Konusunu Oylayın.: Kadınların ruku su sorusuna sorularla islamiyetin cevabı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Kadınların ruku su sorusuna sorularla islamiyetin cevabı
  1. 09.Ekim.2012, 21:05
    1
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Kadınların ruku su sorusuna sorularla islamiyetin cevabı






    Kadınların ruku su sorusuna sorularla islamiyetin cevabı Mumsema Kadınların rukuda tam eğilmemelerinin sebebini sorularla islamiyete sordum.

    Sorumu ve gelen cvbı aynen paylaşıyorum

    Cvbı görünce içimden bu mudur dedim

    Buyrun:

    kadınların rukuda tam eğilmemelerinin kaynağı nedir?benim araştırmama göre peygamberimizden hiçbir şekilde bu şekilde rukunun bir rivayeti yok.peygamberimiz namazı benim kıldığım gibi kılın diyor ve rukunun tam eğilerek yapılması gerektiğinin rivayetleri var.tam eğilmeme hakkında hiçbir rivayet yokken tam eğilmeden yapılan ruku sağlıklımı?İslam alimlerimiz bunu neye dayanarak bu şekilde tarif yapıyorlar?eğer gerçekten tam eğilmemenin rivayeti yoksa yanlış uygulama değil mi?

    CEVAP İSE:

    Değerli kardeşimiz;
    Kadınların tam eğilmesi gerektiğini ifade eden bir rivayet varsa bize bildirmenizi rica ediyoruz.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  2. 09.Ekim.2012, 21:05
    1
    Devamlı Üye



    Kadınların rukuda tam eğilmemelerinin sebebini sorularla islamiyete sordum.

    Sorumu ve gelen cvbı aynen paylaşıyorum

    Cvbı görünce içimden bu mudur dedim

    Buyrun:

    kadınların rukuda tam eğilmemelerinin kaynağı nedir?benim araştırmama göre peygamberimizden hiçbir şekilde bu şekilde rukunun bir rivayeti yok.peygamberimiz namazı benim kıldığım gibi kılın diyor ve rukunun tam eğilerek yapılması gerektiğinin rivayetleri var.tam eğilmeme hakkında hiçbir rivayet yokken tam eğilmeden yapılan ruku sağlıklımı?İslam alimlerimiz bunu neye dayanarak bu şekilde tarif yapıyorlar?eğer gerçekten tam eğilmemenin rivayeti yoksa yanlış uygulama değil mi?

    CEVAP İSE:

    Değerli kardeşimiz;
    Kadınların tam eğilmesi gerektiğini ifade eden bir rivayet varsa bize bildirmenizi rica ediyoruz.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


    Benzer Konular

    - İstihare sorusuna, Prof. Dr. Hayrettin Karaman Hocanın cevabı

    - Zerdüştlüğün ortaya çıkması ve islamiyetin doğması ile birlikte zerdüştlüğün üzerinde etkileri

    - Ateist in sorusuna cvp vermedim

    - Faruk beşerin zina sorusuna cevabı

    - Müslüman Kadınların durumu (bir soru ve cevabı)

  3. 09.Ekim.2012, 21:06
    2
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: Kadınların ruku su sorusuna sorularla islamiyetin cevabı




    günümüz namaz hocası kitapları delil olacaksa bunları söyleyebiliriz tabi


  4. 09.Ekim.2012, 21:06
    2
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye



    günümüz namaz hocası kitapları delil olacaksa bunları söyleyebiliriz tabi


  5. 09.Ekim.2012, 21:52
    3
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Kadınların ruku su sorusuna sorularla islamiyetin cevabı

    en güvenilir diye bildiğim yerlerden biriydi ve gelen cvp.....
    şaşırdım


  6. 09.Ekim.2012, 21:52
    3
    Devamlı Üye
    en güvenilir diye bildiğim yerlerden biriydi ve gelen cvp.....
    şaşırdım


  7. 09.Ekim.2012, 22:03
    4
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: Kadınların ruku su sorusuna sorularla islamiyetin cevabı

    kardeş siz namazda kadınların rükuda tam eğilmeyeceğini mi düşünüyorsunuz/düşünüyordunuz?


  8. 09.Ekim.2012, 22:03
    4
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye
    kardeş siz namazda kadınların rükuda tam eğilmeyeceğini mi düşünüyorsunuz/düşünüyordunuz?


