Konusunu Oylayın.: Suriye'deki İç Savaş ve AKParti Hükümetinin Aldığı tavır hakkında düşünceleriniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Suriye'deki İç Savaş ve AKParti Hükümetinin Aldığı tavır hakkında düşünceleriniz?
  1. 14.Ekim.2012, 23:02
    1
    gıgax
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Kasım.2009
    Üye No: 62970
    Mesaj Sayısı: 79
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 27

    Suriye'deki İç Savaş ve AKParti Hükümetinin Aldığı tavır hakkında düşünceleriniz?






    Suriye'deki İç Savaş ve AKParti Hükümetinin Aldığı tavır hakkında düşünceleriniz? Mumsema Efendim,Muhterem müslüman kardeşlerim,
    Suriye denildimiydi Sultan Selim Hân'ın Muhyiddin-i İbni Arabî Hazretlerinin kabrini bulma olayı gelir aklıma ki olay aynen şöyle vuk'u bulmuştur.Buyrun kardeşlerim: ''http://www.biriz.biz/hikaye/dh137.htm''

    Suriye ki 400 yıla yakın bizim vatan toprağımız olmuş.Din kardeşliğinden de öte Suriye insanlarıyla bilhassa sınır şehirlerdeki halkımızın kopamayacak kadar sağlam akrabalık bağları olmuş.Tarihimiz bir olmuş.Cephelerde beraber savaşmışız.Çanakkale'deki Şühedânın taşlarında kiminin ''Halep'' yazmış kiminin ''Şam''...Anlatmakla biter mi?Bitmez Elbette...Biz ki 1 mazlumun imdadına tâaa okyanuslara donanma göndermiş bir kavmin torunlarıyız.Suriye'deki katliama, çığlığa sessiz kalmamız elbette beklenemezdi.Ne var ki içimizde ki şeytan yine boş durmuyor.Zalim Rejimle adete bir işbirliği içine girmekten utanmadığı gibi alenen yapıyor, adeta haykırıyor.

    Suriye ile savaş çıkar mı?

    Bence savaş mavaş çıkmaz kardeşlerim.Suriye kendi kendine yetemiyor ki Türkiye gibi bir SÜPER Gücün karşısında anında erir.Elhamdülillah.BUnu kimse göze alamaz.Lakin Kimyasal Silah tehlikesi var.Bence Hükümetimiz Suriye halkının yan9nda olduğu kadar kendi halkımızın güvenliğini de düşünmeli ve olası bir kimysasl saldırıya karşı Türk halkını nasıl koruyacağını düşünmelidir.


  2. 14.Ekim.2012, 23:02
    1
    Üye



    Efendim,Muhterem müslüman kardeşlerim,
    Suriye denildimiydi Sultan Selim Hân'ın Muhyiddin-i İbni Arabî Hazretlerinin kabrini bulma olayı gelir aklıma ki olay aynen şöyle vuk'u bulmuştur.Buyrun kardeşlerim: ''http://www.biriz.biz/hikaye/dh137.htm''

    Suriye ki 400 yıla yakın bizim vatan toprağımız olmuş.Din kardeşliğinden de öte Suriye insanlarıyla bilhassa sınır şehirlerdeki halkımızın kopamayacak kadar sağlam akrabalık bağları olmuş.Tarihimiz bir olmuş.Cephelerde beraber savaşmışız.Çanakkale'deki Şühedânın taşlarında kiminin ''Halep'' yazmış kiminin ''Şam''...Anlatmakla biter mi?Bitmez Elbette...Biz ki 1 mazlumun imdadına tâaa okyanuslara donanma göndermiş bir kavmin torunlarıyız.Suriye'deki katliama, çığlığa sessiz kalmamız elbette beklenemezdi.Ne var ki içimizde ki şeytan yine boş durmuyor.Zalim Rejimle adete bir işbirliği içine girmekten utanmadığı gibi alenen yapıyor, adeta haykırıyor.

    Suriye ile savaş çıkar mı?

    Bence savaş mavaş çıkmaz kardeşlerim.Suriye kendi kendine yetemiyor ki Türkiye gibi bir SÜPER Gücün karşısında anında erir.Elhamdülillah.BUnu kimse göze alamaz.Lakin Kimyasal Silah tehlikesi var.Bence Hükümetimiz Suriye halkının yan9nda olduğu kadar kendi halkımızın güvenliğini de düşünmeli ve olası bir kimysasl saldırıya karşı Türk halkını nasıl koruyacağını düşünmelidir.


    Benzer Konular

    - Suriye'deki olayları nasıl okumalıyız? - Nureddin Yıldız

    - Sizce suriye deki karışıklıklar bu kıyamet alametinin habercisi olabilirmi

    - 21 aralık hakkında düşünceleriniz nelerdir ???

    - Kıyamet alameti olarak oratdoğuda savaş maddesi şimdi ki suriye iç savaşımı

    - Ebu Hureyre(ra) Hakkında Düşünceleriniz

  3. 14.Ekim.2012, 23:07
    2
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: Suriye'deki İç Savaş ve AKParti Hükümetinin Aldığı tavır hakkında düşüncelerin




    öncelikle kardeşim/abim muhyiddin ibni arabi zihniyetinden uzak durmanı tavsiye ederim, kendisini peygamberden üstün gören değişik bir sapık ki firavunu dahi "Allahtan başkasına tapan da Allaha tapmıştır" deyip kamil mümin yapmıştır. şeyhi ekber diye bilinir ancak şeyhi ekfer demek daha doğru,

    konuya gelirsek, batı suriyedeki kurtuluş hareketini kendi lehine çevirmeye uğraşmakta ve bu konuda da kendi üssü ve piyonu olan Türkiye Devleti'ni kullanmaktadır. özgür suriye ordusunda pek çok takım elbiseli kravatlı komutan(?) demokrasi için, yani tağuti düzen için mücadele etmek istediklerini açıkladılar. batının desteğini istediler, elhamdulillah suriyede Allahın dinini ikame için cihad eden pek çok insan var, Allahım yardım et suriyede kafirlere fırsat verme(amin)


  4. 14.Ekim.2012, 23:07
    2
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye



    öncelikle kardeşim/abim muhyiddin ibni arabi zihniyetinden uzak durmanı tavsiye ederim, kendisini peygamberden üstün gören değişik bir sapık ki firavunu dahi "Allahtan başkasına tapan da Allaha tapmıştır" deyip kamil mümin yapmıştır. şeyhi ekber diye bilinir ancak şeyhi ekfer demek daha doğru,

    konuya gelirsek, batı suriyedeki kurtuluş hareketini kendi lehine çevirmeye uğraşmakta ve bu konuda da kendi üssü ve piyonu olan Türkiye Devleti'ni kullanmaktadır. özgür suriye ordusunda pek çok takım elbiseli kravatlı komutan(?) demokrasi için, yani tağuti düzen için mücadele etmek istediklerini açıkladılar. batının desteğini istediler, elhamdulillah suriyede Allahın dinini ikame için cihad eden pek çok insan var, Allahım yardım et suriyede kafirlere fırsat verme(amin)


  5. 14.Ekim.2012, 23:09
    3
    İnanc
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2012
    Üye No: 93990
    Mesaj Sayısı: 2,028
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Yalan Dünyada Bir Yer.

