Konusunu Oylayın.: Nisa suresi 174 Ayetten yazıdaki mana çıkar mı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Nisa suresi 174 Ayetten yazıdaki mana çıkar mı?
  1. 25.Ocak.2013, 02:26
    1
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Nisa suresi 174 Ayetten yazıdaki mana çıkar mı?






    Nisa suresi 174 Ayetten yazıdaki mana çıkar mı? Mumsema Nisa suresi 174. ‘’ Ey insanlar! SizeRabbinizden kesin bir delil (Hz. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur(Kur’an) indirdik.’’

    ayetin yorumu:

    Şu âyet bu zamana dahi hitab eder. Çünki tamam -مُبِينًا hariç kalsa- bin üçyüz altmış (1360) küsur eder.Eğer قَدْجَاءَكُمْ den sonraki olsa بُرْهَانٌ ve نُورًا kelimelerindeki tenvinler "nun" sayılsabin üçyüz on (1310) eder. Demek bu asrada hitab eder. Hem قَدْجَاءَكُمْبُرْهَانٌ cümlesi yalnız dört farkla Furkan adedinetevafukla sarihan baktığı gibi, o kudsî bürhan-ı İlahînin bu zamanda parlakve kuvvetli bir bürhanı olan Resâil-in Nur'a dahi ikinci cümlesi olan اَنْزَلْنَااِلَيْكُمْنُورًامُبِينًا adedi, iki tenvin vakıfta iki "elif"sayılmak cihetiyle beşyüz doksansekiz (598) ederek aynen tam tamına Resâil-inNur'a ve Risâle-in Nur adedine tevafuk ile o semavî bürhan-ı kudsînin yerde birbürhanı Resâil-in Nur olduğunu remzen haberveriyor.


  2. 25.Ocak.2013, 02:26
    1
    Devamlı Üye



    Nisa suresi 174. ‘’ Ey insanlar! SizeRabbinizden kesin bir delil (Hz. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur(Kur’an) indirdik.’’

    ayetin yorumu:

    Şu âyet bu zamana dahi hitab eder. Çünki tamam -مُبِينًا hariç kalsa- bin üçyüz altmış (1360) küsur eder.Eğer قَدْجَاءَكُمْ den sonraki olsa بُرْهَانٌ ve نُورًا kelimelerindeki tenvinler "nun" sayılsabin üçyüz on (1310) eder. Demek bu asrada hitab eder. Hem قَدْجَاءَكُمْبُرْهَانٌ cümlesi yalnız dört farkla Furkan adedinetevafukla sarihan baktığı gibi, o kudsî bürhan-ı İlahînin bu zamanda parlakve kuvvetli bir bürhanı olan Resâil-in Nur'a dahi ikinci cümlesi olan اَنْزَلْنَااِلَيْكُمْنُورًامُبِينًا adedi, iki tenvin vakıfta iki "elif"sayılmak cihetiyle beşyüz doksansekiz (598) ederek aynen tam tamına Resâil-inNur'a ve Risâle-in Nur adedine tevafuk ile o semavî bürhan-ı kudsînin yerde birbürhanı Resâil-in Nur olduğunu remzen haberveriyor.


    Benzer Konular

    - Nisa Suresi 140.ayetten ne anlamalıyız?

    - Nas suresi kaç ayetten oluşur?

    - Mana-yı harfi ile mana-yı ismi ne demektir, farkları nedir?

    - Nisa suresi 75. ayet: Size ne oldu da Allah yolunda ve «Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu şehirden

    - Nisa suresi 115. ayet: Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber'e karşı çıkar ve m

  3. 25.Ocak.2013, 02:36
    2
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: Ayetten yazıdaki mana çıkar mı?




    Ebced ile kendimi peygamber ilan etsem kim ne ile karşı çıkabilecektir? inanmayın şu zırvalara, lanetli işlere...


  4. 25.Ocak.2013, 02:36
    2
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye



    Ebced ile kendimi peygamber ilan etsem kim ne ile karşı çıkabilecektir? inanmayın şu zırvalara, lanetli işlere...


  5. 25.Ocak.2013, 02:41
    3
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Ayetten yazıdaki mana çıkar mı?

    yani benimde mantığım ve inancıma uymuyor

    fakat bu yorumu yapan kişi yazıdan da anlaşılacağı gibi Said nursi,binlerin arkasından gittiği ve bedüizzaman denilen kişi

    o kadar insan kitabını okuyor,yazılanlar onlara yanlış gelmiyor mu?

    ben mi yanlış anlıyorum diye şüpheye düşüyorum??


  6. 25.Ocak.2013, 02:41
    3
    Devamlı Üye
    yani benimde mantığım ve inancıma uymuyor

    fakat bu yorumu yapan kişi yazıdan da anlaşılacağı gibi Said nursi,binlerin arkasından gittiği ve bedüizzaman denilen kişi

    o kadar insan kitabını okuyor,yazılanlar onlara yanlış gelmiyor mu?

    ben mi yanlış anlıyorum diye şüpheye düşüyorum??


  7. 25.Ocak.2013, 02:46
    4
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,687
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Ayetten yazıdaki mana çıkar mı?

    Amaç ayeti anlamak mı yoksa yorumu yapana sövmek mi?
    doğrusu niyetini anlamadım
    _________________________

    Ayetin tefsiri

    İnsanların "Nurun Mübin=Apaçık Nur" Olan Kur'ân'a İmana Davet Edilmeleri


    174- Ey insanlar! Rabbinizden size apa*çık bir delil gelmiştir. Size apaçık bir nur da indirdik.

    175- Allah'a iman edenleri ve ona sarı*lanları o rahmetine ve bol nimetine ka*vuşturacak, onları kendisine götüre*cek doğru yola eriştirecektir.