  9. 09.Ekim.2012, 22:14
    5
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Kadınların ruku su sorusuna sorularla islamiyetin cevabı

    sorum yukarıda,gayet açık ama ben mi yanlış ifade ettim acaba kardeş?


  10. 09.Ekim.2012, 22:14
    5
    Devamlı Üye
    sorum yukarıda,gayet açık ama ben mi yanlış ifade ettim acaba kardeş?


  11. 10.Ekim.2012, 04:16
    6
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: Kadınların ruku su sorusuna sorularla islamiyetin cevabı

    soruna cevap vereyim kardeşim o zaman, fark yoktur. ayet veya hadislerde kadınların namazının erkeklerin namazından farkına dair bir delil var mıdır, veya selefin uygulamasında hiç böyle bir şey geçmiş midir? ben hiç duymadım, sen duydu isen aktar buraya.


  12. 10.Ekim.2012, 04:16
    6
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye
    soruna cevap vereyim kardeşim o zaman, fark yoktur. ayet veya hadislerde kadınların namazının erkeklerin namazından farkına dair bir delil var mıdır, veya selefin uygulamasında hiç böyle bir şey geçmiş midir? ben hiç duymadım, sen duydu isen aktar buraya.


  13. 10.Ekim.2012, 14:06
    7
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mayıs.2008
    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,830
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19

