Konusunu Oylayın.: Tarikat , İslamın veya İmanın kaçıncı şartıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Tarikat , İslamın veya İmanın kaçıncı şartıdır?
  1. 19.Ekim.2012, 04:58
    49
    Ufkuaçık
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Ekim.2008
    Üye No: 35628
    Mesaj Sayısı: 693
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 57

    Cevap: Tarikat , İslamın veya İmanın kaçıncı şartıdır?

    reklam


    Cevap: Tarikat , İslamın veya İmanın kaçıncı şartıdır? ile alakalı yazı mumsema.com Cevap: Tarikat , İslamın veya İmanın kaçıncı şartıdır?
    Tarikatsız kardeşim.Vermiş olduğun link birkaç kitap listesi.Ben sana kitap listesi göster demedim ki? Nefsİn tezkiye ve terbiyesi nasıL olur onu asıl sen bakalım.Haydi, şimdi bana bunu izah et bildiğin kadar...


  2. 19.Ekim.2012, 04:58
    49
    Devamlı Üye
    reklam


    Tarikatsız kardeşim.Vermiş olduğun link birkaç kitap listesi.Ben sana kitap listesi göster demedim ki? Nefsİn tezkiye ve terbiyesi nasıL olur onu asıl sen bakalım.Haydi, şimdi bana bunu izah et bildiğin kadar...


  3. 19.Ekim.2012, 12:35
    50
    TEKE TEK
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ekim.2012
    Üye No: 98093
    Mesaj Sayısı: 118
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: İSTANBUL

    Cevap: Tarikat , İslamın veya İmanın kaçıncı şartıdır?

    reklam


    Modern dünyanın bir ahlak bunalımı yaşadığı, kimsenin inkâr edemeyeceği bir gerçektir. Zira modern dünya fiyat merkezli bir dünyadır. Bunun zıddı “değer merkezli bir dünyadır” ki, böyle bir dünya ahlak olmaksızın kurulamaz.
    Batı sömürgeci geçmişi yüzünden ahlak trenini kaçırmıştır. Ahlak yoksa adalet de, özgürlük de, güvenlik de yoktur. Bugün yaşadığımız hercümerç bunun isbatıdır.
    Modern Batı’nın üç uknumu üç ahlaksızlık üzerinde yükselir: 1) Ulus Devlet, siyasal ahlak yoksunluğu üzerine; 2) Sekülarizm, emanet ahlakı yoksunluğu üzerine; 3) Modern bilimler, bilgi ahlakı yoksunluğu üzerine.
    Seküler ahlak imkânsızdır. Zira bir ahlak sistemi ancak aktif bir vicdan üzerine inşa edilir. İdeolojilerin vicdanı harekete geçirmek gibi bir amaçları yoktur. Dahası, ideolojiler asla bir vicdan inşa edemezler.
    Güce tapılan bir dünyada ahlak olmaz. Modern batının gücü nasıl tanrılaştırdığını Nietzsche’nin Der Antichrist’inden (Deccal) yaptığımız şu alıntı açık seçik ortaya koyar:
    “İyi nedir? – İnsanda güç duygusunu, güç istemini, gücün kendisini yükselten her şeydir.
    “Kötü nedir? Zayıflıktan doğan her şeydir.
    “Mutluluk nedir? Gücün büyüdüğü duygusu, bir engelin aşıldığı duygusudur.
    “Doygunluk değil, daha çok güç; genel olarak barış değil, savaş; erdem değil, yetenek.
    “Zayıflar, nasibi kıt olanlar yıkılıp gitmelidir: bizim insan sevgimizin baş ilkesi budur. Ve onlara bunun için de yardım (?!) edilmelidir.”
    Pozitivist ve materyalist modernizm ahlaksızdı. Görececi ve “herkes haklı”cı postmodernizm ise ahlak düşmanıdır.
    Modern çağda yükselen değer ahlaktır. Zira bir şey ne kadar azalırsa, değeri o kadar yükselir.
    Müslümanların ahlakını dört şey bozmuştur:
    1. Taassup: Taassup, değerlerin yerine kendisini ikame ettiği için ahlak bozucudur. Taassup aklı atıl hale getirir. Aklın atıl olduğu yerde ahlak aktif olamaz.
    2. İstibdat: İstibdat, toplumun ahlakını bozar. “Zor oyunu bozar” derler. Bizce yanlış. Doğrusu “Zor ahlakı bozar” olmalıdır.
    3. Taklit: Taklidin olduğu yerde şuur aranmaz. Şuurun atıl olduğu yerde her türlü ahlaksızlık hem de “ahlak” adı altında işlenir. Bir davranışın ahlaki olmasının ilk şartı şuurlu olmasıdır.
    4. Dünyevileşme: Servetin bir emanet değil mülkiyet olduğu anlayışına dayanır. Dünyevileşen insan artık “sahip olan” değil “ait olan” insandır. Dünyanın nesnesi haline gelende ahlak aranmaz.
    İslam insanlık için “ahlakın ölmediğini” müjdeleyen tek öğretidir ve umuttur. Zira İslam’ın tüm emir ve yasaklarının maksadı bir “ahlak sistemi” inşa etmektir.
    İslam nifakı yasaklar; zira nifak iman ahlaksızlığıdır.
    İslam tesettürü emreder; zira tesettür bir ilişki ahlakı inşa eder.
    İslam serveti mülkiyet değil emanet görür; tersi servet ahlaksızlığıdır.
    İslam siyaseti liyakat ve ehliyete bağlar; zira güç ahlakı ancak böyle inşa edilir.
    İslam emeğe saygıyı ve hakka riâyeti emreder; iş ahlakı böyle inşa edilir.
    Ahlaki değerler insanlığın oturup da yeniden icat edeceği değerler değildir. Bu değerler insanın fıtratına Allah tarafından yerleştirilmiştir. Onlara Kur’an ma’ruf, onları yıkan karşı-değerlere de münker adı veriyor. İnsanın fıtratına nakşedilmiş olan bu değerlerin önce keşfi sonra inkişafı gerekir. Bu da yarattığı insanı en iyi bilen Allah’ın kılavuzluğu ile gerçekleşir.bu 4 maddeden uzaklaşmadkca nefis tezkyesi ve terbiyesi gerçekleşemez. şimdi sorunuz kendize klavuzunuz tasavvuf mu yoksa tasavvufun ve her bir cemaatin (tabi tartışılır ne kadar esas aldkları)esas aldığı şeriat yasalarımı,yoksa dört maddeden biri mi?!!!!
    ki!!!!!gerçek bilene Vahiy, işte o ilahi kılavuzluğun ta kendisidir.


