Konusunu Oylayın.: Bir Müslümanın sorusu cevap bulamadım yardım edin.

5 üzerinden 3.67 | Toplam : 3 kişi
Bir Müslümanın sorusu cevap bulamadım yardım edin.
  1. 14.Kasım.2012, 14:23
    49
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 419
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Bir Müslümanın sorusu cevap bulamadım yardım edin.

    reklam


    Cevap: Bir Müslümanın sorusu cevap bulamadım yardım edin. ile alakalı yazı mumsema.com Cevap: Bir Müslümanın sorusu cevap bulamadım yardım edin.
    Alıntı
    bu konunun uzayacagını biliyordum Aslında Hadis varken ben susarım işime gelmesede susarım Bunlar susmakta bilmiyorlar

    İlimcik ve Ömerhattab kardeşim destekleriniz için Allah razı olsun konuyu fazla uzatmayın deliller ortada zaten Müslüman neye inanacagını neyi delil alacagını bilir
    amin ecmain kardeşim..

    Elbette hadis-i şerifler ve ehl-i sünnet alimlerinin bu meseledeki ittifakı kesin ve reddedilmez bir hüccettir, delildir..Çünkü, ehl-i sünnet alimleri dalalette ittifak etmez..Fakat, bir de bu kadar delilin üzerinde bir de akli ve mantıki hikmetlerini "Muhammed aleyhisselamın bu kainatın çekirdeği ve meyvesidir" hakikatinin ne manaya geldiğini izah ve ispat edince inkar edenin artık hiç bir mazereti kalmıyor..Yani, hem nakil ve hem de akıl bu kainat ağacının en mükemmel meyvesinin Muhammed aleyhisselam olduğunu ve o meyve olmazsa bu kainat ağacının yaratılmayacağını söylüyor..Zaten Muhammed aleyhisselamdan maksat, aleme tebliğ ettiği Kur'an hakikatleri olduğunu, yani Muhammed aleyhisselamın imanı, ubudiyeti, şükrü olduğunu izah ettik..Zaten Kur'an da binlerce ayetiyle bu kainattan ve insandan maksadın insanın duası, ıbudiyeti, imanı olduğunu beyan ediyor..

    Elhasıl, bu hakikat Kur'anın binlerce ayetiyle ve hadis-i şeriflerin sarahatiyle ve ümmetin icmaiyle sabittir..Fakat, bazı kardeşlerimiz maalesef bizim maksadımızın dışında bir mana çıkarıyor..Bizim o manalarla işimiz yoktur..

    اَلسَّبَبُ كَالْفَاعِلِ düsturuyla, bütün ümmetinin bütün zamanlarda işlediği hasenatın bir misli onun defter-i hasenatına girmesi ve bütün kâinatın hakikatlarını, getirdiği nur ile nurlandırması, değil yalnız cinn, ins, melek ve zîhayatı, belki kâinatı, semavat ve arzı minnetdar eylemesi ve istidad lisanıyla nebatatın duaları ve ihtiyac-ı fıtrî diliyle hayvanatın duaları, gözümüz önünde bilfiil kabul olmasının şehadetiyle milyonlar, belki milyarlar fıtrî ve reddedilmez duaları makbul olan suleha-yı ümmeti her gün o zâta salât ü selâm ünvanıyla rahmet duaları ve manevî kazançlarını en evvel o zâta bağışlamaları ve bütün ümmetçe okunan Kur'anın üçyüzbin harfinin herbirisinde on sevabdan tâ yüz, tâ bin hasene ve meyve vermesinden yalnız kıraat-ı Kur'an cihetiyle defter-i a'maline hadsiz nurlar girmesi haysiyetiyle o zâtın şahsiyet-i maneviyesi olan hakikat-ı Muhammediye, istikbalde bir şecere-i tûbâ-i Cennet hükmünde olacağını Allâm-ül Guyub bilmiş ve görmüş, o makama göre Kur'anında o azîm ehemmiyeti vermiş ve fermanında ona tebaiyetle ve sünnetine ittiba ile şefaatine mazhariyeti en ehemmiyetli bir mes'ele-i insaniye göstermiş ve o haşmetli şecere-i tûbânın bir çekirdeği olan şahsiyet-i beşeriyetini ve bidayetteki vaziyet-i insaniyesini arasıra nazara almasıdır.
    Asa-yı Musa ( 70 )


  2. 14.Kasım.2012, 14:23
    49
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    reklam


    Alıntı
    bu konunun uzayacagını biliyordum Aslında Hadis varken ben susarım işime gelmesede susarım Bunlar susmakta bilmiyorlar

    İlimcik ve Ömerhattab kardeşim destekleriniz için Allah razı olsun konuyu fazla uzatmayın deliller ortada zaten Müslüman neye inanacagını neyi delil alacagını bilir
    amin ecmain kardeşim..

    Elbette hadis-i şerifler ve ehl-i sünnet alimlerinin bu meseledeki ittifakı kesin ve reddedilmez bir hüccettir, delildir..Çünkü, ehl-i sünnet alimleri dalalette ittifak etmez..Fakat, bir de bu kadar delilin üzerinde bir de akli ve mantıki hikmetlerini "Muhammed aleyhisselamın bu kainatın çekirdeği ve meyvesidir" hakikatinin ne manaya geldiğini izah ve ispat edince inkar edenin artık hiç bir mazereti kalmıyor..Yani, hem nakil ve hem de akıl bu kainat ağacının en mükemmel meyvesinin Muhammed aleyhisselam olduğunu ve o meyve olmazsa bu kainat ağacının yaratılmayacağını söylüyor..Zaten Muhammed aleyhisselamdan maksat, aleme tebliğ ettiği Kur'an hakikatleri olduğunu, yani Muhammed aleyhisselamın imanı, ubudiyeti, şükrü olduğunu izah ettik..Zaten Kur'an da binlerce ayetiyle bu kainattan ve insandan maksadın insanın duası, ıbudiyeti, imanı olduğunu beyan ediyor..

