Konusunu Oylayın.: Hz. Ali böyle bir söz söylemiş mi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz. Ali böyle bir söz söylemiş mi?
  1. 29.Ekim.2012, 22:25
    25
    EhliAba.
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Ekim.2012
    Üye No: 98288
    Mesaj Sayısı: 90
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Hz. Ali böyle bir söz söylemiş mi?

    reklam


    Cevap: Hz. Ali böyle bir söz söylemiş mi? isimli konu Mumsema.com Cevap: Hz. Ali böyle bir söz söylemiş mi?
    Alıntı
    Maide Suresi 55 nci Ayeti Kerime

    Elmalılı Hamdi Yazır : Sizin veliniz evvel Allah, sonra Resulü, sonra o iyman etmiş olanlardır ki namaza devam ederler ve rükû' halinde zekât verirler

    Maide 55'nci Ayeti kerime Hazreti Ali(RA)'nha inmedi Ayet-i Kerime gayet açık ve sarih
    kendiniz yorumluyorsunuz maşallah




    Sizin veliniz ancak Allah, O'nun Peygamberi ve namaz kılan ve rükû halinde zekat veren müminlerdir. MAİDE 55

    MÜMİNLERİN VELİSİ

    ALLAH AZZE VE CELLE
    HZ MUHAMMED SAA
    İMAM ALİ AS


    Ehl-i Sünnet'in önde gelen tefsir alimlerinden biri olan Fahri Razi şöyle rivayet etmiştir: Ebu Zer dedi ki: "Bilin ki bir gün Hz. Resulullah ile birlikte öğle namazı kıldığımız bir sırada, bir dilenci mescittekilerden sadaka istedi fakat ona kimse bir şey vermedi. Bu sırada Hz. Ali rukü halindeydi. Elinin küçük parmağını ona doğru uzattı o parmağında yüzük vardı. Dilenci gidip yüzüğü hazretin parmağından çıkarıp aldı." Bunun üzerine Hz. Resulullah Allah'a yakararak şöyle dua etti "Allah'ım kardeşim Musa sana dua etti ve 'Rabbim gönlümü aç işimi kolaylaştır. Dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Ailemden bana bir yardımcı ver. Kardeşim Harun'u... Onunla kuvvetimi arttır. Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim. Şüphesiz sen bizi görensin' dedi. Sende ona! 'Senin isteklerin sana verildi. Ey Musa' diye vahyettin

    Allah'ım! Bende senin kulun ve peygamberinim benimde gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali'yi, bana yardımcı ver, onunla kuvvetimi arttır." Ebu Zer diyor ki: "And olsun Allah'a! Henüz Hz. Resulullah sözünü tamamlamamıştı ki, Cebrail 'Sizin veliniz ancak Allah, onun peygamberi ve namaz kılan ve rükû halinde zekat veren müminlerdir." ayetini getirdi.Fahri Razi: Tefsir-ul Kebir c.12 s. 26

    Bu ayetin İMAM Ali (a.s) hakkında indiğine dair Ehl-i Sünnet âlimleri ittifak etmişlerdir ki onlardan bazıları:

    1.Harezmî: Ensab-ul Eşref c. 2 s. 150
    2.Tefsir Muhiddin Bin Arabi: c. 1 s. 334
    3.Menakib Havarezmi: s. 186
    4.Cami-ul Beyan c. 1 s .165 taberi
    5.İbn Kesir: Tefsir-ul Kur'an-ul Azim c. 2 s. 71
    6. Vahidi: Esbab-ul Nuzul s. 148 mısır
    7. Suyuti: Durr'ul Mensur c. 2 s. 295
    8. Mutteki hindi: Kenzul Ummal c. 6 s. 405
    9. Şevkani: Feth-ul Gadir c. 2 s. 50
    10. İbn Esir: Camı-ul Usul c. 9 s. 478
    11. Kenci: Kiyafetul Talib s. 250
    12. Tefsir Kurtubi: c. 9 s. 336
    13. Hafız Kunduzi: Yenabi-ul Mevedde s. 202


    Alıntı
    Buna inanacak Ehl-i Sünnet ikitadına sahiplerini bulamazsınız
    ,sen şimdi yukardaki adı geçen eserlerdeki ehlisünnet hocalarına lafmı ediyorsun ?
    ayrıca şu meşhur Omer Dongeloğulu,Nihat hatipoğlu,Cübbeli bile anlattı bunu... ama siz hala ehlbeyti küçültmeye uzak tutmaya devam edin..


    oki Hz.Alinin yüceliği.namaz sırasında rükuda parmağını hafif canlatıyorr ve yüzüğünü veriyor....bunu ehlisünnet alimleri kabul ediyor ama hep sorun bu sitedekilerde neden acaba ?


  2. 29.Ekim.2012, 22:25
    25
    EhliAba. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    reklam


    Alıntı
    Maide Suresi 55 nci Ayeti Kerime

    Elmalılı Hamdi Yazır : Sizin veliniz evvel Allah, sonra Resulü, sonra o iyman etmiş olanlardır ki namaza devam ederler ve rükû' halinde zekât verirler

    Maide 55'nci Ayeti kerime Hazreti Ali(RA)'nha inmedi Ayet-i Kerime gayet açık ve sarih
    kendiniz yorumluyorsunuz maşallah




    Sizin veliniz ancak Allah, O'nun Peygamberi ve namaz kılan ve rükû halinde zekat veren müminlerdir. MAİDE 55

    MÜMİNLERİN VELİSİ

    ALLAH AZZE VE CELLE
    HZ MUHAMMED SAA
    İMAM ALİ AS


    Ehl-i Sünnet'in önde gelen tefsir alimlerinden biri olan Fahri Razi şöyle rivayet etmiştir: Ebu Zer dedi ki: "Bilin ki bir gün Hz. Resulullah ile birlikte öğle namazı kıldığımız bir sırada, bir dilenci mescittekilerden sadaka istedi fakat ona kimse bir şey vermedi. Bu sırada Hz. Ali rukü halindeydi. Elinin küçük parmağını ona doğru uzattı o parmağında yüzük vardı. Dilenci gidip yüzüğü hazretin parmağından çıkarıp aldı." Bunun üzerine Hz. Resulullah Allah'a yakararak şöyle dua etti "Allah'ım kardeşim Musa sana dua etti ve 'Rabbim gönlümü aç işimi kolaylaştır. Dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Ailemden bana bir yardımcı ver. Kardeşim Harun'u... Onunla kuvvetimi arttır. Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim. Şüphesiz sen bizi görensin' dedi. Sende ona! 'Senin isteklerin sana verildi. Ey Musa' diye vahyettin

    Allah'ım! Bende senin kulun ve peygamberinim benimde gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali'yi, bana yardımcı ver, onunla kuvvetimi arttır." Ebu Zer diyor ki: "And olsun Allah'a! Henüz Hz. Resulullah sözünü tamamlamamıştı ki, Cebrail 'Sizin veliniz ancak Allah, onun peygamberi ve namaz kılan ve rükû halinde zekat veren müminlerdir." ayetini getirdi.Fahri Razi: Tefsir-ul Kebir c.12 s. 26

    Bu ayetin İMAM Ali (a.s) hakkında indiğine dair Ehl-i Sünnet âlimleri ittifak etmişlerdir ki onlardan bazıları:

    1.Harezmî: Ensab-ul Eşref c. 2 s. 150
    2.Tefsir Muhiddin Bin Arabi: c. 1 s. 334
    3.Menakib Havarezmi: s. 186
    4.Cami-ul Beyan c. 1 s .165 taberi
    5.İbn Kesir: Tefsir-ul Kur'an-ul Azim c. 2 s. 71
    6. Vahidi: Esbab-ul Nuzul s. 148 mısır
    7. Suyuti: Durr'ul Mensur c. 2 s. 295
    8. Mutteki hindi: Kenzul Ummal c. 6 s. 405
    9. Şevkani: Feth-ul Gadir c. 2 s. 50
    10. İbn Esir: Camı-ul Usul c. 9 s. 478
    11. Kenci: Kiyafetul Talib s. 250
    12. Tefsir Kurtubi: c. 9 s. 336
    13. Hafız Kunduzi: Yenabi-ul Mevedde s. 202


    Alıntı
    Buna inanacak Ehl-i Sünnet ikitadına sahiplerini bulamazsınız
    ,sen şimdi yukardaki adı geçen eserlerdeki ehlisünnet hocalarına lafmı ediyorsun ?
    ayrıca şu meşhur Omer Dongeloğulu,Nihat hatipoğlu,Cübbeli bile anlattı bunu... ama siz hala ehlbeyti küçültmeye uzak tutmaya devam edin..


    oki Hz.Alinin yüceliği.namaz sırasında rükuda parmağını hafif canlatıyorr ve yüzüğünü veriyor....bunu ehlisünnet alimleri kabul ediyor ama hep sorun bu sitedekilerde neden acaba ?


  3. 29.Ekim.2012, 22:27
    26
    EhliAba.
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Ekim.2012
    Üye No: 98288
    Mesaj Sayısı: 90
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Hz. Ali böyle bir söz söylemiş mi?

    reklam


    maide 55 i dedik .ayrıytten peki ELHAMDÜLLİAH gadir humdada demediimi Allah Resulu ? bunu inkar edene harbi Alah akıl fikir versin gadir humda ben kimin mevlası ise Alide onun mevlasıdır.....Ali velidir !


  4. 29.Ekim.2012, 22:27
    26
    EhliAba. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    reklam


    maide 55 i dedik .ayrıytten peki ELHAMDÜLLİAH gadir humdada demediimi Allah Resulu ? bunu inkar edene harbi Alah akıl fikir versin gadir humda ben kimin mevlası ise Alide onun mevlasıdır.....Ali velidir !


  5. 29.Ekim.2012, 22:38
    27
    ELHAMDULİLLAH
    İnşaAllah Devamlı Üye.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Eylül.2012
    Üye No: 97696
    Mesaj Sayısı: 454
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Hz. Ali böyle bir söz söylemiş mi?

    Siz ASHAB'ın kıldığı NAMAZ'ın mahiyetini bilirmisiniz.....

    Alıntı
    ORTA NAMAZI.....


    Yatsı ile Sabah namazı kılınan namaz değildir. Orta Namazı.
    Sabah ile ikindi arası da değildir.
    Sabah ile Yatsı namazı arası da değildir.

    Orta Namazı..... Topuğunda OK olupta, OK'u RAB'binin karşısında kıldığı namaz ile çıkarttıranın namazıdır.

    Orta Namaı Gönlünü ve tüm benliğini yok edip, Rab'bine vasıl olarak kılınan namazdır.

    Orta Namazı..... Bizzat Rab'binin huzurunda olduğunu bilerek değil. Bizzat Rab'binin huzurunda kılınan namazdır.

    Bahsettiğiniz ASHAB HAZRETİ ALİ (R.A.)'ndır. O Namazını RAB'binin huzurunda olduğunu bilerek değil. Bizzat Rab'binin huzurunda kılandır.

    Siz O'nu zahiren gördüğünüz yerde olarak namaz kıldığını farz etseniz dahi. O ne zahiren, nede batınen, asla RAB'binin huzurunda beden ile alakadar olan değildir. Tüm varidatıyla yok olmuş silüetten, siz dilenciye yüzüğü zekat olarak verdiğini iddia ettiğiniz bir tek Ehl-i Sünnet Alimi bulup kaynağıyla birlikte buraya yazın.

    Biz RED ETMEKTE ASLA ÇEKİNGENLİK GÖSTERMEYELİM. İNŞAALLAH ve BİİZNİLLAH.


  6. 29.Ekim.2012, 22:38
    27
    İnşaAllah Devamlı Üye.
    Siz ASHAB'ın kıldığı NAMAZ'ın mahiyetini bilirmisiniz.....

    Alıntı
    ORTA NAMAZI.....


    Yatsı ile Sabah namazı kılınan namaz değildir. Orta Namazı.
    Sabah ile ikindi arası da değildir.
    Sabah ile Yatsı namazı arası da değildir.

    Orta Namazı..... Topuğunda OK olupta, OK'u RAB'binin karşısında kıldığı namaz ile çıkarttıranın namazıdır.

    Orta Namaı Gönlünü ve tüm benliğini yok edip, Rab'bine vasıl olarak kılınan namazdır.

    Orta Namazı..... Bizzat Rab'binin huzurunda olduğunu bilerek değil. Bizzat Rab'binin huzurunda kılınan namazdır.

    Bahsettiğiniz ASHAB HAZRETİ ALİ (R.A.)'ndır. O Namazını RAB'binin huzurunda olduğunu bilerek değil. Bizzat Rab'binin huzurunda kılandır.

