Konusunu Oylayın.: Cuma namazından sonra kılınan 4 rekat

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Cuma namazından sonra kılınan 4 rekat
  1. 08.Şubat.2013, 16:36
    1
    Ali1903
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Kasım.2012
    Üye No: 98518
    Mesaj Sayısı: 9
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cuma namazından sonra kılınan 4 rekat






    Cuma namazından sonra kılınan 4 rekat Mumsema Cuma namazını kıldıktan sonra kılınan ahir zuhur ve son 2 rekat kıldığımız namaz ne yerine geçiyor ?

    Ben bugün 5 vakit namazımı kılmadım ama cumaya gittim.Cuma namazını kıldıktan sonra bu son kıldığım 4 rekatlık ahir zuhur öğle namazı yerine mi geçiyor ?

    Ve en son kıldığım 2 rekat da sabah namazının kazasının yerine mi geçiyor ?

    Şimdi ben 5 vakit namazı kılmak icin tekrar sabah ve öğle namazının kazasını mı kılmam lazım ?


  2. 08.Şubat.2013, 16:36
    1
    Ali1903 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Cuma namazını kıldıktan sonra kılınan ahir zuhur ve son 2 rekat kıldığımız namaz ne yerine geçiyor ?

    Ben bugün 5 vakit namazımı kılmadım ama cumaya gittim.Cuma namazını kıldıktan sonra bu son kıldığım 4 rekatlık ahir zuhur öğle namazı yerine mi geçiyor ?

    Ve en son kıldığım 2 rekat da sabah namazının kazasının yerine mi geçiyor ?

    Şimdi ben 5 vakit namazı kılmak icin tekrar sabah ve öğle namazının kazasını mı kılmam lazım ?


    Benzer Konular

    - Teravih namazından önce kılınan yatsı namazı kaç rekat kılınmaktadır?

    - Bazı vilayetlerde (Kayseri gibi) cuma namazlarında iki rekat farzdan sonra dört rekat bir, iki rekat

    - Cuma namazından sonra kılınan namaza nasıl niyet edilir?

    - Cuma namazından sonra kılınan namazın niyeti nasıl yapılır

    - Cuma Namazından Sonra Kılınan Zuhr-i Ahir Namazı Asılsız Bir Bidat'tır...

  3. 08.Şubat.2013, 19:10
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,632
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Cuma namazından sonra kılınan 4 rekat




    ZUHRU ÂHİR



    Cuma namazım kıldıktan sonra, kılınan cumanın şartlarının yerine gelmediği yerlerde, eğer cuma namazı kabul olmazsa hiç olmazsa bu günün öğle namazını kılmış olmak için tedbir olarak kılınan; "en son öğle namazı". Hz. Peygamber zamanında, dört halife döneminde, tâbiin döneminde ve hatta İmamı Azam'ın döneminde "zuhru âhir" namazı diye bir namaz yoktu, "müteahhirîn" adı verilen sonraki âlimler tarafından ortaya çıkarıldı.

    Cumanın kabul olunması için altı tane sıhhat şartı vardır.

    a- Cuma kılınacak yerin şehir veya şehir hükmünde olması, b- Cuma namazını kıldıracak olan imamın İslâm devlet başkanı veya onun görevlendirdiği bir imam olması, c- Öğle vaktinde. kılınması, d- Namazdan evvel hutbe okunması, e- Cuma kılınan yerin herkese açık olması, f- Belli sayıda cemaatin toplanmış olması.

    Bu şartlardan "şehir veya şehir hükmünde olması" üzerinde görüş farklılıkları ortaya çıkmış ve köylerde kılınıp kılınamayacağı, kılınırsa kabul olup olmayacağı, şehirden kastın ne olduğu, bir şehirde tek bir yerde mi yoksa farklı yerlerde de mi kılınabileceği gibi problemler gündeme gelmiş, bunların çözümünde de "zuhru âhir" namazı ortaya çıkmıştır. Aslında "sıhhat" şartlarının tam olarak yerine gelmediğini görmelerine rağmen,

