Konusunu Oylayın.: Şehitlik istemek ve bu konuda görülen rüyalar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Şehitlik istemek ve bu konuda görülen rüyalar
  1. 27.Şubat.2013, 23:17
    1
    azeri
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Şubat.2013
    Üye No: 100384
    Mesaj Sayısı: 63
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Şehitlik istemek ve bu konuda görülen rüyalar






    Şehitlik istemek ve bu konuda görülen rüyalar Mumsema ben şehit olmak için iki yıldır dua ediyorum ve arada rüya görüyom bununla ilgili. geçen gün dua ettim rüya görüyüm diye rüya görmedim ama sabah kalktığımda annem televizyonu açmış ve televizyonda bir film vardı adı şehitten haber var dı. bu tesadüf mü yoksa şehit olacağıma bir işaret mi ?


  2. 27.Şubat.2013, 23:17
    1
    azeri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    ben şehit olmak için iki yıldır dua ediyorum ve arada rüya görüyom bununla ilgili. geçen gün dua ettim rüya görüyüm diye rüya görmedim ama sabah kalktığımda annem televizyonu açmış ve televizyonda bir film vardı adı şehitten haber var dı. bu tesadüf mü yoksa şehit olacağıma bir işaret mi ?


    Benzer Konular

    - Miraç Kandilinde Görülen Rüyalar

    - İstiharede görülen rüyalar

    - Seher vaktinde görülen rüyalar

    - Berat gecesi görülen rüyalar

    - Karanlık fonda görülen rüyalar

  3. 27.Şubat.2013, 23:23
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Şehitlik istemek ve bu konuda görülen rüyalar




    Duada Allah'tan şehitlik istemek doğru mudur?

    Değerli kardeşimiz;

    Bir insanın ölmek için dua etmesi caiz değildir; ancak şehit olmayı istemesi caizdir. Bu hususta Allah Resulü (a.s.m )'nun ifadeleri aynen şöyledir.

    Hz. Enes ( r.a ) anlatıyor. Rasulullah ( a.s.m ) buyurdular:

    "Sizden hiç kimse maruz kaldığı bir zarar sebebiyle, ölümü temenni etmesin. Mutlaka onu yapmak mecburiyeti hissederse, bari şöyle söylesin: Rabbim! Hakkımda hayat hayırlı ise, yaşat. Ölüm hayırlı ise canımı al." ( Buhari, merda,19)

    İnsanın kaderinde ölüm vakti bellidir ve o vakit geldiğinde insan ölümü tadacaktır. Buradaki ince bir hususu arzetmek gerekir ki: Allah Teala'nın ilmi ezelidir. Yani geçmiş ve gelecek onun ilminde vardır. Allah Teala ezeli ilmi ile kulunun dualarını ve isteklerini bilip ona göre kader programını belirler.

    Bir şey hakkında verilen karar, kader demektir. O kararın infazı, kaza demektir. O kararın ibtaliyle hükmü kazadan afvetmek, atâ demektir. Evet yumuşak bir otun damarları katı taşı deldiği gibi, atâ da kaza kanununun kat'iyyetini deler. Kaza da ok gibi kader kararlarını deler. Demek atânın kazaya nisbeti, kazanın kadere nisbeti gibidir. Atâ, kaza kanununun şümulünden ihraçtır. Kaza da kader kanununun külliyetinden ihracıdır. Bu hakikate vâkıf olan ârif: "Ya İlahî! Hasenatım senin atândandır. Seyyiatım da senin kazandandır. Eğer atân olmasa idi, helâk olurdum." der. (Mesnevi-i Nuriye, 206)

    Yani, ata, bir şey hakkında verilen kararın iptali ve hükmün kaza edilmekten afvedilmesi, şeklinde tarif edilmektedir. Ata denilince, o Rahîm-i Kerim'in ve Gafûru'r-Rahîm'in af ve ihsanı anlaşılır.