    Kelime ve İbareler:


    "Rabbinizden size apaçık bir delil (burhan)" Rabbinizden size karşı apaçık bir delil olan peygamber "gelmiştir. Size apaçık bir nur"ki bu da Kur'an-ı Ke-nm'dir "da indirdik" "Doğru yol": Eğriliği, büğrülüğü olmayan bir yol olan İslam dini. [254]



    Ayetler Arası İlişki


    Bundan önceki ayet-i kerimeler münafıklara, müşriklere, Yahudi ve Hris-riyanlara karşı açık ve kesin delilleri ortaya koymuş, Muhammed (s.a.)'in pey*gamberliğini ispat etmiş bulunmaktadır. İşte bütün bunlar, insanlığın tümüne islâm'a tabi olma davetinin yöneltildiği bu iki ayet-i kerimeye bir mukaddime mahiyetindedir. [255]



    Açıklaması


    Ey insanlar! Sizlere Allah'a iman gerçeğini, daha erdemli bir hayat için uy*gun toplumsal düzenleri açıklayan Rabbinizden sizlere ulaşan açık seçik bir belge ve kesin bir delil bulunmaktadır ki, bu da cahiliye döneminde aranızda yetişmiş bulunan güvenilir, ümmî, Arabî peygamber Muhammed (s.a.)'dir. Cahiliye döne*minde aranızda yetişmiş olmakla birlikte o dönemin bozuklukları ve pislikleri ile kirlenmemiş, aksine ilâhî risaleti yüklenmek için Rabbinin koruması altında özel bir terbiye ile yetişmiştir. O bakımdan yaşayışı, ahlâkı, gidişi ve liderliği itibariy*le en üstün bir örnektir. O, risaletinin doğruluğuna çok büyük ve pratik bir belge-iir: "Allah risaletini nereye bırakacağını en iyi bilendir." (En'am, 6/124).

    Biz sizlere bu apaçık delil ile birlikte yine hakkı açıkça ortaya koyan bir nur, bir ışık da indirmiş bulunuyoruz. Bu da akideyi ve yaşanılan düzeni tashih etmek üzere gelmiş bulunan Kur"ân-ı Kerim'dir. Katıksız tevhidi ortaya koy*muş; putperestlik ve şirke karşı sa^aş açmış; halihazırda tahrif edilmiş bulunan Yahudilik ve Hristiyanhğm tutarsızlığını beyan etmiş; doğru yolun (hidayetin) belirgin işaretlerini sapasağlam yerleştirmiş; Yüce Allah'a ibadetin yolunu açık*ça göstermiş; siyaset, savaş, barış ekonomi, toplumsal hayat, kâinata dair bilgi*ler gibi bütün alanlarda dosdoğru ahlâkî esasları ortaya koymuştur. Aynı za*manda bütün bunlar peygamberin şahsî yaşayışına ek olarak, bu dinin eşsiz ve terkedilmemesi gereken hak din olduğunun da açık bir belgesidir.

    Buna bağlı olarak Allah'a iman edip Kur'ân'a ya da İslama sımsıkı bağla*nıp sarılanları ve onun nuruna tabi olanları Allah rahmetine sokacak, dünya ve ahirette lütfuyla onların hepsini kuşatacaktır. Yani Kur'an-ı Kerim sayesin*de onlara rahmet edip onları cennetine koyacak, sevaplarını artırıp mevkilerini yükseltecektir. İbni Abbâs şöyle der: Rahmet cennettir. Fazladan vereceği bir nimet ise onlara lütfedeceği, hiç bir gözün görmediği, hiç bir kulağın işitmediği ve hiç bir insanın hatırına gelmeyen lütuflar ve nimetlerdir [256] Ayrıca onları dünyada izzet, şeref ve üstünlük ile itikat ve amelde dosdoğru yola tabi olmak suretiyle, ahirette de cennete ve rızasına nail olmak suretiyle mutluluğu elde edecek noktaya da ulaştıracak, dosdoğru yola ulaşma başarısını onlara ihsan edecektir. Çünkü şerefli Kur'ân-ı Kerim'e sımsıkı yapışmadan, Muhammed Mustafa'nın sünnetine tabi olmadan özel bir hidayetin varlığı ve ilâhî tevfike mazhar olmak söz konusu değildir. Tirmizî Ali b. Ebî Tâlib'den Hz. Peygambe*rin şu buyruğunu rivayet etmektedir: "Kur'ân-ı Kerim Allah'ın dosdoğru yolu ve sapasağlam ipidir." [257]



    Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler


    Allah'tan kullarına gelmiş büyük ve apaçık delil Muhammed (s.a.)'dir. Ona "delil" denilmesinin sebebi, kesin delilin onunla birlikte bulunmasıdır ki, bu da onun mucizeleri yahut getirdiği delillerdir. Çünkü onun gösterdiği mucizeler Hz. Peygamberin delilleri demektir.

    Apaçık bir nur ise Kur'ân-ı Kerim'dir. Ona nur denilmesinin sebebi ise, onun vasıtasıyla hükümlerin açıklık kazanması, onun aracılığıyla sapıklıktan kurtulup doğruya nail olmanın mümkün olmasıdır. O halde Kur'ân-ı Kerim açık seçik ve aynı zamanda açıklayıcı bir nurdur.

    Her kim Allah'a iman eder, Kur'ân-ı Kerim'e sarılmak suretiyle de Allah'a isyandan uzak durursa cennete ve Allah'ın rızasına nail olur, dünyada da ahi*rette de o büyük ilâhî lütfü elde eder.

    Yüce Allah'ın: "Bol nimet (fadl)" sözü yüce Allah'ın karşılıksız olarak se*vap vermek suretiyle kullarına lütufta bulunduğunun delilidir. Çünkü onun verdikleri eğer sadece amelin karşılığı olsaydı, elbette bu lütuf (fadl) olmazdı. er-Râzî şöyle der: Rahmet ve lütuf (fadl) cennette bulunan türlü fayda ve ta*zimler hakkında kabul edilir. Hidayetten kasıt ise kudsî âlemin ve kibriyasmın nurlarının beşerî ruhlarda tecelli etmesinden husule gelen mutluluklardır. İşte ruhanî mutluluk budur. Allah'ın bunu önceki iki kısımdan sonra zikretmesinin sebebi ise, ruhani lütuf ve huzurun, bedenî lezzetlerden daha üstün olduğuna dikkat çekmektir [258]

    Kur"an-ı Kerim'de sözü edilen hidayet iki türlüdür: Genel ve özel hidayet.

    Genel hidayet Yüce Allah'ın şu buyruğunda ifade edildiği gibidir: "Ve biz onu iki yola hidayet ettik (iki yolu gösterdik)." (Beled, 90/10) Yani biz ona mut*luluk ve bedbahtlık, hayır ve şer yollarını gösterdik. Bu hidayet, zahirî ve batı-nî duyuların hidayetini ve aklî hidayet ile, din hidayetini de kapsar.

