Konusunu Oylayın.: Cevşen uydurma mı???

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Cevşen uydurma mı???
  1. 11.Haziran.2008, 02:38
    13
    ukkaşe.
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Haziran.2008
    Üye No: 22472
    Mesaj Sayısı: 12
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 37

    --->: Cevşen uydurma mı???

    reklam


    --->: Cevşen uydurma mı??? isimli yazı www.Mumsema.com--->: Cevşen uydurma mı???
    Hazır satılan cevşen de basım ve dağıtımını yapan bir kesimin gelir kaynağıdır ve ticaret metaı olmuştur. Bunun dışında tavsiye edilmesini gerektirecek sahih bir delile dayanmamaktadır.


    Said Nursî, bu ısrarına rağmen, maalesef hiçbir kaynak göstermemiştir. Cevşenü’l-Kebir, cep kitapçığı şeklinde basıldığı hâlde, bunda da herhangi bir kaynağa yer verilmemiştir. Bu duanın Hz. Peygamber (s.a.v.)’e ait olduğu iddia edildiğine göre, hadis kitaplarında yer alması gerekirdi. Oysa, hadis kitaplarında böyle bir duaya rastlanmamaktadır. Şu hâlde, bu duanın Hz. Peygamber’e isnadı yalandır. Maalesef, Nur Risaleleri’ndeki mevzu hadislere uzunca bir tanesi daha eklenmiştir.

    Said Nursî, Cebrail (a.s.)’in Hz. Peygamber (s.a.v.)’e bir gazvede zırhını çıkarmasını ve Cevşen’i okumasını emreden bir vahiy getirdiğini de iddia etmektedir. Bu haberin de ne bir kaynağı ve ne de bir mesnedi vardır. İçinde aynı iddiaların yer aldığı Sözler Yayınevi’nce basılan Cevşen-ül Kebir adlı kitap, Vahye Göre Büyük Zulüm adlı eserde Said Çekmegil tarafından haklı olarak "zulüm karışmış kitap" olarak tavsif edilmiştir.

    Sonra, söz konusu vahiy hangi gazvede gelmiştir? Resulullah’ın herhangi bir gazvede zırhını çıkardığına dair hiçbir rivayet yoktur. Bilâkis, Hz. Peygamber’in şöyle buyurduğu sabittir:

    "Bir peygambere, zırhını giydikten sonra, onunla düşmanları arasında Allah Tealâ hükmünü vermedikçe zırhını çıkarması yaraşmaz."

    Üstelik Cebrail (a.s.), Hz. Peygamber’e zırhını çıkarmasını değil, çıkarmamasını emretmiştir. Hendek Harbi’nde kâfirlerin dağıldığı gecenin sabahı Müslümanlar Medine’ye dönüp silâhlarını bıraktıkları sırada, Cebrail, Resulullah’a gelmiş ve "Zırhını çıkarıyor musun? Melekler, henüz silâhı bırakmadılar. Allah Tealâ, sana Benî Kurayza üzerine yürümeni emrediyor; ben de onlara gidiyorum." demişti.

    Savaşta zırhı çıkarmak şöyle dursun, Hz. Peygamber (s.a.v.) Uhud Günü iki zırhı üst üste giymiştir. Yine aynı savaşta Resulullah’ın başında miğferi de vardı ve aldığı darbe ile miğfer kırılmış; Peygamberimiz de yaralanmıştı. Resulullah’ın savaşlarda kullanmak üzere 9 kılıcı, 7 zırhı, 6 yayı, 2 kalkanı, 5 mızrağı, 2 miğferi vb. silâh ve teçhizatı vardı. Herhâlde, bu Cevşen’den sonra hepsini kaldırıp atmıştır!...



  2. 11.Haziran.2008, 02:38
    13
    ukkaşe. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    reklam


    Hazır satılan cevşen de basım ve dağıtımını yapan bir kesimin gelir kaynağıdır ve ticaret metaı olmuştur. Bunun dışında tavsiye edilmesini gerektirecek sahih bir delile dayanmamaktadır.


    Said Nursî, bu ısrarına rağmen, maalesef hiçbir kaynak göstermemiştir. Cevşenü’l-Kebir, cep kitapçığı şeklinde basıldığı hâlde, bunda da herhangi bir kaynağa yer verilmemiştir. Bu duanın Hz. Peygamber (s.a.v.)’e ait olduğu iddia edildiğine göre, hadis kitaplarında yer alması gerekirdi. Oysa, hadis kitaplarında böyle bir duaya rastlanmamaktadır. Şu hâlde, bu duanın Hz. Peygamber’e isnadı yalandır. Maalesef, Nur Risaleleri’ndeki mevzu hadislere uzunca bir tanesi daha eklenmiştir.

    Said Nursî, Cebrail (a.s.)’in Hz. Peygamber (s.a.v.)’e bir gazvede zırhını çıkarmasını ve Cevşen’i okumasını emreden bir vahiy getirdiğini de iddia etmektedir. Bu haberin de ne bir kaynağı ve ne de bir mesnedi vardır. İçinde aynı iddiaların yer aldığı Sözler Yayınevi’nce basılan Cevşen-ül Kebir adlı kitap, Vahye Göre Büyük Zulüm adlı eserde Said Çekmegil tarafından haklı olarak "zulüm karışmış kitap" olarak tavsif edilmiştir.

    Sonra, söz konusu vahiy hangi gazvede gelmiştir? Resulullah’ın herhangi bir gazvede zırhını çıkardığına dair hiçbir rivayet yoktur. Bilâkis, Hz. Peygamber’in şöyle buyurduğu sabittir:

    "Bir peygambere, zırhını giydikten sonra, onunla düşmanları arasında Allah Tealâ hükmünü vermedikçe zırhını çıkarması yaraşmaz."

