Konusunu Oylayın.: Tövbe almak caiz mi

5 üzerinden 4.83 | Toplam : 6 kişi
Tövbe almak caiz mi
  1. 13.Ocak.2013, 16:27
    1
    Yüksel
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Ocak.2013
    Üye No: 99580
    Mesaj Sayısı: 2
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Tövbe almak caiz mi






    Tövbe almak caiz mi Mumsema Selamun Aleyküm arkadaşlar,benim size bir sorum olucak umarım cevap alabilirim.Birkaç haftadır Menzil Merkez Cemaati nin sohbetlerine katılıyorum ve tövbe almak dedikleri birşey yaptık sorum bununla ilgili olucak.Sorum şu: Tövbe almak dedikleri şeyin dinimizdeki yeri nedir ? Soruma şöyle açıklık getiriyim tövbe almak nedir bilmeyenler için : İlk gittiğim hafta Vekil denen kişinin elini tutuyorsun ve söylediklerini tekrar ediyorsun söyledikleri Allahım ben günahlarımdan pişmanımım,Keşke yapmasaydım,İnşaallah birdahada yapmayacağım diyorsunuz.Ardından bir köşede Tövbenin gereklilikleri anlatılıyor size 8 koşulu var(Bilen arkadaşlar bilir.) Bu yapılanlar caiz midir?


  2. 13.Ocak.2013, 16:27
    1
    Yüksel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Selamun Aleyküm arkadaşlar,benim size bir sorum olucak umarım cevap alabilirim.Birkaç haftadır Menzil Merkez Cemaati nin sohbetlerine katılıyorum ve tövbe almak dedikleri birşey yaptık sorum bununla ilgili olucak.Sorum şu: Tövbe almak dedikleri şeyin dinimizdeki yeri nedir ? Soruma şöyle açıklık getiriyim tövbe almak nedir bilmeyenler için : İlk gittiğim hafta Vekil denen kişinin elini tutuyorsun ve söylediklerini tekrar ediyorsun söyledikleri Allahım ben günahlarımdan pişmanımım,Keşke yapmasaydım,İnşaallah birdahada yapmayacağım diyorsunuz.Ardından bir köşede Tövbenin gereklilikleri anlatılıyor size 8 koşulu var(Bilen arkadaşlar bilir.) Bu yapılanlar caiz midir?


    Benzer Konular

    - Tövbe Almak

    - Arsa almak için kredi almak caiz midir ?

    - Tarikat şeyhlerinden ve bunların vekillerinden tövbe almak caiz mi?

    - Banka kredisi ile ev ve araba almak caiz midir? Kredi Çekerek Ev Almak Caiz midir?

    - Ev ve Otomobil almak için kredi almak caiz midir?

  3. 13.Ocak.2013, 17:33
    2
    CeyhuN_
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2012
    Üye No: 95401
    Mesaj Sayısı: 180
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 19

    Cevap: Töbe Almak ?




    Böyle saçma şey görmedim. İbadet Allah ve kul arasındadır.


  4. 13.Ocak.2013, 17:33
    2
    CeyhuN_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye



    Böyle saçma şey görmedim. İbadet Allah ve kul arasındadır.


  5. 13.Ocak.2013, 17:38
    3
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,605
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 70
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    Cevap: Töbe Almak ?

    ve aleykumusselam,
    ben sahsen uygun görmüyorum. Uzak duruyorum.

    Alıntı
    Ashabı kiramda böyle bir tevbe almak olmamıştır. İlim almak, kan tazelemek vardır. Kalbinizin rahat etmediği bir işi yapmanız gerekmez.

    Nureddin Yildiz
    Alıntı
    SORU: Tövbe etmek icin Allah dostlarini araya katmak caiz midir? İslam’da böyle birsey var midir? (örnegin naksibendi tarikatinda oldugu gibi)

    CEVAP: Konuyu tarikatlar açısından ele almayalım. Zira tarikat ehli mümin kardeşlerimiz, böyle konularda alıngan olabiliyorlar.
    Günah irtikâb eden bir mümin, ilk fırsatta o günahtan kurtulmaya çalışmalıdır. Ramazan ayını, Kadir gecesini haccı beklemesi yanlıştır. Bir gün hatta bir saat bile beklemeden tevbe kapısına yönelmelidir. Ne Arapça dua etmesi ne abdest alması gerekmez. Tevbenin bekleyecek anı yoktur. Eğer bir salih insan ona yol gösterebiliyorsa ne güzel. Gidilecek yolu kendisi biliyorsa kimsenin aracılığına ihtiyacı yoktur. Tevbe Allah’a sığınmaktır. Allah ise kullarına pek yakındır; dua edenin duasına icabet etmektedir.
    Allah Teala kulluğunda muvaffak olmayı hepimize müyesser kılsın.

    Nureddin Yildiz

    Alıntı
    SORU: Selamunaleykum bismillahBenim sorum Tarikatlar Dünyası sohbetiniz hakkındadır. Gaziantep’te tarikat grubu var(ismini vermeyelim) buraya mensup bazı tanıdıklarım var bunlardan bir kaçıyla konuşmalarım oldu ve bu insanlar bir yerde başı dara düştüğünde şeyhlerini çağırıp yardım istediklerini söylüyorlar ve onunda buna icabet edeceğine inanıyorlar. Ayrıca Adıyaman ilimizde bir tarikat var bilirsiniz meşhurdur. Oraya da yıllarını vermiş birinci dereceden akrabalarım var onlar da mesela rabıta diye bir ibadet yapıyorlar. Ve bizzat onların ağzından duyduğum gibi aktarıyorum .”Önce gözler kapatılıyor ve gökyüzünden bir nurun(ışığın) Kabe’nin üzerine indiği hayal ediliyor. Sonra bu ışık Kabe’den çıkıp şeyhlerinin alnına bağlanıyor. Ve daha sonra da bu ışık en son müridin alnında son buluyor.” Başka bir tane “Menzile bağlı bir mürid bir esnaf arkadaşının yanına girer ve biraz hoşbeşten sonra esnaf arkadaşın işlerinin iyi olmadığı öğrenen mürid cebinden menzil şeyhinin fotoğrafını çıkarır ve tezgahın üzerine koyar sonra ellerini açar ve o esnaf arkadaşının da ellerini açıp onunla birlikte dua etmesini telkin eder. Tabi o esnaf arkadaş bunun doğruluğundan şüphe duyar ve yapmak istemez.” Bu ve benzeri birçok örneği bulunan, benim Peygamberim Muhammed s.a.v. ile indirilen dine taban tabana zıt ameller var iken. Şimdi siz bu sohbette hakikaten birçok önemli noktaya değindiniz Allah razı olsun sizden ve emeği olan herkesten. İnancımıza göre gerçi sizin de belirttiğiniz gibi yeryüzü nimetleri mü’minler için. Fakat limuzine binmek yada sigara içmek kişiyi şirke (açık anlamda) düşürmediği bilinmekle birlikte bu yukarıda arz ettiğim, asıl iman ile tevhid ile ilgili meseleler ayrıca ümmetin ciğeri şu günlerde zorbaların perçeminde paramparça iken çorbahanelerinde/dergahlarında oturup durmalarını da katmanızı ümit ettim sohbetin ilk dakikasından altmış birinci dakikasına kadar. Allah size selamet versin ve eksiklerinizi gidersin.(cevap beklenerek yazılmamıştır sadece değerli hocamıza ulaşırsa sevinirim inşallah. ayrıca ben herhangi bir tarikata mensub değilim böyle tarikatlarada mensub olmaktan Allah’a sığınırım.ben bu sohbette sizin beni yok saydığınız bir müslüman kardeşinizim sadece) Başarı ancak Allah’tandır. Velhamdulillahi Rabbil Alemin

