Konusunu Oylayın.: Allah'ın Rızıkların dağıtımında adaletli olma gibi bir ölçüsü var mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Allah'ın Rızıkların dağıtımında adaletli olma gibi bir ölçüsü var mıdır?
  1. 18.Ocak.2013, 19:44
    1
    Tarikatsiz1i
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Aralık.2012
    Üye No: 98856
    Mesaj Sayısı: 28
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Allah'ın Rızıkların dağıtımında adaletli olma gibi bir ölçüsü var mıdır?






    Allah'ın Rızıkların dağıtımında adaletli olma gibi bir ölçüsü var mıdır? Mumsema Bu soru içimi kemiren yeni bir vesvesenin ürünü.
    Geçenlerde televizyonu izlerken farkettim.
    Beri yanda bizler ,faturalarımızı,kiramızı ,ve dahi ihtiyaç malzemelerimizi ucu ucuna denkleştirelim diye bocalarken ne yaparsak yapalım bir tarafımız muhakkak açıkta kalıyor ve borçlarımızdan kurtulamıyorken,
    Diğer yanda ;o kadar gereksiz insanlar para pul ve zevki sefa içinde yüzüyorlar.Böyle derken hepsini keyiflerince dinden imandan habersiz yaşıyorlar demiyorum,içlerinde abdestli namazlı olan parası pulu çok insanlarda vardır mutlaka.
    Benim hatırladığım,dedem benden farklı bir hayat yaşamadı,babam desen yine aynı,hep ucu ucuna,ben yine onların izinde faturalar için yaşamaya devam ediyorum.
    Hani diyorum ki;bende zengin olaydım,abdestimi ılık su akan pahalı armatürlerden alıp,yumuşacık seccadelerde namazımı kılsaydım,televizyonda gördüğüm ihtiyaç sahiplerine kendimi belli etmeden yardımlarda bulunaydım.Faturalar için değilde İslam için Yaşasaydım...


  2. 18.Ocak.2013, 19:44
    1
    Tarikatsiz1i - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Bu soru içimi kemiren yeni bir vesvesenin ürünü.
    Geçenlerde televizyonu izlerken farkettim.
    Beri yanda bizler ,faturalarımızı,kiramızı ,ve dahi ihtiyaç malzemelerimizi ucu ucuna denkleştirelim diye bocalarken ne yaparsak yapalım bir tarafımız muhakkak açıkta kalıyor ve borçlarımızdan kurtulamıyorken,
    Diğer yanda ;o kadar gereksiz insanlar para pul ve zevki sefa içinde yüzüyorlar.Böyle derken hepsini keyiflerince dinden imandan habersiz yaşıyorlar demiyorum,içlerinde abdestli namazlı olan parası pulu çok insanlarda vardır mutlaka.
    Benim hatırladığım,dedem benden farklı bir hayat yaşamadı,babam desen yine aynı,hep ucu ucuna,ben yine onların izinde faturalar için yaşamaya devam ediyorum.
    Hani diyorum ki;bende zengin olaydım,abdestimi ılık su akan pahalı armatürlerden alıp,yumuşacık seccadelerde namazımı kılsaydım,televizyonda gördüğüm ihtiyaç sahiplerine kendimi belli etmeden yardımlarda bulunaydım.Faturalar için değilde İslam için Yaşasaydım...


    Benzer Konular

    - Hutbe: Allah Adaletli Olmayı Emreder

    - Adaletli olma ile ilgili yaşanmış bir hikaye

    - Adaletli olma ile ilgili hadisler

    - Ete kemiğe büründüm, yunus gibi göründüm. Her şey Allah'ın bir parçası mıdır ?

    - Bakara suresi 172. ayet: Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yeyin, eğer

  3. 18.Ocak.2013, 19:55
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Allah'ın Rızıkların dağıtımında adaletli olma gibi bir ölçüsü var mıdır?




    Peygamberimiz ve Sahabelerinin neler çektiğini okursan haline çok şükredeceksin.
    Dünyada kendinden aşağı, ahret işlerinde de kendinden yukarı olana bakmadıkça asla insan rahat etmez.


    izle


  4. 18.Ocak.2013, 19:55
    2
    Moderatör



    Peygamberimiz ve Sahabelerinin neler çektiğini okursan haline çok şükredeceksin.
    Dünyada kendinden aşağı, ahret işlerinde de kendinden yukarı olana bakmadıkça asla insan rahat etmez.


    izle


  5. 19.Ocak.2013, 03:42
    3
    Tarikatsiz1i
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Aralık.2012
    Üye No: 98856
    Mesaj Sayısı: 28
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah'ın Rızıkların dağıtımında adaletli olma gibi bir ölçüsü var mıdır?