    Özel hidayet Yüce Allah'ın şu buyruklarında dile getirildiği gibidir: "İşte bunlar Allah'ın kendilerine hidayet verdikleridir, o halde sen de onların hidaye*tine uy!" (En'âm, 6/90); "Bizi dosdoğru yola ilet." (Fatiha, 1/6). Bu hidayet ise az önce geçtiği gibi genel olarak doğru yolu göstermekten farklıdır. Bu doğru yolu göstermekle birlikte, hayır ve kurtuluş yolunda yürümek için özel yardım ve başarı ihsanını da ifade eder. İnsan dini anlarken duyu ve aklını kullanmakta yanılmaya ve sapmaya maruz bir varlık olduğundan dolayı, özel yardıma muh*taçtır. Bundan dolayı Yüce Allah bizlere: "Bizi dosdoğru yola ilet" buyruğunda bunu kendisinden istememizi emretmektedir. [259]

    KAYNAK: TEFSİRUL MUNİR


  8. 25.Ocak.2013, 02:46
    4
    Moderatör
    Amaç ayeti anlamak mı yoksa yorumu yapana sövmek mi?
    doğrusu niyetini anlamadım
    _________________________

    Ayetin tefsiri

    İnsanların "Nurun Mübin=Apaçık Nur" Olan Kur'ân'a İmana Davet Edilmeleri


    174- Ey insanlar! Rabbinizden size apa*çık bir delil gelmiştir. Size apaçık bir nur da indirdik.

    175- Allah'a iman edenleri ve ona sarı*lanları o rahmetine ve bol nimetine ka*vuşturacak, onları kendisine götüre*cek doğru yola eriştirecektir.



    Kelime ve İbareler:


    "Rabbinizden size apaçık bir delil (burhan)" Rabbinizden size karşı apaçık bir delil olan peygamber "gelmiştir. Size apaçık bir nur"ki bu da Kur'an-ı Ke-nm'dir "da indirdik" "Doğru yol": Eğriliği, büğrülüğü olmayan bir yol olan İslam dini. [254]



    Ayetler Arası İlişki


    Bundan önceki ayet-i kerimeler münafıklara, müşriklere, Yahudi ve Hris-riyanlara karşı açık ve kesin delilleri ortaya koymuş, Muhammed (s.a.)'in pey*gamberliğini ispat etmiş bulunmaktadır. İşte bütün bunlar, insanlığın tümüne islâm'a tabi olma davetinin yöneltildiği bu iki ayet-i kerimeye bir mukaddime mahiyetindedir. [255]



    Açıklaması


    Ey insanlar! Sizlere Allah'a iman gerçeğini, daha erdemli bir hayat için uy*gun toplumsal düzenleri açıklayan Rabbinizden sizlere ulaşan açık seçik bir belge ve kesin bir delil bulunmaktadır ki, bu da cahiliye döneminde aranızda yetişmiş bulunan güvenilir, ümmî, Arabî peygamber Muhammed (s.a.)'dir. Cahiliye döne*minde aranızda yetişmiş olmakla birlikte o dönemin bozuklukları ve pislikleri ile kirlenmemiş, aksine ilâhî risaleti yüklenmek için Rabbinin koruması altında özel bir terbiye ile yetişmiştir. O bakımdan yaşayışı, ahlâkı, gidişi ve liderliği itibariy*le en üstün bir örnektir. O, risaletinin doğruluğuna çok büyük ve pratik bir belge-iir: "Allah risaletini nereye bırakacağını en iyi bilendir." (En'am, 6/124).

    Biz sizlere bu apaçık delil ile birlikte yine hakkı açıkça ortaya koyan bir nur, bir ışık da indirmiş bulunuyoruz. Bu da akideyi ve yaşanılan düzeni tashih etmek üzere gelmiş bulunan Kur"ân-ı Kerim'dir. Katıksız tevhidi ortaya koy*muş; putperestlik ve şirke karşı sa^aş açmış; halihazırda tahrif edilmiş bulunan Yahudilik ve Hristiyanhğm tutarsızlığını beyan etmiş; doğru yolun (hidayetin) belirgin işaretlerini sapasağlam yerleştirmiş; Yüce Allah'a ibadetin yolunu açık*ça göstermiş; siyaset, savaş, barış ekonomi, toplumsal hayat, kâinata dair bilgi*ler gibi bütün alanlarda dosdoğru ahlâkî esasları ortaya koymuştur. Aynı za*manda bütün bunlar peygamberin şahsî yaşayışına ek olarak, bu dinin eşsiz ve terkedilmemesi gereken hak din olduğunun da açık bir belgesidir.

    Buna bağlı olarak Allah'a iman edip Kur'ân'a ya da İslama sımsıkı bağla*nıp sarılanları ve onun nuruna tabi olanları Allah rahmetine sokacak, dünya ve ahirette lütfuyla onların hepsini kuşatacaktır. Yani Kur'an-ı Kerim sayesin*de onlara rahmet edip onları cennetine koyacak, sevaplarını artırıp mevkilerini yükseltecektir. İbni Abbâs şöyle der: Rahmet cennettir. Fazladan vereceği bir nimet ise onlara lütfedeceği, hiç bir gözün görmediği, hiç bir kulağın işitmediği ve hiç bir insanın hatırına gelmeyen lütuflar ve nimetlerdir [256] Ayrıca onları dünyada izzet, şeref ve üstünlük ile itikat ve amelde dosdoğru yola tabi olmak suretiyle, ahirette de cennete ve rızasına nail olmak suretiyle mutluluğu elde edecek noktaya da ulaştıracak, dosdoğru yola ulaşma başarısını onlara ihsan edecektir. Çünkü şerefli Kur'ân-ı Kerim'e sımsıkı yapışmadan, Muhammed Mustafa'nın sünnetine tabi olmadan özel bir hidayetin varlığı ve ilâhî tevfike mazhar olmak söz konusu değildir. Tirmizî Ali b. Ebî Tâlib'den Hz. Peygambe*rin şu buyruğunu rivayet etmektedir: "Kur'ân-ı Kerim Allah'ın dosdoğru yolu ve sapasağlam ipidir." [257]



    Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler


    Allah'tan kullarına gelmiş büyük ve apaçık delil Muhammed (s.a.)'dir. Ona "delil" denilmesinin sebebi, kesin delilin onunla birlikte bulunmasıdır ki, bu da onun mucizeleri yahut getirdiği delillerdir. Çünkü onun gösterdiği mucizeler Hz. Peygamberin delilleri demektir.