    CEVAP: Selamünaleyküm.
    Allah Teâlâ, sizi de bizi de rızası üzere olmaya muvaffak kılsın. Yüreğinizdeki yara, size ait değildir. Ümmet olarak o yaranın ağırlığı altındayız. Düşüncelerinizde aşırı olarak itham edebileceğim bir şey yoktur. Fakat ortada şöyle bir durum var:
    Tarikat erbabı kardeşlerimiz, karşılarında muhalif olarak sahabenin en âlim ismini bile bulsalar onu reddedebilirler, o derece tutucu ve inat içinde bulunabiliyorlar. Bizim konumumuz, son kararı verecek bir Kâdı konumu değildir. Kendimizi Allah’a daveti becermeye çalışan biri olarak ispat etmek istiyoruz. Bu birinci hakikattir.
    İkinci hakikat de şudur:
    Bugün tarikat üzerinden yürütülecek bir kavga, tarikatlardan önce din düşmanları tarfından izlenecek ve onların ekmeğine yağ olacaktır.
    Bu nedenle, anlayanın anlayabileceği hakikatleri gösterip gerisini idraklere bırakmayı yeğliyoruz. Temel umdeler belirtildikten sora herkes yolunu seçebilir. Sizin bu tespitinize rağmen, ‘Allah dostlarını incitmek, koyu cahil olmak…’ türünden ipe sapa gelemez bir yığın ithama da muhatap oluyoruz. Biiznillah etkileniyor değiliz ama ‘Allah’a basiretle çağırmayı’ becermemiz şarttır.
    Alakanıza teşekkür ederim. Dualarınızı beklerim.


    Nureddin Yildiz

    Alıntı
    SORU: Ben Adıyaman menzile gittim. Çok methetmişlerdi değerli bir şeyh efendi var. Yalnız İslam’a çok afaki bakıyorlar. Namaz kılmak, oruç, zekatla falan sınırlı. Cihad yok, siyaset konuşmak yasak, namaz insanları değiştirmemiş. Ben devam etmem ne kadar doğru olur? Bulunduğum ilçedeki meclisteki insanlarla sıkıntı yaşıyorum. Şeyhi uçurma faaliyetleri, aşırı günahsız da, sen ruhunu teslim ederken şeytana o senin imanını çalmasına izin vermeyecek gibi falan. Ben diyorum ki o zaman ebu bekirler ömerler osmanlar boşuna bu kadar korkuyorlarmış, senin şeyhin kendi imanını garanti altına aldı mı diyorum? İnsanlar benden biraz soğuyor. Bu sefer sanki fitne gibi geliyorum onlara ne yapmam gerekir? Ne anlatayım? Tarikate yeni giren insanların düşüncesi şu; gavs hazretlerini gördük tövbe aldık, o bizi şeytana teslim etmez, kurtulduk. Anlatıyorum yanlış diye olmuyor anlamıyorlar. Şimdiden Allah Razı Olsun. Bir de ricam var neden Ordu’ya sohbetlere gelmiyorsunuz? Bir konferansa gelseniz daha çok dualar edeceğim size.
    CEVAP: Zikrettiğiniz konuda cevap vermemem daha uygun düşer. Sözlerimizin yanlış anlaşılıp mü’minlerin arasında fitneye neden olmamız yanlış olur. Siz zaten, önemli tespitler yapmışsınız, bana neredeyse söz kalmamış.
    Ordu’ya gelmememiz diye bir şey olamaz. Vaktimiz yettiği kadar her davet edilen yere gidiyoruz.

    Dualar edin. Allah yardımcımız olsun.


    Nureddin Yildiz



  6. 13.Ocak.2013, 17:38
    3
    Aciz Kul
    ve aleykumusselam,
    ben sahsen uygun görmüyorum. Uzak duruyorum.

    Alıntı
    Ashabı kiramda böyle bir tevbe almak olmamıştır. İlim almak, kan tazelemek vardır. Kalbinizin rahat etmediği bir işi yapmanız gerekmez.

    Nureddin Yildiz
    Alıntı
    SORU: Tövbe etmek icin Allah dostlarini araya katmak caiz midir? İslam’da böyle birsey var midir? (örnegin naksibendi tarikatinda oldugu gibi)

    CEVAP: Konuyu tarikatlar açısından ele almayalım. Zira tarikat ehli mümin kardeşlerimiz, böyle konularda alıngan olabiliyorlar.
    Günah irtikâb eden bir mümin, ilk fırsatta o günahtan kurtulmaya çalışmalıdır. Ramazan ayını, Kadir gecesini haccı beklemesi yanlıştır. Bir gün hatta bir saat bile beklemeden tevbe kapısına yönelmelidir. Ne Arapça dua etmesi ne abdest alması gerekmez. Tevbenin bekleyecek anı yoktur. Eğer bir salih insan ona yol gösterebiliyorsa ne güzel. Gidilecek yolu kendisi biliyorsa kimsenin aracılığına ihtiyacı yoktur. Tevbe Allah’a sığınmaktır. Allah ise kullarına pek yakındır; dua edenin duasına icabet etmektedir.
    Allah Teala kulluğunda muvaffak olmayı hepimize müyesser kılsın.

    Nureddin Yildiz

    Alıntı
    SORU: Selamunaleykum bismillahBenim sorum Tarikatlar Dünyası sohbetiniz hakkındadır. Gaziantep’te tarikat grubu var(ismini vermeyelim) buraya mensup bazı tanıdıklarım var bunlardan bir kaçıyla konuşmalarım oldu ve bu insanlar bir yerde başı dara düştüğünde şeyhlerini çağırıp yardım istediklerini söylüyorlar ve onunda buna icabet edeceğine inanıyorlar. Ayrıca Adıyaman ilimizde bir tarikat var bilirsiniz meşhurdur. Oraya da yıllarını vermiş birinci dereceden akrabalarım var onlar da mesela rabıta diye bir ibadet yapıyorlar. Ve bizzat onların ağzından duyduğum gibi aktarıyorum .”Önce gözler kapatılıyor ve gökyüzünden bir nurun(ışığın) Kabe’nin üzerine indiği hayal ediliyor. Sonra bu ışık Kabe’den çıkıp şeyhlerinin alnına bağlanıyor. Ve daha sonra da bu ışık en son müridin alnında son buluyor.” Başka bir tane “Menzile bağlı bir mürid bir esnaf arkadaşının yanına girer ve biraz hoşbeşten sonra esnaf arkadaşın işlerinin iyi olmadığı öğrenen mürid cebinden menzil şeyhinin fotoğrafını çıkarır ve tezgahın üzerine koyar sonra ellerini açar ve o esnaf arkadaşının da ellerini açıp onunla birlikte dua etmesini telkin eder. Tabi o esnaf arkadaş bunun doğruluğundan şüphe duyar ve yapmak istemez.” Bu ve benzeri birçok örneği bulunan, benim Peygamberim Muhammed s.a.v. ile indirilen dine taban tabana zıt ameller var iken. Şimdi siz bu sohbette hakikaten birçok önemli noktaya değindiniz Allah razı olsun sizden ve emeği olan herkesten. İnancımıza göre gerçi sizin de belirttiğiniz gibi yeryüzü nimetleri mü’minler için. Fakat limuzine binmek yada sigara içmek kişiyi şirke (açık anlamda) düşürmediği bilinmekle birlikte bu yukarıda arz ettiğim, asıl iman ile tevhid ile ilgili meseleler ayrıca ümmetin ciğeri şu günlerde zorbaların perçeminde paramparça iken çorbahanelerinde/dergahlarında oturup durmalarını da katmanızı ümit ettim sohbetin ilk dakikasından altmış birinci dakikasına kadar. Allah size selamet versin ve eksiklerinizi gidersin.(cevap beklenerek yazılmamıştır sadece değerli hocamıza ulaşırsa sevinirim inşallah. ayrıca ben herhangi bir tarikata mensub değilim böyle tarikatlarada mensub olmaktan Allah’a sığınırım.ben bu sohbette sizin beni yok saydığınız bir müslüman kardeşinizim sadece) Başarı ancak Allah’tandır. Velhamdulillahi Rabbil Alemin