    Üstelik Cebrail (a.s.), Hz. Peygamber’e zırhını çıkarmasını değil, çıkarmamasını emretmiştir. Hendek Harbi’nde kâfirlerin dağıldığı gecenin sabahı Müslümanlar Medine’ye dönüp silâhlarını bıraktıkları sırada, Cebrail, Resulullah’a gelmiş ve "Zırhını çıkarıyor musun? Melekler, henüz silâhı bırakmadılar. Allah Tealâ, sana Benî Kurayza üzerine yürümeni emrediyor; ben de onlara gidiyorum." demişti.

    Savaşta zırhı çıkarmak şöyle dursun, Hz. Peygamber (s.a.v.) Uhud Günü iki zırhı üst üste giymiştir. Yine aynı savaşta Resulullah’ın başında miğferi de vardı ve aldığı darbe ile miğfer kırılmış; Peygamberimiz de yaralanmıştı. Resulullah’ın savaşlarda kullanmak üzere 9 kılıcı, 7 zırhı, 6 yayı, 2 kalkanı, 5 mızrağı, 2 miğferi vb. silâh ve teçhizatı vardı. Herhâlde, bu Cevşen’den sonra hepsini kaldırıp atmıştır!...



  3. 11.Haziran.2008, 15:47
    14
    ferdi16
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Mart.2008
    Üye No: 14301
    Mesaj Sayısı: 227
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28

    --->: Cevşen uydurma mı???

    reklam


    Allah razı olsun paylaşım için


  4. 11.Haziran.2008, 15:47
    14
    Devamlı Üye
    reklam


    Allah razı olsun paylaşım için


  5. 11.Haziran.2008, 16:38
    15
    konyasporlufati
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Temmuz.2007
    Üye No: 1392
    Mesaj Sayısı: 9
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 34

    --->: Cevşen uydurma mı???

    Hastalıklardan, cinlerden …vb zararlardan korunmak amacıyla Muska veya Cevşen takılmasının sakıncası var mıdır?

    Elbette! Bir Müslüman’ın böyle bir inanca sahip olarak, bu tür şeyleri taşıması tevhid inancına tamamen aykırıdır.

    Bir kısım ayet ve süreleri, hastalığın türüne göre derleyip, bir muska biçiminde boyuna asmak kesinlikle doğru değildir. Böyle bir şeyin “beni zarardan korur” diyerek boyna asılması Allah’a şirk koşmaktan başka bir şey değildir. Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini istismar eden ve bu istismarlarıyla da maddi menfaat elde eden istismarcılardan bir tanesi de muskacılardır. Muskacılar yazdıkları muskaların; boyuna asılması ve üstte taşınması sonucunda bazı hastalıkları ve kötülükleri uzaklaştıracağını iddia ederler. Onlar, muskanın, muskayı taşıyan şahısları cin ve şeytanlardan koruyacağını da iddia ederler. Bazı muskacılar halkın cehaletinden faydalandıkları için kağıtlara yazdıkları saçma sapan işaretlerle muskacılık yaparlar. Ancak bazı muskacılarda var ki, bunlar Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini istismar ederek muskacılık yaparlar. Bu muskacılar yaptıkları sahtekarlığa, Kur’an-ı Kerim’deki “ Biz Kur’an’dan mü’minlere şifa ve rahmet olan şeyleri indiririz…” (İsra suresi 82. ayet)ayetini delil olarak gösterirler. Bazı muskacılarda, eski alimlerimizin bu konudaki te’villi fetvalarını kullanarak Muskacılığa başlamışlardır. Eski alimlerimizin bazıları “şu şu şartlarda Muska caizdir,” diyerek adeta şartlarına uyulduğunda Muska’nın yapılabileceği açıklamışlardır. Muskacılarda bu fetvalara yapışarak muskacılık yapmışlardır. Bu fetvalara itibar eden Müslümanların büyük bir çoğunluğu muskacıların tuzaklarına düşmekten kurtulamamıştır. Bu tuzaklara düşen