    "Kim onu küçümseyerek (arka arkaya) üç cumayı terk Allah o kimsenin kalbini mühürler" (Sünen-i Ebû Dâvud, 2, 160) hadis-i şerifinin şiddetli uyarısı nedeniyle cumayı terkedemeyen müslümanlar "cuma olmamışsa zuhru âhir adıyla öğle namazım da kılalım, böylelikle öğle namazı üzerimizde kalmaz, eğer cuma kabul olursa nafile yerine geçer" kuralına sarılarak cuma ile birlikte öğle namazını da kılmaya başlamışlar ve bu gelenek bu güne kadar gelmiştir. Bu gelenek şu görüşler neticesinde ortaya çıkmıştır: İmam Ebû Yusuf ve İmam Şâfiî'ye göre şehrin ancak bir yerinde cuma namazı kılınabilir. Birden fazla yerde cuma namazı kılındığı zaman,

    İslâm toplumlarının başlarında "halife" olduğu zamanlarda "şehrin bir yerinde" kılınâmadığı için kabul olup olmadığında şüpheye düşen âlimler çözüm olarak "zuhru âhir" namazı kılınmasına müsaade etmişlerdir; müslümanlar "halife"siz kalıp başlarına kâfir yöneticilerin geçmesiyle cumanın "müslümanların devlet başkanı" veya onun atayacağı biri tarafından kıldırılması şartı da yok olmuş, müslümanların toplanıp cuma kıldıkları camilerin imamları kâfir devlet başkanlarının atadığı görevlilerden meydana gelmiş ve buna rağmen cumalar kılınmaya devam edilmiştir.

    "Böyle bir devlet başkanları olmayan müslümanlar kendi aralarından seçtikleri bir imam veya onun tayine edeceği vekillerinin arkasında cumayı kılarlar" fıkıh kuralı da uygulamaya geçirilmediği için cumalar kılınmaya devam edildi, ama kâfirlerin kontrolündeki camilerde ve onların güdümündeki imamların kıldırdığı cuma namazının kabul olabileceğine ihtimal vermeyen müslümanlar "zuhru âhir"lerini daha bir inanarak, artık "son öğle namazı" niyetine değil, "bu günün öğle namazı" niyetine kılmaya başladılar. Kalpleri "bu cumanın olmadığını" söylerken "üç cumayı terketmekten" korkan müslümanlar hem cumayı hem de öğleyi kıldılar, hâlâ da kılıyorlar. Bu şartlarda kılınan zuhru âhirin kılınış şekli de şöyledir:

    Cemaatle kılınan iki rekât cuma namazından sonra dört rekât cumanın sünneti kılınır. Ardından "üzerimdeki en son öğle namazının farzına" diye niyet edilerek dört rekat daha kılınır. İşte buna zuhru âhir adı verilir. Sünneti müekked olan öğle namazının sünneti gibi kılınır. Son iki rekâtta okunan zammı sûreler, bu namaz öğle namazının yerine geçerse namaza herhangi bir zarar vermez. Nafile yerine geçerse zaten nafileler de öyle kılınır. Müslümanlara düşen, cuma gibi önemli bir namazı şansa bırakıp "ya kabul olursa" mantığıyla "zuhru âhirler"le kurtarmaya çalışmak yerine namazlarını gönül huzuru içinde kılabilecekleri islâmi bir toplum oluşturmak, en azından bu yolda gayret sarfetmektedir.

    Fedakar KIZMAZ




  4. 08.Şubat.2013, 19:10
    2
    Moderatör



    ZUHRU ÂHİR



    Cuma namazım kıldıktan sonra, kılınan cumanın şartlarının yerine gelmediği yerlerde, eğer cuma namazı kabul olmazsa hiç olmazsa bu günün öğle namazını kılmış olmak için tedbir olarak kılınan; "en son öğle namazı". Hz. Peygamber zamanında, dört halife döneminde, tâbiin döneminde ve hatta İmamı Azam'ın döneminde "zuhru âhir" namazı diye bir namaz yoktu, "müteahhirîn" adı verilen sonraki âlimler tarafından ortaya çıkarıldı.

    Cumanın kabul olunması için altı tane sıhhat şartı vardır.

    a- Cuma kılınacak yerin şehir veya şehir hükmünde olması, b- Cuma namazını kıldıracak olan imamın İslâm devlet başkanı veya onun görevlendirdiği bir imam olması, c- Öğle vaktinde. kılınması, d- Namazdan evvel hutbe okunması, e- Cuma kılınan yerin herkese açık olması, f- Belli sayıda cemaatin toplanmış olması.

