Konusunu Oylayın.: Vitrin kaza namazı olurmu

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Vitrin kaza namazı olurmu
  1. 01.Ekim.2007, 23:15
    1
    ersoycem
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Haziran.2007
    Üye No: 1094
    Mesaj Sayısı: 5
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 43

    Vitrin kaza namazı olurmu

  2. 01.Ekim.2007, 23:26
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: kaza namazları




    ersoycem Nickli Üyeden Alıntı
    bismillahırrahmanırrahim vitrin kaza namazı olurmu şafiye göre lütfen kaza namazları ile ilgili bilgi almak istiyorum.ALLAH RAZI OLSUN

    Şafii mezhebine göre vitir sünnettir ve kazası gerekmez

    Allaha emanet ol


  3. 01.Ekim.2007, 23:26
    2
    Administrator



    ersoycem Nickli Üyeden Alıntı
    bismillahırrahmanırrahim vitrin kaza namazı olurmu şafiye göre lütfen kaza namazları ile ilgili bilgi almak istiyorum.ALLAH RAZI OLSUN

    Şafii mezhebine göre vitir sünnettir ve kazası gerekmez

    Allaha emanet ol


  4. 01.Ekim.2007, 23:31
    3
    Sırrın Çözümü
    Üye

    Üyelik Tarihi: 31.Ağustos.2007
    Üye No: 2372
    Mesaj Sayısı: 11
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 40

    --->: kaza namazları

    Vitir namazı Hanefilere vaciptir, onun için kılamadıkları vitir namazlarını kaza etmeler gerekir...
    Ancak şafilere göre sünnettir...

    Farz veya vacip olanın kazası yapılır...


  5. 01.Ekim.2007, 23:31
    3
    Vitir namazı Hanefilere vaciptir, onun için kılamadıkları vitir namazlarını kaza etmeler gerekir...
    Ancak şafilere göre sünnettir...

    Farz veya vacip olanın kazası yapılır...


  6. 02.Ekim.2007, 22:27
    4
    ersoycem
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Haziran.2007
    Üye No: 1094
    Mesaj Sayısı: 5
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 43

    --->: kaza namazları

    ALLAH razı olsun dualarınızı bizden esirgemeyin.


  7. 02.Ekim.2007, 22:27
    4
    Devamlı Üye
    ALLAH razı olsun dualarınızı bizden esirgemeyin.


  8. 07.Ekim.2007, 22:14
    5
    enginkanat
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Eylül.2007
    Üye No: 2552
    Mesaj Sayısı: 104
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 44
    Bulunduğu yer: İzmir

    --->: kaza namazları

    Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı, "Şartlar namazı terk ettirirse ne olur? şeklindeki soruya verdiği cevapta namazlarının kazasının olmadığını savunarak kılınan kazalar nafile namaz olur dedi


    Takvim gazetesindeki köşesinde dün, "Namazın kazası var mı" sorusu üzerine orucun kazası olacağını ama namazın kazası olamayacağını belirterek şu yanıtı vermişti:

    "Kur'an'da Yüce Allah namazın kazasından bahsetmemektedir. Orucun kazasından bahsetmektedir. Orucun kazasından bahsetmesine rağmen namazın kazası konusunu gündeme getirmektedir. Oruç tutarken, rahatsızlanan veya sefere çıkan, orucunu kazaya bırakabilir. Ama Nisa 101'de sefere çıkanın namazını kılacağını söylemektedir. Ayrıca Nisa 102'de savaş halindeyken de namazın kılınacağını buyurmaktadır. Diğer taraftan Maide 6'da su bulamadığımız takdirde teyemmüm alıp namazımızı kılmamız emredilmektedir. Eğer namazın kazası olsaydı seferilikte, savaşta ve susuzluk hallerinde kazaya bırakmamız uygun görülürdü. Şartlar ne olursa olsun, namaz kılınmalıdır.