    Cevap: Suriye'deki İç Savaş ve AKParti Hükümetinin Aldığı tavır hakkında düşüncelerin

    Sitede siyaset türü konular paylaşmak yasak değilmi ?


  6. 14.Ekim.2012, 23:09
    3
    Devamlı Üye
    Sitede siyaset türü konular paylaşmak yasak değilmi ?


  7. 14.Ekim.2012, 23:13
    4
    gıgax
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Kasım.2009
    Üye No: 62970
    Mesaj Sayısı: 79
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 27

    Cevap: Suriye'deki İç Savaş ve AKParti Hükümetinin Aldığı tavır hakkında düşüncelerin

    Eğer Sitede Siyâsi Paylaşımlar da Bulunmak Yasaksa ben AÇTIĞIM KONUNUN SİYÂSİ KISMINDAN ÖTÜRÜ ÖZÜR DİLERİM.Ben bu konuyu daha çok Suriye ve Türkiye'nin müslümanlarının Zalim rejime karşı ne yapmaları gerektiğini İslâmi bir çerçeve içinde tartışmak için açtım.


  8. 14.Ekim.2012, 23:13
    4
    Üye
    Eğer Sitede Siyâsi Paylaşımlar da Bulunmak Yasaksa ben AÇTIĞIM KONUNUN SİYÂSİ KISMINDAN ÖTÜRÜ ÖZÜR DİLERİM.Ben bu konuyu daha çok Suriye ve Türkiye'nin müslümanlarının Zalim rejime karşı ne yapmaları gerektiğini İslâmi bir çerçeve içinde tartışmak için açtım.


  9. 14.Ekim.2012, 23:37
    5
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Suriye'deki İç Savaş ve AKParti Hükümetinin Aldığı tavır hakkında düşüncelerin

    muhiddin arabiye hazretlerine laf uzatmaktan bile utanmıyormusunuz. hiçmi saygınız yok. hiçmi yavuz sultan selime saygınız yok. hiçmi şeyhülislam ibni kemal paşaya saygınız yok. onalr ne kadar mübarek biri oldugunu anladılar ve kabrini buldular. Sin şına gelince muhiddinin muradı anlaşılır sözünü bilmiyormusunuz. Laflarını çözemediginiz anlayamadıgınız birilerine biraz susmayı deneyin. OSmanlı devleti gibi koca bir devlet Allah 650 yıl dünyaya hükmetme şerefini vermiş bir ecdada bu yapılırmı. Padişahlarımızdan Allah razı olsun hepsi doğru yolda Hak olan ehli sünnet yolunu buraya kadar getirdiler buradan sonrada sizlere fırsat verip bozulmasına izin vermeyiz.


  10. 14.Ekim.2012, 23:37
    5
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    muhiddin arabiye hazretlerine laf uzatmaktan bile utanmıyormusunuz. hiçmi saygınız yok. hiçmi yavuz sultan selime saygınız yok. hiçmi şeyhülislam ibni kemal paşaya saygınız yok. onalr ne kadar mübarek biri oldugunu anladılar ve kabrini buldular. Sin şına gelince muhiddinin muradı anlaşılır sözünü bilmiyormusunuz. Laflarını çözemediginiz anlayamadıgınız birilerine biraz susmayı deneyin. OSmanlı devleti gibi koca bir devlet Allah 650 yıl dünyaya hükmetme şerefini vermiş bir ecdada bu yapılırmı. Padişahlarımızdan Allah razı olsun hepsi doğru yolda Hak olan ehli sünnet yolunu buraya kadar getirdiler buradan sonrada sizlere fırsat verip bozulmasına izin vermeyiz.


  11. 15.Ekim.2012, 01:06
    6
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: Suriye'deki İç Savaş ve AKParti Hükümetinin Aldığı tavır hakkında düşüncelerin

    kişisel cevap vermeyeceğim, sadece birkaç alıntı "anlayanlara, görenlere":


    Alıntı
    "Varlıkta ancak ALLAH vardır", veya "Varlıkta ancak bir vardır: Suyun rengi kabının rengidir."diyen İbn Arabî, bu sözleriyle inancını ifade ederken Kur'an ayetlerini de hiç bir kural tanımaz tavırla yorumlamaktan çekinmez. O, Alî İmran suresinin 191. ayeti olan "Rabbimiz sen bunu boşuna yaratmadın, sen münezzehsin" gibi bir ayeti bile şöyle yorumlar:
    "Kendisinden başka birşey yaratmamıştır, eğer Hakkın gayrı birşey yaratmışsa o bâtıldır. Belki onları senin isimlerin ve sıfatların ile ortaya koymuştur. Senden gayrı olanları tenzih ederiz.'

    İbn Arabî Vahdet-i Vücud inancını ma'nzum ve nesir türü yazılarında ayrıntılı bir şekilde anlatıp, bu inancı sistemli bir inanç haline getirmeye çalışır. Konuya örnek olması açısından bir şiirinde şöyle der:
    Ey varlığı yaratan nefsinde!
    Sen bütün yaratıklarını cemediyorsun,
    Yaratıyorsun, oluşu sona erenleri sende
    Dar da sensin, geniş de.

