Konusunu Oylayın.: Gadir Hum nedir?(video)

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Gadir Hum nedir?(video)
  1. 01.Şubat.2013, 22:43
    1
    Tevhid sancağ
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Ocak.2013
    Üye No: 99839
    Mesaj Sayısı: 6
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Gadir Hum nedir?(video)






    Gadir Hum nedir?(video) Mumsema

    Gadir i Hum ve Şianın masum imamet teorisi


  2. 01.Şubat.2013, 22:43
    1



  3. 01.Şubat.2013, 23:04
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Gadir Hum nedir?(video)




    Şia ile ilgili söyledikleri doğru ama "Peygamberlerin masumiyeti" ile "Ehlibeytin temizlenmesi" ile ilgili ayeti tefsiri tamamen yanlış.

    Alıntı
    "Ey Peygamber ailesi! Şüphesiz Al­lah, sizi günah ve kötülüklerden arındırıp tertemiz kılmak ister."Yani bu emir, nehiy ve öğütlerin sebebi sadece sizden günahı gider­mek, sizi masiyet ve günahların kirinden arındırmak için kalplerinizi iman nuruyla imar etmektir.
    Ayetteki "rics: kirlilik" kelimesi günahlar için, "tuhr: temizlik" kelimesi takva içindir. Zira masiyetleri işleyenin benliği, kişiliği, kalbi bu masiyetlerle, maddî pisliklerle bedenin pislendiği gibi kirlenmekte, bu taatlerle bir­likte de temiz elbise gibi tertemiz olarak kalmaktadır. Bu istiarede Allah'ın nehyettiği şeylerden nefret ettirme, Allah'ın emrettiği şeylere teşvik etme vardır. "Rics: kirlilik" kelimesi günah, azab, necaset ve noksanlıklar için kullanılmaktadır. Allah bütün bunları Ehl-i Beyt'ten gidermektedir.
    İSMET SIFATI
    Alıntı
    Ma'sum olma, kötülük ve günahlardan korunmuş olma, peygamberlerde bulunması
    vacip olan sıfatlardan biri. Peygamberler, insan olmaları itibariyle günah
    işleme gücüne sahip oldukları halde, Allah tarafından korunmuşlardır. İşte,
    onların bu özellik ve sıfatlarına ismet denir. Zira Peygamberler, gerek
    sözlerinde ve gerek fiillerinde kendilerini lekeleyecek, değerlerini düşürecek
    hatalardan korunmuşlardır. Meselâ; peygamberler, peygamberliklerinden önce ve
    sonra en büyük günah olan Allah'a şirk (ortak) koşmaktan korunmuşlardır. Yine
    İlâhî vazifelerini yerine getirip, Allah'tan aldıkları vahyi insanlara
    bildirirken unutmaları ve hata etmeleri, onlar hakkında câiz değildir.

    Peygamberlikten önce çok
    nâdir olarak küçük hatalar yapmaları mümkün ise de peygamber olmalarıyla
    birlikte halleri Allah tarafından düzeltilir. Peygamber olduktan sonra ise kesin
    olarak büyük günah işlemezler. Ancak, birtakım hikmetlere uygun olarak
    kendilerinden sehven zelle* denilen küçük hatalar meydana gelebilir, fakat onlar
    kendi hallerine bırakılmazlar. Peygamberler de bunda ısrar etmezler.
    Peygamberlerin amel defterleri tertemizdir. Onlara günah adına bir şey yazılmaz
    (Nureddin es-Sabûnî, Mâturidiyye Akaidi, Terc. Bekir Topaloğlu, Ankara 1979, s.
    121-122; Ali Arslan Aydın, İslâm'da İman ve Esasları, İstanbul 1975, s.
    195-196).

