Konusunu Oylayın.: Önce müslüman olan sonra kafir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Önce müslüman olan sonra kafir
  1. 26.Kasım.2012, 01:54
    1
    İsmailAbi
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Ekim.2012
    Üye No: 98294
    Mesaj Sayısı: 221
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Önce müslüman olan sonra kafir

  2. 26.Kasım.2012, 01:54
    1
    Devamlı Üye



    önce müslüman olan sonra müşrik olan ve daha sonra dine dönen insan bağışlanırmı?dinimizde varmı bu konu hakkında bir bilgi.

  3. 26.Kasım.2012, 02:29
    2
    taat
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Eylül.2011
    Üye No: 90544
    Mesaj Sayısı: 171
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 41

    Cevap: önce müslüman olan sonra kafir




    Dinden dönüp kâfir olanlarla ilgili olarak şöyle buyrulmuştur:

    “Ey imân edenler! Sizden kim dininden dönerse, Allah onların yerine bir toplum getirir; o onları sever, onlar da onu severler. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı sert olurlar. Allah yolunda savaşa atılır, kınayanın kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah’ın vergisidir, onu hak edene verir. Allah’ın imkânları geniştir, her şeyi bilir..” (Mâide 5/54)

    Mukatil b. Süleyman’ın (ö. 150/767) bildirdiğine göre 12 kişi Müslüman iken kâfir olmuşlar, düşünceli bir şekilde Medine’den çıkmış, Mekke yolunu tutmuşlar ve Mekke kâfirlerine karışmışlardı. Sonra içlerinden Haris b. Süveyd pişman olup geri döndü ve kardeşi Cülâs’a haber gönderdi: “Ben tevbe ederek geri döndüm, Peygamberden öğren bakalım, tövbeye hakkım var mı, yoksa Şam’a giderim” dedi. Cülâs durumu Peygamberimize bildirdi ama cevap alamadı. Sonra şu âyetler indi:[5]

    “İnandıktan sonra kâfir olan bir topluma, Allah hiç dirlik ve düzenlik verir mi? Bunlar, kendilerine açık belgeler gelince o Elçi’nin doğru olduğuna şahit olmuş kimselerdir[6]. Allah yanlışlar içinde olan bir topluluğu yola getirmez.

    Onlar var ya, onların cezası; Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetidir. Sürekli o lanet içinde kalırlar. Sıkıntıları hafifletilmez; onlara göz de açtırılmaz. Ama olup bitenden sonra tevbe edip durumunu düzeltmiş olanlar başka. Çünkü Allah çok bağışlar ve ikramı boldur.” (Al-i İmran 3/86-89)

    Dinden dönüp kâfir olana, insanların uygulayacağı bir ceza yoktur. Onun cezası, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetidir. Tevbe eden olursa lanetten kurtulur.

    bunu kendiniz içinmi sordunuz yoksa başka birisi içinmi. bu konuda size sormak istediğim şeyler varda


  4. 26.Kasım.2012, 02:29
    2
    taat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye



    Dinden dönüp kâfir olanlarla ilgili olarak şöyle buyrulmuştur:

    “Ey imân edenler! Sizden kim dininden dönerse, Allah onların yerine bir toplum getirir; o onları sever, onlar da onu severler. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı sert olurlar. Allah yolunda savaşa atılır, kınayanın kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah’ın vergisidir, onu hak edene verir. Allah’ın imkânları geniştir, her şeyi bilir..” (Mâide 5/54)

    Mukatil b. Süleyman’ın (ö. 150/767) bildirdiğine göre 12 kişi Müslüman iken kâfir olmuşlar, düşünceli bir şekilde Medine’den çıkmış, Mekke yolunu tutmuşlar ve Mekke kâfirlerine karışmışlardı. Sonra içlerinden Haris b. Süveyd pişman olup geri döndü ve kardeşi Cülâs’a haber gönderdi: “Ben tevbe ederek geri döndüm, Peygamberden öğren bakalım, tövbeye hakkım var mı, yoksa Şam’a giderim” dedi. Cülâs durumu Peygamberimize bildirdi ama cevap alamadı. Sonra şu âyetler indi:[5]

    “İnandıktan sonra kâfir olan bir topluma, Allah hiç dirlik ve düzenlik verir mi? Bunlar, kendilerine açık belgeler gelince o Elçi’nin doğru olduğuna şahit olmuş kimselerdir[6]. Allah yanlışlar içinde olan bir topluluğu yola getirmez.

