Konusunu Oylayın.: Azrail'i döven Hz. Musa

5 üzerinden 4.20 | Toplam : 5 kişi
Azrail'i döven Hz. Musa
  1. 06.Aralık.2012, 01:05
    1
    çelebiler
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Ağustos.2012
    Üye No: 97474
    Mesaj Sayısı: 406
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Azrail'i döven Hz. Musa






    Azrail'i döven Hz. Musa Mumsema Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edilen bir hadis:,

    Melekü'l-mevt / Ölüm Meleği, Musa aleyhisselâma (ruhunu kabzetmek üzere) gönderildiğinde, kendisine:

    "Rabbinin (ölüm) davetini kabul eyle" dedi. Hz. Musa ölüm meleğine bir tokat vurarak gözünü kör etti. Melek; geriye dönüp de Allah'a şöyle niyaz etti:

    "Sen beni, ölmeyi istemiyen bir kuluna göndermişsin. O benim gözümü kör etti" Allahu Teâlâ ona göz(ünün görme hassasını) iade etti ve şöyle buyurdu:
    "Geri dön, kulum (Musa)ya var da "Sen yaşamayı mı diliyorsun? Şayet (uzun müddet) hayat (da kalmay)ı istiyorsan, elini bir öküzün sırtı üstüne koy. Elin ne kadar kılı (kaplar ve) kapatırsa, hiç şüphen olmasın ki, sen o (kılların sayısı kadar) sene yaşayacaksın" de!" buyurdu.

    Hz. Musa (bu vaad-i ilâhîden haberdar olunca) dedi ki:
    — "Sonra ne olacak?"
    Cebrail:
    — "Sonra gene öleceksin" cevabını verdi.
    Hz. Musa:
    — "Şimdi yakın (yol)dan (ölüme varmak isterim). Ya Rabbi, benim ruhumu arzı mukaddese bir taş atımı (mesafelik) bir yerde kabzet" dedi.

    (Buhârî, c. 2, s. 92; Müslim, c. 7, s. 100; Müsned-i Ahmed b. Hanbel, e. 2, s. 269.)

    Başka bir konuda Hz.Musa'nın Hz. Adem ile münakaşasını okumuştuk.Bu hadiste de Azrail'e dayak atan Hz. Musa çıkıyor karşımıza.Bu hadisleri nasıl değerlendirmeliyiz.Buhari,Müslim ve Ahmed bin Hanbel'in hadis kitaplarında geçtiği için ne kadar acayip gelse de kabul mü etmeliyiz?

    Yoksa içindeki Kuran'a ve akla uygun gelmeyen (Allah'ın davetini getiren meleği bir peygamberin dövmeyi gibi) sebeplerle red mi etmeliyiz.


  2. 06.Aralık.2012, 01:05
    1
    çelebiler - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edilen bir hadis:,

    Melekü'l-mevt / Ölüm Meleği, Musa aleyhisselâma (ruhunu kabzetmek üzere) gönderildiğinde, kendisine:

    "Rabbinin (ölüm) davetini kabul eyle" dedi. Hz. Musa ölüm meleğine bir tokat vurarak gözünü kör etti. Melek; geriye dönüp de Allah'a şöyle niyaz etti:

    "Sen beni, ölmeyi istemiyen bir kuluna göndermişsin. O benim gözümü kör etti" Allahu Teâlâ ona göz(ünün görme hassasını) iade etti ve şöyle buyurdu:
    "Geri dön, kulum (Musa)ya var da "Sen yaşamayı mı diliyorsun? Şayet (uzun müddet) hayat (da kalmay)ı istiyorsan, elini bir öküzün sırtı üstüne koy. Elin ne kadar kılı (kaplar ve) kapatırsa, hiç şüphen olmasın ki, sen o (kılların sayısı kadar) sene yaşayacaksın" de!" buyurdu.

    Hz. Musa (bu vaad-i ilâhîden haberdar olunca) dedi ki:
    — "Sonra ne olacak?"
    Cebrail:
    — "Sonra gene öleceksin" cevabını verdi.
    Hz. Musa:
    — "Şimdi yakın (yol)dan (ölüme varmak isterim). Ya Rabbi, benim ruhumu arzı mukaddese bir taş atımı (mesafelik) bir yerde kabzet" dedi.

    (Buhârî, c. 2, s. 92; Müslim, c. 7, s. 100; Müsned-i Ahmed b. Hanbel, e. 2, s. 269.)

    Başka bir konuda Hz.Musa'nın Hz. Adem ile münakaşasını okumuştuk.Bu hadiste de Azrail'e dayak atan Hz. Musa çıkıyor karşımıza.Bu hadisleri nasıl değerlendirmeliyiz.Buhari,Müslim ve Ahmed bin Hanbel'in hadis kitaplarında geçtiği için ne kadar acayip gelse de kabul mü etmeliyiz?

    Yoksa içindeki Kuran'a ve akla uygun gelmeyen (Allah'ın davetini getiren meleği bir peygamberin dövmeyi gibi) sebeplerle red mi etmeliyiz.


    Benzer Konular

    - Çocuğunu Döven Anne ve Babanın Hükmü

    - Hz. Musa'nın asası vardı. Bizim asamızda yok! Hz. Musa'nın kıssasından esas olarak al

    - Haksız yere anneyi döven babaya karşı koymak caiz midir?

    - Bir Azrâil Nasıl Binlerce Azrâil Oluyor?

    - Hz. Musa Kıssası {Hz Musa Kıssasını Geniş Kapsamlı Olarak Yayınlamanızı Arz Ederim}

  3. 06.Aralık.2012, 01:25
    2
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Azrail'i döven Hz. Musa




    fazla bilgiye sahip değilim ama

    Buhari,müslim gibi zatların kitaplarında tahrif mi yapıldı acaba diye düşünüyorum

    Böylelikle inandırıcılığı daha çok olur


  4. 06.Aralık.2012, 01:25
    2
    Devamlı Üye



    fazla bilgiye sahip değilim ama

    Buhari,müslim gibi zatların kitaplarında tahrif mi yapıldı acaba diye düşünüyorum

    Böylelikle inandırıcılığı daha çok olur


  5. 06.Aralık.2012, 18:00
    3
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 419
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Azrail'i döven Hz. Musa

    Bu hadis-i şerifin hakikati Risale-i Nurda şöyle izah edilmiştir:

    İkinci Mes'ele olan İkinci Risale

    [Hazret-i Musa Aleyhisselâm, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm'ın gözüne tokat vurmuş, ilâ âhir mealindeki hadîse dair ehemmiyetli bir münakaşayı kaldırmak ve halletmek için yazılmıştır.]

    Eğirdir'de bir münakaşa-i ilmiye işittim. O münakaşa, hususan şu zamanda yanlıştır. Hattâ münakaşayı bilmiyordum. Benden de sual edildi. Mu'teber bir kitabda, Hadîs-i Şeyheyn'in ittifakına alâmet olan ق işaretiyle bir hadîs bana gösterildi. "Hadîs midir, değil midir?" sual edildi. Ben dedim: Böyle mu'teber bir kitabda, Şeyheyn Hadîsinin ittifakına hükmeden bir zâta itimad etmek lâzım; demek hadîstir.