    İbn Arabi'nin öğretisinin ikinci özelliği dinlerin birliği inancı ile ilgilidir. Ona göre farklı dinlerin oluşu sadece isimlerin ve şekillerin farklılığındandır. Bundan, bütün dinlerin temelinin vahiy olduğu ancak sonradan ayrılıp değiştikleri gibi islâm'ın bir esası anlaşılmamılıdır. Çünkü O'nun dinlerin birliği ile kasdettiği Vahdet-i Vücud inancı ile ilgilidir: O'na göre Tanrı ve Kainat bir olduğuna göre(!) Firavun bile ALLAH'a ibadet etmiştir. Bu nedenle de o bile kamil bir mü'mindir. Zira taptığı şey de varlığın bir parçası (Bir'in bir unsuru) değil midir?! Bu nedenle puta tapan bir kişi bile aslında (haşa)ALLAH'a ibadet etmektedir. Zira o putta Bir'in bir parçasıdır.O bu düşüncelerini manzum ifadelerle de dile getirir:

    Her biçimi kuşatır kalbim: Ceylanlar için otlak ve Hıristiyan rahipler için bir manastırdır o, Ve, putlara tapınak, hacıların kâbesi, Tevrat'ın levhaları ve Kur'an'ın sayfalarıdır aynı zamanda,
    Ben aşk dinine uyarım hangi yolu tutarsa Aşk'ın develeri, işte budur benim dinim ve inancım .
    Alıntı
    Çünkü bu kitap, nefis arzularından münezzeh ve içine fesad karışmamış olan en kudsî makamdan indirilmiştir. Çünkü ben ancak bana ilham olunan şeyi söyledim ve bu yazılı kitapta ancak bana indirilmiş olan hakikatleri dile getirdim
    (Fusûsül Hikem. Muhyiddin-i Arabî. M.E.B Çev:Nuri Gençosman s.20)

    Söylediğim her şeyi, bana Tanrı haber verdi… O, bana imlâ ediyor ve ben (bunları) kendi elimle yazıyordum… Benim lisânım, Hakk’ın lisanıdır, sözüm O’nun sözüdür
    (El Futûhât El-Mekkiyye. Muhyiddin-i İbn Arabî. Kültür Bakanlığı/1184
    Çev: Prof.Dr.Nihat Keklik divandan nakille s.455)

    Biz, bütün söylediklerimizde ancak ALLAH’ın bize ilka ettiği (ulaştırdığı) şeye dayanırız
    (El Futûhât El-Mekkiyye.S.19)
    Sufiler delil ikame etmekten münezzehtir.
    (El Futûhât El-Mekkiyye. S.25)

    Oysa Rabbımız (c.c) böyleleri hakkında ne buyuruyor;

    Elleriyle (bir) kitap yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için, "Bu ALLAH katındandır" diyenlere yazıklar olsun..! Elleriyle yazdıklarından ötürü vay haline onların! Ve kazandıklarından ötürü vay haline onların! (Bakara/79)



    “Aynı olduğu halde eşyayı ızhar edeni tesbih ederim.
    Benim gözüm, Onun vechinden başkasına bakmadı.
    Kulağım Onun kelamından başkasını işitmedi.”
    (el-Futuhat, c.II, s. 604)

    “Onların cennetine tatlılığından dolayı “azab” denir. Bu azap sözü onda gizli olan lezzet için bir
    kabuk gibidir. Kabuk ise özü koruyan bir şeydir.”
    “Küfür ve isyan ehli cehenneme girseler de, orada kendileri için bir zevk ve lezzet vardır. O da
    onlar için bir cennettir.
    Ancak onların cennetleri Huld cennetlerinin nimetlerine benzemez. İkisi de birdir ama aralarında
    tecelli farkı vardır.”
    (Fususu’l-hikem, s.94)


    Muhyiddin-i Arabî Fusûsül-Hikem'de geçen şiirlerinde şunları söylüyor:

    "Bir vakit olur ki kul şüphesiz Rab olur.
    Başka bir vakitte de iftirasız kulluk derekesine iner.
    ALLAH beni över, ben de O’nu. O bana kulluk eder, ben de O’na.
    Ey nefsinde varlıkları yaratan! Sen halk ettiğin şeylerin hepsisin.
    Küfür ve isyan ehli cehenneme girseler de, orada kendileri için bir zevk ve lezzet vardır. O da onlar için bir cennettir.
    Ancak onların cennetleri Huld cennetlerine benzemez. İkisi birdir amma aralarında tecelli farkı vardır"
    (Said Nursi benzer ifadeleri Ebu Talib için anlatıyor. Mektubat.s.366)

    İster Hakk ol, ister Halk ol, ALLAH ile Rahman olursun (Fusûsül Hikem.s.83,93,95,104,190)
    diyen İbn Arabî;

    Mükemmel arif, tapılan her şeyin hakkın açığa çıktığı ve kendisinde hakka ibadet edildiğini görendir. Onun için kendisinde fena bulduğu (kadın) suretine girerek tekrar kendisine dönmesi için yıkanma (gusül) ile onu temizlemiştir (Erkeğin) ALLAHı kadında müşahede etmesi tam ve en mükemmelidir. ALLAH maddelerden soyut olarak hiçbir zaman müşahede edilemez
    (Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm.s.118) der.

    Tasavvufun Şeyh-i Ekberi teslis inancından daha çok ileri giderek, ALLAHın leş ve putlarda, Samirî’nin buzağısında, Hz.Musa’nın Firavun’unda ve pislik içinde yuvarlanan vücutlarda tecessüd ettiğine inanmış, şehvetleri alevlenen, güdüleri tutuşan ve her günahkarın önünde sere serpe açılıp günah bataklığına taşıyan ahlaksız kadının vücuduna büründüğünü (Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm.s.118 ) söylediği bir tanrı anlayışına sahiptir.

    İbn Arabî’nin bu görüşlerini değerlendirecek olursak;

    “İslâm’a göre yıldızlara tapanlar kafir olmuşlardır. Buzağıya tapan Yahudiler de kafir olmuşlardır. Hıristiyanlarda üç ortaklı (teslis) bir tanrıya taptıkları için kafir olmuşlardır. Cahiliye Arapları da ölenlerin putunu dikip hayatta kendilerine umut ve emellerle yöneldikleri gibi, ölümden sonra da benzer umut ve emellerle kendileriyle ALLAH arasında aracılıklarını sağlamak için putlara taptıklarından dolayı kafir olmuşlardır. Bütün bu gruplar ve insanlar ALLAHtan başka varlıklara taptıkları için kafir oluyorken, acaba her şeye tapmaya çağıran İbn Arabî ve benzerleri için İslam’ın hükmü nedir? Her şeye ibadete devam eden bu gibileri için ne diyeceksiniz..?
    ( Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm.s.120 )