    CEVAP: Selamünaleyküm.
    Allah Teâlâ, sizi de bizi de rızası üzere olmaya muvaffak kılsın. Yüreğinizdeki yara, size ait değildir. Ümmet olarak o yaranın ağırlığı altındayız. Düşüncelerinizde aşırı olarak itham edebileceğim bir şey yoktur. Fakat ortada şöyle bir durum var:
    Tarikat erbabı kardeşlerimiz, karşılarında muhalif olarak sahabenin en âlim ismini bile bulsalar onu reddedebilirler, o derece tutucu ve inat içinde bulunabiliyorlar. Bizim konumumuz, son kararı verecek bir Kâdı konumu değildir. Kendimizi Allah’a daveti becermeye çalışan biri olarak ispat etmek istiyoruz. Bu birinci hakikattir.
    İkinci hakikat de şudur:
    Bugün tarikat üzerinden yürütülecek bir kavga, tarikatlardan önce din düşmanları tarfından izlenecek ve onların ekmeğine yağ olacaktır.
    Bu nedenle, anlayanın anlayabileceği hakikatleri gösterip gerisini idraklere bırakmayı yeğliyoruz. Temel umdeler belirtildikten sora herkes yolunu seçebilir. Sizin bu tespitinize rağmen, ‘Allah dostlarını incitmek, koyu cahil olmak…’ türünden ipe sapa gelemez bir yığın ithama da muhatap oluyoruz. Biiznillah etkileniyor değiliz ama ‘Allah’a basiretle çağırmayı’ becermemiz şarttır.
    Alakanıza teşekkür ederim. Dualarınızı beklerim.


    Nureddin Yildiz

    Alıntı
    SORU: Ben Adıyaman menzile gittim. Çok methetmişlerdi değerli bir şeyh efendi var. Yalnız İslam’a çok afaki bakıyorlar. Namaz kılmak, oruç, zekatla falan sınırlı. Cihad yok, siyaset konuşmak yasak, namaz insanları değiştirmemiş. Ben devam etmem ne kadar doğru olur? Bulunduğum ilçedeki meclisteki insanlarla sıkıntı yaşıyorum. Şeyhi uçurma faaliyetleri, aşırı günahsız da, sen ruhunu teslim ederken şeytana o senin imanını çalmasına izin vermeyecek gibi falan. Ben diyorum ki o zaman ebu bekirler ömerler osmanlar boşuna bu kadar korkuyorlarmış, senin şeyhin kendi imanını garanti altına aldı mı diyorum? İnsanlar benden biraz soğuyor. Bu sefer sanki fitne gibi geliyorum onlara ne yapmam gerekir? Ne anlatayım? Tarikate yeni giren insanların düşüncesi şu; gavs hazretlerini gördük tövbe aldık, o bizi şeytana teslim etmez, kurtulduk. Anlatıyorum yanlış diye olmuyor anlamıyorlar. Şimdiden Allah Razı Olsun. Bir de ricam var neden Ordu’ya sohbetlere gelmiyorsunuz? Bir konferansa gelseniz daha çok dualar edeceğim size.
    CEVAP: Zikrettiğiniz konuda cevap vermemem daha uygun düşer. Sözlerimizin yanlış anlaşılıp mü’minlerin arasında fitneye neden olmamız yanlış olur. Siz zaten, önemli tespitler yapmışsınız, bana neredeyse söz kalmamış.
    Ordu’ya gelmememiz diye bir şey olamaz. Vaktimiz yettiği kadar her davet edilen yere gidiyoruz.

    Dualar edin. Allah yardımcımız olsun.


    Nureddin Yildiz



  7. 13.Ocak.2013, 17:40
    4
    İnanc
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2012
    Üye No: 93990
    Mesaj Sayısı: 2,028
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Yalan Dünyada Bir Yer.

    Cevap: Töbe Almak ?

    Selamunaleykum ..

    Güzel kardeşim şimdi güzelce güsl abdesti alsan güzelce temizlensen kalbinde pişmanlıkla Rabbinin karşısına çıksan mı daha güzel olur yoksa el almayla tevbe mı daha güzel olur ?


  8. 13.Ocak.2013, 17:40
    4
    Devamlı Üye
    Selamunaleykum ..

    Güzel kardeşim şimdi güzelce güsl abdesti alsan güzelce temizlensen kalbinde pişmanlıkla Rabbinin karşısına çıksan mı daha güzel olur yoksa el almayla tevbe mı daha güzel olur ?


  9. 13.Ocak.2013, 17:47
    5
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,605
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 70
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    Cevap: Töbe Almak ?

    Alıntı
    Açıkçası tam olarak cevabı bulamadım hala.
    Alıntı
    Ashabı kiramda böyle bir tevbe almak olmamıştır. İlim almak, kan tazelemek vardır. Kalbinizin rahat etmediği bir işi yapmanız gerekmez.
    Asahbi kiram böyle bir tevbe almak olmamayisi aslinda yeterince bir acik cevap.


  10. 13.Ocak.2013, 17:47
    5
    Aciz Kul
    Alıntı
    Açıkçası tam olarak cevabı bulamadım hala.
    Alıntı
    Ashabı kiramda böyle bir tevbe almak olmamıştır. İlim almak, kan tazelemek vardır. Kalbinizin rahat etmediği bir işi yapmanız gerekmez.
    Asahbi kiram böyle bir tevbe almak olmamayisi aslinda yeterince bir acik cevap.


  11. 13.Ocak.2013, 22:25
    6
    ELHAMDULİLLAH
    İnşaAllah Devamlı Üye.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Eylül.2012
    Üye No: 97696
    Mesaj Sayısı: 454
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Töbe Almak ?

    Nurettin YILDIZ HOCAM ne güzel ifade buyurmuşlar..... Varmı Peygamber (S.A.V.)'den başka yalnış yapmayacak birisi.....????

    Elhamdulillah, Allah Razı Olsun. HOCAM. Rana kardeşim Allah Razı Olsun.

    Şeytan Aleyyullana muhakkaktır ki; Allah-u Taala'ya giden yollar ile insanlar arasında bir yerlere oturup, tuzaklar kuracaktır.

    Peki Şeytan Aleyyullana bu tuzakları neden kuracaktır.????

    Allah-u Taala'nın Rahmet, Merhamet ve Mağfiret'inden insanların ümitlerini kesmesini sağlamak için.

    Peki biz bir rehber olmaksızın, Allah-u Taala'yı bulamazmıyız???

    Yol önünüzde, buyrun eğer iman ile ve sapmadan yolunuzu bulabiliyorsanız, bulunuz

    Bu hususda Hammadun kendisinden bir örnek olmak üzere şu yazıyı yazsın.

    Bir gün Hammadun'un kulağına Şeytan Aleyyullana şunu fısıldar. Ey Hammadun, zordur bu suale verilecek cevap ancak, sual bizden cevabını bulmakda sizdendir.

    Halbuki neme gerek o lanetullaha cevap vermek. Karar verdim cevabı, daha doğrusu kararımı net bildireceğim

    Soruda şu oldu lanetullah'tan. Sana Şeytan'la Cennette ve Rab'binle Cehennemde kalmak arasında bir tercih sunulsa, hangisine karar verirsin.???

    EY GİDİ CAHİL HAMMADUN EY. Hesapta "İMAN" ile verilen cevaba bakarmısınız????

    Seninle Cennette olmaktansa, Rab'bim'le Cehennemde olurum daha iyi.

    Öyle dalmışım ki; bu hale. Bir anda derste olduğumu dahi unutup, son anda Hocamın gözümün içine baktığını fark ettim.

    Hammadun buradamısın, diye sordu Hocam Affedersiniz İnşaAllah Hocam Burada değildim dedim.

    Öyle kaşlarını kaldırıp, çakmak çakmak kime bakardın diye sordu Hocam.

    Boşluğa bakardım Hocam

    Peki boşlukta kim vardı Evladım

    Şeytan Aleyyullana vardı Hocam

    Bizim meramızdan, kuzumuzu çalmaya teşebbüs öylemi.???? Çokmu müşküldeymiş.???? Derdi neymiş peki evladım????

