Konusunu Oylayın.: Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz!!!

5 üzerinden 4.60 | Toplam : 5 kişi
Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz!!!
  1. 02.Kasım.2012, 06:49
    1
    Tarikatsiz
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Ekim.2012
    Üye No: 98181
    Mesaj Sayısı: 75
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz!!!






    Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz!!! Mumsema “Hüküm yalnız Allah’ındır.” (12:40)
    “O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.” (18:26)

    Bu ayetler göstermektedir ki Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz. Allah’ın elçisi bile olsa insanların kişisel görüşleri dinî hüküm olarak kabul edilemez. Aşağıdaki ayet bu gerçeğe destek niteliğindedir:
    “Hiçbir insanın, Allah’ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra insanlara: ‘Allah’ı bırakıp bana kul olun!’ demesi mümkün değildir. Bilakis şöyle der: Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabb’e hâlis kullar olunuz.” (3:79)

    Araf Suresi’nde inananların sadece Allah’ın Kitap’ına uyup, o kitabı takip etmeleri istenmektedir, diğer kitapları değil.
    “Bir kitaptır bu; sana indirildi, onunla uyarıda bulunasın diye ve inananlar için bir öğüt ve düşündürme olarak... O halde, bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun berisinden birtakım velilerin ardına düşmeyin. Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!” (7:2-3)

    Peki bu duruma GAVSLAR ve NAZ MAKAMINDAKİLER ne diyecekler acaba???


  2. 02.Kasım.2012, 06:49
    1
    Tarikatsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    “Hüküm yalnız Allah’ındır.” (12:40)
    “O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.” (18:26)

    Bu ayetler göstermektedir ki Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz. Allah’ın elçisi bile olsa insanların kişisel görüşleri dinî hüküm olarak kabul edilemez. Aşağıdaki ayet bu gerçeğe destek niteliğindedir:
    “Hiçbir insanın, Allah’ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra insanlara: ‘Allah’ı bırakıp bana kul olun!’ demesi mümkün değildir. Bilakis şöyle der: Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabb’e hâlis kullar olunuz.” (3:79)

    Araf Suresi’nde inananların sadece Allah’ın Kitap’ına uyup, o kitabı takip etmeleri istenmektedir, diğer kitapları değil.
    “Bir kitaptır bu; sana indirildi, onunla uyarıda bulunasın diye ve inananlar için bir öğüt ve düşündürme olarak... O halde, bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun berisinden birtakım velilerin ardına düşmeyin. Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!” (7:2-3)

    Peki bu duruma GAVSLAR ve NAZ MAKAMINDAKİLER ne diyecekler acaba???


    Benzer Konular

    - Ölen bir kimse adına yetkili olan kimse onun kefenini güzelinden yapsın

    - Temettü haccına niyet etmiş olan bir kimse, umreyi kendi adına, haccı da başkası adına veya haccı

    - Hac (yaptırıvermek) için vasi tayin olunan kimse, başkasını hacca göndermeyip, kendisi (ölen kimse a

    - Hacc suresi 56. ayet: O gün, mülk Allah'ındır. İnsanlar arasında hüküm verir. (Bu hüküm gereği) iman

    - Ölen kimse adına da kurban kesilebilir mİ?

  3. 02.Kasım.2012, 10:05
    2
    TEKE TEK
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ekim.2012
    Üye No: 98093
    Mesaj Sayısı: 118
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: İSTANBUL

    Cevap: Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz!!!




    güzel bir paylaşım teşekkürler...İslam ı yaşarken yaptığımız en büyük yanlış, Allah ın verdiği hükümlerine, edindiğimiz yanlış itikatların etkisiyle, elçisini de ortak etmeye çalışmamız olmuştur. Bu yanlışı yapmamızın en büyük nedeni de, bizlerin Kur’an ile arasına girenleri, sorgulamadan kabul etmemizdir.

    Allah açıkça hüküm verdiği ve HÜKÜM YALNIZ ALLAH INDIR dediği halde, Allah ın bu hükmünü görmezden gelmemiz, bizleri rivayetlerin ve sanının peşi sıra gitmemizi sağlamıştır.
    Bakın Yaradan, hükmünü nasıl bu konuda açıkça vermiş ve bizlere iletmiş.

    Enam 57:
    De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah’ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

    Demek ki Allah ın elçisi de, Allahın gönderdiği delillere dayandığını, onun dışına çıkmadığını, hükmü yalnız Allah ın verdiğini, doğru hüküm veren yalnız Allah olduğunu, çok açık bir şekilde anlatıyor.
    Maide suresi 44. ayette de Allah bizleri uyararak bakın ne söylüyor?
    (Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.)

    Buradan da anlaşılıyor ki, hem peygamberimiz, hem de ondan sonra devleti yönetenler, yalnız ve yalnız Allah ın Kur’an da hüküm verdiği ile topluma hükmetmesi gerektiği apaçık anlaşılıyor. Bu durumda peygamberimiz Kur’an ın hükmetmediği bir konuda sizce hüküm verebilir mi, bu kadar açık ayetler varken?
    Peygamberimiz de, Allah ın Kur’an da vermediği hükümleri verme yetkisi vardır diye iddia edenlere, aşağıda ki ayeti de hatırlattığımda, hala inat ediyorlarsa, onlara söyleyecek sözümüz yok demektir.

    Hakka
    44; Eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi,
    45 Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık.
    46 Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.

    Ayette Allah ın elçisini, apaçık nasıl dikkatini çektiğini anlamaya çalışmayanlara gözlerini, kulaklarını, gönüllerini kapatanlara ne yapılabilir ki? Allah sizlere inancınızı, imtihanınızı yaşamak adına gönderdiğim kitaba elçim, asla hiç bir şey ilave edemez, bunu sakın unutmayın diyor bizlere. Bunu anlamamakta ısrar edip, Kur’an dan hurafe inançlarına delil aramak adına, kelimelerin ardı sıra anlamlar çıkartıp, gönüllerini perdeleyenlere yapacak hiç bir şey yok demektir.

    Enam suresi 19. ayette Allah elçisine deki onlara diyerek, bakın bizlere ne söylemesini emrediyor.

    (Bu Kuran bana vahyolundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım.)

    Sizce her şey çok açık değil mi? Yine Araf suresi 3. ayetinde;

    Araf
    3: (Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O’ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

    Enam suresi 50. ayetinde;

    (Yalnız bana vah yedilene uyarım ben!”)

    Her şey o kadar açık ve net bizlere iletildiği halde bizler, bu gerçekleri perdeleyerek, ne yani peygamberimiz postacımıydı deme saygısızlığını gösterebiliyoruz. Bunu söyleyenlere şunu sormak gerekmez mi, ne yani peygamberimiz Yüce Rabbin hüküm ortağımıydı? Bunu üzülerek yazıyorum, ama ne yazık ki bunlar günümüzün acı gerçekleri.

    Bu konuda, yine Kur’an a bakmaya devam edelim. Allah bakın açıkça hükmün kendisinde olduğunu, nasıl bizleri uyararak söylüyor.

    Enam
    62: Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülürler. Bilesiniz ki hüküm yalnız O’nundur ve O hesap görenlerin en çabuğudur.

    Maide
    49: (Sana şu talimatı verdik): Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma. Allah’ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamalarına dikkat et. Eğer (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak, günahlarının bir kısmını onların başına bela etmek ister. İnsanların birçoğu da zaten yoldan çıkmışlardır.

    Bu iki ayetten de anlaşıldığı gibi, hüküm yalnız Allah ın dır, onu uygulamak ve topluma Allah ın hükümleri ile hükmetmek, peygamberimizin ve devleti yönetenlerin görevidir. Zaten Allah Kefh suresi 26. ayetinde bakın ne diyor bizlere.

    (Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz.)

    Allah Kur’an da, biz her şeyden nice örnekler verdik diyorsa, elçisine verdiği görevin tanımını da yapmıştır. Gelin şimdide ona bakalım. Acaba Allah elçisine, nasıl bir görev vermiş?

    Ahkaf
    9: De ki: “Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Bana vahye dilenden başkasına da uymam! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim.

    Enam 48:
    Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar
    olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar
    mahzun da olacak değillerdir.

    Ankebut 18:
    “Eğer yalanlarsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı. Resule de düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir.

    Ahzap 45-46:
    Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.

    Ankebut 50:
    Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”

    Ne dersiniz, Allah ın elçisine verdiği görev ve sorumluluk, sizce çok açık anlatılmamış mı? Anlatılmış ise, bizlerin yaptığı bu yanlışı nasıl açıklayabiliriz? Bu hatanın sonucunu tahmin eden var mı? Hiç sanmıyorum, bunun farkında olabilseydik, her saniyemizi Rahman dan özür dilemekle geçirirdik.

    Allah bir ayetinde Kurtuluşa erenlerden bahseder ve bakın bu kurtuluşa erenlerin, kimler olduğunu söyler bizlere.

    Bakara 5.
    İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.

    Bu ayet üzerinde lütfen dikkatle düşünelim. Eğer hidayete erenlerden olmak istiyorsak hurafenin, sanı bilgilerin ardından değil, Allah katından gelen, FURKAN ın, doğru ile eğriyi ayıran Kur’an ın peşi sıra gidenlerden olalım. Çünkü Allah emin olmadığımız bilgilerin ardı sıra gitmeyin diye, bizleri nasıl uyarıyordu hatırlayalım.

    İsra 36:
    Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.

    Allah o kadar güzel uyarıyor ki bizleri, aklını zerre kadar kullanan, her şeyi çok açık anlayacaktır. Kur’an ı kendi koruması altına aldığını söyleyen Yaradan, yalnız ve yalnız Kur’an ın peşi sıra gitmemizi apaçık anlatıyor. Daha da ileri giderek, Kur’an ile yetinmeyenlere, atalarının yanlış itikatlarına, hurafelerine iman etmeye devam edenleri de uyarıp, bakın ne söylüyor.

    Ankebut 51:
    Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.

    Araf 185:
    Allah’ın göklerdeki ve yerdeki mülkiyet ve tasarrufuna, Allah’ın yaratmış olduğu herhangi bir şeye ve ecellerinin gerçekten yaklaşmış olması ihtimaline hiç bakmadılar mı? Artık bu Kur’ân’dan sonra başka hangi söze inanacaklar.