    Siz O'nu zahiren gördüğünüz yerde olarak namaz kıldığını farz etseniz dahi. O ne zahiren, nede batınen, asla RAB'binin huzurunda beden ile alakadar olan değildir. Tüm varidatıyla yok olmuş silüetten, siz dilenciye yüzüğü zekat olarak verdiğini iddia ettiğiniz bir tek Ehl-i Sünnet Alimi bulup kaynağıyla birlikte buraya yazın.

    Biz RED ETMEKTE ASLA ÇEKİNGENLİK GÖSTERMEYELİM. İNŞAALLAH ve BİİZNİLLAH.


  7. 29.Ekim.2012, 22:46
    28
    ELHAMDULİLLAH
    İnşaAllah Devamlı Üye.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Eylül.2012
    Üye No: 97696
    Mesaj Sayısı: 454
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Hz. Ali böyle bir söz söylemiş mi?

    Alıntı
    maide 55 i dedik ayrıytten peki ELHAMDÜLLİAH gadir humdada demediimi Allah Resulu ? bunu inkar edene harbi Alah akıl fikir versin gadir humda ben kimin mevlası ise Alide onun mevlasıdırAli velidir !
    MEVLA'nın manasını bilirmisin nedir..... Velinin manasını Rab'bim Ayet-i Kerimede gayet açık seçik koymuş ortaya ve şimdi zıpkın yemiş balık gibi saldırmaya başladınız.

    MEVLA TEK'tir. LA İLAHE İLLAHHAH.... O'nun içinde asla başka bir ilah aramayın, zira ne siz, nede sizden önceki nesilleriniz bulamadılar. Bulamazsınız.


  8. 29.Ekim.2012, 22:46
    28
    İnşaAllah Devamlı Üye.
    Alıntı
    maide 55 i dedik ayrıytten peki ELHAMDÜLLİAH gadir humdada demediimi Allah Resulu ? bunu inkar edene harbi Alah akıl fikir versin gadir humda ben kimin mevlası ise Alide onun mevlasıdırAli velidir !
    MEVLA'nın manasını bilirmisin nedir..... Velinin manasını Rab'bim Ayet-i Kerimede gayet açık seçik koymuş ortaya ve şimdi zıpkın yemiş balık gibi saldırmaya başladınız.

    MEVLA TEK'tir. LA İLAHE İLLAHHAH.... O'nun içinde asla başka bir ilah aramayın, zira ne siz, nede sizden önceki nesilleriniz bulamadılar. Bulamazsınız.


  9. 29.Ekim.2012, 23:03
    29
    ugurdogan
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Eylül.2011
    Üye No: 90341
    Mesaj Sayısı: 297
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 32

    Cevap: Hz. Ali böyle bir söz söylemiş mi?

    islamyolu Nickli Üyeden Alıntı
    Nasıl sağlam biri oldugun burdan belli olmuştur. Adam seni bile kastetmedigini söyledi. bu yazısına karşı sen bunumu demen gerekli.

    Bir kimse lanet edince, lanet edilen buna müstahak değilse, kendine döner) (Beyheki)
    Bu konunun ilk mesajında bahsi geçen sözü Hz. Ali'nin söyleyip söylemediğini sordum. Siz evet doğrudur dediniz. Ehl-i Aba Hz. Ali'nin faziletlerini siz de Hz. Ebubekir'in faziletlerini saydınız. Sonra ben şiiler, aleviler münafık mı oluyor dedim. Siz hadis öyle anlaşılmaz dediniz. Sonra o kişi fırladı ordan, konular bundan ibaretken, yok fitneler, yok Hz. Ali baş kesiyo, yok kimin haddi Hz. Ebubekir'e hakaret. Ne alaka? Bana benim ya da Ehl-i aba'nın bir tek cümlesini gösterin bu konuda nerde Hz. Ebubekir'e hakaret ettik. Sen şimdi diyorsun ki seni kastetmemiş. Ama adam siz takısını çoğul üslupta kullanmış. O'ndan sonra bedduayı alışkanlık eden vs.ler. Bir de senin bir mesajın vardı tuttun Hz. Ali'nin Hz. Ebubekir'den üstün tutmaya çalışıyorsun diye. Al bi iftira daha. Gerçekten sizin mesajları doğru düzgün okumadan cevap vermeye kalkmanız can sıktı. Ben Hz. Ebubekir'in Hz. Ali'den üstün olduğunu kabul etmeseydim ehli-sünnetim demezdim. Yusuf İslam müslümanlara baksaydım İslam'a girmezdim demiş, Ben de sünnilere baksaydım ki,siz yine iyilerisiniz, dışarda neler var neler, Ehli-sünnet'e girmezdim vesselam.


  10. 29.Ekim.2012, 23:03
    29
    ugurdogan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    islamyolu Nickli Üyeden Alıntı
    Nasıl sağlam biri oldugun burdan belli olmuştur. Adam seni bile kastetmedigini söyledi. bu yazısına karşı sen bunumu demen gerekli.

    Bir kimse lanet edince, lanet edilen buna müstahak değilse, kendine döner) (Beyheki)
    Bu konunun ilk mesajında bahsi geçen sözü Hz. Ali'nin söyleyip söylemediğini sordum. Siz evet doğrudur dediniz. Ehl-i Aba Hz. Ali'nin faziletlerini siz de Hz. Ebubekir'in faziletlerini saydınız. Sonra ben şiiler, aleviler münafık mı oluyor dedim. Siz hadis öyle anlaşılmaz dediniz. Sonra o kişi fırladı ordan, konular bundan ibaretken, yok fitneler, yok Hz. Ali baş kesiyo, yok kimin haddi Hz. Ebubekir'e hakaret. Ne alaka? Bana benim ya da Ehl-i aba'nın bir tek cümlesini gösterin bu konuda nerde Hz. Ebubekir'e hakaret ettik. Sen şimdi diyorsun ki seni kastetmemiş. Ama adam siz takısını çoğul üslupta kullanmış. O'ndan sonra bedduayı alışkanlık eden vs.ler. Bir de senin bir mesajın vardı tuttun Hz. Ali'nin Hz. Ebubekir'den üstün tutmaya çalışıyorsun diye. Al bi iftira daha. Gerçekten sizin mesajları doğru düzgün okumadan cevap vermeye kalkmanız can sıktı. Ben Hz. Ebubekir'in Hz. Ali'den üstün olduğunu kabul etmeseydim ehli-sünnetim demezdim. Yusuf İslam müslümanlara baksaydım İslam'a girmezdim demiş, Ben de sünnilere baksaydım ki,siz yine iyilerisiniz, dışarda neler var neler, Ehli-sünnet'e girmezdim vesselam.


  11. 29.Ekim.2012, 23:09
    30
    EhliAba.
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Ekim.2012
    Üye No: 98288
    Mesaj Sayısı: 90
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Hz. Ali böyle bir söz söylemiş mi?

    bence senin bilgin yok...nasıl anlıyorsun denilenleri ? mevla kelimesinin bir çok anlamı vardır bunlardan en meşhuru efendi ve veli dir....kimse haşa ilah aramıyor saçmalamayın...
    siz hz.alinin faziletlerini anlatmayı bilmeyi kabul etmeyi şialık gibi gorüyorsunuz !
    Alıntı
    siz dilenciye yüzüğü zekat olarak verdiğini iddia ettiğiniz bir tek Ehl-i Sünnet Alimi bulup kaynağıyla birlikte buraya yazın


    Ehl-i Sünnet'in önde gelen tefsir alimlerinden biri olan Fahri Razi şöyle rivayet etmiştir: Ebu Zer dedi ki: "Bilin ki bir gün Hz Resulullah ile birlikte öğle namazı kıldığımız bir sırada, bir dilenci mescittekilerden sadaka istedi fakat ona kimse bir şey vermedi Bu sırada Hz Ali rukü halindeydi Elinin küçük parmağını ona doğru uzattı o parmağında yüzük vardı Dilenci gidip yüzüğü hazretin parmağından çıkarıp aldı" Bunun üzerine Hz Resulullah Allah'a yakararak şöyle dua etti "Allah'ım kardeşim Musa sana dua etti ve 'Rabbim gönlümü aç işimi kolaylaştır Dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar Ailemden bana bir yardımcı ver Kardeşim Harun'u Onunla kuvvetimi arttır Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim Şüphesiz sen bizi görensin' dedi Sende ona! 'Senin isteklerin sana verildi Ey Musa' diye vahyettin

    Allah'ım! Bende senin kulun ve peygamberinim benimde gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali'yi, bana yardımcı ver, onunla kuvvetimi arttır" Ebu Zer diyor ki: "And olsun Allah'a! Henüz Hz Resulullah sözünü tamamlamamıştı ki, Cebrail 'Sizin veliniz ancak Allah, onun peygamberi ve namaz kılan ve rükû halinde zekat veren müminlerdir" ayetini getirdiFahri Razi: Tefsir-ul Kebir c12 s 26

    Bu ayetin İMAM Ali (as) hakkında indiğine dair Ehl-i Sünnet âlimleri ittifak etmişlerdir ki onlardan bazıları:

    1Harezmî: Ensab-ul Eşref c 2 s 150
    2Tefsir Muhiddin Bin Arabi: c 1 s 334
    3Menakib Havarezmi: s 186
    4Cami-ul Beyan c 1 s 165 taberi
    5İbn Kesir: Tefsir-ul Kur'an-ul Azim c 2 s 71
    6 Vahidi: Esbab-ul Nuzul s 148 mısır
    7 Suyuti: Durr'ul Mensur c 2 s 295
    8 Mutteki hindi: Kenzul Ummal c 6 s 405
    9 Şevkani: Feth-ul Gadir c 2 s 50
    10 İbn Esir: Camı-ul Usul c 9 s 478
    11 Kenci: Kiyafetul Talib s 250
    12 Tefsir Kurtubi: c 9 s 336
    13 Hafız Kunduzi: Yenabi-ul Mevedde s 202


    bunlar yeterde artar bile siz ne kadar hz.alinin bu faziletini inkar etsenizde veli olduğunu...veli olduğuna diğer en büyük ORNEK GADİR HUM.

    Alıntı
    Bana benim ya da Ehl-i aba'nın bir tek cümlesini gösterin bu konuda nerde Hz Ebubekir'e hakaret ettik Sen şimdi diyorsun ki seni kastetmemiş Ama adam siz takısını çoğul üslupta kullanmış O'ndan sonra bedduayı alışkanlık eden vsler Bir de senin bir mesajın vardı tuttun Hz Ali'nin Hz Ebubekir'den üstün tutmaya çalışıyorsun diye Al bi iftira daha Gerçekten sizin mesajları doğru düzgün okumadan cevap vermeye kalkmanız can sıktıBen Hz Ebubekir'in Hz Ali'den üstün olduğunu kabul etmeseydim ehli-sünnetim demezdim Yusuf İslam müslümanlara baksaydım İslam'a girmezdim demiş, Ben de sünnilere baksaydım ki,siz yine iyilerisiniz, dışarda neler var neler, Ehli-sünnet'e girmezdim vesselam
    katılyorum ..bu sitedikilerin birçoğu boyle.anca laf bide " şimdi zıpkın yemiş balık gibi saldırmaya başladınız " diyorlar


  12. 29.Ekim.2012, 23:09
    30
    EhliAba. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    bence senin bilgin yok...nasıl anlıyorsun denilenleri ? mevla kelimesinin bir çok anlamı vardır bunlardan en meşhuru efendi ve veli dir....kimse haşa ilah aramıyor saçmalamayın...
    siz hz.alinin faziletlerini anlatmayı bilmeyi kabul etmeyi şialık gibi gorüyorsunuz !
    Alıntı
    siz dilenciye yüzüğü zekat olarak verdiğini iddia ettiğiniz bir tek Ehl-i Sünnet Alimi bulup kaynağıyla birlikte buraya yazın


    Ehl-i Sünnet'in önde gelen tefsir alimlerinden biri olan Fahri Razi şöyle rivayet etmiştir: Ebu Zer dedi ki: "Bilin ki bir gün Hz Resulullah ile birlikte öğle namazı kıldığımız bir sırada, bir dilenci mescittekilerden sadaka istedi fakat ona kimse bir şey vermedi Bu sırada Hz Ali rukü halindeydi Elinin küçük parmağını ona doğru uzattı o parmağında yüzük vardı Dilenci gidip yüzüğü hazretin parmağından çıkarıp aldı" Bunun üzerine Hz Resulullah Allah'a yakararak şöyle dua etti "Allah'ım kardeşim Musa sana dua etti ve 'Rabbim gönlümü aç işimi kolaylaştır Dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar Ailemden bana bir yardımcı ver Kardeşim Harun'u Onunla kuvvetimi arttır Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim Şüphesiz sen bizi görensin' dedi Sende ona! 'Senin isteklerin sana verildi Ey Musa' diye vahyettin

    Allah'ım! Bende senin kulun ve peygamberinim benimde gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali'yi, bana yardımcı ver, onunla kuvvetimi arttır" Ebu Zer diyor ki: "And olsun Allah'a! Henüz Hz Resulullah sözünü tamamlamamıştı ki, Cebrail 'Sizin veliniz ancak Allah, onun peygamberi ve namaz kılan ve rükû halinde zekat veren müminlerdir" ayetini getirdiFahri Razi: Tefsir-ul Kebir c12 s 26

    Bu ayetin İMAM Ali (as) hakkında indiğine dair Ehl-i Sünnet âlimleri ittifak etmişlerdir ki onlardan bazıları:

    1Harezmî: Ensab-ul Eşref c 2 s 150
    2Tefsir Muhiddin Bin Arabi: c 1 s 334
    3Menakib Havarezmi: s 186
    4Cami-ul Beyan c 1 s 165 taberi
    5İbn Kesir: Tefsir-ul Kur'an-ul Azim c 2 s 71
    6 Vahidi: Esbab-ul Nuzul s 148 mısır
    7 Suyuti: Durr'ul Mensur c 2 s 295
    8 Mutteki hindi: Kenzul Ummal c 6 s 405
    9 Şevkani: Feth-ul Gadir c 2 s 50
    10 İbn Esir: Camı-ul Usul c 9 s 478
    11 Kenci: Kiyafetul Talib s 250
    12 Tefsir Kurtubi: c 9 s 336
    13 Hafız Kunduzi: Yenabi-ul Mevedde s 202


    bunlar yeterde artar bile siz ne kadar hz.alinin bu faziletini inkar etsenizde veli olduğunu...veli olduğuna diğer en büyük ORNEK GADİR HUM.