    Alıntı
    Peygamberimiz ve Sahabelerinin neler çektiğini okursan haline çok şükredeceksin
    Ne yani,O mübarek üstü insanlar sıkıntı çekti diyemi bende (bizlerde) sıkıntı çekeceğim,adalet terazisi buna göre mi uygulanıyor.O halde o bahsettiğim abdestli namazlı zengin hayırseverlerin de hiç olmaması gerekmez miydi,ümmetden olanların hep fakir ve sıkıntılar içinde olmaları gerekmez miydi.Bu sizinkisi tamamiyle halinize avuntu.
    Yanlış anlaşılmasın ben kendi halime isyan etmiyorum,parayı maymun eden,hani ayı misali balı çok bulduğu zaman yaptığı gibi orasına burasına sürenlerin çokluğu biraz içimi sızlatıyor.
    Şu sözü ne cesarettir bilinmez belki de nefsimin kabarmasıdır kendi kendime mırıldanıyorum:
    Diyorum ki;ben bu durumda değilde ,çok parası olan insanlardan birisi olsaydım,hayır işlerinden kafamı kaldıramayacağım bir hayat yaşayacaktım belkide.(meseleyi belki diye başlayarak tam tersi bir cümleyle düşünenlerin olduğunu biliyorum)
    sabah mis gibi huzur içinde çiftliğimde uyanacak namazımı rahat kafa ile kılacaktım.sonra yapılacak hayır işlerinin listesine göre ordan oraya koşturacaktım belkide.Ama şimdi ödemelerimin sıkıştırması yüzünden namazda bile huşu olmuyor,bir rekattan öbürüne geçene kadar elli tane geçim formülü hesaplıyorum,suyu ödemezsem,elektriği öderim,doğalgaz bir ay daha idare eder vs.vs.
    Rabbim affet beni...İmtihanındayım...


  6. 19.Ocak.2013, 03:42
    3
    Tarikatsiz1i - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    Peygamberimiz ve Sahabelerinin neler çektiğini okursan haline çok şükredeceksin
    Ne yani,O mübarek üstü insanlar sıkıntı çekti diyemi bende (bizlerde) sıkıntı çekeceğim,adalet terazisi buna göre mi uygulanıyor.O halde o bahsettiğim abdestli namazlı zengin hayırseverlerin de hiç olmaması gerekmez miydi,ümmetden olanların hep fakir ve sıkıntılar içinde olmaları gerekmez miydi.Bu sizinkisi tamamiyle halinize avuntu.
    Yanlış anlaşılmasın ben kendi halime isyan etmiyorum,parayı maymun eden,hani ayı misali balı çok bulduğu zaman yaptığı gibi orasına burasına sürenlerin çokluğu biraz içimi sızlatıyor.
    Şu sözü ne cesarettir bilinmez belki de nefsimin kabarmasıdır kendi kendime mırıldanıyorum:
    Diyorum ki;ben bu durumda değilde ,çok parası olan insanlardan birisi olsaydım,hayır işlerinden kafamı kaldıramayacağım bir hayat yaşayacaktım belkide.(meseleyi belki diye başlayarak tam tersi bir cümleyle düşünenlerin olduğunu biliyorum)
    sabah mis gibi huzur içinde çiftliğimde uyanacak namazımı rahat kafa ile kılacaktım.sonra yapılacak hayır işlerinin listesine göre ordan oraya koşturacaktım belkide.Ama şimdi ödemelerimin sıkıştırması yüzünden namazda bile huşu olmuyor,bir rekattan öbürüne geçene kadar elli tane geçim formülü hesaplıyorum,suyu ödemezsem,elektriği öderim,doğalgaz bir ay daha idare eder vs.vs.
    Rabbim affet beni...İmtihanındayım...


  7. 19.Ocak.2013, 04:23
    4
    ELHAMDULİLLAH
    İnşaAllah Devamlı Üye.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Eylül.2012
    Üye No: 97696
    Mesaj Sayısı: 454
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Allah'ın Rızıkların dağıtımında adaletli olma gibi bir ölçüsü var mıdır?

    Alıntı
    Hani diyorum ki;bende zengin olaydım,abdestimi ılık su akan pahalı armatürlerden alıp,yumuşacık seccadelerde namazımı kılsaydım,televizyonda gördüğüm ihtiyaç sahiplerine kendimi belli etmeden yardımlarda bulunaydım.Faturalar için değilde İslam için Yaşasaydım.
    Sende zengin olsaydın.... Lösemi hastası olsaydın....

    Yada abdestini ilik su ile alsaydında, Namazda İTHALAT ve İHRACAT'ını düşünseydin. Çarşı pazar dolaşsaydın.

    Yumuşacık seccadelerde namaz kılsaydında, Sert zeminde yada toprak, kum, çimen üzerinde namaz kılmanın sıhhatine ulaşamasaydın.