    Cevap: Kadınların ruku su sorusuna sorularla islamiyetin cevabı

    Aslında ibadetlerde mükellef olma bakımından kadınla erkek arasında fark yoktur. Her ikisi de bulüğa erdikten ölünceye dek aynı ibadetleri yapmaktan sorumludurlar. Mabud'un aynı oluşu, ibadetlerin de aynı olmasını gerektirir. Zaten ibadet, ibadet edenle (abid), ibadet edilen (ma'bud) arasında ve daha çok öbür âleme bakan bir ilişki olunca; onun yerini, zamanını, şartlarını, rükünlarını ve sebeplerini belirlemek de sadece Ma'bud'un hakkı olmuş olur. Diğer bir ifade ile, yaratılanların, ibadetlerin bu yönlerin müdahale hakları yoktur. Yani; bu noktalarda içtihat yapılamaz. Çünkü içtihad, akıl yürütme (nazar) yoluyla sebepler ve sonuçlar bulma ameliyesidir. Oysa ibadetlerin keyfiyet ve kemiyetleri akılla kavranamaz. Ancak şartlar ve sebepler dışındaki konularda, yani bizzat ibadetin değil de onu en mükemmel şekilde gerçekleştirilen dış teferruatında daha doğrusu Şar'i tarafından belirlenen sebep, şart ve rükünların uygulama biçiminde yani, Şar'i'in bu konudaki naslarını anlamada içtihat yapılabilir, yapılmalıdır. Fıkıhçıların, "Kıyasla taabbüd (ibadeti kıyasla belirleme) caizdir" (Ebul-Vefa Ali b. Akil, Kitabul-cedel,13.) sözlerinin manası da bu olsa gerektir. Bu teferruatta Resululah Efendimizin (s.a) zaman zaman farklı davrandığı da hesaba katılırsa bir uygulama farkı da bu farklı sünnetin müctehitlere ulaşmasından kaynaklanmış olacağı anlaşılacaktır.Ayrıca cinsiyet farklılığınin yükledigi rol oranında değişikliklerin olması da tabiidir. Mesela kadın adetli iken namaz kılmayacak ve oruç tutmayacaktır. Işte biz bu cinsiyet rollerinden kaynaklanan durumların sadece namaza ait olanlarını tekrar yazmayı deneyecegiz.Tarih sırasına göre alacak olursak, Hanefi kaynaklarından "Tebyin" de, kadının, namaz konusunda erkekten on yerde farklı davrandığı söylenir ve şunlar zikredilir: "Tekbirde ellerini omuz hizasına kadar kaldırır, sağ elini memelerinin altında (doğrusu üstünde olacak) solunun üzerine koyar (kavrayıp tutmaz), secdede karnını uyluklarına değdirir, ayırmaz. Rükûda ellerini, parmak uçları dizine ulaşacak şekilde uylugu üzerine koyar (dizini tutmaz) el parmaklarının arasını açmaz, secdede dirseklerini kaldırmaz, tahiyyatta teverrük yaparak oturur (sol kalçası üzerine oturarak ayaklarını sağına doğru yan yatırır), erkeklere imam olamaz, kendi aralarında cemaat yapmaları da mekruhtur, yaparlarsa imamları önde değil ortada bulunur." (Zeyla'i, Tebyin I/l18. )Ibn Nüceym (970/1562), kadının erkekten farklı olduğu hususları genel olarak sayarken namaz konusuna da değinir ve bunlara ilave olarak beş tane daha fark zikreder ki, şunlardır: "... Ezanı ve kameti mekruhtur, cehri namazlarda sesli okumaz, rükuda ve secdede kendini toplu tutan, imamı uyarması gerekirse tesbihle değil, el çırpma ile ikaz eder, evde namaz kılması daha iyidir." (Ibn Nüceym, el-Esbah, 384.)Haskafi'nin onbeş fark zikrettiğini söylerken Ibn Abidin (1252/1836) onun şerhine yaptığı hasiyede bunları yirmi beşe çıkarır ama bunların bir kısmını namazdan saymamız zordur. Dolayısıyla oradaki farklı maddeler sadece şunlardır: "...ellerini yenlerinden çıkarmaz, rükûda az eğilir, dizlerini (rükûda) kırar..." (Ibn Abidin, I/504. ) "el-Bahr"dan yaptığı bir nakille de kadının secdede ayak parmaklarını dikmeyeceğini söyler. (agk. ) Buna göre kadın secdede ya ayaklarını parmakları üzerine dikmeyip, ayaklarının üstleri yere gelecek şekilde yatırır ya da "teverrük"e hazırlık olmak üzere ayaklarını parmak uçlarını sağa çevirerek yakalarını yana yatırır. Bu konuda bir açıklık göremedik. Ancak alışıla gelen birinci uygulamadır. Keza kadının rukûda ayaklarını dört parmak açmayıp bitiştireceğine dair de bir ifadeye rastlamadık. Ancak Ibn Nüceym'in "rukûda ve secdede kendini toplu tutar "büzülür" ve Ibn Abidin'in de buna yakın ifadesi bir toplama ve büzülmenin ayakları da bir araya getirmeyi gerektirecegi şeklinde anlaşılmış olabilir. Bu durumda kadın ayaklarını rükû'da bir arada tutar, secdede dikmeyip üstleri üzerine ya da sağa doğru yan yatirir.Bütün bu farklılıkların dayanığına gelince: Doğrusu bunun, Kur'an-ı Kerim'de zikredilmediği gibi, sahih hadis