    Alıntı
    Bana benim ya da Ehl-i aba'nın bir tek cümlesini gösterin bu konuda nerde Hz Ebubekir'e hakaret ettik Sen şimdi diyorsun ki seni kastetmemiş Ama adam siz takısını çoğul üslupta kullanmış O'ndan sonra bedduayı alışkanlık eden vsler Bir de senin bir mesajın vardı tuttun Hz Ali'nin Hz Ebubekir'den üstün tutmaya çalışıyorsun diye Al bi iftira daha Gerçekten sizin mesajları doğru düzgün okumadan cevap vermeye kalkmanız can sıktıBen Hz Ebubekir'in Hz Ali'den üstün olduğunu kabul etmeseydim ehli-sünnetim demezdim Yusuf İslam müslümanlara baksaydım İslam'a girmezdim demiş, Ben de sünnilere baksaydım ki,siz yine iyilerisiniz, dışarda neler var neler, Ehli-sünnet'e girmezdim vesselam
    katılyorum ..bu sitedikilerin birçoğu boyle.anca laf bide " şimdi zıpkın yemiş balık gibi saldırmaya başladınız " diyorlar


  13. 29.Ekim.2012, 23:30
    31
    ELHAMDULİLLAH
    İnşaAllah Devamlı Üye.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Eylül.2012
    Üye No: 97696
    Mesaj Sayısı: 454
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Hz. Ali böyle bir söz söylemiş mi?

    Bu adam secdede vermiş diyor. Siz Rükuda vermiş diyorsunuz. NAMAZI DOSDOĞRU KILMAKDA ŞU DEMEKMİŞ o adama göre.

    GEREKİRSE SECDEDE İKEN O YÜZÜĞÜ ÇIKARIP ATACAKSIN..... Dosdoğru namaz bu imiş.....

    Tadil'i Erkan ne oldu....???? ASHAB Tadili Erkan'a riayette kusurlumu oldu.....????

    Hemen arkasından tezata geçiyor..... Ne diyor tezatında..... Gerekirse SECDEDE ve RÜKUDA dünyadan vaz geçeceksin.... Sonra Hazreti Ali(R.A.)n gibi vereceksin gerekirse diyor.

    Burada üç şey var.....

    Birincisi.... Rükuda inmiş Ayet-i Kerime dediniz. Rukuda vermiş yüzüğü dediniz. O İse Secdede inmiş, Secdede vermiş diyor.

    Hanginiz YALAN SÖYLÜYORSUNUZ.....

    Hazreti Ali(R.A.)'n ın parmağında yüzük olsa, eve gelen misafirleri yedirdikten sonra üç gün aç kaldıktan sonra camide sabah namazında baygın düşermiydi O MUBAREK ASHAB.

    Hangi yüzük..... Ne yüzüğü....????


  14. 29.Ekim.2012, 23:30
    31
    İnşaAllah Devamlı Üye.
    Bu adam secdede vermiş diyor. Siz Rükuda vermiş diyorsunuz. NAMAZI DOSDOĞRU KILMAKDA ŞU DEMEKMİŞ o adama göre.

    GEREKİRSE SECDEDE İKEN O YÜZÜĞÜ ÇIKARIP ATACAKSIN..... Dosdoğru namaz bu imiş.....

    Tadil'i Erkan ne oldu....???? ASHAB Tadili Erkan'a riayette kusurlumu oldu.....????

    Hemen arkasından tezata geçiyor..... Ne diyor tezatında..... Gerekirse SECDEDE ve RÜKUDA dünyadan vaz geçeceksin.... Sonra Hazreti Ali(R.A.)n gibi vereceksin gerekirse diyor.

    Burada üç şey var.....

    Birincisi.... Rükuda inmiş Ayet-i Kerime dediniz. Rukuda vermiş yüzüğü dediniz. O İse Secdede inmiş, Secdede vermiş diyor.

    Hanginiz YALAN SÖYLÜYORSUNUZ.....

    Hazreti Ali(R.A.)'n ın parmağında yüzük olsa, eve gelen misafirleri yedirdikten sonra üç gün aç kaldıktan sonra camide sabah namazında baygın düşermiydi O MUBAREK ASHAB.

    Hangi yüzük..... Ne yüzüğü....????


  15. 29.Ekim.2012, 23:42
    32
    EhliAba.
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Ekim.2012
    Üye No: 98288
    Mesaj Sayısı: 90
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Hz. Ali böyle bir söz söylemiş mi?

    adam karıştırmış zira kendisi maide 55.açıklıyor ayette rüku olduğunu biliyor.karıştırmış rüku yerine secde demiş..

    sen şimdi bu şu aşağıdakilerinedemi karşı geliyon ? ya maide55 geçtik Gadir huma ne demeli ? ben kimin efendisiysem velisiysem Alide onun efendisidir velisidir



    Ehl-i Sünnet'in önde gelen tefsir alimlerinden biri olan Fahri Razi şöyle rivayet etmiştir: Ebu Zer dedi ki: "Bilin ki bir gün Hz Resulullah ile birlikte öğle namazı kıldığımız bir sırada, bir dilenci mescittekilerden sadaka istedi fakat ona kimse bir şey vermedi Bu sırada Hz Ali rukü halindeydi Elinin küçük parmağını ona doğru uzattı o parmağında yüzük vardı Dilenci gidip yüzüğü hazretin parmağından çıkarıp aldı" Bunun üzerine Hz Resulullah Allah'a yakararak şöyle dua etti "Allah'ım kardeşim Musa sana dua etti ve 'Rabbim gönlümü aç işimi kolaylaştır Dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar Ailemden bana bir yardımcı ver Kardeşim Harun'u Onunla kuvvetimi arttır Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim Şüphesiz sen bizi görensin' dedi Sende ona! 'Senin isteklerin sana verildi Ey Musa' diye vahyettin

    Allah'ım! Bende senin kulun ve peygamberinim benimde gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali'yi, bana yardımcı ver, onunla kuvvetimi arttır" Ebu Zer diyor ki: "And olsun Allah'a! Henüz Hz Resulullah sözünü tamamlamamıştı ki, Cebrail 'Sizin veliniz ancak Allah, onun peygamberi ve namaz kılan ve rükû halinde zekat veren müminlerdir" ayetini getirdiFahri Razi: Tefsir-ul Kebir c12 s 26

    Bu ayetin İMAM Ali (as) hakkında indiğine dair Ehl-i Sünnet âlimleri ittifak etmişlerdir ki onlardan bazıları:

    1Harezmî: Ensab-ul Eşref c 2 s 150
    2Tefsir Muhiddin Bin Arabi: c 1 s 334
    3Menakib Havarezmi: s 186
    4Cami-ul Beyan c 1 s 165 taberi
    5İbn Kesir: Tefsir-ul Kur'an-ul Azim c 2 s 71
    6 Vahidi: Esbab-ul Nuzul s 148 mısır
    7 Suyuti: Durr'ul Mensur c 2 s 295
    8 Mutteki hindi: Kenzul Ummal c 6 s 405
    9 Şevkani: Feth-ul Gadir c 2 s 50
    10 İbn Esir: Camı-ul Usul c 9 s 478
    11 Kenci: Kiyafetul Talib s 250
    12 Tefsir Kurtubi: c 9 s 336
    13 Hafız Kunduzi: Yenabi-ul Mevedde s 202


  16. 29.Ekim.2012, 23:42
    32
    EhliAba. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    adam karıştırmış zira kendisi maide 55.açıklıyor ayette rüku olduğunu biliyor.karıştırmış rüku yerine secde demiş..

    sen şimdi bu şu aşağıdakilerinedemi karşı geliyon ? ya maide55 geçtik Gadir huma ne demeli ? ben kimin efendisiysem velisiysem Alide onun efendisidir velisidir



    Ehl-i Sünnet'in önde gelen tefsir alimlerinden biri olan Fahri Razi şöyle rivayet etmiştir: Ebu Zer dedi ki: "Bilin ki bir gün Hz Resulullah ile birlikte öğle namazı kıldığımız bir sırada, bir dilenci mescittekilerden sadaka istedi fakat ona kimse bir şey vermedi Bu sırada Hz Ali rukü halindeydi Elinin küçük parmağını ona doğru uzattı o parmağında yüzük vardı Dilenci gidip yüzüğü hazretin parmağından çıkarıp aldı" Bunun üzerine Hz Resulullah Allah'a yakararak şöyle dua etti "Allah'ım kardeşim Musa sana dua etti ve 'Rabbim gönlümü aç işimi kolaylaştır Dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar Ailemden bana bir yardımcı ver Kardeşim Harun'u Onunla kuvvetimi arttır Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim Şüphesiz sen bizi görensin' dedi Sende ona! 'Senin isteklerin sana verildi Ey Musa' diye vahyettin

    Allah'ım! Bende senin kulun ve peygamberinim benimde gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali'yi, bana yardımcı ver, onunla kuvvetimi arttır" Ebu Zer diyor ki: "And olsun Allah'a! Henüz Hz Resulullah sözünü tamamlamamıştı ki, Cebrail 'Sizin veliniz ancak Allah, onun peygamberi ve namaz kılan ve rükû halinde zekat veren müminlerdir" ayetini getirdiFahri Razi: Tefsir-ul Kebir c12 s 26

    Bu ayetin İMAM Ali (as) hakkında indiğine dair Ehl-i Sünnet âlimleri ittifak etmişlerdir ki onlardan bazıları:

    1Harezmî: Ensab-ul Eşref c 2 s 150
    2Tefsir Muhiddin Bin Arabi: c 1 s 334
    3Menakib Havarezmi: s 186
    4Cami-ul Beyan c 1 s 165 taberi
    5İbn Kesir: Tefsir-ul Kur'an-ul Azim c 2 s 71
    6 Vahidi: Esbab-ul Nuzul s 148 mısır
    7 Suyuti: Durr'ul Mensur c 2 s 295
    8 Mutteki hindi: Kenzul Ummal c 6 s 405
    9 Şevkani: Feth-ul Gadir c 2 s 50
    10 İbn Esir: Camı-ul Usul c 9 s 478
    11 Kenci: Kiyafetul Talib s 250
    12 Tefsir Kurtubi: c 9 s 336
    13 Hafız Kunduzi: Yenabi-ul Mevedde s 202


  17. 30.Ekim.2012, 00:05
    33
    ELHAMDULİLLAH
    İnşaAllah Devamlı Üye.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Eylül.2012
    Üye No: 97696
    Mesaj Sayısı: 454
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Hz. Ali böyle bir söz söylemiş mi?

    Alıntı
    adam karıştırmış zira kendisi maide 55açıklıyor ayette rüku olduğunu biliyorkarıştırmış rüku yerine secde demiş


    İnnemâ veliyyukumullâhu ve resûluhu vellezîne âmenullezîne yukîmûnes salâte ve yu’tûnez zekâte ve hum râkıûn(râkıûne).