  4. 19.Ekim.2012, 12:35
    50
    Üye
    reklam


    Modern dünyanın bir ahlak bunalımı yaşadığı, kimsenin inkâr edemeyeceği bir gerçektir. Zira modern dünya fiyat merkezli bir dünyadır. Bunun zıddı “değer merkezli bir dünyadır” ki, böyle bir dünya ahlak olmaksızın kurulamaz.
    Batı sömürgeci geçmişi yüzünden ahlak trenini kaçırmıştır. Ahlak yoksa adalet de, özgürlük de, güvenlik de yoktur. Bugün yaşadığımız hercümerç bunun isbatıdır.
    Modern Batı’nın üç uknumu üç ahlaksızlık üzerinde yükselir: 1) Ulus Devlet, siyasal ahlak yoksunluğu üzerine; 2) Sekülarizm, emanet ahlakı yoksunluğu üzerine; 3) Modern bilimler, bilgi ahlakı yoksunluğu üzerine.
    Seküler ahlak imkânsızdır. Zira bir ahlak sistemi ancak aktif bir vicdan üzerine inşa edilir. İdeolojilerin vicdanı harekete geçirmek gibi bir amaçları yoktur. Dahası, ideolojiler asla bir vicdan inşa edemezler.
    Güce tapılan bir dünyada ahlak olmaz. Modern batının gücü nasıl tanrılaştırdığını Nietzsche’nin Der Antichrist’inden (Deccal) yaptığımız şu alıntı açık seçik ortaya koyar:
    “İyi nedir? – İnsanda güç duygusunu, güç istemini, gücün kendisini yükselten her şeydir.
    “Kötü nedir? Zayıflıktan doğan her şeydir.
    “Mutluluk nedir? Gücün büyüdüğü duygusu, bir engelin aşıldığı duygusudur.
    “Doygunluk değil, daha çok güç; genel olarak barış değil, savaş; erdem değil, yetenek.
    “Zayıflar, nasibi kıt olanlar yıkılıp gitmelidir: bizim insan sevgimizin baş ilkesi budur. Ve onlara bunun için de yardım (?!) edilmelidir.”
    Pozitivist ve materyalist modernizm ahlaksızdı. Görececi ve “herkes haklı”cı postmodernizm ise ahlak düşmanıdır.
    Modern çağda yükselen değer ahlaktır. Zira bir şey ne kadar azalırsa, değeri o kadar yükselir.
    Müslümanların ahlakını dört şey bozmuştur:
    1. Taassup: Taassup, değerlerin yerine kendisini ikame ettiği için ahlak bozucudur. Taassup aklı atıl hale getirir. Aklın atıl olduğu yerde ahlak aktif olamaz.
    2. İstibdat: İstibdat, toplumun ahlakını bozar. “Zor oyunu bozar” derler. Bizce yanlış. Doğrusu “Zor ahlakı bozar” olmalıdır.
    3. Taklit: Taklidin olduğu yerde şuur aranmaz. Şuurun atıl olduğu yerde her türlü ahlaksızlık hem de “ahlak” adı altında işlenir. Bir davranışın ahlaki olmasının ilk şartı şuurlu olmasıdır.
    4. Dünyevileşme: Servetin bir emanet değil mülkiyet olduğu anlayışına dayanır. Dünyevileşen insan artık “sahip olan” değil “ait olan” insandır. Dünyanın nesnesi haline gelende ahlak aranmaz.
    İslam insanlık için “ahlakın ölmediğini” müjdeleyen tek öğretidir ve umuttur. Zira İslam’ın tüm emir ve yasaklarının maksadı bir “ahlak sistemi” inşa etmektir.
    İslam nifakı yasaklar; zira nifak iman ahlaksızlığıdır.
    İslam tesettürü emreder; zira tesettür bir ilişki ahlakı inşa eder.
    İslam serveti mülkiyet değil emanet görür; tersi servet ahlaksızlığıdır.
    İslam siyaseti liyakat ve ehliyete bağlar; zira güç ahlakı ancak böyle inşa edilir.
    İslam emeğe saygıyı ve hakka riâyeti emreder; iş ahlakı böyle inşa edilir.
    Ahlaki değerler insanlığın oturup da yeniden icat edeceği değerler değildir. Bu değerler insanın fıtratına Allah tarafından yerleştirilmiştir. Onlara Kur’an ma’ruf, onları yıkan karşı-değerlere de münker adı veriyor. İnsanın fıtratına nakşedilmiş olan bu değerlerin önce keşfi sonra inkişafı gerekir. Bu da yarattığı insanı en iyi bilen Allah’ın kılavuzluğu ile gerçekleşir.bu 4 maddeden uzaklaşmadkca nefis tezkyesi ve terbiyesi gerçekleşemez. şimdi sorunuz kendize klavuzunuz tasavvuf mu yoksa tasavvufun ve her bir cemaatin (tabi tartışılır ne kadar esas aldkları)esas aldığı şeriat yasalarımı,yoksa dört maddeden biri mi?!!!!
    ki!!!!!gerçek bilene Vahiy, işte o ilahi kılavuzluğun ta kendisidir.


  5. 19.Ekim.2012, 12:58
    51
    Searhalu
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Eylül.2012
    Üye No: 97790
    Mesaj Sayısı: 186
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Cevap: Tarikat , İslamın veya İmanın kaçıncı şartıdır?

    Bismillahirrahmânirrahîm

    Hamd alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur Salât ve selâm kulu ve rasûlü Muhammed’in, O’nun ailesinin, ashabının ve şirksiz olarak Allah'a iman eden bütün mü’minlerin üzerine olsun

    "O(insa)nların çoğu ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler” [1]

    “Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz” [2]

    Aklı başında insanlar usulüne uygun ve ma'kul sınırlar çerçevesinde, gerekli bilgiyle, azimle, sabırla, dürüstçe ve cesaretle işlerini hallederler Allah'ın hidayetine mahzar olan aklı başında bir mümin de -hidayete erdiği yaş kaç olursa olsun- kişisel gelişimini ve terbiyesini Kur'an ve Sahih Sünnet mektebine tabi tutar Ailevi hukuku, toplum hukukunu, ibadet, ahlak ve muamelatını yalnız İslam'dan alır ve kendini beşeri kanunlar yerine Allah'ın kanunlarına karşı sorumlu bilir Dinini sahih kaynaklardan alır ve gelişi güzel her söze iltifat etmez Onun yaşantısı kaliteli insan Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yaşantısının bir yansımasıdır çünkü O'nun ümmetidir Dünyada Kelime-i Tevhid'i kalbine iman olarak yazmış ve onun gereklerini hayatına uyarlamış bir mümin için nice müjdeler vardır Bu mümin Lâ ilâhe illallah anahtarıyla Havz-ı Kevser'de Rasûlullah'ın komşusudur Firdevs-i Âlâ'da en güzel nimetlerle rızıklanacaktır


    Gözü açık, kurnaz, her işini öyle veya böyle, -haklı haksız fark etmez- halleden, ne hırıtlar çevirip kârlı, olmadık desiselerle haklı çıkan kişi dünyaya ölçüsüzce rağbetinin kendisini neyin kapsam alanına çektiğinin farkında değildir Lakin bu uyanık babasının dini olan İslam'ın etkisindedir, Allah'a ve ahiret gününe inancı vardır ve cennetten de vazgeçemez, çünkü kendisi hesabını iyi bilir Cennet de yabana atılır bir nimet değildir hani! O halde onu elde etmenin de bir kolayı olsa gerek, ilim tahsiliymiş, dini bilgilerdeki şüpheleri gidermek için araştırmalarmış, vesair uzun iş; diye düşünürken, şeytan ona bazı yolları kolaylaştırır

    Karşısına bir cennet simsarını çıkarır Gel kardeşim gel, iyisi daha ucuza burada diye bedava çığırtkanlık yapan saftirikler veya menfaatçi kurnazlar rastgelirler ona O sesleri iyi işitir çünkü kulağı pek sever kârlı işleri


    Derler ki : “Bir mürşide tabi olmazsan kaybolursun”


    “Cemaatin içinde olmazsan kuzuyu kapan kurt gibi seni de şeytan kapar”

    “Çobansız sürü olmayacağı gibi mürşidsiz cemaat da olmaz”


    “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır”


    “Alim bir zatın kamil bir mürşidin terbiyesinden geçmek, himmetinden istifade etmek gerek”


    “Onlar peygamberlerin vârisleridir”


    “Onlar son nefesinde şeytandan imanını kurtarır”


    “Ahirette şefaatçi olurlar”


    “Bir mürşidin eteğini tutan cennetin en yücelerine, şehitlerin ve peygamberlerin mertebesine çıkar” daha neler neler…


    Ağzının suyu akar tabi dinleyenin


    ISSIZ ADA


    Bu anlatılanlar tıpkı yurt dışına işçi olarak götürmeye heveslendirip de insanların borç harç buldukları paraları dolandıran, işçi adaylarını ıssız bir adaya bırakıp işte geldiniz inin, buradaki ağaçları budayıp, otları sulayacaksınız, işiniz bu diyen dolandırıcıların vaatleri gibidir
    Halbuki insanların gayesi müsbet idi, fakat pek kestirme bir yol tuttular Kendilerine yol gösterenler de kestirme yol arayanların bir kılavuzu olsun, garibanlar mürşidsiz mi kalsın diye (!) bir boşluğu doldurdular

    Bu bir dengedir, her ne kadar tasvip etmesek de beni kandıran yok mu dercesine tedbirsiz kimseleri birileri kandırır ve bu sayede imtihan dünyasının ıssız adaları da adam yüzü görür Dolandıran da bir müddet sefa sürer


    Bazıları erken kendine gelir, eyvah dolandırıldık der, lakin dolandırıldığını anlayamayan adam, emeğinin karşılığını alacağını umarak salih amel işlemeye devam eder, otları sular, ağaçları budar, hem niye kandırsınlar ki onu, “ağaçları kesin, otları yakın” gibi kötü bir emir de vermediler ki!… bu gariban emeğinin karşılığını alacağına inanarak ecel gemisi gelinceye kadar bekler durur Maalesef ömür sermayesini batak şirketlere yatırmış ve tüketmiş olarak ahirete göçerler


    Bir daha dönüş imkanı olmayan ahiret yolculuğu için insan, henüz dünyada iken , rehber kitap Kur’anı ve kılavuz Muhammed aleyhisselamı iyi tanımalı, din simsarlarının eline düşmemelidir