kitablarında rastlanılması da zordur. Buna Hindiyye'de açıkça temas edilir: "Namazın ne farzları ne vacipleri ne sünnetleri ne de edepleri konularında kadınla erkek arasında bir fark yoktur. Dolayısı ile bu zikredilen farklar kadını daha tesettürlü kılar gerekçesi ile fıkıhçıların güzel bulduğu farklardır." (Hindiyye, I/73 )Şimdi bütün bu yazılarlardan şunları çıkarabiliriz:1. Namaz, diğer ibadetler gibi kadına da erkeğe de aynı şekilde farzdır. Namazın şartlarında, rükünlerinde, farzlarında, vaciplerinde, sünnetlerinde, hatta edeplerinde kadınla erkek aynıdır.2. Cinsiyet farklılığından doğan bazı ayrılıklar ise vardır. Mesela kadın, adet günlerinde namaz kılmaz, namazda sesli okumaz, erkeklerin arkasında saf tutar, sesli namazlarda da içinden okur. Namazda kapatacağı yerleri farklıdır.. Ancak bu farklar bizzat namaz ölçü alındığında fark olmaktan çıkar. Şöyle ki; Cünüpken erkek de namaz kılamaz kadın da. Ne var ki, kadının hayız hali de cünüp hükmünde olduğu için, onun bu sebeple namaz kılamadığı zamanlar daha çok olur. Namazda erkek de avretini örter kadın da. Ne var ki, avret yerleri farklı olduğundan, örtecekleri yerler de farklı olacaktır.Görüldüğü üzere, meseleye bu açıdan bakarsak, bu konuda da aralarında fark olmadığını söyleyebiliriz.3. Sünnet, hatta edep derecesinde bile olmayan ve fıkıhçıların güzel bulması anlamında "müstehap" görülen bazı teferruatta kadınlar erkeklerden biraz farklı davranırlar ki, bu detay farklılıklarını üzerinde, sağ solun üzerine konacak şekilde bağlarlar, tutmazlar, Rükû'da dümdüz olacak kadar eğilmezler ve elleriyle dizlerini kavramayıp, parmak uçları diz kapaklarına varacak biçimde uylukları üzerine koyarlar. Rükû'da ayaklarını birarada tutarlar. Hem rükû'da hem secdede vücutlarını olabildiğince toplu ve birarada tuturlar. Secdede karınlarını uyluklarına yaklaştırirlar ve kollarını yere koyarak taplu vazıyetlerini muhafaza ederler. Yine secdede ayaklarını parmakları üzerine dikmeyip üstleri üzere, ya da uçları sağa gelecek şekilde yanları üzere yatirirlar. Oturuşta "teverrük" yaparlar, yani sol kalçaları üzerine oturarak ayak uçlarını sağdan dışarı çıkarırlar.4. Bu farklılıkların esas sebebi (illeti) kadınların tesettür şartını tam olarak yerine getirmeleridir. Çünkü namazda tesettür farzdır. Ve sözü edilen farklılıkların yapılmaması durumlarında bu farzın zedelendiğine şahid olunmuştur. Ancak bu, kadın elbise biçimiyle de çok alakalıdır. Özellikle de bu farklılıkları söz konusu eden fukaha zamanlarında bu dunim daha belirgin idi. Meselâ: Kadın ellerini fazla kaldırırsa cilbabindan kolları açılabiliyordu. Rükûda fazla egilirse bacakları açılabiliyordu, secdede ayaklarını dikerse yine bacakları görülebiliyordu vb.. Onun için fukaha sünnetlerle farzlar arasındaki çatısmalarda farzların ikmâlinden yana tavır almışlar gibi gözüküyor. Yani elleri kulak hizasina kadar kaldırmak (Hanefilere göre) sünnet, ama avret bölgelerinin kapanması farzdır. Eğer bir sünnet islenirken farza bir halel geliyorsa sanki onun icabina bakmak için sünnetten tamamen vazgeçmeyip ama onu biraz farklı uygulamışlardır.5. Bu izahlardan şöyle bir mana da çıkar: Madem ki, bu farklar sünnet, hatta müstehap derecesinde değildirler ve oluşmalarının illeti (sebebi) tesettürü daha iyi sağlamalarıdır, öyleyse bunun, meselâ elbise biçimini değiştirmekle sağlanması ve bu farklar olmadan dahi tam olarak uygulanabilmesi halinde bu farkların da olmaması gerekir. Çünkü hükümlerin illetleri bulunmadığında hükümler de bulunmazlar. Böyle söylemekte bir mahzur olmasa gerektir. Zaten Imam Ebu Hanife'den bir nakle göre "Kadın da tekbirde ellerini kulak hizasına kadar kaldırır, çünkü elleri avret değildir." (Kaşani, Bedayı' I/199; Merginanı, Hidaye (Fethu'l-Kadir) I/283. ) Hatta bu rivayet kadının namazda mutlak olarak erkek gibi olduğu şeklinde de nakledilmiştir. (Hamevi, Serhu'l-Esbah, N/171.) Görüldüğü gibi mesele, sadece tesettüre bina edilmiştir.6. Ancak bu farkların bir kısmının en azından "mevkuf hadis"lere dayandırıldığı düşünülürse adı geçen farklara kadınların her zaman riayet etmeleri yine de fukahanın müstehsen görmesi anlamında müstehaptır demek daha uygun olur. (Vallahü a'lem)