    1. innemâ : sadece, ancak
    2. veliyyu-kum(u) : sizin veliniz, dostunuz
    3. allâhu ve resûlu-hu : Allâh (cc.) ve O'nun Resulü
    4. ve ellezîne âmenû : ve âmenû olan kimseler, Allâh'a ulaşmayı dileyenler
    5. ellezîne yukîmûne : o kimseler ikame ederler
    6. es salâte : namaz
    7. ve yu'tûne : ve verirler
    8. ez zekâte : zekat
    9. ve hum : ve onlar
    10. râkıûne : rüku edenler, Allâh'ın önünde saygıyla baş eğenler

    Diyanet İşleri (eski) : Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun Peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve rüku eden müminlerdir.

    Siz bu Ayeti Kerime'yi verdiğimizde bizi Elmalılı Hamdi Yazır sandınız ki; Bu sefer öyle bir yanılgıya düşmeyesiniz diye size bu sefer diyanetin tefsirinden verelim....

    Ne diyor Ayet-i Kerimede.....

    SİZİN VELİNİZ ANCAK ALLAH ve ONUN RESULU ve NAMAZ KILAN, ZEKAT VEREN VE RUKU EDENLERDİR

    Nerede Hazreti Ali (R.A.) Allahu Taala, Rasulu(S.A.V.) ve NAMAZ KILIP RÜKU EDEN MÜMİNLER.....

    NAMAZ KILIP RUKÜ EDEN MÜMİN deseydi.... Tekil olduğundan o anki kast Hazreti Ali (R.A.) diyebilirdik ki; Devamen doğrusunu Allahu Taala bilir muhakkak der ALLAHU ALEM'e bağlardık

    Ancak Rab'bim çok açık ve sarih olarak Ayeti Kerimesinde NAMAZ KILIP ZEKATLARINI RUKU İLE VERENLER diyor.

    Bunu dahi akletmekten, tefekkür etmekten, düşünmekten uzakmısınız

    Alıntı
    Bu ayetin İMAM Ali (as) hakkında indiğine dair Ehl-i Sünnet âlimleri ittifak etmişlerdir ki onlardan bazıları:

    1Harezmî: Ensab-ul Eşref c 2 s 150
    2Tefsir Muhiddin Bin Arabi: c 1 s 334
    3Menakib Havarezmi: s 186
    4Cami-ul Beyan c 1 s 165 taberi
    5İbn Kesir: Tefsir-ul Kur'an-ul Azim c 2 s 71
    6 Vahidi: Esbab-ul Nuzul s 148 mısır
    7 Suyuti: Durr'ul Mensur c 2 s 295
    8 Mutteki hindi: Kenzul Ummal c 6 s 405
    9 Şevkani: Feth-ul Gadir c 2 s 50
    10 İbn Esir: Camı-ul Usul c 9 s 478
    11 Kenci: Kiyafetul Talib s 250
    12 Tefsir Kurtubi: c 9 s 336
    13 Hafız Kunduzi: Yenabi-ul Mevedde s 202


    Biz nasıl ki; sizin ayet-i Kerimeleri olmadığıından farklı yorumlara tebdil etmeye çalıştığınızı gördük. Bu verdiğiniz delillerinde tek tek buraya yazılmasını ve üzerinde de mütalaamızı muhakkak bulacaksınız..... Öyle numara yazdım. Eser ve müellif bildirdimle olmuyor.....

    Biz nasıl ki; size hakkı tavsiye ederiz, sizde o yazdığınız bölümdeki yazıları tek tek buraya yazarsınız karşılığınıda İNŞAALLA ve BİİZNİLLAH alırsınız.

    Hadi Red edin..... Ayeti- Kerimeyi dahi anlamayıp eğip büktünten sonra, O mubarek zatların yazılarını kimbilir nasıl eğip bükmeye çalışacaksınız. Şimdi İnşaAllah ve Biiznillah O'na şahid olacağız hep birlikte.

    Evet bekliyorum.....

    1 Harezmî: Ensab-ul Eşref c 2 s 150

    Buradan başlıyalım..... Yazılar elinizdedir umarım.


  18. 30.Ekim.2012, 00:05
    33
    İnşaAllah Devamlı Üye.
    Alıntı
    adam karıştırmış zira kendisi maide 55açıklıyor ayette rüku olduğunu biliyorkarıştırmış rüku yerine secde demiş


    İnnemâ veliyyukumullâhu ve resûluhu vellezîne âmenullezîne yukîmûnes salâte ve yu’tûnez zekâte ve hum râkıûn(râkıûne).

    1. innemâ : sadece, ancak
    2. veliyyu-kum(u) : sizin veliniz, dostunuz
    3. allâhu ve resûlu-hu : Allâh (cc.) ve O'nun Resulü
    4. ve ellezîne âmenû : ve âmenû olan kimseler, Allâh'a ulaşmayı dileyenler
    5. ellezîne yukîmûne : o kimseler ikame ederler
    6. es salâte : namaz
    7. ve yu'tûne : ve verirler
    8. ez zekâte : zekat
    9. ve hum : ve onlar
    10. râkıûne : rüku edenler, Allâh'ın önünde saygıyla baş eğenler

    Diyanet İşleri (eski) : Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun Peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve rüku eden müminlerdir.

    Siz bu Ayeti Kerime'yi verdiğimizde bizi Elmalılı Hamdi Yazır sandınız ki; Bu sefer öyle bir yanılgıya düşmeyesiniz diye size bu sefer diyanetin tefsirinden verelim....

    Ne diyor Ayet-i Kerimede.....

    SİZİN VELİNİZ ANCAK ALLAH ve ONUN RESULU ve NAMAZ KILAN, ZEKAT VEREN VE RUKU EDENLERDİR

    Nerede Hazreti Ali (R.A.) Allahu Taala, Rasulu(S.A.V.) ve NAMAZ KILIP RÜKU EDEN MÜMİNLER.....

    NAMAZ KILIP RUKÜ EDEN MÜMİN deseydi.... Tekil olduğundan o anki kast Hazreti Ali (R.A.) diyebilirdik ki; Devamen doğrusunu Allahu Taala bilir muhakkak der ALLAHU ALEM'e bağlardık

    Ancak Rab'bim çok açık ve sarih olarak Ayeti Kerimesinde NAMAZ KILIP ZEKATLARINI RUKU İLE VERENLER diyor.

    Bunu dahi akletmekten, tefekkür etmekten, düşünmekten uzakmısınız

    Alıntı
    Bu ayetin İMAM Ali (as) hakkında indiğine dair Ehl-i Sünnet âlimleri ittifak etmişlerdir ki onlardan bazıları:

    1Harezmî: Ensab-ul Eşref c 2 s 150
    2Tefsir Muhiddin Bin Arabi: c 1 s 334
    3Menakib Havarezmi: s 186
    4Cami-ul Beyan c 1 s 165 taberi
    5İbn Kesir: Tefsir-ul Kur'an-ul Azim c 2 s 71
    6 Vahidi: Esbab-ul Nuzul s 148 mısır
    7 Suyuti: Durr'ul Mensur c 2 s 295
    8 Mutteki hindi: Kenzul Ummal c 6 s 405
    9 Şevkani: Feth-ul Gadir c 2 s 50
    10 İbn Esir: Camı-ul Usul c 9 s 478
    11 Kenci: Kiyafetul Talib s 250
    12 Tefsir Kurtubi: c 9 s 336
    13 Hafız Kunduzi: Yenabi-ul Mevedde s 202


    Biz nasıl ki; sizin ayet-i Kerimeleri olmadığıından farklı yorumlara tebdil etmeye çalıştığınızı gördük. Bu verdiğiniz delillerinde tek tek buraya yazılmasını ve üzerinde de mütalaamızı muhakkak bulacaksınız..... Öyle numara yazdım. Eser ve müellif bildirdimle olmuyor.....

    Biz nasıl ki; size hakkı tavsiye ederiz, sizde o yazdığınız bölümdeki yazıları tek tek buraya yazarsınız karşılığınıda İNŞAALLA ve BİİZNİLLAH alırsınız.

    Hadi Red edin..... Ayeti- Kerimeyi dahi anlamayıp eğip büktünten sonra, O mubarek zatların yazılarını kimbilir nasıl eğip bükmeye çalışacaksınız. Şimdi İnşaAllah ve Biiznillah O'na şahid olacağız hep birlikte.

    Evet bekliyorum.....

    1 Harezmî: Ensab-ul Eşref c 2 s 150

    Buradan başlıyalım..... Yazılar elinizdedir umarım.


  19. 30.Ekim.2012, 00:53
    34
    EhliAba.
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Ekim.2012
    Üye No: 98288
    Mesaj Sayısı: 90
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Hz. Ali böyle bir söz söylemiş mi?

    Ayette çoğul lafzının kullanılmasının ayetin Hz. Ali (a.s) hakkında nazil olmasıyla hiçbir çelişkisi yoktur.

    Zira, Arap dilinde tekil kastedildiği halde, ikram ve tazim kastıyla çoğul lafzının kullanılması en doğal konuşma üslubudur. Kur'an-ı Kerim bunun örnekleriyle doludur. Aslında Arap dilinde çoğul lafzının kullanılmasını gerektiren bir nükte olduğu taktirde, kasıt tekil bile olsa, çoğul yerine tekil lafzını kullanmak yanlış olur.

    Buna bir örnek olarak, ALLAH Teala'nın; "Onlar ki; insanlar kendilerine: "Toplum size karşı toplanmış, onlardan korkun" dediler de bu, onların imanını artırdı ve: "ALLAH bize yeter. O ne gü*zel Vekil'dir" dediler" (Al-i İmran, 173) ayeti kerimesinde geçen haber getiren kişinin, bütün müfessir ve hadisçilerin icmasıyla tek bir kişi, yani Naim bin Mesut El- Aşcei olduğu halde, ayette çoğul anlamı ifade eden, "insanlar...dediler" tabirinin seçilmesini zikredebiliriz.

    Açıktır ki, bu, o kişinin sözüne kulak vermeyerek Hz. Resulullah'ı yalnız bırakmayan kişilere tazim etmek ve övmek maksadıyla olmuştur. Zira eğer ayette, tek bir kişi böyle bir haber getirdi de, onlar ona kulak vermediler, denmiş olsaydı, bu onların yaptıkları işin pekâlâ övgüye layık bir iş olduğuna delalet etmezdi.

    İşte görüldüğü üzere, gerektiği yerde tekil bile kastedilmiş olsa, çoğul lafız kullanmak daha uygundur.

    Bahis konusu ayetteki nükteye gelince, ilk olarak çoğul lafzının kullanılması, Hz. Ali için bir çeşit tazim ve ikram anlamını ifade ediyor. Hz. Ali (a.s) da sıradan bir insan olmadığına göre, böyle bir tazim ve ikramla anılması daha uygundur.

    Sonra İslam düşmanlarının ve münafıkların Hz. Ali'ye karşı düşmanlık ve kıskançlılıkları hiçbir kimse tarafından inkar edilemez. Bu durumda eğer, Hz. Ali'nin velayetinin tekil olarak bizzat Kur'an-ı Kerim'de açıklanması, onların düşmanlık ve kıskançlılıklarını daha da körükleyebilir, İslam'a karşı yıkım hareketlerini daha da artırabilir, hatta onların ellerini kulaklarına koyup da inkar yolunu seçmelerine vesile olabilirdi.

    İlahi hikmet ve Hz. Resulullah'ın İslam'ın tebliğindeki metodu insanlara ağır gelecek bir konuyu birden değil de, tedrici olarak insanlara anlatmasını icap ettiriyordu.

    Nitekim insanlara ağır gelen konularda Cenab-ı Hak ve Hz. Resulullah hep aynı metodu seçmiştir. İşte bu ayette de aynı yöntem uygulanmış ve insanlara ağır gelen bir konu olan velayet konusu, tedrici ve insanlara ağır gelmeyecek tabirlerle anlatılmaya gidilmiştir.

    İşte bunun için Hz. Ali'nin velayeti çeşitli yerlerde çeşitli tabirlerle insanlara anlatılmıştır. Ve bilahare daha sonra göreceğimiz üzere, Hz. Ali'nin velayetinin tespiti ile ALLAH nimetini insanlara tamamlamış ve dinini kâmil kılmıştır.

    Bu ayette çoğul lafzının seçilmesinin hikmeti olarak Ehl-i Sünnet kardeşlerimizin önde gelen en büyük âlimlerinden olan Zemahşeri bir ayrı nükte de zikretmiştir. Biz onun bu tespitini aynen alıyoruz.