    Fakat hadîsin, Kur'an gibi bazı müteşabihatı var. Ancak havas onların manalarını bulabilir. Şu hadîsin zahiri dahi, müşkilât-ı hadîsin müteşabihat kısmından olmak ihtimali var, dedim. Eğer bilseydim medar-ı münakaşa olmuş, öyle kısa değil, belki böyle cevab verecektim:

    Evvelâ: Bu çeşit mesaili münakaşa etmenin birinci şartı; insaf ile, hakkı bulmak niyetiyle, inadsız bir surette, ehil olanların mabeyninde, sû'-i telakkiye sebeb olmadan müzakeresi caiz olabilir. O müzakere hak için olduğuna delil şudur ki: Eğer hak, muarızın elinde zahir olsa, müteessir olmasın, belki memnun olsun; çünki bilmediği şey'i öğrendi. Eğer kendi elinde zahir olsa, fazla birşey öğrenmedi, belki gurura düşmek ihtimali var.

    Sâniyen: Sebeb-i münakaşa, eğer hadîs ise; hadîsin meratibini ve vahy-i zımnînin derecatını ve tekellümat-ı Nebeviyenin aksamını bilmek lâzım. Avam içinde müşkilât-ı hadîsiyeyi münakaşa etmek, izhar-ı fazl suretinde avukat gibi kendi sözünü doğru göstermek ve enaniyetini, hakka ve insafa tercih etmek suretinde deliller aramak caiz değildir. Madem şu mes'ele açılmış, medar-ı münakaşa edilmiş, bîçare avam-ı nâsın zihninde sû'-i tesir ediyor. Çünki şu gibi müteşabih hadîsleri aklına sığıştıramadığı için; eğer inkâr etse dehşetli bir kapı açar, yani küçücük aklına sığışmayan kat'î hadîsleri dahi inkâra yol açar. Eğer zahir-i hadîsin manasını tutarak öyle kabul edip neşretse, ehl-i dalaletin itirazatına ve "hurafattır" demelerine yol açar. Madem bu müteşabih hadîse, lüzumsuz ve zararlı bir tarzda nazar-ı dikkat celbedilmiş ve bu çeşit hadîsler çok vârid olmuş, elbette şübheleri izale edecek bir hakikatı beyan etmek lâzım gelir. Şu hadîs kat'î olsun veya olmasın, o hakikatı zikretmek gerektir.

    İşte yazdığımız risalelerde, ezcümle Yirmidördüncü Söz'ün Üçüncü Dalında Oniki Asıl ile ve Dördüncü Dalında ve Ondokuzuncu Mektub'un vahyin taksimatına dair mukaddemesindeki bir esasında tafsilâta iktifaen, burada icmalen o hakikata bir işaret ederiz. Şöyle ki:

    Melaike, insan gibi bir surete inhisar etmez; müşahhas iken, bir küllî hükmündedir. Hazret-i Azrail Aleyhisselâm, kabz-ı ervaha müekkel olan melaikelerin nâzırıdır.

    "Her ölünün ruhunu, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm mı bizzât kabzediyor? Yoksa aveneleri mi kabzediyorlar?" Bu hususta üç meslek var:

    Birinci Meslek: Azrail Aleyhisselâm, herkesin ruhunu kabzeder. Bir iş bir işe mani olmaz, çünki nuranîdir. Nuranî bir şey, hadsiz âyineler vasıtasıyla hadsiz yerlerde bizzât bulunabilir ve temessül eder. Nuranînin temessülâtı, o nuranî zâtın hâssasına mâliktir; onun aynı sayılır, gayrı değildir. Güneşin âyinelerdeki misalleri, Güneşin ziya ve hararetini gösterdiği gibi; melaike gibi ruhanîlerin dahi, âlem-i misalin ayrı ayrı âyinelerinde misalleri onların aynılarıdır, hâssalarını gösterirler. Fakat âyinelerin kabiliyetine göre temessül ediyorlar. Nasılki Hazret-i Cebrail Aleyhisselâm, bir vakitte Dıhye suretinde sahabeler içinde göründüğü dakikada, binler yerde başka suretlerde ve Arş-ı A'zam önünde, şarktan garba kadar geniş ve muhteşem kanadlarıyla secde ediyordu. Heryerde, o yerin kabiliyetine göre temessülü varmış; bir anda binler yerde bulunuyormuş.

    İşte şu mesleğe göre; kabz-ı ruh vaktinde, insanın âyinesine temessül eden Melek-ül Mevt'in insanî ve cüz'î bir misali, Hazret-i Musa Aleyhisselâm gibi bir ulü-l azm ve celalli ve hiddetli bir zâtın tokadına maruz olmak ve o misalî Melek-ül Mevt'in libası hükmündeki suret-i misaliyesindeki gözünü çıkarmak; ne muhaldir, ne fevkalâdedir, ne de gayr-ı makuldür.

    İkinci Meslek odur ki: Hazret-i Cebrail, Mikâil, Azrail gibi melaike-i izam, birer nâzır-ı umumî hükmünde.. kendi nevilerinden ve kendilerine benzer küçük tarzda aveneleri vardır. Ve o muavinler, enva'-ı mahlukata göre ayrı ayrıdırlar. Sulehanın {(Haşiye-1): Bizde "Seyda" lakabıyla meşhur bir veliyy-i azîm, sekeratta iken, ervah-ı evliyanın kabzına müekkel Melek-ül Mevt gelmiş. Seyda bağırarak demiş ki: "Ben talebe-i ulûmu çok sevdiğim için, talebe-i ulûmun kabz-ı ervahına müekkel mahsus taife ruhumu kabzetsin!" diye dergâh-ı İlâhiyeye rica etmiş. Yanında oturanlar bu vak'aya şahid olmuşlar.} ervahını kabzeden başkadır; ehl-i şekavetin ervahını kabzeden yine başkadır. Nasılki وَالنَّازِعَاتِ غَرْقًا وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطًا âyeti işaret ediyor ki: "Kabz-ı ervah eden, taife taifedir." Bu mesleğe göre; Hazret-i Musa Aleyhisselâm, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm'a değil, belki Azrail'in bir avenesinin misalî cesedine, fıtrî celaletine ve hulkî celadetine ve Cenab-ı Hakk'ın yanında nazdar olmasına binaen, ona bir tokat aşketmek gayet makuldür. {(Haşiye-2): Hattâ memleketimizde gayet cesur bir adam, sekerat vaktinde Melek-ül Mevti görmüş. Demiş: "Beni yatak içinde yakalıyorsun!" Kalkmış atına binmiş, kılıncını eline almış, ona meydan okumuş. Merdane, at üstünde vefat etmiş.}