    Bize bir soru verdi Cevabınıda aldı Hocam.

    Ne verdi??? Ne aldı???

    Şunu verdi hocam Sana Şeytan'la Cennette ve Rab'binle Cehennemde kalmak arasında bir tercih sunulsa, hangisine karar verirsin.???

    Peki sen ne dedin evladım.

    Seninle Cennette olmaktansa, Rab'bim'le Cehennemde olurum daha iyi. dedim Hocam.

    Kur'an-ı Kerim 83 Mutaffifin 15. Ayeti Kerime

    Diyanet İşleri : Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.

    Niceleri varki Hammadun, Cehennemde azap çektikçe, kendilerini yaratan Rab'be kin ve öfke kusacak ve ilahlarıyla orada yanacaklar. Kimi ilah olarak dünyalıkları ve Şeytan Aleyyullana'yı görecek ve dahi onlar kendilerini yaratan Rab'bi bilmediklerinden, göremeyecekler Sizi bu tuzağa çekmeye çalışmış lanetullah Şunu unutmaki İNS ve CİN ve dahi MİSLİ ve dahi YARDIMCILARI'nı da alsalar asla Rab'bine güç yetirebilecek değildirler.

    Peki Hammadun şimdi olsa ne cevap verirdin.????

    Seninle cehennemde olup Rab'bimi bilmemektense, Rab'bimle cennette olup Rab'bimi bilirim, daha iyi derdim hocam.

    Elhamdulillah, böylesi daha iyi evladım.

    Kendimizden bir örnek olmak üzere, bir kıssada buraya arz ettik. Bir hatamız kusurumuz olduysa o bizdendir.

    Hülasa Hocası olmayana, hoca gaybden ve kendiliğinden bulunuyor. Bunada her ne hikmetse Şeytan Aleyyullana her daim talip.

    Şeyhi olmayanın Şeyhi Şeytandır, yaşanmış bir hadisenin gereği olsa gerektir.

    Rab'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  12. 13.Ocak.2013, 22:25
    6
    İnşaAllah Devamlı Üye.
    Nurettin YILDIZ HOCAM ne güzel ifade buyurmuşlar..... Varmı Peygamber (S.A.V.)'den başka yalnış yapmayacak birisi.....????

    Elhamdulillah, Allah Razı Olsun. HOCAM. Rana kardeşim Allah Razı Olsun.

    Şeytan Aleyyullana muhakkaktır ki; Allah-u Taala'ya giden yollar ile insanlar arasında bir yerlere oturup, tuzaklar kuracaktır.

    Peki Şeytan Aleyyullana bu tuzakları neden kuracaktır.????

    Allah-u Taala'nın Rahmet, Merhamet ve Mağfiret'inden insanların ümitlerini kesmesini sağlamak için.

    Peki biz bir rehber olmaksızın, Allah-u Taala'yı bulamazmıyız???

    Yol önünüzde, buyrun eğer iman ile ve sapmadan yolunuzu bulabiliyorsanız, bulunuz

    Bu hususda Hammadun kendisinden bir örnek olmak üzere şu yazıyı yazsın.

    Bir gün Hammadun'un kulağına Şeytan Aleyyullana şunu fısıldar. Ey Hammadun, zordur bu suale verilecek cevap ancak, sual bizden cevabını bulmakda sizdendir.

    Halbuki neme gerek o lanetullaha cevap vermek. Karar verdim cevabı, daha doğrusu kararımı net bildireceğim

    Soruda şu oldu lanetullah'tan. Sana Şeytan'la Cennette ve Rab'binle Cehennemde kalmak arasında bir tercih sunulsa, hangisine karar verirsin.???

    EY GİDİ CAHİL HAMMADUN EY. Hesapta "İMAN" ile verilen cevaba bakarmısınız????

    Seninle Cennette olmaktansa, Rab'bim'le Cehennemde olurum daha iyi.

    Öyle dalmışım ki; bu hale. Bir anda derste olduğumu dahi unutup, son anda Hocamın gözümün içine baktığını fark ettim.

    Hammadun buradamısın, diye sordu Hocam Affedersiniz İnşaAllah Hocam Burada değildim dedim.

    Öyle kaşlarını kaldırıp, çakmak çakmak kime bakardın diye sordu Hocam.

    Boşluğa bakardım Hocam

    Peki boşlukta kim vardı Evladım

    Şeytan Aleyyullana vardı Hocam

    Bizim meramızdan, kuzumuzu çalmaya teşebbüs öylemi.???? Çokmu müşküldeymiş.???? Derdi neymiş peki evladım????

    Bize bir soru verdi Cevabınıda aldı Hocam.

    Ne verdi??? Ne aldı???

    Şunu verdi hocam Sana Şeytan'la Cennette ve Rab'binle Cehennemde kalmak arasında bir tercih sunulsa, hangisine karar verirsin.???

    Peki sen ne dedin evladım.

    Seninle Cennette olmaktansa, Rab'bim'le Cehennemde olurum daha iyi. dedim Hocam.

    Kur'an-ı Kerim 83 Mutaffifin 15. Ayeti Kerime

    Diyanet İşleri : Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.

    Niceleri varki Hammadun, Cehennemde azap çektikçe, kendilerini yaratan Rab'be kin ve öfke kusacak ve ilahlarıyla orada yanacaklar. Kimi ilah olarak dünyalıkları ve Şeytan Aleyyullana'yı görecek ve dahi onlar kendilerini yaratan Rab'bi bilmediklerinden, göremeyecekler Sizi bu tuzağa çekmeye çalışmış lanetullah Şunu unutmaki İNS ve CİN ve dahi MİSLİ ve dahi YARDIMCILARI'nı da alsalar asla Rab'bine güç yetirebilecek değildirler.

    Peki Hammadun şimdi olsa ne cevap verirdin.????

    Seninle cehennemde olup Rab'bimi bilmemektense, Rab'bimle cennette olup Rab'bimi bilirim, daha iyi derdim hocam.

    Elhamdulillah, böylesi daha iyi evladım.

    Kendimizden bir örnek olmak üzere, bir kıssada buraya arz ettik. Bir hatamız kusurumuz olduysa o bizdendir.

    Hülasa Hocası olmayana, hoca gaybden ve kendiliğinden bulunuyor. Bunada her ne hikmetse Şeytan Aleyyullana her daim talip.

    Şeyhi olmayanın Şeyhi Şeytandır, yaşanmış bir hadisenin gereği olsa gerektir.

    Rab'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  13. 14.Ocak.2013, 01:48
    7
    Yüksel
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Ocak.2013
    Üye No: 99580
    Mesaj Sayısı: 2
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Töbe Almak ?

    Arkadaşlar hepinizden Allah(c.c) razı olsun.Ben kendi kendime şöyle düşünmekteyim ; bu tövbe almak denen şeyi keşke yapmasaydım dedim yaptıktan sonra kendime sordumki haaşa biz Hristyanlar gibi günahmı çıkartıyoruz bizim aracıya ihtiyacımız yok diye düşündüm . Yanlışmı düşünmüşüm ama bir yandanda Gavs Hz. denen zatı tanımıyorum onun hakkında kötü birşey sölemek istemem onunda kendine göre bir açıklaması vardı bu tövbe almak konusunda inşaallah gün gelir ondan alırım bu sorunun cevabını hepinize tekrardan teşekkür ediyorum hayırlı geceler.


  14. 14.Ocak.2013, 01:48
    7
    Yüksel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Arkadaşlar hepinizden Allah(c.c) razı olsun.Ben kendi kendime şöyle düşünmekteyim ; bu tövbe almak denen şeyi keşke yapmasaydım dedim yaptıktan sonra kendime sordumki haaşa biz Hristyanlar gibi günahmı çıkartıyoruz bizim aracıya ihtiyacımız yok diye düşündüm . Yanlışmı düşünmüşüm ama bir yandanda Gavs Hz. denen zatı tanımıyorum onun hakkında kötü birşey sölemek istemem onunda kendine göre bir açıklaması vardı bu tövbe almak konusunda inşaallah gün gelir ondan alırım bu sorunun cevabını hepinize tekrardan teşekkür ediyorum hayırlı geceler.