    Zemahşeri şöyle yazıyor: "Eğer; "Bu ayetin Ali (a.s) hakkında olduğu nasıl doğru olabilir? Oysa onda kullanılan lafız çoğul lafzıdır?" denilirse, derim ki: "Gerçi ayetin nüzul sebebi bir kişidir. Ama diğer insanları da onun yaptığı işin benzerini yapmaya teşvik edip, onun nail olduğu sevaba ulaşmalarını sağlamak ve mü'minlerin hasletlerinin ihsan ve iyilik yapmaya düşkünlük açısından bu derece ileri olmalarının ve fakirlerin durumuyla ilgilenmek gerektiği takdirde namazda bile olsalar, namazın bitimini beklememeleri gerektiğine tembih etmek amacıyla onda çoğul lafzı kullanılmıştır."

    Demek ki, ayette çoğul lafzının kullanılması onun Hz. Ali hakkında oluşuna hiçbir halel getirmemektedir.






    elayet ayetindeki "rüku eden oldukları halde" haldeki cümleden sizin dediğiniz manayı anlamaya engel karine ve delillerden bir kaçına değinmekle yetineceğiz:

    a) Evvela ayette geçen hasr-sınırlama (sizin veliniz sadece ALLAH, Resulü ve iman edipte...), bu velayete mazhar olanların belli bir özelliğe sahip olduklarını gösteriyor. Aksi takdirde bunu sınırlamanın bir anlamı olmaz. Yani gerçek mu'min olan ve ayette sizin açıkladığınız şekildeki özelliğe sahip olan herkes bu velayete sahip olur. Oysa ayet, bunun böyle olmadığını getirdiği sınırlamayla ortaya koymaktadır.

    b) Eğer ayetteki rukudan bildiğimiz normal ruku kastedilmezse, ayetteki salat kelimesi de namaz olarak değil, mesela dua olarak algılanmalıdır. Zira bu ikisi peş peşe geliyor. Oysa bunu kimse söylememiştir. Neden salat namaz diye tefsir edilsin de, sıra rukua gelince zihinlerden uzak bir mana kastedilmiş olsun?!

    c) Hepsinden önemlisi, ayetin sebeb-i nuzulü hakkında Şia ve Sünni kaynaklarda nakledilen hadislerdir. Bu hadisler, ayetin belli bir olayın ardından, yani Hz. Ali'nin (a.s) namaz halindeyken rukuda saile verdiği sadakanın ardından nazil oluğunu ortaya koymaktadır; bunlardan bie örnek vermekle yetinmek istiyoruz:

    Ehl-i Sünnet'in önde gelen fakih ve tefsir yazarlarından olan Ebu İshak Ahmet bin MUHAMMED bin İbrahim En-Nisaburi Es-Salebi'nin "El-Kebir" adlı tefsirinde mezkur ayetin nüzul sebebi olarak Ebuzer'den şöyle nakledilmiştir:

    Ebuzer şöyle demiştir: "Ben şu iki kulağımla işittim, aksi taktirde her ikisi de sağır olsun ve şu iki gözlerimle gördüm, aksi taktirde her ikisi de kör olsun ki, Hz. Resulullah şöyle buyurdular: "Ali insanların önderidir, Ali kafirleri katledendir, ona yardım edene yardım olunur, onu yalnız bırakan yalnız bırakılır."

    Daha sonra Ebuzer şöyle devam etmiştir: "Bilin ki, bir gün benim Hz. Resulullah ile birlikte namaz kılmakta olduğum bir sırada bir dilenci mescitte talepte bulundu kimse ona bir şey vermedi. Bu sırada Hz. Ali rüku halindeydi. Elinin küçük parmağını ona doğru uzattı. O parmağına yüzük takardı. O dilenci gelip yüzüğü Hazret'in parmağından çıkarıp aldı.

    Bunun üzerine, Hz. Resulullah yakararak ALLAH'a şöyle dua etti: "ALLAH'ım kardeşim Musa sana dua etti ve: "Rabbim! Gönlümü aç. İşimi kolaylaştır. Dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Ailemden bana bir yardımcı ver. Kardeşim Harun'u. Onunla kuvvetimi artır. Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim, çokça analım. Şüphesiz sen bizi görensin" dedi. [Tâhâ: 25. ayetten 35. ayete kadar] Sen de ona: "Senin isteklerin sana verildi, Ey Musa!" [Tâhâ: 36] diye vahyettin.

    ALLAH'ım! Ben de senin kulun ve peygamberinim. Benim de gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali'yi bana yardımcı ver, onunla kuvvetimi artır."

    Ebuzer diyor ki: "Andolsun ALLAH'a henüz Hz. Resulullah'ın sözü tamamlanmamıştı ki, Cebrail "Sizin veliniz ancak ALLAH, O'nun peygamberi ve namaz kılan ve rüku halinde zekat veren mü'minlerdir. Kim ALLAH'ı, peygamberini ve inananları veli kabul ederse, bilsin ki, şüphesiz ALLAH taraftarı olanlar üstün gelirler" [Maide: 55, 56] ayetini getirdi."[ Mecme-ül Beyan, c.3 s.210, El Gadir, c.2 s.52, El Mizan, c.6 s.19]

    Bu rivayet, Ehl-i Sünnet kaynaklarında ayetin nüzul sebebi hakkında nakledilen rivayetlerden sadece bir örnekti. Bu konuda İbn-i Selam ve İbn-i Abbas'tan da aynı mazmunda nakledilen hadisler yine Sünni kaynaklarda nakledilmiştir. İsteyenler aşağıdaki kaynaklara müracaat edebilirler:

    Bkz. Şevahid-üt Tenzil Haskani Hanefi'nin S. 161, Menakıb-i Ali bin ebu Talib İbn-i Meğazili Şafii'nin s. 311, Kifayet-üt Talib, Genci Şafii'nin s. 228, 250, 251, Zehair-ül Ukba Muhibbiddin Taberi'nin s. 88, 120, El Menakıb Harezmi Hanefi'nin s. 178, Tarih-i Dimeşk İbn-i Asakir Şafii'nin c. 2 s. 409, El Fusûl-ül Mühimme İbn-i Sabbağ El Maliki'nin s. 123, 108, Ed-Dürr-ül Mensur Suyuti'nin c. 2 s. 293, Feth-ül Kadir Şefkani'nin c. 2 s. 53, Et- Teshil liulum-it Tenzil Kalbi'nin c. 1 s. 181, Keşşaf Zemahşeri'nin c. 1 s. 649, Tefsir-üt Taberi Teberi'nin c. 6 s. 288, 289, Zad-ül Mesir İbn-i Cevzi Hambeli'nin c. 2 s. 383, Tefsir-ül Kurtubi c. 6 s. 219, 220, Feth-ül Beyan fi Makasid-ül Kur'an c. 3 s. 51, Esbab-ün Nüzul Vahidi'nin s. 148 ve Türkçe tercümesi s.161, Tefsir-ül Celaleyn s. 213, Tezkiret-ül Havvas Sıbt bin Cevzi Hanefi'nin s. 18, 208, Nur-ül Ebsar Şeblenci'nin s. 71, Yenabi-ül Meveddet Kunduzi Hanefi'nin s. 115, Tefsir-ül Kebir Fahri Razi'nin c. 12 s. 20, Tefsir-i İbn-i Kesir c. 2 s. 71, Ahkam-ül Kur'an Cessas'ın c. 4 s. 102, Mecme-üz Zevaid c. 7 s. 17, Ensab-ül Eşraf Belazuri'nin c. 2 s. 150, El Havi lil Fetava Suyuti'nin c. S. 139, 140, Kenz-ül Ümmal c. 6 s. 391, 405 ve c. 15 s. 146, 95, Riyaz-ün Nazre c. 2 s. 273 Müsned-i Ahmet bin Hanbel c. 5 s. 38, Metalib-üs Sual İbn-i Talha Şafii'nin s. 31, Feraid-üs Simteyn c. 1 s. 11, 190 ve....


    nedir bu ehlbeyt zıtlığınız anlamıyorum !


  20. 30.Ekim.2012, 00:53
    34
    EhliAba. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Ayette çoğul lafzının kullanılmasının ayetin Hz. Ali (a.s) hakkında nazil olmasıyla hiçbir çelişkisi yoktur.

    Zira, Arap dilinde tekil kastedildiği halde, ikram ve tazim kastıyla çoğul lafzının kullanılması en doğal konuşma üslubudur. Kur'an-ı Kerim bunun örnekleriyle doludur. Aslında Arap dilinde çoğul lafzının kullanılmasını gerektiren bir nükte olduğu taktirde, kasıt tekil bile olsa, çoğul yerine tekil lafzını kullanmak yanlış olur.

    Buna bir örnek olarak, ALLAH Teala'nın; "Onlar ki; insanlar kendilerine: "Toplum size karşı toplanmış, onlardan korkun" dediler de bu, onların imanını artırdı ve: "ALLAH bize yeter. O ne gü*zel Vekil'dir" dediler" (Al-i İmran, 173) ayeti kerimesinde geçen haber getiren kişinin, bütün müfessir ve hadisçilerin icmasıyla tek bir kişi, yani Naim bin Mesut El- Aşcei olduğu halde, ayette çoğul anlamı ifade eden, "insanlar...dediler" tabirinin seçilmesini zikredebiliriz.

    Açıktır ki, bu, o kişinin sözüne kulak vermeyerek Hz. Resulullah'ı yalnız bırakmayan kişilere tazim etmek ve övmek maksadıyla olmuştur. Zira eğer ayette, tek bir kişi böyle bir haber getirdi de, onlar ona kulak vermediler, denmiş olsaydı, bu onların yaptıkları işin pekâlâ övgüye layık bir iş olduğuna delalet etmezdi.

    İşte görüldüğü üzere, gerektiği yerde tekil bile kastedilmiş olsa, çoğul lafız kullanmak daha uygundur.

    Bahis konusu ayetteki nükteye gelince, ilk olarak çoğul lafzının kullanılması, Hz. Ali için bir çeşit tazim ve ikram anlamını ifade ediyor. Hz. Ali (a.s) da sıradan bir insan olmadığına göre, böyle bir tazim ve ikramla anılması daha uygundur.

    Sonra İslam düşmanlarının ve münafıkların Hz. Ali'ye karşı düşmanlık ve kıskançlılıkları hiçbir kimse tarafından inkar edilemez. Bu durumda eğer, Hz. Ali'nin velayetinin tekil olarak bizzat Kur'an-ı Kerim'de açıklanması, onların düşmanlık ve kıskançlılıklarını daha da körükleyebilir, İslam'a karşı yıkım hareketlerini daha da artırabilir, hatta onların ellerini kulaklarına koyup da inkar yolunu seçmelerine vesile olabilirdi.

    İlahi hikmet ve Hz. Resulullah'ın İslam'ın tebliğindeki metodu insanlara ağır gelecek bir konuyu birden değil de, tedrici olarak insanlara anlatmasını icap ettiriyordu.

    Nitekim insanlara ağır gelen konularda Cenab-ı Hak ve Hz. Resulullah hep aynı metodu seçmiştir. İşte bu ayette de aynı yöntem uygulanmış ve insanlara ağır gelen bir konu olan velayet konusu, tedrici ve insanlara ağır gelmeyecek tabirlerle anlatılmaya gidilmiştir.

    İşte bunun için Hz. Ali'nin velayeti çeşitli yerlerde çeşitli tabirlerle insanlara anlatılmıştır. Ve bilahare daha sonra göreceğimiz üzere, Hz. Ali'nin velayetinin tespiti ile ALLAH nimetini insanlara tamamlamış ve dinini kâmil kılmıştır.

    Bu ayette çoğul lafzının seçilmesinin hikmeti olarak Ehl-i Sünnet kardeşlerimizin önde gelen en büyük âlimlerinden olan Zemahşeri bir ayrı nükte de zikretmiştir. Biz onun bu tespitini aynen alıyoruz.

    Zemahşeri şöyle yazıyor: "Eğer; "Bu ayetin Ali (a.s) hakkında olduğu nasıl doğru olabilir? Oysa onda kullanılan lafız çoğul lafzıdır?" denilirse, derim ki: "Gerçi ayetin nüzul sebebi bir kişidir. Ama diğer insanları da onun yaptığı işin benzerini yapmaya teşvik edip, onun nail olduğu sevaba ulaşmalarını sağlamak ve mü'minlerin hasletlerinin ihsan ve iyilik yapmaya düşkünlük açısından bu derece ileri olmalarının ve fakirlerin durumuyla ilgilenmek gerektiği takdirde namazda bile olsalar, namazın bitimini beklememeleri gerektiğine tembih etmek amacıyla onda çoğul lafzı kullanılmıştır."