    Üçüncü Meslek: Yirmidokuzuncu Söz'ün Dördüncü Esasında beyan edildiği gibi ve ehadîs-i şerifenin delalet ettiği üzere: "Bazı melaikeler var ki, kırkbin başı var. Her başında, kırkbin dili var -Demek, seksenbin gözü dahi var.- Herbir dilde, kırkbin tesbihat var." Evet madem melaikeler âlem-i şehadetin enva'ına göre müekkeldirler; âlem-i ervahta o enva'ın tesbihatlarını temsil ediyorlar, elbette öyle olmak lâzımgelir. Çünki meselâ Küre-i Arz bir mahluktur, Cenab-ı Hakk'ı tesbih ediyor. Değil kırkbin, belki yüzbinler baş hükmünde enva'ları var. Her nev'in, yüzbinler dil hükmünde efradları var ve hâkeza... Demek Küre-i Arz'a müekkel meleğin kırkbin, belki yüzbinler başı olmalı. Ve her başında da yüzbinler dil olmalı ve hâkeza... İşte bu mesleğe binaen, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm'ın her ferde müteveccih bir yüzü ve bakar bir gözü vardır. Hazret-i Musa Aleyhisselâm'ın, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm'a tokat vurması; hâşâ Azrail Aleyhisselâm'ın mahiyet-i asliyesine ve şekl-i hakikîsine değil ve bir tahkir değil ve adem-i kabul değil; belki vazife-i risaletin daha devamını ve bekasını arzu ettiği için, kendi eceline dikkat eden ve hizmetine sed çekmek isteyen bir göze şamar vurmuş ve vurur...
    اَللّٰهُ اَعْلَمُ بِالصَّوَابِ ٭ لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللّٰهُ ٭ قُلْ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِ
    Mektubat ( 353 )


  6. 06.Aralık.2012, 18:00
    3
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Bu hadis-i şerifin hakikati Risale-i Nurda şöyle izah edilmiştir:

    İkinci Mes'ele olan İkinci Risale

    [Hazret-i Musa Aleyhisselâm, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm'ın gözüne tokat vurmuş, ilâ âhir mealindeki hadîse dair ehemmiyetli bir münakaşayı kaldırmak ve halletmek için yazılmıştır.]

    Eğirdir'de bir münakaşa-i ilmiye işittim. O münakaşa, hususan şu zamanda yanlıştır. Hattâ münakaşayı bilmiyordum. Benden de sual edildi. Mu'teber bir kitabda, Hadîs-i Şeyheyn'in ittifakına alâmet olan ق işaretiyle bir hadîs bana gösterildi. "Hadîs midir, değil midir?" sual edildi. Ben dedim: Böyle mu'teber bir kitabda, Şeyheyn Hadîsinin ittifakına hükmeden bir zâta itimad etmek lâzım; demek hadîstir.

    Fakat hadîsin, Kur'an gibi bazı müteşabihatı var. Ancak havas onların manalarını bulabilir. Şu hadîsin zahiri dahi, müşkilât-ı hadîsin müteşabihat kısmından olmak ihtimali var, dedim. Eğer bilseydim medar-ı münakaşa olmuş, öyle kısa değil, belki böyle cevab verecektim:

    Evvelâ: Bu çeşit mesaili münakaşa etmenin birinci şartı; insaf ile, hakkı bulmak niyetiyle, inadsız bir surette, ehil olanların mabeyninde, sû'-i telakkiye sebeb olmadan müzakeresi caiz olabilir. O müzakere hak için olduğuna delil şudur ki: Eğer hak, muarızın elinde zahir olsa, müteessir olmasın, belki memnun olsun; çünki bilmediği şey'i öğrendi. Eğer kendi elinde zahir olsa, fazla birşey öğrenmedi, belki gurura düşmek ihtimali var.

    Sâniyen: Sebeb-i münakaşa, eğer hadîs ise; hadîsin meratibini ve vahy-i zımnînin derecatını ve tekellümat-ı Nebeviyenin aksamını bilmek lâzım. Avam içinde müşkilât-ı hadîsiyeyi münakaşa etmek, izhar-ı fazl suretinde avukat gibi kendi sözünü doğru göstermek ve enaniyetini, hakka ve insafa tercih etmek suretinde deliller aramak caiz değildir. Madem şu mes'ele açılmış, medar-ı münakaşa edilmiş, bîçare avam-ı nâsın zihninde sû'-i tesir ediyor. Çünki şu gibi müteşabih hadîsleri aklına sığıştıramadığı için; eğer inkâr etse dehşetli bir kapı açar, yani küçücük aklına sığışmayan kat'î hadîsleri dahi inkâra yol açar. Eğer zahir-i hadîsin manasını tutarak öyle kabul edip neşretse, ehl-i dalaletin itirazatına ve "hurafattır" demelerine yol açar. Madem bu müteşabih hadîse, lüzumsuz ve zararlı bir tarzda nazar-ı dikkat celbedilmiş ve bu çeşit hadîsler çok vârid olmuş, elbette şübheleri izale edecek bir hakikatı beyan etmek lâzım gelir. Şu hadîs kat'î olsun veya olmasın, o hakikatı zikretmek gerektir.

    İşte yazdığımız risalelerde, ezcümle Yirmidördüncü Söz'ün Üçüncü Dalında Oniki Asıl ile ve Dördüncü Dalında ve Ondokuzuncu Mektub'un vahyin taksimatına dair mukaddemesindeki bir esasında tafsilâta iktifaen, burada icmalen o hakikata bir işaret ederiz. Şöyle ki:

    Melaike, insan gibi bir surete inhisar etmez; müşahhas iken, bir küllî hükmündedir. Hazret-i Azrail Aleyhisselâm, kabz-ı ervaha müekkel olan melaikelerin nâzırıdır.

    "Her ölünün ruhunu, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm mı bizzât kabzediyor? Yoksa aveneleri mi kabzediyorlar?" Bu hususta üç meslek var:

    Birinci Meslek: Azrail Aleyhisselâm, herkesin ruhunu kabzeder. Bir iş bir işe mani olmaz, çünki nuranîdir. Nuranî bir şey, hadsiz âyineler vasıtasıyla hadsiz yerlerde bizzât bulunabilir ve temessül eder. Nuranînin temessülâtı, o nuranî zâtın hâssasına mâliktir; onun aynı sayılır, gayrı değildir. Güneşin âyinelerdeki misalleri, Güneşin ziya ve hararetini gösterdiği gibi; melaike gibi ruhanîlerin dahi, âlem-i misalin ayrı ayrı âyinelerinde misalleri onların aynılarıdır, hâssalarını gösterirler. Fakat âyinelerin kabiliyetine göre temessül ediyorlar. Nasılki Hazret-i Cebrail Aleyhisselâm, bir vakitte Dıhye suretinde sahabeler içinde göründüğü dakikada, binler yerde başka suretlerde ve Arş-ı A'zam önünde, şarktan garba kadar geniş ve muhteşem kanadlarıyla secde ediyordu. Heryerde, o yerin kabiliyetine göre temessülü varmış; bir anda binler yerde bulunuyormuş.

