içerek yapılmış ise, örfün anladığı mânaya göre gerçekleşir. Yeminde kullanılan kelimeler mecaz da olsalar, yine örfen anlaşılan mânalarına göre kabul edilirler.

    Yemin eğer talâk (boşama) üzerine yapılırsa, bu yeminde kullanılan keli*melerin örfen anlaşılan mânaları değil, lafızlarından anlaşılan mânaları esas alınır.Bu açıklamadan sonra meselâ bir kişi, "Vallahi şu ağaçtan yemeyeceğim" diye yemin eder de o ağacın meyvesini yerse, ağaç kelimesi gerçekte ağacın kök, dal ve yaprakları anlamını ifade etmekle birlikte yemini bozulmuş olur. Çünkü örfe göre, ağaçtan yememek sözü ile ağacın meyvesinin yenmemesi anlaşılır.

    Aynı şekilde bir vali, "Vallahi evimi onarmayacağım" diye yemin eder de bir başkası onun evini onarırsa yemini bozulur.Yine bir kişi, "Vallahi şu yumurtayı yemeyeceğim" diye yemin eder de o yumurtayı çiğnemeden yutarsa yemini bozulur. Çünkü yutmak kelimesi, örfe göre yemek anlamına gelir. Ama "Talâkıma yemin olsun ki, şu yumurtayı ye*meyeceğim" diye yemin eden kişi, o yumurtayı çiğnemeden yutarsa yemini bozulmaz; eşi de boşanmış olmaz. Zira boşama üzerine yapılan yemin de kul*lanılan kelimeler, örfî anlamlarına göre değil, lafzî anlamlarına göre hüküm ifade ederler ve yutmak kelimesi de lafız olarak yemek anlamını ifade etmez.Niyete gelince bu, yeminde kullanılan kelimenin taşıması muhtemel ol*mayan bir anlama niyet etmedikçe muteber olur. Önceki örneklerde de geçti*ği gibi bir kişi, "Vallahi ben bu işi yapmadım" der de bu sözüyle, "O, Allah'tır" demeye niyet ederse, yemini geçerli olmaz.Yine bunun gibi bir kişi, "Billahi ben bu işi yapacağım" der de bu sözüyle Allah'tan yardım dilemeye niyet ederse sözü, yargı bakımından değil de diya-neten muteber sayılır. Çünkü hâkim huzurunda olmadıkça tevriye (sözün ilk anda anlaşılan mânasını değil de başka mânayı kastetmek), yeminde sahihtir.

    Namaz kılmamaya yemin eden kişi, cenaze namazı kılmakla yeminini bozmuş olmaz. Zira cenaze namazı her ne kadar dinen namaz ise de, örfen namaz sayılmaz; yeminde de örf esas alınır. Bu kişi, rükûlu ve secdeli de ol*sa bir namazı fâsid şekilde kılmakla yeminini bozmuş olmaz.Diğer akidlerde de hüküm böyledir. Meselâ bir akid yapmamaya yemin eden kişi, o akdi sahih bir şekilde yapmadıkça yeminini bozmuş olmaz. Ama haccetmemeye yemin eden kişi, fâsid de olsa haccetmekle yeminini bozmuş olur. (Cezîrî, Mezâhib, 2/95-96.)







+ Yorum Gönder