    Evet, Rabbim ne yazık ki, bugün biz Müslümanların büyük çoğunluğu, Kur’an ı yeterli görmüyor ve Kur’an da her şey yoktur, özet bilgiler vardır diyoruz. Ne olursun affet bizleri. Daha da ileri giderek, İslam ı daha iyi anlayabilmeleri ve yaşayabilmeleri için, beşeri kitaplara yönlendiriyorlar toplumu. Böylece Kur’a ile toplumun arasına girilmiş oluyor.

    Verecek o kadar çok örnekler var ki Kur’an dan. Bizlere düşen Allahtan başka VELİ edinmeden, Kur’an ile aramıza asla kimseyi sokmadan, ondan yararlanmak olmalıdır. Elbette her bilgiden ve âlim kişilerden faydalanmalıyız. Bunda hiç şüphe yok. Çünkü her insan aynı kapasitede değildir, araştırmalı ve daha iyi anlamak adına çaba göstermelidir. Ama önce Allah ın yemin ederek kolaylaştırdığı, Kur’an a bakmalı ve onu anlamaya bizzat çaba harcamalıdır.
    Allah Zühruf suresi 44. ayetinde bakın ne diyor.

    (Doğrusu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.)

    Yaradan bizleri Kur’an dan sorumlu tutacağını söylüyorsa, sizce bizleri ilgilendiren, muhkem ayetleri anlaşılması zor olarak Kur’an da bizlere gönderip, daha sonrada sorumlu tutar mı? İnanın ne söylediğimizi bilmiyoruz. Daha da kötüsü, nasıl yanlış itikatların peşi sıra gittiğimizin ise, hiç farkında değiliz.

    Gelin Kur’an ı anlayarak, bilerek, üzerinde düşünerek her gün bolca okuyalım. Allah ayetleri okuyup, anlayanların gönül gözünü açarım diyorsa, bizlere düşen biraz çaba göstermek olmalıdır. Birilerinin söylemlerinin peşi sıra giderek, imtihan olunmaz. Eğer imtihan olduğumuzu biliyor ve inanıyorsanız, lütfen Allah ın rehberini bir öğrenci misali anlayarak ve düşünerek okuyalım dersimizi çalışalım. Bakın her şeyin o zaman, nasıl çok daha farklı olduğunu göreceksiniz.

    Dilerim cümlemizin gönül gözleri açık, gözleri ve kulakları perdelenmemiş, Rabbin halis kulları arasında oluruz.


  4. 02.Kasım.2012, 10:05
    2
    Üye



    güzel bir paylaşım teşekkürler...İslam ı yaşarken yaptığımız en büyük yanlış, Allah ın verdiği hükümlerine, edindiğimiz yanlış itikatların etkisiyle, elçisini de ortak etmeye çalışmamız olmuştur. Bu yanlışı yapmamızın en büyük nedeni de, bizlerin Kur’an ile arasına girenleri, sorgulamadan kabul etmemizdir.

    Allah açıkça hüküm verdiği ve HÜKÜM YALNIZ ALLAH INDIR dediği halde, Allah ın bu hükmünü görmezden gelmemiz, bizleri rivayetlerin ve sanının peşi sıra gitmemizi sağlamıştır.
    Bakın Yaradan, hükmünü nasıl bu konuda açıkça vermiş ve bizlere iletmiş.

    Enam 57:
    De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah’ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

    Demek ki Allah ın elçisi de, Allahın gönderdiği delillere dayandığını, onun dışına çıkmadığını, hükmü yalnız Allah ın verdiğini, doğru hüküm veren yalnız Allah olduğunu, çok açık bir şekilde anlatıyor.
    Maide suresi 44. ayette de Allah bizleri uyararak bakın ne söylüyor?
    (Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.)

    Buradan da anlaşılıyor ki, hem peygamberimiz, hem de ondan sonra devleti yönetenler, yalnız ve yalnız Allah ın Kur’an da hüküm verdiği ile topluma hükmetmesi gerektiği apaçık anlaşılıyor. Bu durumda peygamberimiz Kur’an ın hükmetmediği bir konuda sizce hüküm verebilir mi, bu kadar açık ayetler varken?
    Peygamberimiz de, Allah ın Kur’an da vermediği hükümleri verme yetkisi vardır diye iddia edenlere, aşağıda ki ayeti de hatırlattığımda, hala inat ediyorlarsa, onlara söyleyecek sözümüz yok demektir.

    Hakka
    44; Eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi,
    45 Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık.
    46 Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.

    Ayette Allah ın elçisini, apaçık nasıl dikkatini çektiğini anlamaya çalışmayanlara gözlerini, kulaklarını, gönüllerini kapatanlara ne yapılabilir ki? Allah sizlere inancınızı, imtihanınızı yaşamak adına gönderdiğim kitaba elçim, asla hiç bir şey ilave edemez, bunu sakın unutmayın diyor bizlere. Bunu anlamamakta ısrar edip, Kur’an dan hurafe inançlarına delil aramak adına, kelimelerin ardı sıra anlamlar çıkartıp, gönüllerini perdeleyenlere yapacak hiç bir şey yok demektir.

    Enam suresi 19. ayette Allah elçisine deki onlara diyerek, bakın bizlere ne söylemesini emrediyor.

    (Bu Kuran bana vahyolundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım.)

    Sizce her şey çok açık değil mi? Yine Araf suresi 3. ayetinde;

    Araf
    3: (Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O’ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

    Enam suresi 50. ayetinde;

    (Yalnız bana vah yedilene uyarım ben!”)

    Her şey o kadar açık ve net bizlere iletildiği halde bizler, bu gerçekleri perdeleyerek, ne yani peygamberimiz postacımıydı deme saygısızlığını gösterebiliyoruz. Bunu söyleyenlere şunu sormak gerekmez mi, ne yani peygamberimiz Yüce Rabbin hüküm ortağımıydı? Bunu üzülerek yazıyorum, ama ne yazık ki bunlar günümüzün acı gerçekleri.

    Bu konuda, yine Kur’an a bakmaya devam edelim. Allah bakın açıkça hükmün kendisinde olduğunu, nasıl bizleri uyararak söylüyor.

    Enam
    62: Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülürler. Bilesiniz ki hüküm yalnız O’nundur ve O hesap görenlerin en çabuğudur.

    Maide
    49: (Sana şu talimatı verdik): Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma. Allah’ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamalarına dikkat et. Eğer (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak, günahlarının bir kısmını onların başına bela etmek ister. İnsanların birçoğu da zaten yoldan çıkmışlardır.

    Bu iki ayetten de anlaşıldığı gibi, hüküm yalnız Allah ın dır, onu uygulamak ve topluma Allah ın hükümleri ile hükmetmek, peygamberimizin ve devleti yönetenlerin görevidir. Zaten Allah Kefh suresi 26. ayetinde bakın ne diyor bizlere.

    (Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz.)

    Allah Kur’an da, biz her şeyden nice örnekler verdik diyorsa, elçisine verdiği görevin tanımını da yapmıştır. Gelin şimdide ona bakalım. Acaba Allah elçisine, nasıl bir görev vermiş?

    Ahkaf
    9: De ki: “Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Bana vahye dilenden başkasına da uymam! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim.

    Enam 48:
    Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar
    olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar
    mahzun da olacak değillerdir.

    Ankebut 18:
    “Eğer yalanlarsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı. Resule de düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir.

    Ahzap 45-46:
    Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.

    Ankebut 50:
    Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”

    Ne dersiniz, Allah ın elçisine verdiği görev ve sorumluluk, sizce çok açık anlatılmamış mı? Anlatılmış ise, bizlerin yaptığı bu yanlışı nasıl açıklayabiliriz? Bu hatanın sonucunu tahmin eden var mı? Hiç sanmıyorum, bunun farkında olabilseydik, her saniyemizi Rahman dan özür dilemekle geçirirdik.

    Allah bir ayetinde Kurtuluşa erenlerden bahseder ve bakın bu kurtuluşa erenlerin, kimler olduğunu söyler bizlere.

    Bakara 5.
    İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.

    Bu ayet üzerinde lütfen dikkatle düşünelim. Eğer hidayete erenlerden olmak istiyorsak hurafenin, sanı bilgilerin ardından değil, Allah katından gelen, FURKAN ın, doğru ile eğriyi ayıran Kur’an ın peşi sıra gidenlerden olalım. Çünkü Allah emin olmadığımız bilgilerin ardı sıra gitmeyin diye, bizleri nasıl uyarıyordu hatırlayalım.

    İsra 36:
    Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.

    Allah o kadar güzel uyarıyor ki bizleri, aklını zerre kadar kullanan, her şeyi çok açık anlayacaktır. Kur’an ı kendi koruması altına aldığını söyleyen Yaradan, yalnız ve yalnız Kur’an ın peşi sıra gitmemizi apaçık anlatıyor. Daha da ileri giderek, Kur’an ile yetinmeyenlere, atalarının yanlış itikatlarına, hurafelerine iman etmeye devam edenleri de uyarıp, bakın ne söylüyor.

    Ankebut 51:
    Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.

    Araf 185:
    Allah’ın göklerdeki ve yerdeki mülkiyet ve tasarrufuna, Allah’ın yaratmış olduğu herhangi bir şeye ve ecellerinin gerçekten yaklaşmış olması ihtimaline hiç bakmadılar mı? Artık bu Kur’ân’dan sonra başka hangi söze inanacaklar.

    Evet, Rabbim ne yazık ki, bugün biz Müslümanların büyük çoğunluğu, Kur’an ı yeterli görmüyor ve Kur’an da her şey yoktur, özet bilgiler vardır diyoruz. Ne olursun affet bizleri. Daha da ileri giderek, İslam ı daha iyi anlayabilmeleri ve yaşayabilmeleri için, beşeri kitaplara yönlendiriyorlar toplumu. Böylece Kur’a ile toplumun arasına girilmiş oluyor.

    Verecek o kadar çok örnekler var ki Kur’an dan. Bizlere düşen Allahtan başka VELİ edinmeden, Kur’an ile aramıza asla kimseyi sokmadan, ondan yararlanmak olmalıdır. Elbette her bilgiden ve âlim kişilerden faydalanmalıyız. Bunda hiç şüphe yok. Çünkü her insan aynı kapasitede değildir, araştırmalı ve daha iyi anlamak adına çaba göstermelidir. Ama önce Allah ın yemin ederek kolaylaştırdığı, Kur’an a bakmalı ve onu anlamaya bizzat çaba harcamalıdır.
    Allah Zühruf suresi 44. ayetinde bakın ne diyor.