    İşte şu mesleğe göre; kabz-ı ruh vaktinde, insanın âyinesine temessül eden Melek-ül Mevt'in insanî ve cüz'î bir misali, Hazret-i Musa Aleyhisselâm gibi bir ulü-l azm ve celalli ve hiddetli bir zâtın tokadına maruz olmak ve o misalî Melek-ül Mevt'in libası hükmündeki suret-i misaliyesindeki gözünü çıkarmak; ne muhaldir, ne fevkalâdedir, ne de gayr-ı makuldür.

    İkinci Meslek odur ki: Hazret-i Cebrail, Mikâil, Azrail gibi melaike-i izam, birer nâzır-ı umumî hükmünde.. kendi nevilerinden ve kendilerine benzer küçük tarzda aveneleri vardır. Ve o muavinler, enva'-ı mahlukata göre ayrı ayrıdırlar. Sulehanın {(Haşiye-1): Bizde "Seyda" lakabıyla meşhur bir veliyy-i azîm, sekeratta iken, ervah-ı evliyanın kabzına müekkel Melek-ül Mevt gelmiş. Seyda bağırarak demiş ki: "Ben talebe-i ulûmu çok sevdiğim için, talebe-i ulûmun kabz-ı ervahına müekkel mahsus taife ruhumu kabzetsin!" diye dergâh-ı İlâhiyeye rica etmiş. Yanında oturanlar bu vak'aya şahid olmuşlar.} ervahını kabzeden başkadır; ehl-i şekavetin ervahını kabzeden yine başkadır. Nasılki وَالنَّازِعَاتِ غَرْقًا وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطًا âyeti işaret ediyor ki: "Kabz-ı ervah eden, taife taifedir." Bu mesleğe göre; Hazret-i Musa Aleyhisselâm, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm'a değil, belki Azrail'in bir avenesinin misalî cesedine, fıtrî celaletine ve hulkî celadetine ve Cenab-ı Hakk'ın yanında nazdar olmasına binaen, ona bir tokat aşketmek gayet makuldür. {(Haşiye-2): Hattâ memleketimizde gayet cesur bir adam, sekerat vaktinde Melek-ül Mevti görmüş. Demiş: "Beni yatak içinde yakalıyorsun!" Kalkmış atına binmiş, kılıncını eline almış, ona meydan okumuş. Merdane, at üstünde vefat etmiş.}

    Üçüncü Meslek: Yirmidokuzuncu Söz'ün Dördüncü Esasında beyan edildiği gibi ve ehadîs-i şerifenin delalet ettiği üzere: "Bazı melaikeler var ki, kırkbin başı var. Her başında, kırkbin dili var -Demek, seksenbin gözü dahi var.- Herbir dilde, kırkbin tesbihat var." Evet madem melaikeler âlem-i şehadetin enva'ına göre müekkeldirler; âlem-i ervahta o enva'ın tesbihatlarını temsil ediyorlar, elbette öyle olmak lâzımgelir. Çünki meselâ Küre-i Arz bir mahluktur, Cenab-ı Hakk'ı tesbih ediyor. Değil kırkbin, belki yüzbinler baş hükmünde enva'ları var. Her nev'in, yüzbinler dil hükmünde efradları var ve hâkeza... Demek Küre-i Arz'a müekkel meleğin kırkbin, belki yüzbinler başı olmalı. Ve her başında da yüzbinler dil olmalı ve hâkeza... İşte bu mesleğe binaen, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm'ın her ferde müteveccih bir yüzü ve bakar bir gözü vardır. Hazret-i Musa Aleyhisselâm'ın, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm'a tokat vurması; hâşâ Azrail Aleyhisselâm'ın mahiyet-i asliyesine ve şekl-i hakikîsine değil ve bir tahkir değil ve adem-i kabul değil; belki vazife-i risaletin daha devamını ve bekasını arzu ettiği için, kendi eceline dikkat eden ve hizmetine sed çekmek isteyen bir göze şamar vurmuş ve vurur...
    اَللّٰهُ اَعْلَمُ بِالصَّوَابِ ٭ لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللّٰهُ ٭ قُلْ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِ
    Mektubat ( 353 )


  7. 06.Aralık.2012, 18:14
    4
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Azrail'i döven Hz. Musa

    Çelebiler oradada demiştim Musa Aleyhisselam çok heybetli çok sinirliydi. Göle girdiginde Ayaklanan Kaya parçasına Attıgı tokat izlerini sahabelerimizden göre bile vardı. Ya Rasullullah ben o anlattıgınız kayayı gördüm halende musa Aleyhisselam ın tokat izleri var demişti.

    Yahudi gibi bir kavime Musa ALeyhisselam gibi peygamber lazımdır. Yoksa onlarla kimse baş gelemez. Musa ALeyhisselam ın kıpti yi bir yumrukla öldürdügünü bilirsin. Abisi Harunun sakalından tutup kızdıgını bilirsin. Peygamberimiz Mirac ta Musa ALeyhisselamı görüyor ve Sinirlendigi zaman takkesi yanıyordu diyor. Tüyleri Elbisesinden dışarı çıkmış vaziyette diyordu. Hatta hadisi şeriflerde Hazreti Ömerin heybetini Hazreti Musa ya benzetiyordu.

    Azrail aleyhisselam 'a Vurmasının açıklamasını yaparım ama benim kendi fikrim olacagından yazamam. Alimlerimiz onun izahını daha güzel yaparlar . Ama hadisi şerif Atılamaz asla.


  8. 06.Aralık.2012, 18:14
    4
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Çelebiler oradada demiştim Musa Aleyhisselam çok heybetli çok sinirliydi. Göle girdiginde Ayaklanan Kaya parçasına Attıgı tokat izlerini sahabelerimizden göre bile vardı. Ya Rasullullah ben o anlattıgınız kayayı gördüm halende musa Aleyhisselam ın tokat izleri var demişti.

    Yahudi gibi bir kavime Musa ALeyhisselam gibi peygamber lazımdır. Yoksa onlarla kimse baş gelemez. Musa ALeyhisselam ın kıpti yi bir yumrukla öldürdügünü bilirsin. Abisi Harunun sakalından tutup kızdıgını bilirsin. Peygamberimiz Mirac ta Musa ALeyhisselamı görüyor ve Sinirlendigi zaman takkesi yanıyordu diyor. Tüyleri Elbisesinden dışarı çıkmış vaziyette diyordu. Hatta hadisi şeriflerde Hazreti Ömerin heybetini Hazreti Musa ya benzetiyordu.

    Azrail aleyhisselam 'a Vurmasının açıklamasını yaparım ama benim kendi fikrim olacagından yazamam. Alimlerimiz onun izahını daha güzel yaparlar . Ama hadisi şerif Atılamaz asla.


  9. 07.Aralık.2012, 06:07
    5
    çelebiler
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Ağustos.2012
    Üye No: 97474
    Mesaj Sayısı: 406
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Azrail'i döven Hz. Musa

    Bu hadis Hz. Musa'ya Azrail'e ve Allah'a hakaretler içermektedir.Nasıl savunabiliriz.