  15. 14.Ocak.2013, 02:28
    8
    Tarikatsiz1i
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Aralık.2012
    Üye No: 98856
    Mesaj Sayısı: 28
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Töbe Almak ?

    Yüksel kardeşim,aman ha sakın ola sana çeşitli hikayeler masallar ve derlemeler ile efsane evliya hatta Gavs(dinimizde böyle bir tabir yoktur) isimleriyle tanıtılan bu kişilerin din adı altındaki tuzaklarından uzak dur.Bizim Peygamberimiz ve Rabbimiz bize yeter.Din konusunda örnek alınacak kişiyi Rabbimiz Kitabullahta bildrmiş.Gerisi hikaye ve zırvadan öteye geçmez.Gavs denilen kişiyide bir gün mersedesinden inerken yakaladın yakaladın yoksa randevu akman uzun yıllar sürebilirSen bırak o grup cmaat ya da tarikat savsatalarını,aslına ,özüne hakkına yönel kurtuluşla erersin bi iznillah.


  16. 14.Ocak.2013, 02:28
    8
    Tarikatsiz1i - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Yüksel kardeşim,aman ha sakın ola sana çeşitli hikayeler masallar ve derlemeler ile efsane evliya hatta Gavs(dinimizde böyle bir tabir yoktur) isimleriyle tanıtılan bu kişilerin din adı altındaki tuzaklarından uzak dur.Bizim Peygamberimiz ve Rabbimiz bize yeter.Din konusunda örnek alınacak kişiyi Rabbimiz Kitabullahta bildrmiş.Gerisi hikaye ve zırvadan öteye geçmez.Gavs denilen kişiyide bir gün mersedesinden inerken yakaladın yakaladın yoksa randevu akman uzun yıllar sürebilirSen bırak o grup cmaat ya da tarikat savsatalarını,aslına ,özüne hakkına yönel kurtuluşla erersin bi iznillah.


  17. 14.Ocak.2013, 17:32
    9
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Töbe Almak ?

    Alıntı
    Asahbi kiram böyle bir tevbe almak olmamayisi aslinda yeterince bir acik cevap.
    Allah aşkına nereden biliyorsunuz Ashabı kiram tövbe almamıştır diye hem ayetten hemde Hadisi şeriflerden delillerimiz vardır.

    tövbe almak o şeyhe gidip tövbe etmek değildir. Bilakis o büyük Allah dostunu Allaha ettiğin tövbeye şahit etmendir.

    kaynağımız budur

    Ashabdan sahabelerde, bir suç işlediklerinde Hemen RasulAllah s.a.v koşar;

    -Ey Allahın Rasulü, Biz Şöyle Şöyle Hata işledik..bizim için Allaha Dua ette Mağfiret indirsin derlerdi..

    (Sahih-i Buhari,Müslim Aff_44,Kütübi sitte)


    ayetten delilimiz.

    Biz hangi peygamberi gönderdikse, sırf Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve Rasul de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı. (Nisa 64)

    Alimlerimizde Peygamber varislerimizdir. Allah yanında değeri olan birisi Kamil bir şeyhse mürşitse gidilir. onu şahit ederek Allaha Tövbe edilir. Yoksa Tövbe haşa Kesinlikle şeyhe Tövbe edilmez. Tövbe sadece Allaha edilir.

    durum anlaşılmıştır inşaAllah. ayet ve hadisi şerif açıkça gösteriyor ki Sahabelerde suç işllediklerinde Peygambere gidip Tövbe ederlerdi

    bilip bilmeden sahabelerde böyle birşey yapmamıştır demeyin. Tövbe almak vermek ne anlama eliyor onu ilk başta öğrenelim.



  18. 14.Ocak.2013, 17:32
    9
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    Asahbi kiram böyle bir tevbe almak olmamayisi aslinda yeterince bir acik cevap.
    Allah aşkına nereden biliyorsunuz Ashabı kiram tövbe almamıştır diye hem ayetten hemde Hadisi şeriflerden delillerimiz vardır.

    tövbe almak o şeyhe gidip tövbe etmek değildir. Bilakis o büyük Allah dostunu Allaha ettiğin tövbeye şahit etmendir.

    kaynağımız budur

    Ashabdan sahabelerde, bir suç işlediklerinde Hemen RasulAllah s.a.v koşar;

    -Ey Allahın Rasulü, Biz Şöyle Şöyle Hata işledik..bizim için Allaha Dua ette Mağfiret indirsin derlerdi..

    (Sahih-i Buhari,Müslim Aff_44,Kütübi sitte)


    ayetten delilimiz.

    Biz hangi peygamberi gönderdikse, sırf Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve Rasul de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı. (Nisa 64)

    Alimlerimizde Peygamber varislerimizdir. Allah yanında değeri olan birisi Kamil bir şeyhse mürşitse gidilir. onu şahit ederek Allaha Tövbe edilir. Yoksa Tövbe haşa Kesinlikle şeyhe Tövbe edilmez. Tövbe sadece Allaha edilir.

    durum anlaşılmıştır inşaAllah. ayet ve hadisi şerif açıkça gösteriyor ki Sahabelerde suç işllediklerinde Peygambere gidip Tövbe ederlerdi

    bilip bilmeden sahabelerde böyle birşey yapmamıştır demeyin. Tövbe almak vermek ne anlama eliyor onu ilk başta öğrenelim.



  19. 14.Ocak.2013, 18:18
    10
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,605
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 70
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    Cevap: Töbe Almak ?

    O (s.a.v.) Allah Resulüydü, seyhi Onunla bir tutmak sacmaliktir.

    Önce O vermis oldugunuz ayetin bir tefisirini okuyun derim.
    Nisa Suresi 64. Ayet, Seyyid Kutub

    "Eğer onlar nefislerine zulmettiklerinde sana gelerek Allah'tan af dileselerdi ve Peygamber de onlar adına af dileseydi, Allah'ı tevbeleri kabul edeci ve merhametli olarak bulacaklardı."
    Yüce Allah her zaman tevbe edenlerin tevbelerini kabul eder. Allah yanlış yoldan dönenlere karşı her zaman merhametlidir. Bu ayette O, bize bu sıfatlarını tanıtıyor ve kendisine sığınanların, günahlarından dolayı af dileyenlerin tevbelerini kabul edeceğini, üzerlerine merhametini yağdıracağını vaadediyor. Bu ayetin kapsamına ilk girenlerin önünde Peygamberimize kendileri adına af dilemesi fırsatı vardı. O fırsat geçti. Fakat yüce Allah'ın kapısı sürekli açık ve O'nun vaadi her zaman geçerlidir. Hiçbir zaman ne bu kapı kapanır ve ne de vaadin süresi dolar. O halde isteyen gelsin, azmeden öne atılsın.
    ..."


    ayrica tevbenizi baskasini sahit tutmayin diye hadisler var..


    (Her mümin affedilir, ancak günahını başkalarına açıklayanlar hariç) buyuruldu. (Buhari)

    (Kim, dünyada günahını gizlerse, Allahü teâlâ da, kıyamette o günahı herkesten saklar.) (Müslim)

    (Bir günaha düşen, Allah’ın örtüsünü, onun üzerinde bulundursun!) (Müslim)

    Alıntı
    Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "İşlediği günahları açığa vuranlar dışında, ümmetimin tamamı affedilmiştir. Bir adamın, gece kötü bir iş yapıp, ALLAH onu örttüğü halde, sabahleyin kalkıp:

    Ey falan! Ben dün gece şöyle şöyle yaptım", demesi, açık günahlardandır. Oysa o kişi, Rabbi kendisinin kötülüğünü örttüğü halde geceyi geçirmişti. Fakat o, ALLAH'ın örttüğünü açarak sabahlıyor."