Müslümanların boyun aksesuarı haline gelen bir özel muska var ki, bu muskanın adı cevşendir. Son zamanlarda, Müslümanlar arasında cevşenin kullanımı oldukça yaygınlaşmıştır. O’nun deri kılıflısı-metal kılıflısı, yaldızlısı- yaldızsızı, okunanı-taşınanı gibi birçok çeşidi vardır. Çünkü, bu istismarı yapanlar onun her türlüsünü satarak kendilerine maddi menfaat sağlamaktadırlar.Bize göre cevşenle ilgili aktarılan bilgilerin tamamı uydurmadır. Zaten bu rivayetleri nakledenler bile bu rivayetlerin sahih bir senedi olmadığını kabul etmektedirler. Fethullah Gülen’in Prizma adlı kitabının 1. cildinin 147-151 sayfalarında cevşen’in meşruluğu ispatlanmaya çalışılmış ama ne yazık ki “Hakim’in Müstedrek’i dışındaki hiçbir Sünni kaynakta cevşene ait ibare ve ifadelerin birkaçına bile rastlamadığını “ itiraf etmek zorunda kalınmıştır. (Prizma Fethullah Gülen Cilt:1 Sayfa:148) Aynı Cevşenin Şia’nın muteber hiçbir hadis kitabında bulunmadığını da burada ayrıca ifade edelim. Şimdi cevşen hakkındaki bilgileri diyanetin İslam ansiklopedisinden aktaralım. “Cevşen kelimesi sözlükte; bir tür zırh, savaş elbisesi demektir. Anlatıldığına göre Asrı saadette cereyan eden savaşların birinde(bir rivayete göre Uhud’da) “Cebrail, Hz Peygambere zırhını çıkar bu dua hem sana hem de ümmetine zırhtan daha sağlam bir emniyet sağlayacaktır.” Demiştir. Şii kaynakları Cebrail’in, bu dua ile birlikte faziletini de peygambere bildirdiğini kaydederler. Bu rivayetlere göre; Allah cevşeni dünyayı yaratmadan 50.000 yıl önce arşın direkleri üzerine yazmıştır. Bu duayı okuyan veya yazılı olarak üzerinde bulunduran kimse dünyada her türlü beladan, afet, hastalık, yangın ve soygundan korunduğu gibi Allah ile kendisi arasında perde kalmaz ve bütün istekleri yerine getirilir. Çevşen ile Allah’a münacatta bulunan kimseye Bedir şehitleri derecesinde 900.000 şehid sevabı verilir. Bu duayı kefenin üzerine yazan mü’min ise azap görmez. Onu okuyan kimse dört semavi kitabı okumuş gibi olur; her harfi için kendisine Cennette iki ev iki zevce verilir. Ayrıca insandan ve cinlerden bütün mü’minlerin ki kadar sevap kazanır, asla cehenneme girmez.” (Daha fazla bilgi için Diyanet Vakfı yayınlarının çıkarmış olduğu İslam ansiklopedisinin Cevşen maddesine bakınız.)Aktardığımız bu nakilleri okuyan okuyucular; “bunların doğruluğuna aklı başında olan kimse inanmaz” diyeceklerdir. Ama yanılıyorlar! Bu hikayelere tarihte hurafeci bazı Şiilerle, bazı hurafeci Sünniler inanmışlardır. Şii kaynaklarından alındığını yukarıda belirttiğimiz bu hikayeleri Sünni olan Ahmet Ziyaeddin Gümüşhanevi almış ve Mecmu’atu-l Ahzab adlı eserinde nakletmiştir. Daha sonra asrın müceddidi olduğu sanılan bir kişi bu hikayeleri almış ve kendi talebeleri arasında yaymıştır. Bu yanlış yaklaşımın sorumluları bir yana, günümüzdeki birçok hocaefendi bu yanlış yaklaşıma ses çıkarmayarak onların sorumluluklarını paylaşmaktadırlar. Bize göre şartlar ne olursa olsun, bir kısım ayet ve süreleri, hastalığın türüne göre derleyip, bir muska biçiminde boyuna asmak kesinlikle doğru değildir. Böyle bir şeyin “beni zarardan korur” diyerek boyna asılması Allah’a şirk koşmaktan başka bir şey değildir. Yukarda açıkladığımız cevşenin hükmü de muskanın ki ile aynıdır.


