+ Yorum Gönder
6. Sayfa BirinciBirinci ... 3567 ... SonuncuSonuncu
Soru ve Cevaplar ve Sizden gelen sorular Kategorisinden Nisa suresi 174 Ayetten yazıdaki mana çıkar mı? Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. karadamlalar
    Kesintili Üye
    Reklam

    Cevap: Nisa suresi 174 Ayetten yazıdaki mana çıkar mı?

    Reklam



    Cevap: Nisa suresi 174 Ayetten yazıdaki mana çıkar mı? altıncı sayfa yazısı mumsema.com Cevap: Nisa suresi 174 Ayetten yazıdaki mana çıkar mı?
    bu hadiste gelecek hesabının caizliğine hükmeden bir tane ehli sünnet alimi var mıdır? Bir hadisi işinizin geldiği yerden alıp işinize geldiği gibi anlamak kolay iş..

    Ebced sisteminin İbranice ve Aramice'nin etkisiyle Nabatice'den Arabca'ya geçtiği bilinmektedir. Arap alfabesindeki harflerin sayısal karşılığının İbranice ve Aramice'nin harfleriyle aynı değerde olması, bu bilgiyi güçlendirmektedir.
    (Mustafa Uzun, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, "ebced" maddesi, c: 10, s. 70)

    Cifr, ansiklopedilerde, "gelecekte vuku bulacak olayları değişik metotlarla öğrettiğine inanılan ilmin adı" olarak tanımlanır.
    (Metin Yurdagür, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, "cefr" maddesi, c: 7, s. 215)

    Said Nursi; Yahudilerin bilhassa büyücü ve sihirbazların (Hurafecilerin) kullandığı ve hiçbir doğruluğu olmayan, hayal mahsulü ve yalan olan gaybdan ve gaybii haber vermeye dayanan
    ebced-cifir hesaplarını kullanarak, Kuran’ın 33 ayetini (kendisini ve kitaplarını kutsallaştırmak için) saptırmış ve tahrif etmişdir.



    “Kimi Yahudiler kelimeleri yerlerinden tahrif ederler (yerleşik anlamlarından kaydırırlar). …… Bunu dillerini bükerek ve dine saldırarak yaparlar. ….” (Nisa 46)


    “Yazık o kimselere ki kendi elleriyle Kitap yazarlar; sonra « Bu, Allah katındandır.» derler ki, karşılığında az bir bedel alsınlar. Yazık o, kendi elleriyle yazdıklarından dolayı onlara! Yazık onunla kazandıklarına! (Bakara 79)

    Bu ayetlerin muhatabı sadece Yahudi ve Hristiyanlar değildir. Bu ayet Müslümanlara da hitap etmektedir.

    ‘Yahudi yapınca suç, Müslüman (veya Said Nursi ) yapınca tefsir’ mantığı yanlıştır.


    Reşid Rıza, Ebced-Cifir hakkında şunları söyler:

    “Cifir; hak ve gerçek olsaydı, o yolla verilen her haberin doğru çıkması gerekirdi. Bunlar hükümdarları, valileri ve bu çapta başka kişileri aldatarak mallarını çarpmak, yanlarında iyi görünmek için vaz edilmiştir. Tesadüf neticesinde doğru çıkan birkaç haber cahilleri aldatıyor da, söylenen şeylerin hepsini doğru zannediyorlar.”



    Katip Çelebi ise der ki;

    “Cefr ilmi, Emevî ve Abbasî halifeleri devrinde baskı gören Ali taraftarlarının baskıdan kurtulmak için ortaya attıkları ve yaydıkları bir inanıştır. Daha sonra bu iş, gelecekten haber veren ve kehanette bulunan bir yöntem hâline gelmiştir.”

    İşin ilginç bir tarafı da şudur:
    Bu adamlar, bu işi çeşitli kehanetlerde bulunmak için yapmışlardır. Yani, bu gaybî anahtarı (!) "gelecek" kapısının kilidine sokmuşlardır.
    Edebiyatçılar, ebced hesabını meşru bir tarzda kullanmışlar, sanat eserleri ortaya koymuşlar, belki de geçimlerini bu yolla temin etmişlerdir. Oysa Said Nursî beyhude yere, aynı anahtarı zaten açık olan "geçmiş" kapısının kilidine sokup durmaktadır. Said Nursî bu hesabı, gayrimeşru kullanmıştır çünkü Ebcet hesabını Kur’an ayetlerine ve hadislere, hatta Hz. Ali’ye isnat edilen uydurma kasidelere tatbik ederek, bundan kendine, risalelerine ve tebaasına pay çıkarmaya çalışmaktır.
    Ediplerin ebced hesabını kullanmaları Said Nursî’nin bu hesapla yapıp ettiklerine delil teşkil edemez. Tıpkı mubah bir şeyin mubah bir şekilde mubah bir gaye için kullanılmasının, aynı mubah şeyin mubah olmayan bir biçimde mubah olmayan bir maksat ile kullanılmasına delil teşkil etmeyeceği gibi.