    Peygamberlerin ismet sıfatı yani ma'sum olmaları
    hususunda bazı farklı görüşler vardır. Bir kısım, insanlar içinde ma'sum olanın,
    yani Peygamberlerin, isyan etme ve günah işleme gücüne sahip olmadığını iddia
    ederler. Bir diğer grup ise, isyan ve günahın onlar için de mümkün olduğunu
    düşünürler. Bunlar hür iradeyi inkâr etmezler. Ma'sum olmanın; zorla yaptırmaya
    varmamak şartıyla, Allah'ın insanda yarattığı bir şey olduğu ve insanın onunla
    isyana kalkışmayacağını bildiği şeklinde ortaya koyarlar. Bu görüşe sahip
    olanlar, ismet sıfatının, günah işleme gücüne sahip olmama tarzındaki birinci
    anlayışın yanlışlığına akıldan şöyle bir delil getirirler. Eğer durum onların
    dediği gibi olsaydı, ma'sum olan bu ismetinden dolayı övülmeye hak kazanamazdı
    ve emir, yasak, sevap, ceza gibi hususlar anlamsız olurdu. Bu görüş taraftarları
    nakli delil olarak da Kur'an-ı Kerîm'den "De ki, ben de sizin gibi bir
    insanım..." (el-Kehf, 18/110). "... Ve Allah katında başka ilah tutma" (el-İsrâ,
    17/39); "Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık andolsun, onlara neredeyse
    yaklaşacaktın" (el-İsrâ, 17/74) ve"Ben kendimi tebriye (temize çıkarma)
    edemem..." (Yusuf, 12/53) ayetlerini gösterirler.

    Ma'sum olmanın yani
    ismet sıfatının mümkün olduğuna dair de dört sebeb gösterilir:

    1- İsmet sıfatına sahip
    olan peygamberin bedeninde veya nefsinde, kötülükten alıkoyan bir alışkanlığı
    gerektiren bir özelliğin bulunması.

    2- İsyanların yerilmesi ve itaatın övülmesini
    bilmeleri.

    3- Bu
    bilgilerin Allah'tan devamlı gelen açıklama ve vahy ile desteklenmesi.

    4- Unutma veya uygun ve
    doğru olanı terketme kabilinden bir şey kendisinden meydana gelmiş olsa,
    uyarılır ve kendisine doğru olan gösterilir.

    İşte, bu dört özellik biraraya geldiğinde de şüphesiz
    kişi günahlardan ma'sum olur (Muhammed b. Hüseyin Fahreddin er-Râzî, Kelâm'a
    Giriş (el-Muhassal), çev. Hüseyin Atay, Ankara 1978 s. 221-222).

    Necip TAYLAN

    Naci YENGİN



  4. 01.Şubat.2013, 23:04
    2
    Moderatör



    Şia ile ilgili söyledikleri doğru ama "Peygamberlerin masumiyeti" ile "Ehlibeytin temizlenmesi" ile ilgili ayeti tefsiri tamamen yanlış.

    Alıntı
    "Ey Peygamber ailesi! Şüphesiz Al­lah, sizi günah ve kötülüklerden arındırıp tertemiz kılmak ister."Yani bu emir, nehiy ve öğütlerin sebebi sadece sizden günahı gider­mek, sizi masiyet ve günahların kirinden arındırmak için kalplerinizi iman nuruyla imar etmektir.
    Ayetteki "rics: kirlilik" kelimesi günahlar için, "tuhr: temizlik" kelimesi takva içindir. Zira masiyetleri işleyenin benliği, kişiliği, kalbi bu masiyetlerle, maddî pisliklerle bedenin pislendiği gibi kirlenmekte, bu taatlerle bir­likte de temiz elbise gibi tertemiz olarak kalmaktadır. Bu istiarede Allah'ın nehyettiği şeylerden nefret ettirme, Allah'ın emrettiği şeylere teşvik etme vardır. "Rics: kirlilik" kelimesi günah, azab, necaset ve noksanlıklar için kullanılmaktadır. Allah bütün bunları Ehl-i Beyt'ten gidermektedir.
    İSMET SIFATI
    Alıntı
    Ma'sum olma, kötülük ve günahlardan korunmuş olma, peygamberlerde bulunması
    vacip olan sıfatlardan biri. Peygamberler, insan olmaları itibariyle günah
    işleme gücüne sahip oldukları halde, Allah tarafından korunmuşlardır. İşte,
    onların bu özellik ve sıfatlarına ismet denir. Zira Peygamberler, gerek
    sözlerinde ve gerek fiillerinde kendilerini lekeleyecek, değerlerini düşürecek
    hatalardan korunmuşlardır. Meselâ; peygamberler, peygamberliklerinden önce ve
    sonra en büyük günah olan Allah'a şirk (ortak) koşmaktan korunmuşlardır. Yine
    İlâhî vazifelerini yerine getirip, Allah'tan aldıkları vahyi insanlara
    bildirirken unutmaları ve hata etmeleri, onlar hakkında câiz değildir.