  6. 11.Haziran.2008, 16:38
    15
    Hastalıklardan, cinlerden …vb zararlardan korunmak amacıyla Muska veya Cevşen takılmasının sakıncası var mıdır?

    Elbette! Bir Müslüman’ın böyle bir inanca sahip olarak, bu tür şeyleri taşıması tevhid inancına tamamen aykırıdır.

    Bir kısım ayet ve süreleri, hastalığın türüne göre derleyip, bir muska biçiminde boyuna asmak kesinlikle doğru değildir. Böyle bir şeyin “beni zarardan korur” diyerek boyna asılması Allah’a şirk koşmaktan başka bir şey değildir. Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini istismar eden ve bu istismarlarıyla da maddi menfaat elde eden istismarcılardan bir tanesi de muskacılardır. Muskacılar yazdıkları muskaların; boyuna asılması ve üstte taşınması sonucunda bazı hastalıkları ve kötülükleri uzaklaştıracağını iddia ederler. Onlar, muskanın, muskayı taşıyan şahısları cin ve şeytanlardan koruyacağını da iddia ederler. Bazı muskacılar halkın cehaletinden faydalandıkları için kağıtlara yazdıkları saçma sapan işaretlerle muskacılık yaparlar. Ancak bazı muskacılarda var ki, bunlar Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini istismar ederek muskacılık yaparlar. Bu muskacılar yaptıkları sahtekarlığa, Kur’an-ı Kerim’deki “ Biz Kur’an’dan mü’minlere şifa ve rahmet olan şeyleri indiririz…” (İsra suresi 82. ayet)ayetini delil olarak gösterirler. Bazı muskacılarda, eski alimlerimizin bu konudaki te’villi fetvalarını kullanarak Muskacılığa başlamışlardır. Eski alimlerimizin bazıları “şu şu şartlarda Muska caizdir,” diyerek adeta şartlarına uyulduğunda Muska’nın yapılabileceği açıklamışlardır. Muskacılarda bu fetvalara yapışarak muskacılık yapmışlardır. Bu fetvalara itibar eden Müslümanların büyük bir çoğunluğu muskacıların tuzaklarına düşmekten kurtulamamıştır. Bu tuzaklara düşen Müslümanların boyun aksesuarı haline gelen bir özel muska var ki, bu muskanın adı cevşendir. Son zamanlarda, Müslümanlar arasında cevşenin kullanımı oldukça yaygınlaşmıştır. O’nun deri kılıflısı-metal kılıflısı, yaldızlısı- yaldızsızı, okunanı-taşınanı gibi birçok çeşidi vardır. Çünkü, bu istismarı yapanlar onun her türlüsünü satarak kendilerine maddi menfaat sağlamaktadırlar.Bize göre cevşenle ilgili aktarılan bilgilerin tamamı uydurmadır. Zaten bu rivayetleri nakledenler bile bu rivayetlerin sahih bir senedi olmadığını kabul etmektedirler. Fethullah Gülen’in Prizma adlı kitabının 1. cildinin 147-151 sayfalarında cevşen’in meşruluğu ispatlanmaya çalışılmış ama ne yazık ki “Hakim’in Müstedrek’i dışındaki hiçbir Sünni kaynakta cevşene ait ibare ve ifadelerin birkaçına bile rastlamadığını “ itiraf etmek zorunda kalınmıştır. (Prizma Fethullah Gülen Cilt:1 Sayfa:148) Aynı Cevşenin Şia’nın muteber hiçbir hadis kitabında bulunmadığını da burada ayrıca ifade edelim. Şimdi cevşen hakkındaki bilgileri diyanetin İslam ansiklopedisinden aktaralım. “Cevşen kelimesi sözlükte; bir tür zırh, savaş elbisesi demektir. Anlatıldığına göre Asrı saadette cereyan eden savaşların birinde(bir rivayete göre Uhud’da) “Cebrail, Hz Peygambere zırhını çıkar bu dua hem sana hem de ümmetine zırhtan daha sağlam bir emniyet sağlayacaktır.” Demiştir. Şii kaynakları Cebrail’in, bu dua ile birlikte faziletini de peygambere bildirdiğini kaydederler. Bu rivayetlere göre; Allah cevşeni dünyayı yaratmadan 50.000 yıl önce arşın direkleri üzerine yazmıştır. Bu duayı okuyan veya yazılı olarak üzerinde bulunduran kimse dünyada her türlü beladan, afet, hastalık, yangın ve soygundan korunduğu gibi Allah ile kendisi arasında perde kalmaz ve bütün istekleri yerine getirilir. Çevşen ile Allah’a münacatta bulunan kimseye Bedir şehitleri derecesinde 900.000 şehid sevabı verilir. Bu duayı kefenin üzerine yazan mü’min ise azap görmez. Onu okuyan kimse dört semavi kitabı okumuş gibi olur; her harfi için kendisine Cennette iki ev iki zevce verilir. Ayrıca insandan ve cinlerden bütün mü’minlerin ki kadar sevap kazanır, asla cehenneme girmez.” (Daha fazla bilgi için Diyanet Vakfı yayınlarının çıkarmış olduğu İslam ansiklopedisinin Cevşen maddesine bakınız.)Aktardığımız bu nakilleri okuyan okuyucular; “bunların doğruluğuna aklı başında olan kimse inanmaz” diyeceklerdir. Ama yanılıyorlar! Bu hikayelere tarihte hurafeci bazı Şiilerle, bazı hurafeci Sünniler inanmışlardır. Şii kaynaklarından alındığını yukarıda belirttiğimiz bu hikayeleri Sünni olan Ahmet Ziyaeddin Gümüşhanevi almış ve Mecmu’atu-l Ahzab adlı eserinde nakletmiştir. Daha sonra asrın müceddidi olduğu sanılan bir kişi bu hikayeleri almış ve kendi talebeleri arasında yaymıştır. Bu yanlış yaklaşımın sorumluları bir yana, günümüzdeki birçok hocaefendi bu yanlış yaklaşıma ses çıkarmayarak onların sorumluluklarını paylaşmaktadırlar. Bize göre şartlar ne olursa olsun, bir kısım ayet ve süreleri, hastalığın türüne göre derleyip, bir muska biçiminde boyuna asmak kesinlikle doğru değildir. Böyle bir şeyin “beni zarardan korur” diyerek boyna asılması Allah’a şirk koşmaktan başka bir şey değildir. Yukarda açıkladığımız cevşenin hükmü de muskanın ki ile aynıdır.