    Namazın kazası olur diyenler, normal insanlardır. Hz. Peygamber kaza namazı kılmamıştır. Kırk yaşında peygamber oldu, 9 yıl sonra namaz farz kılındı. Kılmadığı namazları kaza etmiş midir? Tabiki böyle bir namaz kılmamıştır. O zaman Yüce Allah'ın demediğini, peygamberin uygulamadığını nasıl söylüyorlar? Onların böyle fetva vermeleri ibadet eğitimi bakımından çok sakıncalı olmuş, olmaya devam etmektedir. Genç ve orta yaşlılar şöyle düşünüp söylüyorlar: Nasıl olsa namazın kazası oluyor. Elli yaşımızdan sonra kazalarımızı kılarız, şimdi kılmayabiliriz. İşte kaza fikri insanları namaz kılmamaya sevk etmektedir"

    Şartlar namazı terk ettirirse ne olur?

    Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı, bugün ise "Şartlar namazı terk ettirirse ne olur? sorusuna aynı minvalde bir yanıt vererek şu açıklamada bulundu:

    Bu şartları ele alabiliriz: Uyuya kalmak, beyin ameliyatları gibi uzun süren ameliyatlar, çok önemli uluslararası toplantılar. Bu ve buna benzer şartlarda namaz kılma engellenmiş olabilir. O zaman ne yapabiliriz? Bu şartlarda önümüzde iki seçenek vardır:

    1- Öne alarak cem yapılır. Cem birden fazla namazı aynı anda kılmaktır. Yani iki vakit veya daha fazlasını birleştirerek kılmak anlamına gelmektedir. Mesela; bir beyin cerrahı uzun sürecek ameliyat süresinde geçecek olan namazlarını önceden birleştirip kılar ve ameliyatına girer.

    2- Sonraya bırakılarak cem yapılır. Mesela; uyuyan kişi uyandığında kılmadığı namazlar varsa, o andaki vakit namazı ile beraber kılar.
    Bunun anlamı şudur: Bu günün namazı mutlaka kılınmalıdır. Kaza niyeti ile değil eda niyetiyle kılınacaktır. Bugünün namazı yarına bırakılmamalıdır. Burada şu soru sorulabilir: "Geçmişte kılmadığımız namazlar ne olacaktır?" Namazı kılmamak günahtır. Günahın telafisi ancak af dilemek, tövbe etmekle olacaktır. Kıldığımız kaza namazları nafile yerine geçer. "Namazın kazası vardır" diyenler, halkın af dilemesine mani oluyorlar.
    Hz. Peygamber'e dayandırılan bir uygulamaya göre, kadınlar regl olduklarında namazlarını kılmaz, oruçlarını tutmazlar. Ramazan ayının sonrasında orucu kaza ederler ama namazı kaza etmezler, neden? Çünkü namazın kazası olmaz da ondan.
    Namazın kazası olsaydı, kadınlar kılmadığı namazlarını kaza ederlerdi.

    Sizler acaba bu konuda ne düşünüyorsunuz?


  9. 07.Ekim.2007, 22:14
    5
    Devamlı Üye
    Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı, "Şartlar namazı terk ettirirse ne olur? şeklindeki soruya verdiği cevapta namazlarının kazasının olmadığını savunarak kılınan kazalar nafile namaz olur dedi


    Takvim gazetesindeki köşesinde dün, "Namazın kazası var mı" sorusu üzerine orucun kazası olacağını ama namazın kazası olamayacağını belirterek şu yanıtı vermişti:

    "Kur'an'da Yüce Allah namazın kazasından bahsetmemektedir. Orucun kazasından bahsetmektedir. Orucun kazasından bahsetmesine rağmen namazın kazası konusunu gündeme getirmektedir. Oruç tutarken, rahatsızlanan veya sefere çıkan, orucunu kazaya bırakabilir. Ama Nisa 101'de sefere çıkanın namazını kılacağını söylemektedir. Ayrıca Nisa 102'de savaş halindeyken de namazın kılınacağını buyurmaktadır. Diğer taraftan Maide 6'da su bulamadığımız takdirde teyemmüm alıp namazımızı kılmamız emredilmektedir. Eğer namazın kazası olsaydı seferilikte, savaşta ve susuzluk hallerinde kazaya bırakmamız uygun görülürdü. Şartlar ne olursa olsun, namaz kılınmalıdır.