    Onlar var ya, onların cezası; Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetidir. Sürekli o lanet içinde kalırlar. Sıkıntıları hafifletilmez; onlara göz de açtırılmaz. Ama olup bitenden sonra tevbe edip durumunu düzeltmiş olanlar başka. Çünkü Allah çok bağışlar ve ikramı boldur.” (Al-i İmran 3/86-89)

    Dinden dönüp kâfir olana, insanların uygulayacağı bir ceza yoktur. Onun cezası, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetidir. Tevbe eden olursa lanetten kurtulur.

    bunu kendiniz içinmi sordunuz yoksa başka birisi içinmi. bu konuda size sormak istediğim şeyler varda

  5. 26.Kasım.2012, 02:53
    3
    İsmailAbi
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Ekim.2012
    Üye No: 98294
    Mesaj Sayısı: 221
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: önce müslüman olan sonra kafir

    taat Nickli Üyeden Alıntı
    bunu kendiniz içinmi sordunuz yoksa başka birisi içinmi. bu konuda size sormak istediğim şeyler varda
    ben ailemden dini bilgi almadım bundan 2 yıl önce kendi imkanlarım doğrultusunda müslümanlığı anlamaya başladım ve namaz kılıyordum taki bir kızla tanışana kadar.onunla ilişkiye girdim.utanç verici ama yaptım.daha sonra namaz kılmamaya başladım çeşitli sosyal paylaşım sitelerindeki ateistlerle takılıyordum ama inanıyordum bir ara inançsızlık başladı 1 yıl gibi devam etti 4 aydır namazımı kılıyorum ve kendimi o tür şeylerden uzak tutmaya çalışıyorum.aslında bu soru kendim için.her şey o kızdan sonra oldu.ve ailemde ateist dini yönden bilgilendirmediler beni çocukken.eskiyi hatırlamak güzel değil.


  6. 26.Kasım.2012, 02:53
    3
    Devamlı Üye
    taat Nickli Üyeden Alıntı
    bunu kendiniz içinmi sordunuz yoksa başka birisi içinmi. bu konuda size sormak istediğim şeyler varda
    ben ailemden dini bilgi almadım bundan 2 yıl önce kendi imkanlarım doğrultusunda müslümanlığı anlamaya başladım ve namaz kılıyordum taki bir kızla tanışana kadar.onunla ilişkiye girdim.utanç verici ama yaptım.daha sonra namaz kılmamaya başladım çeşitli sosyal paylaşım sitelerindeki ateistlerle takılıyordum ama inanıyordum bir ara inançsızlık başladı 1 yıl gibi devam etti 4 aydır namazımı kılıyorum ve kendimi o tür şeylerden uzak tutmaya çalışıyorum.aslında bu soru kendim için.her şey o kızdan sonra oldu.ve ailemde ateist dini yönden bilgilendirmediler beni çocukken.eskiyi hatırlamak güzel değil.

  7. 26.Kasım.2012, 03:00
    4
    taat
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Eylül.2011
    Üye No: 90544
    Mesaj Sayısı: 171
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 41

    Cevap: önce müslüman olan sonra kafir

    anladım bende ataistlerele sohbetlerim oluyor bir türlü ikna olmuyorlar siz bu durumu yaşayıpta geri dönmeniz bitakım sorulara bulduğunuz cevap neydi yada ateist fikirleri nasıl yendiniz onlara ne cevap vermekm gerekli diye soracaktım ama anladığım kadarıyla siz zaten ateistliği benimsememişsiniz o yüzden sizin için islama dönmek zor olmamış yani bana verebileceğiniz mucizevi bir dönüş hikayeniz yok anladığım kadarıyla benim için mucize ama bu konuda onlara anlatılabilecektürden deyil teşekkür ederim sizin adınıza sevindim bir yanlıştan dönmüşsünüz elhamdülillah