    İmam İbn Teymiyye vahdet-i vücut ve Ehl-i vahdeti değerlendirdikten sonra şu ifadelerle sözünü tamamlar:
    Bunlardaki küfür ne Yahudilikte ne Hıristiyanlıkta ve ne de müşrik Arapların putperestliğinde yoktur.
    (Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm.s.118)


    Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu;

    Benimle peygamberler zümresinin benzeri, şu kimsenin benzeri gibidir: O kişi bir ev yaptırmış ve binayı tamamlayıp süslemiş de yalnız bir tuğlası eksik kalmış. Bu vaziyette insanlar binaya girip gezmeye başlarlar. Ve (o eksik yeri görüp) hayret ederek: Şu bir tuğlanın yeri boş bırakılmış olmasaydı! derler. İşte ben, o (yeri boş bırakılan) kerpicim; ben Hatemun-Nebiyyinim (Peygamberlerin sonuyum)
    (İman Üzerine. İbn Teymiyye, Pınar Yay.s.77)

    İbn Arabîi aslında duvardaki boşluğun bir değil iki kerpiçlik yer olduğunu, ne ki biri altın biri gümüş olan bu iki kerpiçten hatemül-enbiyâyı (nebilerin sonuncusu) temsil eden gümüş kerpici ALLAH Rasûlünün gördüğü halde “hatemü’l-evliyâ (velilerin sonuncusu)’yı temsil eden altın kerpici göremediğini bu hadisiyle belli ettiğini söyler. Halbuki bu ikisi birden olmayınca nübüvvet duvarı asla tamamlanmayacaktır der.

    Eserinde nebilerin sonuncusu olan Rasûlü temsil eden kerpicin gümüş, velilerin sonuncusu (hatemül-evliyâ)yı temsil eden kerpicin de altın olmasını nübüvvetin zahir, velayetinse batın oluşuyla açıklar. Hatemül evliyânın İbn Arabî’nin kendisi olduğunu hatırlatmaya gerek yoktur sanırız.

    Tahavi akaidi şarihi yukarıdaki satırları kastederek der ki; Verdiği örnekte nefsini altın kerpiç, ALLAH Rasûlü’nü gümüş kerpiç olarak gösterenden daha kafir kim olabilir?


    ALLAHın Rasûllerine inen bize de ininceye kadar iman etmeyeceğiz (En’âm/124) diyen kimselerin küfründen daha beterdir.

    İbn Arabî bir şiirinde şöyle der: Nübüvvet makamının mevkii rasûlün üstünde ve velinin altında bir yerdir.
    (Şerhu Akidetu’t-Tahaviye,II/743). (Buhari.C:7 s.3331,3332)

    İbn Arabî gibi ya Benden sonra peygamber yoktur.sözünün sahibinin (Peygamberimizin) doğru söylediğine inanarak veya başka bir endişeye dayanarak kendilerini peygamberlik sevdasına kaptırmayanlar ve bu iddia ile ortaya çıkmayanlar peygamberlikten bile daha yüksek bir derecenin cazibesine kapılarak velilerin sonuncusu, peygamberlerin sonuncusundan daha büyüktür. Çünkü peygamberler ancak bir aracı vasıtası ile ALLAH’tan bilgi alabilirken veli bu bilgiyi aracısız olarak doğrudan doğruya alabilmektedir demişlerdir.
    (İman Risalesi. M. İslâmoğlu. S98,99; Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm. s.154-155,193; İbn Arabî ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz: İmam İbn Teymiyye Külliyat C:2s. 163)

    Velinin Peygamberden üstünlüğünün bir diğer sebebi de dinin onun eliyle tamamlanmış olmasıymış.
    (İman Üzerine, İbn Teymiyye, Pınar Yay. S.192; Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm.s.193; Bkz: Said Nursi’nin; vahyin vasıtalı ilhamın vasıtasız oluşuna dair görüşleri. İlmi ve Hukuki Açıdan Nurculuk Davası. Said Nursi. S.291)

    Kurân âyetlerini tahrif ederek kafir Hûd kavminin sırat-ı mustakim üzere olduklarını, Firavunun iman-ı kamil bir mümin olduğu gibi, Nûh kavminin de mümin bir kavim olduğu ve bu imanlarından dolayı ALLAH, onları mükafatlandırıp vahdet deryasına batırdığını, nimetini tatmaları için ilahi sevgi ateşine soktuğu, Hz.Harunun İsrailoğullarını buzağıya tapmaktan alıkoyarak yanıldığını, çünkü buzağının gerçek mabud veya onun sûretinden bir sûret olduğunu, Nûh kavminin Ved, Yegus, Yeûk, Suva ve Nasr putlarına tapmayı bırakmamakla isabet ettikleri, çünkü bu putların ilahın birer görünümü olduklarını, tatlılık kökünden gelen azabın gerçekte rahmet ve hoş bir şey olduğunu, rahmete uğramayan ve rızaya kavuşmayan hiçbir insanın bulunmadığını, bir şey var olmadan önce ALLAHın onu bilemeyeceği, çünkü bir şeyin varlığının ALLAHın varlığının tercümesi olduğunu ve benzeri şeyleri söylemesine rağmen İbn Arabî bunların hepsini eksiltmeden ve çoğaltmadan doğrudan Rasûlullahtan, hatta ALLAHtan aldığını söylemiş ve Rasûlullahın, kendisine bunları insanlara tebliğ etmesini emrettiğini de iddia etmiştir.

    Kur’ân ve sahih sünnete açıkça aykırı ve küfür oldukları apaçık olan bütün bu şeylere rağmen, İbn Arabî bunları söylediğinden günümüze kadar adı müslüman olan yığınlardan pek çok taraftar ve sempatizan bulmuş, fikirleri İslâm dünyasında alabildiğine yayılmıştır. Günde defalarca La ilahe illALLAH Muhammedun Rasûlullah diyen İslâm ümmeti içinde evliyânın kutbu ve efsiyanın büyüğü olarak görülmüş, adı binbir takdis ve tazimle anılmıştır; hâlâ da anılmaktadır. Bu da İslâm aleminde zamanla kavramların nasıl saptığını ve değer yargılarının özelliğini nasıl yitirdiğini açıkça ifade etmektedir.
    (Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm.s.193)

    Şunu da belirtelim ki , eğer bu adamların ne dedikleri iyice incelenirse görüşlerinin ilahiyatçı dehrilerinkinden daha sapık olduğu ve üzerinde iyi üşünülen tabiatçı dehrilerin görüşlerine (Ateist) katıldıkları anlaşılır.
    (Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm.s.125,126)
    bunca açıkça sapıklığı ehli sünnet yanlış anladı he? bu sapıtmış düşüncelerin peşinden gitmek Allahın dinini hafife almaktır.