    Televizyonda gördüğün ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunsaydında, komşundan haberin olmaksızın gününü dün edenlerden olsaydın.

    Faturalar için değilde İSLAM için yaşadığını sansaydın....

    Şu gerçeği göz ardı ederdin.

    Zenginlik, Kanaat ve hale rızadadır.

    Hale Rıza gösterip, Kanaat ettiğinde, Rab'binin zengin kulları arasında olmazmıydın.....????


  8. 19.Ocak.2013, 04:23
    4
    İnşaAllah Devamlı Üye.
    Alıntı
    Hani diyorum ki;bende zengin olaydım,abdestimi ılık su akan pahalı armatürlerden alıp,yumuşacık seccadelerde namazımı kılsaydım,televizyonda gördüğüm ihtiyaç sahiplerine kendimi belli etmeden yardımlarda bulunaydım.Faturalar için değilde İslam için Yaşasaydım.
    Sende zengin olsaydın.... Lösemi hastası olsaydın....

    Yada abdestini ilik su ile alsaydında, Namazda İTHALAT ve İHRACAT'ını düşünseydin. Çarşı pazar dolaşsaydın.

    Yumuşacık seccadelerde namaz kılsaydında, Sert zeminde yada toprak, kum, çimen üzerinde namaz kılmanın sıhhatine ulaşamasaydın.

    Televizyonda gördüğün ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunsaydında, komşundan haberin olmaksızın gününü dün edenlerden olsaydın.

    Faturalar için değilde İSLAM için yaşadığını sansaydın....

    Şu gerçeği göz ardı ederdin.

    Zenginlik, Kanaat ve hale rızadadır.

    Hale Rıza gösterip, Kanaat ettiğinde, Rab'binin zengin kulları arasında olmazmıydın.....????


  9. 19.Ocak.2013, 05:37
    5
    Tarikatsiz1i
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Aralık.2012
    Üye No: 98856
    Mesaj Sayısı: 28
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah'ın Rızıkların dağıtımında adaletli olma gibi bir ölçüsü var mıdır?

    Alıntı
    Sende zengin olsaydın Lösemi hastası olsaydın
    bütün zenginler lösemi hastası değil,ya da namazında ticaretinin derdinde değil (zaten öyle bir dert edinmemek için farkettiysen örneğimi verirken,-çiftliğimde-diye söze başladım,yani fabrikaları olmayan,ithalat ihracat hesapları yapmayan bir zenginlik örneği vermeye çalışmıştım),sert zeminin sıhhatini istersem yaşayıp istersem yaşamayabilirim,yardım listemi ilk yakınımdakilerden komşularımdan başlayıp yapabilirdim,bu gayet mümkün,irade ,paranın yönetimi bende olduğu sürece bunu yapmam mümkün,
    ama Rabbim hem parayı verip hemde imtihan vesilesiyle paranın yönetimini de yapıyorsa benim çuval çuval param olmuş neye yarar,yok eğer,bana parayı yani bol rızkı verip tamamiyle benim irademe bırakıyorsa ben şu ana kadar ki kıt kanaat hayatıma rağmen Allah'ın rızası maksadıyla emekleme sayılabilecek derecede kendimce hayırlı işlerde bulunmuş olmamdan ötürü zenginlik esnansında sapkınlıklar içinde olmayacağım konusunda kendime kefil olabilirim...diye düşünüyorum.
    Sonuç olarak;
    her zengin olan için:heee bu adam zengin mi,ayvayı yedi,kesin ateşi boylar peşin hükmünüzden sıyrıın öncelikle.çok zengin olupta müthiş hayır işleriyle uğraşan kişiler hiç mi yok...?


  10. 19.Ocak.2013, 05:37
    5
    Tarikatsiz1i - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    Sende zengin olsaydın Lösemi hastası olsaydın
    bütün zenginler lösemi hastası değil,ya da namazında ticaretinin derdinde değil (zaten öyle bir dert edinmemek için farkettiysen örneğimi verirken,-çiftliğimde-diye söze başladım,yani fabrikaları olmayan,ithalat ihracat hesapları yapmayan bir zenginlik örneği vermeye çalışmıştım),sert zeminin sıhhatini istersem yaşayıp istersem yaşamayabilirim,yardım listemi ilk yakınımdakilerden komşularımdan başlayıp yapabilirdim,bu gayet mümkün,irade ,paranın yönetimi bende olduğu sürece bunu yapmam mümkün,
    ama Rabbim hem parayı verip hemde imtihan vesilesiyle paranın yönetimini de yapıyorsa benim çuval çuval param olmuş neye yarar,yok eğer,bana parayı yani bol rızkı verip tamamiyle benim irademe bırakıyorsa ben şu ana kadar ki kıt kanaat hayatıma rağmen Allah'ın rızası maksadıyla emekleme sayılabilecek derecede kendimce hayırlı işlerde bulunmuş olmamdan ötürü zenginlik esnansında sapkınlıklar içinde olmayacağım konusunda kendime kefil olabilirim...diye düşünüyorum.
    Sonuç olarak;
    her zengin olan için:heee bu adam zengin mi,ayvayı yedi,kesin ateşi boylar peşin hükmünüzden sıyrıın öncelikle.çok zengin olupta müthiş hayır işleriyle uğraşan kişiler hiç mi yok...?