    Namazın kazası olur diyenler, normal insanlardır. Hz. Peygamber kaza namazı kılmamıştır. Kırk yaşında peygamber oldu, 9 yıl sonra namaz farz kılındı. Kılmadığı namazları kaza etmiş midir? Tabiki böyle bir namaz kılmamıştır. O zaman Yüce Allah'ın demediğini, peygamberin uygulamadığını nasıl söylüyorlar? Onların böyle fetva vermeleri ibadet eğitimi bakımından çok sakıncalı olmuş, olmaya devam etmektedir. Genç ve orta yaşlılar şöyle düşünüp söylüyorlar: Nasıl olsa namazın kazası oluyor. Elli yaşımızdan sonra kazalarımızı kılarız, şimdi kılmayabiliriz. İşte kaza fikri insanları namaz kılmamaya sevk etmektedir"

    Şartlar namazı terk ettirirse ne olur?

    Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı, bugün ise "Şartlar namazı terk ettirirse ne olur? sorusuna aynı minvalde bir yanıt vererek şu açıklamada bulundu:

    Bu şartları ele alabiliriz: Uyuya kalmak, beyin ameliyatları gibi uzun süren ameliyatlar, çok önemli uluslararası toplantılar. Bu ve buna benzer şartlarda namaz kılma engellenmiş olabilir. O zaman ne yapabiliriz? Bu şartlarda önümüzde iki seçenek vardır:

    1- Öne alarak cem yapılır. Cem birden fazla namazı aynı anda kılmaktır. Yani iki vakit veya daha fazlasını birleştirerek kılmak anlamına gelmektedir. Mesela; bir beyin cerrahı uzun sürecek ameliyat süresinde geçecek olan namazlarını önceden birleştirip kılar ve ameliyatına girer.

    2- Sonraya bırakılarak cem yapılır. Mesela; uyuyan kişi uyandığında kılmadığı namazlar varsa, o andaki vakit namazı ile beraber kılar.
    Bunun anlamı şudur: Bu günün namazı mutlaka kılınmalıdır. Kaza niyeti ile değil eda niyetiyle kılınacaktır. Bugünün namazı yarına bırakılmamalıdır. Burada şu soru sorulabilir: "Geçmişte kılmadığımız namazlar ne olacaktır?" Namazı kılmamak günahtır. Günahın telafisi ancak af dilemek, tövbe etmekle olacaktır. Kıldığımız kaza namazları nafile yerine geçer. "Namazın kazası vardır" diyenler, halkın af dilemesine mani oluyorlar.
    Hz. Peygamber'e dayandırılan bir uygulamaya göre, kadınlar regl olduklarında namazlarını kılmaz, oruçlarını tutmazlar. Ramazan ayının sonrasında orucu kaza ederler ama namazı kaza etmezler, neden? Çünkü namazın kazası olmaz da ondan.
    Namazın kazası olsaydı, kadınlar kılmadığı namazlarını kaza ederlerdi.

    Sizler acaba bu konuda ne düşünüyorsunuz?


  10. 07.Ekim.2007, 22:17
    6
    İnşirah
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Mart.2007
    Üye No: 86
    Mesaj Sayısı: 3,319
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 40

    --->: kaza namazları

    Namazın terki için, dinimizde hiçbir mazeret yoktur, gerek Allah rasulu sav gerek ise ashabı savaş anlarında bile namazı kazaya bırakmamışlardır,
    ayrıca bir hadiste
    Rasûlüllah (s.a.s.) :
    "Her kim bir namazı unutur veya ondan gaflet edip uyuyakalırsa, onu hatırladığında hemen kılsın. Onun bundan başka keffâreti yoktur..." buyurmuştur. (2)

    (2) Buhari, es-Sahih, 1/148 (Mevâkit; 37) İst., 1315; Şevkânî, Neylü'l-evtâr, 2/26-27, Kahire, 1380/1961; Mansur Ali Nâsıf, et-Tâcü'l-câmi, 1/147, Kahire, 1381/1961; Tecrid Tercemesi, 2/537 (Hadis No: 354), Ankara, 1975.
    Rasûlüllah (s.a.s.) Efendimiz, bir gece seferinde son derece yorulmuş olan ashabına, ancak içlerinden birini kendilerini namaza uyandırmak üzere görevlendirdikten sonra istirahat için izin vermiş, fakat herkes uykuya dalınca, görevli de uyuyuvermiştir. Konu ile ilgili rivayetlerden, bir kaç defa tekerürü muhtemel bulunan bu olayda, Rasûlullah (s.a.s.) sabah namazını güneş doğup yükseldikten sonra, yine cemaatle kıldırmıştır. (3)
    Hendek savaşında da zor bir gün Rasûlüllah (s.a.s.) ve ashabı, öğle, ikindi ve akşam namazlarını vaktinde kılma imkanı bulamamışlar; bu üç vakti, yatsı namazından önce tertip üzere, cemaatle kaza etmişlerdir. (4)