    Hadis-i Şerif [Buhârî, Edeb 60]


    Açıklamalar

    Bir günah işlemek, bir kusur ve hata yapmak, sevilmeyen, arzu edilmeyen ve sahibine de hiçbir kıymet kazandırmayan, sadece kötü görülmesine ve bayağı sayılmasına vesile olan bir haslettir. Durum böyle iken, gizli kapaklı bir yerde işlediği ve ALLAH'tan başkasının bilmediği, ALLAH'ın da örttüğü bir günahı faziletmişcesine ortaya döken ve başkalarına anlatan bir kimse, ALLAH tarafından affedilme şansını kaybetmiştir.

    Günah ve kusurlarını başkalarına anlatanlar, ALLAH'ı, Resûlünü ve salih amel sahibi mü'minleri hafife almış, kötülüklerini iyilik, günahlarını sevap, bayağılıklarını fazilet saymış olurlar. Bu ise, en az işledikleri günah seviyesinde bir pervasızlıktır. Oysa günah işleyen bir kimsenin, hiç olmazsa onu gizli tutması, kendisini aşağılanmaktan kurtarır. Aksi takdirde açıkladığı günah eğer bir cezayı gerektiriyorsa cezalandırılma-sını, cezayı gerektirmiyorsa kınanmasını icab ettirir. Bir kimse, dünyada işlediği bir günahı utanarak gizlerse, ALLAH'ın kendisini kıyamet gününde rüsvay etmemesi umulur.


    Hadisten Öğrendiklerimiz
    1. Kişinin, gizli olarak işlediği bir günahı açığa vurmaması, ALLAH'ın onu affetmesine vesile olur.
    2. İşlediği günahı başkalarına anlatan ve bunu bir meziyet sayanları ALLAH affetmez.
    3. Gizli işlenen günahları açığa vurmak, başkalarına anlatmak, ALLAH ve Resûlünü hafife almaktır.
    4. Gizli işlediği günahları açığa vuranlar, eğer bu günah cezayı gerektiriyorsa cezalandırılırlar. Çünkü açığa vurmak itiraf sayılır.

    [Riyazü's-salihin Tercüme ve Şerhi - İmam Nevevi]



  20. 14.Ocak.2013, 18:18
    10
    Aciz Kul
    O (s.a.v.) Allah Resulüydü, seyhi Onunla bir tutmak sacmaliktir.

    Önce O vermis oldugunuz ayetin bir tefisirini okuyun derim.
    Nisa Suresi 64. Ayet, Seyyid Kutub

    "Eğer onlar nefislerine zulmettiklerinde sana gelerek Allah'tan af dileselerdi ve Peygamber de onlar adına af dileseydi, Allah'ı tevbeleri kabul edeci ve merhametli olarak bulacaklardı."
    Yüce Allah her zaman tevbe edenlerin tevbelerini kabul eder. Allah yanlış yoldan dönenlere karşı her zaman merhametlidir. Bu ayette O, bize bu sıfatlarını tanıtıyor ve kendisine sığınanların, günahlarından dolayı af dileyenlerin tevbelerini kabul edeceğini, üzerlerine merhametini yağdıracağını vaadediyor. Bu ayetin kapsamına ilk girenlerin önünde Peygamberimize kendileri adına af dilemesi fırsatı vardı. O fırsat geçti. Fakat yüce Allah'ın kapısı sürekli açık ve O'nun vaadi her zaman geçerlidir. Hiçbir zaman ne bu kapı kapanır ve ne de vaadin süresi dolar. O halde isteyen gelsin, azmeden öne atılsın.
    ..."


    ayrica tevbenizi baskasini sahit tutmayin diye hadisler var..


    (Her mümin affedilir, ancak günahını başkalarına açıklayanlar hariç) buyuruldu. (Buhari)

    (Kim, dünyada günahını gizlerse, Allahü teâlâ da, kıyamette o günahı herkesten saklar.) (Müslim)

    (Bir günaha düşen, Allah’ın örtüsünü, onun üzerinde bulundursun!) (Müslim)

    Alıntı
    Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "İşlediği günahları açığa vuranlar dışında, ümmetimin tamamı affedilmiştir. Bir adamın, gece kötü bir iş yapıp, ALLAH onu örttüğü halde, sabahleyin kalkıp:

    Ey falan! Ben dün gece şöyle şöyle yaptım", demesi, açık günahlardandır. Oysa o kişi, Rabbi kendisinin kötülüğünü örttüğü halde geceyi geçirmişti. Fakat o, ALLAH'ın örttüğünü açarak sabahlıyor."


    Hadis-i Şerif [Buhârî, Edeb 60]


    Açıklamalar

    Bir günah işlemek, bir kusur ve hata yapmak, sevilmeyen, arzu edilmeyen ve sahibine de hiçbir kıymet kazandırmayan, sadece kötü görülmesine ve bayağı sayılmasına vesile olan bir haslettir. Durum böyle iken, gizli kapaklı bir yerde işlediği ve ALLAH'tan başkasının bilmediği, ALLAH'ın da örttüğü bir günahı faziletmişcesine ortaya döken ve başkalarına anlatan bir kimse, ALLAH tarafından affedilme şansını kaybetmiştir.

    Günah ve kusurlarını başkalarına anlatanlar, ALLAH'ı, Resûlünü ve salih amel sahibi mü'minleri hafife almış, kötülüklerini iyilik, günahlarını sevap, bayağılıklarını fazilet saymış olurlar. Bu ise, en az işledikleri günah seviyesinde bir pervasızlıktır. Oysa günah işleyen bir kimsenin, hiç olmazsa onu gizli tutması, kendisini aşağılanmaktan kurtarır. Aksi takdirde açıkladığı günah eğer bir cezayı gerektiriyorsa cezalandırılma-sını, cezayı gerektirmiyorsa kınanmasını icab ettirir. Bir kimse, dünyada işlediği bir günahı utanarak gizlerse, ALLAH'ın kendisini kıyamet gününde rüsvay etmemesi umulur.


    Hadisten Öğrendiklerimiz
    1. Kişinin, gizli olarak işlediği bir günahı açığa vurmaması, ALLAH'ın onu affetmesine vesile olur.
    2. İşlediği günahı başkalarına anlatan ve bunu bir meziyet sayanları ALLAH affetmez.
    3. Gizli işlenen günahları açığa vurmak, başkalarına anlatmak, ALLAH ve Resûlünü hafife almaktır.
    4. Gizli işlediği günahları açığa vuranlar, eğer bu günah cezayı gerektiriyorsa cezalandırılırlar. Çünkü açığa vurmak itiraf sayılır.

    [Riyazü's-salihin Tercüme ve Şerhi - İmam Nevevi]



  21. 14.Ocak.2013, 20:12
    11
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Töbe Almak ?

    rana o tefsir ne alaka şimdi. tefsirde birşey yok açıklanacak. ayrıca Seyyid Kutub benim için bir delil olmaz. bana fahrur raziden bana , Taberiden , bana gerçek ehli sünnet alimlerin tefsirlerini getir..

    açıkça sahabeler günah işleyince koşup Rasulullaha gidip tevbe edyorlardı. şimdi Peygamberimiz vefat etmiş diyorsun. o zaman sen o AYetin hükmünü kaldırdın. yani daha o ayet hiç birşeyde delil sayılmaz demeye getiriyorsun.

    ayrıca o Peygamberdi diyorsun.

    Alıntı
    O (s.a.v.) Allah Resulüydü, seyhi Onunla bir tutmak sacmaliktir
    yani bunu diyorsun. Tövbe haşa kimse bir tutmaz .

    bende sana diyorum ki Peygamber vefat etti o zaman sünnetten çok şey eksik kalır.

    birde demiyor mu benden sonra peygamber gelmeyecek ama benim alimlerim isreailoğullarının peygamberleri gibidir diye. daha onlarca hadis var.