    Peygamberlikten önce çok
    nâdir olarak küçük hatalar yapmaları mümkün ise de peygamber olmalarıyla
    birlikte halleri Allah tarafından düzeltilir. Peygamber olduktan sonra ise kesin
    olarak büyük günah işlemezler. Ancak, birtakım hikmetlere uygun olarak
    kendilerinden sehven zelle* denilen küçük hatalar meydana gelebilir, fakat onlar
    kendi hallerine bırakılmazlar. Peygamberler de bunda ısrar etmezler.
    Peygamberlerin amel defterleri tertemizdir. Onlara günah adına bir şey yazılmaz
    (Nureddin es-Sabûnî, Mâturidiyye Akaidi, Terc. Bekir Topaloğlu, Ankara 1979, s.
    121-122; Ali Arslan Aydın, İslâm'da İman ve Esasları, İstanbul 1975, s.
    195-196).

    Peygamberlerin ismet sıfatı yani ma'sum olmaları
    hususunda bazı farklı görüşler vardır. Bir kısım, insanlar içinde ma'sum olanın,
    yani Peygamberlerin, isyan etme ve günah işleme gücüne sahip olmadığını iddia
    ederler. Bir diğer grup ise, isyan ve günahın onlar için de mümkün olduğunu
    düşünürler. Bunlar hür iradeyi inkâr etmezler. Ma'sum olmanın; zorla yaptırmaya
    varmamak şartıyla, Allah'ın insanda yarattığı bir şey olduğu ve insanın onunla
    isyana kalkışmayacağını bildiği şeklinde ortaya koyarlar. Bu görüşe sahip
    olanlar, ismet sıfatının, günah işleme gücüne sahip olmama tarzındaki birinci
    anlayışın yanlışlığına akıldan şöyle bir delil getirirler. Eğer durum onların
    dediği gibi olsaydı, ma'sum olan bu ismetinden dolayı övülmeye hak kazanamazdı
    ve emir, yasak, sevap, ceza gibi hususlar anlamsız olurdu. Bu görüş taraftarları
    nakli delil olarak da Kur'an-ı Kerîm'den "De ki, ben de sizin gibi bir
    insanım..." (el-Kehf, 18/110). "... Ve Allah katında başka ilah tutma" (el-İsrâ,
    17/39); "Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık andolsun, onlara neredeyse
    yaklaşacaktın" (el-İsrâ, 17/74) ve"Ben kendimi tebriye (temize çıkarma)
    edemem..." (Yusuf, 12/53) ayetlerini gösterirler.

    Ma'sum olmanın yani
    ismet sıfatının mümkün olduğuna dair de dört sebeb gösterilir:

    1- İsmet sıfatına sahip
    olan peygamberin bedeninde veya nefsinde, kötülükten alıkoyan bir alışkanlığı
    gerektiren bir özelliğin bulunması.

    2- İsyanların yerilmesi ve itaatın övülmesini
    bilmeleri.

    3- Bu
    bilgilerin Allah'tan devamlı gelen açıklama ve vahy ile desteklenmesi.

    4- Unutma veya uygun ve
    doğru olanı terketme kabilinden bir şey kendisinden meydana gelmiş olsa,
    uyarılır ve kendisine doğru olan gösterilir.

    İşte, bu dört özellik biraraya geldiğinde de şüphesiz
    kişi günahlardan ma'sum olur (Muhammed b. Hüseyin Fahreddin er-Râzî, Kelâm'a
    Giriş (el-Muhassal), çev. Hüseyin Atay, Ankara 1978 s. 221-222).

    Necip TAYLAN

    Naci YENGİN






+ Yorum Gönder