  14. 10.Ekim.2012, 14:06
    7
    Devamlı Üye
    Aslında ibadetlerde mükellef olma bakımından kadınla erkek arasında fark yoktur. Her ikisi de bulüğa erdikten ölünceye dek aynı ibadetleri yapmaktan sorumludurlar. Mabud'un aynı oluşu, ibadetlerin de aynı olmasını gerektirir. Zaten ibadet, ibadet edenle (abid), ibadet edilen (ma'bud) arasında ve daha çok öbür âleme bakan bir ilişki olunca; onun yerini, zamanını, şartlarını, rükünlarını ve sebeplerini belirlemek de sadece Ma'bud'un hakkı olmuş olur. Diğer bir ifade ile, yaratılanların, ibadetlerin bu yönlerin müdahale hakları yoktur. Yani; bu noktalarda içtihat yapılamaz. Çünkü içtihad, akıl yürütme (nazar) yoluyla sebepler ve sonuçlar bulma ameliyesidir. Oysa ibadetlerin keyfiyet ve kemiyetleri akılla kavranamaz. Ancak şartlar ve sebepler dışındaki konularda, yani bizzat ibadetin değil de onu en mükemmel şekilde gerçekleştirilen dış teferruatında daha doğrusu Şar'i tarafından belirlenen sebep, şart ve rükünların uygulama biçiminde yani, Şar'i'in bu konudaki naslarını anlamada içtihat yapılabilir, yapılmalıdır. Fıkıhçıların, "Kıyasla taabbüd (ibadeti kıyasla belirleme) caizdir" (Ebul-Vefa Ali b. Akil, Kitabul-cedel,13.) sözlerinin manası da bu olsa gerektir. Bu teferruatta Resululah Efendimizin (s.a) zaman zaman farklı davrandığı da hesaba katılırsa bir uygulama farkı da bu farklı sünnetin müctehitlere ulaşmasından kaynaklanmış olacağı anlaşılacaktır.Ayrıca cinsiyet farklılığınin yükledigi rol oranında değişikliklerin olması da tabiidir. Mesela kadın adetli iken namaz kılmayacak ve oruç tutmayacaktır. Işte biz bu cinsiyet rollerinden kaynaklanan durumların sadece namaza ait olanlarını tekrar yazmayı deneyecegiz.Tarih sırasına göre alacak olursak, Hanefi kaynaklarından "Tebyin" de, kadının, namaz konusunda erkekten on yerde farklı davrandığı söylenir ve şunlar zikredilir: "Tekbirde ellerini omuz hizasına kadar kaldırır, sağ elini memelerinin altında (doğrusu üstünde olacak) solunun üzerine koyar (kavrayıp tutmaz), secdede karnını uyluklarına değdirir, ayırmaz. Rükûda ellerini, parmak uçları dizine ulaşacak şekilde uylugu üzerine koyar (dizini tutmaz) el parmaklarının arasını açmaz, secdede dirseklerini kaldırmaz, tahiyyatta teverrük yaparak oturur (sol kalçası üzerine oturarak ayaklarını sağına doğru yan yatırır), erkeklere imam olamaz, kendi aralarında cemaat yapmaları da mekruhtur, yaparlarsa imamları önde değil ortada bulunur." (Zeyla'i, Tebyin I/l18. )Ibn Nüceym (970/1562), kadının erkekten farklı olduğu hususları genel olarak sayarken namaz konusuna da değinir ve bunlara ilave olarak beş tane daha fark zikreder ki, şunlardır: "... Ezanı ve kameti mekruhtur, cehri namazlarda sesli okumaz, rükuda ve secdede kendini toplu tutan, imamı uyarması gerekirse tesbihle değil, el çırpma ile ikaz eder, evde namaz kılması daha iyidir." (Ibn Nüceym, el-Esbah, 384.)Haskafi'nin onbeş fark zikrettiğini söylerken Ibn Abidin (1252/1836) onun şerhine yaptığı hasiyede bunları yirmi beşe çıkarır ama bunların bir kısmını namazdan saymamız zordur. Dolayısıyla oradaki farklı maddeler sadece şunlardır: "...ellerini yenlerinden çıkarmaz, rükûda az eğilir, dizlerini (rükûda) kırar..." (Ibn Abidin, I/504. ) "el-Bahr"dan yaptığı bir nakille de kadının secdede ayak parmaklarını dikmeyeceğini söyler. (agk. ) Buna göre kadın secdede ya ayaklarını parmakları üzerine dikmeyip, ayaklarının üstleri yere gelecek şekilde yatırır ya da "teverrük"e hazırlık olmak üzere ayaklarını parmak uçlarını sağa çevirerek yakalarını yana yatırır. Bu konuda bir açıklık göremedik. Ancak alışıla gelen birinci uygulamadır. Keza kadının rukûda ayaklarını dört parmak açmayıp bitiştireceğine dair de bir ifadeye rastlamadık. Ancak Ibn Nüceym'in "rukûda ve secdede kendini toplu tutar "büzülür" ve Ibn Abidin'in de buna yakın ifadesi bir toplama ve büzülmenin ayakları da bir araya getirmeyi gerektirecegi şeklinde anlaşılmış olabilir. Bu durumda kadın ayaklarını rükû'da bir arada tutar, secdede dikmeyip üstleri üzerine ya da sağa doğru yan yatirir.Bütün bu farklılıkların dayanığına gelince: Doğrusu bunun, Kur'an-ı Kerim'de zikredilmediği gibi, sahih hadis kitablarında