    Elhasıl, bu hakikat Kur'anın binlerce ayetiyle ve hadis-i şeriflerin sarahatiyle ve ümmetin icmaiyle sabittir..Fakat, bazı kardeşlerimiz maalesef bizim maksadımızın dışında bir mana çıkarıyor..Bizim o manalarla işimiz yoktur..

    اَلسَّبَبُ كَالْفَاعِلِ düsturuyla, bütün ümmetinin bütün zamanlarda işlediği hasenatın bir misli onun defter-i hasenatına girmesi ve bütün kâinatın hakikatlarını, getirdiği nur ile nurlandırması, değil yalnız cinn, ins, melek ve zîhayatı, belki kâinatı, semavat ve arzı minnetdar eylemesi ve istidad lisanıyla nebatatın duaları ve ihtiyac-ı fıtrî diliyle hayvanatın duaları, gözümüz önünde bilfiil kabul olmasının şehadetiyle milyonlar, belki milyarlar fıtrî ve reddedilmez duaları makbul olan suleha-yı ümmeti her gün o zâta salât ü selâm ünvanıyla rahmet duaları ve manevî kazançlarını en evvel o zâta bağışlamaları ve bütün ümmetçe okunan Kur'anın üçyüzbin harfinin herbirisinde on sevabdan tâ yüz, tâ bin hasene ve meyve vermesinden yalnız kıraat-ı Kur'an cihetiyle defter-i a'maline hadsiz nurlar girmesi haysiyetiyle o zâtın şahsiyet-i maneviyesi olan hakikat-ı Muhammediye, istikbalde bir şecere-i tûbâ-i Cennet hükmünde olacağını Allâm-ül Guyub bilmiş ve görmüş, o makama göre Kur'anında o azîm ehemmiyeti vermiş ve fermanında ona tebaiyetle ve sünnetine ittiba ile şefaatine mazhariyeti en ehemmiyetli bir mes'ele-i insaniye göstermiş ve o haşmetli şecere-i tûbânın bir çekirdeği olan şahsiyet-i beşeriyetini ve bidayetteki vaziyet-i insaniyesini arasıra nazara almasıdır.
    Asa-yı Musa ( 70 )


  3. 14.Kasım.2012, 14:29
    50
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 419
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Bir Müslümanın sorusu cevap bulamadım yardım edin.

    reklam


    Bazı kardeşlerimiz Muhammed aleyhisselamın risaletinin azametini ve Cenab-ı Hakkın indindeki kıymetini bilmediklerinden, bu büyük hakikati akıllarına sığıştıramıyorlar..Oysa ki, aklen ve mantıken Muhammed aleyhisselam imanı, ubudiyeti ve duasının yanında bu koca kainatın kıymeti yoktur...Şimdi, bazı kardeşlerimizin bu sarih ve kati hakikati akıllarına niçin yanaştırmadıklarının sebebini bir nebze anlamak için Risale-i Nurdaki bir hakikati aynen aktarıyorum:

    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın ahval ve evsafı, Siyer ve Tarih suretiyle beyan edilmiş. Fakat o evsaf ve ahval-i galibi, beşeriyetine bakar. Halbuki o Zât-ı Mübarek'in şahs-ı manevîsi ve mahiyet-i kudsiyesi o derece yüksek ve nuranîdir ki; Siyer ve Tarihte beyan olunan evsaf, o bâlâ kamete uygun gelmiyor, o yüksek kıymete muvafık düşmüyor. Çünki اَلسَّبَبُ كَالْفَاعِلِ sırrınca: Her gün, hattâ şimdi de, bütün ümmetinin ibadetleri kadar bir azîm ibadet sahife-i kemalâtına ilâve oluyor. Nihayetsiz rahmet-i İlahiyeye, nihayetsiz bir surette, nihayetsiz bir istidad ile mazhar olduğu gibi, her gün hadsiz ümmetinin hadsiz duasına mazhar oluyor. Ve şu kâinatın neticesi ve en mükemmel meyvesi ve Hâlık-ı Kâinat'ın tercümanı ve sevgilisi olan o Zât-ı Mübarek'in tamam-ı mahiyeti ve hakikat-ı kemalâtı, Siyer ve Tarihe geçen beşerî ahval ve etvara sığışmaz. Meselâ: Hazret-i Cebrail ve Mikâil, iki muhafız yaver hükmünde Gazve-i Bedir'de yanında bulunan bir Zât-ı Mübarek; çarşı içinde, bedevi bir arabla at mübayaasında münazaa etmek, bir tek şahid olan Huzeyfe'yi şahid göstermekle görünen etvarı içinde sığışmaz.

    İşte yanlış gitmemek için; her vakit mahiyet-i beşeriyeti itibariyle işitilen evsaf-ı âdiye içinde başını kaldırıp, hakikî mahiyetine ve mertebe-i risalette durmuş nuranî şahsiyet-i maneviyesine bakmak lâzımdır. Yoksa, ya hürmetsizlik eder veya şübheye düşer. Şu sırrı izah için şu temsili dinle:

    Meselâ bir hurma çekirdeği var. O hurma çekirdeği toprak altına konup, açılarak koca meyvedar bir ağaç oldu. Hem gittikçe tevessü' eder, büyür. Veya tavus kuşunun bir yumurtası vardı. O yumurtaya hararet verildi, bir tavus civcivi çıktı. Sonra tam mükemmel, her tarafı kudretten yazılı ve yaldızlı bir tavus kuşu oldu. Hem gittikçe daha büyür ve güzelleşir. Şimdi o çekirdek ve o yumurtaya ait sıfatlar, haller var. İçinde incecik maddeler var. Hem ondan hasıl olan ağaç ve kuşun da, o çekirdek ve yumurtanın âdi küçük keyfiyet ve vaziyetlerine nisbeten, büyük ve âlî sıfatları ve keyfiyetleri var. Şimdi o çekirdek ve o yumurtanın evsafını, ağaç ve kuşun evsafıyla rabtedip bahsetmekte lâzım gelir ki; her vakit akl-ı beşer, başını çekirdekten ağaca kaldırıp baksın ve yumurtadan kuşa gözünü tevcih edip dikkat etsin. Tâ işittiği evsafı onun aklı kabul edebilsin. Yoksa "Bir dirhem çekirdekten bin batman hurma aldım." ve "Şu yumurta, cevv-i âsumanda kuşların sultanıdır." dese, tekzib ve inkâra sapacak.