    (Doğrusu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.)

    Yaradan bizleri Kur’an dan sorumlu tutacağını söylüyorsa, sizce bizleri ilgilendiren, muhkem ayetleri anlaşılması zor olarak Kur’an da bizlere gönderip, daha sonrada sorumlu tutar mı? İnanın ne söylediğimizi bilmiyoruz. Daha da kötüsü, nasıl yanlış itikatların peşi sıra gittiğimizin ise, hiç farkında değiliz.

    Gelin Kur’an ı anlayarak, bilerek, üzerinde düşünerek her gün bolca okuyalım. Allah ayetleri okuyup, anlayanların gönül gözünü açarım diyorsa, bizlere düşen biraz çaba göstermek olmalıdır. Birilerinin söylemlerinin peşi sıra giderek, imtihan olunmaz. Eğer imtihan olduğumuzu biliyor ve inanıyorsanız, lütfen Allah ın rehberini bir öğrenci misali anlayarak ve düşünerek okuyalım dersimizi çalışalım. Bakın her şeyin o zaman, nasıl çok daha farklı olduğunu göreceksiniz.

    Dilerim cümlemizin gönül gözleri açık, gözleri ve kulakları perdelenmemiş, Rabbin halis kulları arasında oluruz.


  5. 02.Kasım.2012, 12:57
    3
    RedveKabul
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ekim.2012
    Üye No: 98274
    Mesaj Sayısı: 118
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz!!!

    Allah razı olsun, çok önemli bir konuya değinmişsiniz. Ümmetin ihtilaflarda boğulmasının ana sebeplerinden biridir bu mesele.

    Allah bir otorite Peygamber de O'nun eksik bıraktıklarını tamamlayan ikinci bir otorite değildir. Allah kelamı ile Peygamber dahi olsa kul kelamını eşitleyemeyiz. Allah kelamı ile kul kelamı arasında çok keskin bir sınır vardır. Maalesef bu sınıra riayet etmeyip ikisini de eşitleyenleri hatta işi daha da ileriye götürerek hadislerle Allah'ın ayetlerini tahsis edenleri görüyoruz. Kuran'ın platformlar üstü konumu alaşağı etmek suretiyle Tevhid akidesini zedelediklerinin farkına varamıyorlar bazı kardeşlerimiz.

    Bunlar demekle Allah Rasulünün sünnetini asla inkar ediyor değiliz. Kuran evrensel ilahi mesaj, Nebevi sünnet ise onun uygulanmış örneğidir. Bu anlamda ayrılmaz ikilidirler. Kuraniyyun ya da mealcilik, ifrattır. Sünneti vahiyle eş görme de tefrit. Rabbimiz bizleri sürekli bu aşırı uçlardan sakındırır ve orta yolu/sırat-ı mustakimi tavsiye eder. O halde bizlere düşen iki uç arasında gidip gelmek değil orta yolu tutmaktır.

    Din'i Allah'a has kılmak, haram ve helal belirlemeyi de ancak Allah'a tahsis etmek demektir. Din'in sahibi Allah'tır hükmetme de sadece O'nundur ve hükmünde hiç kimseyi ortak etmez. Allah'ı Tevhid yani birleme de zaten budur. Yoksa Peygamber de haram ve helal koyar demek ancak hristiyanlıkta vardır.


  6. 02.Kasım.2012, 12:57
    3
    RedveKabul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Allah razı olsun, çok önemli bir konuya değinmişsiniz. Ümmetin ihtilaflarda boğulmasının ana sebeplerinden biridir bu mesele.

    Allah bir otorite Peygamber de O'nun eksik bıraktıklarını tamamlayan ikinci bir otorite değildir. Allah kelamı ile Peygamber dahi olsa kul kelamını eşitleyemeyiz. Allah kelamı ile kul kelamı arasında çok keskin bir sınır vardır. Maalesef bu sınıra riayet etmeyip ikisini de eşitleyenleri hatta işi daha da ileriye götürerek hadislerle Allah'ın ayetlerini tahsis edenleri görüyoruz. Kuran'ın platformlar üstü konumu alaşağı etmek suretiyle Tevhid akidesini zedelediklerinin farkına varamıyorlar bazı kardeşlerimiz.

    Bunlar demekle Allah Rasulünün sünnetini asla inkar ediyor değiliz. Kuran evrensel ilahi mesaj, Nebevi sünnet ise onun uygulanmış örneğidir. Bu anlamda ayrılmaz ikilidirler. Kuraniyyun ya da mealcilik, ifrattır. Sünneti vahiyle eş görme de tefrit. Rabbimiz bizleri sürekli bu aşırı uçlardan sakındırır ve orta yolu/sırat-ı mustakimi tavsiye eder. O halde bizlere düşen iki uç arasında gidip gelmek değil orta yolu tutmaktır.

    Din'i Allah'a has kılmak, haram ve helal belirlemeyi de ancak Allah'a tahsis etmek demektir. Din'in sahibi Allah'tır hükmetme de sadece O'nundur ve hükmünde hiç kimseyi ortak etmez. Allah'ı Tevhid yani birleme de zaten budur. Yoksa Peygamber de haram ve helal koyar demek ancak hristiyanlıkta vardır.


  7. 02.Kasım.2012, 21:55
    4
    ELHAMDULİLLAH
    İnşaAllah Devamlı Üye.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Eylül.2012
    Üye No: 97696
    Mesaj Sayısı: 454
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz!!!

    Alıntı
    Peki bu duruma GAVSLAR ve NAZ MAKAMINDAKİLER ne diyecekler acaba???


    İddiamız ne.? Hemen O'na bakalım

    Alıntı
    Bu ayetler göstermektedir ki Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz Allah’ın elçisi bile olsa insanların kişisel görüşleri dinî hüküm olarak kabul edilemez Aşağıdaki ayet bu gerçeğe destek niteliğindedir:


    Din RAB'bimin dini. O Allah ki; Ancak HÜKMÜ'nü bildirir

    Peki İddia neydi.? Allah adına hiç kimse, RASUL'üde olsa DİN adına HÜKÜM KOYAMAZ. Hükmü kim koyarmış.? Allahu Taala, Ya RASUL'ü hüküm koyamazmıymış.? asla. İddia bu çünkü. Peki Allah Rasul'ü din adına hüküm koyamaz ise, O halde HÜKMEDEN ve HÜKÜM koyan Sadece Allahu Taala olur din adına. Zahire hiç gerek yok. O halde gidin din adına hükmünüzü Allahu Taaladan alın

    Vasıtasız nasıl bilelim biz Allahu Taalayı.?

    Ne lazım size

    Vasıta

    Vasıta derken.?

    Zahiren bize hükmü koyacak ve tarif edecek biri. Biz BATIN EHLİ DEĞİLİZ Kİ;

    Alıntı
    Diyanet İşleri (eski) De ki: Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O, ne mükemmel görendir! O ne mükemmel işitendir! İnsanların O'ndan başka dostu yoktur. O, hiç kimseyi hükümranlığa ortak kılmaz.
    Hükümranlığa ortak kılmış olsa, MÜKEMMEL GÖRMEYEN, MÜKEMMEL DUYMAYAN birinin korumasına bırakmış olsa o ASHAB'ı Bir anlık dalgınlık o ashabın sonu olur ki; O'nun koruması sadece Rab'bimin indindedir. Zira o asla bir an bile gaflette olan değildir

    Neye ortak kılmazmış. Hükümranlığa. Neden kılmazmış. Gaybı bilirmiş, Mükemmel Görürmüş, Mükemmel İşitirmiş, İnsanların dostuymuş Ama hiç kimseye hükümranlık vermezmiş. Çünkü O'na denk bir varlık yokmuş

    Allahu Taala, Kıyamdan, Rüku'dan, secdeden, tahiyattan bahseder Kur'an-ı Kerimde. Hatta Vakitlerden de bahseder. Bir takım aklı evvellerde üç vakit var der, beş vakitlik namaz için. Gözlerinin önünde örnek varken üstelik. Kılamazlar Namazı'da Peygamber Efendimizden HÜKÜM beklerler. ŞÖYLE KILIN diye. Yoksa namaz nasıl kılınıyordu biliyorlardı da, Rab'bim Peygamber (S.A.V.) göndererek fuzuli ve boş işlerlemi iştigal etti.?

    Peki bu Ayet-i Kerime ne demek istiyor bu durumda.?

    Diyanet İşleri (eski) Allah'ı bırakıp taptığınız, sizin ve babalarınızın adlandırdığı putlardan başka bir şey değildir. Allah onların doğru olduğuna dair bir delil indirmemiştir. Hüküm vermek ancak Allah'a aittir; kendisinden başkasına değil, O'na tapmanızı emretmiştir. Bu, dosdoğru dindir, fakat insanların çoğu bilmezler

    Birileri Allahu Taala'yı bırakıp babalarının ve kendilerinin adlarını verdikleri bir takım putlara tapıyorlarmış. Allahu Taala'da biz O'nların Rab olduğuna dair size bir delil sunmadık diyor. Neden diyor.? Çünkü biz bulduğumuzla hükümlendik derlerse, O bulduğunuz benim hükümlerimden değildi, eğer öyle ise delilinizi getirin diyecek. Yok eğer delile malik değilseniz ve bu hususda ısrarcı iseniz, o durumda YALANCI KAFİRLER'densiniz diyecek

    Hüküm vermek Ancak Allahu Taala'ya aitse, İnsanın verdiği hüküm batıldır. Eğer İnsanın verdiği hüküm batıl ise, dini kavrayacak bir hale vakıf değildir. Dini kavrayacak bir hale vakıf değilse, Dindende sorumlu olmaz. Olamaz. Eğer dindende sorumlu değilse. Allah Muhafaza
    l
    Peki Ayet-i Kerimedeki mana bumu.? Tabiki değil

    Peki Nedir. Hüküm vermek Allahu Taalaya aittir. O hükmü verir. O Kadar. Ondan sonrası içinde, RAHMET'ten olmak üzere, Peygamberler(A.S.) gönderir ve hükmüm bu tavsiye et der. Neden.? Çünkü İNSAN'lar hükmü Zahiren bilecekler. Gayb bir alemde hükmü zahiren bilecekler. Arada vasıta olmaksızın, hükmü zahiren bilemeyecekler