  12. 15.Ekim.2012, 01:06
    6
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye
    kişisel cevap vermeyeceğim, sadece birkaç alıntı "anlayanlara, görenlere":


    Alıntı
    "Varlıkta ancak ALLAH vardır", veya "Varlıkta ancak bir vardır: Suyun rengi kabının rengidir."diyen İbn Arabî, bu sözleriyle inancını ifade ederken Kur'an ayetlerini de hiç bir kural tanımaz tavırla yorumlamaktan çekinmez. O, Alî İmran suresinin 191. ayeti olan "Rabbimiz sen bunu boşuna yaratmadın, sen münezzehsin" gibi bir ayeti bile şöyle yorumlar:
    "Kendisinden başka birşey yaratmamıştır, eğer Hakkın gayrı birşey yaratmışsa o bâtıldır. Belki onları senin isimlerin ve sıfatların ile ortaya koymuştur. Senden gayrı olanları tenzih ederiz.'

    İbn Arabî Vahdet-i Vücud inancını ma'nzum ve nesir türü yazılarında ayrıntılı bir şekilde anlatıp, bu inancı sistemli bir inanç haline getirmeye çalışır. Konuya örnek olması açısından bir şiirinde şöyle der:
    Ey varlığı yaratan nefsinde!
    Sen bütün yaratıklarını cemediyorsun,
    Yaratıyorsun, oluşu sona erenleri sende
    Dar da sensin, geniş de.

    İbn Arabi'nin öğretisinin ikinci özelliği dinlerin birliği inancı ile ilgilidir. Ona göre farklı dinlerin oluşu sadece isimlerin ve şekillerin farklılığındandır. Bundan, bütün dinlerin temelinin vahiy olduğu ancak sonradan ayrılıp değiştikleri gibi islâm'ın bir esası anlaşılmamılıdır. Çünkü O'nun dinlerin birliği ile kasdettiği Vahdet-i Vücud inancı ile ilgilidir: O'na göre Tanrı ve Kainat bir olduğuna göre(!) Firavun bile ALLAH'a ibadet etmiştir. Bu nedenle de o bile kamil bir mü'mindir. Zira taptığı şey de varlığın bir parçası (Bir'in bir unsuru) değil midir?! Bu nedenle puta tapan bir kişi bile aslında (haşa)ALLAH'a ibadet etmektedir. Zira o putta Bir'in bir parçasıdır.O bu düşüncelerini manzum ifadelerle de dile getirir:

    Her biçimi kuşatır kalbim: Ceylanlar için otlak ve Hıristiyan rahipler için bir manastırdır o, Ve, putlara tapınak, hacıların kâbesi, Tevrat'ın levhaları ve Kur'an'ın sayfalarıdır aynı zamanda,
    Ben aşk dinine uyarım hangi yolu tutarsa Aşk'ın develeri, işte budur benim dinim ve inancım .
    Alıntı
    Çünkü bu kitap, nefis arzularından münezzeh ve içine fesad karışmamış olan en kudsî makamdan indirilmiştir. Çünkü ben ancak bana ilham olunan şeyi söyledim ve bu yazılı kitapta ancak bana indirilmiş olan hakikatleri dile getirdim
    (Fusûsül Hikem. Muhyiddin-i Arabî. M.E.B Çev:Nuri Gençosman s.20)

    Söylediğim her şeyi, bana Tanrı haber verdi… O, bana imlâ ediyor ve ben (bunları) kendi elimle yazıyordum… Benim lisânım, Hakk’ın lisanıdır, sözüm O’nun sözüdür
    (El Futûhât El-Mekkiyye. Muhyiddin-i İbn Arabî. Kültür Bakanlığı/1184
    Çev: Prof.Dr.Nihat Keklik divandan nakille s.455)

    Biz, bütün söylediklerimizde ancak ALLAH’ın bize ilka ettiği (ulaştırdığı) şeye dayanırız
    (El Futûhât El-Mekkiyye.S.19)
    Sufiler delil ikame etmekten münezzehtir.
    (El Futûhât El-Mekkiyye. S.25)

    Oysa Rabbımız (c.c) böyleleri hakkında ne buyuruyor;

    Elleriyle (bir) kitap yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için, "Bu ALLAH katındandır" diyenlere yazıklar olsun..! Elleriyle yazdıklarından ötürü vay haline onların! Ve kazandıklarından ötürü vay haline onların! (Bakara/79)



    “Aynı olduğu halde eşyayı ızhar edeni tesbih ederim.
    Benim gözüm, Onun vechinden başkasına bakmadı.
    Kulağım Onun kelamından başkasını işitmedi.”
    (el-Futuhat, c.II, s. 604)

    “Onların cennetine tatlılığından dolayı “azab” denir. Bu azap sözü onda gizli olan lezzet için bir
    kabuk gibidir. Kabuk ise özü koruyan bir şeydir.”
    “Küfür ve isyan ehli cehenneme girseler de, orada kendileri için bir zevk ve lezzet vardır. O da
    onlar için bir cennettir.
    Ancak onların cennetleri Huld cennetlerinin nimetlerine benzemez. İkisi de birdir ama aralarında
    tecelli farkı vardır.”
    (Fususu’l-hikem, s.94)


    Muhyiddin-i Arabî Fusûsül-Hikem'de geçen şiirlerinde şunları söylüyor:

    "Bir vakit olur ki kul şüphesiz Rab olur.
    Başka bir vakitte de iftirasız kulluk derekesine iner.
    ALLAH beni över, ben de O’nu. O bana kulluk eder, ben de O’na.
    Ey nefsinde varlıkları yaratan! Sen halk ettiğin şeylerin hepsisin.
    Küfür ve isyan ehli cehenneme girseler de, orada kendileri için bir zevk ve lezzet vardır. O da onlar için bir cennettir.
    Ancak onların cennetleri Huld cennetlerine benzemez. İkisi birdir amma aralarında tecelli farkı vardır"
    (Said Nursi benzer ifadeleri Ebu Talib için anlatıyor. Mektubat.s.366)

    İster Hakk ol, ister Halk ol, ALLAH ile Rahman olursun (Fusûsül Hikem.s.83,93,95,104,190)
    diyen İbn Arabî;

    Mükemmel arif, tapılan her şeyin hakkın açığa çıktığı ve kendisinde hakka ibadet edildiğini görendir. Onun için kendisinde fena bulduğu (kadın) suretine girerek tekrar kendisine dönmesi için yıkanma (gusül) ile onu temizlemiştir (Erkeğin) ALLAHı kadında müşahede etmesi tam ve en mükemmelidir. ALLAH maddelerden soyut olarak hiçbir zaman müşahede edilemez
    (Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm.s.118) der.