    İşte bunun gibi Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın beşeriyeti; o çekirdeğe, o yumurtaya benzer. Ve vazife-i risaletle parlayan mahiyeti ise, Şecere-i Tûbâ gibi ve Cennet'in tayr-ı hümayunu gibidir. Hem daima tekemmüldedir. Onun için çarşı içinde bir bedevi ile niza eden o zâtı düşündüğü vakit; Refref'e binip, Cebrail'i arkada bırakıp, Kab-ı Kavseyn'e koşup giden Zât-ı Nuranîsine, hayal gözünü kaldırıp bakmak lâzım gelir. Yoksa ya hürmetsizlik edecek veya nefs-i emmaresi inanmayacak..
    Mektubat ( 98 )


  4. 14.Kasım.2012, 14:29
    50
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    reklam


    Bazı kardeşlerimiz Muhammed aleyhisselamın risaletinin azametini ve Cenab-ı Hakkın indindeki kıymetini bilmediklerinden, bu büyük hakikati akıllarına sığıştıramıyorlar..Oysa ki, aklen ve mantıken Muhammed aleyhisselam imanı, ubudiyeti ve duasının yanında bu koca kainatın kıymeti yoktur...Şimdi, bazı kardeşlerimizin bu sarih ve kati hakikati akıllarına niçin yanaştırmadıklarının sebebini bir nebze anlamak için Risale-i Nurdaki bir hakikati aynen aktarıyorum:

    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın ahval ve evsafı, Siyer ve Tarih suretiyle beyan edilmiş. Fakat o evsaf ve ahval-i galibi, beşeriyetine bakar. Halbuki o Zât-ı Mübarek'in şahs-ı manevîsi ve mahiyet-i kudsiyesi o derece yüksek ve nuranîdir ki; Siyer ve Tarihte beyan olunan evsaf, o bâlâ kamete uygun gelmiyor, o yüksek kıymete muvafık düşmüyor. Çünki اَلسَّبَبُ كَالْفَاعِلِ sırrınca: Her gün, hattâ şimdi de, bütün ümmetinin ibadetleri kadar bir azîm ibadet sahife-i kemalâtına ilâve oluyor. Nihayetsiz rahmet-i İlahiyeye, nihayetsiz bir surette, nihayetsiz bir istidad ile mazhar olduğu gibi, her gün hadsiz ümmetinin hadsiz duasına mazhar oluyor. Ve şu kâinatın neticesi ve en mükemmel meyvesi ve Hâlık-ı Kâinat'ın tercümanı ve sevgilisi olan o Zât-ı Mübarek'in tamam-ı mahiyeti ve hakikat-ı kemalâtı, Siyer ve Tarihe geçen beşerî ahval ve etvara sığışmaz. Meselâ: Hazret-i Cebrail ve Mikâil, iki muhafız yaver hükmünde Gazve-i Bedir'de yanında bulunan bir Zât-ı Mübarek; çarşı içinde, bedevi bir arabla at mübayaasında münazaa etmek, bir tek şahid olan Huzeyfe'yi şahid göstermekle görünen etvarı içinde sığışmaz.

    İşte yanlış gitmemek için; her vakit mahiyet-i beşeriyeti itibariyle işitilen evsaf-ı âdiye içinde başını kaldırıp, hakikî mahiyetine ve mertebe-i risalette durmuş nuranî şahsiyet-i maneviyesine bakmak lâzımdır. Yoksa, ya hürmetsizlik eder veya şübheye düşer. Şu sırrı izah için şu temsili dinle:

    Meselâ bir hurma çekirdeği var. O hurma çekirdeği toprak altına konup, açılarak koca meyvedar bir ağaç oldu. Hem gittikçe tevessü' eder, büyür. Veya tavus kuşunun bir yumurtası vardı. O yumurtaya hararet verildi, bir tavus civcivi çıktı. Sonra tam mükemmel, her tarafı kudretten yazılı ve yaldızlı bir tavus kuşu oldu. Hem gittikçe daha büyür ve güzelleşir. Şimdi o çekirdek ve o yumurtaya ait sıfatlar, haller var. İçinde incecik maddeler var. Hem ondan hasıl olan ağaç ve kuşun da, o çekirdek ve yumurtanın âdi küçük keyfiyet ve vaziyetlerine nisbeten, büyük ve âlî sıfatları ve keyfiyetleri var. Şimdi o çekirdek ve o yumurtanın evsafını, ağaç ve kuşun evsafıyla rabtedip bahsetmekte lâzım gelir ki; her vakit akl-ı beşer, başını çekirdekten ağaca kaldırıp baksın ve yumurtadan kuşa gözünü tevcih edip dikkat etsin. Tâ işittiği evsafı onun aklı kabul edebilsin. Yoksa "Bir dirhem çekirdekten bin batman hurma aldım." ve "Şu yumurta, cevv-i âsumanda kuşların sultanıdır." dese, tekzib ve inkâra sapacak.