    Apaçık bir nur ise Kur'ân-ı Kerim'dir. Ona nur denilmesinin sebebi ise, onun vasıtasıyla hükümlerin açıklık kazanması, onun aracılığıyla sapıklıktan kurtulup doğruya nail olmanın mümkün olmasıdır. O halde Kur'ân-ı Kerim açık seçik ve aynı zamanda açıklayıcı bir nurdur.

    Her kim Allah'a iman eder, Kur'ân-ı Kerim'e sarılmak suretiyle de Allah'a isyandan uzak durursa cennete ve Allah'ın rızasına nail olur, dünyada da ahi*rette de o büyük ilâhî lütfü elde eder.

    Yüce Allah'ın: "Bol nimet (fadl)" sözü yüce Allah'ın karşılıksız olarak se*vap vermek suretiyle kullarına lütufta bulunduğunun delilidir. Çünkü onun verdikleri eğer sadece amelin karşılığı olsaydı, elbette bu lütuf (fadl) olmazdı. er-Râzî şöyle der: Rahmet ve lütuf (fadl) cennette bulunan türlü fayda ve ta*zimler hakkında kabul edilir. Hidayetten kasıt ise kudsî âlemin ve kibriyasmın nurlarının beşerî ruhlarda tecelli etmesinden husule gelen mutluluklardır. İşte ruhanî mutluluk budur. Allah'ın bunu önceki iki kısımdan sonra zikretmesinin sebebi ise, ruhani lütuf ve huzurun, bedenî lezzetlerden daha üstün olduğuna dikkat çekmektir [258]

    Kur"an-ı Kerim'de sözü edilen hidayet iki türlüdür: Genel ve özel hidayet.

    Genel hidayet Yüce Allah'ın şu buyruğunda ifade edildiği gibidir: "Ve biz onu iki yola hidayet ettik (iki yolu gösterdik)." (Beled, 90/10) Yani biz ona mut*luluk ve bedbahtlık, hayır ve şer yollarını gösterdik. Bu hidayet, zahirî ve batı-nî duyuların hidayetini ve aklî hidayet ile, din hidayetini de kapsar.

    Özel hidayet Yüce Allah'ın şu buyruklarında dile getirildiği gibidir: "İşte bunlar Allah'ın kendilerine hidayet verdikleridir, o halde sen de onların hidaye*tine uy!" (En'âm, 6/90); "Bizi dosdoğru yola ilet." (Fatiha, 1/6). Bu hidayet ise az önce geçtiği gibi genel olarak doğru yolu göstermekten farklıdır. Bu doğru yolu göstermekle birlikte, hayır ve kurtuluş yolunda yürümek için özel yardım ve başarı ihsanını da ifade eder. İnsan dini anlarken duyu ve aklını kullanmakta yanılmaya ve sapmaya maruz bir varlık olduğundan dolayı, özel yardıma muh*taçtır. Bundan dolayı Yüce Allah bizlere: "Bizi dosdoğru yola ilet" buyruğunda bunu kendisinden istememizi emretmektedir. [259]

    KAYNAK: TEFSİRUL MUNİR


  9. 25.Ocak.2013, 02:54
    5
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Nisa suresi 174 Ayetten yazıdaki mana çıkar mı?

    Alıntı
    Amaç ayeti anlamak mı yoksa yorumu yapana sövmek mi?
    doğrusu niyetini anlamadım
    mum kardeş,bu sorumun amacı ne ayeti anlamak ne de yorumu yapana sövmek

    kimseye sövmem,anladığım kadarıyla Kurana ve sünnete gelen ters birşey varsa onu reddetmek,zaten yanlış mı anlıyorum diye de soruyorum

    yukarıda paylaştığım yazıda da bence anlatılmak istenilen:ebced hesabıyla ayetten risalenin kastedildiği?

    sizce hocam,siz ne anlıyorsunuz?


  10. 25.Ocak.2013, 02:54
    5
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Amaç ayeti anlamak mı yoksa yorumu yapana sövmek mi?
    doğrusu niyetini anlamadım
    mum kardeş,bu sorumun amacı ne ayeti anlamak ne de yorumu yapana sövmek

    kimseye sövmem,anladığım kadarıyla Kurana ve sünnete gelen ters birşey varsa onu reddetmek,zaten yanlış mı anlıyorum diye de soruyorum

    yukarıda paylaştığım yazıda da bence anlatılmak istenilen:ebced hesabıyla ayetten risalenin kastedildiği?

    sizce hocam,siz ne anlıyorsunuz?


  11. 25.Ocak.2013, 03:01
    6
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,687
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Nisa suresi 174 Ayetten yazıdaki mana çıkar mı?

    Alıntı
    yukarıda paylaştığım yazıda da bence anlatılmak istenilen:ebced hesabıyla ayetten risalenin kastedildiği?

    sizce hocam,siz ne anlıyorsunuz?
    Risalenin o bölümünü yani öncesini ve sonrasını okumadığım için yazarın meramını anlamadım.
    Ebced işlerine kafa yormaya hiç değmez.


    Alıntı
    ON BEŞİNCİ ÂYET:

    Şu âyet bu zamana dahi hitab eder. Çünkü tamam − hariç kalsa− bin üç yüz altmış (1360) küsur eder.



    Eğer

    ’den sonraki olsa ve kelimelerindeki tenvinler “nun” sayılsa bin üç yüz on (1310) eder. Demek bu asra da hitab eder. Hem


    cümlesi yalnız dört farkla Furkan adedine tevâfukla sarihan baktığı gibi, o kudsî bürhan-ı İlâhînin bu zamanda parlak ve kuvvetli bir bürhanı olan Resail-in Nur’a dahi ikinci cümlesi olan


    adedi, iki tenvin vakıfta iki “elif” sayılmak cihetiyle beş yüz doksan sekiz (598) ederek aynen tam tamına Resail-in Nur’a ve Risâle-in Nur adedine tevâfuk ile o semavî bürhan-ı kudsînin yerde bir bürhanı Resail-in Nur olduğunu remzen haber veriyor.
    İHTAR: Sözler’in üç ismi olan Risâle-in Nur veya Resail-in Nur veya Risâlet-in Nur’daki şeddeli ن iki ن sayılmak, cifirce ağlebî bir kaidedir. Şeddeli harf ba’zan bir, ba’zan iki sayılabilir.
    Kaynak: nur.gen.tr

    Şualar | Birinci Şuâ | 640


  12. 25.Ocak.2013, 03:01
    6
    Moderatör
    Alıntı
    yukarıda paylaştığım yazıda da bence anlatılmak istenilen:ebced hesabıyla ayetten risalenin kastedildiği?

    sizce hocam,siz ne anlıyorsunuz?
    Risalenin o bölümünü yani öncesini ve sonrasını okumadığım için yazarın meramını anlamadım.
    Ebced işlerine kafa yormaya hiç değmez.