    ÇANTADA MÜRİD

    Adı üstünde mürid, o istedi bunları, başına ne geldiyse sunulan yemi istemekle geldi


    İnsanları sazan yerine koyup bu çekici yemleri, peşpeşe sıralayanların sözleriyle, vaat ettikleri arasında, düşünen insanın kolayca görebileceği, uçurumlar bulunmaktadır, fakat insanları düşünmekten alıkoyan bir şey var ki o, dergaha düşürülen kişinin, korkutulmasıdır Şeyhten haber verirken müride telkin edilenler gerçekten ürkütücüdür, korkutucudur ve insanın elini ayağını buz keser ve tabi beynini de Sadece bu şeyh mi ? Hayır ayrı bir dünyadasınız artık, duymadıklarınızı duyacak inanmadıklarınıza inandırılacaksınız Yeni tanıştığınız bu dünya, süpermenleri bol, binlerce, milyonlarca ayakları yere basmayan müridiyle vekiliyle, halifesiyle kutupları, gavsları, kırkları yedileriyle, Mars’tan daha uzak bir gezegendesiniz Şeyh insan olduğu halde insanlardan güçlü kuvvetli , dilediğini yapabilen, her an gören ve işiten (!) bir adamdır! O halde onun hakkında nasıl şüpheye düşebilirsin, onun hakkında anlatılanları nasıl eleştirebilirsin?


    Senin aklından geçenleri bile bildiğini söyledikleri adamın sahte bir veli, bid'atçı ve mülhid olduğunu nasıl düşüneceksin İşte burada Allah'tan korkar gibi bir insandan korkmakla ve onu eleştirememekle kayıtsız, şartsız batıl bir imanın temelleri atılmış olur


    Gelin İbrahim aleyhis selamın dediği gibi biz Allah'tan başka (sizin ilahlarınızdan) korkmayız,[3] diyelim ve onların putunu kırmaya koyulalım
    Yukarıda zikrettiğimiz insan avcılarının kaymaklı kadayıf türünden sözlerinin bir kısmı, oltanın ucundaki yemin besin değeri bulunduğunun doğruluğu kadar doğru sözlerdir Amma çoğu zaman balık o besinden istifade edemez de bir parça yem uğruna hayat suyundan dışarı çıkar ve beslenen değil hayatı pahasına besleyen olur


    Yemlerin arkasında duran oltacılara bir bakalım O da bu yola ilk sülûk ettiğinde acemiydi, toydu, ya şimdi! O da böyle başlamıştı… günlerden belki de Cuma idi, heey hey ne mukaddes günlerdi, o gün hidayete erdi fakir! Gibi övünmeleri de yok mu?

    MERASİM-İ KÜBRÂ


    Bir mürşide tabi olmazsan kaybolursun, al sana bir 'mürşid' yemi
    Oltaya takıldıktan sonra dergaha doğru yola düşersin, sofraya konmadan önce güzelce bir yıkanırsın, sonra avcının nezaretinde mürşidin elini ve eteğini öper, bir güzel günah çıkartırsın, pişmansın ve artık yapmayacaksın, çünkü mürşid seni görecek! Ne mutlu sana, anandan doğduğun, Arafat’tan döner gibi(!) gibi günahsız oldun(!)




    CEMAAT MUHABBETİ


    “Cemaatten ayrılan bizden değildir” hadisini de sık sık duyururlar Nasıl bir cemaat mi? Hadis tefsire muhtaç değil ki, adamların keyfince bir cemaat işte! Siyasetle işi olmayan, cihad kavramı lûgatlarından çıkarılmış, baş örtüsü falan gibi kıldan işlere bulaşmayan, etliye sütlüye karışmayıp yavan ekmeği tavsiye eden bir cemaat işte! Daha ne olsun ki! Zikir kardeşim zikir, şeyhin dediği gibi zikir

    Fikir dedin mi bozuşursun, şeyhe itiraz yok, ölü yıkayıcının önünde yatan meyyit gibi itaat ister efendi baba! Ne kendi konuşur, ne adamı konuştururEtrafındaki dalkavuklar onun yerine sizinle konuşacak, siz de dut yemiş bülbül gibi somurtacaksınız İyi ki geldiniz birazdan daha yakından tanıyacaksınız


    Mürşid beyin keramet, mersiye ve kasidelerini sayıp döken meclislere katılırsın, hangi kabirden ne istenir, nasıl tavaf edilir, teberrük için ekmek, şeker ve daha neler gezdirilir, iyice öğrenirsin Bitmeyen ekmeklerden yer, cabul cubul çorbalardan içer şeyhin bereketiyle tanışırsın, sanki ömrünce aç gezmiştin de Allah seni doyurmamıştı(!)


    Bu şirk meclislerinde Allah'ı sever gibi şeyhini seven insan suretinde şeytanlar görürsün Ağızlarında geveleyip durdukları sünneti seniyye laftan ibarettir, şayet uygulama varsa muhakkak riyakarlıkla karışıktır, yapılan her amelde şeyhi memnun etme gayreti saklıdır İnsanların kalplerindeki imanın yanına yerleştirilen şirk öğretileri, ölülerden istimdad, bedava kasko hizmetleri, çamura çöken eşeği kurtarmalar mı dersin, tekerleği fırlayan arabaya –gavs marka- teker olmalar mı dersin, neler neler, çok yönlü kullanışlı şeyh efendilerin reklamları film gibi anlatılır, fakat asıl çok yönlü kullanılan bu reklamları dinleyen ve anlatan müridlerdir Şeyhin turistik tesislerinden alışverişler yapar memleket ekonomisine katkıda bulunursun Bir daha ki sefere hizmetlerin nisbetinde, vazifelendirilirsin; artık ya iyi olta atan bir avcısın, ya iyi para harcayan bir mürid, ya bedava ırgat, ya da eline tutuşturulan teranelerin çığırtkanlığıyla ömrünü tüketecek mütevekkil bir seyyar satıcı!

    Bu satışlar bazen sokaklarda, bazen bir dergi editörlüğünde bazen şeytanın gel dediği yerdedir


    Bunun dışında gerçekten irşad olmayı bekleyenlerin hayal kırıklığına uğramaması için manevi irşad feyzle olur hikayeleri, mürşidin bir nazar etmesiyle ne merhaleler katedilir, ne derecelere ulaşılır teraneleri sayılır dökülür Dinlediklerini aklından şöyle bir geçirmeye kalksa insan, ilk bir kaçında hemen tökezir, çelişkilerle dolu hiç duymadığı saçmalıklar kafasını allak bullak eder ve çaresiz olarak düşünmekten de vazgeçer Bundan sonra yalanlarla avutulan müride bol bol rabıta yapmak ve feyz almaktan başka irşad yolu kalmamıştır


    Mürşid beyi gözünde canlandıramayanlar için teknoloji ne güne duruyor, memlekete dönerken cüzdana konulan resimlerle idare edilip, bir dahaki ziyarete kadar bol bol rabıta yapılır, hem mürşid uzaktakilere manyetik dalgalarla feyz ve irşad proğramına devam etmektedir İş manen hallolduğuna göre artık soru sormaya, vaaz dinlemeye, kitap okumaya gerek kalmamıştır Bu arada mürid nefsine uygun dini yaşantının menbaına demir atmıştır artık Yapılması gereken tek şey mürşidi kızdıracak iş yapmamak, verdiği zikir ve evradı tamam çekmek, onu memnun etmektir Dikkat etmek gerekir çünkü o işlenen günahlardan haberdardır, müridini görmektedir, işitmektedir(!)


    ALLAH AKLA GELMEZ OLUR LÂFTA KALIR


    Böylesine sıkı takibe alınan ve denetlenen bir mürid kendisini takibe alandan başka kimseyi, daha çok memnun edemez ve artık öfkesi, sevinci, ibadeti, tevekkülü hepsi onadır Her ne kadar Allah'ı ve rasulünü unutmuşsa da kendisine aracılık edecek paravan şirket muameleyi prosedüre uyduracaktırOna göre bunların hiçbiri şirk sayılmaz çünkü bu olan biten işlerin baş aktörü Allah dostudur(!)

    Allah dostu ile şeytan dostu olanları birbirinden ayırt edemeyen, İslamın mesajını anlayamamış kimselerin bu tuzaklara düşmeleri gayet tabiidir, çünkü onlar dini kaynağından öğrenmediler Ya bilenlerin susmasına ne demeli !?