    İşte bunun gibi Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın beşeriyeti; o çekirdeğe, o yumurtaya benzer. Ve vazife-i risaletle parlayan mahiyeti ise, Şecere-i Tûbâ gibi ve Cennet'in tayr-ı hümayunu gibidir. Hem daima tekemmüldedir. Onun için çarşı içinde bir bedevi ile niza eden o zâtı düşündüğü vakit; Refref'e binip, Cebrail'i arkada bırakıp, Kab-ı Kavseyn'e koşup giden Zât-ı Nuranîsine, hayal gözünü kaldırıp bakmak lâzım gelir. Yoksa ya hürmetsizlik edecek veya nefs-i emmaresi inanmayacak..
    Mektubat ( 98 )


  5. 14.Kasım.2012, 14:36
    51
    RedveKabul
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ekim.2012
    Üye No: 98274
    Mesaj Sayısı: 118
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Bir Müslümanın sorusu cevap bulamadım yardım edin.

    Güzel kardeşim kelime ve kavramları yerli yerinde kullanalım. İçtihat nedir? Bir fakihin delillerden hükümler çıkarmak suretiyle çaba sarf etmesidir. Yani alimin kendi gayreti ile elde ettiği görüştür içtihat. Bu kesinlik ifade eder mi? Etmez. Etmez olduğu için her alimin içtihadı farklıdır. Onun için de şöyle deriz "falancı alimin içtihadına göre filancı alimin görüşüne göre". Bu nedenle her zaman tartışılabilir ve yanlışlığı ileri sürülebilir.

    İtikat konusunda içtihad olmaz. Peygamberimiz de özellikle itikada dair konularda yüce Allah'ın kendisine vahyettiklerini bildirmekle yetinmiştir.

    Ama şimdi birileri çıkıyor ve diyor ki;

    "Mezhepte imamım; İmam Ebu Hanife, İtikad'ta imamım; İmam Maturudi"

    Bir başkası çıkıyor;

    "Mezhepte imamım; İmam Şafi, İtikad'ta imamım; İmam Eşari"

    Yahu bu nasıl iştir. Bunu diyenlere şöyle bir soru soruyorum ama bu zaman kadar bu sorunun cevabını bana hiç kimse veremedi. Size de soruyorum, İtikatta Maturidi'ye amelde ise Ebu Hanife'ye tabiyim diyenlere;

    İmam Ebu Hanifenin itikatında ne varki itikatta maturidiye tabiyim diyorsunuz ?


    Kaç çeşit inanılması, iman edilmesi gereken hususlar var da "itikadi mezheplerden" bahsediyorsunuz? Yahu itikadın sana göresi bana göresi mi var da tasnifleme yoluna gidiyorsunuz?


  6. 14.Kasım.2012, 14:36
    51
    RedveKabul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Güzel kardeşim kelime ve kavramları yerli yerinde kullanalım. İçtihat nedir? Bir fakihin delillerden hükümler çıkarmak suretiyle çaba sarf etmesidir. Yani alimin kendi gayreti ile elde ettiği görüştür içtihat. Bu kesinlik ifade eder mi? Etmez. Etmez olduğu için her alimin içtihadı farklıdır. Onun için de şöyle deriz "falancı alimin içtihadına göre filancı alimin görüşüne göre". Bu nedenle her zaman tartışılabilir ve yanlışlığı ileri sürülebilir.

    İtikat konusunda içtihad olmaz. Peygamberimiz de özellikle itikada dair konularda yüce Allah'ın kendisine vahyettiklerini bildirmekle yetinmiştir.

    Ama şimdi birileri çıkıyor ve diyor ki;

    "Mezhepte imamım; İmam Ebu Hanife, İtikad'ta imamım; İmam Maturudi"

    Bir başkası çıkıyor;

    "Mezhepte imamım; İmam Şafi, İtikad'ta imamım; İmam Eşari"

    Yahu bu nasıl iştir. Bunu diyenlere şöyle bir soru soruyorum ama bu zaman kadar bu sorunun cevabını bana hiç kimse veremedi. Size de soruyorum, İtikatta Maturidi'ye amelde ise Ebu Hanife'ye tabiyim diyenlere;

    İmam Ebu Hanifenin itikatında ne varki itikatta maturidiye tabiyim diyorsunuz ?


    Kaç çeşit inanılması, iman edilmesi gereken hususlar var da "itikadi mezheplerden" bahsediyorsunuz? Yahu itikadın sana göresi bana göresi mi var da tasnifleme yoluna gidiyorsunuz?


  7. 14.Kasım.2012, 14:52
    52
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 419
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Bir Müslümanın sorusu cevap bulamadım yardım edin.

    Alıntı
    Kaç çeşit inanılması, iman edilmesi gereken hususlar var da "itikadi mezheplerden" bahsediyorsunuz? Yahu itikadın sana göresi bana göresi mi var da tasnifleme yoluna gidiyorsunuz?
    İşte senin anlamadığın meselede bu zaten..Bu itikad mezheplerinin esasatta bir farklılıkları yok..Fark tamamen teferruatta ve hatta teferruatın da teferruatında..Fakat, ikisi de doğrudur..

    Mesela, sana bir soru: insanın cüz'i iradesindeki meyelan kula mı aittir..Yoksa, bu meyelan mahluk olduğu için bu meyelandaki tasarruf mu kula aittir?....Buyur, madem bu iki imama tabi olmuyorsun, senin bu konudaki itikadın nasıl onu öğrenelim...cevabını bekliyoruz.


  8. 14.Kasım.2012, 14:52
    52
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Kaç çeşit inanılması, iman edilmesi gereken hususlar var da "itikadi mezheplerden" bahsediyorsunuz? Yahu itikadın sana göresi bana göresi mi var da tasnifleme yoluna gidiyorsunuz?
    İşte senin anlamadığın meselede bu zaten..Bu itikad mezheplerinin esasatta bir farklılıkları yok..Fark tamamen teferruatta ve hatta teferruatın da teferruatında..Fakat, ikisi de doğrudur..