  11. 19.Ocak.2013, 12:55
    6
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Allah'ın Rızıkların dağıtımında adaletli olma gibi bir ölçüsü var mıdır?

    Kendinden daha az mali olanlari dusun haline sukret.
    Bu sinavdir.
    Allah diledigini diledigi sekilde sinar bu onun takdiridir.


  12. 19.Ocak.2013, 12:55
    6
    Üye
    Kendinden daha az mali olanlari dusun haline sukret.
    Bu sinavdir.
    Allah diledigini diledigi sekilde sinar bu onun takdiridir.


  13. 19.Ocak.2013, 13:12
    7
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    Cevap: Allah'ın Rızıkların dağıtımında adaletli olma gibi bir ölçüsü var mıdır?

    Bu konuda bereket ile mal çokluğunu iyi ayırt etmek gerekir. Ve Allah cc mutlak adalet sahibidir bundan şüphe etmek imani zararla neticelenir.

    Allah cc er-Rahman ismi ile inanan-inanmayan, dinini yaşayan - yaşamayan herkese rızkını verecektir. Buna neden böyle deme hakkımız yoktur.

    Allah cc kullarını ortak şartlarda imtihan etmediği gibi heaplarını da ortak şartlarda yapmayacaktır bunu unutmayalım. Soğuk buz gibi suda alınan abdest ile sıcacık suda alınan abdestin ecri aynı mı olur acaba ?


    İnfak konusunda da kişi ne kadar verdiği ile değil elindekinin ne kadarını verdiği ile karşılanacaktır.

    1000 devede 10 deve vermek mi daha çok yoksa 2 koyunda 1 koyun vermek mi daha çok ?


  14. 19.Ocak.2013, 13:12
    7
    Özel Üye
    Bu konuda bereket ile mal çokluğunu iyi ayırt etmek gerekir. Ve Allah cc mutlak adalet sahibidir bundan şüphe etmek imani zararla neticelenir.

    Allah cc er-Rahman ismi ile inanan-inanmayan, dinini yaşayan - yaşamayan herkese rızkını verecektir. Buna neden böyle deme hakkımız yoktur.

    Allah cc kullarını ortak şartlarda imtihan etmediği gibi heaplarını da ortak şartlarda yapmayacaktır bunu unutmayalım. Soğuk buz gibi suda alınan abdest ile sıcacık suda alınan abdestin ecri aynı mı olur acaba ?


    İnfak konusunda da kişi ne kadar verdiği ile değil elindekinin ne kadarını verdiği ile karşılanacaktır.

    1000 devede 10 deve vermek mi daha çok yoksa 2 koyunda 1 koyun vermek mi daha çok ?


  15. 19.Ocak.2013, 15:57
    8
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 419
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Allah'ın Rızıkların dağıtımında adaletli olma gibi bir ölçüsü var mıdır?

    ....nasılki bir mahir san'atkâr kıymetdar bir elbiseyi murassa'(süslü) ve münakkaş(nakışlı) surette yapmak için, bir miskin adamı lâyık olduğu bir ücrete mukabil model yaparak kendi san'at ve meharetini göstermek için; o elbiseyi o miskin adam üstünde biçer, keser, kısaltır, uzatır; o adamı da oturtur, kaldırır, muhtelif vaziyetler verir. Şu miskin adamın hiç bir hakkı var mıdır ki, o san'atkâra desin: "Beni güzelleştiren bu elbiseye neden ilişip tebdil ve tağyir ediyorsun ve beni kaldırıp oturtup, meşakkatle benim istirahatımı bozuyorsun?"