    Yine anlamadık. Daha açık bir ifadeyle açalım o halde

    Elmalılı Hamdi Yazır O gün ki kimse kimse için bir şey'e mâlik olmaz, emir o gün yalnız Allahındır

    O GÜN. Mizan'da. Kıyamet gerçekleşmiş, kabirlerden kalkmışız, huzuru ilahideyiz ve HÜKÜM vaktidir

    Mahkeme-i Kübra kurulduğu gün. O gün ki; Kimse, kimse için bir şey'e malik olmaz. Malik oldukları bişey varsa O'da kendileri içindir. Benim babam Peygamber(S.A.V.)'di. Torpil olurmu.? Torpil mi.? Yok öyle bişey. O gün herkes kendi hesabını verir. Hesabı verdi. NAMAZ NİYAZ İBADET TAAT tamam. Tamam ama ŞEFAAT gerekiyor bu hususda. İşte orada Rab'bi Habib'ine bu KUL hakkında hüküm bellidir. ŞEFAAT edermisiniz der. O'da ÜMMETİ için RAB'binin HAK olan HÜKMÜ'ne ŞAHİDLİK eder. Zira O GÜN HÜKÜM YALNIZ ALLAHINDIR

    Bu gün hüküm bizdedir. Bu gün biz hükmederiz. Cüz-i İrademizle, Düşünürüz, Tefekkür Ederiz, Akletmeye çalışırız. Hükmü yerine getirmek yada getirmemek için hükmederiz. Biz dahi bu yazıyla yalnış anlaşılabilirmiyiz diye korkarız. Ancak bu kadar açık yazdıktan sonra, İnşaAllah yalnış anlaşılan bir yazı yazmamış oluruz

    Son kez son bir satırla özetleyelim İnşaAllah. Allahu Taala Hükmünü koyar. ALLAH İNDİNDE DİN İSLAMDIR der. Sonra Peygamberi(S.A.V.) hükmü açar. İnsanlara İSLAM'ın şartlarının nasıl tatbik edileceğini anlatır ki; anlasınlarda sorumlu olsunlar. Anlamayan için zaten bir sorumluluk yok. Anlamamaya gayret eden veya iman nurunu şirk karanlığında boğmaya kalkanlar müstesna.

    Kur'an-ı Kerim Ali İmran 79 Ayet-i Kerime

    Elmalılı Hamdi Yazır Hiç bir beşer için o salâhiyyet yoktur ki Allah ona kitab versin, hüküm versin, Peygamberlik versin de o sonra insanlara Allahdan beride bana kul olun diyebilsin, ve lâkin kitab ta'lim etmekte olduğunuz ve ders alıb vermekte bulunduğunuz için rabbanîler olunuz der

    Alıntı
    Hiç bir beşer için o salâhiyyet yoktur ki
    İstisna kabul edilmiyor burada.. HİÇ BİR BEŞER için.. Selahiyet yoktur ki; Selahiyet olması için vazifeli olması, görevlendirme alması gerekir. O halde görevli birinden bahisle devam edecek Ayet-i Kerime ve HİÇ BİR'den kasıt'da O GÖREVLİ'LER yani çoğullar için geçerli olacak

    Allah ona kitab versin, hüküm versin, Peygamberlik versin de Allahu Taala verecek öncelikle. Ne verecek.?
    Hükmünü Açık Delillerle bildirdiği bir nüsha

    Bu nüsha'da ne var.?

    Hükümleri.

    Ve. Peygamberlik versin. Aynı anda. Hükmünü bildirdiği anda. Peygamberliği sunuyor. Oku, Seni Yaradan Rab'binin adıyla Oku

    Diyanet İşleri (eski) Yaratan Rabbinin adıyla oku! Kulum diyor YA HU. Seni ben yarattım, senin Rab'bin benim diyor
    Elmalılı Hamdi Yazır İnsanı bir alaktan yarattı Şeytan ve Yarenini yaratmaya şahit tutmadım. Ancak bak Ey Muhammed(S.A.V.) Rab'binle geçen günleri hatırla.... Sana yaratmayı anlatıyorum. O İNSAN'ı ALAKTAN, YARATTI.
    Elmalılı Hamdi Yazır Oku, o keremine nihayet olmayan rabbındır. Oku, O öyle bir RAB'dir ki; KEREM'en kalbine Vahyettiği nihayetsizdir. O öylece sana öğretiyor. Nakşettiğide asla silinmeksizin
    Elmalılı Hamdi Yazır Kalem ile öğreten de
    Elmalılı Hamdi Yazır O insana bilmediği şeyleri öğretti
    Elmalılı Hamdi Yazır Sakın okumamak etme, çünkü insan muhakkak tuğyan eder Oku; sakın okumamak etme, İsyan edersin. Kalbine ineni Oku. Tekrar et. Tesbih et. Ancak kalbine ineni dilin ile tekrarlamaya çalışma, bocalarsın. Yetişemezsin
    Elmalılı Hamdi Yazır Kendini müstağni görmekle Bildiğim haktır deme sakın. Kendini okuduklarından müstağni görme
    Elmalılı Hamdi Yazır Her halde nihayet rabbınadır dönüş RAB'bine döndürülüyorsun. Dönüşün O'nadır
    Elmalılı Hamdi Yazır Baksan a o nehyedene Senden önce geleni tahrip ettikleri dini, NEHYEDEN RAB'bine tabi ol. Zira o NEHYEDEN'dir. O'nun ayetlerini NEHYEDEN'ler gibi değildir. Tahrip edenler gibi değildir


    Alıntı
    Araf Suresi’nde inananların sadece Allah’ın Kitap’ına uyup, o kitabı takip etmeleri istenmektedir, diğer kitapları değil
    “Bir kitaptır bu; sana indirildi, onunla uyarıda bulunasın diye ve inananlar için bir öğüt ve düşündürme olarak O halde, bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun berisinden birtakım velilerin ardına düşmeyin Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!” (7:2-3)


    Bakalım RAB'bimizden bize indirilen ne imiş.? Ve O'nun berisinden bir takım velilerin ardı derken kimmiş o ardına düşülenler.?

    VELİLER'den başlayalım. Rab'bimizin bize indirdiği VELİLER'den.

    Alıntı
    Peki bu duruma GAVSLAR ve NAZ MAKAMINDAKİLER ne diyecekler acaba???


    Elmalılı Hamdi Yazır Sizin veliniz evvel Allah, sonra Resulü, sonra o iyman etmiş olanlardır ki namaza devam ederler ve rükû' halinde zekât verirler.

    Bizim Velimiz Evvel Allahu Taalaymış.

    Sonra.?

    Resulü,

    Sonra.?

    O İman etmiş olanlardır ki;

    Nasıl iman etmiş olacaklarmış.?

    namaza devam ederler ve rükû' halinde zekât verirler

    Peygamber(S.A.V.)'min varislerinden bahsediliyor. Hem NAMAZ'larında sebatkar olacaklar. Hemde Zekat verirken, Zekatın kendilerini temizlediğini bilecek ve toprak gibi olacaklar


  8. 02.Kasım.2012, 21:55
    4
    İnşaAllah Devamlı Üye.
    Alıntı
    Peki bu duruma GAVSLAR ve NAZ MAKAMINDAKİLER ne diyecekler acaba???


    İddiamız ne.? Hemen O'na bakalım

    Alıntı
    Bu ayetler göstermektedir ki Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz Allah’ın elçisi bile olsa insanların kişisel görüşleri dinî hüküm olarak kabul edilemez Aşağıdaki ayet bu gerçeğe destek niteliğindedir:


    Din RAB'bimin dini. O Allah ki; Ancak HÜKMÜ'nü bildirir

    Peki İddia neydi.? Allah adına hiç kimse, RASUL'üde olsa DİN adına HÜKÜM KOYAMAZ. Hükmü kim koyarmış.? Allahu Taala, Ya RASUL'ü hüküm koyamazmıymış.? asla. İddia bu çünkü. Peki Allah Rasul'ü din adına hüküm koyamaz ise, O halde HÜKMEDEN ve HÜKÜM koyan Sadece Allahu Taala olur din adına. Zahire hiç gerek yok. O halde gidin din adına hükmünüzü Allahu Taaladan alın

    Vasıtasız nasıl bilelim biz Allahu Taalayı.?

    Ne lazım size

    Vasıta

    Vasıta derken.?

    Zahiren bize hükmü koyacak ve tarif edecek biri. Biz BATIN EHLİ DEĞİLİZ Kİ;

    Alıntı
    Diyanet İşleri (eski) De ki: Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O, ne mükemmel görendir! O ne mükemmel işitendir! İnsanların O'ndan başka dostu yoktur. O, hiç kimseyi hükümranlığa ortak kılmaz.
    Hükümranlığa ortak kılmış olsa, MÜKEMMEL GÖRMEYEN, MÜKEMMEL DUYMAYAN birinin korumasına bırakmış olsa o ASHAB'ı Bir anlık dalgınlık o ashabın sonu olur ki; O'nun koruması sadece Rab'bimin indindedir. Zira o asla bir an bile gaflette olan değildir

    Neye ortak kılmazmış. Hükümranlığa. Neden kılmazmış. Gaybı bilirmiş, Mükemmel Görürmüş, Mükemmel İşitirmiş, İnsanların dostuymuş Ama hiç kimseye hükümranlık vermezmiş. Çünkü O'na denk bir varlık yokmuş

    Allahu Taala, Kıyamdan, Rüku'dan, secdeden, tahiyattan bahseder Kur'an-ı Kerimde. Hatta Vakitlerden de bahseder. Bir takım aklı evvellerde üç vakit var der, beş vakitlik namaz için. Gözlerinin önünde örnek varken üstelik. Kılamazlar Namazı'da Peygamber Efendimizden HÜKÜM beklerler. ŞÖYLE KILIN diye. Yoksa namaz nasıl kılınıyordu biliyorlardı da, Rab'bim Peygamber (S.A.V.) göndererek fuzuli ve boş işlerlemi iştigal etti.?

    Peki bu Ayet-i Kerime ne demek istiyor bu durumda.?