  7. 12.Haziran.2008, 21:00
    16
    elcevaz13
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Haziran.2008
    Üye No: 22761
    Mesaj Sayısı: 1
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 33

    --->: Cevşen uydurma mı???

    Cevşen ile ilgili pek çok düşünce ve görüş ortaya atılmıştır. Daha çok Şiî kaynaklardan gelmiş olması, Ehl-i Sünnet'in Cevşen'e karşı soğuk davranmasına sebep olmuştur. Ancak bizim Cevşen ile ilgili mülâhazamız biraz husûsiyet arz etmektedir. Onun için de başkalarına ait görüşlerin naklinden daha çok, biz burada kendi mülâhazalarımızı aktarmak istiyoruz:
    1. Cevşen, hâlisâne yapılmış bir duadır. Onun hangi cümle ve kelimesi ele alınırsa alınsın, damla damla ihlâs ve samimiyet yüklü dua takattur eder. Durum böyle olunca, Cevşen kime izafe edilirse edilsin, özdeki bu husûsiyete tesir etmemeli. Burada, "Bir sözün Efendimiz'e izafesiyle bir başkasına izafesi arasında fark yoktur." demek istemiyoruz elbette. Demek istediğimiz şudur: Cevşen'in asgarî vasfı onun bir dua olmasıdır. Başka hiçbir özelliği bulunmasa, sadece onun bu özelliği bile, Cevşen'e bir değer ve kıymet atfetmek için yeterli bir sebeptir. Halbuki onun daha nice özellikleri vardır ki, diğer maddelerde bazılarına işaret edilecektir. Öyleyse, sadece senedine âit şaibeden dolayı Cevşen'i tenkit pek haklı bir davranış olmasa gerek.
    Peygamberâne ifadeler
    2. Efendimiz'e ait sözlerin bütün beşer sözlerine bir rüçhaniyet ve üstünlüğü vardır. O'na ait beyan ve sözleri seçip tanımada maharet kazanmışlara gizli kalmayacak bir gerçektir ki, Cevşen baştan sona peygamberâne ifadelerle bezeli bir edâya sahiptir. Bu sebeple de duada O'na ait malzemeleri kullanmak hem önemli hem de kabule daha yakındır. Fakat yine de bu bir tercih meselesidir. Yoksa insan namazın dışındaki duaları hangi dille yaparsa yapsın bu durum duanın aslına tesir etmez; zira Cenab-ı Hak bütün dilleri bilir ve duaya icabette sadece duanın samimi ve gönülden olmasını esas alır. Zaten dillerin ve renklerin ayrı ayrı oluşu O'nun kudretini ele veren âyetlerden değil mi?
    3. Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi Sünnî kaynaklar Cevşen'e yer vermezler. Sadece Hâkim'in Müstedrek'inde Cevşen'den birkaç fıkrayı görebiliriz. Onun dışındaki eserlerde ben şimdiye kadar, Cevşen'e ait ibare ve ifadelerin birkaçının bile nakledildiğini görmedim. Ancak bu tamamen senede ait bir husûsiyete dayanılarak alınmış müşterek tavrın tezahüründen başka bir şey değildir ve Cevşen'in değerine menfî yönde etki edecek bir ağırlığı da yoktur. Nitekim Buharî ve Müslim'in rivayet ettiği pek çok hadis var ki; aynı hadisler çok küçük farklarla, hatta bazen aynı şekliyle Küleynî'nin el-Kâfî'sinde yer almaktadır. Ne var ki Ehl-i Sünnet alimleri Küleynî'den tek bir nakilde dahi bulunmamışlardır. Halbuki onda yer alan hadisler, Buharî ve Müslim'de de yer aldıklarına göre hem senet hem de lafız itibarıyla cerhi söz konusu olmayan hadislerdir. Ancak, el-Kâfî'de yer alan hadisleri daha çok Şiî imamlar nakletmişler ve bu sebeple de Sünnîlerce, daha işin başında endişeyle karşılanmışlardır. Cevşen için de aynı durum söz konusu olmuştur. Eğer Cevşen Şiî imamlar yoluyla nakledilmemiş olsaydı, öyle zannediyorum ki, bütün Sünnîlerce kabul görecek ve baş tacı edilecekti. Fakat Cevşen, senet yönüyle bir talihsizliğe uğradığı için, bunca insan sırf bu yüzden onun nurlu, feyizli ve bereketli ikliminden mahrum kalmıştır. Şu anda böyle bir talihsizliği önleyecek güçte de değiliz. Asırların birikimiyle vücut bulmuş böyle bir kanaati bertaraf etmek imkânsız olmasa bile çok zordur.
    4. Bazen hadis kriterleri ölçü olmayabilir. Ehlullahın Efendimiz'den keşfen hadis alması hiç de az vâki olmuş hâdiselerden değildir. İmam Rabbanî der ki: "Ben, İbni Mesud'dan, Muavvizeteyn'in Kur'ân'dan olmadığına dair rivayetini görünce, bu sûreleri farz namazlarımda da okumamaya başladım. Ne zaman ki, Efendimiz'den onların Kur'ân'dan olduğuna dair ihtar aldım, ancak o zaman bu sûreleri farz namazlarımda da okumaya başladım." Bazılarının bizim Kunut duâsı olarak okuduklarımızı, Kur'ân'dan kabul etmesi de, yukarıda işaret etmek istediğimiz husûsa ayrı bir delil kabul edilebilir. Ve yine İmam Rabbanî'den bir misal.. diyor ki: "Ben bazı hususlarda İmam Şafiî'yi taklit ediyordum. Ancak bana İmam Ebu Hanife'nin peygamberlik mesleğini temsil ettiği ihsas edildi. Ben de Ebu Hanife'ye iktida ettim..."
    Bu durum da elbet belli kriter ve ölçü gerektirir. Yoksa önüne gelen herkes keşfen birşeyler aldığını söyler ve ortalık bir sürü uydurma keşiflerle dolar. Ama bazı büyük zatları bu kategoriye dahil etmek çok büyük yanılgı olur. Onlar "keşfen aldık" dediklerini mutlaka öyle almışlardır ve dedikleri de katiyen doğrudur. Ne var ki, bunları belli hadis kriterleri içinde tahlil etmek imkânsızdır. Onun için de hadisçiler bu türlü ifadelere iltifat etmemişlerdir. Ama onların iltifat etmemesi bu ifadelerin doğru olmadığı mânâsına da gelmez. Bütün bu söylediklerimiz Cevşen için de aynen geçerlidir. Onun için biz kesinlikle diyoruz ki, Cevşen mânâsı itibarıyla Efendimiz'e ilham veya vahiy yoluyla gelmiştir. Daha sonra da ehlullahtan birisi bu Cevşen'i keşif yoluyla Efendimiz'den almış ve Cevşen bize kadar öyle ulaşmıştır.
    Bu hususlara şunu da ilave etmek faydalı olur kanaatindeyim. İmam Gazalî gibi bir allame, Gümüşhanevî gibi bir büyük veli ve Bediüzzaman gibi bir sahibkırân, Cevşen'i kabullenip onu vird edinmişlerdir. Hatta İmam Gazalî ona bir şerh yazmıştır. Cevşen'in me'hazindeki kuvvet ve kudsiyete ait başka hiçbir delil ve bürhan olmasa, sadece isimlerini verdiğimiz büyüklerin bu kabullenişleri ve yüz binlerce insanın Cevşen'e gönülden bağlanıp değer atfetmeleri, Cevşen hakkında en azından ihtiyatlı konuşmaya yetecek güç ve kuvvette delillerdir. Sadece senedine ait bir boşluktan dolayı Cevşen'e dil uzatmak en ılımlı ifadeyle bir haksızlıktır.