    Aynen öyle de: Sâni'-i Zülcelal herbir nevi mevcudatın mahiyetini birer model ittihaz ederek ve nukuş-u esmasıyla kemalât-ı san'atını göstermek için; herbir şey'e hususan zîhayata(canlılara), duygularla murassa' bir vücud libasını giydirerek, üstünde kalem-i kaza ve kaderle nakışlar yapar; cilve-i esmasını gösterir. Herbir mevcuda dahi, ona lâyık bir tarzda bir ücret olarak; bir kemal, bir lezzet, bir feyz veriyor. مَالِكُ الْمُلْكِ يَتَصَرَّفُ فِى مُلْكِهِ كَيْفَ يَشَاءُ sırrına mazhar olan o Sâni'-i Zülcelal'e karşı hiçbir şey'in hakkı var mıdır ki, desin: "Bana zahmet veriyorsun. Benim istirahatımı bozuyorsun." Hâşâ! Evet mevcudatın hiçbir cihette Vâcib-ül Vücud'a karşı hakları yoktur ve hak dava edemezler; belki hakları, daima şükür ve hamd ile, verdiği vücud mertebelerinin hakkını eda etmektir. Çünki verilen bütün vücud mertebeleri vukuattır, birer illet ister. Fakat verilmeyen mertebeler imkânattır. İmkânat ise ademdir, hem nihayetsizdir. Ademler ise, illet istemezler. Nihayetsize illet olamaz. Meselâ madenler diyemezler: "Niçin nebatî olmadık?" Şekva edemezler; belki vücud-u madenîye mazhar oldukları için hakları Fâtırına şükrandır. Nebatat niçin hayvan olmadım deyip şekva edemez, belki vücud ile beraber hayata mazhar olduğu için hakkı şükrandır. Hayvan ise niçin insan olmadım diye şikayet edemez, belki hayat ve vücud ile beraber kıymetdar bir ruh cevheri ona verildiği için, onun üstündeki hakkı, şükrandır. Ve hâkeza kıyas et.

    Ey insan-ı müştekî! Sen madum kalmadın, vücud nimetini giydin, hayatı tattın, camid kalmadın, hayvan olmadın, İslâmiyet nimetini buldun, dalalette kalmadın, sıhhat ve selâmet nimetini gördün ve hâkeza...

    Ey nankör! Daha sen nerede hak kazanıyorsun ki, Cenab-ı Hakk'ın sana verdiği mahz-ı nimet olan vücud mertebelerine mukabil şükretmeyerek; imkânat ve ademiyat nev'inde ve senin eline geçmediği ve sen lâyık olmadığın yüksek nimetlerin sana verilmediğinden bâtıl bir hırsla Cenab-ı Hak'tan şekva ediyorsun ve küfran-ı nimet ediyorsun? Acaba bir adam; minare başına çıkmak gibi âlî derecatlı bir mertebeye çıksın, büyük makam bulsun, her basamakta büyük bir nimet görsün; o nimetleri verene şükretmesin ve desin: "Niçin o minareden daha yükseğine çıkamadım" diye şekva ederek ağlayıp sızlasın. Ne kadar haksızlık eder ve ne kadar küfran-ı nimete düşer, ne kadar büyük divanelik eder, divaneler dahi anlar.

    Ey kanaatsız hırslı ve iktisadsız israflı ve haksız şekvalı gafil insan! Kat'iyyen bil ki: Kanaat, ticaretli bir şükrandır; hırs, hasaretli bir küfrandır

    Ve iktisad, nimete güzel ve menfaatli bir ihtiramdır. İsraf ise, nimete çirkin ve zararlı bir istihfaftır. Eğer aklın varsa, kanaata alış ve rızaya çalış. Tahammül etmezsen "Ya Sabûr" de ve sabır iste; hakkına razı ol, teşekki etme. Kimden kime şekva ettiğini bil, sus. Her halde şekva etmek istersen; nefsini Cenab-ı Hakk'a şekva et, çünki kusur ondadır.
    Mektubat ( 286 )


  16. 19.Ocak.2013, 15:57
    8
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    ....nasılki bir mahir san'atkâr kıymetdar bir elbiseyi murassa'(süslü) ve münakkaş(nakışlı) surette yapmak için, bir miskin adamı lâyık olduğu bir ücrete mukabil model yaparak kendi san'at ve meharetini göstermek için; o elbiseyi o miskin adam üstünde biçer, keser, kısaltır, uzatır; o adamı da oturtur, kaldırır, muhtelif vaziyetler verir. Şu miskin adamın hiç bir hakkı var mıdır ki, o san'atkâra desin: "Beni güzelleştiren bu elbiseye neden ilişip tebdil ve tağyir ediyorsun ve beni kaldırıp oturtup, meşakkatle benim istirahatımı bozuyorsun?"