    Bu şartlardan "şehir veya şehir hükmünde olması" üzerinde görüş farklılıkları ortaya çıkmış ve köylerde kılınıp kılınamayacağı, kılınırsa kabul olup olmayacağı, şehirden kastın ne olduğu, bir şehirde tek bir yerde mi yoksa farklı yerlerde de mi kılınabileceği gibi problemler gündeme gelmiş, bunların çözümünde de "zuhru âhir" namazı ortaya çıkmıştır. Aslında "sıhhat" şartlarının tam olarak yerine gelmediğini görmelerine rağmen,

    "Kim onu küçümseyerek (arka arkaya) üç cumayı terk Allah o kimsenin kalbini mühürler" (Sünen-i Ebû Dâvud, 2, 160) hadis-i şerifinin şiddetli uyarısı nedeniyle cumayı terkedemeyen müslümanlar "cuma olmamışsa zuhru âhir adıyla öğle namazım da kılalım, böylelikle öğle namazı üzerimizde kalmaz, eğer cuma kabul olursa nafile yerine geçer" kuralına sarılarak cuma ile birlikte öğle namazını da kılmaya başlamışlar ve bu gelenek bu güne kadar gelmiştir. Bu gelenek şu görüşler neticesinde ortaya çıkmıştır: İmam Ebû Yusuf ve İmam Şâfiî'ye göre şehrin ancak bir yerinde cuma namazı kılınabilir. Birden fazla yerde cuma namazı kılındığı zaman,

    İslâm toplumlarının başlarında "halife" olduğu zamanlarda "şehrin bir yerinde" kılınâmadığı için kabul olup olmadığında şüpheye düşen âlimler çözüm olarak "zuhru âhir" namazı kılınmasına müsaade etmişlerdir; müslümanlar "halife"siz kalıp başlarına kâfir yöneticilerin geçmesiyle cumanın "müslümanların devlet başkanı" veya onun atayacağı biri tarafından kıldırılması şartı da yok olmuş, müslümanların toplanıp cuma kıldıkları camilerin imamları kâfir devlet başkanlarının atadığı görevlilerden meydana gelmiş ve buna rağmen cumalar kılınmaya devam edilmiştir.

    "Böyle bir devlet başkanları olmayan müslümanlar kendi aralarından seçtikleri bir imam veya onun tayine edeceği vekillerinin arkasında cumayı kılarlar" fıkıh kuralı da uygulamaya geçirilmediği için cumalar kılınmaya devam edildi, ama kâfirlerin kontrolündeki camilerde ve onların güdümündeki imamların kıldırdığı cuma namazının kabul olabileceğine ihtimal vermeyen müslümanlar "zuhru âhir"lerini daha bir inanarak, artık "son öğle namazı" niyetine değil, "bu günün öğle namazı" niyetine kılmaya başladılar. Kalpleri "bu cumanın olmadığını" söylerken "üç cumayı terketmekten" korkan müslümanlar hem cumayı hem de öğleyi kıldılar, hâlâ da kılıyorlar. Bu şartlarda kılınan zuhru âhirin kılınış şekli de şöyledir:

    Cemaatle kılınan iki rekât cuma namazından sonra dört rekât cumanın sünneti kılınır. Ardından "üzerimdeki en son öğle namazının farzına" diye niyet edilerek dört rekat daha kılınır. İşte buna zuhru âhir adı verilir. Sünneti müekked olan öğle namazının sünneti gibi kılınır. Son iki rekâtta okunan zammı sûreler, bu namaz öğle namazının yerine geçerse namaza herhangi bir zarar vermez. Nafile yerine geçerse zaten nafileler de öyle kılınır. Müslümanlara düşen, cuma gibi önemli bir namazı şansa bırakıp "ya kabul olursa" mantığıyla "zuhru âhirler"le kurtarmaya çalışmak yerine namazlarını gönül huzuru içinde kılabilecekleri islâmi bir toplum oluşturmak, en azından bu yolda gayret sarfetmektedir.

    Fedakar KIZMAZ







+ Yorum Gönder