    Tefsirci Cerrahoğlu bu konuda şöyle der;
    "Çeşitli fırka mensupları, Bâtınîler, aşırı sufiler, şiiler ve felsefeciler aynı usûl ve metotları kullanarak, Kur’an’ın asıl maksadını ve manasını ya yok etmeye veya onu gizleyip, asıl kendi maksatlarını ortaya koymaya çalışmışlardır. Bütün bunlar asırlar boyunca remiz, işaret ve bâtın adı altında Müslümanlar arasında kullanıla gelmiştir. İslâm’ın ilk asrının ortalarından itibaren başlayan bu cereyanlar, meşruiyetlerini ispat edebilmek için delillerini Kur’an-ı Kerim’de aramışlar, aradıklarını tam olarak orada bulamayınca da lâfızların hakikî manalarından sapma yoluna yönelip keyfî manalar çıkarmaya teşebbüs etmişlerdir. ”



    Şimdi Said-i Nursi’nin Ebced-Cifir hesabıyla Kur’an ayetlerini nasıl tahrif, te’vil ettiğini kendi yazdığı (pardon habersiz ve iradesiz yazdırılan!) Risale-i Nur’dan misallerle görelim :

    (…) “Acaba Risale-i Nur’u, Kur’an kabul eder mi? Ona ne nazarla bakıyor?” denildi. O acib sual karşısında bulundum. Ben de, Kur’an’dan istimdat eyledim. Birden otuzüç âyetin sarîhinin teferruatı nev’indeki tabakattan “mâna-yı işârî” tabakasından ve mâna-yı işârî külliyetinde dahil bir ferdi, Risale-i Nur olduğunu ve duhulüne ve medar-ı imtiyazına birer kuvvetli karîne bulunmasını bir saat zarfında hissettim; ve bir kısmını mücmelen gördüm. Kanaatımda hiçbir şek ve şüphe ve vehim ve vesvese kalmadı; ve ben de, ehl-i îmanın îmanını Risale-i Nur ile takviye etmek niyetiyle o kat’î kanaatımı yazdım ve has kardeşlerime mahrem tutulmak şartiyle verdim. (…)” Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, 67-68



    “(…) Seyranîdir. Bu zat, Husrev gibi Nur’a müştak ve dirayetli bir talebemdi. Esrâr-ı Kur’aniyenin bir anahtarı ve ilm-i cifrin mühim bir miftahı olan tevâfukata dair Isparta’daki talebelerin fikirlerini istimzac ettim. Ondan başkaları, kemal-i şevk ile iştirak ettiler. O zat başka bir fikirde ve başka bir merakta bulunduğu için, iştirak etmemekle beraber, beni de kat’î bildiğim hakikattan vaz geçirmek istedi. Cidden bana dokunmuş bir mektup yazdı. “Eyvah! dedim, bu talebemi kaybettim!” Çendan fikrini tenvir etmek istedim. Başka bir mana daha karıştı. Bir şefkat tokadını yedi. Bir seneye karib bir halvethânede (yani hapiste) bekledi.” Lem’alar, Onuncu Lem’a

    ( Seyranî denen bu zatın hapiste yatmasının hikmetini tevafuka, ilm-i cifre karşı olmasında ve Said Nursî’yi bunlardan vazgeçirmek istemesinde bulan bu zihniyete şu soruyu sormadan edemeyeceğiz: Siz bu adamcağızdan daha uzun süre hapislerde yattınız. Birisi de çıkıp size derse ki: “Sen bunca hapsi, kendi hevana ve hevesine göre Kur’an-ı Kerim’i tefsir edip, o yüce Kitabı emellerine alet ettiğin için yattın. Kaç defa bu tokadı yedin, hâlâ akıllanmıyorsun!” Ne cevap vereceksiniz?..)