    Demek ki, ayette çoğul lafzının kullanılması onun Hz. Ali hakkında oluşuna hiçbir halel getirmemektedir.






    elayet ayetindeki "rüku eden oldukları halde" haldeki cümleden sizin dediğiniz manayı anlamaya engel karine ve delillerden bir kaçına değinmekle yetineceğiz:

    a) Evvela ayette geçen hasr-sınırlama (sizin veliniz sadece ALLAH, Resulü ve iman edipte...), bu velayete mazhar olanların belli bir özelliğe sahip olduklarını gösteriyor. Aksi takdirde bunu sınırlamanın bir anlamı olmaz. Yani gerçek mu'min olan ve ayette sizin açıkladığınız şekildeki özelliğe sahip olan herkes bu velayete sahip olur. Oysa ayet, bunun böyle olmadığını getirdiği sınırlamayla ortaya koymaktadır.

    b) Eğer ayetteki rukudan bildiğimiz normal ruku kastedilmezse, ayetteki salat kelimesi de namaz olarak değil, mesela dua olarak algılanmalıdır. Zira bu ikisi peş peşe geliyor. Oysa bunu kimse söylememiştir. Neden salat namaz diye tefsir edilsin de, sıra rukua gelince zihinlerden uzak bir mana kastedilmiş olsun?!

    c) Hepsinden önemlisi, ayetin sebeb-i nuzulü hakkında Şia ve Sünni kaynaklarda nakledilen hadislerdir. Bu hadisler, ayetin belli bir olayın ardından, yani Hz. Ali'nin (a.s) namaz halindeyken rukuda saile verdiği sadakanın ardından nazil oluğunu ortaya koymaktadır; bunlardan bie örnek vermekle yetinmek istiyoruz:

    Ehl-i Sünnet'in önde gelen fakih ve tefsir yazarlarından olan Ebu İshak Ahmet bin MUHAMMED bin İbrahim En-Nisaburi Es-Salebi'nin "El-Kebir" adlı tefsirinde mezkur ayetin nüzul sebebi olarak Ebuzer'den şöyle nakledilmiştir:

    Ebuzer şöyle demiştir: "Ben şu iki kulağımla işittim, aksi taktirde her ikisi de sağır olsun ve şu iki gözlerimle gördüm, aksi taktirde her ikisi de kör olsun ki, Hz. Resulullah şöyle buyurdular: "Ali insanların önderidir, Ali kafirleri katledendir, ona yardım edene yardım olunur, onu yalnız bırakan yalnız bırakılır."

    Daha sonra Ebuzer şöyle devam etmiştir: "Bilin ki, bir gün benim Hz. Resulullah ile birlikte namaz kılmakta olduğum bir sırada bir dilenci mescitte talepte bulundu kimse ona bir şey vermedi. Bu sırada Hz. Ali rüku halindeydi. Elinin küçük parmağını ona doğru uzattı. O parmağına yüzük takardı. O dilenci gelip yüzüğü Hazret'in parmağından çıkarıp aldı.

    Bunun üzerine, Hz. Resulullah yakararak ALLAH'a şöyle dua etti: "ALLAH'ım kardeşim Musa sana dua etti ve: "Rabbim! Gönlümü aç. İşimi kolaylaştır. Dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Ailemden bana bir yardımcı ver. Kardeşim Harun'u. Onunla kuvvetimi artır. Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim, çokça analım. Şüphesiz sen bizi görensin" dedi. [Tâhâ: 25. ayetten 35. ayete kadar] Sen de ona: "Senin isteklerin sana verildi, Ey Musa!" [Tâhâ: 36] diye vahyettin.

    ALLAH'ım! Ben de senin kulun ve peygamberinim. Benim de gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali'yi bana yardımcı ver, onunla kuvvetimi artır."

    Ebuzer diyor ki: "Andolsun ALLAH'a henüz Hz. Resulullah'ın sözü tamamlanmamıştı ki, Cebrail "Sizin veliniz ancak ALLAH, O'nun peygamberi ve namaz kılan ve rüku halinde zekat veren mü'minlerdir. Kim ALLAH'ı, peygamberini ve inananları veli kabul ederse, bilsin ki, şüphesiz ALLAH taraftarı olanlar üstün gelirler" [Maide: 55, 56] ayetini getirdi."[ Mecme-ül Beyan, c.3 s.210, El Gadir, c.2 s.52, El Mizan, c.6 s.19]

    Bu rivayet, Ehl-i Sünnet kaynaklarında ayetin nüzul sebebi hakkında nakledilen rivayetlerden sadece bir örnekti. Bu konuda İbn-i Selam ve İbn-i Abbas'tan da aynı mazmunda nakledilen hadisler yine Sünni kaynaklarda nakledilmiştir. İsteyenler aşağıdaki kaynaklara müracaat edebilirler:

    Bkz. Şevahid-üt Tenzil Haskani Hanefi'nin S. 161, Menakıb-i Ali bin ebu Talib İbn-i Meğazili Şafii'nin s. 311, Kifayet-üt Talib, Genci Şafii'nin s. 228, 250, 251, Zehair-ül Ukba Muhibbiddin Taberi'nin s. 88, 120, El Menakıb Harezmi Hanefi'nin s. 178, Tarih-i Dimeşk İbn-i Asakir Şafii'nin c. 2 s. 409, El Fusûl-ül Mühimme İbn-i Sabbağ El Maliki'nin s. 123, 108, Ed-Dürr-ül Mensur Suyuti'nin c. 2 s. 293, Feth-ül Kadir Şefkani'nin c. 2 s. 53, Et- Teshil liulum-it Tenzil Kalbi'nin c. 1 s. 181, Keşşaf Zemahşeri'nin c. 1 s. 649, Tefsir-üt Taberi Teberi'nin c. 6 s. 288, 289, Zad-ül Mesir İbn-i Cevzi Hambeli'nin c. 2 s. 383, Tefsir-ül Kurtubi c. 6 s. 219, 220, Feth-ül Beyan fi Makasid-ül Kur'an c. 3 s. 51, Esbab-ün Nüzul Vahidi'nin s. 148 ve Türkçe tercümesi s.161, Tefsir-ül Celaleyn s. 213, Tezkiret-ül Havvas Sıbt bin Cevzi Hanefi'nin s. 18, 208, Nur-ül Ebsar Şeblenci'nin s. 71, Yenabi-ül Meveddet Kunduzi Hanefi'nin s. 115, Tefsir-ül Kebir Fahri Razi'nin c. 12 s. 20, Tefsir-i İbn-i Kesir c. 2 s. 71, Ahkam-ül Kur'an Cessas'ın c. 4 s. 102, Mecme-üz Zevaid c. 7 s. 17, Ensab-ül Eşraf Belazuri'nin c. 2 s. 150, El Havi lil Fetava Suyuti'nin c. S. 139, 140, Kenz-ül Ümmal c. 6 s. 391, 405 ve c. 15 s. 146, 95, Riyaz-ün Nazre c. 2 s. 273 Müsned-i Ahmet bin Hanbel c. 5 s. 38, Metalib-üs Sual İbn-i Talha Şafii'nin s. 31, Feraid-üs Simteyn c. 1 s. 11, 190 ve....


    nedir bu ehlbeyt zıtlığınız anlamıyorum !


  21. 30.Ekim.2012, 01:38
    35
    ELHAMDULİLLAH
    İnşaAllah Devamlı Üye.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Eylül.2012
    Üye No: 97696
    Mesaj Sayısı: 454
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Hz. Ali böyle bir söz söylemiş mi?

    Ellezîne kâle lehumun nâsu innen nâse kad cemeû lekum fahşevhum fe zâdehum îmânâ(îmânen), ve kâlû hasbunâllâhu ve ni’mel vekîl(vekîlu).

    1. ellezîne : onlar, o kimseler ki
    2. kâle : dedi
    3. lehum : onlara, onlar için
    4. en nâsu : insanlar
    5. inne en nâse : muhakkak ki insanlar
    6. kad cemeû : toplanmışlardı
    7. lekum : sizin için
    8. fe ahşev-hum : artık onlardan korkun
    9. fe zâde-hum : o zaman onların arttı
    10. îmânen : îmân
    11. ve kâlû : ve dediler
    12. hasbunâ allâhu : Allah kâfidir
    13. ve ni'me el vekîlu : ve ne güzel vekil

    Diyanet İşleri : Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun” dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” dediler.

    Alıntı
    Ayette çoğul lafzının kullanılmasının ayetin Hz Ali (as) hakkında nazil olmasıyla hiçbir çelişkisi yoktur

    Zira, Arap dilinde tekil kastedildiği halde, ikram ve tazim kastıyla çoğul lafzının kullanılması en doğal konuşma üslubudurKur'an-ı Kerim bunun örnekleriyle doludur Aslında Arap dilinde çoğul lafzının kullanılmasını gerektiren bir nükte olduğu taktirde, kasıt tekil bile olsa, çoğul yerine tekil lafzını kullanmak yanlış olur

    Buna bir örnek olarak, ALLAH Teala'nın; "Onlar ki; insanlar kendilerine: "Toplum size karşı toplanmış, onlardan korkun" dediler de bu, onların imanını artırdı ve: "ALLAH bize yeter O ne gü*zel Vekil'dir" dediler" (Al-i İmran, 173) ayeti kerimesinde geçen haber getiren kişinin, bütün müfessir ve hadisçilerin icmasıyla tek bir kişi, yani Naim bin Mesut El- Aşcei olduğu halde, ayette çoğul anlamı ifade eden, "insanlardediler" tabirinin seçilmesini zikredebiliriz

    Açıktır ki, bu, o kişinin sözüne kulak vermeyerek Hz Resulullah'ı yalnız bırakmayan kişilere tazim etmek ve övmek maksadıyla olmuştur Zira eğer ayette, tek bir kişi böyle bir haber getirdi de, onlar ona kulak vermediler, denmiş olsaydı, bu onların yaptıkları işin pekâlâ övgüye layık bir iş olduğuna delalet etmezdi

    İşte görüldüğü üzere, gerektiği yerde tekil bile kastedilmiş olsa, çoğul lafız kullanmak daha uygundur

    KELAM İLMİ başka bişey tabi.. Bunu anlayabilmenizi beklemekte insafsızlık olur doğrusu.. Zira ilim oldukça derin ve süresi baya uzun bir ilim. Çoğul ise çoğuldur. Tekil ise tekildir. Aslında çoğul kullanılmıştır da tekildir demek burada Allahu Taala'yı yalancılıkla itham etmeye gider. Bırakınız TEKİL'i ÇOĞUL'u, Allahu Taala'nın Kelamı HARFLER ÜZEREDİR. Bu kadar incedir bu husus yani.

    Eğer tekil olarak birinden ŞAHSEN bahsedecekse, ELLERİN KURUSUN EBU LEHEB demekten bile asla imtina etmez benim RAB'bim. Hatta karısına ODUN HAMMALI dahi der. ŞAHSEN ve ZAT'en.

    Tebbet Suresi Buna iyi bir örnektir.

    Diyanet İşleri : Ebû Leheb’in elleri kurusun. Zaten kurudu. Şahsen hitab var.....
    Diyanet İşleri : Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı. Tekil hitab var. O'na....
    Diyanet İşleri : O, bir alevli ateşe girecektir. Tekil hitap, O bir alevli ateşe girecektir. Kim..??? Ebu Leheb.
    Diyanet İşleri : (4-5) Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu hâlde sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir).

    Birde o ateşte kim varmış.. Tekil olarak KARISI. da. ODUN HAMMALI KARISI.. Kendi ateşlerine odun taşıyacak bir kadın. İki tekil ve İki tekilin RAB'BİMİN KELAM İLMİ İLE İZAHI..

    O öyle sanılmaz, bu bunu ifade etmez falan gibi sözler.. Ayetleri eğip bükmeye matuf girişimlerdir ki; bunu bize söyleyemezsiniz. Zira biz bazılarının KELAMCI diye hakir görmeye çalıştığı KELAM İLMİ İLE TECHİZ OLMUŞ KULLARIZ..

    Rab'bimin kelamı DOSDOĞRUDUR.. Mecazıda, benzetmeside, hicvide, hükmüde.. hepsi dosdoğrudur. Yeterki onu anlayacak dimağ olsun. Kelam olsun, İlim olsun. Hikmeti Rab'bim zaman içinde lutfediyor zaten.

    Yazdığınız yazı baştan dumura uğradı devam edelimmi devamına..

    Ne dersiniz.?

    TEKRAREN SÖYLEYELİM İNŞAALLAH..... RAB'BİMİN KELAM İLMİ, HARFLER ÜZEREDİR. SONRA AYET PARÇALARI, AYETLER, SURELER VE MUCEZE-İ EKBER gelir ki; Biz O'na KUR'AN-I KERİM diyoruz.

    Devam edelimmi.. Buraya kadan neyin ne olduğunu anladınızmı.?