    Tasavvufun Şeyh-i Ekberi teslis inancından daha çok ileri giderek, ALLAHın leş ve putlarda, Samirî’nin buzağısında, Hz.Musa’nın Firavun’unda ve pislik içinde yuvarlanan vücutlarda tecessüd ettiğine inanmış, şehvetleri alevlenen, güdüleri tutuşan ve her günahkarın önünde sere serpe açılıp günah bataklığına taşıyan ahlaksız kadının vücuduna büründüğünü (Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm.s.118 ) söylediği bir tanrı anlayışına sahiptir.

    İbn Arabî’nin bu görüşlerini değerlendirecek olursak;

    “İslâm’a göre yıldızlara tapanlar kafir olmuşlardır. Buzağıya tapan Yahudiler de kafir olmuşlardır. Hıristiyanlarda üç ortaklı (teslis) bir tanrıya taptıkları için kafir olmuşlardır. Cahiliye Arapları da ölenlerin putunu dikip hayatta kendilerine umut ve emellerle yöneldikleri gibi, ölümden sonra da benzer umut ve emellerle kendileriyle ALLAH arasında aracılıklarını sağlamak için putlara taptıklarından dolayı kafir olmuşlardır. Bütün bu gruplar ve insanlar ALLAHtan başka varlıklara taptıkları için kafir oluyorken, acaba her şeye tapmaya çağıran İbn Arabî ve benzerleri için İslam’ın hükmü nedir? Her şeye ibadete devam eden bu gibileri için ne diyeceksiniz..?
    ( Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm.s.120 )

    İmam İbn Teymiyye vahdet-i vücut ve Ehl-i vahdeti değerlendirdikten sonra şu ifadelerle sözünü tamamlar:
    Bunlardaki küfür ne Yahudilikte ne Hıristiyanlıkta ve ne de müşrik Arapların putperestliğinde yoktur.
    (Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm.s.118)


    Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu;

    Benimle peygamberler zümresinin benzeri, şu kimsenin benzeri gibidir: O kişi bir ev yaptırmış ve binayı tamamlayıp süslemiş de yalnız bir tuğlası eksik kalmış. Bu vaziyette insanlar binaya girip gezmeye başlarlar. Ve (o eksik yeri görüp) hayret ederek: Şu bir tuğlanın yeri boş bırakılmış olmasaydı! derler. İşte ben, o (yeri boş bırakılan) kerpicim; ben Hatemun-Nebiyyinim (Peygamberlerin sonuyum)
    (İman Üzerine. İbn Teymiyye, Pınar Yay.s.77)

    İbn Arabîi aslında duvardaki boşluğun bir değil iki kerpiçlik yer olduğunu, ne ki biri altın biri gümüş olan bu iki kerpiçten hatemül-enbiyâyı (nebilerin sonuncusu) temsil eden gümüş kerpici ALLAH Rasûlünün gördüğü halde “hatemü’l-evliyâ (velilerin sonuncusu)’yı temsil eden altın kerpici göremediğini bu hadisiyle belli ettiğini söyler. Halbuki bu ikisi birden olmayınca nübüvvet duvarı asla tamamlanmayacaktır der.

    Eserinde nebilerin sonuncusu olan Rasûlü temsil eden kerpicin gümüş, velilerin sonuncusu (hatemül-evliyâ)yı temsil eden kerpicin de altın olmasını nübüvvetin zahir, velayetinse batın oluşuyla açıklar. Hatemül evliyânın İbn Arabî’nin kendisi olduğunu hatırlatmaya gerek yoktur sanırız.

    Tahavi akaidi şarihi yukarıdaki satırları kastederek der ki; Verdiği örnekte nefsini altın kerpiç, ALLAH Rasûlü’nü gümüş kerpiç olarak gösterenden daha kafir kim olabilir?


    ALLAHın Rasûllerine inen bize de ininceye kadar iman etmeyeceğiz (En’âm/124) diyen kimselerin küfründen daha beterdir.

    İbn Arabî bir şiirinde şöyle der: Nübüvvet makamının mevkii rasûlün üstünde ve velinin altında bir yerdir.
    (Şerhu Akidetu’t-Tahaviye,II/743). (Buhari.C:7 s.3331,3332)

    İbn Arabî gibi ya Benden sonra peygamber yoktur.sözünün sahibinin (Peygamberimizin) doğru söylediğine inanarak veya başka bir endişeye dayanarak kendilerini peygamberlik sevdasına kaptırmayanlar ve bu iddia ile ortaya çıkmayanlar peygamberlikten bile daha yüksek bir derecenin cazibesine kapılarak velilerin sonuncusu, peygamberlerin sonuncusundan daha büyüktür. Çünkü peygamberler ancak bir aracı vasıtası ile ALLAH’tan bilgi alabilirken veli bu bilgiyi aracısız olarak doğrudan doğruya alabilmektedir demişlerdir.
    (İman Risalesi. M. İslâmoğlu. S98,99; Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm. s.154-155,193; İbn Arabî ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz: İmam İbn Teymiyye Külliyat C:2s. 163)

    Velinin Peygamberden üstünlüğünün bir diğer sebebi de dinin onun eliyle tamamlanmış olmasıymış.
    (İman Üzerine, İbn Teymiyye, Pınar Yay. S.192; Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm.s.193; Bkz: Said Nursi’nin; vahyin vasıtalı ilhamın vasıtasız oluşuna dair görüşleri. İlmi ve Hukuki Açıdan Nurculuk Davası. Said Nursi. S.291)

    Kurân âyetlerini tahrif ederek kafir Hûd kavminin sırat-ı mustakim üzere olduklarını, Firavunun iman-ı kamil bir mümin olduğu gibi, Nûh kavminin de mümin bir kavim olduğu ve bu imanlarından dolayı ALLAH, onları mükafatlandırıp vahdet deryasına batırdığını, nimetini tatmaları için ilahi sevgi ateşine soktuğu, Hz.Harunun İsrailoğullarını buzağıya tapmaktan alıkoyarak yanıldığını, çünkü buzağının gerçek mabud veya onun sûretinden bir sûret olduğunu, Nûh kavminin Ved, Yegus, Yeûk, Suva ve Nasr putlarına tapmayı bırakmamakla isabet ettikleri, çünkü bu putların ilahın birer görünümü olduklarını, tatlılık kökünden gelen azabın gerçekte rahmet ve hoş bir şey olduğunu, rahmete uğramayan ve rızaya kavuşmayan hiçbir insanın bulunmadığını, bir şey var olmadan önce ALLAHın onu bilemeyeceği, çünkü bir şeyin varlığının ALLAHın varlığının tercümesi olduğunu ve benzeri şeyleri söylemesine rağmen İbn Arabî bunların hepsini eksiltmeden ve çoğaltmadan doğrudan Rasûlullahtan, hatta ALLAHtan aldığını söylemiş ve Rasûlullahın, kendisine bunları insanlara tebliğ etmesini emrettiğini de iddia etmiştir.