    Aynen öyle de: Sâni'-i Zülcelal herbir nevi mevcudatın mahiyetini birer model ittihaz ederek ve nukuş-u esmasıyla kemalât-ı san'atını göstermek için; herbir şey'e hususan zîhayata(canlılara), duygularla murassa' bir vücud libasını giydirerek, üstünde kalem-i kaza ve kaderle nakışlar yapar; cilve-i esmasını gösterir. Herbir mevcuda dahi, ona lâyık bir tarzda bir ücret olarak; bir kemal, bir lezzet, bir feyz veriyor. مَالِكُ الْمُلْكِ يَتَصَرَّفُ فِى مُلْكِهِ كَيْفَ يَشَاءُ sırrına mazhar olan o Sâni'-i Zülcelal'e karşı hiçbir şey'in hakkı var mıdır ki, desin: "Bana zahmet veriyorsun. Benim istirahatımı bozuyorsun." Hâşâ! Evet mevcudatın hiçbir cihette Vâcib-ül Vücud'a karşı hakları yoktur ve hak dava edemezler; belki hakları, daima şükür ve hamd ile, verdiği vücud mertebelerinin hakkını eda etmektir. Çünki verilen bütün vücud mertebeleri vukuattır, birer illet ister. Fakat verilmeyen mertebeler imkânattır. İmkânat ise ademdir, hem nihayetsizdir. Ademler ise, illet istemezler. Nihayetsize illet olamaz. Meselâ madenler diyemezler: "Niçin nebatî olmadık?" Şekva edemezler; belki vücud-u madenîye mazhar oldukları için hakları Fâtırına şükrandır. Nebatat niçin hayvan olmadım deyip şekva edemez, belki vücud ile beraber hayata mazhar olduğu için hakkı şükrandır. Hayvan ise niçin insan olmadım diye şikayet edemez, belki hayat ve vücud ile beraber kıymetdar bir ruh cevheri ona verildiği için, onun üstündeki hakkı, şükrandır. Ve hâkeza kıyas et.

    Ey insan-ı müştekî! Sen madum kalmadın, vücud nimetini giydin, hayatı tattın, camid kalmadın, hayvan olmadın, İslâmiyet nimetini buldun, dalalette kalmadın, sıhhat ve selâmet nimetini gördün ve hâkeza...

    Ey nankör! Daha sen nerede hak kazanıyorsun ki, Cenab-ı Hakk'ın sana verdiği mahz-ı nimet olan vücud mertebelerine mukabil şükretmeyerek; imkânat ve ademiyat nev'inde ve senin eline geçmediği ve sen lâyık olmadığın yüksek nimetlerin sana verilmediğinden bâtıl bir hırsla Cenab-ı Hak'tan şekva ediyorsun ve küfran-ı nimet ediyorsun? Acaba bir adam; minare başına çıkmak gibi âlî derecatlı bir mertebeye çıksın, büyük makam bulsun, her basamakta büyük bir nimet görsün; o nimetleri verene şükretmesin ve desin: "Niçin o minareden daha yükseğine çıkamadım" diye şekva ederek ağlayıp sızlasın. Ne kadar haksızlık eder ve ne kadar küfran-ı nimete düşer, ne kadar büyük divanelik eder, divaneler dahi anlar.

    Ey kanaatsız hırslı ve iktisadsız israflı ve haksız şekvalı gafil insan! Kat'iyyen bil ki: Kanaat, ticaretli bir şükrandır; hırs, hasaretli bir küfrandır

    Ve iktisad, nimete güzel ve menfaatli bir ihtiramdır. İsraf ise, nimete çirkin ve zararlı bir istihfaftır. Eğer aklın varsa, kanaata alış ve rızaya çalış. Tahammül etmezsen "Ya Sabûr" de ve sabır iste; hakkına razı ol, teşekki etme. Kimden kime şekva ettiğini bil, sus. Her halde şekva etmek istersen; nefsini Cenab-ı Hakk'a şekva et, çünki kusur ondadır.
    Mektubat ( 286 )


  17. 19.Ocak.2013, 16:07
    9
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 419
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Allah'ın Rızıkların dağıtımında adaletli olma gibi bir ölçüsü var mıdır?

    ON SEKİZİNCİ DEVÂ

    Ey şükrü bırakıp şekvâya giren hasta! Şekvâ(şikayet) bir haktan gelir. Senin bir hakkın zayi olmamış ki şekvâ ediyorsun. Belki senin üstünde hak olan çok şükürler var, yapmadın. Cenâb-ı Hakkın hakkını vermeden, haksız bir surette hak istiyorsun gibi şekvâ ediyorsun. Sen, kendinden yukarı mertebelerdeki sıhhatli olanlara bakıp şekvâ edemezsin. Belki sen, kendinden sıhhat noktasında aşağı derecelerde bulunan biçare hastalara bakıp şükretmekle mükellefsin. Senin elin kırık ise, kesilmiş ellere bak. Bir gözün yoksa, iki gözü de olmayan âmâlara bak, Allah'a şükret.