    Ümmet dinini yaşamak için binbir meşakkat alim ararken yolları kesen haramiler, İslam adı altında başka bir dini öğretmektedir Onlar Müseylime'nin vârisidir ve öğrettikleri dine inananlar Müseylime’nin ümmeti olurlar


    BABADAN OĞULA MİRAS POSTLAR


    Saltanatlarının bekası ve şahsi menfaatlerinin devamı için şeytanın da işini kolaylaştırarak Müslümanların dünyadaki zilletine ahirette de kendisinin ve yandaşlarının helakine sebep en tehlikeli ayrılıkçılar bu din tâcirleridir Onların tezgahına/dergahına düşmemek, aldatıcı sözlerini dinlememek gerekirAllah'ın ayetlerini, rasulünün hadislerini dinlememiş birinin cahilce din tacirlerini dinlemesi ne büyük tehlikedir Onlardan birçoğu Rasulullahın sünnetine göre abdest almayı bile bilmezler Onları şeyh yapan babalarının sülbünden gelmiş olmaktır o kadar

    Onlar bir yığın sapık inanç ve bid'at amellerle övünüp sevinerek cennet ummaktadırlar Halbuki kendilerini memnun etmeye çalıştıkları diri veya ölü mürşidleri onlara cennet veremez Kalplerinde ve dillerinde bulunan safsatalar, Kelime-i Tevhid'in manasına aykırıdır ve Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) İslam mesajından çok uzaktır Onlar İslam’ın adını soyadını, sicilini kütüğünü her bir şeyini kullanırlar, fakat İslam diye insanların kalplerine yerleştirdikleri şirk inançları inanan kimseyi ebediyyen cehenneme hapseder

    Allah onların yaptığı bu işi şöyle haber vermektedir:

    “Onların çoğu ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler”[4]

    Allah'ın hakkında hiçbir delil indirmediği inançlarla, amellerle Allah'a yaklaşılacağını iddia eden müşriklerin akıbeti ebedi ateştir Şayet herkes kendi hevasına göre Allah'a yaklaşmanın yolunu bulacak olsaydı peygamberlere ne gerek vardı?

    Onlardan birçoğu bu şirkten vazgeçmeyecek ve eski müşrikler gibi içinde bulunduğu durumu savunmaya çalışacaktır Allah buyurdu ki:

    “Allah'tan başka veliler edinenler derler ki biz onlara bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz Allah onların ihtilaf ettikleri şeyde aralarında hükmedecektir Allah yalancı ve kafir kimseye hidayet etmez[5]

    Yani onlar kendilerini Allah'a yaklaştırsın diye birtakım aracılar edinmişler ve bu aracıları övmelerine, sevmelerine, yüceltmelerine sebep, onun gûya Allah'a yaklaştıracak olması imiş!

    İşte bu safsatalar cennet anahtarı olmak şöyle dursun, olsa olsa maymuncuktur

    Cennet kapısını ise maymuncuk açmaz

    La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah deyiniz ve bu sözde sebat ediniz, dininizi tarikat deccallerine emanet edip peşlerinden gitmeyiniz


    (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur Ben Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim"[6]


    VE SELAMUN ALE’L MURSELÎN VE’L HAMDU LİLLAHİ RABBİL ALEMÎN

    [1] Yusuf Suresi (Ayet 106)

    [2] Nisa Suresi (Ayet 48)

    [3] En'am Suresi 81

    [4] Yusuf Suresi 106

    [5] Zümer Suresi 3

    [6] Yusuf Suresi 108



    Eklenme Tarihi: 07-04-2005

    Okunma Sayısı : 3467


  6. 19.Ekim.2012, 12:58
    51
    Searhalu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Bismillahirrahmânirrahîm

    Hamd alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur Salât ve selâm kulu ve rasûlü Muhammed’in, O’nun ailesinin, ashabının ve şirksiz olarak Allah'a iman eden bütün mü’minlerin üzerine olsun

    "O(insa)nların çoğu ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler” [1]

    “Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz” [2]

    Aklı başında insanlar usulüne uygun ve ma'kul sınırlar çerçevesinde, gerekli bilgiyle, azimle, sabırla, dürüstçe ve cesaretle işlerini hallederler Allah'ın hidayetine mahzar olan aklı başında bir mümin de -hidayete erdiği yaş kaç olursa olsun- kişisel gelişimini ve terbiyesini Kur'an ve Sahih Sünnet mektebine tabi tutar Ailevi hukuku, toplum hukukunu, ibadet, ahlak ve muamelatını yalnız İslam'dan alır ve kendini beşeri kanunlar yerine Allah'ın kanunlarına karşı sorumlu bilir Dinini sahih kaynaklardan alır ve gelişi güzel her söze iltifat etmez Onun yaşantısı kaliteli insan Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yaşantısının bir yansımasıdır çünkü O'nun ümmetidir Dünyada Kelime-i Tevhid'i kalbine iman olarak yazmış ve onun gereklerini hayatına uyarlamış bir mümin için nice müjdeler vardır Bu mümin Lâ ilâhe illallah anahtarıyla Havz-ı Kevser'de Rasûlullah'ın komşusudur Firdevs-i Âlâ'da en güzel nimetlerle rızıklanacaktır


    Gözü açık, kurnaz, her işini öyle veya böyle, -haklı haksız fark etmez- halleden, ne hırıtlar çevirip kârlı, olmadık desiselerle haklı çıkan kişi dünyaya ölçüsüzce rağbetinin kendisini neyin kapsam alanına çektiğinin farkında değildir Lakin bu uyanık babasının dini olan İslam'ın etkisindedir, Allah'a ve ahiret gününe inancı vardır ve cennetten de vazgeçemez, çünkü kendisi hesabını iyi bilir Cennet de yabana atılır bir nimet değildir hani! O halde onu elde etmenin de bir kolayı olsa gerek, ilim tahsiliymiş, dini bilgilerdeki şüpheleri gidermek için araştırmalarmış, vesair uzun iş; diye düşünürken, şeytan ona bazı yolları kolaylaştırır

    Karşısına bir cennet simsarını çıkarır Gel kardeşim gel, iyisi daha ucuza burada diye bedava çığırtkanlık yapan saftirikler veya menfaatçi kurnazlar rastgelirler ona O sesleri iyi işitir çünkü kulağı pek sever kârlı işleri


    Derler ki : “Bir mürşide tabi olmazsan kaybolursun”


    “Cemaatin içinde olmazsan kuzuyu kapan kurt gibi seni de şeytan kapar”

    “Çobansız sürü olmayacağı gibi mürşidsiz cemaat da olmaz”


    “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır”


    “Alim bir zatın kamil bir mürşidin terbiyesinden geçmek, himmetinden istifade etmek gerek”


    “Onlar peygamberlerin vârisleridir”


    “Onlar son nefesinde şeytandan imanını kurtarır”


    “Ahirette şefaatçi olurlar”


    “Bir mürşidin eteğini tutan cennetin en yücelerine, şehitlerin ve peygamberlerin mertebesine çıkar” daha neler neler…


    Ağzının suyu akar tabi dinleyenin


    ISSIZ ADA


    Bu anlatılanlar tıpkı yurt dışına işçi olarak götürmeye heveslendirip de insanların borç harç buldukları paraları dolandıran, işçi adaylarını ıssız bir adaya bırakıp işte geldiniz inin, buradaki ağaçları budayıp, otları sulayacaksınız, işiniz bu diyen dolandırıcıların vaatleri gibidir
    Halbuki insanların gayesi müsbet idi, fakat pek kestirme bir yol tuttular Kendilerine yol gösterenler de kestirme yol arayanların bir kılavuzu olsun, garibanlar mürşidsiz mi kalsın diye (!) bir boşluğu doldurdular

    Bu bir dengedir, her ne kadar tasvip etmesek de beni kandıran yok mu dercesine tedbirsiz kimseleri birileri kandırır ve bu sayede imtihan dünyasının ıssız adaları da adam yüzü görür Dolandıran da bir müddet sefa sürer


    Bazıları erken kendine gelir, eyvah dolandırıldık der, lakin dolandırıldığını anlayamayan adam, emeğinin karşılığını alacağını umarak salih amel işlemeye devam eder, otları sular, ağaçları budar, hem niye kandırsınlar ki onu, “ağaçları kesin, otları yakın” gibi kötü bir emir de vermediler ki!… bu gariban emeğinin karşılığını alacağına inanarak ecel gemisi gelinceye kadar bekler durur Maalesef ömür sermayesini batak şirketlere yatırmış ve tüketmiş olarak ahirete göçerler


    Bir daha dönüş imkanı olmayan ahiret yolculuğu için insan, henüz dünyada iken , rehber kitap Kur’anı ve kılavuz Muhammed aleyhisselamı iyi tanımalı, din simsarlarının eline düşmemelidir