    (3) Buhari, a.g.e., 1/148 (Mevakıt, 35); Şevkânî, a.g.e., 2/29; M. Ali Nâsıf, a.g.e., 1/147, Tecrid Tercemesi, 2/252-260 (Hadis No: 226) ve 2/532 (Hadis No: 352).
    (4) Buhari, a.g.e. 1/148 (Mevâkıt, 38) ve 3/233 (Cihâd, 98) ve 5/48 (Meğâzî, 29); İbn Hümam, Fethu'l-Kadir, 1/349, Bulak 1315; Zeyleî, Nasbü'r-râye, 2/164, Beyrut, 1393/1973.

    Kasden namazı terketme günahının, kaza ile telâfisinin mümkün olmayacağı, esâsen Rasûlüllah (s.a.s.) in bu konudaki söz ve uygulamalannın hep mazeret sebebiyle vakti geçirilmiş namazlarla ilgili olduğu düşüncesinden hareketle, sahabeden Hz. Ömer, oğlu Abdullah, Sa'd b. Ebî Vakkas, İbn Mes'ud, Selman Fârisî ve tâbiundan el-Kasım b. Muhammed, Muhammed b. Sîrin, Mütarraf b. Abdillah, Ömer b. Abdilaziz, Büdeyl b. Meysere ve Sâlim b. Ebi'l-Ca'd ile Dâvud ez-Zâhîri, İbn Hazm ve İbn Rüşd gibi Zâhiri mezhebi müctehit ve fakihleri kasden terkedilmiş olan namazların kaza edilemeyeceği görüşünde iseler de, (5) başta dört mezheb müctehid ve fakihleri olmak üzere İslâm âlimlerinin cumhuruna (çoğunluğuna) göre, edâsı farz olan namazların, mazeretsiz (kasden) terkedilmiş de olsa, kazası da farzdır. (6)

    a. Hadis-i şeriflerde unutma, uyku gaflet... gibi, şuur dışı haller sebebiyle vakti geçirilen namazların kazası emredildiğine göre, mazeretsiz terkedilen namazlann kazasının evleviyetle gerekeceği (7)
    b. Hadis-i şeriflerde yer alan "nisyan" (unutma) kavramının, kasden terketmeyi de ifade ettiği; çünkü bu kelimenin, ister zuhûlen, ister kasden olsun, (Tevbe Sûresi, âyet : 67 ve Haşr Sûresi, âyet : 19 da olduğu gibi) mutlak "terk" anlamında da kullanıldığı (8)

    (5) Aynî, Umdetü'l-kari, 2/602, İst., 1308; ibn Hazm, el-Muhallâ, 1/238, Beyrut, 1352; Şevkânî, es-Seylü'l-cerrâr, 1/289, Beyrut, 1405/1985; Tecrid Tercemesi, 2/538-539.
    (6 ) Aynî a.g.e., 2/206; Abdurrahman el-Cezîrî, el-Mezâhibu'l-erbea, 1/488, Kahire ts., Tecrid Tercemesi, 2/538-539.
    (7) Şevkânî, Neylü'l-evtâr, 2/27; Mansur Ali Nâsıf, a.g.e., 1/147; Tecrid Tercemesi, 2/539.
    (8) Aynî, a.g.e., 2/608; Şevkânî, Neylü'l-evtâr, 2/27.