    Evet, nimette kendinden yukarıya bakıp şekvâ etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Ve musibette herkesin hakkı, kendinden musibet noktasında daha yukarı olanlara bakmaktır ki, şükretsin. Bu sır bazı risalelerde bir temsille izah edilmiş. İcmâli şudur ki:
    Bir zat, bir biçareyi bir minarenin başına çıkarıyor. Minarenin her basamağında ayrı ayrı birer ihsan, birer hediye veriyor. Tam minarenin başında da en büyük bir hediyeyi veriyor. O mütenevvi hediyelere karşı ondan teşekkür ve minnettarlık istediği halde, o hırçın adam, bütün o basamaklarda gördüğü hediyeleri unutup veyahut hiçe sayıp, şükretmeyerek, yukarıya bakar. "Keşke bu minare daha uzun olsaydı, daha yukarıya çıksaydım! Niçin o dağ gibi veyahut öteki minare gibi çok yüksek değil?" deyip şekvâya başlarsa, ne kadar bir küfran-ı nimettir, bir haksızlıktır. Öyle de, bir insan hiçlikten vücuda gelip, taş olmayarak, ağaç olmayıp, hayvan kalmayarak, insan olup, Müslüman olarak, çok zaman sıhhat ve âfiyet görüp yüksek bir derece-i nimet kazandığı halde, bazı arızalarla, sıhhat ve âfiyet gibi bazı nimetlere lâyık olmadığı veya sû-i ihtiyarıyla veya sû-i istimaliyle elinden kaçırdığı veyahut eli yetişmediği için şekvâ etmek, sabırsızlık göstermek, "Aman, ne yaptım böyle başıma geldi?" diye rububiyet-i İlâhiyeyi tenkit etmek gibi bir hâlet, maddî hastalıktan daha musibetli, mânevî bir hastalıktır. Kırılmış elle döğüşmek gibi, şikâyetiyle hastalığını ziyadeleştirir. Âkıl odur ki, "ellezine iza esabethüm musibetün kalu inne lillahi ve inne ileyhi türceün" sırrıyla teslim olup sabretsin, tâ o hastalık vazifesini bitirsin, gitsin.


  18. 19.Ocak.2013, 16:07
    9
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    ON SEKİZİNCİ DEVÂ

    Ey şükrü bırakıp şekvâya giren hasta! Şekvâ(şikayet) bir haktan gelir. Senin bir hakkın zayi olmamış ki şekvâ ediyorsun. Belki senin üstünde hak olan çok şükürler var, yapmadın. Cenâb-ı Hakkın hakkını vermeden, haksız bir surette hak istiyorsun gibi şekvâ ediyorsun. Sen, kendinden yukarı mertebelerdeki sıhhatli olanlara bakıp şekvâ edemezsin. Belki sen, kendinden sıhhat noktasında aşağı derecelerde bulunan biçare hastalara bakıp şükretmekle mükellefsin. Senin elin kırık ise, kesilmiş ellere bak. Bir gözün yoksa, iki gözü de olmayan âmâlara bak, Allah'a şükret.

    Evet, nimette kendinden yukarıya bakıp şekvâ etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Ve musibette herkesin hakkı, kendinden musibet noktasında daha yukarı olanlara bakmaktır ki, şükretsin. Bu sır bazı risalelerde bir temsille izah edilmiş. İcmâli şudur ki:
    Bir zat, bir biçareyi bir minarenin başına çıkarıyor. Minarenin her basamağında ayrı ayrı birer ihsan, birer hediye veriyor. Tam minarenin başında da en büyük bir hediyeyi veriyor. O mütenevvi hediyelere karşı ondan teşekkür ve minnettarlık istediği halde, o hırçın adam, bütün o basamaklarda gördüğü hediyeleri unutup veyahut hiçe sayıp, şükretmeyerek, yukarıya bakar. "Keşke bu minare daha uzun olsaydı, daha yukarıya çıksaydım! Niçin o dağ gibi veyahut öteki minare gibi çok yüksek değil?" deyip şekvâya başlarsa, ne kadar bir küfran-ı nimettir, bir haksızlıktır. Öyle de, bir insan hiçlikten vücuda gelip, taş olmayarak, ağaç olmayıp, hayvan kalmayarak, insan olup, Müslüman olarak, çok zaman sıhhat ve âfiyet görüp yüksek bir derece-i nimet kazandığı halde, bazı arızalarla, sıhhat ve âfiyet gibi bazı nimetlere lâyık olmadığı veya sû-i ihtiyarıyla veya sû-i istimaliyle elinden kaçırdığı veyahut eli yetişmediği için şekvâ etmek, sabırsızlık göstermek, "Aman, ne yaptım böyle başıma geldi?" diye rububiyet-i İlâhiyeyi tenkit etmek gibi bir hâlet, maddî hastalıktan daha musibetli, mânevî bir hastalıktır. Kırılmış elle döğüşmek gibi, şikâyetiyle hastalığını ziyadeleştirir. Âkıl odur ki, "ellezine iza esabethüm musibetün kalu inne lillahi ve inne ileyhi türceün" sırrıyla teslim olup sabretsin, tâ o hastalık vazifesini bitirsin, gitsin.