    Diyanet İşleri (eski) Allah'ı bırakıp taptığınız, sizin ve babalarınızın adlandırdığı putlardan başka bir şey değildir. Allah onların doğru olduğuna dair bir delil indirmemiştir. Hüküm vermek ancak Allah'a aittir; kendisinden başkasına değil, O'na tapmanızı emretmiştir. Bu, dosdoğru dindir, fakat insanların çoğu bilmezler

    Birileri Allahu Taala'yı bırakıp babalarının ve kendilerinin adlarını verdikleri bir takım putlara tapıyorlarmış. Allahu Taala'da biz O'nların Rab olduğuna dair size bir delil sunmadık diyor. Neden diyor.? Çünkü biz bulduğumuzla hükümlendik derlerse, O bulduğunuz benim hükümlerimden değildi, eğer öyle ise delilinizi getirin diyecek. Yok eğer delile malik değilseniz ve bu hususda ısrarcı iseniz, o durumda YALANCI KAFİRLER'densiniz diyecek

    Hüküm vermek Ancak Allahu Taala'ya aitse, İnsanın verdiği hüküm batıldır. Eğer İnsanın verdiği hüküm batıl ise, dini kavrayacak bir hale vakıf değildir. Dini kavrayacak bir hale vakıf değilse, Dindende sorumlu olmaz. Olamaz. Eğer dindende sorumlu değilse. Allah Muhafaza
    l
    Peki Ayet-i Kerimedeki mana bumu.? Tabiki değil

    Peki Nedir. Hüküm vermek Allahu Taalaya aittir. O hükmü verir. O Kadar. Ondan sonrası içinde, RAHMET'ten olmak üzere, Peygamberler(A.S.) gönderir ve hükmüm bu tavsiye et der. Neden.? Çünkü İNSAN'lar hükmü Zahiren bilecekler. Gayb bir alemde hükmü zahiren bilecekler. Arada vasıta olmaksızın, hükmü zahiren bilemeyecekler

    Yine anlamadık. Daha açık bir ifadeyle açalım o halde

    Elmalılı Hamdi Yazır O gün ki kimse kimse için bir şey'e mâlik olmaz, emir o gün yalnız Allahındır

    O GÜN. Mizan'da. Kıyamet gerçekleşmiş, kabirlerden kalkmışız, huzuru ilahideyiz ve HÜKÜM vaktidir

    Mahkeme-i Kübra kurulduğu gün. O gün ki; Kimse, kimse için bir şey'e malik olmaz. Malik oldukları bişey varsa O'da kendileri içindir. Benim babam Peygamber(S.A.V.)'di. Torpil olurmu.? Torpil mi.? Yok öyle bişey. O gün herkes kendi hesabını verir. Hesabı verdi. NAMAZ NİYAZ İBADET TAAT tamam. Tamam ama ŞEFAAT gerekiyor bu hususda. İşte orada Rab'bi Habib'ine bu KUL hakkında hüküm bellidir. ŞEFAAT edermisiniz der. O'da ÜMMETİ için RAB'binin HAK olan HÜKMÜ'ne ŞAHİDLİK eder. Zira O GÜN HÜKÜM YALNIZ ALLAHINDIR

    Bu gün hüküm bizdedir. Bu gün biz hükmederiz. Cüz-i İrademizle, Düşünürüz, Tefekkür Ederiz, Akletmeye çalışırız. Hükmü yerine getirmek yada getirmemek için hükmederiz. Biz dahi bu yazıyla yalnış anlaşılabilirmiyiz diye korkarız. Ancak bu kadar açık yazdıktan sonra, İnşaAllah yalnış anlaşılan bir yazı yazmamış oluruz

    Son kez son bir satırla özetleyelim İnşaAllah. Allahu Taala Hükmünü koyar. ALLAH İNDİNDE DİN İSLAMDIR der. Sonra Peygamberi(S.A.V.) hükmü açar. İnsanlara İSLAM'ın şartlarının nasıl tatbik edileceğini anlatır ki; anlasınlarda sorumlu olsunlar. Anlamayan için zaten bir sorumluluk yok. Anlamamaya gayret eden veya iman nurunu şirk karanlığında boğmaya kalkanlar müstesna.

    Kur'an-ı Kerim Ali İmran 79 Ayet-i Kerime

    Elmalılı Hamdi Yazır Hiç bir beşer için o salâhiyyet yoktur ki Allah ona kitab versin, hüküm versin, Peygamberlik versin de o sonra insanlara Allahdan beride bana kul olun diyebilsin, ve lâkin kitab ta'lim etmekte olduğunuz ve ders alıb vermekte bulunduğunuz için rabbanîler olunuz der

    Alıntı
    Hiç bir beşer için o salâhiyyet yoktur ki
    İstisna kabul edilmiyor burada.. HİÇ BİR BEŞER için.. Selahiyet yoktur ki; Selahiyet olması için vazifeli olması, görevlendirme alması gerekir. O halde görevli birinden bahisle devam edecek Ayet-i Kerime ve HİÇ BİR'den kasıt'da O GÖREVLİ'LER yani çoğullar için geçerli olacak

    Allah ona kitab versin, hüküm versin, Peygamberlik versin de Allahu Taala verecek öncelikle. Ne verecek.?
    Hükmünü Açık Delillerle bildirdiği bir nüsha

    Bu nüsha'da ne var.?

    Hükümleri.

    Ve. Peygamberlik versin. Aynı anda. Hükmünü bildirdiği anda. Peygamberliği sunuyor. Oku, Seni Yaradan Rab'binin adıyla Oku

    Diyanet İşleri (eski) Yaratan Rabbinin adıyla oku! Kulum diyor YA HU. Seni ben yarattım, senin Rab'bin benim diyor
    Elmalılı Hamdi Yazır İnsanı bir alaktan yarattı Şeytan ve Yarenini yaratmaya şahit tutmadım. Ancak bak Ey Muhammed(S.A.V.) Rab'binle geçen günleri hatırla.... Sana yaratmayı anlatıyorum. O İNSAN'ı ALAKTAN, YARATTI.
    Elmalılı Hamdi Yazır Oku, o keremine nihayet olmayan rabbındır. Oku, O öyle bir RAB'dir ki; KEREM'en kalbine Vahyettiği nihayetsizdir. O öylece sana öğretiyor. Nakşettiğide asla silinmeksizin
    Elmalılı Hamdi Yazır Kalem ile öğreten de
    Elmalılı Hamdi Yazır O insana bilmediği şeyleri öğretti
    Elmalılı Hamdi Yazır Sakın okumamak etme, çünkü insan muhakkak tuğyan eder Oku; sakın okumamak etme, İsyan edersin. Kalbine ineni Oku. Tekrar et. Tesbih et. Ancak kalbine ineni dilin ile tekrarlamaya çalışma, bocalarsın. Yetişemezsin
    Elmalılı Hamdi Yazır Kendini müstağni görmekle Bildiğim haktır deme sakın. Kendini okuduklarından müstağni görme
    Elmalılı Hamdi Yazır Her halde nihayet rabbınadır dönüş RAB'bine döndürülüyorsun. Dönüşün O'nadır
    Elmalılı Hamdi Yazır Baksan a o nehyedene Senden önce geleni tahrip ettikleri dini, NEHYEDEN RAB'bine tabi ol. Zira o NEHYEDEN'dir. O'nun ayetlerini NEHYEDEN'ler gibi değildir. Tahrip edenler gibi değildir


    Alıntı
    Araf Suresi’nde inananların sadece Allah’ın Kitap’ına uyup, o kitabı takip etmeleri istenmektedir, diğer kitapları değil
    “Bir kitaptır bu; sana indirildi, onunla uyarıda bulunasın diye ve inananlar için bir öğüt ve düşündürme olarak O halde, bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun berisinden birtakım velilerin ardına düşmeyin Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!” (7:2-3)


    Bakalım RAB'bimizden bize indirilen ne imiş.? Ve O'nun berisinden bir takım velilerin ardı derken kimmiş o ardına düşülenler.?

    VELİLER'den başlayalım. Rab'bimizin bize indirdiği VELİLER'den.

    Alıntı
    Peki bu duruma GAVSLAR ve NAZ MAKAMINDAKİLER ne diyecekler acaba???


    Elmalılı Hamdi Yazır Sizin veliniz evvel Allah, sonra Resulü, sonra o iyman etmiş olanlardır ki namaza devam ederler ve rükû' halinde zekât verirler.

    Bizim Velimiz Evvel Allahu Taalaymış.

    Sonra.?

    Resulü,

    Sonra.?

    O İman etmiş olanlardır ki;

    Nasıl iman etmiş olacaklarmış.?

    namaza devam ederler ve rükû' halinde zekât verirler

    Peygamber(S.A.V.)'min varislerinden bahsediliyor. Hem NAMAZ'larında sebatkar olacaklar. Hemde Zekat verirken, Zekatın kendilerini temizlediğini bilecek ve toprak gibi olacaklar


  9. 02.Kasım.2012, 23:45
    5
    ugurdogan
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Eylül.2011
    Üye No: 90341
    Mesaj Sayısı: 297
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 32

    Cevap: Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz!!!

    Alıntı
    “Hüküm yalnız Allah’ındır.” (12:40)
    Hariciler bu ayeti böyle yorumladığında Hz. Ali: "doğru bir söz ve fakat bu sözle batıl murat edilmekte."(yani söyleyenler batıl görüşleri için ayeti kullanıyorlar anlamında) demiş.

    Benim sayfalarca yazı yazıcak ilmim, uğraşım yok ama tarikatsiz yorumun çok komik. Ayetlerin bi kısmını seçip ona göre yorum yaparken diğer ayetleri görmezden geliyorsun. Allah Kuran da Peygambere itaat edin diyor O hevasına göre söz söylemez; söylediği vahiydir buyuruyor. Yine Allah'tan başka veliler edinmeyin ayetini getiriyorsun; ama Maide 55 te: "Sizin veliniz evvel Allah, sonra Resulu ve sonra o iman etmiş olanlardır ki Namaza devam ederler ve rüku halinde zekat verirler." ayetini hiçe sayıyorsun.


  10. 02.Kasım.2012, 23:45
    5
    ugurdogan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    “Hüküm yalnız Allah’ındır.” (12:40)
    Hariciler bu ayeti böyle yorumladığında Hz. Ali: "doğru bir söz ve fakat bu sözle batıl murat edilmekte."(yani söyleyenler batıl görüşleri için ayeti kullanıyorlar anlamında) demiş.