  8. 26.Kasım.2012, 03:00
    4
    taat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    anladım bende ataistlerele sohbetlerim oluyor bir türlü ikna olmuyorlar siz bu durumu yaşayıpta geri dönmeniz bitakım sorulara bulduğunuz cevap neydi yada ateist fikirleri nasıl yendiniz onlara ne cevap vermekm gerekli diye soracaktım ama anladığım kadarıyla siz zaten ateistliği benimsememişsiniz o yüzden sizin için islama dönmek zor olmamış yani bana verebileceğiniz mucizevi bir dönüş hikayeniz yok anladığım kadarıyla benim için mucize ama bu konuda onlara anlatılabilecektürden deyil teşekkür ederim sizin adınıza sevindim bir yanlıştan dönmüşsünüz elhamdülillah

  9. 26.Kasım.2012, 03:05
    5
    İsmailAbi
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Ekim.2012
    Üye No: 98294
    Mesaj Sayısı: 221
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: önce müslüman olan sonra kafir

    http://www.mumsema.com/sizden-gelen-...unahlarim.html

    Gereğinden fazla sıkıldığında ve annen babanda yanında fazla kalmayınca veya çıkar ilişkisini öne vurduğunda dünyada sadece tek olarak yalnız olarak yaşadığının farkına varıyorsun.fakat yalnız olmadığını pisliklerin içinde çırpınarak kavruyorsun.

    ''Rabbin seni bırakmadı ve darılmadı.''


  10. 26.Kasım.2012, 03:05
    5
    Devamlı Üye
    http://www.mumsema.com/sizden-gelen-...unahlarim.html

    Gereğinden fazla sıkıldığında ve annen babanda yanında fazla kalmayınca veya çıkar ilişkisini öne vurduğunda dünyada sadece tek olarak yalnız olarak yaşadığının farkına varıyorsun.fakat yalnız olmadığını pisliklerin içinde çırpınarak kavruyorsun.

    ''Rabbin seni bırakmadı ve darılmadı.''

  11. 26.Kasım.2012, 03:17
    6
    taat
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Eylül.2011
    Üye No: 90544
    Mesaj Sayısı: 171
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 41

    Cevap: önce müslüman olan sonra kafir

    elbette tövbe bunun için var Allah dilemesse kimse dileyemez abi ALLAH yar ve yardımcımız olsun inşallah


  12. 26.Kasım.2012, 03:17
    6
    taat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    elbette tövbe bunun için var Allah dilemesse kimse dileyemez abi ALLAH yar ve yardımcımız olsun inşallah

  13. 28.Kasım.2012, 13:19
    7
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 30,000
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 340
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: önce müslüman olan sonra kafir

    Dinden dönme İRTİDAT nedir?

    İRTİDÂD
    Sözlükte "geldiği yoldan geri dönmek, bir şeyden yüz çevirmek veya başka bir şeye dönmek" gibi mânâlara gelen irtidâd, dinî bir terim olarak, bir Müslüman'ın dinini terk etmesi demektir. Bu duruma riddet; İslâm'ı terk eden şahsa da mürted denir.

    İslâm kaynaklarında irtidad ve mürted hakkında itikadî, hukukî ve amelî yönden çok tartışmalar yapılmıştır. Hz. Peygamberin hayatının son yıllarında, Hz. Ebûbekir ve Hz. Ömer döneminde toplam on bir Arap kabilesinin irtidad ettiği belirtilmiştir. İslâm'ın ilk yıllarında dinden dönenler, daha çok zekat vermemekte direnenlerdir. Ancak irtidad olaylarının bu dönemle sınırlı olmadığı, her çağda dinden dönenlerin bulunduğu görülmüştür.
    Olaya başka bir açıdan yaklaştığımızda irtidâd; Allah'a verilen sözden dönmektir. Bu da büyük bir günahtır. Fakat Kur'ân-ı Kerim buna dünyevî bir ceza, yani önleyici bir yaptırım koymamıştır. Çünkü îmân gönül işidir. Zorlama ve baskı ile îmân olmaz. Bu sebeple dinden dönen kimseyi zorla dine sokmak mümkün değildir. "Dinde zorlama yoktur." (Bakara, 2/256) âyeti de bunu ifade etmektedir.