  8. 12.Haziran.2008, 21:00
    16
    elcevaz13 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Cevşen ile ilgili pek çok düşünce ve görüş ortaya atılmıştır. Daha çok Şiî kaynaklardan gelmiş olması, Ehl-i Sünnet'in Cevşen'e karşı soğuk davranmasına sebep olmuştur. Ancak bizim Cevşen ile ilgili mülâhazamız biraz husûsiyet arz etmektedir. Onun için de başkalarına ait görüşlerin naklinden daha çok, biz burada kendi mülâhazalarımızı aktarmak istiyoruz:
    1. Cevşen, hâlisâne yapılmış bir duadır. Onun hangi cümle ve kelimesi ele alınırsa alınsın, damla damla ihlâs ve samimiyet yüklü dua takattur eder. Durum böyle olunca, Cevşen kime izafe edilirse edilsin, özdeki bu husûsiyete tesir etmemeli. Burada, "Bir sözün Efendimiz'e izafesiyle bir başkasına izafesi arasında fark yoktur." demek istemiyoruz elbette. Demek istediğimiz şudur: Cevşen'in asgarî vasfı onun bir dua olmasıdır. Başka hiçbir özelliği bulunmasa, sadece onun bu özelliği bile, Cevşen'e bir değer ve kıymet atfetmek için yeterli bir sebeptir. Halbuki onun daha nice özellikleri vardır ki, diğer maddelerde bazılarına işaret edilecektir. Öyleyse, sadece senedine âit şaibeden dolayı Cevşen'i tenkit pek haklı bir davranış olmasa gerek.
    Peygamberâne ifadeler
    2. Efendimiz'e ait sözlerin bütün beşer sözlerine bir rüçhaniyet ve üstünlüğü vardır. O'na ait beyan ve sözleri seçip tanımada maharet kazanmışlara gizli kalmayacak bir gerçektir ki, Cevşen baştan sona peygamberâne ifadelerle bezeli bir edâya sahiptir. Bu sebeple de duada O'na ait malzemeleri kullanmak hem önemli hem de kabule daha yakındır. Fakat yine de bu bir tercih meselesidir. Yoksa insan namazın dışındaki duaları hangi dille yaparsa yapsın bu durum duanın aslına tesir etmez; zira Cenab-ı Hak bütün dilleri bilir ve duaya icabette sadece duanın samimi ve gönülden olmasını esas alır. Zaten dillerin ve renklerin ayrı ayrı oluşu O'nun kudretini ele veren âyetlerden değil mi?
    3. Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi Sünnî kaynaklar Cevşen'e yer vermezler. Sadece Hâkim'in Müstedrek'inde Cevşen'den birkaç fıkrayı görebiliriz. Onun dışındaki eserlerde ben şimdiye kadar, Cevşen'e ait ibare ve ifadelerin birkaçının bile nakledildiğini görmedim. Ancak bu tamamen senede ait bir husûsiyete dayanılarak alınmış müşterek tavrın tezahüründen başka bir şey değildir ve Cevşen'in değerine menfî yönde etki edecek bir ağırlığı da yoktur. Nitekim Buharî ve Müslim'in rivayet ettiği pek çok hadis var ki; aynı hadisler çok küçük farklarla, hatta bazen aynı şekliyle Küleynî'nin el-Kâfî'sinde yer almaktadır. Ne var ki Ehl-i Sünnet alimleri Küleynî'den tek bir nakilde dahi bulunmamışlardır. Halbuki onda yer alan hadisler, Buharî ve Müslim'de de yer aldıklarına göre hem senet hem de lafız itibarıyla cerhi söz konusu olmayan hadislerdir. Ancak, el-Kâfî'de yer alan hadisleri daha çok Şiî imamlar nakletmişler ve bu sebeple de Sünnîlerce, daha işin başında endişeyle karşılanmışlardır. Cevşen için de aynı durum söz konusu olmuştur. Eğer Cevşen Şiî imamlar yoluyla nakledilmemiş olsaydı, öyle zannediyorum ki, bütün Sünnîlerce kabul görecek ve baş tacı edilecekti. Fakat Cevşen, senet yönüyle bir talihsizliğe uğradığı için, bunca insan sırf bu yüzden onun nurlu, feyizli ve bereketli ikliminden mahrum kalmıştır. Şu anda böyle bir talihsizliği önleyecek güçte de değiliz. Asırların birikimiyle vücut bulmuş böyle bir kanaati bertaraf etmek imkânsız olmasa bile çok zordur.
    4. Bazen hadis kriterleri ölçü olmayabilir. Ehlullahın Efendimiz'den keşfen hadis alması hiç de az vâki olmuş hâdiselerden değildir. İmam Rabbanî der ki: "Ben, İbni Mesud'dan, Muavvizeteyn'in Kur'ân'dan olmadığına dair rivayetini görünce, bu sûreleri farz namazlarımda da okumamaya başladım. Ne zaman ki, Efendimiz'den onların Kur'ân'dan olduğuna dair ihtar aldım, ancak o zaman bu sûreleri farz namazlarımda da okumaya başladım." Bazılarının bizim Kunut duâsı olarak okuduklarımızı, Kur'ân'dan kabul etmesi de, yukarıda işaret etmek istediğimiz husûsa ayrı bir delil kabul edilebilir. Ve yine İmam Rabbanî'den bir misal.. diyor ki: "Ben bazı hususlarda İmam Şafiî'yi taklit ediyordum. Ancak bana İmam Ebu Hanife'nin peygamberlik mesleğini temsil ettiği ihsas edildi. Ben de Ebu Hanife'ye iktida ettim..."
    Bu durum da elbet belli kriter ve ölçü gerektirir. Yoksa önüne gelen herkes keşfen birşeyler aldığını söyler ve ortalık bir sürü uydurma keşiflerle dolar. Ama bazı büyük zatları bu kategoriye dahil etmek çok büyük yanılgı olur. Onlar "keşfen aldık" dediklerini mutlaka öyle almışlardır ve dedikleri de katiyen doğrudur. Ne var ki, bunları belli hadis kriterleri içinde tahlil etmek imkânsızdır. Onun için de hadisçiler bu türlü ifadelere iltifat etmemişlerdir. Ama onların iltifat etmemesi bu ifadelerin doğru olmadığı mânâsına da gelmez. Bütün bu söylediklerimiz Cevşen için de aynen geçerlidir. Onun için biz kesinlikle diyoruz ki, Cevşen mânâsı itibarıyla Efendimiz'e ilham veya vahiy yoluyla gelmiştir. Daha sonra da ehlullahtan birisi bu Cevşen'i keşif yoluyla Efendimiz'den almış ve Cevşen bize kadar öyle ulaşmıştır.
    Bu hususlara şunu da ilave etmek faydalı olur kanaatindeyim. İmam Gazalî gibi bir allame, Gümüşhanevî gibi bir büyük veli ve Bediüzzaman gibi bir sahibkırân, Cevşen'i kabullenip onu vird edinmişlerdir. Hatta İmam Gazalî ona bir şerh yazmıştır. Cevşen'in me'hazindeki kuvvet ve kudsiyete ait başka hiçbir delil ve bürhan olmasa, sadece isimlerini verdiğimiz büyüklerin bu kabullenişleri ve yüz binlerce insanın Cevşen'e gönülden bağlanıp değer atfetmeleri, Cevşen hakkında en azından ihtiyatlı konuşmaya yetecek güç ve kuvvette delillerdir. Sadece senedine ait bir boşluktan dolayı Cevşen'e dil uzatmak en ılımlı ifadeyle bir haksızlıktır.