    Atanın kaza kanununu, kazanın da kaderi bozmasını şöyle açıklayabiliriz: Bir padişahın umumî kanunları yanında bir de belli günlerde tatbik ettiği af ve ata kanunu vardır. Padişah o günlerde, suçlulardan bir kısmını afveder, diğer bir kısmının cezalarını hafifleştirir, bir kısım raiyetinin ise rütbelerini yükseltir ve maaşlarını artırır. İşte, daha önce umumî kanunla takdir edilen ceza, rütbe ve maaşlar, bu ata kanunuyla yürürlükten kaldırılmış olur.

    Meselâ, bir şakinin işlediği bir suça karşılık on yıl hapis yatması takdir edilmiş olsun. Ata kanunuyla bu cezanın afvedilmesi halinde artık ceza infaz edilmez ve ata, kaza kanununu bozmuş olur. Cezanın kaza edilmemesiyle de kader kanunu, yâni onun suçuna mukabil takdir edilen on yıllık hapis cezası bozulmuş olmaktadır. İşte, bu misâl gibi, insanların işledikleri günahlara karşılık, kendilerine takdir edilen uhrevî cezalar Cenâb-ı Hakk'ın ata kanunuyla, yâni O'nun af ve ihsanıyla kaza edilmekten alıkonmakta ve böylece ata kanunu Kaza kanununu bozmaktadır. Aynı şekilde, kazanın bozulmasıyla kader kanunu da bozulmuş, takdir edilen ceza değişikliğe uğramış olmaktadır.

    Bir başka misal, kul bir günah yerine gitmek niyet ve meyliyle evden çıkar. O bu niyetle irâde düğmesine dokunduğu için, Allah da meylinin neticesini yaratacak ve onu irâde ettiği yere götürecektir. Fakat, o kulun güzel bir hali, Allah (c.c)’ın hoşuna gidecek bir tarafı, söz gelimi gecesinin zülüfünde iki damla gözyaşı ya da arabasıyla bir-iki arkadaşını bir sohbete götürüşü vardır da, bunlar Rahmet-i İlâhî'yi ihtizaza getirmiştir ve Allah (c.c) da yolda o kulun karşısına kendisini günah mahalline değil de gülzâra götürecek bir arkadaş çıkarır ve kulun iradesiyle hak ettiği hükmü değiştirir. İşte, Allah (c.c)’ın sebepli sebepsiz kulu hakkındaki bir hükmü veya bir kazâyı onun lehinde değiştirmesi, O’na ait bir atâdır.

    Diğer taraftan, "ata, kaza kanununun şümulünden ihraçtır" denmektedir. Şöyle ki, bir günah için takdir edilen ceza külli bir kanun iledir. Yâni, şu suçu işleyene şu ceza verilir, şeklindeki takdir, küllidir. Söz konusu suçu işleyen bir kimsenin tövbe etmesi halinde, günahının afvedilmesi ile kaza kanununun şümulünden bir ihraç durumu hâsıl olmaktadır. Bu ise aynı zamanda, kader kanununu külliyetinden bir ihraç mânâsındadır.

    Yukarıda açıklamaya çalıştığımız kaide, kaderin değişip değişmediği sorusunu hatıra getirmektedir. Bu nokta da şunu ifâde edelim ki, İlm-i İlâhî'nin değişmesi muhaldir. Ezelden ebede kadar olmuş ve olacak bütün hâdiseler gibi, ata kanununun tatbikatı da o ilmin şümûlündedir. Bu kader değişmez. Değişiklikler sabit ve derin olan Levh-i Mahfûz'un daire-i mümkinatta bir defteri ve yazar bozar tahtası hükmündeki Levh-i Mahv ve İsbat'ta olmaktadır. Önce takdir edilen nice cezalar, daha sonra tövbe vesilesiyle ve ata kanunu ile afvedilmekte, Levh-i Mahv ve İsbat'tan silinmekte ve kaza edilmemektedir. Nitekim bir âyet-i kerîmede şöyle buyurulmaktadir:

    "Allah dilediği şeyi mahveder ve dilediğini isbat eder. Nezdinde kitabın aslı olan Levh-i Mahfuz vardır."(Ra'd, 13/39)






  4. 27.Şubat.2013, 23:23
    2
    Moderatör



    Duada Allah'tan şehitlik istemek doğru mudur?

