Konusunu Oylayın.: Mukallid kimdir? Mukallit kime denir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Mukallid kimdir? Mukallit kime denir?
  1. 28.Kasım.2012, 19:25
    1
    melle
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mayıs.2008
    Üye No: 20559
    Mesaj Sayısı: 2,084
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21

    Mukallid kimdir? Mukallit kime denir?






    Mukallid kimdir? Mukallit kime denir? Mumsema Mukallid kimdir? Mukallit kime denir?


  2. 28.Kasım.2012, 19:25
    1
    Devamlı Üye



  3. 29.Kasım.2012, 17:06
    2
    Snowdrop
    Elhamdülillah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Eylül.2012
    Üye No: 97785
    Mesaj Sayısı: 593
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Bulunduğu yer: Azerbaycan

    Cevap: Mukallid kimdir? Mukallit kime denir?




    Mukallid, hüccetsiz ve delilsiz olarak başkasının sözünü kabul eden; sözü hüccet olmayanın sözüne göre, delilsiz olarak amel eden anlamına gelmektedir. (bk. Taklîd, Mezheb)
    Bilmiyorsanöğren.com


    Lugavî/sözlük manasında, yani günümüz türkçesinde 'Taklîd= Taklit eden; aslolan bir eşyayı, hal ve hareketi, yine belli bir tarz üzre sunan, gösteren veya anlatmaya çalışandır..Bu tarif geliştirilebilir..
    Taklitci yani mukallid/ mukallit; yaptığı işte veya harekette asıl hakkında fazla tedkîk/araştırma yapmaz..Tabiri caiz ise bir papağanın ezberlediğini tekrar etmesi, bir aktörün veya aktristin rol yapması gibi..Sadece aslolana yani sahici olana uymaya veya tatbike çalışır..
    Birde Dîni istilahte manası vardır ki, bu da yine dünyevî manaya yakındır..
    Çok teferruatlı bir mevzû olsa da kısaca şöyle tarif etmek mümkündür...
    .... 'Mukallid', mezhep âlimlerine fetva soran ve onların fetvalarına göre amel eden şahıstır... bu genel bir tarifdir..
    Biraz daha vazıh olarak şunlar ilave olabilir..Mukteseben;
    Mukallid: Taklid eden demektir. Taklid: Hüsn'ü zann edip haklı olduğuna inanmak sebebiyle bir kimseye itikatta, sözde, fiilde, görünüş ve giyinişte, delilsiz olarak uymak, tabi olmak ve ona benzemek demektir.

    İslâm'da genellikle taklid caiz değildir. Meselâ sadece görerek veya bazı delillerle izah edilebilecek olan itikâdi usuller ve İslâm esaslarının uygulanmasında, mucizelerle desteklenmiş olan Resul-i Ekrem (S.A.V.) efendimizden başka hiç bir kimseyi taklid caiz değildir. Bu konuda her ferd icmâlen veya tafsilen delil ile anlaşılmış olmak lazım ve vaciptir. Bunun sonucunda delil göstermek kudretinde olmayan kişi günahkar olur.

    Fakat halkın işlerinin aksamaması ve âtıl olmaması için yalnız dinin hüküm ve kaidelerinin cüz'i olanlarında yani ibadetler ve muamelatta ictihad derecesine ulaşamayanların, müctehidleri yani ictihad edenleri taklid etmesi zaruri olarak meşru kılınmıştır.

    Şu kadar ki dini işlerde itimad olunan şer'î naslara muhalif olan hususlarda (Allah'a (c.c.) isyan edilecek işte, kula itaat olmaz) hadisince, ne bir müctehidin, âlimin, şeyhin, ne de halifelerin, emirlerin, hükemânın, filozofların, itikada, ibadet ve muamelâta, ahlak ve âdaba dair sözlerine, fiillerine tabi olmak, itaat etmek, taklid ve benzemek katiyyen caiz değildir
    Antoloji.com




    Mukallid olanların, müctehidin (Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden hüküm çıkaran âlimlerin) sözüne göre hareket etmesi vâcibdir, gereklidir. (İbn-i Âbidîn)

    Bir mukallid ne kadar âlim olursa olsun, önce gelmiş müctehidlerin bildirdiklerinin dışında ayrı bir ictihadda bulunamaz, yâni hüküm veremez. (İbn-i Melek)

    Mukallidler için delîl, sened; fıkıh âlimlerinin yâni müctehidlerin sözleridir. (Muhammed Hâdimî)

    2. İnanılacak şeylerin delillerini araştırmadan, anlamadan, sâdece anasından babasından duyarak îmân eden.