  11. 07.Ekim.2007, 22:17
    6
    Devamlı Üye
    Namazın terki için, dinimizde hiçbir mazeret yoktur, gerek Allah rasulu sav gerek ise ashabı savaş anlarında bile namazı kazaya bırakmamışlardır,
    ayrıca bir hadiste
    Rasûlüllah (s.a.s.) :
    "Her kim bir namazı unutur veya ondan gaflet edip uyuyakalırsa, onu hatırladığında hemen kılsın. Onun bundan başka keffâreti yoktur..." buyurmuştur. (2)

    (2) Buhari, es-Sahih, 1/148 (Mevâkit; 37) İst., 1315; Şevkânî, Neylü'l-evtâr, 2/26-27, Kahire, 1380/1961; Mansur Ali Nâsıf, et-Tâcü'l-câmi, 1/147, Kahire, 1381/1961; Tecrid Tercemesi, 2/537 (Hadis No: 354), Ankara, 1975.
    Rasûlüllah (s.a.s.) Efendimiz, bir gece seferinde son derece yorulmuş olan ashabına, ancak içlerinden birini kendilerini namaza uyandırmak üzere görevlendirdikten sonra istirahat için izin vermiş, fakat herkes uykuya dalınca, görevli de uyuyuvermiştir. Konu ile ilgili rivayetlerden, bir kaç defa tekerürü muhtemel bulunan bu olayda, Rasûlullah (s.a.s.) sabah namazını güneş doğup yükseldikten sonra, yine cemaatle kıldırmıştır. (3)
    Hendek savaşında da zor bir gün Rasûlüllah (s.a.s.) ve ashabı, öğle, ikindi ve akşam namazlarını vaktinde kılma imkanı bulamamışlar; bu üç vakti, yatsı namazından önce tertip üzere, cemaatle kaza etmişlerdir. (4)


    (3) Buhari, a.g.e., 1/148 (Mevakıt, 35); Şevkânî, a.g.e., 2/29; M. Ali Nâsıf, a.g.e., 1/147, Tecrid Tercemesi, 2/252-260 (Hadis No: 226) ve 2/532 (Hadis No: 352).
    (4) Buhari, a.g.e. 1/148 (Mevâkıt, 38) ve 3/233 (Cihâd, 98) ve 5/48 (Meğâzî, 29); İbn Hümam, Fethu'l-Kadir, 1/349, Bulak 1315; Zeyleî, Nasbü'r-râye, 2/164, Beyrut, 1393/1973.

    Kasden namazı terketme günahının, kaza ile telâfisinin mümkün olmayacağı, esâsen Rasûlüllah (s.a.s.) in bu konudaki söz ve uygulamalannın hep mazeret sebebiyle vakti geçirilmiş namazlarla ilgili olduğu düşüncesinden hareketle, sahabeden Hz. Ömer, oğlu Abdullah, Sa'd b. Ebî Vakkas, İbn Mes'ud, Selman Fârisî ve tâbiundan el-Kasım b. Muhammed, Muhammed b. Sîrin, Mütarraf b. Abdillah, Ömer b. Abdilaziz, Büdeyl b. Meysere ve Sâlim b. Ebi'l-Ca'd ile Dâvud ez-Zâhîri, İbn Hazm ve İbn Rüşd gibi Zâhiri mezhebi müctehit ve fakihleri kasden terkedilmiş olan namazların kaza edilemeyeceği görüşünde iseler de, (5) başta dört mezheb müctehid ve fakihleri olmak üzere İslâm âlimlerinin cumhuruna (çoğunluğuna) göre, edâsı farz olan namazların, mazeretsiz (kasden) terkedilmiş de olsa, kazası da farzdır. (6)

    a. Hadis-i şeriflerde unutma, uyku gaflet... gibi, şuur dışı haller sebebiyle vakti geçirilen namazların kazası emredildiğine göre, mazeretsiz terkedilen namazlann kazasının evleviyetle gerekeceği (7)
    b. Hadis-i şeriflerde yer alan "nisyan" (unutma) kavramının, kasden terketmeyi de ifade ettiği; çünkü bu kelimenin, ister zuhûlen, ister kasden olsun, (Tevbe Sûresi, âyet : 67 ve Haşr Sûresi, âyet : 19 da olduğu gibi) mutlak "terk" anlamında da kullanıldığı (8)

    (5) Aynî, Umdetü'l-kari, 2/602, İst., 1308; ibn Hazm, el-Muhallâ, 1/238, Beyrut, 1352; Şevkânî, es-Seylü'l-cerrâr, 1/289, Beyrut, 1405/1985; Tecrid Tercemesi, 2/538-539.
    (6 ) Aynî a.g.e., 2/206; Abdurrahman el-Cezîrî, el-Mezâhibu'l-erbea, 1/488, Kahire ts., Tecrid Tercemesi, 2/538-539.
    (7) Şevkânî, Neylü'l-evtâr, 2/27; Mansur Ali Nâsıf, a.g.e., 1/147; Tecrid Tercemesi, 2/539.
    (8) Aynî, a.g.e., 2/608; Şevkânî, Neylü'l-evtâr, 2/27.