  9. 28.Haziran.2008, 21:26
    17
    hüseyin11
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Mayıs.2008
    Üye No: 21772
    Mesaj Sayısı: 13
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 37

    --->: Cevşen uydurma mı???

    Cevşenin içeriğinde dua olarak bir sakınca yoksa bırakın millet etsin Duasını.Ama cevşeni öven veya farklı bir yerlere getiren sözleri ise almayın, kullanmayın.İnsanlar onunla Allah'a dua ediyorsa bırakın etsinler.Nihayetinde bir dua.
    Kul elllerini açmış Allah'a duasını ediyor.Tek etsin de Rabbine duasını...,Tek Rabbinden istesinde...,Tek Rabbine ümit bağlasında...Allah'ın güzel isimleriyle ne kadar güzel değil mi!


  10. 28.Haziran.2008, 21:26
    17
    Cevşenin içeriğinde dua olarak bir sakınca yoksa bırakın millet etsin Duasını.Ama cevşeni öven veya farklı bir yerlere getiren sözleri ise almayın, kullanmayın.İnsanlar onunla Allah'a dua ediyorsa bırakın etsinler.Nihayetinde bir dua.
    Kul elllerini açmış Allah'a duasını ediyor.Tek etsin de Rabbine duasını...,Tek Rabbinden istesinde...,Tek Rabbine ümit bağlasında...Allah'ın güzel isimleriyle ne kadar güzel değil mi!


  11. 29.Haziran.2008, 08:44
    18
    celikihsan87
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Eylül.2007
    Üye No: 2464
    Mesaj Sayısı: 66
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 30
    Bulunduğu yer: bursa-ısparta

    --->: Cevşen uydurma mı???

    sonunda biri kopyala-yapıştır yapmak yerine kendi fikrini yazdı.teşekkürler.



  12. 29.Haziran.2008, 08:44
    18
    Devamlı Üye
    sonunda biri kopyala-yapıştır yapmak yerine kendi fikrini yazdı.teşekkürler.



  13. 29.Haziran.2008, 09:13
    19
    zehracan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Mayıs.2008
    Üye No: 19267
    Mesaj Sayısı: 41
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Cevşen uydurma mı???

    hüseyin11 Nickli Üyeden Alıntı
    Cevşenin içeriğinde dua olarak bir sakınca yoksa bırakın millet etsin Duasını.Ama cevşeni öven veya farklı bir yerlere getiren sözleri ise almayın, kullanmayın.İnsanlar onunla Allah'a dua ediyorsa bırakın etsinler.Nihayetinde bir dua.
    Kul elllerini açmış Allah'a duasını ediyor.Tek etsin de Rabbine duasını...,Tek Rabbinden istesinde...,Tek Rabbine ümit bağlasında...Allah'ın güzel isimleriyle ne kadar güzel değil mi!
    Yüce Rabbimizin varlığına ve birliğine,Kur'an-ı Kerimin O'nun kelamı olduğuna,Hz.Muhammede Mustafa sallallahü aleyhi ve sellem Efendimizin de Allah Teala Hazretlerinin biz Müslümanlara peygamber olarak gönderildiğine samimi bir kalp ile inanan kişiye zaten kalbi rehber olur,Rabbi onu yanıltmaz...hüseyin kardeşimizin de söylediği gibi dua etmek,helede içinde ESMA-ÜL HÜSNA varsa ne güzeldir


  14. 29.Haziran.2008, 09:13
    19
    zehracan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    hüseyin11 Nickli Üyeden Alıntı
    Cevşenin içeriğinde dua olarak bir sakınca yoksa bırakın millet etsin Duasını.Ama cevşeni öven veya farklı bir yerlere getiren sözleri ise almayın, kullanmayın.İnsanlar onunla Allah'a dua ediyorsa bırakın etsinler.Nihayetinde bir dua.
    Kul elllerini açmış Allah'a duasını ediyor.Tek etsin de Rabbine duasını...,Tek Rabbinden istesinde...,Tek Rabbine ümit bağlasında...Allah'ın güzel isimleriyle ne kadar güzel değil mi!
    Yüce Rabbimizin varlığına ve birliğine,Kur'an-ı Kerimin O'nun kelamı olduğuna,Hz.Muhammede Mustafa sallallahü aleyhi ve sellem Efendimizin de Allah Teala Hazretlerinin biz Müslümanlara peygamber olarak gönderildiğine samimi bir kalp ile inanan kişiye zaten kalbi rehber olur,Rabbi onu yanıltmaz...hüseyin kardeşimizin de söylediği gibi dua etmek,helede içinde ESMA-ÜL HÜSNA varsa ne güzeldir


  15. 14.Temmuz.2008, 13:59
    20
    İkram
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Temmuz.2008
    Üye No: 25307
    Mesaj Sayısı: 18
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Bulunduğu yer: Dünya

    --->: Cevşen uydurma mı???

    abdulkadir_ Nickli Üyeden Alıntı

    f.g. için aynı şeyi söyleyemeyiz kesinlikle.
    Burda Fetullah Gülen Hocaefendimiz için ne türlü düşünceler barındırdığını sorabilirmiyim?