    Mukallidin îmânı sahîhtir (doğrudur). Bunlar, farzı, vâcibi, sünneti, müstehâbı bilmez. Anasından, babasından gördüğü gibi inanır ve ibâdet eder. Bu gibilerin îmânından korkulur. (Kutbüddîn-i İznikî)

    3. Fıkıh âlimlerinin yedinci derecesinde bulunan âlim.

    Mukallid olan fıkıh âlimleri, mezheb imâmlarını taklid eder. Bu demektir ki, kendiliğinden söz söylemez. Onun sözü mezheb imâmının söylediği sözdür. (M. Sıddîk bin Saîd, İbn-i Âbidîn)
    İhya.org


  4. 29.Kasım.2012, 17:06
    2
    Elhamdülillah



    Mukallid, hüccetsiz ve delilsiz olarak başkasının sözünü kabul eden; sözü hüccet olmayanın sözüne göre, delilsiz olarak amel eden anlamına gelmektedir. (bk. Taklîd, Mezheb)
    Bilmiyorsanöğren.com


    Lugavî/sözlük manasında, yani günümüz türkçesinde 'Taklîd= Taklit eden; aslolan bir eşyayı, hal ve hareketi, yine belli bir tarz üzre sunan, gösteren veya anlatmaya çalışandır..Bu tarif geliştirilebilir..
    Taklitci yani mukallid/ mukallit; yaptığı işte veya harekette asıl hakkında fazla tedkîk/araştırma yapmaz..Tabiri caiz ise bir papağanın ezberlediğini tekrar etmesi, bir aktörün veya aktristin rol yapması gibi..Sadece aslolana yani sahici olana uymaya veya tatbike çalışır..
    Birde Dîni istilahte manası vardır ki, bu da yine dünyevî manaya yakındır..
    Çok teferruatlı bir mevzû olsa da kısaca şöyle tarif etmek mümkündür...
    .... 'Mukallid', mezhep âlimlerine fetva soran ve onların fetvalarına göre amel eden şahıstır... bu genel bir tarifdir..
    Biraz daha vazıh olarak şunlar ilave olabilir..Mukteseben;
    Mukallid: Taklid eden demektir. Taklid: Hüsn'ü zann edip haklı olduğuna inanmak sebebiyle bir kimseye itikatta, sözde, fiilde, görünüş ve giyinişte, delilsiz olarak uymak, tabi olmak ve ona benzemek demektir.

    İslâm'da genellikle taklid caiz değildir. Meselâ sadece görerek veya bazı delillerle izah edilebilecek olan itikâdi usuller ve İslâm esaslarının uygulanmasında, mucizelerle desteklenmiş olan Resul-i Ekrem (S.A.V.) efendimizden başka hiç bir kimseyi taklid caiz değildir. Bu konuda her ferd icmâlen veya tafsilen delil ile anlaşılmış olmak lazım ve vaciptir. Bunun sonucunda delil göstermek kudretinde olmayan kişi günahkar olur.

    Fakat halkın işlerinin aksamaması ve âtıl olmaması için yalnız dinin hüküm ve kaidelerinin cüz'i olanlarında yani ibadetler ve muamelatta ictihad derecesine ulaşamayanların, müctehidleri yani ictihad edenleri taklid etmesi zaruri olarak meşru kılınmıştır.

    Şu kadar ki dini işlerde itimad olunan şer'î naslara muhalif olan hususlarda (Allah'a (c.c.) isyan edilecek işte, kula itaat olmaz) hadisince, ne bir müctehidin, âlimin, şeyhin, ne de halifelerin, emirlerin, hükemânın, filozofların, itikada, ibadet ve muamelâta, ahlak ve âdaba dair sözlerine, fiillerine tabi olmak, itaat etmek, taklid ve benzemek katiyyen caiz değildir
    Antoloji.com




    Mukallid olanların, müctehidin (Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden hüküm çıkaran âlimlerin) sözüne göre hareket etmesi vâcibdir, gereklidir. (İbn-i Âbidîn)

    Bir mukallid ne kadar âlim olursa olsun, önce gelmiş müctehidlerin bildirdiklerinin dışında ayrı bir ictihadda bulunamaz, yâni hüküm veremez. (İbn-i Melek)

    Mukallidler için delîl, sened; fıkıh âlimlerinin yâni müctehidlerin sözleridir. (Muhammed Hâdimî)

    2. İnanılacak şeylerin delillerini araştırmadan, anlamadan, sâdece anasından babasından duyarak îmân eden.

    Mukallidin îmânı sahîhtir (doğrudur). Bunlar, farzı, vâcibi, sünneti, müstehâbı bilmez. Anasından, babasından gördüğü gibi inanır ve ibâdet eder. Bu gibilerin îmânından korkulur. (Kutbüddîn-i İznikî)

    3. Fıkıh âlimlerinin yedinci derecesinde bulunan âlim.

    Mukallid olan fıkıh âlimleri, mezheb imâmlarını taklid eder. Bu demektir ki, kendiliğinden söz söylemez. Onun sözü mezheb imâmının söylediği sözdür. (M. Sıddîk bin Saîd, İbn-i Âbidîn)
    İhya.org





+ Yorum Gönder