    Mesela, sana bir soru: insanın cüz'i iradesindeki meyelan kula mı aittir..Yoksa, bu meyelan mahluk olduğu için bu meyelandaki tasarruf mu kula aittir?....Buyur, madem bu iki imama tabi olmuyorsun, senin bu konudaki itikadın nasıl onu öğrenelim...cevabını bekliyoruz.


  9. 14.Kasım.2012, 15:12
    53
    RedveKabul
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ekim.2012
    Üye No: 98274
    Mesaj Sayısı: 118
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Bir Müslümanın sorusu cevap bulamadım yardım edin.

    İtikadi mezheplerin esaslarda farklılıkları yok mu? : )) size birileri yalan söylemiş sizler de kusura bakmayın ama bu zokayı yutmuşsunuz sayın kardeşim. Neyse benim namaz kılmam gerekiyor tabi Sünnete göre : ))

    sonra ne gibi farklılıkları varmış hep beraber görelim inş.


  10. 14.Kasım.2012, 15:12
    53
    RedveKabul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    İtikadi mezheplerin esaslarda farklılıkları yok mu? : )) size birileri yalan söylemiş sizler de kusura bakmayın ama bu zokayı yutmuşsunuz sayın kardeşim. Neyse benim namaz kılmam gerekiyor tabi Sünnete göre : ))

    sonra ne gibi farklılıkları varmış hep beraber görelim inş.


  11. 14.Kasım.2012, 15:19
    54
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mayıs.2008
    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,830
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19

    Cevap: Bir Müslümanın sorusu cevap bulamadım yardım edin.

    RedveKabul Nickli Üyeden Alıntı
    İtikadi mezheplerin esaslarda farklılıkları yok mu? : )) size birileri yalan söylemiş sizler de kusura bakmayın ama bu zokayı yutmuşsunuz sayın kardeşim. Neyse benim namaz kılmam gerekiyor tabi Sünnete göre : ))sonra ne gibi farklılıkları varmış hep beraber görelim inş.
    Arkadaş size itikadi soru sormuş siz kalkmışsınız ameli cevap vermişsizsiz? Burdaki çelişki sizdemi yoksa başkasındamı?


  12. 14.Kasım.2012, 15:19
    54
    Devamlı Üye
    RedveKabul Nickli Üyeden Alıntı
    İtikadi mezheplerin esaslarda farklılıkları yok mu? : )) size birileri yalan söylemiş sizler de kusura bakmayın ama bu zokayı yutmuşsunuz sayın kardeşim. Neyse benim namaz kılmam gerekiyor tabi Sünnete göre : ))sonra ne gibi farklılıkları varmış hep beraber görelim inş.
    Arkadaş size itikadi soru sormuş siz kalkmışsınız ameli cevap vermişsizsiz? Burdaki çelişki sizdemi yoksa başkasındamı?


  13. 14.Kasım.2012, 15:20
    55
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 419
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Bir Müslümanın sorusu cevap bulamadım yardım edin.

    Alıntı
    Neyse benim namaz kılmam gerekiyor tabi Sünnete göre : ))
    Öncelikle, fark yoktur demedik...Fark teferruattadır ve her ikisi de haktır dedik...İkinci olarak, soruma cevap alamadım...Son olarak, sen sünnete göre namaz kıldığını söylüyorsun...Fakat, namaz kılmayı nereden biliyorsun..Yani, namazdaki farzların ve sünnetlerin neler olduğunu ve nelerin okunacağını neye göre belirliyorsun?..Sana bunları kim söyledi? Niçin ona tabi oluyorsun?


  14. 14.Kasım.2012, 15:20
    55
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Neyse benim namaz kılmam gerekiyor tabi Sünnete göre : ))
    Öncelikle, fark yoktur demedik...Fark teferruattadır ve her ikisi de haktır dedik...İkinci olarak, soruma cevap alamadım...Son olarak, sen sünnete göre namaz kıldığını söylüyorsun...Fakat, namaz kılmayı nereden biliyorsun..Yani, namazdaki farzların ve sünnetlerin neler olduğunu ve nelerin okunacağını neye göre belirliyorsun?..Sana bunları kim söyledi? Niçin ona tabi oluyorsun?


  15. 14.Kasım.2012, 23:42
    56
    ELHAMDULİLLAH
    İnşaAllah Devamlı Üye.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Eylül.2012
    Üye No: 97696
    Mesaj Sayısı: 454
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Bir Müslümanın sorusu cevap bulamadım yardım edin.

    Alıntı
    Güzel kardeşim benim içi kof sözlere karnım tok
    Demek kof sözlere karnınız tok.. Bakalım o kof dediğiniz sözler nelermiş...???

    Alıntı
    Zira o EŞREFUL MAHLUK ve derece olarak tüm mahlukatın RAHMET PINARI Zira O(SAV) RAB'binin RAHMET kaynağının tezahürü ve O(SAV) ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERİLDİ
    O(SAV) Hazreti Adem(AS)'mada RAHMET Zira O'da Peygamber Efendimiz(SAV)'in RAHMET PINARINDA hayat buldu

    O(SAV) Hazreti Süleyman(AS)'mada RAHMET Zira O'da Peygamber Efendimiz(SAV)'in RAHMET PINARINDA hayat buldu

    O(SAV) Hazreti Musa (AS)'mada RAHMET Zira O'da Peygamber Efendimiz (SAV)'in RAHMET PINARINDA hayat buldu

    O(SAV) Hazreti İsa (AS)'mada RAHMET Zira O'da Peygamber Efendimiz (SAV)'in RAHMET PINARINDA hayat buldu

    O(SAV) Daha nice Peygamber (AS)'mın da RAHMET PINARINDA hayat bulduğudur Zira HEPSİ ALEMLER İÇİNDE BİR ALEM ve hepsi RAHMET PINARI olan Peygamber Efendimiz(SAV)'mi biliyorlardı Her çağda RAB'bi MUHAMMED(SAV)'i överek onlara benim bir KULUM gelecek HEPİNİZE RAHMET olarak yarattım O'nu demiştir


    Sizin tarifinizle birinci kof söz..