    Alıntı
    Zemahşeri şöyle yazıyor: "Eğer; "Bu ayetin Ali (as) hakkında olduğu nasıl doğru olabilir? Oysa onda kullanılan lafız çoğul lafzıdır?" denilirse, derim ki: "Gerçi ayetin nüzul sebebi bir kişidir Ama diğer insanları da onun yaptığı işin benzerini yapmaya teşvik edip, onun nail olduğu sevaba ulaşmalarını sağlamak ve mü'minlerin hasletlerinin ihsan ve iyilik yapmaya düşkünlük açısından bu derece ileri olmalarının ve fakirlerin durumuyla ilgilenmek gerektiği takdirde namazda bile olsalar, namazın bitimini beklememeleri gerektiğine tembih etmek amacıyla onda çoğul lafzı kullanılmıştır"
    NAMAZIN BİTİMİNİ BEKLEMEMELERİ GEREKTİĞİNE TEMBİH ETMEK AMACIYLA ONDA ÇOĞUL LAFZI KULLANILMIŞTIR.

    Şimdi daha iyi anlıyorum. Alim diye hangi cahillerin peşine takılmış nice cemaat.. Alim diye örnek gösterilen bunlarmı. Yuh olsun. Eğer eğip bükmediyseniz ve bu şekilde söylediyse.

    Namazı sonlandırmadan, Bozmak gerekiyorsada selam vermeden asla terk edemezsiniz.. Namazı terk etmenin de bir ADAB'ı vardır. Namazı terk etmeden, eğer bir yere bir yardım yapılacaksa, ve bunu Hazreti Ali (R.A.) yapmış diyorsanız. Bunuda RUKU'da yapmış diyorsanız. Bu hal de Namaz içerisinde sadece RUKU'da geçerlidir ayet muvacehesinde diyorsanız.

    KIYAMDA, SECDEDE, TAHİYATTA olmanın NAMAZ RUKUNLARI arasında infakta bulunmanın sadece RUKU'da gerçekleşeceğini söyleyen bir Ayet-i Kerime ilemi karşı karşıyayız bu durumda. Bunlar ilim adamımı oluyor şimdi..

    Neyse devam edelim İnşaAllah bakalım daha ne inciler dökülecek önümüze.


    Alıntı
    a) Evvela ayette geçen hasr-sınırlama (sizin veliniz sadece ALLAH, Resulü ve iman edipte), bu velayete mazhar olanların belli bir özelliğe sahip olduklarını gösteriyor Aksi takdirde bunu sınırlamanın bir anlamı olmaz Yani gerçek mu'min olan ve ayette sizin açıkladığınız şekildeki özelliğe sahip olan herkes bu velayete sahip olur Oysa ayet, bunun böyle olmadığını getirdiği sınırlamayla ortaya koymaktadır
    İşte ayetler böyle eğip bükülmeye çalışılıyor.. Allahu Taala Ayet'i Kerime'sinde açık seçik söylüyor.. Kimler velidir, bunları açık seçik söylüyor. Bu çağda da o velilerden vardır. Her çağda vardır ki; Zekat vereceklerin durumları açık olsun.. Şayanı hayret bir açıklama ve şablonlara uymaya çalışan bir güruhla karşı karşıyayız.. Ayetler nasıl eğilip bükülüyor diye çok önceleri düşünmüştüm.. Gün oldu karşıma çıktı.. Demek böyle oluyormuş.. Ayet NAMAZ KILIP ZEKAT VERENLER dese bile, yok o ayet onu demek istemedi.. Ne demek istedi... yani gerçek mümin olan ve ayette sizin açıkladığınız şekilde özelliğe sahip olan herkes bu velayete sahip olur.. Eeee Olur tabi. MÜMİN diyorsun... Mümin olacak tabi... Zekat verecek tabi.. Neyse biz Eeee diyelim. Devam edelim bakalım başka nasıl eğip bükülüyor ayetler.. Oysa ayet bunun böyle olmadığını sınırlama koyarak ortaya koymuşmuş.. ALLAH-U TAALA, RASULU VE ZEKAT VERİRKEN RUKUDA GİBİ ZEKAT VERENLER. işte veliler bunlar. Dahası laf-ı güzaf.... Ayet-i Kerime Açık ve sarih ortada.


  22. 30.Ekim.2012, 01:38
    35
    İnşaAllah Devamlı Üye.
    Ellezîne kâle lehumun nâsu innen nâse kad cemeû lekum fahşevhum fe zâdehum îmânâ(îmânen), ve kâlû hasbunâllâhu ve ni’mel vekîl(vekîlu).

    1. ellezîne : onlar, o kimseler ki
    2. kâle : dedi
    3. lehum : onlara, onlar için
    4. en nâsu : insanlar
    5. inne en nâse : muhakkak ki insanlar
    6. kad cemeû : toplanmışlardı
    7. lekum : sizin için
    8. fe ahşev-hum : artık onlardan korkun
    9. fe zâde-hum : o zaman onların arttı
    10. îmânen : îmân
    11. ve kâlû : ve dediler
    12. hasbunâ allâhu : Allah kâfidir
    13. ve ni'me el vekîlu : ve ne güzel vekil

    Diyanet İşleri : Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun” dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” dediler.

    Alıntı
    Ayette çoğul lafzının kullanılmasının ayetin Hz Ali (as) hakkında nazil olmasıyla hiçbir çelişkisi yoktur

    Zira, Arap dilinde tekil kastedildiği halde, ikram ve tazim kastıyla çoğul lafzının kullanılması en doğal konuşma üslubudurKur'an-ı Kerim bunun örnekleriyle doludur Aslında Arap dilinde çoğul lafzının kullanılmasını gerektiren bir nükte olduğu taktirde, kasıt tekil bile olsa, çoğul yerine tekil lafzını kullanmak yanlış olur

    Buna bir örnek olarak, ALLAH Teala'nın; "Onlar ki; insanlar kendilerine: "Toplum size karşı toplanmış, onlardan korkun" dediler de bu, onların imanını artırdı ve: "ALLAH bize yeter O ne gü*zel Vekil'dir" dediler" (Al-i İmran, 173) ayeti kerimesinde geçen haber getiren kişinin, bütün müfessir ve hadisçilerin icmasıyla tek bir kişi, yani Naim bin Mesut El- Aşcei olduğu halde, ayette çoğul anlamı ifade eden, "insanlardediler" tabirinin seçilmesini zikredebiliriz

    Açıktır ki, bu, o kişinin sözüne kulak vermeyerek Hz Resulullah'ı yalnız bırakmayan kişilere tazim etmek ve övmek maksadıyla olmuştur Zira eğer ayette, tek bir kişi böyle bir haber getirdi de, onlar ona kulak vermediler, denmiş olsaydı, bu onların yaptıkları işin pekâlâ övgüye layık bir iş olduğuna delalet etmezdi

    İşte görüldüğü üzere, gerektiği yerde tekil bile kastedilmiş olsa, çoğul lafız kullanmak daha uygundur

    KELAM İLMİ başka bişey tabi.. Bunu anlayabilmenizi beklemekte insafsızlık olur doğrusu.. Zira ilim oldukça derin ve süresi baya uzun bir ilim. Çoğul ise çoğuldur. Tekil ise tekildir. Aslında çoğul kullanılmıştır da tekildir demek burada Allahu Taala'yı yalancılıkla itham etmeye gider. Bırakınız TEKİL'i ÇOĞUL'u, Allahu Taala'nın Kelamı HARFLER ÜZEREDİR. Bu kadar incedir bu husus yani.

    Eğer tekil olarak birinden ŞAHSEN bahsedecekse, ELLERİN KURUSUN EBU LEHEB demekten bile asla imtina etmez benim RAB'bim. Hatta karısına ODUN HAMMALI dahi der. ŞAHSEN ve ZAT'en.

    Tebbet Suresi Buna iyi bir örnektir.

    Diyanet İşleri : Ebû Leheb’in elleri kurusun. Zaten kurudu. Şahsen hitab var.....
    Diyanet İşleri : Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı. Tekil hitab var. O'na....
    Diyanet İşleri : O, bir alevli ateşe girecektir. Tekil hitap, O bir alevli ateşe girecektir. Kim..??? Ebu Leheb.
    Diyanet İşleri : (4-5) Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu hâlde sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir).

    Birde o ateşte kim varmış.. Tekil olarak KARISI. da. ODUN HAMMALI KARISI.. Kendi ateşlerine odun taşıyacak bir kadın. İki tekil ve İki tekilin RAB'BİMİN KELAM İLMİ İLE İZAHI..

    O öyle sanılmaz, bu bunu ifade etmez falan gibi sözler.. Ayetleri eğip bükmeye matuf girişimlerdir ki; bunu bize söyleyemezsiniz. Zira biz bazılarının KELAMCI diye hakir görmeye çalıştığı KELAM İLMİ İLE TECHİZ OLMUŞ KULLARIZ..

    Rab'bimin kelamı DOSDOĞRUDUR.. Mecazıda, benzetmeside, hicvide, hükmüde.. hepsi dosdoğrudur. Yeterki onu anlayacak dimağ olsun. Kelam olsun, İlim olsun. Hikmeti Rab'bim zaman içinde lutfediyor zaten.

    Yazdığınız yazı baştan dumura uğradı devam edelimmi devamına..

    Ne dersiniz.?

    TEKRAREN SÖYLEYELİM İNŞAALLAH..... RAB'BİMİN KELAM İLMİ, HARFLER ÜZEREDİR. SONRA AYET PARÇALARI, AYETLER, SURELER VE MUCEZE-İ EKBER gelir ki; Biz O'na KUR'AN-I KERİM diyoruz.

    Devam edelimmi.. Buraya kadan neyin ne olduğunu anladınızmı.?

    Alıntı
    Zemahşeri şöyle yazıyor: "Eğer; "Bu ayetin Ali (as) hakkında olduğu nasıl doğru olabilir? Oysa onda kullanılan lafız çoğul lafzıdır?" denilirse, derim ki: "Gerçi ayetin nüzul sebebi bir kişidir Ama diğer insanları da onun yaptığı işin benzerini yapmaya teşvik edip, onun nail olduğu sevaba ulaşmalarını sağlamak ve mü'minlerin hasletlerinin ihsan ve iyilik yapmaya düşkünlük açısından bu derece ileri olmalarının ve fakirlerin durumuyla ilgilenmek gerektiği takdirde namazda bile olsalar, namazın bitimini beklememeleri gerektiğine tembih etmek amacıyla onda çoğul lafzı kullanılmıştır"
    NAMAZIN BİTİMİNİ BEKLEMEMELERİ GEREKTİĞİNE TEMBİH ETMEK AMACIYLA ONDA ÇOĞUL LAFZI KULLANILMIŞTIR.

    Şimdi daha iyi anlıyorum. Alim diye hangi cahillerin peşine takılmış nice cemaat.. Alim diye örnek gösterilen bunlarmı. Yuh olsun. Eğer eğip bükmediyseniz ve bu şekilde söylediyse.

    Namazı sonlandırmadan, Bozmak gerekiyorsada selam vermeden asla terk edemezsiniz.. Namazı terk etmenin de bir ADAB'ı vardır. Namazı terk etmeden, eğer bir yere bir yardım yapılacaksa, ve bunu Hazreti Ali (R.A.) yapmış diyorsanız. Bunuda RUKU'da yapmış diyorsanız. Bu hal de Namaz içerisinde sadece RUKU'da geçerlidir ayet muvacehesinde diyorsanız.

    KIYAMDA, SECDEDE, TAHİYATTA olmanın NAMAZ RUKUNLARI arasında infakta bulunmanın sadece RUKU'da gerçekleşeceğini söyleyen bir Ayet-i Kerime ilemi karşı karşıyayız bu durumda. Bunlar ilim adamımı oluyor şimdi..

    Neyse devam edelim İnşaAllah bakalım daha ne inciler dökülecek önümüze.