    Değerli kardeşimiz;

    Bir insanın ölmek için dua etmesi caiz değildir; ancak şehit olmayı istemesi caizdir. Bu hususta Allah Resulü (a.s.m )'nun ifadeleri aynen şöyledir.

    Hz. Enes ( r.a ) anlatıyor. Rasulullah ( a.s.m ) buyurdular:

    "Sizden hiç kimse maruz kaldığı bir zarar sebebiyle, ölümü temenni etmesin. Mutlaka onu yapmak mecburiyeti hissederse, bari şöyle söylesin: Rabbim! Hakkımda hayat hayırlı ise, yaşat. Ölüm hayırlı ise canımı al." ( Buhari, merda,19)

    İnsanın kaderinde ölüm vakti bellidir ve o vakit geldiğinde insan ölümü tadacaktır. Buradaki ince bir hususu arzetmek gerekir ki: Allah Teala'nın ilmi ezelidir. Yani geçmiş ve gelecek onun ilminde vardır. Allah Teala ezeli ilmi ile kulunun dualarını ve isteklerini bilip ona göre kader programını belirler.

    Bir şey hakkında verilen karar, kader demektir. O kararın infazı, kaza demektir. O kararın ibtaliyle hükmü kazadan afvetmek, atâ demektir. Evet yumuşak bir otun damarları katı taşı deldiği gibi, atâ da kaza kanununun kat'iyyetini deler. Kaza da ok gibi kader kararlarını deler. Demek atânın kazaya nisbeti, kazanın kadere nisbeti gibidir. Atâ, kaza kanununun şümulünden ihraçtır. Kaza da kader kanununun külliyetinden ihracıdır. Bu hakikate vâkıf olan ârif: "Ya İlahî! Hasenatım senin atândandır. Seyyiatım da senin kazandandır. Eğer atân olmasa idi, helâk olurdum." der. (Mesnevi-i Nuriye, 206)

    Yani, ata, bir şey hakkında verilen kararın iptali ve hükmün kaza edilmekten afvedilmesi, şeklinde tarif edilmektedir. Ata denilince, o Rahîm-i Kerim'in ve Gafûru'r-Rahîm'in af ve ihsanı anlaşılır.

    Atanın kaza kanununu, kazanın da kaderi bozmasını şöyle açıklayabiliriz: Bir padişahın umumî kanunları yanında bir de belli günlerde tatbik ettiği af ve ata kanunu vardır. Padişah o günlerde, suçlulardan bir kısmını afveder, diğer bir kısmının cezalarını hafifleştirir, bir kısım raiyetinin ise rütbelerini yükseltir ve maaşlarını artırır. İşte, daha önce umumî kanunla takdir edilen ceza, rütbe ve maaşlar, bu ata kanunuyla yürürlükten kaldırılmış olur.

    Meselâ, bir şakinin işlediği bir suça karşılık on yıl hapis yatması takdir edilmiş olsun. Ata kanunuyla bu cezanın afvedilmesi halinde artık ceza infaz edilmez ve ata, kaza kanununu bozmuş olur. Cezanın kaza edilmemesiyle de kader kanunu, yâni onun suçuna mukabil takdir edilen on yıllık hapis cezası bozulmuş olmaktadır. İşte, bu misâl gibi, insanların işledikleri günahlara karşılık, kendilerine takdir edilen uhrevî cezalar Cenâb-ı Hakk'ın ata kanunuyla, yâni O'nun af ve ihsanıyla kaza edilmekten alıkonmakta ve böylece ata kanunu Kaza kanununu bozmaktadır. Aynı şekilde, kazanın bozulmasıyla kader kanunu da bozulmuş, takdir edilen ceza değişikliğe uğramış olmaktadır.