    Siz diyorsunuzki duada aracı istenmez bende delil getiriyordum. Bak peygambere gidip sahabeler tevbe alıyorlardı. bu sefer de o peygamberdi diyorsunuz bu kadar laf cambazlığı olmaz ki. siz dememişmiydiniz Sahabelerde öyle birşey yapmamıştır diye.

    hem hadis ayet istiyorsunuz ayet hadis getiriyorum bu seferde o Peygamberdi diyorsun. Peygamber olmadan ayet hadis nasıl okunsun onu anlamıyorum. kendi içiniizde çelişiyorsunuz.

    Ayrıca sizler Allah dostlarından irtibatı koparmışsınız. tek başınıza dua ederseniz tövbe ederseniz edin. ama Gidipte bir Allah dostundan dua isteyene de karışmayın.

    Alıntı
    ayrica tevbenizi baskasini sahit tutmayin diye hadisler var..


    bak bu hadisleri bu şekil anlayarak Yukarıdaki getirdigim ayetle çeliştirdiniz. ve hadisle..

    gidip şeyhe ben şu günahı işledim bu günahı işledim demiyorsun. ondan dua istiyorsun. ya efendi hazretleri diyorsun bana dua et Allah beni affetsin.

    Annenizden babanızdan isteyince birşey olmuyorda bir Allah dostundan isteyincemi oluyor hiç aklım almıyor sizleri


  22. 14.Ocak.2013, 20:12
    11
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    rana o tefsir ne alaka şimdi. tefsirde birşey yok açıklanacak. ayrıca Seyyid Kutub benim için bir delil olmaz. bana fahrur raziden bana , Taberiden , bana gerçek ehli sünnet alimlerin tefsirlerini getir..

    açıkça sahabeler günah işleyince koşup Rasulullaha gidip tevbe edyorlardı. şimdi Peygamberimiz vefat etmiş diyorsun. o zaman sen o AYetin hükmünü kaldırdın. yani daha o ayet hiç birşeyde delil sayılmaz demeye getiriyorsun.

    ayrıca o Peygamberdi diyorsun.

    Alıntı
    O (s.a.v.) Allah Resulüydü, seyhi Onunla bir tutmak sacmaliktir
    yani bunu diyorsun. Tövbe haşa kimse bir tutmaz .

    bende sana diyorum ki Peygamber vefat etti o zaman sünnetten çok şey eksik kalır.

    birde demiyor mu benden sonra peygamber gelmeyecek ama benim alimlerim isreailoğullarının peygamberleri gibidir diye. daha onlarca hadis var.

    Siz diyorsunuzki duada aracı istenmez bende delil getiriyordum. Bak peygambere gidip sahabeler tevbe alıyorlardı. bu sefer de o peygamberdi diyorsunuz bu kadar laf cambazlığı olmaz ki. siz dememişmiydiniz Sahabelerde öyle birşey yapmamıştır diye.

    hem hadis ayet istiyorsunuz ayet hadis getiriyorum bu seferde o Peygamberdi diyorsun. Peygamber olmadan ayet hadis nasıl okunsun onu anlamıyorum. kendi içiniizde çelişiyorsunuz.

    Ayrıca sizler Allah dostlarından irtibatı koparmışsınız. tek başınıza dua ederseniz tövbe ederseniz edin. ama Gidipte bir Allah dostundan dua isteyene de karışmayın.

    Alıntı
    ayrica tevbenizi baskasini sahit tutmayin diye hadisler var..


    bak bu hadisleri bu şekil anlayarak Yukarıdaki getirdigim ayetle çeliştirdiniz. ve hadisle..

    gidip şeyhe ben şu günahı işledim bu günahı işledim demiyorsun. ondan dua istiyorsun. ya efendi hazretleri diyorsun bana dua et Allah beni affetsin.

    Annenizden babanızdan isteyince birşey olmuyorda bir Allah dostundan isteyincemi oluyor hiç aklım almıyor sizleri


  23. 14.Ocak.2013, 20:37
    12
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,605
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 70
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    Cevap: Töbe Almak ?

    tefsir ne alaka simdi diyorsun ama bir ayeti sen kimsinki kendine göre yoruyorsun?
    ömer nasuhi bilmen ve diyer ehli sünnet alimleride tefsirinde Efendimize (s.a.v.)`me verilen bu özelliginden bahsetmekde, herhangi baskasindan degil!
    seyyid kutubu ehli sünnetten saymamak size kalmis.. sadece onun tefsirindede yazmiyor.
    ayrica bir ayeti okudugunda diyer önceki ayetleri ve ondan sonraki ayeti okumak gerek..

    hic bir ayet ve hadis birbiriyle celismez ve celismiyor ikiside aynisini diyor zaten..

    konuyu dagitmayalim insaAllah öyle anneden istemek vs misallerine hic gerek yok burda Allahdan aff dilemekden bahsediliyor!

    Allah ile arana bir ücüncü sahisi sokmaya gerek yok, tevbe etmek isteyen ve samimi bir müslüman direk Rabbine tevbe eder

    Alıntı
    III- Müminlerin tövbesi nasıl olmalıdır?

    Bu konuda Yüce Allah'ın Ey müminler (inananlar) yürekten tövbe
    ederek (nasuh tövbe ile) Allah'a donün ki, Rabb'iniz kötülüklerinizi örtsün ve
    sizi içlerinde ırmaklar akan Cennetlere koysun" (et-Tevbe, 9/8) buyruğuna dikkat
    etmek gerekir.


    Bu ayette geçen (nasûh tövbe) "yürekten, ihlasla tövbe edin"
    sözlerini Zemahşerî şöyle açıklamıştır: "Tövbeyi kendilerine tavsiye edenler,
    günahları mahvedecek ve aşırılıkları telâfi edecek şekilde tövbe ederler.
    Kötülüklerden tövbe etmeleri, o şeylerin kötü olduğu içindir. Yaptığına pişman
    olmak da çok şiddetli bir şekilde üzülmek demektir. Kötülüklerden birine bir
    daha dönmemeye azmetmek de, sağılmış olan sütün hayvanın memesine dönmesi nasıl
    mümkün değilse, öylece o günaha bir daha dönmemek anlamınadır. Bütün bunları
    böylece içine sindirmek yürekten tövbe etmek demektir. el-Kelbî'ye (ö:146/763)
    göre "nasûh tövbe", kalp ile pişman olmak, dil ile istiğfar etmek, beden ile de
    onu terkederek yapmamak ve"ondan uzak durmaktır. Ayrıca pişmanlığından dönmemek
    üzere gönül rahatlığına kavuşmaktır.


    Gazzâlî'ye göre de ayette geçen "nasûh" kelimesi nasihat
    kelimesiyle ilgili bir sözdür. Her türlü şâibeden uzak olarak tam bir ihlas
    içerisinde Yüce Allah'a tövbe etmek anlamındadır.


    Ayrıca, "Hiç şüphesiz Allah hem çok tövbe edenleri, hem de çok
    temizlenenleri sever” (el-Bakara, 2/222) âyeti de tövbenin lüzum ve faydasına
    işaret etmektedir. Sevgili Peygamberimiz de bir hadisinde Tövbe eden Allah'ın
    sevgilisidir, günahlardan tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir" buyurmuştur.
    Tövbenin nasıl olması hususunda Hz. Ali (r.a)'den şöyle bir rivayette
    bulunuluyor: Bir gün bedevilerden biri Hz. Peygamberin mescidine girer ve
    "Allah'ım, şüphesiz ben sana tövbe ve istiğfar ediyorum" der ve namazını kılar.
    Bunu gören ve duyan Hz. Ali, adam namazını bitirince ona: "Ey kişi! Yalnızca dil
    ile sür'atle yapılan tövbe, yalancıların tövbesidir, halbuki senin bu tövben,
    tövbeye muhtaçtır" dedi. Bunun üzerine o kişi: "Ey müminlerin emiri, o halde
    tövbe nedir?" diye sordu. Bunun üzerine Hz. Ali: "Tövbe şu altı şeyle mümkün
    olur" dedi: 1- Geçmişte işlenmiş olan günahlardan pişman olmak ve yerine
    getirilmemiş farzları iade etmek, 2- Başkalarına haksızlık ve eziyet etmeyi
    bırakmak, 3- Husumet ve düşmanlığı kaldırmak, 4- Günah ve kabahatler içerisinde
    büyüyen nefsi, Allah'a olan itaat içerisinde küçültüp ona hiçliğini kabul
    ettirmek, 5- İtaatsizlik ve günah işlemenin sözde tadını çıkaran nefse, itaat
    edip günahlardan uzak durmanın acılığını da tattırmak, 6- Gülüşlerinden her
    birine bedel olmak üzere, ağlamak."