  19. 19.Ocak.2013, 16:38
    10
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,605
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 70
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    Cevap: Allah'ın Rızıkların dağıtımında adaletli olma gibi bir ölçüsü var mıdır?

    Rabbimin adaletini elestirmek veya sorgulamak hic bir kullun haddi degildir!
    Önce bunu herseyden önce nefsimize anlatmaliyiz yoksa sonumuz iyi olmaz.
    Nefsin cok konusmaya baslamis onu anladim onu susturmasini bilmezsen o seni susturur ve acincak hale gelirsin.
    Calisana veririm diyor, adamlar calisiyor okuyor bi yerlere geliyor, zengin olan her biri haram maldan oraya geldiginden öyle degildir, riski veren rabbin belki senin nefsinin kaldiramiycagini bildigi icin seni zengin yapmiyor cünkü zengin olursan belki o simdileri söyledigin ihtiyac sahiblerine yardim ederdim lafini unutacaksin diye ve ahiretini belki mahvedeceksin diye. Rabbimiz kullarini seviyor.
    Ki zenginlik sadece mal mülkmü? ben icin degil..


  20. 19.Ocak.2013, 16:38
    10
    Aciz Kul
    Rabbimin adaletini elestirmek veya sorgulamak hic bir kullun haddi degildir!
    Önce bunu herseyden önce nefsimize anlatmaliyiz yoksa sonumuz iyi olmaz.
    Nefsin cok konusmaya baslamis onu anladim onu susturmasini bilmezsen o seni susturur ve acincak hale gelirsin.
    Calisana veririm diyor, adamlar calisiyor okuyor bi yerlere geliyor, zengin olan her biri haram maldan oraya geldiginden öyle degildir, riski veren rabbin belki senin nefsinin kaldiramiycagini bildigi icin seni zengin yapmiyor cünkü zengin olursan belki o simdileri söyledigin ihtiyac sahiblerine yardim ederdim lafini unutacaksin diye ve ahiretini belki mahvedeceksin diye. Rabbimiz kullarini seviyor.
    Ki zenginlik sadece mal mülkmü? ben icin degil..


  21. 24.Ocak.2013, 05:23
    11
    Tarikatsiz1i
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Aralık.2012
    Üye No: 98856
    Mesaj Sayısı: 28
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah'ın Rızıkların dağıtımında adaletli olma gibi bir ölçüsü var mıdır?

    Açtığım konulara Risalei Nur denilen kitaptan alıntılarla cevap vermezseniz memnun kalırım,bu sözlerim özellikle ilimcik isimli üyeye...


  22. 24.Ocak.2013, 05:23
    11
    Tarikatsiz1i - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Açtığım konulara Risalei Nur denilen kitaptan alıntılarla cevap vermezseniz memnun kalırım,bu sözlerim özellikle ilimcik isimli üyeye...


  23. 24.Ocak.2013, 16:50
    12
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 419
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Allah'ın Rızıkların dağıtımında adaletli olma gibi bir ölçüsü var mıdır?

    Alıntı
    Açtığım konulara Risalei Nur denilen kitaptan alıntılarla cevap vermezseniz memnun kalırım,bu sözlerim özellikle ilimcik isimli üyeye
    Arkadaşım, Risale-i Nurdan yazdığım cevapları okumazsın olur biter.. çözüm bu kadar basit.....Yani, okumamak, gözünü kapatmak...Seni onları okumaya zorlayan mı var burada...

    Ayrıca, senin sorduğun soruları senden başka okuyan ve cevap bekleyen kardeşlerimiz olabilir..Onlar hakikat nereden gelirse gelsin ve sorduğun soruya kim doğru ve ikna edici cevaplar verse istifade etmek isteyen kimseler..Bu sebeple onları sana değil, bu kardeşlerime yazıyorum..


  24. 24.Ocak.2013, 16:50
    12
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Açtığım konulara Risalei Nur denilen kitaptan alıntılarla cevap vermezseniz memnun kalırım,bu sözlerim özellikle ilimcik isimli üyeye
    Arkadaşım, Risale-i Nurdan yazdığım cevapları okumazsın olur biter.. çözüm bu kadar basit.....Yani, okumamak, gözünü kapatmak...Seni onları okumaya zorlayan mı var burada...

    Ayrıca, senin sorduğun soruları senden başka okuyan ve cevap bekleyen kardeşlerimiz olabilir..Onlar hakikat nereden gelirse gelsin ve sorduğun soruya kim doğru ve ikna edici cevaplar verse istifade etmek isteyen kimseler..Bu sebeple onları sana değil, bu kardeşlerime yazıyorum..





+ Yorum Gönder
Git 12 Son