    “(… su da bulamadıysanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin.” (Maide/6) ayetinde geçen “toprak” (ﺪﻳﻌﺻ )ın Said Nursî olduğu iddia edilmiş, aynen şöyle denilmiştir:

    (…) Sad ve sin, birbirine tam kardeş olması ve bir kelimede birbirinin yerine geçmesi münasebetiyle bu âyetteki “sa‘îden” kelimesindeki sad, sin okunsa Risale-i Nur’un tercümanını göstermesi” Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, 112 ve Birinci Şua 31.ayette


    Ayet; açıkça abdestten, gusülden, teyemmümden bahsetmekte iken Nur Risaleleri’ne göre; ayetteki “eğer hasta iseniz” anlamına gelen “ve in küntüm merz┠cümlesi çarpıtılarak “dalâlet ehli tarafından artırılan manevî hastalıkların büyük bir kısmı, Nur Risaleleri’nin Kur’anî ilaçlarıyla giderilebilir” anlamı verilmiş “Bir sapık fırka, üzüntü ile beraber, -şayet dünyanın iki yüz sene daha ömrü varsa- faaliyetlerine devam edecektir” diye de tahrif sürdürülmüştür.

    “Allah, göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun bir örneği, içinde ışık bulunan bir kandil yuvası gibidir. Işık bir cam içindedir; cam ise, doğuya da batıya da ait olmayan mübarek, ateş değmese bile yağı neredeyse ışık verecek olan bir zeytin ağacından yakılan, sanki inci bir yıldız gibidir. Nur üzerine nurdur. …” (Nûr,35)

    “Hem işaret eder ki; Resâil-in-Nur müellifi dahi ateşsiz yanar, tahsil için külfet ve ders meşakkatine muhtaç olmadan kendi kendine nurlanır, âlim olur. Evet bu cümlenin bu mu’cizane üç işarâtı elektrik ve Resâil-in-Nur hakkında hak olduğu gibi, müellif hakkında dahi ayn-ı hakikattır. … Hem, nasılki bu cümlenin mânevî münasebet cihetinde kuvvetli ve letâfetli işareti var; öyle de cifrî ve ebcedî tevafukiyle hem elektriğin zaman-ı zuhurunun kurbiyetini, hem Resâil-in-Nur’un meydana çıkması, hem de müellifinin velâdetini remzen haber veriyor.” Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, 74-78’de Nur suresi 35.ayet

    Said Nursî, hiç utanıp sıkılmadan bu hezeyan, kuruntu ve zırvalarının, bir de hakikatin ta kendisi olduğunu söylüyor. Bu ve buna benzer yorumların ayetin siyakıyla uygun olup olmadıkları bir yana, görüldüğü gibi, Kur’anî ifadeler, içinde geçtikleri siyaklarından kopartılmaları durumunda çok çeşitli ve bazen de çok tehlikeli hatalar ortaya çıkabilmektedir.

    “Eğer kulumuz (Muhammed)a indirdiğimiz (Kur’an)den şüphe içindeyseniz, haydi onun (surelerinden biri) gibi bir sure getirin; (bunun için) Allah’tan başka şahitlerinizi de (yardıma) çağırın; eğer doğru kimseler iseniz.” (Bakara,23) ayetinin ebcedî tefsiri

    “Fe’tû bisûratin min mislihi” (ebced hesabı ile) 1880′dir. Son asırların tağut dalâletinin doğumu olup, onun temsil ettiği ruh-u dalâlete hazret-i Kur’ân’ın ve ondan nebean eden Risale-i Nur meydan okumasını gösterir.” Tılsımlar Mecmûası, 193

    Nur Risaleleri’ndeki ebced hesabına göre “tağut” Mustafa Kemal kabul edilirken aynı yolun (Ebced-Cifr metodunun) farklı yolcularınca Mustafa Kemal’in “Mehdî” ilân edildiğini görüyoruz.

    Bu da bizlere; uygulanmasıyla aynı kişinin hem yerin dibine batırıldığı hem de göklere çıkarıldığı bir yöntemin ne kadar geçersiz olduğunu ve bu yöntemle Kur’ana yaklaşmanın ne kadar sapıklık olduğunu gösterir.
    şu yazıdaki gibi, ve konu başında da söylediğim gibi:
    ebcedle biraz uğraşsam, birkaç günümü versem kurandaki birkaç ayet ile kendimi rahatça peygamber ilan edebilirim(Allah korusun). kimse de buna bir şey diyemez, ebced caiz ise. "Yahudi yaptı şirk, biz yaptık tefsir" ... Subhanallah.

  2. karadamlalar
    Kesintili Üye

    Cevap: Nisa suresi 174 Ayetten yazıdaki mana çıkar mı?


    Reklam


    "Bir gün biri Hz. Ömer'e sahte paygemberi kastederek Ey Ömer biri kendisine vahyedildiğini söylediğini der.

    Hz. Ömer gayet net olarak der ki. Vallahi doğruyu söylüyordur. Zira şeytan da dostlarına vahyeder."

  3. İLİMCİK
    Devamlı Üye
    ebcedle biraz uğraşsam, birkaç günümü versem kurandaki birkaç ayet ile kendimi rahatça peygamber ilan edebilirim(Allah korusun).
    hodr-i meydan...