    Alıntı
    a) Evvela ayette geçen hasr-sınırlama (sizin veliniz sadece ALLAH, Resulü ve iman edipte), bu velayete mazhar olanların belli bir özelliğe sahip olduklarını gösteriyor Aksi takdirde bunu sınırlamanın bir anlamı olmaz Yani gerçek mu'min olan ve ayette sizin açıkladığınız şekildeki özelliğe sahip olan herkes bu velayete sahip olur Oysa ayet, bunun böyle olmadığını getirdiği sınırlamayla ortaya koymaktadır
    İşte ayetler böyle eğip bükülmeye çalışılıyor.. Allahu Taala Ayet'i Kerime'sinde açık seçik söylüyor.. Kimler velidir, bunları açık seçik söylüyor. Bu çağda da o velilerden vardır. Her çağda vardır ki; Zekat vereceklerin durumları açık olsun.. Şayanı hayret bir açıklama ve şablonlara uymaya çalışan bir güruhla karşı karşıyayız.. Ayetler nasıl eğilip bükülüyor diye çok önceleri düşünmüştüm.. Gün oldu karşıma çıktı.. Demek böyle oluyormuş.. Ayet NAMAZ KILIP ZEKAT VERENLER dese bile, yok o ayet onu demek istemedi.. Ne demek istedi... yani gerçek mümin olan ve ayette sizin açıkladığınız şekilde özelliğe sahip olan herkes bu velayete sahip olur.. Eeee Olur tabi. MÜMİN diyorsun... Mümin olacak tabi... Zekat verecek tabi.. Neyse biz Eeee diyelim. Devam edelim bakalım başka nasıl eğip bükülüyor ayetler.. Oysa ayet bunun böyle olmadığını sınırlama koyarak ortaya koymuşmuş.. ALLAH-U TAALA, RASULU VE ZEKAT VERİRKEN RUKUDA GİBİ ZEKAT VERENLER. işte veliler bunlar. Dahası laf-ı güzaf.... Ayet-i Kerime Açık ve sarih ortada.


  23. 30.Ekim.2012, 01:59
    36
    ELHAMDULİLLAH
    İnşaAllah Devamlı Üye.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Eylül.2012
    Üye No: 97696
    Mesaj Sayısı: 454
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Hz. Ali böyle bir söz söylemiş mi?

    Alıntı
    elayet ayetindeki "rüku eden oldukları halde" haldeki cümleden sizin dediğiniz manayı anlamaya engel karine ve delillerden bir kaçına değinmekle yetineceğiz:

    a) Evvela ayette geçen hasr-sınırlama (sizin veliniz sadece ALLAH, Resulü ve iman edipte), bu velayete mazhar olanların belli bir özelliğe sahip olduklarını gösteriyor Aksi takdirde bunu sınırlamanın bir anlamı olmaz Yani gerçek mu'min olan ve ayette sizin açıkladığınız şekildeki özelliğe sahip olan herkes bu velayete sahip olur Oysa ayet, bunun böyle olmadığını getirdiği sınırlamayla ortaya koymaktadır

    b) Eğer ayetteki rukudan bildiğimiz normal ruku kastedilmezse, ayetteki salat kelimesi de namaz olarak değil, mesela dua olarak algılanmalıdır Zira bu ikisi peş peşe geliyor Oysa bunu kimse söylememiştir Neden salat namaz diye tefsir edilsin de, sıra rukua gelince zihinlerden uzak bir mana kastedilmiş olsun?!

    c) Hepsinden önemlisi, ayetin sebeb-i nuzulü hakkında Şia ve Sünni kaynaklarda nakledilen hadislerdir Bu hadisler, ayetin belli bir olayın ardından, yani Hz Ali'nin (as) namaz halindeyken rukuda saile verdiği sadakanın ardından nazil oluğunu ortaya koymaktadır; bunlardan bie örnek vermekle yetinmek istiyoruz:

    Ehl-i Sünnet'in önde gelen fakih ve tefsir yazarlarından olan Ebu İshak Ahmet bin MUHAMMED bin İbrahim En-Nisaburi Es-Salebi'nin "El-Kebir" adlı tefsirinde mezkur ayetin nüzul sebebi olarak Ebuzer'den şöyle nakledilmiştir:

    Ebuzer şöyle demiştir: "Ben şu iki kulağımla işittim, aksi taktirde her ikisi de sağır olsun ve şu iki gözlerimle gördüm, aksi taktirde her ikisi de kör olsun ki, Hz Resulullah şöyle buyurdular: "Ali insanların önderidir, Ali kafirleri katledendir, ona yardım edene yardım olunur, onu yalnız bırakan yalnız bırakılır
    İşte bir yalan daha... Hemde ne yalan.... Münafıkki işte hemde ne münafık.... Eğer O'nun ismiyle bu kelam burada sarf ediliyor değilse....

    Ben şu iki kulağımla işittim, aksi taktirde her ikisi de sağır olsun ve şu iki gözlerimle gördüm, aksi taktirde her ikisi de kör olsun ki, Hz Resulullah şöyle buyurdular: "Ali insanların önderidir, Ali kafirleri katledendir, ona yardım edene yardım olunur, onu yalnız bırakan yalnız bırakılır
    Bizzat Hazreti Ali (R.A.)'ndan alalım bunun cevabını.

    O MUAZZEZ ASHAB BAKIN NE DİYOR..... Ahmak, her lafın başında yemin eder. Hazreti Ali (R.A.).

    Peki bunun devamında ne olmuş... Şimdi de O'na bakalım....

    Alıntı
    Daha sonra Ebuzer şöyle devam etmiştir: "Bilin ki, bir gün benim Hz Resulullah ile birlikte namaz kılmakta olduğum bir sırada bir dilenci mescitte talepte bulundu kimse ona bir şey vermedi Bu sırada Hz Ali rüku halindeydi Elinin küçük parmağını ona doğru uzattı O parmağına yüzük takardı O dilenci gelip yüzüğü Hazret'in parmağından çıkarıp aldı

    Bunun üzerine, Hz Resulullah yakararak ALLAH'a şöyle dua etti: "ALLAH'ım kardeşim Musa sana dua etti ve: "Rabbim! Gönlümü aç İşimi kolaylaştır Dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar Ailemden bana bir yardımcı ver Kardeşim Harun'u Onunla kuvvetimi artır Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim, çokça analım Şüphesiz sen bizi görensin" dedi [Tâhâ: 25 ayetten 35 ayete kadar] Sen de ona: "Senin isteklerin sana verildi, Ey Musa!" [Tâhâ: 36] diye vahyettin
    Mevzu gayet açık ve sarih....

    İSLAM ŞERİATI ve SÜNNET-İ SENİYYE'sine asla uymuyor. İşin zahirinde TADİL-İ ERKAN'a ters. Zahiren Zahirde'de PARMAKTAKİ YÜZÜĞ'ün NAMAZ ESNASINDA RAB'bini zikreden kulun, Rab'bini zikrden kendini bir hal ile men etmesi ve Rab'binden hicab duymaksızın hareket etme tarzıdır ki; ZAHİREN VE ZAHİR olması mümkün olmayan bir fiildir. BATINEN dersek eğer, RAB'bi O'na namazda o fakire yardım et demesi gerekir ki; buda ZAHİREN BATIN'a ters, Rab'bimin emrini ZAHİR'i terk ederek BATIN'a göre yaptım demeye gelir ki; buda olmaz.... BATINEN VE BATIN'a gelecek olursak, O haldede Rab'binden bizzat emir almış olsa bile, diğerlerinin bunu zahiren görüp şahit olmaları bunun BATINEN VE BATIN olarakda mümkün olmayacağını göstermektedir.

    Hülasa İSLAM'ın hiç bir hal ve hareketine, emir ve nehy'lerine uymayan bir hal ile karşı karşıyayız. Biz bunu KÜLLİYEN RED EDİYORUZ.


  24. 30.Ekim.2012, 01:59
    36
    İnşaAllah Devamlı Üye.
    Alıntı
    elayet ayetindeki "rüku eden oldukları halde" haldeki cümleden sizin dediğiniz manayı anlamaya engel karine ve delillerden bir kaçına değinmekle yetineceğiz:

    a) Evvela ayette geçen hasr-sınırlama (sizin veliniz sadece ALLAH, Resulü ve iman edipte), bu velayete mazhar olanların belli bir özelliğe sahip olduklarını gösteriyor Aksi takdirde bunu sınırlamanın bir anlamı olmaz Yani gerçek mu'min olan ve ayette sizin açıkladığınız şekildeki özelliğe sahip olan herkes bu velayete sahip olur Oysa ayet, bunun böyle olmadığını getirdiği sınırlamayla ortaya koymaktadır

    b) Eğer ayetteki rukudan bildiğimiz normal ruku kastedilmezse, ayetteki salat kelimesi de namaz olarak değil, mesela dua olarak algılanmalıdır Zira bu ikisi peş peşe geliyor Oysa bunu kimse söylememiştir Neden salat namaz diye tefsir edilsin de, sıra rukua gelince zihinlerden uzak bir mana kastedilmiş olsun?!

    c) Hepsinden önemlisi, ayetin sebeb-i nuzulü hakkında Şia ve Sünni kaynaklarda nakledilen hadislerdir Bu hadisler, ayetin belli bir olayın ardından, yani Hz Ali'nin (as) namaz halindeyken rukuda saile verdiği sadakanın ardından nazil oluğunu ortaya koymaktadır; bunlardan bie örnek vermekle yetinmek istiyoruz:

    Ehl-i Sünnet'in önde gelen fakih ve tefsir yazarlarından olan Ebu İshak Ahmet bin MUHAMMED bin İbrahim En-Nisaburi Es-Salebi'nin "El-Kebir" adlı tefsirinde mezkur ayetin nüzul sebebi olarak Ebuzer'den şöyle nakledilmiştir:

    Ebuzer şöyle demiştir: "Ben şu iki kulağımla işittim, aksi taktirde her ikisi de sağır olsun ve şu iki gözlerimle gördüm, aksi taktirde her ikisi de kör olsun ki, Hz Resulullah şöyle buyurdular: "Ali insanların önderidir, Ali kafirleri katledendir, ona yardım edene yardım olunur, onu yalnız bırakan yalnız bırakılır
    İşte bir yalan daha... Hemde ne yalan.... Münafıkki işte hemde ne münafık.... Eğer O'nun ismiyle bu kelam burada sarf ediliyor değilse....

    Ben şu iki kulağımla işittim, aksi taktirde her ikisi de sağır olsun ve şu iki gözlerimle gördüm, aksi taktirde her ikisi de kör olsun ki, Hz Resulullah şöyle buyurdular: "Ali insanların önderidir, Ali kafirleri katledendir, ona yardım edene yardım olunur, onu yalnız bırakan yalnız bırakılır
    Bizzat Hazreti Ali (R.A.)'ndan alalım bunun cevabını.

    O MUAZZEZ ASHAB BAKIN NE DİYOR..... Ahmak, her lafın başında yemin eder. Hazreti Ali (R.A.).

    Peki bunun devamında ne olmuş... Şimdi de O'na bakalım....

    Alıntı
    Daha sonra Ebuzer şöyle devam etmiştir: "Bilin ki, bir gün benim Hz Resulullah ile birlikte namaz kılmakta olduğum bir sırada bir dilenci mescitte talepte bulundu kimse ona bir şey vermedi Bu sırada Hz Ali rüku halindeydi Elinin küçük parmağını ona doğru uzattı O parmağına yüzük takardı O dilenci gelip yüzüğü Hazret'in parmağından çıkarıp aldı

    Bunun üzerine, Hz Resulullah yakararak ALLAH'a şöyle dua etti: "ALLAH'ım kardeşim Musa sana dua etti ve: "Rabbim! Gönlümü aç İşimi kolaylaştır Dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar Ailemden bana bir yardımcı ver Kardeşim Harun'u Onunla kuvvetimi artır Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim, çokça analım Şüphesiz sen bizi görensin" dedi [Tâhâ: 25 ayetten 35 ayete kadar] Sen de ona: "Senin isteklerin sana verildi, Ey Musa!" [Tâhâ: 36] diye vahyettin
    Mevzu gayet açık ve sarih....

    İSLAM ŞERİATI ve SÜNNET-İ SENİYYE'sine asla uymuyor. İşin zahirinde TADİL-İ ERKAN'a ters. Zahiren Zahirde'de PARMAKTAKİ YÜZÜĞ'ün NAMAZ ESNASINDA RAB'bini zikreden kulun, Rab'bini zikrden kendini bir hal ile men etmesi ve Rab'binden hicab duymaksızın hareket etme tarzıdır ki; ZAHİREN VE ZAHİR olması mümkün olmayan bir fiildir. BATINEN dersek eğer, RAB'bi O'na namazda o fakire yardım et demesi gerekir ki; buda ZAHİREN BATIN'a ters, Rab'bimin emrini ZAHİR'i terk ederek BATIN'a göre yaptım demeye gelir ki; buda olmaz.... BATINEN VE BATIN'a gelecek olursak, O haldede Rab'binden bizzat emir almış olsa bile, diğerlerinin bunu zahiren görüp şahit olmaları bunun BATINEN VE BATIN olarakda mümkün olmayacağını göstermektedir.

    Hülasa İSLAM'ın hiç bir hal ve hareketine, emir ve nehy'lerine uymayan bir hal ile karşı karşıyayız. Biz bunu KÜLLİYEN RED EDİYORUZ.





+ Yorum Gönder
Git İlk 234 Son