    Hâl böyle olunca, şartlarına uygun olan bir tövbe, aynı zamanda
    Allah için yapılmış bir ibadettir. Böyle olduğu için de kabûle şâyan olması
    gerekir. Nasıl ki, şartlarına uygun olarak yapılan ibadetlerin kabûlü hususunda
    tereddüde düşmüyorsak, şarlarına uygun bir tövbenin kabûlü için de tereddüt
    gösterilmemesi gerekir.


    Öyleyse Allah'a imân etmiş kişiler, bilerek veya bilmeyerek
    günah işledikleri zaman hemen Allah'a yönelip tövbe etmekten çekinmemelidirler.
    Çünkü ilgili ayet ve hadislerden anladığımıza göre Yüce Allah samimiyetle ve
    şarlarına uygun olarak yapılan tövbeleri kabul eder, kullarını bağışlar. Ayrıca,
    günahları bırakıp kendisine yönelenleri sever, zira günahkârlar için yüce
    Allah'ın rahmet, mağrifet ve kereminden başka bir sığınak yoktur. Bu bakımdan
    inananların tövbe etmekten korkmamaları, yaptıkları büyük veya küçük günahları
    için ne zaman olursa olsun, geciktirmeden hemen Rab'lerine yalvarmaları, Allah'a
    olan bu inançlarının gereği olmalıdır.


    samil islam ansiklopedisi



  24. 14.Ocak.2013, 20:37
    12
    Aciz Kul
    tefsir ne alaka simdi diyorsun ama bir ayeti sen kimsinki kendine göre yoruyorsun?
    ömer nasuhi bilmen ve diyer ehli sünnet alimleride tefsirinde Efendimize (s.a.v.)`me verilen bu özelliginden bahsetmekde, herhangi baskasindan degil!
    seyyid kutubu ehli sünnetten saymamak size kalmis.. sadece onun tefsirindede yazmiyor.
    ayrica bir ayeti okudugunda diyer önceki ayetleri ve ondan sonraki ayeti okumak gerek..

    hic bir ayet ve hadis birbiriyle celismez ve celismiyor ikiside aynisini diyor zaten..

    konuyu dagitmayalim insaAllah öyle anneden istemek vs misallerine hic gerek yok burda Allahdan aff dilemekden bahsediliyor!

    Allah ile arana bir ücüncü sahisi sokmaya gerek yok, tevbe etmek isteyen ve samimi bir müslüman direk Rabbine tevbe eder

    Alıntı
    III- Müminlerin tövbesi nasıl olmalıdır?

    Bu konuda Yüce Allah'ın Ey müminler (inananlar) yürekten tövbe
    ederek (nasuh tövbe ile) Allah'a donün ki, Rabb'iniz kötülüklerinizi örtsün ve
    sizi içlerinde ırmaklar akan Cennetlere koysun" (et-Tevbe, 9/8) buyruğuna dikkat
    etmek gerekir.


    Bu ayette geçen (nasûh tövbe) "yürekten, ihlasla tövbe edin"
    sözlerini Zemahşerî şöyle açıklamıştır: "Tövbeyi kendilerine tavsiye edenler,
    günahları mahvedecek ve aşırılıkları telâfi edecek şekilde tövbe ederler.
    Kötülüklerden tövbe etmeleri, o şeylerin kötü olduğu içindir. Yaptığına pişman
    olmak da çok şiddetli bir şekilde üzülmek demektir. Kötülüklerden birine bir
    daha dönmemeye azmetmek de, sağılmış olan sütün hayvanın memesine dönmesi nasıl
    mümkün değilse, öylece o günaha bir daha dönmemek anlamınadır. Bütün bunları
    böylece içine sindirmek yürekten tövbe etmek demektir. el-Kelbî'ye (ö:146/763)
    göre "nasûh tövbe", kalp ile pişman olmak, dil ile istiğfar etmek, beden ile de
    onu terkederek yapmamak ve"ondan uzak durmaktır. Ayrıca pişmanlığından dönmemek
    üzere gönül rahatlığına kavuşmaktır.


    Gazzâlî'ye göre de ayette geçen "nasûh" kelimesi nasihat
    kelimesiyle ilgili bir sözdür. Her türlü şâibeden uzak olarak tam bir ihlas
    içerisinde Yüce Allah'a tövbe etmek anlamındadır.


    Ayrıca, "Hiç şüphesiz Allah hem çok tövbe edenleri, hem de çok
    temizlenenleri sever” (el-Bakara, 2/222) âyeti de tövbenin lüzum ve faydasına
    işaret etmektedir. Sevgili Peygamberimiz de bir hadisinde Tövbe eden Allah'ın
    sevgilisidir, günahlardan tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir" buyurmuştur.
    Tövbenin nasıl olması hususunda Hz. Ali (r.a)'den şöyle bir rivayette
    bulunuluyor: Bir gün bedevilerden biri Hz. Peygamberin mescidine girer ve
    "Allah'ım, şüphesiz ben sana tövbe ve istiğfar ediyorum" der ve namazını kılar.
    Bunu gören ve duyan Hz. Ali, adam namazını bitirince ona: "Ey kişi! Yalnızca dil
    ile sür'atle yapılan tövbe, yalancıların tövbesidir, halbuki senin bu tövben,
    tövbeye muhtaçtır" dedi. Bunun üzerine o kişi: "Ey müminlerin emiri, o halde
    tövbe nedir?" diye sordu. Bunun üzerine Hz. Ali: "Tövbe şu altı şeyle mümkün
    olur" dedi: 1- Geçmişte işlenmiş olan günahlardan pişman olmak ve yerine
    getirilmemiş farzları iade etmek, 2- Başkalarına haksızlık ve eziyet etmeyi
    bırakmak, 3- Husumet ve düşmanlığı kaldırmak, 4- Günah ve kabahatler içerisinde
    büyüyen nefsi, Allah'a olan itaat içerisinde küçültüp ona hiçliğini kabul
    ettirmek, 5- İtaatsizlik ve günah işlemenin sözde tadını çıkaran nefse, itaat
    edip günahlardan uzak durmanın acılığını da tattırmak, 6- Gülüşlerinden her
    birine bedel olmak üzere, ağlamak."


    Hâl böyle olunca, şartlarına uygun olan bir tövbe, aynı zamanda
    Allah için yapılmış bir ibadettir. Böyle olduğu için de kabûle şâyan olması
    gerekir. Nasıl ki, şartlarına uygun olarak yapılan ibadetlerin kabûlü hususunda
    tereddüde düşmüyorsak, şarlarına uygun bir tövbenin kabûlü için de tereddüt
    gösterilmemesi gerekir.


    Öyleyse Allah'a imân etmiş kişiler, bilerek veya bilmeyerek
    günah işledikleri zaman hemen Allah'a yönelip tövbe etmekten çekinmemelidirler.
    Çünkü ilgili ayet ve hadislerden anladığımıza göre Yüce Allah samimiyetle ve
    şarlarına uygun olarak yapılan tövbeleri kabul eder, kullarını bağışlar. Ayrıca,
    günahları bırakıp kendisine yönelenleri sever, zira günahkârlar için yüce
    Allah'ın rahmet, mağrifet ve kereminden başka bir sığınak yoktur. Bu bakımdan
    inananların tövbe etmekten korkmamaları, yaptıkları büyük veya küçük günahları
    için ne zaman olursa olsun, geciktirmeden hemen Rab'lerine yalvarmaları, Allah'a
    olan bu inançlarının gereği olmalıdır.


    samil islam ansiklopedisi






+ Yorum Gönder
Git 12 Son