  12. 07.Ekim.2007, 22:26
    7
    enginkanat
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Eylül.2007
    Üye No: 2552
    Mesaj Sayısı: 104
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 44
    Bulunduğu yer: İzmir

    --->: kaza namazları

    Bu bilgilendirme için Allah razı olsun sizden


  13. 07.Ekim.2007, 22:26
    7
    Devamlı Üye
    Bu bilgilendirme için Allah razı olsun sizden


  14. 26.Ekim.2009, 11:11
    8
    islamdostu
    hizmetkar

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2008
    Üye No: 26997
    Mesaj Sayısı: 823
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9

    --->: kaza namazları

    eyvallah teşekkürler bilgiler için


  15. 26.Ekim.2009, 11:11
    8
    hizmetkar
    eyvallah teşekkürler bilgiler için


  16. 26.Ekim.2009, 11:16
    9
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: kaza namazları

    Allah c.c sizlerden razı olsun sağ olun


  17. 26.Ekim.2009, 11:16
    9
    Silent and lonely rains
    Allah c.c sizlerden razı olsun sağ olun


  18. 15.Nisan.2011, 18:49
    10
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: kaza namazları

    Kaza namazı hakkında

    Bilerek ya da bilmeyerek, geçerli veya geçersiz nedenlerle vaktinde eda edilemeyen namazların kazası çok sorulan sorular arasında Ali Bulaç´ın tabiriyle "medya vaizlerinin" -ki ben buna ´okumuş´ sıfatını ilave etmek isterim- yanı sıra dinî yaşayışlarının göstergesi ile samimiyetlerinden şüphe etmediğimiz bazı ağızların da "kaza namazı yoktur" deyip diğerleri ile aynı çizgide buluşmaları kafaları karıştıran temel faktör Şahsen bu konu ile alakalı soruların çokluğunu buna bağlıyorum
    Kaza namazı vardır-yoktur müzakeresine girmeden önce, namazın bir Müslüman için ne ifade ettiğinin, aksine ihtimal vermeyecek netlikte zihinlerde ve kalplerde yerleşmesi lazım Hz Peygamber (sas ) hassasiyeti bir kenara, bir sahabe, tabiin ya da ulema ve süleha ölçüsünde bunun idrakine varılsa bu türlü soruları gerektirecek yaşantı olmaz hiçbirimizin hayatında Diyelim ki oldu; bu defa da kaza namazı var mıdır soru ve cevabı ile vakit geçirileceğine, herkes namazlarının kazasını kılmaya durur O halde mesele kaza namazının varlığı-yokluğundan ziyade, namaz şuurunda, namaz hakikatinin vicdanlarda yer etmesinde düğümleniyor