    Kur'ân-ı Kerim » 21 / ENBİYÂ - 107

    Diyanet İşleri : (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.

    Bu söz kof çıkmadı sanırız... Ayet karşılığı.

    Gelelim diğer sözlere Bakalım onlarda kofluk varmı...???

    Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERİLDİ... Adem(A.S.) ise Peygamber Efendimiz(S.A.V.)'mden binlerce yıl sonra dünyaya teşrif ettiler. Peki bu durumda nasıl oluyorda Peygamber Efendimiz(S.A.V.) Alemlere Rahmet olabiliyor. Hadi diyelim ki Alemlere Rahmet olduda Adem(A.S.)'ma nasıl Rahmet olabiliyor. Hem Adem(A.S.) ve hemde O'nun çağından, kendi çağına ve gelecekte olacaklarada nasıl Rahmet olabiliyor....???

    Zahiren ve zahir hüküm verecekseniz, işte bu soru önünüze gelir.

    Biz işin zahirine göre hüküm veririz. Batını bizi ilgilendirmez dediğiniz an bittiğiniz andır. Mecburen bu durumda ayet-i Kerimeyi İnkara giderseniz ki; Bu durumdada bu ayeti kafanıza uydurmak için NESH etmeniz gerekir. Çünkü Ayet-i Kerime açık ve sarih. Zaman mefhumuda yok. Şu tarihten şu tarihe kadar da denmemiş. Yıldıza yemin olsun ki; battığı ana da denmemiş... Hemen başka bir ayet bulup bu ayetle NESH etmeniz gerekir. Ancak NESH kelimesini ağzınıza aldığınız anda. Zaten ayet-i Kerimeyi külliyen inkardan... Allah muhafaza.

    Zahiren düşündüğünüzde böyle bişey mümkün değil. O zaman Peygamber Efendimiz (S.A.V.) alemlere rahmet olarak gönderilmedi diyeceksiniz... Sadece kendi zamanına ve ölümüne kadar olacak zaman için gönderildi diyeceksiniz. Sonra alemler üzerindeki Rahmet'i Peygamber Efendimiz(S.A.V.) öldü diye tekrar Allahu Taala üzerine aldı diyeceksiniz. Sen öldün bundan sonra Alemlere Rahmet benim dedi diyeceksiniz... Öylemi.

    Şehitler diri ve bizim bilmediğimiz yönlerden rızıklanıyorlarda, Peygamber Efendimiz(S.A.V.) ölü öylemi.

    Zahiren ve Zahir düşünürseniz öyle. Ancak Zahiren ve Batın düşünecek olursanız.

    Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Alemlere Rahmet Olarak Gönderilmiştir. El hak. Zaman mefhumu yoktur. Rab'bim Alemlere demiş ise muhakkak O(S.A.V.) alemlere rahmet olarak gelmiştir. Ne oldu şimdi. Zahiren ve Batın.

    Devam edelim.

    Batınen ve Zahir; Allahu Taala'nın ilk yarattığı Peygamber Efendimiz (S.A.V.)'dir.

    Alıntı
    Gerçekte ilk yaratılan nur-u Muhammedî’dir. (Sünen-i Ebu Davud)
    Aclûnî, Cabir'den (ra) şöyle bir hadis nakletmektedir: "Babam anam yoluna...

    Peygamber Efendimiz(S.A.V.)'min yolu nedir...??? İSLAM.

    "Babam anam yoluna feda olsun ya Resulullah, Allah'ın eşyadan önce yarattığı ilk şeyin ne olduğunu bana haber ver" dedim: Resulullah (S.A.V.) şöyle dedi: Ey Cabir! Allah Teâlâ, eşyayı yaratmadan evvel kendi nurundan senin nebinin nurunu yarattı" Bu nur, Allah'ın dilediği şekilde onun kudretiyle deveran ediyordu. Bu vakitte, Levh, Kalem, Cennet, Cehennem, Mülk, Sema, Yer, Güneş, Ay, Cin ve İnsan ortalarda yoktu.

    Ne zaman ki Allah, mahlûkatı yaratmayı diledi; bu nuru dört parçaya böldü.

    Birinci bölümden kalemi, ikincisinden levh'i, üçüncüsünden de Arş'ı yarattı.

    Sonra da dördüncü bölümü tekrar dört parçaya ayırdı. Bunun ilk parçasından Hameletül Arş'ı, ikincisinden Kürsi'yi, üçüncüsünden de kalan melekleri yarattı.

    Sonra da dördüncü parçayı tekrar dört kısma ayırdı. Bunların ilkinden gökleri, ikincisinden yerleri; üçüncüsünden de Cennet'i ve Cehennem'i yarattı.

    Dördüncü kısmı tekrar dörde böldü. Birinci bölümle müminlerin gözlerinin nurunu, ikincisiyle marifetullah (Allah bilgisi) olan kalplerin nurunu, üçüncüsüyle de Kelime-i Tevhidi yarattı".

    Aclûnî'nin naklettiği bu hadisi Abdurrezzak, İbn Cabir'den rivayet etmiştir. Aclûnî, Mevahib'de de hadisin aynı şekilde rivayet edildiğini kaydetmektedir. (el-Aclûnî, Keşful-Hafâ)


    Batınen ve Zahir; Şimdi anlaşılabiliyormu...???

    Yoksa bu hadis-i Şerif uydurmadır mı diyeceksiniz....

    Batınen ve Zahir olana birebir karşılık geliyor, ihtaren söylemiş olalım biz yinede.