    Alıntı
    ben ailemden dini bilgi almadım bundan 2 yıl önce kendi imkanlarım doğrultusunda müslümanlığı anlamaya başladım ve namaz kılıyordum
    insan bilmeyebilir ama haddini bilmeli ve imam azam imam şafii gibi değerli alimleri, onların seviyesindeymiş gibi eleştirmemeli.


  14. 28.Kasım.2012, 13:19
    7
    Moderatör
    Dinden dönme İRTİDAT nedir?

    İRTİDÂD
    Sözlükte "geldiği yoldan geri dönmek, bir şeyden yüz çevirmek veya başka bir şeye dönmek" gibi mânâlara gelen irtidâd, dinî bir terim olarak, bir Müslüman'ın dinini terk etmesi demektir. Bu duruma riddet; İslâm'ı terk eden şahsa da mürted denir.

    İslâm kaynaklarında irtidad ve mürted hakkında itikadî, hukukî ve amelî yönden çok tartışmalar yapılmıştır. Hz. Peygamberin hayatının son yıllarında, Hz. Ebûbekir ve Hz. Ömer döneminde toplam on bir Arap kabilesinin irtidad ettiği belirtilmiştir. İslâm'ın ilk yıllarında dinden dönenler, daha çok zekat vermemekte direnenlerdir. Ancak irtidad olaylarının bu dönemle sınırlı olmadığı, her çağda dinden dönenlerin bulunduğu görülmüştür.
    Olaya başka bir açıdan yaklaştığımızda irtidâd; Allah'a verilen sözden dönmektir. Bu da büyük bir günahtır. Fakat Kur'ân-ı Kerim buna dünyevî bir ceza, yani önleyici bir yaptırım koymamıştır. Çünkü îmân gönül işidir. Zorlama ve baskı ile îmân olmaz. Bu sebeple dinden dönen kimseyi zorla dine sokmak mümkün değildir. "Dinde zorlama yoktur." (Bakara, 2/256) âyeti de bunu ifade etmektedir.

    Alıntı
    ben ailemden dini bilgi almadım bundan 2 yıl önce kendi imkanlarım doğrultusunda müslümanlığı anlamaya başladım ve namaz kılıyordum
    insan bilmeyebilir ama haddini bilmeli ve imam azam imam şafii gibi değerli alimleri, onların seviyesindeymiş gibi eleştirmemeli.

  15. 28.Kasım.2012, 13:36
    8
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,558
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    Cevap: önce müslüman olan sonra kafir

    Allah cc ile (haşa) pazarlık olmaz kişi ben dinden çıkayım tekrar gireyim günahlarım affedilsin diyecek
    Kilometre sıfırlaması mı bu kardeşler Allah cc kişinin niyetini bilir ona göre hidayeti tattırır lakin kul anlamazsa o zaman da azabın görecektir.

    Günahkar olmakla küfür ehli olmak arasındaki fark.
    Cennet ve cehennemdir.



  16. 28.Kasım.2012, 13:36
    8
    Özel Üye
    Allah cc ile (haşa) pazarlık olmaz kişi ben dinden çıkayım tekrar gireyim günahlarım affedilsin diyecek
    Kilometre sıfırlaması mı bu kardeşler Allah cc kişinin niyetini bilir ona göre hidayeti tattırır lakin kul anlamazsa o zaman da azabın görecektir.

    Günahkar olmakla küfür ehli olmak arasındaki fark.
    Cennet ve cehennemdir.


  17. 16.Mart.2018, 13:50
    9
    taat
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Eylül.2011
    Üye No: 90544
    Mesaj Sayısı: 171
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 41

    Yorum: Cevap: önce müslüman olan sonra kafir

    bu yazıya cevap yazarken ilmim yoktu fakat şimdi EHLİ SÜNNET VEL CEMAATİN ÖNEMİNİ KAVRADIM ELHAMDÜLİLLAH.

    YANLIŞIMI düzeltmek istiyorum ve Dört hak meshebin görüşüne göre olması gereken irtidat eden kişiye islam devleti uygular....