rastlanılması da zordur. Buna Hindiyye'de açıkça temas edilir: "Namazın ne farzları ne vacipleri ne sünnetleri ne de edepleri konularında kadınla erkek arasında bir fark yoktur. Dolayısı ile bu zikredilen farklar kadını daha tesettürlü kılar gerekçesi ile fıkıhçıların güzel bulduğu farklardır." (Hindiyye, I/73 )Şimdi bütün bu yazılarlardan şunları çıkarabiliriz:1. Namaz, diğer ibadetler gibi kadına da erkeğe de aynı şekilde farzdır. Namazın şartlarında, rükünlerinde, farzlarında, vaciplerinde, sünnetlerinde, hatta edeplerinde kadınla erkek aynıdır.2. Cinsiyet farklılığından doğan bazı ayrılıklar ise vardır. Mesela kadın, adet günlerinde namaz kılmaz, namazda sesli okumaz, erkeklerin arkasında saf tutar, sesli namazlarda da içinden okur. Namazda kapatacağı yerleri farklıdır.. Ancak bu farklar bizzat namaz ölçü alındığında fark olmaktan çıkar. Şöyle ki; Cünüpken erkek de namaz kılamaz kadın da. Ne var ki, kadının hayız hali de cünüp hükmünde olduğu için, onun bu sebeple namaz kılamadığı zamanlar daha çok olur. Namazda erkek de avretini örter kadın da. Ne var ki, avret yerleri farklı olduğundan, örtecekleri yerler de farklı olacaktır.Görüldüğü üzere, meseleye bu açıdan bakarsak, bu konuda da aralarında fark olmadığını söyleyebiliriz.3. Sünnet, hatta edep derecesinde bile olmayan ve fıkıhçıların güzel bulması anlamında "müstehap" görülen bazı teferruatta kadınlar erkeklerden biraz farklı davranırlar ki, bu detay farklılıklarını üzerinde, sağ solun üzerine konacak şekilde bağlarlar, tutmazlar, Rükû'da dümdüz olacak kadar eğilmezler ve elleriyle dizlerini kavramayıp, parmak uçları diz kapaklarına varacak biçimde uylukları üzerine koyarlar. Rükû'da ayaklarını birarada tutarlar. Hem rükû'da hem secdede vücutlarını olabildiğince toplu ve birarada tuturlar. Secdede karınlarını uyluklarına yaklaştırirlar ve kollarını yere koyarak taplu vazıyetlerini muhafaza ederler. Yine secdede ayaklarını parmakları üzerine dikmeyip üstleri üzere, ya da uçları sağa gelecek şekilde yanları üzere yatirirlar. Oturuşta "teverrük" yaparlar, yani sol kalçaları üzerine oturarak ayak uçlarını sağdan dışarı çıkarırlar.4. Bu farklılıkların esas sebebi (illeti) kadınların tesettür şartını tam olarak yerine getirmeleridir. Çünkü namazda tesettür farzdır. Ve sözü edilen farklılıkların yapılmaması durumlarında bu farzın zedelendiğine şahid olunmuştur. Ancak bu, kadın elbise biçimiyle de çok alakalıdır. Özellikle de bu farklılıkları söz konusu eden fukaha zamanlarında bu dunim daha belirgin idi. Meselâ: Kadın ellerini fazla kaldırırsa cilbabindan kolları açılabiliyordu. Rükûda fazla egilirse bacakları açılabiliyordu, secdede ayaklarını dikerse yine bacakları görülebiliyordu vb.. Onun için fukaha sünnetlerle farzlar arasındaki çatısmalarda farzların ikmâlinden yana tavır almışlar gibi gözüküyor. Yani elleri kulak hizasina kadar kaldırmak (Hanefilere göre) sünnet, ama avret bölgelerinin kapanması farzdır. Eğer bir sünnet islenirken farza bir halel geliyorsa sanki onun icabina bakmak için sünnetten tamamen vazgeçmeyip ama onu biraz farklı uygulamışlardır.5. Bu izahlardan şöyle bir mana da çıkar: Madem ki, bu farklar sünnet, hatta müstehap derecesinde değildirler ve oluşmalarının illeti (sebebi) tesettürü daha iyi sağlamalarıdır, öyleyse bunun, meselâ elbise biçimini değiştirmekle sağlanması ve bu farklar olmadan dahi tam olarak uygulanabilmesi halinde bu farkların da olmaması gerekir. Çünkü hükümlerin illetleri bulunmadığında hükümler de bulunmazlar. Böyle söylemekte bir mahzur olmasa gerektir. Zaten Imam Ebu Hanife'den bir nakle göre "Kadın da tekbirde ellerini kulak hizasına kadar kaldırır, çünkü elleri avret değildir." (Kaşani, Bedayı' I/199; Merginanı, Hidaye (Fethu'l-Kadir) I/283. ) Hatta bu rivayet kadının namazda mutlak olarak erkek gibi olduğu şeklinde de nakledilmiştir. (Hamevi, Serhu'l-Esbah, N/171.) Görüldüğü gibi mesele, sadece tesettüre bina edilmiştir.6. Ancak bu farkların bir kısmının en azından "mevkuf hadis"lere dayandırıldığı düşünülürse adı geçen farklara kadınların her zaman riayet etmeleri yine de fukahanın müstehsen görmesi anlamında müstehaptır demek daha uygun olur. (Vallahü a'lem)