    Alıntı
    ON BEŞİNCİ ÂYET:

    Şu âyet bu zamana dahi hitab eder. Çünkü tamam − hariç kalsa− bin üç yüz altmış (1360) küsur eder.



    Eğer

    ’den sonraki olsa ve kelimelerindeki tenvinler “nun” sayılsa bin üç yüz on (1310) eder. Demek bu asra da hitab eder. Hem


    cümlesi yalnız dört farkla Furkan adedine tevâfukla sarihan baktığı gibi, o kudsî bürhan-ı İlâhînin bu zamanda parlak ve kuvvetli bir bürhanı olan Resail-in Nur’a dahi ikinci cümlesi olan


    adedi, iki tenvin vakıfta iki “elif” sayılmak cihetiyle beş yüz doksan sekiz (598) ederek aynen tam tamına Resail-in Nur’a ve Risâle-in Nur adedine tevâfuk ile o semavî bürhan-ı kudsînin yerde bir bürhanı Resail-in Nur olduğunu remzen haber veriyor.
    İHTAR: Sözler’in üç ismi olan Risâle-in Nur veya Resail-in Nur veya Risâlet-in Nur’daki şeddeli ن iki ن sayılmak, cifirce ağlebî bir kaidedir. Şeddeli harf ba’zan bir, ba’zan iki sayılabilir.
    Kaynak: nur.gen.tr

    Şualar | Birinci Şuâ | 640


  13. 25.Ocak.2013, 03:13
    7
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Nisa suresi 174 Ayetten yazıdaki mana çıkar mı?

    Alıntı
    Risalenin o bölümünü yani öncesini ve sonrasını okumadığım için yazarın meramını anlamadım.
    hocam,ayetler sırayla açıklanıyor,sizinde paylaştığınız gibi 15.ayetin açıklamasında geçiyor,diğerleri ile konu olarak bağlantılı değil

    Alıntı
    Ebced işlerine kafa yormaya hiç değmez.
    yanlış bilmiyorsam ebced hesabı ile kurandan bir takım manalar çıkarmak doğru değil.

    sayın hocam,cemaate ve risalelere yabancı değilim,2 senem geçti cemaatte,sonra bağlantım kopmadı,artık risale okumasamda her hafta sohbetlere giderim.ama okuduğum ve duyduğu şeyleri şimdi değerlendirdiğim zaman bazılarını yanlış bulmaya başladım

    said nursi büyük bir alim olabilir,ama hata da yapmıştır,yuakrıdaki açıklama bana göre bir hata,ama cemaatte çok kutsallaştırıldığını gördüm

    ben de yanlış düşünceler kapılmamak için ban yanlış gelenleri araştırıyorum


  14. 25.Ocak.2013, 03:13
    7
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Risalenin o bölümünü yani öncesini ve sonrasını okumadığım için yazarın meramını anlamadım.
    hocam,ayetler sırayla açıklanıyor,sizinde paylaştığınız gibi 15.ayetin açıklamasında geçiyor,diğerleri ile konu olarak bağlantılı değil

    Alıntı
    Ebced işlerine kafa yormaya hiç değmez.
    yanlış bilmiyorsam ebced hesabı ile kurandan bir takım manalar çıkarmak doğru değil.

    sayın hocam,cemaate ve risalelere yabancı değilim,2 senem geçti cemaatte,sonra bağlantım kopmadı,artık risale okumasamda her hafta sohbetlere giderim.ama okuduğum ve duyduğu şeyleri şimdi değerlendirdiğim zaman bazılarını yanlış bulmaya başladım

    said nursi büyük bir alim olabilir,ama hata da yapmıştır,yuakrıdaki açıklama bana göre bir hata,ama cemaatte çok kutsallaştırıldığını gördüm

    ben de yanlış düşünceler kapılmamak için ban yanlış gelenleri araştırıyorum


  15. 26.Ocak.2013, 02:55
    8
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Nisa suresi 174 Ayetten yazıdaki mana çıkar mı?

    islamyolu kardeş senin bu konudaki yorumunu merak ediyorum


  16. 26.Ocak.2013, 02:55
    8
    Devamlı Üye
    islamyolu kardeş senin bu konudaki yorumunu merak ediyorum


  17. 26.Ocak.2013, 14:19
    9
    Mehmet Sezai
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Ocak.2013
    Üye No: 99781
    Mesaj Sayısı: 1
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Nisa suresi 174 Ayetten yazıdaki mana çıkar mı?

    Bu Müslümanlara noluyor bilmiyorum.Yahu Cenab ı Allah c.c."Kuran ı Mübin" "Dini Mübin"(Apaçık)diyor, hala şunun bunun peşine düşmüş bir takım teviller le hem kendilerini ve hemde bilinçsiz ve şuursuz Müslümanların kafasını karıştırıyorlar.
    Şu ebcet hesabı denen hesap da neyin nesi? hiçbir ilmi dayanağı olmayan tamamen uydurma bi yöntem.Kuran ı Mübin İnzal olduğundan,kıyamet sabahına kadar geçerliliğini koruyan İlahi bir kitap oluşundan,hangi aklıselimin şüpesi olabilir?.Hiçbir desteğe ihtiyacı olmayan, o kitaba tevil yoluyla birtakım şeyler katmaya yeltenenler,iyi niyetli olamaz.


  18. 26.Ocak.2013, 14:19
    9
    Bu Müslümanlara noluyor bilmiyorum.Yahu Cenab ı Allah c.c."Kuran ı Mübin" "Dini Mübin"(Apaçık)diyor, hala şunun bunun peşine düşmüş bir takım teviller le hem kendilerini ve hemde bilinçsiz ve şuursuz Müslümanların kafasını karıştırıyorlar.
    Şu ebcet hesabı denen hesap da neyin nesi? hiçbir ilmi dayanağı olmayan tamamen uydurma bi yöntem.Kuran ı Mübin İnzal olduğundan,kıyamet sabahına kadar geçerliliğini koruyan İlahi bir kitap oluşundan,hangi aklıselimin şüpesi olabilir?.Hiçbir desteğe ihtiyacı olmayan, o kitaba tevil yoluyla birtakım şeyler katmaya yeltenenler,iyi niyetli olamaz.