    ÇANTADA MÜRİD

    Adı üstünde mürid, o istedi bunları, başına ne geldiyse sunulan yemi istemekle geldi


    İnsanları sazan yerine koyup bu çekici yemleri, peşpeşe sıralayanların sözleriyle, vaat ettikleri arasında, düşünen insanın kolayca görebileceği, uçurumlar bulunmaktadır, fakat insanları düşünmekten alıkoyan bir şey var ki o, dergaha düşürülen kişinin, korkutulmasıdır Şeyhten haber verirken müride telkin edilenler gerçekten ürkütücüdür, korkutucudur ve insanın elini ayağını buz keser ve tabi beynini de Sadece bu şeyh mi ? Hayır ayrı bir dünyadasınız artık, duymadıklarınızı duyacak inanmadıklarınıza inandırılacaksınız Yeni tanıştığınız bu dünya, süpermenleri bol, binlerce, milyonlarca ayakları yere basmayan müridiyle vekiliyle, halifesiyle kutupları, gavsları, kırkları yedileriyle, Mars’tan daha uzak bir gezegendesiniz Şeyh insan olduğu halde insanlardan güçlü kuvvetli , dilediğini yapabilen, her an gören ve işiten (!) bir adamdır! O halde onun hakkında nasıl şüpheye düşebilirsin, onun hakkında anlatılanları nasıl eleştirebilirsin?


    Senin aklından geçenleri bile bildiğini söyledikleri adamın sahte bir veli, bid'atçı ve mülhid olduğunu nasıl düşüneceksin İşte burada Allah'tan korkar gibi bir insandan korkmakla ve onu eleştirememekle kayıtsız, şartsız batıl bir imanın temelleri atılmış olur


    Gelin İbrahim aleyhis selamın dediği gibi biz Allah'tan başka (sizin ilahlarınızdan) korkmayız,[3] diyelim ve onların putunu kırmaya koyulalım
    Yukarıda zikrettiğimiz insan avcılarının kaymaklı kadayıf türünden sözlerinin bir kısmı, oltanın ucundaki yemin besin değeri bulunduğunun doğruluğu kadar doğru sözlerdir Amma çoğu zaman balık o besinden istifade edemez de bir parça yem uğruna hayat suyundan dışarı çıkar ve beslenen değil hayatı pahasına besleyen olur


    Yemlerin arkasında duran oltacılara bir bakalım O da bu yola ilk sülûk ettiğinde acemiydi, toydu, ya şimdi! O da böyle başlamıştı… günlerden belki de Cuma idi, heey hey ne mukaddes günlerdi, o gün hidayete erdi fakir! Gibi övünmeleri de yok mu?

    MERASİM-İ KÜBRÂ


    Bir mürşide tabi olmazsan kaybolursun, al sana bir 'mürşid' yemi
    Oltaya takıldıktan sonra dergaha doğru yola düşersin, sofraya konmadan önce güzelce bir yıkanırsın, sonra avcının nezaretinde mürşidin elini ve eteğini öper, bir güzel günah çıkartırsın, pişmansın ve artık yapmayacaksın, çünkü mürşid seni görecek! Ne mutlu sana, anandan doğduğun, Arafat’tan döner gibi(!) gibi günahsız oldun(!)




    CEMAAT MUHABBETİ


    “Cemaatten ayrılan bizden değildir” hadisini de sık sık duyururlar Nasıl bir cemaat mi? Hadis tefsire muhtaç değil ki, adamların keyfince bir cemaat işte! Siyasetle işi olmayan, cihad kavramı lûgatlarından çıkarılmış, baş örtüsü falan gibi kıldan işlere bulaşmayan, etliye sütlüye karışmayıp yavan ekmeği tavsiye eden bir cemaat işte! Daha ne olsun ki! Zikir kardeşim zikir, şeyhin dediği gibi zikir

    Fikir dedin mi bozuşursun, şeyhe itiraz yok, ölü yıkayıcının önünde yatan meyyit gibi itaat ister efendi baba! Ne kendi konuşur, ne adamı konuştururEtrafındaki dalkavuklar onun yerine sizinle konuşacak, siz de dut yemiş bülbül gibi somurtacaksınız İyi ki geldiniz birazdan daha yakından tanıyacaksınız


    Mürşid beyin keramet, mersiye ve kasidelerini sayıp döken meclislere katılırsın, hangi kabirden ne istenir, nasıl tavaf edilir, teberrük için ekmek, şeker ve daha neler gezdirilir, iyice öğrenirsin Bitmeyen ekmeklerden yer, cabul cubul çorbalardan içer şeyhin bereketiyle tanışırsın, sanki ömrünce aç gezmiştin de Allah seni doyurmamıştı(!)


    Bu şirk meclislerinde Allah'ı sever gibi şeyhini seven insan suretinde şeytanlar görürsün Ağızlarında geveleyip durdukları sünneti seniyye laftan ibarettir, şayet uygulama varsa muhakkak riyakarlıkla karışıktır, yapılan her amelde şeyhi memnun etme gayreti saklıdır İnsanların kalplerindeki imanın yanına yerleştirilen şirk öğretileri, ölülerden istimdad, bedava kasko hizmetleri, çamura çöken eşeği kurtarmalar mı dersin, tekerleği fırlayan arabaya –gavs marka- teker olmalar mı dersin, neler neler, çok yönlü kullanışlı şeyh efendilerin reklamları film gibi anlatılır, fakat asıl çok yönlü kullanılan bu reklamları dinleyen ve anlatan müridlerdir Şeyhin turistik tesislerinden alışverişler yapar memleket ekonomisine katkıda bulunursun Bir daha ki sefere hizmetlerin nisbetinde, vazifelendirilirsin; artık ya iyi olta atan bir avcısın, ya iyi para harcayan bir mürid, ya bedava ırgat, ya da eline tutuşturulan teranelerin çığırtkanlığıyla ömrünü tüketecek mütevekkil bir seyyar satıcı!

    Bu satışlar bazen sokaklarda, bazen bir dergi editörlüğünde bazen şeytanın gel dediği yerdedir


    Bunun dışında gerçekten irşad olmayı bekleyenlerin hayal kırıklığına uğramaması için manevi irşad feyzle olur hikayeleri, mürşidin bir nazar etmesiyle ne merhaleler katedilir, ne derecelere ulaşılır teraneleri sayılır dökülür Dinlediklerini aklından şöyle bir geçirmeye kalksa insan, ilk bir kaçında hemen tökezir, çelişkilerle dolu hiç duymadığı saçmalıklar kafasını allak bullak eder ve çaresiz olarak düşünmekten de vazgeçer Bundan sonra yalanlarla avutulan müride bol bol rabıta yapmak ve feyz almaktan başka irşad yolu kalmamıştır


    Mürşid beyi gözünde canlandıramayanlar için teknoloji ne güne duruyor, memlekete dönerken cüzdana konulan resimlerle idare edilip, bir dahaki ziyarete kadar bol bol rabıta yapılır, hem mürşid uzaktakilere manyetik dalgalarla feyz ve irşad proğramına devam etmektedir İş manen hallolduğuna göre artık soru sormaya, vaaz dinlemeye, kitap okumaya gerek kalmamıştır Bu arada mürid nefsine uygun dini yaşantının menbaına demir atmıştır artık Yapılması gereken tek şey mürşidi kızdıracak iş yapmamak, verdiği zikir ve evradı tamam çekmek, onu memnun etmektir Dikkat etmek gerekir çünkü o işlenen günahlardan haberdardır, müridini görmektedir, işitmektedir(!)


    ALLAH AKLA GELMEZ OLUR LÂFTA KALIR


    Böylesine sıkı takibe alınan ve denetlenen bir mürid kendisini takibe alandan başka kimseyi, daha çok memnun edemez ve artık öfkesi, sevinci, ibadeti, tevekkülü hepsi onadır Her ne kadar Allah'ı ve rasulünü unutmuşsa da kendisine aracılık edecek paravan şirket muameleyi prosedüre uyduracaktırOna göre bunların hiçbiri şirk sayılmaz çünkü bu olan biten işlerin baş aktörü Allah dostudur(!)

    Allah dostu ile şeytan dostu olanları birbirinden ayırt edemeyen, İslamın mesajını anlayamamış kimselerin bu tuzaklara düşmeleri gayet tabiidir, çünkü onlar dini kaynağından öğrenmediler Ya bilenlerin susmasına ne demeli !?