    Elçiye zeval elçiyi gönderene yapılmıştır.Hz.Musa gibi bir peygamber Allah'ın davetini getiren ölüm meleğine cevabı tokat atıp gözünü çıkararak vermez,veremez.

    Ölüm meleği azrail aldığı emri yerine getirebilecek güçtedir.Bu yetki ve kudreti Allah'tan alır.Allah'tan aldığı bir görevi dayak yiyerek yada başka bir sebeple başaramama gibi bir acziyet içine düşmez.

    Hz.Musa çok sinirli olsa ne olacak?Allah'a mı sinirlendi de Azrail'e tokat attı bunu mu makul görelim.?

    Bu acayiplikleri kabul ederek Peygambere,Azrail'e ve Allah'a hakaretleri kabul edeceğime,bu hadisi ile birileri uydurmuş yalan söylemiş derim daha iyi.


  10. 07.Aralık.2012, 06:07
    5
    çelebiler - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Bu hadis Hz. Musa'ya Azrail'e ve Allah'a hakaretler içermektedir.Nasıl savunabiliriz.

    Elçiye zeval elçiyi gönderene yapılmıştır.Hz.Musa gibi bir peygamber Allah'ın davetini getiren ölüm meleğine cevabı tokat atıp gözünü çıkararak vermez,veremez.

    Ölüm meleği azrail aldığı emri yerine getirebilecek güçtedir.Bu yetki ve kudreti Allah'tan alır.Allah'tan aldığı bir görevi dayak yiyerek yada başka bir sebeple başaramama gibi bir acziyet içine düşmez.

    Hz.Musa çok sinirli olsa ne olacak?Allah'a mı sinirlendi de Azrail'e tokat attı bunu mu makul görelim.?

    Bu acayiplikleri kabul ederek Peygambere,Azrail'e ve Allah'a hakaretleri kabul edeceğime,bu hadisi ile birileri uydurmuş yalan söylemiş derim daha iyi.


  11. 07.Aralık.2012, 10:50
    6
    leventtanju
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ekim.2009
    Üye No: 61003
    Mesaj Sayısı: 149
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 31
    Bulunduğu yer: Bulgaristan/Balchik

    Cevap: Azrail'i döven Hz. Musa

    ılk kez duyuyorum....okadar okuduk arastırdık ılk kez duyuyorum sankı eskı hrıstıyanlıktan kalma gıbı duruyor boyle rıvayetler...
    Cunku onların dınınde tanrı bıle ınsanlara yenılıyor sureklı dovusuyorlar...


  12. 07.Aralık.2012, 10:50
    6
    Devamlı Üye
    ılk kez duyuyorum....okadar okuduk arastırdık ılk kez duyuyorum sankı eskı hrıstıyanlıktan kalma gıbı duruyor boyle rıvayetler...
    Cunku onların dınınde tanrı bıle ınsanlara yenılıyor sureklı dovusuyorlar...


  13. 07.Aralık.2012, 13:18
    7
    çelebiler
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Ağustos.2012
    Üye No: 97474
    Mesaj Sayısı: 406
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Azrail'i döven Hz. Musa

    leventtanju Nickli Üyeden Alıntı
    ılk kez duyuyorum....okadar okuduk arastırdık ılk kez duyuyorum sankı eskı hrıstıyanlıktan kalma gıbı duruyor boyle rıvayetler...
    Cunku onların dınınde tanrı bıle ınsanlara yenılıyor sureklı dovusuyorlar...
    Sevgili Kardeşim genellikle bu gibi rivayetler ilk dönemlerde İslama hırıstiyanlık ve musevilikten ihtida edenler tarafından karıştırılmış.


  14. 07.Aralık.2012, 13:18
    7
    çelebiler - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    leventtanju Nickli Üyeden Alıntı
    ılk kez duyuyorum....okadar okuduk arastırdık ılk kez duyuyorum sankı eskı hrıstıyanlıktan kalma gıbı duruyor boyle rıvayetler...
    Cunku onların dınınde tanrı bıle ınsanlara yenılıyor sureklı dovusuyorlar...
    Sevgili Kardeşim genellikle bu gibi rivayetler ilk dönemlerde İslama hırıstiyanlık ve musevilikten ihtida edenler tarafından karıştırılmış.


  15. 07.Aralık.2012, 14:23
    8
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mayıs.2008
    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,830
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19

    Cevap: Azrail'i döven Hz. Musa

    Hadis inkârcılığı meselesi geçmişte olduğu kadar günümüzde de insanların zihnini meşgul etmekte hatta birçoklarının sapıtarak yoldan çıkmalarına neden olmaktadır. Bu meseleyi geçmişte gündeme getirenler, İslam âlimleri tarafından mülhidlik ve bid’atçilikle suçlanmış, genelde Şîa, Havâric, Cehmiyye ve Mu’tezile gibi Ehl-i Sünnet dışı fırkalara mensup kimselerdir. Onların hadisleri inkar ederken kullandıkları yöntemlerde tam bir ittifak olmadığı gibi çoğu kez birbirleriyle çelişmişlerdir de. Onların hadislerin kabûlü ve reddi için kullandıkları tek ve vazgeçilmez kriter akıldır. Hadislerin senedlerinin ve bunları kimlerin rivâyet ettiğinin hiç mi hiç önemi yoktur. Akıllarının kabûlünü gerekli gördüğü hadisleri kabul etmişler, gerekli görmediklerini ise inkar etmişlerdir. Bunu yaparken de, birbirine zıt gibi görünen ancak aslında birbirine zıt olmayan delilleri ya gerçekten anlamamışlar ya da anladıkları halde kasıtlı olarak çarpıtmışlardır. Oysa onlar, doğru yöntemleri kullanarak bu tür sahih hadisleri doğru anlamak için biraz gayret sarfetseydiler, hakkın ve doğrunun bilgisine ulaşmaları hiçte zor olmazdı.Size kitapta tavsiye edelim.:HZ. MUSA`NIN ÖLÜM MELEĞİNİN GÖZÜNÜ ÇIKARMASI HADİSİNİ ANLAMAYA DOĞRU Ümmül Kura Yayınevi Necmi Sarı