  19. 26.Ocak.2013, 15:45
    10
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Nisa suresi 174 Ayetten yazıdaki mana çıkar mı?

    Alıntı
    islamyolu kardeş senin bu konudaki yorumunu merak ediyorum
    kardeş ben hesap mesap şifre işlerinden anlamam.

    Ayrıca Nur'culardan çok saptıranda var. işleri güçleri bırakmışlar. Bediüzzaman hazretlerini kutsallaştırıyorlar. Tamam büyük alimdir. ama işte yanlış yapıyorlar.

    kimisi Kur'an 'dan bile üstün tutmuş risale Nur'u . Said Nursi Mehdiydi diyen var. Varda var.

    Yani diyecegim o ki. Kur'anda Bir tarihi bulmak istersen birşeyi bulmak istersen. her türlü bulursun . Ayet numarasına bakarsın diğer ayetin numarasınıda koyarsın yanına. Ondan sonra sayıyı topla böl çarp takvime bak ne olmuş o zaman , sonra aaaa Şifre buldum dersin hadi ilerisi ile ilgili bilgi bulsunlarda göreyim. Ehli sünnet alimlerimizden vardı hesaplamalar yapanlar. ama bunlar saçma sapan yapmıyorlardı.

    Diyecegim o ki Aldırış fazla etme kardeş. bize kalmaz hesaplamalar.

    şimdi ayette bir Nur gönderdim bir de kitap. Nur dedigi Muhammed Mustafa (Sallahu aleyhi ve sellem) dir. Risale Nur degil . peşinden birde kitap gönderdim deniliyor. Oda yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim dir.


  20. 26.Ocak.2013, 15:45
    10
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    islamyolu kardeş senin bu konudaki yorumunu merak ediyorum
    kardeş ben hesap mesap şifre işlerinden anlamam.

    Ayrıca Nur'culardan çok saptıranda var. işleri güçleri bırakmışlar. Bediüzzaman hazretlerini kutsallaştırıyorlar. Tamam büyük alimdir. ama işte yanlış yapıyorlar.

    kimisi Kur'an 'dan bile üstün tutmuş risale Nur'u . Said Nursi Mehdiydi diyen var. Varda var.

    Yani diyecegim o ki. Kur'anda Bir tarihi bulmak istersen birşeyi bulmak istersen. her türlü bulursun . Ayet numarasına bakarsın diğer ayetin numarasınıda koyarsın yanına. Ondan sonra sayıyı topla böl çarp takvime bak ne olmuş o zaman , sonra aaaa Şifre buldum dersin hadi ilerisi ile ilgili bilgi bulsunlarda göreyim. Ehli sünnet alimlerimizden vardı hesaplamalar yapanlar. ama bunlar saçma sapan yapmıyorlardı.

    Diyecegim o ki Aldırış fazla etme kardeş. bize kalmaz hesaplamalar.

    şimdi ayette bir Nur gönderdim bir de kitap. Nur dedigi Muhammed Mustafa (Sallahu aleyhi ve sellem) dir. Risale Nur degil . peşinden birde kitap gönderdim deniliyor. Oda yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim dir.


  21. 26.Ocak.2013, 16:26
    11
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 419
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Nisa suresi 174 Ayetten yazıdaki mana çıkar mı?

    Bazı kardeşler bektaşilik yapıyorlar...Söylenen bir sözün öncesini ve sonrasını makam ve maksadını bilmeden cımbızla bir yer seçiyorlar..Böylelikle bilmeyenlerin su-i zanlarına vesile oluyorlar..Aslında bu kardeşlerimiz de başka birinden duyduğu şeyi aktarıyor ve hakikati bilmeden hata yapıyor..Şimdi, şu muvazeneleri hatırdan çıkarmamak gerekir:

    Bu âciz kardeşiniz, hem itiraz eden o eski dost zâta, hem ehl-i dikkate ve sizlere beyan ediyorum ki: Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın feyziyle Yeni Said hakaik-i imaniyeye dair o derece mantıkça ve hakikatça bürhanlar zikrediyor ki; değil müslüman üleması, belki en muannid Avrupa feylesoflarını da teslime mecbur ediyor ve etmektedir. Amma Risale-i Nur'un kıymet ve ehemmiyetine işarî ve remzî bir tarzda Hazret-i Ali (R.A.) ve Gavs-ı A'zam'ın (R.A.) ihbaratı nev'inden, Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan dahi bu zamanda bir mu'cize-i maneviyesi olan Risale-i Nur'a nazar-ı dikkati celbetmesine mana-yı işarî tabakasından rumuz ve imaları, i'cazının şe'nindendir. Ve o lisan-ı gaybın belâgat-ı mu'cizekâranesinin muktezasıdır.

    Evet Eskişehir hapishanesinde dehşetli bir zamanda ve kudsî bir teselliye çok muhtaç olduğumuz hengâmda, manevî bir ihtarla: "Risale-i Nur'un makbuliyetine eski evliyalardan şahid getiriyorsun. Halbuki وَلاَ رَطْبٍ وَلاَ يَابِسٍٍ اِلاَّ فِى كِتَابٍ مُبِينٍٍ sırrıyla en ziyade bu mes'elede söz sahibi Kur'andır. Acaba Risale-i Nur'u Kur'an kabul eder mi? Ona ne nazarla bakıyor?" denildi. O acib sual karşısında bulundum. Ben de Kur'andan istimdad eyledim. Birden otuzüç âyetin mana-yı sarihinin teferruatı nev'indeki tabakattan mana-yı işarî tabakasından (ve o mana-yı işarî külliyetinde dâhil) bir ferdi Risale-i Nur olduğunu ve dühûlüne ve medar-ı imtiyazına birer kuvvetli karine bulunmasını bir saat zarfında hissettim. Ve bir kısmı bir derece izahlı ve bir kısmını mücmelen gördüm. Kanaatıma hiçbir şek ve şübhe ve vehim ve vesvese kalmadı. Ve ben de ehl-i imanın imanını Risale-i Nur ile takviye etmek niyetiyle o kat'î kanaatımı yazdım ve has kardeşlerime mahrem tutulmak şartıyla verdim.