    - Üç mezhebe göre kadın da mürted olsa öldürülür. Hanefilere göre ise, kadın öldürülmez, hapse atılır ve tekrar Müslüman olması için kendisine baskı yapılır.
    - Mürted olan kimse hemen öldürülür mü, yoksa tövbe etmesi için ona bir fırsat verilir mi? Bunun cevabı şudur:
    - Hanefi alimlerine göre, mürtedin tövbe etmesi için ona üç gün bir süre tanımak vacip değil, müstehaptır. Eğer tövbe edeceğine dair bir arzu belirtmezse ve yetkililer de onun tövbe edeceğine dair bir ümitleri yoksa derhal öldürülür.
    - Maliki, Şafii ve Hanbeli mezhebine göre, mürtedin tövbe etmesi için üç gün mühlet verilmesi vaciptir. Üç günün her birinde kendisine tevbe telkin edilir. Kabul ederse ölümden kurtulur. Şayet bu üç gün içinde tevbe etmezse öldürülür. (bk. V. Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslamî, 6/187-188)


  18. 16.Mart.2018, 13:50
    9
    taat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    bu yazıya cevap yazarken ilmim yoktu fakat şimdi EHLİ SÜNNET VEL CEMAATİN ÖNEMİNİ KAVRADIM ELHAMDÜLİLLAH.

    YANLIŞIMI düzeltmek istiyorum ve Dört hak meshebin görüşüne göre olması gereken irtidat eden kişiye islam devleti uygular....

    - Üç mezhebe göre kadın da mürted olsa öldürülür. Hanefilere göre ise, kadın öldürülmez, hapse atılır ve tekrar Müslüman olması için kendisine baskı yapılır.
    - Mürted olan kimse hemen öldürülür mü, yoksa tövbe etmesi için ona bir fırsat verilir mi? Bunun cevabı şudur:
    - Hanefi alimlerine göre, mürtedin tövbe etmesi için ona üç gün bir süre tanımak vacip değil, müstehaptır. Eğer tövbe edeceğine dair bir arzu belirtmezse ve yetkililer de onun tövbe edeceğine dair bir ümitleri yoksa derhal öldürülür.
    - Maliki, Şafii ve Hanbeli mezhebine göre, mürtedin tövbe etmesi için üç gün mühlet verilmesi vaciptir. Üç günün her birinde kendisine tevbe telkin edilir. Kabul ederse ölümden kurtulur. Şayet bu üç gün içinde tevbe etmezse öldürülür. (bk. V. Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslamî, 6/187-188)

  19. 16.Mart.2018, 14:22
    10
    Omer Faruk
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Kasım.2017
    Üye No: 115673
    Mesaj Sayısı: 385
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Yorum: Cevap: önce müslüman olan sonra kafir

    Alıntı
    YANLIŞIMI düzeltmek istiyorum ve Dört hak meshebin görüşüne göre olması gereken irtidat eden kişiye islam devleti uygular..
    1- 4 Hak mezhebi kim belirlemiş?
    2- Bu konuda bir komisyon mu var?
    3- Hangi kaynaktan okudunuz, ciddi, ilmi bir kaynağınız var mı?
    4- "4 hak mezhep" konusunda müstakil bir eser var mı?
    5- Bu konuda hiç kitap okudunuz mu, lütfen kitap isimleri?


  20. 16.Mart.2018, 14:22
    10
    Omer Faruk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Alıntı
    YANLIŞIMI düzeltmek istiyorum ve Dört hak meshebin görüşüne göre olması gereken irtidat eden kişiye islam devleti uygular..
    1- 4 Hak mezhebi kim belirlemiş?
    2- Bu konuda bir komisyon mu var?
    3- Hangi kaynaktan okudunuz, ciddi, ilmi bir kaynağınız var mı?
    4- "4 hak mezhep" konusunda müstakil bir eser var mı?
    5- Bu konuda hiç kitap okudunuz mu, lütfen kitap isimleri?

  21. 16.Mart.2018, 15:18
    11
    vel Fecr
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Şubat.2018
    Üye No: 116932
    Mesaj Sayısı: 325
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Bulunduğu yer: Ahir Zaman

    Yorum: Önce müslüman olan sonra kafir

    ”Kim dininden dönerse, onu öldürün” (Buhârî, Cihad, 148; İ’tisâm, 28)

    “Müslüman bir kimsenin öldürülmesi ancak su üç sebepten biriyle helâl olur: İmandan sonra dinden çıkma, evlilikten sonra zina, haksız yere birini kasden öldürme” (Buhârî, Diyât, 6, Kasâme, 25, 26).