    Alıntı
    Şimdi TÜM MAHLUKAT'ın TEMELİ'ni inkar ile, RAB'binizin yaratma sanatını inkar ile iştigal edecekseniz şunu unutmayınız

    Biz bunun böyle olduğunu bilmiyorduk ve bize kimse bu hususda herhangi bir şey söylemedi diyemezsiniz

    Bu yazıyı okumadan önce bildiklerinizden sormulu idiniz ve AMELİNİZ NİYETİ'nize bağlıydı Şimdi bu yazıyı okuduktan sonra YARATMA SANATININ ZİRVESİ, EŞREFUL MAHLUK, İLK YARATILAN, TÜM ALEMLERİN TEMELİ'ni ve RAHMET PINARI KEVSER SAHİBİ'ni dahi MAKAM-ı MAHMUD'u inkar edecekseniz o tamamen sizin cüz-i iradenizle vermiş olduğunuz bir karar


    Ayet-i Kerime istediniz, Hadis-i Şerif istediniz.... Ne istediyseniz. İnşaAllah ve Biiznillah sunduk.

    Bunları inkar edebilirmisiniz...??

    Bu sözler sizin tabirinizle kof sözler değilmiş, Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şerifmiş.

    Ancak bunda sizin bir kabahatiniz yok. Öncelikle Ayet-i Kerimeyi alıntıladıktan sonra O'(S.A.V.) ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERİLDİ. Deseydik sizde bunu anlamış olurdunuz. Bu hususda İnşaAllah eğer unutmaz isek, öncelikle delilini alıntı yapar, sonra size sunarız.

    ve önünüzde iki yol var

    Birinci yol HAK olanı bulduk ve itaat ederiz demeniz

    İkinci yol Hayatımızda böyle bir saçmalık duymadık deyip inkar etmeniz

    İnkar ettiğiniz şey, sizin KEVSER SAHİBİ ve RAHMET PINARI olan TEMEL'iniz olan O(SAV) EŞREFUL MAHLUKMU?????

    Hala inkarınızda sabitmisiniz...???


  16. 14.Kasım.2012, 23:42
    56
    İnşaAllah Devamlı Üye.
    Alıntı
    Güzel kardeşim benim içi kof sözlere karnım tok
    Demek kof sözlere karnınız tok.. Bakalım o kof dediğiniz sözler nelermiş...???

    Alıntı
    Zira o EŞREFUL MAHLUK ve derece olarak tüm mahlukatın RAHMET PINARI Zira O(SAV) RAB'binin RAHMET kaynağının tezahürü ve O(SAV) ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERİLDİ
    O(SAV) Hazreti Adem(AS)'mada RAHMET Zira O'da Peygamber Efendimiz(SAV)'in RAHMET PINARINDA hayat buldu

    O(SAV) Hazreti Süleyman(AS)'mada RAHMET Zira O'da Peygamber Efendimiz(SAV)'in RAHMET PINARINDA hayat buldu

    O(SAV) Hazreti Musa (AS)'mada RAHMET Zira O'da Peygamber Efendimiz (SAV)'in RAHMET PINARINDA hayat buldu

    O(SAV) Hazreti İsa (AS)'mada RAHMET Zira O'da Peygamber Efendimiz (SAV)'in RAHMET PINARINDA hayat buldu

    O(SAV) Daha nice Peygamber (AS)'mın da RAHMET PINARINDA hayat bulduğudur Zira HEPSİ ALEMLER İÇİNDE BİR ALEM ve hepsi RAHMET PINARI olan Peygamber Efendimiz(SAV)'mi biliyorlardı Her çağda RAB'bi MUHAMMED(SAV)'i överek onlara benim bir KULUM gelecek HEPİNİZE RAHMET olarak yarattım O'nu demiştir


    Sizin tarifinizle birinci kof söz..

    Kur'ân-ı Kerim » 21 / ENBİYÂ - 107

    Diyanet İşleri : (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.

    Bu söz kof çıkmadı sanırız... Ayet karşılığı.

    Gelelim diğer sözlere Bakalım onlarda kofluk varmı...???

    Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERİLDİ... Adem(A.S.) ise Peygamber Efendimiz(S.A.V.)'mden binlerce yıl sonra dünyaya teşrif ettiler. Peki bu durumda nasıl oluyorda Peygamber Efendimiz(S.A.V.) Alemlere Rahmet olabiliyor. Hadi diyelim ki Alemlere Rahmet olduda Adem(A.S.)'ma nasıl Rahmet olabiliyor. Hem Adem(A.S.) ve hemde O'nun çağından, kendi çağına ve gelecekte olacaklarada nasıl Rahmet olabiliyor....???

    Zahiren ve zahir hüküm verecekseniz, işte bu soru önünüze gelir.

    Biz işin zahirine göre hüküm veririz. Batını bizi ilgilendirmez dediğiniz an bittiğiniz andır. Mecburen bu durumda ayet-i Kerimeyi İnkara giderseniz ki; Bu durumdada bu ayeti kafanıza uydurmak için NESH etmeniz gerekir. Çünkü Ayet-i Kerime açık ve sarih. Zaman mefhumuda yok. Şu tarihten şu tarihe kadar da denmemiş. Yıldıza yemin olsun ki; battığı ana da denmemiş... Hemen başka bir ayet bulup bu ayetle NESH etmeniz gerekir. Ancak NESH kelimesini ağzınıza aldığınız anda. Zaten ayet-i Kerimeyi külliyen inkardan... Allah muhafaza.

    Zahiren düşündüğünüzde böyle bişey mümkün değil. O zaman Peygamber Efendimiz (S.A.V.) alemlere rahmet olarak gönderilmedi diyeceksiniz... Sadece kendi zamanına ve ölümüne kadar olacak zaman için gönderildi diyeceksiniz. Sonra alemler üzerindeki Rahmet'i Peygamber Efendimiz(S.A.V.) öldü diye tekrar Allahu Taala üzerine aldı diyeceksiniz. Sen öldün bundan sonra Alemlere Rahmet benim dedi diyeceksiniz... Öylemi.