    Ve o risalede biz demiyoruz ki, âyâtın mana-yı sarihi budur. Tâ hocalar فِيهِ نَظَرٌ desin. Hem dememişiz ki mana-yı işarînin külliyeti budur. Belki diyoruz ki, mana-yı sarihinin tahtında müteaddid tabakalar var. Bir tabakası da mana-yı işarî ve remzîdir. Ve o mana-yı işarî de bir küllîdir, her asırda cüz'iyatları var. Ve Risale-i Nur dahi bu asırda o mana-yı işarî tabakasının külliyetinde bir ferddir ve o ferdin kasden bir medar-ı nazar olduğuna ve ehemmiyetli bir vazife göreceğine, eskiden beri ülema beyninde bir düstur-u cifrî ve riyazî ile karineler, belki hüccetler gösterilmiş iken, Kur'anın âyetine veya sarahatine değil incitmek, belki i'caz ve belâgatına hizmet ediyor. Bu nevi işarat-ı gaybiyeye itiraz edilmez. Ehl-i hakikatın nihayetsiz işarat-ı Kur'aniyeden hadd ü hesaba gelmeyen istihraclarını inkâr edemeyen, bunu da inkâr etmemeli ve edemez.
    Şualar ( 682 )

    Ey insaf ve vicdan ehl-i kardeşlerim..Siz her konuda uzmanmısınız..Bir şeyi araştırmadan ve bilmeden nasıl o konu hakkında hüküm verebilirsiniz..Rumuz ve ima ne zamandan beri "bu ayetin sarih manası" olarak isimlendirildi..Yahu, Şimdi yukarıdaki yazıda anlatılmak istenen şeyi mütalaa edelim:

    1-Biz "bu ayetin sarih manası budur" demiyoruz
    2-Biz "bu ayetin işari manasının külliyeti budur" da demiyoruz.
    3-Biz diyoruz ki, her ayetin sarih manasının altında işari ve remzi manalar var..O işari manaların her asırda fertleri bulunur...O işari manaların külliyetinden bir manası da Risale-i Nurdur.
    4-Bir çok evliya hadsiz işari manayı Kur'andan istihrac etmişlerdir..Onların hadsiz istihracatına itiraz etmeyen, bu manaya da itiraz etmemeli.
    5-Bu mesele mahremdir..Risale-i Nurun kıymetini bir derece anlamış kimselere mahsustur.

    Yahu ey kardeşlerim..Bu çok ince muvazenelere bakmadan "bu ayet Risale-i Nurdan bahsediyor" deyip, sanki üstad ayetin sarih manasını açıklıyormuş gibi his vermek en azından iftiradır ve mesuliyeti vardır..Bence bu meseleden "ben dedim oldu" oldu diyerek bu kadar kolay kurtulamazsınız..

    Evet, insan aklına takılan şeyi elbette sorar ve cevap bekler ve eleştirebilir..Fakat, böyle sağını ve solunu kırparak ve önünü ve arkasını göstermeyerek ve makam ve maksadına bakmayarak değil, eleştireceğimiz şeyi doğru ve tam olarak söyleyip, "ben buna katılmıyorum" demek gerekir..

    Elhasıl, bu asırda ne yazık ki biraz meal okuyan bazı kardeşlerimizi İslam alimlerine ve müctehidlere bile kafa tutacak ve bilip bilmeden onların sözlerini eleştirecek duruma getirmişler..


  22. 26.Ocak.2013, 16:26
    11
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Bazı kardeşler bektaşilik yapıyorlar...Söylenen bir sözün öncesini ve sonrasını makam ve maksadını bilmeden cımbızla bir yer seçiyorlar..Böylelikle bilmeyenlerin su-i zanlarına vesile oluyorlar..Aslında bu kardeşlerimiz de başka birinden duyduğu şeyi aktarıyor ve hakikati bilmeden hata yapıyor..Şimdi, şu muvazeneleri hatırdan çıkarmamak gerekir:

    Bu âciz kardeşiniz, hem itiraz eden o eski dost zâta, hem ehl-i dikkate ve sizlere beyan ediyorum ki: Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın feyziyle Yeni Said hakaik-i imaniyeye dair o derece mantıkça ve hakikatça bürhanlar zikrediyor ki; değil müslüman üleması, belki en muannid Avrupa feylesoflarını da teslime mecbur ediyor ve etmektedir. Amma Risale-i Nur'un kıymet ve ehemmiyetine işarî ve remzî bir tarzda Hazret-i Ali (R.A.) ve Gavs-ı A'zam'ın (R.A.) ihbaratı nev'inden, Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan dahi bu zamanda bir mu'cize-i maneviyesi olan Risale-i Nur'a nazar-ı dikkati celbetmesine mana-yı işarî tabakasından rumuz ve imaları, i'cazının şe'nindendir. Ve o lisan-ı gaybın belâgat-ı mu'cizekâranesinin muktezasıdır.

    Evet Eskişehir hapishanesinde dehşetli bir zamanda ve kudsî bir teselliye çok muhtaç olduğumuz hengâmda, manevî bir ihtarla: "Risale-i Nur'un makbuliyetine eski evliyalardan şahid getiriyorsun. Halbuki وَلاَ رَطْبٍ وَلاَ يَابِسٍٍ اِلاَّ فِى كِتَابٍ مُبِينٍٍ sırrıyla en ziyade bu mes'elede söz sahibi Kur'andır. Acaba Risale-i Nur'u Kur'an kabul eder mi? Ona ne nazarla bakıyor?" denildi. O acib sual karşısında bulundum. Ben de Kur'andan istimdad eyledim. Birden otuzüç âyetin mana-yı sarihinin teferruatı nev'indeki tabakattan mana-yı işarî tabakasından (ve o mana-yı işarî külliyetinde dâhil) bir ferdi Risale-i Nur olduğunu ve dühûlüne ve medar-ı imtiyazına birer kuvvetli karine bulunmasını bir saat zarfında hissettim. Ve bir kısmı bir derece izahlı ve bir kısmını mücmelen gördüm. Kanaatıma hiçbir şek ve şübhe ve vehim ve vesvese kalmadı. Ve ben de ehl-i imanın imanını Risale-i Nur ile takviye etmek niyetiyle o kat'î kanaatımı yazdım ve has kardeşlerime mahrem tutulmak şartıyla verdim.