    "Resulullah vefat ettikten sonra, Ebu Bekir halife olup Araplardan bazıları kafir olunca, Ömer dedi ki: "Ey Ebu Bekir! Sen halkla niçin savaşıyorsun? Halbuki Resulullah (s.a.a.) buyurmuştur ki: "Ben, halk "La ilahe illallah" diyene kadar onlarla savaşmakla görevliyim. Kim "La ilahe illallah" derse, malı ve canını benden korumuş olur. Ama eğer bir hakkı zayi etmiş olursa, o başka. Allah da onu hesaba çeker."
    Ebu Bekir dedi ki: "Vallahi, kim namaz ile zekatı birbirinden ayırırsa (namaz kıldığı halde zekat vermezse), onu öldüreceğim. Çünkü zekat, mala taalluk eden bir haktır. Vallahi, eğer Resulullah (s.a.a.) zamanında verdikleri zekatın az bir miktarını da olsa bana ödemezlerse, onlarla savaşacağım."
    Ömer der ki: "Allah'a andolsun ki ben, Allah'ın, Ebu Bekir'in göğsünü savaşmak için genişlettiğini hissettim ve Ebu Bekir'in haklı olduğunu anladım.
    Sahih-i Buhari, c. 9, s. 19; Sahih-i Müslim, c. 1, s. 51, h. 20.

    konu gayet açık. konuyu kendi nefsine göre yorumlayanlara Allah hidayet etsin.


  22. 16.Mart.2018, 15:18
    11
    Devamlı Üye
    ”Kim dininden dönerse, onu öldürün” (Buhârî, Cihad, 148; İ’tisâm, 28)

    “Müslüman bir kimsenin öldürülmesi ancak su üç sebepten biriyle helâl olur: İmandan sonra dinden çıkma, evlilikten sonra zina, haksız yere birini kasden öldürme” (Buhârî, Diyât, 6, Kasâme, 25, 26).


    "Resulullah vefat ettikten sonra, Ebu Bekir halife olup Araplardan bazıları kafir olunca, Ömer dedi ki: "Ey Ebu Bekir! Sen halkla niçin savaşıyorsun? Halbuki Resulullah (s.a.a.) buyurmuştur ki: "Ben, halk "La ilahe illallah" diyene kadar onlarla savaşmakla görevliyim. Kim "La ilahe illallah" derse, malı ve canını benden korumuş olur. Ama eğer bir hakkı zayi etmiş olursa, o başka. Allah da onu hesaba çeker."
    Ebu Bekir dedi ki: "Vallahi, kim namaz ile zekatı birbirinden ayırırsa (namaz kıldığı halde zekat vermezse), onu öldüreceğim. Çünkü zekat, mala taalluk eden bir haktır. Vallahi, eğer Resulullah (s.a.a.) zamanında verdikleri zekatın az bir miktarını da olsa bana ödemezlerse, onlarla savaşacağım."
    Ömer der ki: "Allah'a andolsun ki ben, Allah'ın, Ebu Bekir'in göğsünü savaşmak için genişlettiğini hissettim ve Ebu Bekir'in haklı olduğunu anladım.
    Sahih-i Buhari, c. 9, s. 19; Sahih-i Müslim, c. 1, s. 51, h. 20.

    konu gayet açık. konuyu kendi nefsine göre yorumlayanlara Allah hidayet etsin.

  23. 16.Mart.2018, 16:25
    12
    Omer Faruk
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Kasım.2017
    Üye No: 115673
    Mesaj Sayısı: 385
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Yorum: Önce müslüman olan sonra kafir