    Günümüz insanının birçoğu hayatının belli bir dönemine kadar namaz gibi günde beş defa tekrarlanan ve dıştan bakıldığında külfet gibi gözüken bir ibadetten kısmen uzak bir hayat yaşıyor Cuma, bayram, mübarek gecelerde ancak namaz ile irtibata geçiyor veya cenaze, doğum ve hastalık gibi şükrü veya Rabb `imin yardımına en çok ihtiyaç duyulan beşerî hallerde namazı hatırlıyor Sonra yaş kemale erip, ecelinin ayak seslerini duyunca, kabir kapısının kendisi için de açıldığını hissedince, başta namaz olmak üzere ibadet hayatını daha derinden yaşamaya başlıyor Fakat bu defa -şahsa göre değişir- mazide kalan 10-20-30 yıllık kılınmayan namaz gerçeği ile yüz yüze geliyor İşte `kaza namazı var mıdır` sorusu burada kendini gösteriyor Yoksa zaten ibadet hayatına devam eden bir insanın uyuma, hastalık, unutma gibi sebeplerle kılamadığı üç-beş vaktin kazasından sanırım kimse bahsetmiyor
    Kur`an`da açık, sarih ve net kaza namazı, onun bir yükümlülük olduğundan bahseden ayet yoktur Sünnete gelince lihikmetin yani ihtimal ümmetine örnek olması sebebiyle Efendimiz `in iki defa uyuma, bir defa da Hendek Savaşı `nda 4 rekatlık namaz kılacak vakit dahi olsa cepheyi terk edecek bir zaman bulamaması nedeniyle kazaya kalmış namazı vardır Allah Rasulü (sas ), hepsinde de hemen namazlarının kazasını kılmıştır Bu delilleri değerlendiren mezhep alimleri ise kaza namazının gerekliliğinden dem vurmuş, müzakerelerini kaza borcu olan nafile kılabilir mi-kılamaz mı sorusu üzerinde yoğunlaştırmışlardır Dikkat edin, müzakereye konu olan -betahsis tartışma demiyorum- kaza namazının meşruiyeti değil, kaza borcu olanın revatip sünnetler dahil nafile kılıp-kılamayacağı ile alakalıdır
    İbni Teymiyye ve talebesi İKayyim el-Cevziyye `nin "kasten terk edilen namazın kazası yoktur" görüşlerinin, İslam `da kaza namazı yoktur görüşüne delil olarak gösterilmesi yanlış bir yaklaşımdır Çünkü ne Efendimiz `in (sas ) hayatında ne de sahabede kasten terk edilen bir namaz örneği yoktur Günümüzde kaza namazı var mıdır sorusunu soranların namazı terki kasdî değil, ihmal, tembellik, namaz alışkanlığı, yanlış yorumladıkları meşguliyet ve başta söylediğimiz namaz şuurunun yokluğu faktörlerine dayalıdır
    İslam `ın cahiliyyeye yani İslam öncesi hayata ait yanlışlıkları, hataları silip süpürmesi, Hak katında sorguya tabi olmaması ile alakalı hadisin kaza namazlarının yokluğuna delil olarak kullanılması da tekellüflü bir tevildir Bu, doğuştan Müslüman, İslamî bir terbiye almış, belli bir dönem namaz, oruç gibi ibadetleri kesintili de olsa devam ettiren Müslüman`ı, önceki hayatında müşrik, kâfir veya Hıristiyan , Yahudi , Budist başka bir dine mensup insanla eşdeğer tutma demektir Başka bir ifadeyle, İslam gayrimüslim birisini ibadetle mükellef tutmamakta, içki, kumar, zina dahil İslam `a göre haram amellerinden dolayı hesaba çekmemektedir Hadiste anlatılan kişiler bunlardır
    Sonuç; kaza namazının varlığından ziyade kaza namazı olan nafile namaz kılmalı mıdır, bunu konuşsak daha isabetli bir iş yapmış oluruz
    Ahmet Kurucan
    KAYNAK : Zaman