    Bir başka misal, kul bir günah yerine gitmek niyet ve meyliyle evden çıkar. O bu niyetle irâde düğmesine dokunduğu için, Allah da meylinin neticesini yaratacak ve onu irâde ettiği yere götürecektir. Fakat, o kulun güzel bir hali, Allah (c.c)’ın hoşuna gidecek bir tarafı, söz gelimi gecesinin zülüfünde iki damla gözyaşı ya da arabasıyla bir-iki arkadaşını bir sohbete götürüşü vardır da, bunlar Rahmet-i İlâhî'yi ihtizaza getirmiştir ve Allah (c.c) da yolda o kulun karşısına kendisini günah mahalline değil de gülzâra götürecek bir arkadaş çıkarır ve kulun iradesiyle hak ettiği hükmü değiştirir. İşte, Allah (c.c)’ın sebepli sebepsiz kulu hakkındaki bir hükmü veya bir kazâyı onun lehinde değiştirmesi, O’na ait bir atâdır.

    Diğer taraftan, "ata, kaza kanununun şümulünden ihraçtır" denmektedir. Şöyle ki, bir günah için takdir edilen ceza külli bir kanun iledir. Yâni, şu suçu işleyene şu ceza verilir, şeklindeki takdir, küllidir. Söz konusu suçu işleyen bir kimsenin tövbe etmesi halinde, günahının afvedilmesi ile kaza kanununun şümulünden bir ihraç durumu hâsıl olmaktadır. Bu ise aynı zamanda, kader kanununu külliyetinden bir ihraç mânâsındadır.

    Yukarıda açıklamaya çalıştığımız kaide, kaderin değişip değişmediği sorusunu hatıra getirmektedir. Bu nokta da şunu ifâde edelim ki, İlm-i İlâhî'nin değişmesi muhaldir. Ezelden ebede kadar olmuş ve olacak bütün hâdiseler gibi, ata kanununun tatbikatı da o ilmin şümûlündedir. Bu kader değişmez. Değişiklikler sabit ve derin olan Levh-i Mahfûz'un daire-i mümkinatta bir defteri ve yazar bozar tahtası hükmündeki Levh-i Mahv ve İsbat'ta olmaktadır. Önce takdir edilen nice cezalar, daha sonra tövbe vesilesiyle ve ata kanunu ile afvedilmekte, Levh-i Mahv ve İsbat'tan silinmekte ve kaza edilmemektedir. Nitekim bir âyet-i kerîmede şöyle buyurulmaktadir:

    "Allah dilediği şeyi mahveder ve dilediğini isbat eder. Nezdinde kitabın aslı olan Levh-i Mahfuz vardır."(Ra'd, 13/39)






  5. 27.Şubat.2013, 23:27
    3
    azeri
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Şubat.2013
    Üye No: 100384
    Mesaj Sayısı: 63
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Şehitlik istemek ve bu konuda görülen rüyalar

    ben ölümü istemiyorum şehitliği istiyorum ama bazende düşünüyorum şehit olsam ilerde ben birçok fakire yardım yapacam diye söz verdim kendime ben şimdi kendim şehit olcam diye o yardım edeceğim insanlara yardım edemiyecem o yüzden bi yandanda şehit olmak istemiyom ölümden korktuğumdan değil ilerde fakirlere yardım edemiyecem diye.


  6. 27.Şubat.2013, 23:27
    3
    azeri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    ben ölümü istemiyorum şehitliği istiyorum ama bazende düşünüyorum şehit olsam ilerde ben birçok fakire yardım yapacam diye söz verdim kendime ben şimdi kendim şehit olcam diye o yardım edeceğim insanlara yardım edemiyecem o yüzden bi yandanda şehit olmak istemiyom ölümden korktuğumdan değil ilerde fakirlere yardım edemiyecem diye.


  7. 10.Ekim.2014, 21:36
    4
    Misafir

    Cevap: Şehitlik istemek ve bu konuda görülen rüyalar

    arkadaş ''Allah ım ölüm zamanım geldiğinde şehit olmayı nasip eyle de zaten vakit dolduğunda 1 sn ileri alınmaz.


  8. 10.Ekim.2014, 21:36
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    arkadaş ''Allah ım ölüm zamanım geldiğinde şehit olmayı nasip eyle de zaten vakit dolduğunda 1 sn ileri alınmaz.





+ Yorum Gönder