    Tevrat ve İncil’e göre dinden dönenlerin öldürülmesi gerekir. Allah’ın Elçisi, henüz vahiy inmeyen hususlarda önceki şeriatlara uymakla emrolunduğu için, bir müddet dinden dönenlerin öldürülmesine hükmetmiştir. Kendisinden bu yönde rivayet edilen hadisler, bunun varlığını göstermektedir. Ancak daha sonra bu hüküm Kur’ân ile neshedilmiştir. Aslında gelenek farkında olmadan, recm konusunda olduğu gibi dinden dönenin öldürülmesi konusunda da önceki şeriatların hükmünü devam ettirmektedir. Bunun temelinde, meselelere Kur’ân merkezli bakmama alışkanlığı vardır. Geleneğe göre sünnet, müstakil bir delil kabul edildiği için, hadisler Kur’ân bağlamında düşünülmemekte, Kur’ân’da olmadığı söylenen pek çok şeyin sünnetle düzenlendiği kabul edilmektedir. Böylece, Kuran ve sünnette birbirinden farklı iki hüküm görüldüğünde her iki hükmün de bir meselenin farklı yönlerini düzenlediği düşünülebilmektedir. Gelenekte Kur’ân-Sünnet ilişkisi bozulmuş, Sünnet, müstakil bir delil kabul edilmiş, mürtedin öldürülmesinde olduğu gibi birçok konuda tarihi arka plan göz ardı edilerek, Kur’ân’a ters düzenlemeler yapılmıştır. Bu tavır, müslümanları hayatın dışına itmiştir.

    Bu konuda mürtede direk ölüm cezası verilememesinin delilleri şunlardır;
    1- Kur'an'da bu konuda delil yoktur
    2- Hadislerde varolan deliller ise "zanni" olup Kur'an derecesinde "mütevatir" değildir.
    3- Hadislerde yer alan mürtedlerin öldürülmesinin sebebi, "inkar" değil, İslam'a savaş açmış olmalarıdır.
    4- Aynı durumdaki kadınların öldürülmemesi, Serahsî el-Mebsût isimli eserinde (Siyer-Mürted bölümü) Ebû Hanîfe'nin bu konudaki yorumunu uzunca naklediyor. Hz. Peygamber'in savaşta kadınların öldürülmelerini yasakladığına dair hadisleri aktarıyor ve Peygamberimizin, savaşta öldürülen bir kadın için "Bu savaşmaz ki..." ifadesinden hareketle şu kesin ifadeye yer veriyor: Bu söz gösteriyor ki, dininden dönenin öldürülmesi -dinden dönme- eylemine değil, savaş açma karar ve eylemine bağlıdır, bu sebeple kadınlar öldürülemezler; çünkü onlar savaşmazlar."

    Bu konudaki hadislerin "zanni" olup, Kur'an gibi 1. derecede muhkem olmaması ölüm gibi geri dönülemez bir karar için yeterli değildir. Dolayısıyla "delalet-i kat'i subuti kat'i" olmayan bir delil ile kişinin ölümüne karar vermek zulüm olur.

    Rasulullah (A.S)'ın bu hükmü yukarıda da zikrettiğim gibi Kur'an'daki ayetlerin inişinden önce söylediğini düşünüyorum. Eğer Allah zülcelal böyle ağır bir hükmün mutlak olarak uygulanmasını isteseydi Kur'an'ı hakiminde yer verirdi. Çünkü; İslam'ın zaruri maslahatlar dediğimiz 5 esası; can, mal, akıl, din, nesil emniyeti aslı temellerdir. Bu bağlamda bir babanın çocuğunu kasten öldürdüğünde bile, "baba şefkatinin buna izin vermeyeceği" şüphesiyle, babaya kısas cezası düşer uygulanmaz. "Şek ile yakîn zail olmaz" diye bilinen kaide gereğince, can emniyeti esastır canın helal olması ancak şüphe olmayan "delalet-i kat'i, subuti kat'i" delil ile mümkündür.

    Bugün DEAŞ gibi örgütler ve 1990'larda Türkiye'de çıkan hizbullahçı diye bilen örgüt önce müslümanları tekfir ediyor sonra da bu hüküm gereğince katlini caiz görüyorlardı. Bunları düşünmeden bu hükmü nas gibi sunmanın sonuçlarını iyi tefekkür etmek gerek, vesselam. Allah'u A'lem, Allah'a emanet olunuz.