    Ümmet dinini yaşamak için binbir meşakkat alim ararken yolları kesen haramiler, İslam adı altında başka bir dini öğretmektedir Onlar Müseylime'nin vârisidir ve öğrettikleri dine inananlar Müseylime’nin ümmeti olurlar


    BABADAN OĞULA MİRAS POSTLAR


    Saltanatlarının bekası ve şahsi menfaatlerinin devamı için şeytanın da işini kolaylaştırarak Müslümanların dünyadaki zilletine ahirette de kendisinin ve yandaşlarının helakine sebep en tehlikeli ayrılıkçılar bu din tâcirleridir Onların tezgahına/dergahına düşmemek, aldatıcı sözlerini dinlememek gerekirAllah'ın ayetlerini, rasulünün hadislerini dinlememiş birinin cahilce din tacirlerini dinlemesi ne büyük tehlikedir Onlardan birçoğu Rasulullahın sünnetine göre abdest almayı bile bilmezler Onları şeyh yapan babalarının sülbünden gelmiş olmaktır o kadar

    Onlar bir yığın sapık inanç ve bid'at amellerle övünüp sevinerek cennet ummaktadırlar Halbuki kendilerini memnun etmeye çalıştıkları diri veya ölü mürşidleri onlara cennet veremez Kalplerinde ve dillerinde bulunan safsatalar, Kelime-i Tevhid'in manasına aykırıdır ve Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) İslam mesajından çok uzaktır Onlar İslam’ın adını soyadını, sicilini kütüğünü her bir şeyini kullanırlar, fakat İslam diye insanların kalplerine yerleştirdikleri şirk inançları inanan kimseyi ebediyyen cehenneme hapseder

    Allah onların yaptığı bu işi şöyle haber vermektedir:

    “Onların çoğu ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler”[4]

    Allah'ın hakkında hiçbir delil indirmediği inançlarla, amellerle Allah'a yaklaşılacağını iddia eden müşriklerin akıbeti ebedi ateştir Şayet herkes kendi hevasına göre Allah'a yaklaşmanın yolunu bulacak olsaydı peygamberlere ne gerek vardı?

    Onlardan birçoğu bu şirkten vazgeçmeyecek ve eski müşrikler gibi içinde bulunduğu durumu savunmaya çalışacaktır Allah buyurdu ki:

    “Allah'tan başka veliler edinenler derler ki biz onlara bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz Allah onların ihtilaf ettikleri şeyde aralarında hükmedecektir Allah yalancı ve kafir kimseye hidayet etmez[5]

    Yani onlar kendilerini Allah'a yaklaştırsın diye birtakım aracılar edinmişler ve bu aracıları övmelerine, sevmelerine, yüceltmelerine sebep, onun gûya Allah'a yaklaştıracak olması imiş!

    İşte bu safsatalar cennet anahtarı olmak şöyle dursun, olsa olsa maymuncuktur

    Cennet kapısını ise maymuncuk açmaz

    La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah deyiniz ve bu sözde sebat ediniz, dininizi tarikat deccallerine emanet edip peşlerinden gitmeyiniz


    (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur Ben Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim"[6]


    VE SELAMUN ALE’L MURSELÎN VE’L HAMDU LİLLAHİ RABBİL ALEMÎN

    [1] Yusuf Suresi (Ayet 106)

    [2] Nisa Suresi (Ayet 48)

    [3] En'am Suresi 81

    [4] Yusuf Suresi 106

    [5] Zümer Suresi 3

    [6] Yusuf Suresi 108



    Eklenme Tarihi: 07-04-2005

    Okunma Sayısı : 3467


  7. 20.Ekim.2012, 13:37
    52
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mayıs.2008
    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,830
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19

    Cevap: Tarikat , İslamın veya İmanın kaçıncı şartıdır?

    Tarikatsiz Nickli Üyeden Alıntı
    öyle bir yazmışsın ki sanki din düşmanlarına sesleniyorsun.
    Kuran ve sünnette var olan konuları redederek düşmalık beslemiyormusunuz?Tasavvuf islamın özüdür... Sözüdür...Siz farkında olmadan din düşmalığı yaptığınızı görmüyormusunuz...

    ------------------------------

    TEKE TEK Nickli Üyeden Alıntı
    Modern dünyanın bir ahlak bunalımı yaşadığı, kimsenin inkâr edemeyeceği bir gerçektir. Zira modern dünya fiyat merkezli bir dünyadır. Bunun zıddı “değer merkezli bir dünyadır” ki, böyle bir dünya ahlak olmaksızın kurulamaz.Batı sömürgeci geçmişi yüzünden ahlak trenini kaçırmıştır. Ahlak yoksa adalet de, özgürlük de, güvenlik de yoktur. Bugün yaşadığımız hercümerç bunun isbatıdır.Modern Batı’nın üç uknumu üç ahlaksızlık üzerinde yükselir: 1) Ulus Devlet, siyasal ahlak yoksunluğu üzerine; 2) Sekülarizm, emanet ahlakı yoksunluğu üzerine; 3) Modern bilimler, bilgi ahlakı yoksunluğu üzerine.Seküler ahlak imkânsızdır. Zira bir ahlak sistemi ancak aktif bir vicdan üzerine inşa edilir. İdeolojilerin vicdanı harekete geçirmek gibi bir amaçları yoktur. Dahası, ideolojiler asla bir vicdan inşa edemezler.Güce tapılan bir dünyada ahlak olmaz. Modern batının gücü nasıl tanrılaştırdığını Nietzsche’nin Der Antichrist’inden (Deccal) yaptığımız şu alıntı açık seçik ortaya koyar:“İyi nedir? – İnsanda güç duygusunu, güç istemini, gücün kendisini yükselten her şeydir.“Kötü nedir? Zayıflıktan doğan her şeydir.“Mutluluk nedir? Gücün büyüdüğü duygusu, bir engelin aşıldığı duygusudur.“Doygunluk değil, daha çok güç; genel olarak barış değil, savaş; erdem değil, yetenek.“Zayıflar, nasibi kıt olanlar yıkılıp gitmelidir: bizim insan sevgimizin baş ilkesi budur. Ve onlara bunun için de yardım (?!) edilmelidir.”Pozitivist ve materyalist modernizm ahlaksızdı. Görececi ve “herkes haklı”cı postmodernizm ise ahlak düşmanıdır.Modern çağda yükselen değer ahlaktır. Zira bir şey ne kadar azalırsa, değeri o kadar yükselir.Müslümanların ahlakını dört şey bozmuştur:1.Taassup: Taassup, değerlerin yerine kendisini ikame ettiği için ahlak bozucudur. Taassup aklı atıl hale getirir. Aklın atıl olduğu yerde ahlak aktif olamaz.2. İstibdat: İstibdat, toplumun ahlakını bozar. “Zor oyunu bozar” derler. Bizce yanlış. Doğrusu “Zor ahlakı bozar” olmalıdır.3. Taklit: Taklidin olduğu yerde şuur aranmaz. Şuurun atıl olduğu yerde her türlü ahlaksızlık hem de “ahlak” adı altında işlenir. Bir davranışın ahlaki olmasının ilk şartı şuurlu olmasıdır.4. Dünyevileşme: Servetin bir emanet değil mülkiyet olduğu anlayışına dayanır. Dünyevileşen insan artık “sahip olan” değil “ait olan” insandır. Dünyanın nesnesi haline gelende ahlak aranmaz.İslam insanlık için “ahlakın ölmediğini” müjdeleyen tek öğretidir ve umuttur. Zira İslam’ın tüm emir ve yasaklarının maksadı bir “ahlak sistemi” inşa etmektir.İslam nifakı yasaklar; zira nifak iman ahlaksızlığıdır.İslam tesettürü emreder; zira tesettür bir ilişki ahlakı inşa eder.İslam serveti mülkiyet değil emanet görür; tersi servet ahlaksızlığıdır.İslam siyaseti liyakat ve ehliyete bağlar; zira güç ahlakı ancak böyle inşa edilir.İslam emeğe saygıyı ve hakka riâyeti emreder; iş ahlakı böyle inşa edilir.Ahlaki değerler insanlığın oturup da yeniden icat edeceği değerler değildir. Bu değerler insanın fıtratına Allah tarafından yerleştirilmiştir. Onlara Kur’an ma’ruf, onları yıkan karşı-değerlere de münker adı veriyor. İnsanın fıtratına nakşedilmiş olan bu değerlerin önce keşfi sonra inkişafı gerekir.Bu da yarattığı insanı en iyi bilen Allah’ın kılavuzluğu ile gerçekleşir.bu 4 maddeden uzaklaşmadkca nefis tezkyesi ve terbiyesi gerçekleşemez. şimdi sorunuz kendize klavuzunuz tasavvuf mu yoksa tasavvufun ve her bir cemaatin (tabi tartışılır ne kadar esas aldkları)esas aldığı şeriat yasalarımı,yoksa dört maddeden biri mi?!!!! ki!!!!!gerçek bilene Vahiy, işte o ilahi kılavuzluğun ta kendisidir.