    Ve o risalede biz demiyoruz ki, âyâtın mana-yı sarihi budur. Tâ hocalar فِيهِ نَظَرٌ desin. Hem dememişiz ki mana-yı işarînin külliyeti budur. Belki diyoruz ki, mana-yı sarihinin tahtında müteaddid tabakalar var. Bir tabakası da mana-yı işarî ve remzîdir. Ve o mana-yı işarî de bir küllîdir, her asırda cüz'iyatları var. Ve Risale-i Nur dahi bu asırda o mana-yı işarî tabakasının külliyetinde bir ferddir ve o ferdin kasden bir medar-ı nazar olduğuna ve ehemmiyetli bir vazife göreceğine, eskiden beri ülema beyninde bir düstur-u cifrî ve riyazî ile karineler, belki hüccetler gösterilmiş iken, Kur'anın âyetine veya sarahatine değil incitmek, belki i'caz ve belâgatına hizmet ediyor. Bu nevi işarat-ı gaybiyeye itiraz edilmez. Ehl-i hakikatın nihayetsiz işarat-ı Kur'aniyeden hadd ü hesaba gelmeyen istihraclarını inkâr edemeyen, bunu da inkâr etmemeli ve edemez.
    Şualar ( 682 )

    Ey insaf ve vicdan ehl-i kardeşlerim..Siz her konuda uzmanmısınız..Bir şeyi araştırmadan ve bilmeden nasıl o konu hakkında hüküm verebilirsiniz..Rumuz ve ima ne zamandan beri "bu ayetin sarih manası" olarak isimlendirildi..Yahu, Şimdi yukarıdaki yazıda anlatılmak istenen şeyi mütalaa edelim:

    1-Biz "bu ayetin sarih manası budur" demiyoruz
    2-Biz "bu ayetin işari manasının külliyeti budur" da demiyoruz.
    3-Biz diyoruz ki, her ayetin sarih manasının altında işari ve remzi manalar var..O işari manaların her asırda fertleri bulunur...O işari manaların külliyetinden bir manası da Risale-i Nurdur.
    4-Bir çok evliya hadsiz işari manayı Kur'andan istihrac etmişlerdir..Onların hadsiz istihracatına itiraz etmeyen, bu manaya da itiraz etmemeli.
    5-Bu mesele mahremdir..Risale-i Nurun kıymetini bir derece anlamış kimselere mahsustur.

    Yahu ey kardeşlerim..Bu çok ince muvazenelere bakmadan "bu ayet Risale-i Nurdan bahsediyor" deyip, sanki üstad ayetin sarih manasını açıklıyormuş gibi his vermek en azından iftiradır ve mesuliyeti vardır..Bence bu meseleden "ben dedim oldu" oldu diyerek bu kadar kolay kurtulamazsınız..

    Evet, insan aklına takılan şeyi elbette sorar ve cevap bekler ve eleştirebilir..Fakat, böyle sağını ve solunu kırparak ve önünü ve arkasını göstermeyerek ve makam ve maksadına bakmayarak değil, eleştireceğimiz şeyi doğru ve tam olarak söyleyip, "ben buna katılmıyorum" demek gerekir..

    Elhasıl, bu asırda ne yazık ki biraz meal okuyan bazı kardeşlerimizi İslam alimlerine ve müctehidlere bile kafa tutacak ve bilip bilmeden onların sözlerini eleştirecek duruma getirmişler..


  23. 26.Ocak.2013, 16:52
    12
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Nisa suresi 174 Ayetten yazıdaki mana çıkar mı?

    Alıntı
    Bazı kardeşler bektaşilik yapıyorlar...Söylenen bir sözün öncesini ve sonrasını makam ve maksadını bilmeden cımbızla bir yer seçiyorlar..Böylelikle bilmeyenlerin su-i zanlarına vesile oluyorlar..Aslında bu kardeşlerimiz de başka birinden duyduğu şeyi aktarıyor ve hakikati bilmeden hata yapıyor..Şimdi, şu muvazeneleri hatırdan çıkarmamak gerekir:
    bilmiyorum kardeşim benimi kastettin acaba bektaşilik diyerek.

    Kardeş eğerki kastettiysen o ayetin manasını her türlü başından sonuna kadar açıklayacak bilgiye sahibim elhamdülillah.

    Ayrıca ben kesinlikle ve kesinlikle Bediüzzaman Hazretlerine kötü söz söyleme cüretinde bulunamam. haddim değil.

    Ayrıca Risale Nur Talebelerinden Hocalarından Mehmet Paksu hoca, Mehmet Fırıncı hoca vs gibi bildigim Sözlerine itibar ettiğin büyük hocalar vardır. ben orada eleştiri yaptıgımda Bazıları diyorum. Zaten benim bazıları dedigimi Gerçek Nurcu hocalar da biz onlardan beriyiz demektedirler.

    Aman ilimcik kardeşim , Senin verdigin cevaplarda Sitede takibime göre Ehli sünnet çerçevesi içinde veriyorsun. ve sitede sevdigim saydıgım üyeler arasındasın. Allah senden razı olsun. Benide Yanlış anlamışsan hakkını helal et. Ben Nurcu kardeşlerime kesinlikle kötü gözle bakamam ve bakmam da.


  24. 26.Ocak.2013, 16:52
    12
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    Bazı kardeşler bektaşilik yapıyorlar...Söylenen bir sözün öncesini ve sonrasını makam ve maksadını bilmeden cımbızla bir yer seçiyorlar..Böylelikle bilmeyenlerin su-i zanlarına vesile oluyorlar..Aslında bu kardeşlerimiz de başka birinden duyduğu şeyi aktarıyor ve hakikati bilmeden hata yapıyor..Şimdi, şu muvazeneleri hatırdan çıkarmamak gerekir:
    bilmiyorum kardeşim benimi kastettin acaba bektaşilik diyerek.

    Kardeş eğerki kastettiysen o ayetin manasını her türlü başından sonuna kadar açıklayacak bilgiye sahibim elhamdülillah.

    Ayrıca ben kesinlikle ve kesinlikle Bediüzzaman Hazretlerine kötü söz söyleme cüretinde bulunamam. haddim değil.

    Ayrıca Risale Nur Talebelerinden Hocalarından Mehmet Paksu hoca, Mehmet Fırıncı hoca vs gibi bildigim Sözlerine itibar ettiğin büyük hocalar vardır. ben orada eleştiri yaptıgımda Bazıları diyorum. Zaten benim bazıları dedigimi Gerçek Nurcu hocalar da biz onlardan beriyiz demektedirler.

    Aman ilimcik kardeşim , Senin verdigin cevaplarda Sitede takibime göre Ehli sünnet çerçevesi içinde veriyorsun. ve sitede sevdigim saydıgım üyeler arasındasın. Allah senden razı olsun. Benide Yanlış anlamışsan hakkını helal et. Ben Nurcu kardeşlerime kesinlikle kötü gözle bakamam ve bakmam da.





+ Yorum Gönder
Git 124 Son