    Kur’ân ve sahih sünnete açıkça aykırı ve küfür oldukları apaçık olan bütün bu şeylere rağmen, İbn Arabî bunları söylediğinden günümüze kadar adı müslüman olan yığınlardan pek çok taraftar ve sempatizan bulmuş, fikirleri İslâm dünyasında alabildiğine yayılmıştır. Günde defalarca La ilahe illALLAH Muhammedun Rasûlullah diyen İslâm ümmeti içinde evliyânın kutbu ve efsiyanın büyüğü olarak görülmüş, adı binbir takdis ve tazimle anılmıştır; hâlâ da anılmaktadır. Bu da İslâm aleminde zamanla kavramların nasıl saptığını ve değer yargılarının özelliğini nasıl yitirdiğini açıkça ifade etmektedir.
    (Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm.s.193)

    Şunu da belirtelim ki , eğer bu adamların ne dedikleri iyice incelenirse görüşlerinin ilahiyatçı dehrilerinkinden daha sapık olduğu ve üzerinde iyi üşünülen tabiatçı dehrilerin görüşlerine (Ateist) katıldıkları anlaşılır.
    (Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm.s.125,126)
    bunca açıkça sapıklığı ehli sünnet yanlış anladı he? bu sapıtmış düşüncelerin peşinden gitmek Allahın dinini hafife almaktır.


  13. 15.Ekim.2012, 06:37
    7
    Agri_Kesici
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Eylül.2012
    Üye No: 97796
    Mesaj Sayısı: 93
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Suriye'deki İç Savaş ve AKParti Hükümetinin Aldığı tavır hakkında düşüncelerin

    Karadamlalar ,neden ibni arabiyi anlamak istemiyorsun,yazık değil mi ona ama.hiçbiriniz anlamıyor onu zaten,hep yanlış anlıyorsunuz,onu bir tek islamyolu anlıyor.Hem o öyle demek istememiştir,aslında öyle derken hem şöyle hem böyle demek istemiştir...İslamyolunun peygamberlerinden birisi hakkında konuşurken biraz daha dikkatli olun lütfen,anlamaya gayret edin,islamyolu da üzülüyor sonra...anlayamıyorsan da anlıyormuş gibi yapın,hı hı filan deyin,tabi tabi öyledir mutlaka deyin...çok mu zor...


  14. 15.Ekim.2012, 06:37
    7
    Agri_Kesici - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Karadamlalar ,neden ibni arabiyi anlamak istemiyorsun,yazık değil mi ona ama.hiçbiriniz anlamıyor onu zaten,hep yanlış anlıyorsunuz,onu bir tek islamyolu anlıyor.Hem o öyle demek istememiştir,aslında öyle derken hem şöyle hem böyle demek istemiştir...İslamyolunun peygamberlerinden birisi hakkında konuşurken biraz daha dikkatli olun lütfen,anlamaya gayret edin,islamyolu da üzülüyor sonra...anlayamıyorsan da anlıyormuş gibi yapın,hı hı filan deyin,tabi tabi öyledir mutlaka deyin...çok mu zor...


  15. 15.Ekim.2012, 09:02
    8
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: Suriye'deki İç Savaş ve AKParti Hükümetinin Aldığı tavır hakkında düşüncelerin

    yav abi bi de derler "bu adam batın ilimlere girdi, yaptığı hatalar mazur görülür"... ya bu demektir ki bu veli dediğiniz adam delirdi Allah ondan hesabı kaldırdı. tamam bu adam zihinsel engeller yaşamışsa yaşamıştır Allah da ondan kalemi kaldırmışsa bizler bilemeyiz, fakat sizler keramet diye deliliğin peşinden giderseniz sizin aklınızın ne işe yaradığını Allah sormayacak mı?


  16. 15.Ekim.2012, 09:02
    8
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye
    yav abi bi de derler "bu adam batın ilimlere girdi, yaptığı hatalar mazur görülür"... ya bu demektir ki bu veli dediğiniz adam delirdi Allah ondan hesabı kaldırdı. tamam bu adam zihinsel engeller yaşamışsa yaşamıştır Allah da ondan kalemi kaldırmışsa bizler bilemeyiz, fakat sizler keramet diye deliliğin peşinden giderseniz sizin aklınızın ne işe yaradığını Allah sormayacak mı?


  17. 15.Ekim.2012, 12:55
    9
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mayıs.2008
    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,830
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19

    Cevap: Suriye'deki İç Savaş ve AKParti Hükümetinin Aldığı tavır hakkında düşüncelerin

    karadamlalar Nickli Üyeden Alıntı
    öncelikle kardeşim/abim muhyiddin ibni arabi zihniyetinden uzak durmanı tavsiye ederim, kendisini peygamberden üstün gören değişik bir sapık ki firavunu dahi "Allahtan başkasına tapan da Allaha tapmıştır" deyip kamil mümin yapmıştır. şeyhi ekber diye bilinir ancak şeyhi ekfer demek daha doğru,
    Bence herkes karadamlaların sapık görüşlerin uzak durmasını tavsiye ederim...İbni Teymiyenin Firavun hakkındaki görüşü:Allah Tela nın yüce/el-Aliyy [ Kur an, Bakara(2): 255.] olmasını mekansal olarak semada bulunmak şeklinde anlayan İbn Teymiyye, Kur an-ı Kerim de zikredilen Firavun a ait şu sözü iddiasına delil olarak kullanır: Firavun dedi ki: Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa nın ilahını görürüm(!) Çünkü ben, Onun yalancı olduğuna inanıyorum. Böylece Firavun a yaptığı iş kötü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. [Kur an, Mü min(40): 37.]İbn Teymiyye nin ayetten Firavun un Allah Teala nın haşa- göklerde olduğunu Musa aleyhisselam-dan öğrendiği sonucunu çıkarması gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Çünkü ne ayet ne de hadislerde buna işaret eden bir kanıt vardır. Muhal farz, Musa -aleyhisselam- böyle bir şey söylemiş olsa dahi Onu yalancı olarak gören[Kur an, Mü min(40): 37.] Firavun un, Hz. Musa nın sözüne itimat etmesi düşünülemez. Ayrıca Firavun Musa aleyhisselam-ın sözüne göre amel etseydi öncelikli olarak Allah Teala ya iman etmiş olurdu.