    Benim sayfalarca yazı yazıcak ilmim, uğraşım yok ama tarikatsiz yorumun çok komik. Ayetlerin bi kısmını seçip ona göre yorum yaparken diğer ayetleri görmezden geliyorsun. Allah Kuran da Peygambere itaat edin diyor O hevasına göre söz söylemez; söylediği vahiydir buyuruyor. Yine Allah'tan başka veliler edinmeyin ayetini getiriyorsun; ama Maide 55 te: "Sizin veliniz evvel Allah, sonra Resulu ve sonra o iman etmiş olanlardır ki Namaza devam ederler ve rüku halinde zekat verirler." ayetini hiçe sayıyorsun.


  11. 03.Kasım.2012, 02:16
    6
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz!!!

    Rasulü(sav) ciddi manada veli edinebildiyseniz zaten Allahı veli edinme yoluna ters düşmemişsiniz demektir. Rasulullah(sav) tan geleni kabul etmek, dinden bilip uygulamak "hakimiyetin Allah'a mahsus olduğu" gerçeğini değiştirmez.


  12. 03.Kasım.2012, 02:16
    6
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye
    Rasulü(sav) ciddi manada veli edinebildiyseniz zaten Allahı veli edinme yoluna ters düşmemişsiniz demektir. Rasulullah(sav) tan geleni kabul etmek, dinden bilip uygulamak "hakimiyetin Allah'a mahsus olduğu" gerçeğini değiştirmez.


  13. 03.Kasım.2012, 13:44
    7
    Tarikatsiz
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Ekim.2012
    Üye No: 98181
    Mesaj Sayısı: 75
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz!!!

    Alıntı
    Allah Kuran da Peygambere itaat edin diyor O hevasına göre söz söylemez; söylediği vahiydir buyuruyor
    Kuran, peygamberin gün içindeki olağan konuşmaları ile “vahiy” olarak ona indirilenler arasında net bir ayrım yapmıştır. Kuran’a göre, peygamberin günlük hayatta söyledikleri değil, sadece “Kuran” Allah’tan gelen vahiydir. Aşağıdaki Kuran ayetleri bunu kanıtlıyor:
    a) Tevbe Suresi’nde peygamber, Allah yolunda canlarıyla ve mallarıyla mücadele konusunda gönülsüz davranan münafıklar (ikiyüzlüler) hakkında uyarılmaktadır:
    “Allah seni affetsin; neden onlara izin verdin de beklemedin ki, doğru söyleyenler sana açık-seçik belli olsun da yalancıları bilesin.” (9:43)
    Yukarıdaki ayette peygamber, yalancılar ile doğru sözlü olanlar birbirinden ayırt edilene kadar beklemeyip, savaşta inananlarla olmak istemeyenlere izin verdiği için eleştirilmektedir. Eğer peygamberin her söylediği ve yaptığı Allah’ın vahyi olsaydı peygamberin ikiyüzlülere savaşmamaları için izin vermesi Kuran’da eleştirilir miydi? Bu ayet göstermektedir ki peygamberin söylediği her söz ve yaptığı her eylem vahye dayanmaz.
    b) Araf Suresinde peygamber yeni bir vahiy ile gelmediği zaman, inanmayanların ona şu şekilde eleştiride bulunduğunu görüyoruz:
    “Onlara bir ayet getirmediğinde, ‘Onu da şuradan buradan derleseydin ya!’ diye konuşurlar.” (7:203)
    5

    Bu ayet açıkça gösteriyor ki peygamberin sıradan konuşmaları ilahi değildir. Eğer peygamberin her söylediği Allah’tan bir vahiy olsaydı, Allah “Onlara bir ayet getirmediğinde…” demezdi. Peygamberin ağzından çıkan her söz Allah’tan bir vahiy olsaydı, inanmayanlar, peygamberin günlük hayatta ağzından çıkanlar ile Allah’tan gelen vahyi birbirinden ayırt edemezlerdi ve yeni bir ayet getirmediği için peygamberi eleştiremezlerdi. Yukarıdaki ayet gösteriyor ki peygamber insanlara vahiy olarak sadece Kuran ayetlerini getirmektedir. Ayetin devamı bu gerçeği daha da açık kılıyor.
    “De ki: ‘Ben sadece Rabbimden bana vahiy edilene uyuyorum. Bu, Rabbinizden gelen gönül gözleridir, doğruya kılavuzdur, iman eden bir toplum için rahmettir. Kuran okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size rahmet edilsin.’” (7:203-204)
    c) Tahrim Suresi’nde peygamber Allah’ın helal kıldığı bir şeyi kendisine haram kılıyor:
    “Ey peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek, Allah’ın sana helal kıldıklarını niçin haram kılıyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” (66:1)
    Yukarıdaki ayet de peygamberin her söylediğinin ve her yaptığının vahiy olmadığını göstermektedir. Peygamber kendi aldığı kararlarla da hareket etmiştir. Aksi takdirde peygamber, Allah’ın izin verdiğini kendisine yasaklayamazdı ve Allah da peygamberini helal kılınan bir şeyi kendisine yasakladığı için uyarmazdı.
    d) Bakara Suresi’nde, peygambere gelen vahye dikkat çekilirken, inanmayanlara Kuran’daki surelere benzer bir sure getirmeleri konusunda meydan okunmaktadır:
    “Eğer kulumuza indirdiklerimizden herhangi bir şüpheye düşüyorsanız, haydi onun benzeri bir sure getirin, eğer iddianızda doğru iseniz Allah dışındaki şahitlerinizi (yardımcılarınızı) de çağırın.” (2:23)
    Yukarıdaki ayette yer alan meydan okumada, inanmayanlardan, peygambere indirilene benzer bir sure getirmeleri isteniyor. Biliyoruz ki sure, Kuran’daki parçaların adıdır.

    Mezhepler tarafından Allah’ın vahyi olarak nitelendirilen hadis kitapları ve diğer geleneksel kaynaklar surelerden oluşmaz. O halde Allah’ın, peygambere indirilenden kastı sadece Kuran’dır.
    e) Maide Suresi’nde inananlara canlarını sıkacak konularda soru sormamaları önerilmektedir. Zira sorulara verilecek cevaplar, beraberlerinde yeni dinî yükümlülükler getirebilir. Ancak bu soruları Kuran indirilirken sorarlarsa, Kuran onların sorularına cevap verecektir:
    “Ey iman sahipleri! Size açıklandığında canınızı sıkacak şeylerle ilgili soru sormayın. Kuran indirilmekteyken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onları affetmiştir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok yumuşak davranandır.” (5:101)
    Eğer peygamberin her söylediği vahiy olsaydı, inananlar dinle ilgili sorularının cevaplarını Kuran’da aramak zorunda kalmazlardı. Yalnızca Kuran indirilirken değil her ne zaman peygambere bir soru sorsalar ilahi bir karşılık alabilirlerdi. İnananlardan, sorularının cevaplarını Kuran’da aramalarının istenmesi gösteriyor ki peygamberin her söylediği bir vahye dayanmaz.
    f) Tevbe Suresi’nde ikiyüzlüler Kuran’da indirilen her mesajdan korkan kişiler olarak gösterilir:
    “İkiyüzlüler, kalplerinde olanı kendilerine haber verecek bir surenin tepelerine inmesinden çekinir dururlar. De ki: ‘Siz alay edin! Allah, o çekinip durduklarınızı ortaya çıkaracaktır.’” (9:64)
    Peygamberin Kuran dışında kalan sıradan konuşmaları ikiyüzlülerin sakladıklarını ortaya çıkarmaz ve onları korkutmazken, Kuran’daki mesaj, ilahi mesaj olduğu için içlerindekini yüzlerine vurabilmekte ve onları korkutmaktadır.
    Başka bir ayette ise inananların Kuran’ın mesajını almak için sabırsızlandıkları anlatılmaktadır:
    “İman edenler derler ki: ‘Bir sure indirilseydi olmaz mıydı?’ Fakat hükmü kesinleşmiş bir sure indirilip de içinde savaş da anılınca, kalplerinde hastalık olanların,
    ölüm baygınlığına tutulmuş bir bakışla sana baktıklarını görürsün. Onlara uygun olan da odur.” (47:20)

    Eğer peygamberin hayatı boyunca her söylediği “vahiy” idiyse, inananlar neden peygamberin Kuran dışındaki sözleriyle tatmin olmadılar? İnananların, Kuran’daki surelerin vahiy edilmesini sabırsızlıkla beklemeleri, sadece Kuran’ın Allah’ın vahyi olduğunu göstermiyor mu?
    g) Hud Suresi’nde Allah’ın tek vahyinin Kuran olduğu belirtiliyor:
    “Belki de sen; onlar, ‘O’na bir hazine indirilseydi, yahut beraberinde bir melek gelseydi ya!’ diyorlar diye göğsün sıkışıp daralarak, sana vahiy edilmekte olanın bir kısmını terk etmeye kalkarsın. Gerçek olan şu ki, sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her şey üzerinde bir Vekîl'dir. Yoksa, ‘Onu kendisi uydurdu’ mu diyorlar! De ki: ‘Öyleyse hadi, onun benzeri, uydurma on sure de siz getirin; eğer doğru sözlüler iseniz, Allah’tan başka çağırabildiklerinizi de çağırın.’” (11:12-13)
    Yukarıdaki ayette geçen “sana vahiy edilmekte olan” ifadesi peygambere indirilen vahyin tamamına karşılık gelmektedir. Burada geçen vahiy Kuran’dır. Zira peygamberin getirdiği mesajı yalanlayanlara meydan okuyan Allah, onlardan Kuran’daki sureleri taklit etmelerini istemektedir. Allah, inanmayanlara meydan okurken onlardan, başka bir kitap ya da sözü taklit etmelerini istememektedir. Eğer peygamberin Kuran dışındaki sözleri de vahiy olsaydı, o zaman meydan okumada inanmayanlardan sadece Kuran surelerini taklit etmeleri istenmeyecekti.
    Yukarıdaki ayetler açıkça göstermektedir ki Allah tarafından indirilen, vahiy edilen tek kaynak Kuran’dır.