  16. 14.Temmuz.2008, 13:59
    20
    Üye
    abdulkadir_ Nickli Üyeden Alıntı

    f.g. için aynı şeyi söyleyemeyiz kesinlikle.
    Burda Fetullah Gülen Hocaefendimiz için ne türlü düşünceler barındırdığını sorabilirmiyim?


  17. 14.Temmuz.2008, 14:16
    21
    yeşil-mor
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Mayıs.2008
    Üye No: 19773
    Mesaj Sayısı: 46
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 24

    --->: Cevşen uydurma mı???

    ben cevşeni taşımıyorum
    her gün dua niyetine okuyorum 5 hizb


  18. 14.Temmuz.2008, 14:16
    21
    ben cevşeni taşımıyorum
    her gün dua niyetine okuyorum 5 hizb


  19. 15.Temmuz.2008, 14:32
    22
    rky_
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Mayıs.2008
    Üye No: 21441
    Mesaj Sayısı: 8
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Bulunduğu yer: Antalya

    --->: Cevşen uydurma mı???

    tövbe estagfirullah konu çok saptırılmış agzı olan konuşuyor


  20. 15.Temmuz.2008, 14:32
    22
    Üye
    tövbe estagfirullah konu çok saptırılmış agzı olan konuşuyor


  21. 30.Temmuz.2008, 19:53
    23
    md0000
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Şubat.2008
    Üye No: 11002
    Mesaj Sayısı: 6
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 50
    Bulunduğu yer: gaziantep

    --->: Cevşen uydurma mı???

    900.000 ŞEHİT SEVABI. . . HA!

    Ya bukadar ucuzmu dağıtılıyor bu sevaplar. Namaz kılma, haramları helal say (helal gibi hergün yap) sabah akşam küfür işlerle uğraş sonrada al eline cevşen denilen manasını bilmediğin bir şeyi oku

    olacak şey değil o zaman ben neden okuyorum ve neden arapça öğrenmeye çalışıyorum
    ve neden okuyorum onlarca kitabı ilim öğrenmek için, ve amellerimi Allah ve rasulunun menheci (yolu/yöntemi) üzere yapmaya gayret sarfediyorum.

    ben ozaman alırım bir cevşen okurum ne namaz kılarım nede diğer nefsime zor gelen ibadetleri yaparım. nasıl olsa şehitler cennete girecek ve bende tam dokuzyüzbin defa cennete girerim ve yılda onkez okusam herhalde tam 9000.000 defa hakederim cenneti

    bukadar daha söyleyeceğim yok böyle bidatleri yapanları Allaha şikayet eder beni böyle bidatlerden koruması için kendisine sığınırım.

    Allahın selamı iman edenlerin üzerine olsun


  22. 30.Temmuz.2008, 19:53
    23
    md0000 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    900.000 ŞEHİT SEVABI. . . HA!

    Ya bukadar ucuzmu dağıtılıyor bu sevaplar. Namaz kılma, haramları helal say (helal gibi hergün yap) sabah akşam küfür işlerle uğraş sonrada al eline cevşen denilen manasını bilmediğin bir şeyi oku

    olacak şey değil o zaman ben neden okuyorum ve neden arapça öğrenmeye çalışıyorum
    ve neden okuyorum onlarca kitabı ilim öğrenmek için, ve amellerimi Allah ve rasulunun menheci (yolu/yöntemi) üzere yapmaya gayret sarfediyorum.

    ben ozaman alırım bir cevşen okurum ne namaz kılarım nede diğer nefsime zor gelen ibadetleri yaparım. nasıl olsa şehitler cennete girecek ve bende tam dokuzyüzbin defa cennete girerim ve yılda onkez okusam herhalde tam 9000.000 defa hakederim cenneti

    bukadar daha söyleyeceğim yok böyle bidatleri yapanları Allaha şikayet eder beni böyle bidatlerden koruması için kendisine sığınırım.

    Allahın selamı iman edenlerin üzerine olsun


  23. 02.Kasım.2008, 23:18
    24
    irem naz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Ocak.2008
    Üye No: 7042
    Mesaj Sayısı: 384
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    --->: Cevşen uydurma mı???

    Hastalıklardan, cinlerden …vb zararlardan korunmak amacıyla Muska veya Cevşen takılmasının sakıncası var mıdır?

    Elbette! Bir Müslüman’ın böyle bir inanca sahip olarak, bu tür şeyleri taşıması tevhid inancına tamamen aykırıdır.

    Bir kısım ayet ve süreleri, hastalığın türüne göre derleyip, bir muska biçiminde boyuna asmak kesinlikle doğru değildir. Böyle bir şeyin “beni zarardan korur” diyerek boyna asılması Allah’a şirk koşmaktan başka bir şey değildir. Allah razı olsun kardeşim allah kelamı yazan şeyle tuvalete giriyorlar .öle bişey olsaydı bütün alim ler kuranı küçültüp üzerinde taşınmasını sağlarlardı deyilmi


  24. 02.Kasım.2008, 23:18
    24
    Devamlı Üye
    Hastalıklardan, cinlerden …vb zararlardan korunmak amacıyla Muska veya Cevşen takılmasının sakıncası var mıdır?

    Elbette! Bir Müslüman’ın böyle bir inanca sahip olarak, bu tür şeyleri taşıması tevhid inancına tamamen aykırıdır.

    Bir kısım ayet ve süreleri, hastalığın türüne göre derleyip, bir muska biçiminde boyuna asmak kesinlikle doğru değildir. Böyle bir şeyin “beni zarardan korur” diyerek boyna asılması Allah’a şirk koşmaktan başka bir şey değildir. Allah razı olsun kardeşim allah kelamı yazan şeyle tuvalete giriyorlar .öle bişey olsaydı bütün alim ler kuranı küçültüp üzerinde taşınmasını sağlarlardı deyilmi





+ Yorum Gönder
Git İlk 123 Son