    ---------------------------

    Akadaş sen modernistmisin?


    --------------------------


    Tarikatsiz Nickli Üyeden Alıntı
    yazdıklarım kalbimden gelen sözler.



    Arkadaş Alimlere laf eden şahıslara bak... Kalbine o sözleri ilham eden kim?

    ----------------------------


    TEKE TEK Nickli Üyeden Alıntı
    ELHAMDÜLİLLAH ANLATTIKLARIMI ANLAYAN VARMIŞ! çok teşk. kardeşim tarikatsız kardeşim lakin tebliğden ancak imanımız tehlikeye girerse geri çekilebilirz. DEMEK Kİ SİZİN İŞİNE GELMİYOR.....ayrıca yaşar nuri kitap yüklü .... olabilir lakin tasavvufu szden daha iyi anladığı kesin....!..



    YAŞAR NURİ Mİ?Adam cuma vakti tv proğramlarında cuma ona farz değil galiba karşısındaki bayanın tesettürene baksan ama onun için normal bu nasıl islam anlayışı...Bizim işimize gelmeyen Kuran ve sünnete uymayan düşünce yapısıdı....

    ------------------------





  8. 20.Ekim.2012, 13:37
    52
    Devamlı Üye
    Tarikatsiz Nickli Üyeden Alıntı
    öyle bir yazmışsın ki sanki din düşmanlarına sesleniyorsun.
    Kuran ve sünnette var olan konuları redederek düşmalık beslemiyormusunuz?Tasavvuf islamın özüdür... Sözüdür...Siz farkında olmadan din düşmalığı yaptığınızı görmüyormusunuz...

    ------------------------------

    TEKE TEK Nickli Üyeden Alıntı
    Modern dünyanın bir ahlak bunalımı yaşadığı, kimsenin inkâr edemeyeceği bir gerçektir. Zira modern dünya fiyat merkezli bir dünyadır. Bunun zıddı “değer merkezli bir dünyadır” ki, böyle bir dünya ahlak olmaksızın kurulamaz.Batı sömürgeci geçmişi yüzünden ahlak trenini kaçırmıştır. Ahlak yoksa adalet de, özgürlük de, güvenlik de yoktur. Bugün yaşadığımız hercümerç bunun isbatıdır.Modern Batı’nın üç uknumu üç ahlaksızlık üzerinde yükselir: 1) Ulus Devlet, siyasal ahlak yoksunluğu üzerine; 2) Sekülarizm, emanet ahlakı yoksunluğu üzerine; 3) Modern bilimler, bilgi ahlakı yoksunluğu üzerine.Seküler ahlak imkânsızdır. Zira bir ahlak sistemi ancak aktif bir vicdan üzerine inşa edilir. İdeolojilerin vicdanı harekete geçirmek gibi bir amaçları yoktur. Dahası, ideolojiler asla bir vicdan inşa edemezler.Güce tapılan bir dünyada ahlak olmaz. Modern batının gücü nasıl tanrılaştırdığını Nietzsche’nin Der Antichrist’inden (Deccal) yaptığımız şu alıntı açık seçik ortaya koyar:“İyi nedir? – İnsanda güç duygusunu, güç istemini, gücün kendisini yükselten her şeydir.“Kötü nedir? Zayıflıktan doğan her şeydir.“Mutluluk nedir? Gücün büyüdüğü duygusu, bir engelin aşıldığı duygusudur.“Doygunluk değil, daha çok güç; genel olarak barış değil, savaş; erdem değil, yetenek.“Zayıflar, nasibi kıt olanlar yıkılıp gitmelidir: bizim insan sevgimizin baş ilkesi budur. Ve onlara bunun için de yardım (?!) edilmelidir.”Pozitivist ve materyalist modernizm ahlaksızdı. Görececi ve “herkes haklı”cı postmodernizm ise ahlak düşmanıdır.Modern çağda yükselen değer ahlaktır. Zira bir şey ne kadar azalırsa, değeri o kadar yükselir.Müslümanların ahlakını dört şey bozmuştur:1.Taassup: Taassup, değerlerin yerine kendisini ikame ettiği için ahlak bozucudur. Taassup aklı atıl hale getirir. Aklın atıl olduğu yerde ahlak aktif olamaz.2. İstibdat: İstibdat, toplumun ahlakını bozar. “Zor oyunu bozar” derler. Bizce yanlış. Doğrusu “Zor ahlakı bozar” olmalıdır.3. Taklit: Taklidin olduğu yerde şuur aranmaz. Şuurun atıl olduğu yerde her türlü ahlaksızlık hem de “ahlak” adı altında işlenir. Bir davranışın ahlaki olmasının ilk şartı şuurlu olmasıdır.4. Dünyevileşme: Servetin bir emanet değil mülkiyet olduğu anlayışına dayanır. Dünyevileşen insan artık “sahip olan” değil “ait olan” insandır. Dünyanın nesnesi haline gelende ahlak aranmaz.İslam insanlık için “ahlakın ölmediğini” müjdeleyen tek öğretidir ve umuttur. Zira İslam’ın tüm emir ve yasaklarının maksadı bir “ahlak sistemi” inşa etmektir.İslam nifakı yasaklar; zira nifak iman ahlaksızlığıdır.İslam tesettürü emreder; zira tesettür bir ilişki ahlakı inşa eder.İslam serveti mülkiyet değil emanet görür; tersi servet ahlaksızlığıdır.İslam siyaseti liyakat ve ehliyete bağlar; zira güç ahlakı ancak böyle inşa edilir.İslam emeğe saygıyı ve hakka riâyeti emreder; iş ahlakı böyle inşa edilir.Ahlaki değerler insanlığın oturup da yeniden icat edeceği değerler değildir. Bu değerler insanın fıtratına Allah tarafından yerleştirilmiştir. Onlara Kur’an ma’ruf, onları yıkan karşı-değerlere de münker adı veriyor. İnsanın fıtratına nakşedilmiş olan bu değerlerin önce keşfi sonra inkişafı gerekir.Bu da yarattığı insanı en iyi bilen Allah’ın kılavuzluğu ile gerçekleşir.bu 4 maddeden uzaklaşmadkca nefis tezkyesi ve terbiyesi gerçekleşemez. şimdi sorunuz kendize klavuzunuz tasavvuf mu yoksa tasavvufun ve her bir cemaatin (tabi tartışılır ne kadar esas aldkları)esas aldığı şeriat yasalarımı,yoksa dört maddeden biri mi?!!!! ki!!!!!gerçek bilene Vahiy, işte o ilahi kılavuzluğun ta kendisidir.

    ---------------------------

    Akadaş sen modernistmisin?


    --------------------------


    Tarikatsiz Nickli Üyeden Alıntı
    yazdıklarım kalbimden gelen sözler.



    Arkadaş Alimlere laf eden şahıslara bak... Kalbine o sözleri ilham eden kim?

    ----------------------------


    TEKE TEK Nickli Üyeden Alıntı
    ELHAMDÜLİLLAH ANLATTIKLARIMI ANLAYAN VARMIŞ! çok teşk. kardeşim tarikatsız kardeşim lakin tebliğden ancak imanımız tehlikeye girerse geri çekilebilirz. DEMEK Kİ SİZİN İŞİNE GELMİYOR.....ayrıca yaşar nuri kitap yüklü .... olabilir lakin tasavvufu szden daha iyi anladığı kesin....!..



    YAŞAR NURİ Mİ?Adam cuma vakti tv proğramlarında cuma ona farz değil galiba karşısındaki bayanın tesettürene baksan ama onun için normal bu nasıl islam anlayışı...Bizim işimize gelmeyen Kuran ve sünnete uymayan düşünce yapısıdı....

    ------------------------





  9. 20.Ekim.2012, 14:39
    53
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Tarikat , İslamın veya İmanın kaçıncı şartıdır?

    günümüzdeki tarikatler kelimei tevhidin içindeki "La" kelimesine dahildir
    onları reddetmek İman ve İslam'ın birinci şartıdır


  10. 20.Ekim.2012, 14:39
    53
    âb ü kil
    günümüzdeki tarikatler kelimei tevhidin içindeki "La" kelimesine dahildir
    onları reddetmek İman ve İslam'ın birinci şartıdır


  11. 20.Ekim.2012, 15:21
    54
    Tarikatsiz
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Ekim.2012
    Üye No: 98181
    Mesaj Sayısı: 75
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Tarikat , İslamın veya İmanın kaçıncı şartıdır?