    “Battığı zaman yıldıza and olsun. Ki arkadaşınız ne saptı ne de azdı. O arzusuna göre de konuşmuyor. İndirilmiş bir vahiyden başkası değildir o.” (53:1-4)
    Yukarıdaki ayetlerde geçen “vahiy” nedir? Peygamberin her sarf ettiği sözcük vahiy midir? Şu ana kadar üzerinde durduğumuz ayetler peygamberin ağzından çıkan her sözün vahiy olmadığını bize gösterdi. Peki o zaman vahiy nedir? Vahyin ne olduğunu anlamak için Şura Suresi’ne bakalım:
    “İşte böyle! Biz sana Arapça bir Kuran vahiy ettik ki, ülke ve medeniyetlerin anasını ve çevresindekileri uyarasın. Ve toplanma günü konusunda da uyarıda bulunasın. Hiç kuşku yok o günde. Bir bölük cennettedir, bir bölük ateşte.” (42:7)
    Allah bu ayette, peygambere vahiy edilenin Arapça bir Kuran olduğunu söylüyor. Peygamberin Kuran’da yer alan bir ifadesi de bunu destekliyor:
    “Bu Kuran bana vahiy olundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım.” (6:19)
    h) Allah, peygamberden Kuran’da değinilmeyen işler hakkında diğer inananlara danışmasını istemektedir. Eğer peygamberin her söylediği ve yaptığı vahye dayansaydı Allah peygamberinden inananlara danışmasını ister miydi?
    “Yapılacak işler hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.” (3:159)
    Tüm bu kanıtlar açıkça göstermektedir ki peygamberin günlük hayattaki konuşmaları vahiy değildir. Allah tarafından peygamberimize indirilen tek mesaj Kuran’dır.
    Anladın mı uğurcum.Öyle ilmim milmim yok deyip,işkembeden sallamakla bu dine bir fayda sağlamış olmazsın!!!


  14. 03.Kasım.2012, 13:44
    7
    Tarikatsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    Allah Kuran da Peygambere itaat edin diyor O hevasına göre söz söylemez; söylediği vahiydir buyuruyor
    Kuran, peygamberin gün içindeki olağan konuşmaları ile “vahiy” olarak ona indirilenler arasında net bir ayrım yapmıştır. Kuran’a göre, peygamberin günlük hayatta söyledikleri değil, sadece “Kuran” Allah’tan gelen vahiydir. Aşağıdaki Kuran ayetleri bunu kanıtlıyor:
    a) Tevbe Suresi’nde peygamber, Allah yolunda canlarıyla ve mallarıyla mücadele konusunda gönülsüz davranan münafıklar (ikiyüzlüler) hakkında uyarılmaktadır:
    “Allah seni affetsin; neden onlara izin verdin de beklemedin ki, doğru söyleyenler sana açık-seçik belli olsun da yalancıları bilesin.” (9:43)
    Yukarıdaki ayette peygamber, yalancılar ile doğru sözlü olanlar birbirinden ayırt edilene kadar beklemeyip, savaşta inananlarla olmak istemeyenlere izin verdiği için eleştirilmektedir. Eğer peygamberin her söylediği ve yaptığı Allah’ın vahyi olsaydı peygamberin ikiyüzlülere savaşmamaları için izin vermesi Kuran’da eleştirilir miydi? Bu ayet göstermektedir ki peygamberin söylediği her söz ve yaptığı her eylem vahye dayanmaz.
    b) Araf Suresinde peygamber yeni bir vahiy ile gelmediği zaman, inanmayanların ona şu şekilde eleştiride bulunduğunu görüyoruz:
    “Onlara bir ayet getirmediğinde, ‘Onu da şuradan buradan derleseydin ya!’ diye konuşurlar.” (7:203)
    5

    Bu ayet açıkça gösteriyor ki peygamberin sıradan konuşmaları ilahi değildir. Eğer peygamberin her söylediği Allah’tan bir vahiy olsaydı, Allah “Onlara bir ayet getirmediğinde…” demezdi. Peygamberin ağzından çıkan her söz Allah’tan bir vahiy olsaydı, inanmayanlar, peygamberin günlük hayatta ağzından çıkanlar ile Allah’tan gelen vahyi birbirinden ayırt edemezlerdi ve yeni bir ayet getirmediği için peygamberi eleştiremezlerdi. Yukarıdaki ayet gösteriyor ki peygamber insanlara vahiy olarak sadece Kuran ayetlerini getirmektedir. Ayetin devamı bu gerçeği daha da açık kılıyor.
    “De ki: ‘Ben sadece Rabbimden bana vahiy edilene uyuyorum. Bu, Rabbinizden gelen gönül gözleridir, doğruya kılavuzdur, iman eden bir toplum için rahmettir. Kuran okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size rahmet edilsin.’” (7:203-204)
    c) Tahrim Suresi’nde peygamber Allah’ın helal kıldığı bir şeyi kendisine haram kılıyor:
    “Ey peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek, Allah’ın sana helal kıldıklarını niçin haram kılıyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” (66:1)
    Yukarıdaki ayet de peygamberin her söylediğinin ve her yaptığının vahiy olmadığını göstermektedir. Peygamber kendi aldığı kararlarla da hareket etmiştir. Aksi takdirde peygamber, Allah’ın izin verdiğini kendisine yasaklayamazdı ve Allah da peygamberini helal kılınan bir şeyi kendisine yasakladığı için uyarmazdı.
    d) Bakara Suresi’nde, peygambere gelen vahye dikkat çekilirken, inanmayanlara Kuran’daki surelere benzer bir sure getirmeleri konusunda meydan okunmaktadır:
    “Eğer kulumuza indirdiklerimizden herhangi bir şüpheye düşüyorsanız, haydi onun benzeri bir sure getirin, eğer iddianızda doğru iseniz Allah dışındaki şahitlerinizi (yardımcılarınızı) de çağırın.” (2:23)
    Yukarıdaki ayette yer alan meydan okumada, inanmayanlardan, peygambere indirilene benzer bir sure getirmeleri isteniyor. Biliyoruz ki sure, Kuran’daki parçaların adıdır.

    Mezhepler tarafından Allah’ın vahyi olarak nitelendirilen hadis kitapları ve diğer geleneksel kaynaklar surelerden oluşmaz. O halde Allah’ın, peygambere indirilenden kastı sadece Kuran’dır.
    e) Maide Suresi’nde inananlara canlarını sıkacak konularda soru sormamaları önerilmektedir. Zira sorulara verilecek cevaplar, beraberlerinde yeni dinî yükümlülükler getirebilir. Ancak bu soruları Kuran indirilirken sorarlarsa, Kuran onların sorularına cevap verecektir:
    “Ey iman sahipleri! Size açıklandığında canınızı sıkacak şeylerle ilgili soru sormayın. Kuran indirilmekteyken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onları affetmiştir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok yumuşak davranandır.” (5:101)
    Eğer peygamberin her söylediği vahiy olsaydı, inananlar dinle ilgili sorularının cevaplarını Kuran’da aramak zorunda kalmazlardı. Yalnızca Kuran indirilirken değil her ne zaman peygambere bir soru sorsalar ilahi bir karşılık alabilirlerdi. İnananlardan, sorularının cevaplarını Kuran’da aramalarının istenmesi gösteriyor ki peygamberin her söylediği bir vahye dayanmaz.
    f) Tevbe Suresi’nde ikiyüzlüler Kuran’da indirilen her mesajdan korkan kişiler olarak gösterilir:
    “İkiyüzlüler, kalplerinde olanı kendilerine haber verecek bir surenin tepelerine inmesinden çekinir dururlar. De ki: ‘Siz alay edin! Allah, o çekinip durduklarınızı ortaya çıkaracaktır.’” (9:64)
    Peygamberin Kuran dışında kalan sıradan konuşmaları ikiyüzlülerin sakladıklarını ortaya çıkarmaz ve onları korkutmazken, Kuran’daki mesaj, ilahi mesaj olduğu için içlerindekini yüzlerine vurabilmekte ve onları korkutmaktadır.
    Başka bir ayette ise inananların Kuran’ın mesajını almak için sabırsızlandıkları anlatılmaktadır:
    “İman edenler derler ki: ‘Bir sure indirilseydi olmaz mıydı?’ Fakat hükmü kesinleşmiş bir sure indirilip de içinde savaş da anılınca, kalplerinde hastalık olanların,
    ölüm baygınlığına tutulmuş bir bakışla sana baktıklarını görürsün. Onlara uygun olan da odur.” (47:20)

    Eğer peygamberin hayatı boyunca her söylediği “vahiy” idiyse, inananlar neden peygamberin Kuran dışındaki sözleriyle tatmin olmadılar? İnananların, Kuran’daki surelerin vahiy edilmesini sabırsızlıkla beklemeleri, sadece Kuran’ın Allah’ın vahyi olduğunu göstermiyor mu?
    g) Hud Suresi’nde Allah’ın tek vahyinin Kuran olduğu belirtiliyor:
    “Belki de sen; onlar, ‘O’na bir hazine indirilseydi, yahut beraberinde bir melek gelseydi ya!’ diyorlar diye göğsün sıkışıp daralarak, sana vahiy edilmekte olanın bir kısmını terk etmeye kalkarsın. Gerçek olan şu ki, sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her şey üzerinde bir Vekîl'dir. Yoksa, ‘Onu kendisi uydurdu’ mu diyorlar! De ki: ‘Öyleyse hadi, onun benzeri, uydurma on sure de siz getirin; eğer doğru sözlüler iseniz, Allah’tan başka çağırabildiklerinizi de çağırın.’” (11:12-13)
    Yukarıdaki ayette geçen “sana vahiy edilmekte olan” ifadesi peygambere indirilen vahyin tamamına karşılık gelmektedir. Burada geçen vahiy Kuran’dır. Zira peygamberin getirdiği mesajı yalanlayanlara meydan okuyan Allah, onlardan Kuran’daki sureleri taklit etmelerini istemektedir. Allah, inanmayanlara meydan okurken onlardan, başka bir kitap ya da sözü taklit etmelerini istememektedir. Eğer peygamberin Kuran dışındaki sözleri de vahiy olsaydı, o zaman meydan okumada inanmayanlardan sadece Kuran surelerini taklit etmeleri istenmeyecekti.
    Yukarıdaki ayetler açıkça göstermektedir ki Allah tarafından indirilen, vahiy edilen tek kaynak Kuran’dır.