  16. 07.Aralık.2012, 14:23
    8
    Devamlı Üye
    Hadis inkârcılığı meselesi geçmişte olduğu kadar günümüzde de insanların zihnini meşgul etmekte hatta birçoklarının sapıtarak yoldan çıkmalarına neden olmaktadır. Bu meseleyi geçmişte gündeme getirenler, İslam âlimleri tarafından mülhidlik ve bid’atçilikle suçlanmış, genelde Şîa, Havâric, Cehmiyye ve Mu’tezile gibi Ehl-i Sünnet dışı fırkalara mensup kimselerdir. Onların hadisleri inkar ederken kullandıkları yöntemlerde tam bir ittifak olmadığı gibi çoğu kez birbirleriyle çelişmişlerdir de. Onların hadislerin kabûlü ve reddi için kullandıkları tek ve vazgeçilmez kriter akıldır. Hadislerin senedlerinin ve bunları kimlerin rivâyet ettiğinin hiç mi hiç önemi yoktur. Akıllarının kabûlünü gerekli gördüğü hadisleri kabul etmişler, gerekli görmediklerini ise inkar etmişlerdir. Bunu yaparken de, birbirine zıt gibi görünen ancak aslında birbirine zıt olmayan delilleri ya gerçekten anlamamışlar ya da anladıkları halde kasıtlı olarak çarpıtmışlardır. Oysa onlar, doğru yöntemleri kullanarak bu tür sahih hadisleri doğru anlamak için biraz gayret sarfetseydiler, hakkın ve doğrunun bilgisine ulaşmaları hiçte zor olmazdı.Size kitapta tavsiye edelim.:HZ. MUSA`NIN ÖLÜM MELEĞİNİN GÖZÜNÜ ÇIKARMASI HADİSİNİ ANLAMAYA DOĞRU Ümmül Kura Yayınevi Necmi Sarı


  17. 07.Aralık.2012, 20:32
    9
    çelebiler
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Ağustos.2012
    Üye No: 97474
    Mesaj Sayısı: 406
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Azrail'i döven Hz. Musa

    ömerhattab Nickli Üyeden Alıntı
    Ümmül Kura Yayınevi Necmi Sarı
    Necmi Sarı'ya bir sorarmısın aşşağıda yazdıklarım için Kuran'dan ve hadisten bir cevabı var mı?Yoksa Kuran'a ve hadise göre söylediklerimize bir cevap vereceği yerde,Kuran'a ve hadise uymaya çalışan bizlere hakaret etmeye devam mı edecek?

    Elçiye zeval elçiyi gönderene yapılmıştır.Hz.Musa gibi bir peygamber Allah'ın davetini getiren ölüm meleğine cevabı tokat atıp gözünü çıkararak vermez,veremez.

    Ölüm meleği azrail aldığı emri yerine getirebilecek güçtedir.Bu yetki ve kudreti Allah'tan alır.Allah'tan aldığı bir görevi dayak yiyerek yada başka bir sebeple başaramama gibi bir acziyet içine düşmez.

    Hz.Musa çok sinirli olsa ne olacak?Allah'a mı sinirlendi de Azrail'e tokat attı bunu mu makul görelim.?

    Bu acayiplikleri kabul ederek Peygambere,Azrail'e ve Allah'a hakaretleri kabul edeceğime,bu hadisi ile birileri uydurmuş yalan söylemiş derim daha iyi.


    Bir de aşşağıda İmam Azam'ın bu konuda ne dediklerini okuyun da Hem İmam Azam'ı tanıyın hem de sizler Ehli sünnet'in neresindesiniz bir görün.

    “Eğer bir kimse, ‘Peygamber (a.s.)in her söylediğine inanıyorum, ancak Nebi Kur’an’a muhalefet etmez’ derse, bu, onun, Peygamber’i tasdik ettiğini ve Peygamberi Kur’an’a muhalefetten tenzih ettiğini gösterir. Allah’ın Resûlü, Allah’ın kitabına muhalefet etmez. Allah’ın kitabına muhalefet eden de Allah’ın Resûlü olamaz… Nebi’den Kur’an’a aykırı olarak hadis rivayet eden kimseyi red, Peygamber’i red ve onu yalanlama değildir. Kur'an'a aykırı söz hadis değildir." İMAM-I AZAM EBU HANİFE ( el-Alim 26-27) s.84-85

    Şimdi bize "hadis inkarcısı" demeden önce İmam Azam'a hadis inkarcısı diyecek misiniz?


  18. 07.Aralık.2012, 20:32
    9
    çelebiler - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    ömerhattab Nickli Üyeden Alıntı
    Ümmül Kura Yayınevi Necmi Sarı
    Necmi Sarı'ya bir sorarmısın aşşağıda yazdıklarım için Kuran'dan ve hadisten bir cevabı var mı?Yoksa Kuran'a ve hadise göre söylediklerimize bir cevap vereceği yerde,Kuran'a ve hadise uymaya çalışan bizlere hakaret etmeye devam mı edecek?

    Elçiye zeval elçiyi gönderene yapılmıştır.Hz.Musa gibi bir peygamber Allah'ın davetini getiren ölüm meleğine cevabı tokat atıp gözünü çıkararak vermez,veremez.

    Ölüm meleği azrail aldığı emri yerine getirebilecek güçtedir.Bu yetki ve kudreti Allah'tan alır.Allah'tan aldığı bir görevi dayak yiyerek yada başka bir sebeple başaramama gibi bir acziyet içine düşmez.

    Hz.Musa çok sinirli olsa ne olacak?Allah'a mı sinirlendi de Azrail'e tokat attı bunu mu makul görelim.?

    Bu acayiplikleri kabul ederek Peygambere,Azrail'e ve Allah'a hakaretleri kabul edeceğime,bu hadisi ile birileri uydurmuş yalan söylemiş derim daha iyi.


    Bir de aşşağıda İmam Azam'ın bu konuda ne dediklerini okuyun da Hem İmam Azam'ı tanıyın hem de sizler Ehli sünnet'in neresindesiniz bir görün.

    “Eğer bir kimse, ‘Peygamber (a.s.)in her söylediğine inanıyorum, ancak Nebi Kur’an’a muhalefet etmez’ derse, bu, onun, Peygamber’i tasdik ettiğini ve Peygamberi Kur’an’a muhalefetten tenzih ettiğini gösterir. Allah’ın Resûlü, Allah’ın kitabına muhalefet etmez. Allah’ın kitabına muhalefet eden de Allah’ın Resûlü olamaz… Nebi’den Kur’an’a aykırı olarak hadis rivayet eden kimseyi red, Peygamber’i red ve onu yalanlama değildir. Kur'an'a aykırı söz hadis değildir." İMAM-I AZAM EBU HANİFE ( el-Alim 26-27) s.84-85

    Şimdi bize "hadis inkarcısı" demeden önce İmam Azam'a hadis inkarcısı diyecek misiniz?


  19. 07.Aralık.2012, 20:37
    10
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mayıs.2008
    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,830
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19

    Cevap: Azrail'i döven Hz. Musa

    çelebiler Nickli Üyeden Alıntı
    Şimdi bize "hadis inkarcısı" demeden önce İmam Azam'a hadis inkarcısı diyecek misiniz?
    Sen İmamı Azamanın bu konudaki görüşünü yazsan daha güzel olur? İmamı Azamın bu hadisin konusundaki görüşünü yazman gerek?bekliyorum...


  20. 07.Aralık.2012, 20:37
    10
    Devamlı Üye
    çelebiler Nickli Üyeden Alıntı
    Şimdi bize "hadis inkarcısı" demeden önce İmam Azam'a hadis inkarcısı diyecek misiniz?
    Sen İmamı Azamanın bu konudaki görüşünü yazsan daha güzel olur? İmamı Azamın bu hadisin konusundaki görüşünü yazman gerek?bekliyorum...