    Üstadım nerelerdesin öncelikle sefa geldin diyelim.
    Alıntı
    onları reddetmek İman ve İslam'ın birinci şartıdır
    Gel gör ki,tarikatli olmak tarikate bağlı olmak ,tasavvuf dini mensupları için imanın ve islamın birinci şartı konumunda.Tarikatsiz bir hayatı düşünemiyorlar,akılları buna yeterli gelmiyor.İslamı tarikat dairesinin içine almışlar ve tarikatlere karşı uyaranlara,dinden çıkmış gözüyle bakıp tekfir ediyorlar.Ne olacak bizim bunlarla halimiz?


  12. 20.Ekim.2012, 15:21
    54
    Tarikatsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Üstadım nerelerdesin öncelikle sefa geldin diyelim.
    Alıntı
    onları reddetmek İman ve İslam'ın birinci şartıdır
    Gel gör ki,tarikatli olmak tarikate bağlı olmak ,tasavvuf dini mensupları için imanın ve islamın birinci şartı konumunda.Tarikatsiz bir hayatı düşünemiyorlar,akılları buna yeterli gelmiyor.İslamı tarikat dairesinin içine almışlar ve tarikatlere karşı uyaranlara,dinden çıkmış gözüyle bakıp tekfir ediyorlar.Ne olacak bizim bunlarla halimiz?


  13. 20.Ekim.2012, 15:26
    55
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mayıs.2008
    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,830
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19

    Cevap: Tarikat , İslamın veya İmanın kaçıncı şartıdır?

    @mir Nickli Üyeden Alıntı
    günümüzdeki tarikatler kelimei tevhidin içindeki "La" kelimesine dahildironları reddetmek İman ve İslam'ın birinci şartıdır
    Sen bu fetvayı kimden aldın lamir efendi?


  14. 20.Ekim.2012, 15:26
    55
    Devamlı Üye
    @mir Nickli Üyeden Alıntı
    günümüzdeki tarikatler kelimei tevhidin içindeki "La" kelimesine dahildironları reddetmek İman ve İslam'ın birinci şartıdır
    Sen bu fetvayı kimden aldın lamir efendi?


  15. 20.Ekim.2012, 15:28
    56
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mayıs.2008
    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,830
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19

    Cevap: Tarikat , İslamın veya İmanın kaçıncı şartıdır?

    Tarikatsiz Nickli Üyeden Alıntı
    Üstadım nerelerdesin öncelikle sefa geldin diyelim.Gel gör ki,tarikatli olmak tarikate bağlı olmak ,tasavvuf dini mensupları için imanın ve islamın birinci şartı konumunda.Tarikatsiz bir hayatı düşünemiyorlar,akılları buna yeterli gelmiyor.İslamı tarikat dairesinin içine almışlar ve tarikatlere karşı uyaranlara,dinden çıkmış gözüyle bakıp tekfir ediyorlar.Ne olacak bizim bunlarla halimiz?
    Yolsuzluk benliğinize işlemiş ....Doğrusu aklın idrak etseydi sıfırla bir arasındaki farkı öğrene bilirdin....


  16. 20.Ekim.2012, 15:28
    56
    Devamlı Üye
    Tarikatsiz Nickli Üyeden Alıntı
    Üstadım nerelerdesin öncelikle sefa geldin diyelim.Gel gör ki,tarikatli olmak tarikate bağlı olmak ,tasavvuf dini mensupları için imanın ve islamın birinci şartı konumunda.Tarikatsiz bir hayatı düşünemiyorlar,akılları buna yeterli gelmiyor.İslamı tarikat dairesinin içine almışlar ve tarikatlere karşı uyaranlara,dinden çıkmış gözüyle bakıp tekfir ediyorlar.Ne olacak bizim bunlarla halimiz?
    Yolsuzluk benliğinize işlemiş ....Doğrusu aklın idrak etseydi sıfırla bir arasındaki farkı öğrene bilirdin....


  17. 20.Ekim.2012, 15:45
    57
    Tarikatsiz
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Ekim.2012
    Üye No: 98181
    Mesaj Sayısı: 75
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Tarikat , İslamın veya İmanın kaçıncı şartıdır?

    Alıntı
    Doğrusu aklın idrak etseydi sıfırla bir arasındaki farkı öğrene bilirdin
    hımmm,acaba ömerçip ne demek istedi?hemen bu sözün ''Tarikatçilerin sözlerinin mana alemlerindeki karşılıkları sözlüğü''ndeki karşılığını araştırmam lazım.çok esrarlşı konuştu şimdi ,ne demiş olabilir,hemen gidip bi tarikatçiden mana alemleri sözlüğü bulmam lazım.


  18. 20.Ekim.2012, 15:45
    57
    Tarikatsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    Doğrusu aklın idrak etseydi sıfırla bir arasındaki farkı öğrene bilirdin
    hımmm,acaba ömerçip ne demek istedi?hemen bu sözün ''Tarikatçilerin sözlerinin mana alemlerindeki karşılıkları sözlüğü''ndeki karşılığını araştırmam lazım.çok esrarlşı konuştu şimdi ,ne demiş olabilir,hemen gidip bi tarikatçiden mana alemleri sözlüğü bulmam lazım.


  19. 20.Ekim.2012, 15:50
    58
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mayıs.2008
    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,830
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19

    Cevap: Tarikat , İslamın veya İmanın kaçıncı şartıdır?

    Tarikatsiz Nickli Üyeden Alıntı
    hımmm,acaba ömerçip ne demek istedi?hemen bu sözün ''Tarikatçilerin sözlerinin mana alemlerindeki karşılıkları sözlüğü''ndeki karşılığını araştırmam lazım.çok esrarlşı konuştu şimdi ,ne demiş olabilir,hemen gidip bi tarikatçiden mana alemleri sözlüğü bulmam lazım.
    evet ne demiş olabilirm açıklarmısın?


  20. 20.Ekim.2012, 15:50
    58
    Devamlı Üye
    Tarikatsiz Nickli Üyeden Alıntı
    hımmm,acaba ömerçip ne demek istedi?hemen bu sözün ''Tarikatçilerin sözlerinin mana alemlerindeki karşılıkları sözlüğü''ndeki karşılığını araştırmam lazım.çok esrarlşı konuştu şimdi ,ne demiş olabilir,hemen gidip bi tarikatçiden mana alemleri sözlüğü bulmam lazım.
    evet ne demiş olabilirm açıklarmısın?


  21. 20.Ekim.2012, 15:58
    59
    Tarikatsiz
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Ekim.2012
    Üye No: 98181
    Mesaj Sayısı: 75
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Tarikat , İslamın veya İmanın kaçıncı şartıdır?

    Alıntı
    evet ne demiş olabilirm açıklarmısın?
    Nasıl bi kafayla yazdığına göre değişir.Acaba o an hangi mana alemindeydin,celaleddin ruminin kullandığı mana alemimi,yoksa ibni arabinin kullandığı mana aleminde miydin,bütün bu bilgiler ışığında ,kullandığın ilaçların da adını vermen gerekecek tabii,ancak o zaman sıhhatli bir sonuç elde etme şansımız olabilir.


  22. 20.Ekim.2012, 15:58
    59
    Tarikatsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    evet ne demiş olabilirm açıklarmısın?
    Nasıl bi kafayla yazdığına göre değişir.Acaba o an hangi mana alemindeydin,celaleddin ruminin kullandığı mana alemimi,yoksa ibni arabinin kullandığı mana aleminde miydin,bütün bu bilgiler ışığında ,kullandığın ilaçların da adını vermen gerekecek tabii,ancak o zaman sıhhatli bir sonuç elde etme şansımız olabilir.


  23. 20.Ekim.2012, 23:26
    60
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Tarikat , İslamın veya İmanın kaçıncı şartıdır?

    Ömerçip ne demek şimdi. oradaki isim Ömerhattab dır. bize saygın yok. isme saygın olsun . saygısızlık yapma. Bu arada Ömerhattabı banlayanlar acaba neden bunlara ses çıkarmıyorlar.


  24. 20.Ekim.2012, 23:26
    60
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Ömerçip ne demek şimdi. oradaki isim Ömerhattab dır. bize saygın yok. isme saygın olsun . saygısızlık yapma. Bu arada Ömerhattabı banlayanlar acaba neden bunlara ses çıkarmıyorlar.





+ Yorum Gönder
Git İlk 24568 Son