  18. 15.Ekim.2012, 12:55
    9
    Devamlı Üye
    karadamlalar Nickli Üyeden Alıntı
    öncelikle kardeşim/abim muhyiddin ibni arabi zihniyetinden uzak durmanı tavsiye ederim, kendisini peygamberden üstün gören değişik bir sapık ki firavunu dahi "Allahtan başkasına tapan da Allaha tapmıştır" deyip kamil mümin yapmıştır. şeyhi ekber diye bilinir ancak şeyhi ekfer demek daha doğru,
    Bence herkes karadamlaların sapık görüşlerin uzak durmasını tavsiye ederim...İbni Teymiyenin Firavun hakkındaki görüşü:Allah Tela nın yüce/el-Aliyy [ Kur an, Bakara(2): 255.] olmasını mekansal olarak semada bulunmak şeklinde anlayan İbn Teymiyye, Kur an-ı Kerim de zikredilen Firavun a ait şu sözü iddiasına delil olarak kullanır: Firavun dedi ki: Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa nın ilahını görürüm(!) Çünkü ben, Onun yalancı olduğuna inanıyorum. Böylece Firavun a yaptığı iş kötü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. [Kur an, Mü min(40): 37.]İbn Teymiyye nin ayetten Firavun un Allah Teala nın haşa- göklerde olduğunu Musa aleyhisselam-dan öğrendiği sonucunu çıkarması gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Çünkü ne ayet ne de hadislerde buna işaret eden bir kanıt vardır. Muhal farz, Musa -aleyhisselam- böyle bir şey söylemiş olsa dahi Onu yalancı olarak gören[Kur an, Mü min(40): 37.] Firavun un, Hz. Musa nın sözüne itimat etmesi düşünülemez. Ayrıca Firavun Musa aleyhisselam-ın sözüne göre amel etseydi öncelikli olarak Allah Teala ya iman etmiş olurdu.


  19. 15.Ekim.2012, 13:01
    10
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mayıs.2008
    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,830
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19

    Cevap: Suriye'deki İç Savaş ve AKParti Hükümetinin Aldığı tavır hakkında düşüncelerin

    karadamlalar Nickli Üyeden Alıntı
    yav abi bi de derler "bu adam batın ilimlere girdi, yaptığı hatalar mazur görülür"... ya bu demektir ki bu veli dediğiniz adam delirdi Allah ondan hesabı kaldırdı. tamam bu adam zihinsel engeller yaşamışsa yaşamıştır Allah da ondan kalemi kaldırmışsa bizler bilemeyiz, fakat sizler keramet diye deliliğin peşinden giderseniz sizin aklınızın ne işe yaradığını Allah sormayacak mı?
    Ah birde sen engelli zihnini aşabilseydenin neler olurdu neler ama kabullenemiyorsun...Keramet inkar ediyorsun süleyman a.s. ve belkıs kıssasında kerametin hak olduğunu gösteriyor ... Kuranının peşinden gitmek delilikse sorun yok arkadaş sen hangi kurana göre amel ettiğin açıktır...İşte biz aklımızı kullanıyoruz ...Kuranda kerametin hak olduğu Hatta sahabilerin bile kerametleri ortadayken sen kalkmış kendi aklını kullanamayı başkasına kullanmıyor diye iftira ve yalana sarılarak nekadar yanılgıda olduğunuzu gösterir...


  20. 15.Ekim.2012, 13:01
    10
    Devamlı Üye
    karadamlalar Nickli Üyeden Alıntı
    yav abi bi de derler "bu adam batın ilimlere girdi, yaptığı hatalar mazur görülür"... ya bu demektir ki bu veli dediğiniz adam delirdi Allah ondan hesabı kaldırdı. tamam bu adam zihinsel engeller yaşamışsa yaşamıştır Allah da ondan kalemi kaldırmışsa bizler bilemeyiz, fakat sizler keramet diye deliliğin peşinden giderseniz sizin aklınızın ne işe yaradığını Allah sormayacak mı?
    Ah birde sen engelli zihnini aşabilseydenin neler olurdu neler ama kabullenemiyorsun...Keramet inkar ediyorsun süleyman a.s. ve belkıs kıssasında kerametin hak olduğunu gösteriyor ... Kuranının peşinden gitmek delilikse sorun yok arkadaş sen hangi kurana göre amel ettiğin açıktır...İşte biz aklımızı kullanıyoruz ...Kuranda kerametin hak olduğu Hatta sahabilerin bile kerametleri ortadayken sen kalkmış kendi aklını kullanamayı başkasına kullanmıyor diye iftira ve yalana sarılarak nekadar yanılgıda olduğunuzu gösterir...


  21. 15.Ekim.2012, 13:22
    11
    gıgax
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Kasım.2009
    Üye No: 62970
    Mesaj Sayısı: 79
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 27

    Cevap: Suriye'deki İç Savaş ve AKParti Hükümetinin Aldığı tavır hakkında düşüncelerin

    Konuyu ''Suriye İçSavaşı ve Müslümanların yapması gerekenler?''çerçevesinde tutmaya çalışalım.Kardeşler...


  22. 15.Ekim.2012, 13:22
    11
    Üye
    Konuyu ''Suriye İçSavaşı ve Müslümanların yapması gerekenler?''çerçevesinde tutmaya çalışalım.Kardeşler...


  23. 15.Ekim.2012, 13:58
    12
    gıgax
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Kasım.2009
    Üye No: 62970
    Mesaj Sayısı: 79
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 27

    Cevap: Suriye'deki İç Savaş ve AKParti Hükümetinin Aldığı tavır hakkında düşüncelerin

    Konuyu saptırmayalım


  24. 15.Ekim.2012, 13:58
    12
    Üye
    Konuyu saptırmayalım





+ Yorum Gönder
Git 12 Son