  21. 07.Aralık.2012, 20:54
    11
    çelebiler
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Ağustos.2012
    Üye No: 97474
    Mesaj Sayısı: 406
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Azrail'i döven Hz. Musa

    ömerhattab Nickli Üyeden Alıntı
    Sen İmamı Azamanın bu konudaki görüşünü yazsan daha güzel olur? İmamı Azamın bu hadisin konusundaki görüşünü yazman gerek?bekliyorum...
    İmam Azam'ın yukarıdaki görüşleri arif olana yeter anlamadıysan boşuna bu işlerle uğraşma.


  22. 07.Aralık.2012, 20:54
    11
    çelebiler - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    ömerhattab Nickli Üyeden Alıntı
    Sen İmamı Azamanın bu konudaki görüşünü yazsan daha güzel olur? İmamı Azamın bu hadisin konusundaki görüşünü yazman gerek?bekliyorum...
    İmam Azam'ın yukarıdaki görüşleri arif olana yeter anlamadıysan boşuna bu işlerle uğraşma.


  23. 08.Aralık.2012, 12:16
    12
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mayıs.2008
    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,830
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19
    çelebiler Nickli Üyeden Alıntı
    İmam Azam'ın yukarıdaki görüşleri arif olana yeter anlamadıysan boşuna bu işlerle uğraşma.
    Doğrusu sen boş işlerle uğraşıyorsun uydurma hadis konusundaki görüşü sahih hadise yapıştırman sizin demogojiye alet olmuş biri olduğunu gösterir...Arif olmak için selefin görüşlerine uymanız gerekir...Ama hala kalkmış ne konuşuyorsunuz?

    Hz. Musa’nın ölüm meleğinin gözünü çıkardığına dair rivayet kanaatimizcebaşka anlamlara çekilemeyecek kadar literal okunması,edebî sanat aranmaması gereken bir hadistir. Bu da Hz. Musa’nın meleğingözünü çıkardığıdır. Hadisteki ifadeler o kadar açıktır ki, bunlarıtevil etmek adına başka anlamlara çekmek yerinde değildir. Bu nedenlehadisi adeta yeniden konuşturarak farklı anlam yükleme çabalarıuygun gözükmemektedir.Burada tekrar etmeye gerek duymadığımız ve hadisin sıhhatini irdeleyensorular, söz konusu rivayetin sıhhatine yönelik endişeleruyandırmaktadır. Bu endişeler temelde rivayette çizilen peygamberimajının bir peygambere ne kadar uygun düştüğü, anlatılan olayın nederece yaşanabilir olduğu ve Hz. Muhammed’in içinde pek çok problemtaşıyan bu kıssayı anlatmış olmasının ne kadar mümkün olabileceğiyleilgilidir. Kaldı ki, bu rivayet Hz. Muhammed’in geçmiş ümmetleredair anlattıkları içinde mütalaa edilecek olsa bile, getirdiği dinintemel dinamikleriyle süzmeden ve bu hakikatlerle ne kadar uyuştuğunukontrol etmeden bir şey aktarmayacağı gerçeğiyle pek örtüşmemektedir.Hz. Musa’yla ilgili hiç şüphesiz olumsuz bir imaj çizen vebunu Hz. Muhammed’in ağzıyla insanlığa sunan bu rivayet, sıhhat açısındanendişe edilmeyi hak edecek kadar sorunludur.Hadisi sahih olarak kabul eden Muhammed Huseyn ez-Zehebî,anlaşılma problemi olan böylesi hadislerin günümüz İslam alimlerinceaçıklanarak neşredilmesine ihtiyaç olduğunu belirtir ve şöyle der: “Öyleyse,hadis kitaplarına yönelik olarak bugün müslüman alimlereönemli bir görev düşmektedir. Selefleri olan muhaddisler bu görevinsorumluluğunu taşımış ve layıkıyla yerine getirmişlerdir. Bugünküalimlere ise önemli bir tek görev kalmıştır: O da, sahih hadis kitaplarını,garip şeylerin geçtiği hadislerdeki problemleri güzelce açıklayıpçözerek, yeniden güzel bir şekilde basmaktır.”Muhammed Hüseyin ez-Zehebî, Tefsir ve Hadiste İsrâîliyyât, İst.-2007, s. 227.Bu yaklaşım söz konusuhadisleri temel itibarıyla problemli olarak kabul etmek açısındanönemlidir. Ancak yaptığımız araştırmada okuyucuyu tatmin edecek biraçıklamaya klasik ve modern çalışmalarda rastlayamadığımızı belirtmekdurumundayız.---------Muasır merhum Muhammed el-Gazâlî de (1996) hadisin senedinin sağlam olduğunu ancak metninin şüphe uyandırdığını belirtmiştir. Bkz. Ebû Reyye, Edvâ' ale's-Sunneti'l-Muhammediyye, Kahire-1980, s. 196.---------

    çelebiler Nickli Üyeden Alıntı
    Bu hadis Hz. Musa'ya Azrail'e ve Allah'a hakaretler içermektedir.Nasıl savunabiliriz.Elçiye zeval elçiyi gönderene yapılmıştır.Hz.Musa gibi bir peygamber Allah'ın davetini getiren ölüm meleğine cevabı tokat atıp gözünü çıkararak vermez,veremez.Ölüm meleği azrail aldığı emri yerine getirebilecek güçtedir.Bu yetki ve kudreti Allah'tan alır.Allah'tan aldığı bir görevi dayak yiyerek yada başka bir sebeple başaramama gibi bir acziyet içine düşmez.Hz.Musa çok sinirli olsa ne olacak?Allah'a mı sinirlendi de Azrail'e tokat attı bunu mu makul görelim.?Bu acayiplikleri kabul ederek Peygambere,Azrail'e ve Allah'a hakaretleri kabul edeceğime,bu hadisi ile birileri uydurmuş yalan söylemiş derim daha iyi.
    Hz. Musa'nın insan suretindeki ölüm meleğini tanıyamamış olması garipsenecek bir şey değildir. Zira melekler İbrahim ve Lut (a.s.)'a da insan suretinde gelmişler ve onlar bunu önce farkedememişlerdi. Hz. İbrahim onları tanısaydı yemek ikram etmezdi. Keza Hz. Lut da tanımış olsaydı, kavminin onlara kötülük edeceğinden korkmazdı. Melek Meryem (a.s.)'e de gelmiş, o da onun melek olduğunu anlayamamıştı. Tanısaydı, ondan Allah'a sığınmazdı. Aynı şekilde, insan kılığında iki melek Hz. Davud'un yanına girerek onun huzurunda davaya durmuşlardı. O da melek olduklarını tanıyamamıştı. Cebrâil (a.s.) Peygamber (s.a.v.)'e gelerek ona "iman"ı sormuştu. O da kendisini tanıyamamış; "bu seferki hariç onu her gelişinde tanımıştım" demişti...Ve son sözümüz: Anlamaya değil karalamaya çalışan, ümmetin seçkin alimlerinin Peygamberin en seçkin sahabisi sayarak aziz bildikleri bir insanı küçük düşürmeye çalışan bu zihniyeti şiddetle tel'in ediyoruz. Kendi sözünü yazara haykırıyoruz: "Hayret! Binlerce defa hayret!". Bu arkadaşa, Allah'tan hidayet diliyoruz. Bir sözü, Allah Rasulüne ait olduğu halde onun değilmiş gibi göstermek ve alaya almak, onun olmayan sözü ona isnad etmekten aşağı değildir. Vesselam.