    Şehitler diri ve bizim bilmediğimiz yönlerden rızıklanıyorlarda, Peygamber Efendimiz(S.A.V.) ölü öylemi.

    Zahiren ve Zahir düşünürseniz öyle. Ancak Zahiren ve Batın düşünecek olursanız.

    Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Alemlere Rahmet Olarak Gönderilmiştir. El hak. Zaman mefhumu yoktur. Rab'bim Alemlere demiş ise muhakkak O(S.A.V.) alemlere rahmet olarak gelmiştir. Ne oldu şimdi. Zahiren ve Batın.

    Devam edelim.

    Batınen ve Zahir; Allahu Taala'nın ilk yarattığı Peygamber Efendimiz (S.A.V.)'dir.

    Alıntı
    Gerçekte ilk yaratılan nur-u Muhammedî’dir. (Sünen-i Ebu Davud)
    Aclûnî, Cabir'den (ra) şöyle bir hadis nakletmektedir: "Babam anam yoluna...

    Peygamber Efendimiz(S.A.V.)'min yolu nedir...??? İSLAM.

    "Babam anam yoluna feda olsun ya Resulullah, Allah'ın eşyadan önce yarattığı ilk şeyin ne olduğunu bana haber ver" dedim: Resulullah (S.A.V.) şöyle dedi: Ey Cabir! Allah Teâlâ, eşyayı yaratmadan evvel kendi nurundan senin nebinin nurunu yarattı" Bu nur, Allah'ın dilediği şekilde onun kudretiyle deveran ediyordu. Bu vakitte, Levh, Kalem, Cennet, Cehennem, Mülk, Sema, Yer, Güneş, Ay, Cin ve İnsan ortalarda yoktu.

    Ne zaman ki Allah, mahlûkatı yaratmayı diledi; bu nuru dört parçaya böldü.

    Birinci bölümden kalemi, ikincisinden levh'i, üçüncüsünden de Arş'ı yarattı.

    Sonra da dördüncü bölümü tekrar dört parçaya ayırdı. Bunun ilk parçasından Hameletül Arş'ı, ikincisinden Kürsi'yi, üçüncüsünden de kalan melekleri yarattı.

    Sonra da dördüncü parçayı tekrar dört kısma ayırdı. Bunların ilkinden gökleri, ikincisinden yerleri; üçüncüsünden de Cennet'i ve Cehennem'i yarattı.

    Dördüncü kısmı tekrar dörde böldü. Birinci bölümle müminlerin gözlerinin nurunu, ikincisiyle marifetullah (Allah bilgisi) olan kalplerin nurunu, üçüncüsüyle de Kelime-i Tevhidi yarattı".

    Aclûnî'nin naklettiği bu hadisi Abdurrezzak, İbn Cabir'den rivayet etmiştir. Aclûnî, Mevahib'de de hadisin aynı şekilde rivayet edildiğini kaydetmektedir. (el-Aclûnî, Keşful-Hafâ)


    Batınen ve Zahir; Şimdi anlaşılabiliyormu...???

    Yoksa bu hadis-i Şerif uydurmadır mı diyeceksiniz....

    Batınen ve Zahir olana birebir karşılık geliyor, ihtaren söylemiş olalım biz yinede.

    Alıntı
    Şimdi TÜM MAHLUKAT'ın TEMELİ'ni inkar ile, RAB'binizin yaratma sanatını inkar ile iştigal edecekseniz şunu unutmayınız

    Biz bunun böyle olduğunu bilmiyorduk ve bize kimse bu hususda herhangi bir şey söylemedi diyemezsiniz

    Bu yazıyı okumadan önce bildiklerinizden sormulu idiniz ve AMELİNİZ NİYETİ'nize bağlıydı Şimdi bu yazıyı okuduktan sonra YARATMA SANATININ ZİRVESİ, EŞREFUL MAHLUK, İLK YARATILAN, TÜM ALEMLERİN TEMELİ'ni ve RAHMET PINARI KEVSER SAHİBİ'ni dahi MAKAM-ı MAHMUD'u inkar edecekseniz o tamamen sizin cüz-i iradenizle vermiş olduğunuz bir karar


    Ayet-i Kerime istediniz, Hadis-i Şerif istediniz.... Ne istediyseniz. İnşaAllah ve Biiznillah sunduk.

    Bunları inkar edebilirmisiniz...??

    Bu sözler sizin tabirinizle kof sözler değilmiş, Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şerifmiş.

    Ancak bunda sizin bir kabahatiniz yok. Öncelikle Ayet-i Kerimeyi alıntıladıktan sonra O'(S.A.V.) ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERİLDİ. Deseydik sizde bunu anlamış olurdunuz. Bu hususda İnşaAllah eğer unutmaz isek, öncelikle delilini alıntı yapar, sonra size sunarız.

    ve önünüzde iki yol var

    Birinci yol HAK olanı bulduk ve itaat ederiz demeniz

    İkinci yol Hayatımızda böyle bir saçmalık duymadık deyip inkar etmeniz

    İnkar ettiğiniz şey, sizin KEVSER SAHİBİ ve RAHMET PINARI olan TEMEL'iniz olan O(SAV) EŞREFUL MAHLUKMU?????

    Hala inkarınızda sabitmisiniz...???


  17. 15.Kasım.2012, 00:15
    57
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Bir Müslümanın sorusu cevap bulamadım yardım edin.

    Elhamdülillah kardeşim Allah razı olsun. uzattırmak istiyorlar konuyu ama burada kapatın bence. Çünkü ne yazarlarsa yazsınlar Battıkca batıyorlar. çünkü kendi delilleri yok.


  18. 15.Kasım.2012, 00:15
    57
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Elhamdülillah kardeşim Allah razı olsun. uzattırmak istiyorlar konuyu ama burada kapatın bence. Çünkü ne yazarlarsa yazsınlar Battıkca batıyorlar. çünkü kendi delilleri yok.





+ Yorum Gönder
Git İlk 245