    “Battığı zaman yıldıza and olsun. Ki arkadaşınız ne saptı ne de azdı. O arzusuna göre de konuşmuyor. İndirilmiş bir vahiyden başkası değildir o.” (53:1-4)
    Yukarıdaki ayetlerde geçen “vahiy” nedir? Peygamberin her sarf ettiği sözcük vahiy midir? Şu ana kadar üzerinde durduğumuz ayetler peygamberin ağzından çıkan her sözün vahiy olmadığını bize gösterdi. Peki o zaman vahiy nedir? Vahyin ne olduğunu anlamak için Şura Suresi’ne bakalım:
    “İşte böyle! Biz sana Arapça bir Kuran vahiy ettik ki, ülke ve medeniyetlerin anasını ve çevresindekileri uyarasın. Ve toplanma günü konusunda da uyarıda bulunasın. Hiç kuşku yok o günde. Bir bölük cennettedir, bir bölük ateşte.” (42:7)
    Allah bu ayette, peygambere vahiy edilenin Arapça bir Kuran olduğunu söylüyor. Peygamberin Kuran’da yer alan bir ifadesi de bunu destekliyor:
    “Bu Kuran bana vahiy olundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım.” (6:19)
    h) Allah, peygamberden Kuran’da değinilmeyen işler hakkında diğer inananlara danışmasını istemektedir. Eğer peygamberin her söylediği ve yaptığı vahye dayansaydı Allah peygamberinden inananlara danışmasını ister miydi?
    “Yapılacak işler hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.” (3:159)
    Tüm bu kanıtlar açıkça göstermektedir ki peygamberin günlük hayattaki konuşmaları vahiy değildir. Allah tarafından peygamberimize indirilen tek mesaj Kuran’dır.
    Anladın mı uğurcum.Öyle ilmim milmim yok deyip,işkembeden sallamakla bu dine bir fayda sağlamış olmazsın!!!


  15. 03.Kasım.2012, 15:34
    8
    ugurdogan
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Eylül.2011
    Üye No: 90341
    Mesaj Sayısı: 297
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 32

    Cevap: Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz!!!

    Alıntı
    Anladın mı uğurcum.Öyle ilmim milmim yok deyip,işkembeden sallamakla bu dine bir fayda sağlamış olmazsın!!!
    1. Konuşma üslubuna dikkat et!!!
    2. Peygamberin ağızından çıkan her söz vahiydir demedim. Ama hadisleri de vahiydir.
    3. İlmim başkalarına göre az ama sana göre çok, zira sen dünyaları bile okumuş olsaydın da insanlarla nasıl konuşması gerektiğini öğrenememişsin. Ben ise az okuduğumdan öz anladım, anlarım inşallah. Bu konuda öğrencilik hayatım boyunca gösterdiğim başarılar bana yeter.


  16. 03.Kasım.2012, 15:34
    8
    ugurdogan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    Anladın mı uğurcum.Öyle ilmim milmim yok deyip,işkembeden sallamakla bu dine bir fayda sağlamış olmazsın!!!
    1. Konuşma üslubuna dikkat et!!!
    2. Peygamberin ağızından çıkan her söz vahiydir demedim. Ama hadisleri de vahiydir.
    3. İlmim başkalarına göre az ama sana göre çok, zira sen dünyaları bile okumuş olsaydın da insanlarla nasıl konuşması gerektiğini öğrenememişsin. Ben ise az okuduğumdan öz anladım, anlarım inşallah. Bu konuda öğrencilik hayatım boyunca gösterdiğim başarılar bana yeter.


  17. 03.Kasım.2012, 15:41
    9
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz!!!

    Alıntı
    1. Konuşma üslubuna dikkat et!!!
    2. Peygamberin ağızından çıkan her söz vahiydir demedim. Ama hadisleri de vahiydir.
    3. İlmim başkalarına göre az ama sana göre çok, zira sen dünyaları bile okumuş olsaydın da insanlarla nasıl konuşması gerektiğini öğrenememişsin. Ben ise az okuduğumdan öz anladım, anlarım inşallah. Bu konuda öğrencilik hayatım boyunca gösterdiğim başarılar bana yeter.
    uğur kardeşim doğru demiş Hadisi şeriflerde bir nevi vahiy niteliği taşır. Allah demiyor mu Rasulüm Vahiyden başkasını konuşmaz diye. Kutsi hadisler kimindir. Manen Allahtan Dil ile Peygamberimizden söylenmiştir. Onun için Namazlarda Sure niyetine okunmaz. Ama Gayb haberleri Deccal Mehdi vs Gibi isa Aleyhisselamın gelecegi gibi Hadisi şerifleri Allah Peygamberine bildiriyor oda bizlere bildiriyor. Zaten uğur kardeşim bunlar Mehdiyi deccali de inkar ediyorlar. onlar uydurmadır diyorlar.

    Cahille girme münakaşaya ya sinirini zıplatır tavana yada yazık olur adabına


  18. 03.Kasım.2012, 15:41
    9
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    1. Konuşma üslubuna dikkat et!!!
    2. Peygamberin ağızından çıkan her söz vahiydir demedim. Ama hadisleri de vahiydir.
    3. İlmim başkalarına göre az ama sana göre çok, zira sen dünyaları bile okumuş olsaydın da insanlarla nasıl konuşması gerektiğini öğrenememişsin. Ben ise az okuduğumdan öz anladım, anlarım inşallah. Bu konuda öğrencilik hayatım boyunca gösterdiğim başarılar bana yeter.
    uğur kardeşim doğru demiş Hadisi şeriflerde bir nevi vahiy niteliği taşır. Allah demiyor mu Rasulüm Vahiyden başkasını konuşmaz diye. Kutsi hadisler kimindir. Manen Allahtan Dil ile Peygamberimizden söylenmiştir. Onun için Namazlarda Sure niyetine okunmaz. Ama Gayb haberleri Deccal Mehdi vs Gibi isa Aleyhisselamın gelecegi gibi Hadisi şerifleri Allah Peygamberine bildiriyor oda bizlere bildiriyor. Zaten uğur kardeşim bunlar Mehdiyi deccali de inkar ediyorlar. onlar uydurmadır diyorlar.

    Cahille girme münakaşaya ya sinirini zıplatır tavana yada yazık olur adabına


  19. 03.Kasım.2012, 15:45
    10
    Tarikatsiz
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Ekim.2012
    Üye No: 98181
    Mesaj Sayısı: 75
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz!!!

    Tamam uğurcum,konuşma uslubuüm için özür dilerim,afedersin,hakkını helal et,bizim gayemiz kalp kırmak değil haşa,meydana gerçekleri yaymak ve görünmesini sağlamak,bunu yaparkende bişraz güncel hayat dilini kullanıyorum,bu seni üzdüyse özür dilerim ve de bundan gocunmam,ben özür dilemesini seven bir insanım canım benim, kusura kalma.Umarım yazdıklarım işine yaramıştır...


  20. 03.Kasım.2012, 15:45
    10
    Tarikatsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Tamam uğurcum,konuşma uslubuüm için özür dilerim,afedersin,hakkını helal et,bizim gayemiz kalp kırmak değil haşa,meydana gerçekleri yaymak ve görünmesini sağlamak,bunu yaparkende bişraz güncel hayat dilini kullanıyorum,bu seni üzdüyse özür dilerim ve de bundan gocunmam,ben özür dilemesini seven bir insanım canım benim, kusura kalma.Umarım yazdıklarım işine yaramıştır...


  21. 03.Kasım.2012, 15:48
    11
    Tarikatsiz
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Ekim.2012
    Üye No: 98181
    Mesaj Sayısı: 75
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz!!!

    Alıntı
    uğur kardeşim doğru demiş Hadisi şeriflerde bir nevi vahiy niteliği taşır
    İslamyolu yazdıklarımı ve kaynek ve dedlil gösterdiğim ayetleri okumadan hemen konuya balıklama dalış yapma,maazallah kafayı kayaya çarparsın.Önce yazdıklarımızı bir oku,ondan sonra da ''bir nevi vahiy niteliği taşır'' mı taşımaz mı öyle konuş...


  22. 03.Kasım.2012, 15:48
    11
    Tarikatsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    uğur kardeşim doğru demiş Hadisi şeriflerde bir nevi vahiy niteliği taşır
    İslamyolu yazdıklarımı ve kaynek ve dedlil gösterdiğim ayetleri okumadan hemen konuya balıklama dalış yapma,maazallah kafayı kayaya çarparsın.Önce yazdıklarımızı bir oku,ondan sonra da ''bir nevi vahiy niteliği taşır'' mı taşımaz mı öyle konuş...


  23. 03.Kasım.2012, 15:58
    12
    ugurdogan
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Eylül.2011
    Üye No: 90341
    Mesaj Sayısı: 297
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 32

    Cevap: Allah dışında hiç kimse din adına hüküm koyamaz!!!

    Tarikatsiz Nickli Üyeden Alıntı
    Tamam uğurcum,konuşma uslubuüm için özür dilerim,afedersin,hakkını helal et,bizim gayemiz kalp kırmak değil haşa,meydana gerçekleri yaymak ve görünmesini sağlamak,bunu yaparkende bişraz güncel hayat dilini kullanıyorum,bu seni üzdüyse özür dilerim ve de bundan gocunmam,ben özür dilemesini seven bir insanım canım benim, kusura kalma.Umarım yazdıklarım işine yaramıştır...
    Burda mahalle arkadaşlarınla muhabbet etmiyorsun. En ciddi konu Din'i konuşuyorsun. Bana "uğurcum" , "canım benim" üsluplarıyla konuşma.


  24. 03.Kasım.2012, 15:58
    12
    ugurdogan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Tarikatsiz Nickli Üyeden Alıntı
    Tamam uğurcum,konuşma uslubuüm için özür dilerim,afedersin,hakkını helal et,bizim gayemiz kalp kırmak değil haşa,meydana gerçekleri yaymak ve görünmesini sağlamak,bunu yaparkende bişraz güncel hayat dilini kullanıyorum,bu seni üzdüyse özür dilerim ve de bundan gocunmam,ben özür dilemesini seven bir insanım canım benim, kusura kalma.Umarım yazdıklarım işine yaramıştır...
    Burda mahalle arkadaşlarınla muhabbet etmiyorsun. En ciddi konu Din'i konuşuyorsun. Bana "uğurcum" , "canım benim" üsluplarıyla konuşma.





+ Yorum Gönder
Git 12 Son