  24. 08.Aralık.2012, 12:16
    12
    Devamlı Üye
    çelebiler Nickli Üyeden Alıntı
    İmam Azam'ın yukarıdaki görüşleri arif olana yeter anlamadıysan boşuna bu işlerle uğraşma.
    Doğrusu sen boş işlerle uğraşıyorsun uydurma hadis konusundaki görüşü sahih hadise yapıştırman sizin demogojiye alet olmuş biri olduğunu gösterir...Arif olmak için selefin görüşlerine uymanız gerekir...Ama hala kalkmış ne konuşuyorsunuz?

    Hz. Musa’nın ölüm meleğinin gözünü çıkardığına dair rivayet kanaatimizcebaşka anlamlara çekilemeyecek kadar literal okunması,edebî sanat aranmaması gereken bir hadistir. Bu da Hz. Musa’nın meleğingözünü çıkardığıdır. Hadisteki ifadeler o kadar açıktır ki, bunlarıtevil etmek adına başka anlamlara çekmek yerinde değildir. Bu nedenlehadisi adeta yeniden konuşturarak farklı anlam yükleme çabalarıuygun gözükmemektedir.Burada tekrar etmeye gerek duymadığımız ve hadisin sıhhatini irdeleyensorular, söz konusu rivayetin sıhhatine yönelik endişeleruyandırmaktadır. Bu endişeler temelde rivayette çizilen peygamberimajının bir peygambere ne kadar uygun düştüğü, anlatılan olayın nederece yaşanabilir olduğu ve Hz. Muhammed’in içinde pek çok problemtaşıyan bu kıssayı anlatmış olmasının ne kadar mümkün olabileceğiyleilgilidir. Kaldı ki, bu rivayet Hz. Muhammed’in geçmiş ümmetleredair anlattıkları içinde mütalaa edilecek olsa bile, getirdiği dinintemel dinamikleriyle süzmeden ve bu hakikatlerle ne kadar uyuştuğunukontrol etmeden bir şey aktarmayacağı gerçeğiyle pek örtüşmemektedir.Hz. Musa’yla ilgili hiç şüphesiz olumsuz bir imaj çizen vebunu Hz. Muhammed’in ağzıyla insanlığa sunan bu rivayet, sıhhat açısındanendişe edilmeyi hak edecek kadar sorunludur.Hadisi sahih olarak kabul eden Muhammed Huseyn ez-Zehebî,anlaşılma problemi olan böylesi hadislerin günümüz İslam alimlerinceaçıklanarak neşredilmesine ihtiyaç olduğunu belirtir ve şöyle der: “Öyleyse,hadis kitaplarına yönelik olarak bugün müslüman alimlereönemli bir görev düşmektedir. Selefleri olan muhaddisler bu görevinsorumluluğunu taşımış ve layıkıyla yerine getirmişlerdir. Bugünküalimlere ise önemli bir tek görev kalmıştır: O da, sahih hadis kitaplarını,garip şeylerin geçtiği hadislerdeki problemleri güzelce açıklayıpçözerek, yeniden güzel bir şekilde basmaktır.”Muhammed Hüseyin ez-Zehebî, Tefsir ve Hadiste İsrâîliyyât, İst.-2007, s. 227.Bu yaklaşım söz konusuhadisleri temel itibarıyla problemli olarak kabul etmek açısındanönemlidir. Ancak yaptığımız araştırmada okuyucuyu tatmin edecek biraçıklamaya klasik ve modern çalışmalarda rastlayamadığımızı belirtmekdurumundayız.---------Muasır merhum Muhammed el-Gazâlî de (1996) hadisin senedinin sağlam olduğunu ancak metninin şüphe uyandırdığını belirtmiştir. Bkz. Ebû Reyye, Edvâ' ale's-Sunneti'l-Muhammediyye, Kahire-1980, s. 196.---------

    çelebiler Nickli Üyeden Alıntı
    Bu hadis Hz. Musa'ya Azrail'e ve Allah'a hakaretler içermektedir.Nasıl savunabiliriz.Elçiye zeval elçiyi gönderene yapılmıştır.Hz.Musa gibi bir peygamber Allah'ın davetini getiren ölüm meleğine cevabı tokat atıp gözünü çıkararak vermez,veremez.Ölüm meleği azrail aldığı emri yerine getirebilecek güçtedir.Bu yetki ve kudreti Allah'tan alır.Allah'tan aldığı bir görevi dayak yiyerek yada başka bir sebeple başaramama gibi bir acziyet içine düşmez.Hz.Musa çok sinirli olsa ne olacak?Allah'a mı sinirlendi de Azrail'e tokat attı bunu mu makul görelim.?Bu acayiplikleri kabul ederek Peygambere,Azrail'e ve Allah'a hakaretleri kabul edeceğime,bu hadisi ile birileri uydurmuş yalan söylemiş derim daha iyi.
    Hz. Musa'nın insan suretindeki ölüm meleğini tanıyamamış olması garipsenecek bir şey değildir. Zira melekler İbrahim ve Lut (a.s.)'a da insan suretinde gelmişler ve onlar bunu önce farkedememişlerdi. Hz. İbrahim onları tanısaydı yemek ikram etmezdi. Keza Hz. Lut da tanımış olsaydı, kavminin onlara kötülük edeceğinden korkmazdı. Melek Meryem (a.s.)'e de gelmiş, o da onun melek olduğunu anlayamamıştı. Tanısaydı, ondan Allah'a sığınmazdı. Aynı şekilde, insan kılığında iki melek Hz. Davud'un yanına girerek onun huzurunda davaya durmuşlardı. O da melek olduklarını tanıyamamıştı. Cebrâil (a.s.) Peygamber (s.a.v.)'e gelerek ona "iman"ı sormuştu. O da kendisini tanıyamamış; "bu seferki hariç onu her gelişinde tanımıştım" demişti...Ve son sözümüz: Anlamaya değil karalamaya çalışan, ümmetin seçkin alimlerinin Peygamberin en seçkin sahabisi sayarak aziz bildikleri bir insanı küçük düşürmeye çalışan bu zihniyeti şiddetle tel'in ediyoruz. Kendi sözünü yazara haykırıyoruz: "Hayret! Binlerce defa hayret!". Bu arkadaşa, Allah'tan hidayet diliyoruz. Bir sözü, Allah Rasulüne ait olduğu halde onun değilmiş gibi göstermek ve alaya almak, onun olmayan sözü ona isnad etmekten aşağı değildir. Vesselam.





+ Yorum Gönder
Git 124 Son