  24. 16.Mart.2018, 16:25
    12
    Omer Faruk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Tevrat ve İncil’e göre dinden dönenlerin öldürülmesi gerekir. Allah’ın Elçisi, henüz vahiy inmeyen hususlarda önceki şeriatlara uymakla emrolunduğu için, bir müddet dinden dönenlerin öldürülmesine hükmetmiştir. Kendisinden bu yönde rivayet edilen hadisler, bunun varlığını göstermektedir. Ancak daha sonra bu hüküm Kur’ân ile neshedilmiştir. Aslında gelenek farkında olmadan, recm konusunda olduğu gibi dinden dönenin öldürülmesi konusunda da önceki şeriatların hükmünü devam ettirmektedir. Bunun temelinde, meselelere Kur’ân merkezli bakmama alışkanlığı vardır. Geleneğe göre sünnet, müstakil bir delil kabul edildiği için, hadisler Kur’ân bağlamında düşünülmemekte, Kur’ân’da olmadığı söylenen pek çok şeyin sünnetle düzenlendiği kabul edilmektedir. Böylece, Kuran ve sünnette birbirinden farklı iki hüküm görüldüğünde her iki hükmün de bir meselenin farklı yönlerini düzenlediği düşünülebilmektedir. Gelenekte Kur’ân-Sünnet ilişkisi bozulmuş, Sünnet, müstakil bir delil kabul edilmiş, mürtedin öldürülmesinde olduğu gibi birçok konuda tarihi arka plan göz ardı edilerek, Kur’ân’a ters düzenlemeler yapılmıştır. Bu tavır, müslümanları hayatın dışına itmiştir.

    Bu konuda mürtede direk ölüm cezası verilememesinin delilleri şunlardır;
    1- Kur'an'da bu konuda delil yoktur
    2- Hadislerde varolan deliller ise "zanni" olup Kur'an derecesinde "mütevatir" değildir.
    3- Hadislerde yer alan mürtedlerin öldürülmesinin sebebi, "inkar" değil, İslam'a savaş açmış olmalarıdır.
    4- Aynı durumdaki kadınların öldürülmemesi, Serahsî el-Mebsût isimli eserinde (Siyer-Mürted bölümü) Ebû Hanîfe'nin bu konudaki yorumunu uzunca naklediyor. Hz. Peygamber'in savaşta kadınların öldürülmelerini yasakladığına dair hadisleri aktarıyor ve Peygamberimizin, savaşta öldürülen bir kadın için "Bu savaşmaz ki..." ifadesinden hareketle şu kesin ifadeye yer veriyor: Bu söz gösteriyor ki, dininden dönenin öldürülmesi -dinden dönme- eylemine değil, savaş açma karar ve eylemine bağlıdır, bu sebeple kadınlar öldürülemezler; çünkü onlar savaşmazlar."

    Bu konudaki hadislerin "zanni" olup, Kur'an gibi 1. derecede muhkem olmaması ölüm gibi geri dönülemez bir karar için yeterli değildir. Dolayısıyla "delalet-i kat'i subuti kat'i" olmayan bir delil ile kişinin ölümüne karar vermek zulüm olur.

    Rasulullah (A.S)'ın bu hükmü yukarıda da zikrettiğim gibi Kur'an'daki ayetlerin inişinden önce söylediğini düşünüyorum. Eğer Allah zülcelal böyle ağır bir hükmün mutlak olarak uygulanmasını isteseydi Kur'an'ı hakiminde yer verirdi. Çünkü; İslam'ın zaruri maslahatlar dediğimiz 5 esası; can, mal, akıl, din, nesil emniyeti aslı temellerdir. Bu bağlamda bir babanın çocuğunu kasten öldürdüğünde bile, "baba şefkatinin buna izin vermeyeceği" şüphesiyle, babaya kısas cezası düşer uygulanmaz. "Şek ile yakîn zail olmaz" diye bilinen kaide gereğince, can emniyeti esastır canın helal olması ancak şüphe olmayan "delalet-i kat'i, subuti kat'i" delil ile mümkündür.

    Bugün DEAŞ gibi örgütler ve 1990'larda Türkiye'de çıkan hizbullahçı diye bilen örgüt önce müslümanları tekfir ediyor sonra da bu hüküm gereğince katlini caiz görüyorlardı. Bunları düşünmeden bu hükmü nas gibi sunmanın sonuçlarını iyi tefekkür etmek gerek, vesselam. Allah'u A'lem, Allah'a emanet olunuz.




+ Yorum Gönder