  4. cavraşım
    Devamlı Üye
    her ne ise o iftira seni mahkum etmeye yeter de artar bile
    Allahın ayetlerine inanmayıp ,ayete ama diye ilaveler yaparak gelecekten haber veren yazılara inanmanız esas sizin mahkumiyetinzi hazırlıyor

    benim said nursiye inanmamam beni mesul etmez

    ama ayetler varken,hem de apaçıkken,sizin hala aksini savunmanız çok düşündürücü

    fazla uzatmaya gerek yok

    ben hadis ya da ayet inkar etmiyorum,sadece said nursinin yazdığı herşeye inanmıyorum

    ama siz ayet varken hala ama diye başlayan cümleler kuruyorsunuz

    selametle İlimcik kardeş

  5. İLİMCİK
    Devamlı Üye
    ayrıca karaadamlar ettiğin iftiranın ahiretteki hesabına kendini hazırlasan iyi olur.

  6. karadamlalar
    Kesintili Üye
    yani? ebced ile uğraşmamı bekliyorsanız ben böyle sapkın işlerle uğraşmam, Allah tüm müslümanları o beladan korusun. ben peygamber ilan etmem ama said nursi kendini bir şeyler ilan ediyor, aynı usul ile (örnek mahiyetinde) m.kemal in mehdi ilan edilebileceğini de görüyoruz. insaf...

  7. İLİMCİK
    Devamlı Üye
    benim said nursiye inanmamam beni mesul etmez
    Kendini kandırmaya devam et..inanmaman seni mesul etmezdi fakat iftira seni mesul eder maalesef...eğer söylediği bir şeye "inanmıyorum" deseydin belki bir derece haklı olabilirsin fakat söylemediği bir şeyi "söyledi" diyerek, hem yalan, hem iftira atacaksın ve belki yüzlerce kişinin su-i zannına vesile olacaksın ve sonra da "ben bundan mesul değilim" diyeceksin..böyle kolay kurtulamazsın..inşaallah bundan sonra hakkında kesin bir bilgin olmadığın bir şey söylemezsin.

  8. İLİMCİK
    Devamlı Üye
    Allah tüm müslümanları o beladan korusun. ben peygamber ilan etmem ama said nursi kendini bir şeyler ilan ediyor,
    ne ilan ediyor?

    yahu karaadamlar.. sana hodr-i meydan dedim duymadın mı..daha ne konuşuyorsun.

  9. cavraşım
    Devamlı Üye
    fakat iftira seni mesul eder maalesef
    ayeti inkar etmiyorum senin gibi

    yahu apaçaık ayet var,sen buna inanmıyorsun,inansaydın gelecekten haber veren yazılara itibar etmez,ama diye başlayan bir sürü cümle kurmazdın

    Yoksa onlarda gaybın bilgisimi var ki yazıp duruyorlar? Necm Suresi 47
    bidaha bidaha yazıyorum

    ayet ne diyor,anlıyorsun?

    daha ötesi var mı,daha ama ile başlayan cümle ekleyebilri misin?

    ama siz ekliyorsunuz

    esas sen ayeti inkar ettiğin için mesulsun

  10. karadamlalar
    Kesintili Üye
    "ayrıca karaadamlar ettiğin iftiranın ahiretteki hesabına kendini hazırlasan iyi olur."

    ne iftira etmişim? kendi kitabından koyduğum yazılara mı iftira diyorsunuz? ben Tevhidi savunmanın getireceği ecri düşündüğümden burada uğraşıyorum. kendisine vahiy geldiğini söyleyen insanın iddiasını söylemekten fazlasını mı yaptım?

  11. İLİMCİK
    Devamlı Üye
    ayeti inkar etmiyorum senin gibi

    yahu apaçaık ayet var,sen buna inanmıyorsun,inansaydın gelecekten haber veren yazılara itibar etmez,ama diye başlayan bir sürü cümle kurmazdın
    Öncelikle şunu söyleyeyim ki..Kur'anın her ayetindeki murad-ı ilahi kesinlikle haktır...Fakat, ayetten anladığın yanlış manayı ayetin kendisi gibi yutturamazsın..Biz senin ayetten anladığın yanlış manaya tabi olmak zorunda değiliz...

    İkinci olarak, "eğer yoksa" özür dileyecektin ne oldu.

  12. İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Reklam


    kendisine vahiy geldiğini söyleyen insanın iddiasını söylemekten fazlasını mı yaptım?
    ikinci bir iftira..

+ Yorum Gönder
6. Sayfa BirinciBirinci ... 3567 ... SonuncuSonuncu