  19. 15.Nisan.2011, 18:49
    10
    Moderatör
    Kaza namazı hakkında

    Bilerek ya da bilmeyerek, geçerli veya geçersiz nedenlerle vaktinde eda edilemeyen namazların kazası çok sorulan sorular arasında Ali Bulaç´ın tabiriyle "medya vaizlerinin" -ki ben buna ´okumuş´ sıfatını ilave etmek isterim- yanı sıra dinî yaşayışlarının göstergesi ile samimiyetlerinden şüphe etmediğimiz bazı ağızların da "kaza namazı yoktur" deyip diğerleri ile aynı çizgide buluşmaları kafaları karıştıran temel faktör Şahsen bu konu ile alakalı soruların çokluğunu buna bağlıyorum
    Kaza namazı vardır-yoktur müzakeresine girmeden önce, namazın bir Müslüman için ne ifade ettiğinin, aksine ihtimal vermeyecek netlikte zihinlerde ve kalplerde yerleşmesi lazım Hz Peygamber (sas ) hassasiyeti bir kenara, bir sahabe, tabiin ya da ulema ve süleha ölçüsünde bunun idrakine varılsa bu türlü soruları gerektirecek yaşantı olmaz hiçbirimizin hayatında Diyelim ki oldu; bu defa da kaza namazı var mıdır soru ve cevabı ile vakit geçirileceğine, herkes namazlarının kazasını kılmaya durur O halde mesele kaza namazının varlığı-yokluğundan ziyade, namaz şuurunda, namaz hakikatinin vicdanlarda yer etmesinde düğümleniyor
    Günümüz insanının birçoğu hayatının belli bir dönemine kadar namaz gibi günde beş defa tekrarlanan ve dıştan bakıldığında külfet gibi gözüken bir ibadetten kısmen uzak bir hayat yaşıyor Cuma, bayram, mübarek gecelerde ancak namaz ile irtibata geçiyor veya cenaze, doğum ve hastalık gibi şükrü veya Rabb `imin yardımına en çok ihtiyaç duyulan beşerî hallerde namazı hatırlıyor Sonra yaş kemale erip, ecelinin ayak seslerini duyunca, kabir kapısının kendisi için de açıldığını hissedince, başta namaz olmak üzere ibadet hayatını daha derinden yaşamaya başlıyor Fakat bu defa -şahsa göre değişir- mazide kalan 10-20-30 yıllık kılınmayan namaz gerçeği ile yüz yüze geliyor İşte `kaza namazı var mıdır` sorusu burada kendini gösteriyor Yoksa zaten ibadet hayatına devam eden bir insanın uyuma, hastalık, unutma gibi sebeplerle kılamadığı üç-beş vaktin kazasından sanırım kimse bahsetmiyor
    Kur`an`da açık, sarih ve net kaza namazı, onun bir yükümlülük olduğundan bahseden ayet yoktur Sünnete gelince lihikmetin yani ihtimal ümmetine örnek olması sebebiyle Efendimiz `in iki defa uyuma, bir defa da Hendek Savaşı `nda 4 rekatlık namaz kılacak vakit dahi olsa cepheyi terk edecek bir zaman bulamaması nedeniyle kazaya kalmış namazı vardır Allah Rasulü (sas ), hepsinde de hemen namazlarının kazasını kılmıştır Bu delilleri değerlendiren mezhep alimleri ise kaza namazının gerekliliğinden dem vurmuş, müzakerelerini kaza borcu olan nafile kılabilir mi-kılamaz mı sorusu üzerinde yoğunlaştırmışlardır Dikkat edin, müzakereye konu olan -betahsis tartışma demiyorum- kaza namazının meşruiyeti değil, kaza borcu olanın revatip sünnetler dahil nafile kılıp-kılamayacağı ile alakalıdır
    İbni Teymiyye ve talebesi İKayyim el-Cevziyye `nin "kasten terk edilen namazın kazası yoktur" görüşlerinin, İslam `da kaza namazı yoktur görüşüne delil olarak gösterilmesi yanlış bir yaklaşımdır Çünkü ne Efendimiz `in (sas ) hayatında ne de sahabede kasten terk edilen bir namaz örneği yoktur Günümüzde kaza namazı var mıdır sorusunu soranların namazı terki kasdî değil, ihmal, tembellik, namaz alışkanlığı, yanlış yorumladıkları meşguliyet ve başta söylediğimiz namaz şuurunun yokluğu faktörlerine dayalıdır
    İslam `ın cahiliyyeye yani İslam öncesi hayata ait yanlışlıkları, hataları silip süpürmesi, Hak katında sorguya tabi olmaması ile alakalı hadisin kaza namazlarının yokluğuna delil olarak kullanılması da tekellüflü bir tevildir Bu, doğuştan Müslüman, İslamî bir terbiye almış, belli bir dönem namaz, oruç gibi ibadetleri kesintili de olsa devam ettiren Müslüman`ı, önceki hayatında müşrik, kâfir veya Hıristiyan , Yahudi , Budist başka bir dine mensup insanla eşdeğer tutma demektir Başka bir ifadeyle, İslam gayrimüslim birisini ibadetle mükellef tutmamakta, içki, kumar, zina dahil İslam `a göre haram amellerinden dolayı hesaba çekmemektedir Hadiste anlatılan kişiler bunlardır
    Sonuç; kaza namazının varlığından ziyade kaza namazı olan nafile namaz kılmalı mıdır, bunu konuşsak daha isabetli bir iş yapmış oluruz
    Ahmet Kurucan
    KAYNAK : Zaman





+ Yorum Gönder