  15. 10.Ekim.2012, 16:16
    8
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Kadınların ruku su sorusuna sorularla islamiyetin cevabı

    arkadaşlar kadınların örtülü olması ile ilgili derli toplu olması ile ilgili , evlerinde bile kılınan namaz camidekinden daha makbul olduguna dahil. olan rivayetler yokmu. bu rivayetlere baktıgınızda kadınların Tamamen ruküde eğilmeleri doğru bir davranışmıdır. oradaki örtülü olması demek derli toplu olması demektir. fıkıh kitaplarımızda bu geçer.


  16. 10.Ekim.2012, 16:16
    8
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    arkadaşlar kadınların örtülü olması ile ilgili derli toplu olması ile ilgili , evlerinde bile kılınan namaz camidekinden daha makbul olduguna dahil. olan rivayetler yokmu. bu rivayetlere baktıgınızda kadınların Tamamen ruküde eğilmeleri doğru bir davranışmıdır. oradaki örtülü olması demek derli toplu olması demektir. fıkıh kitaplarımızda bu geçer.


  17. 10.Ekim.2012, 18:31
    9
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mayıs.2008
    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,830
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19
    Araştırabildiğim kadarıyla bu konuda da Efendimiz (s.a.v)’den nakledilmiş sahih bir rivayet mevcut değildir. Kadınların rükûda kollarını yana açmaksızın –erkeklere göre daha toplu bir şekilde– rükû edeceğini belirten ulema, bunu da “tesettüre uygunluk” ilkesine dayandırmıştır.(Bkz. en-Nevevî, el-Mecmû’, III, 409.)el-Beyhakî, şöyle der: “Kadının namaz ahkâmında erkekten ayrıldığı yerler, kadının tesettüre riayeti ilkesine racidir. Kadın, her durumda kendisi için tesettüre en uygun şeyi yapmakla memur ve mükelleftir…”(el-Beyhakî, es-Sünenu’l-Kübrâ, II, 222.)

    karadamlalar Nickli Üyeden Alıntı
    soruna cevap vereyim kardeşim o zaman, fark yoktur. ayet veya hadislerde kadınların namazının erkeklerin namazından farkına dair bir delil var mıdır, veya selefin uygulamasında hiç böyle bir şey geçmiş midir? ben hiç duymadım, sen duydu isen aktar buraya.
    Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.), "Sallû kemâ raeytümûnî usallî" buyuruyorlar... Yani "namazı, beni kılarken gördüğünüz gibi kılınız". O itibarla gerek erkeklerin ve gerekse kadınların namazdaki duruş şekillerinin sünnete istinat ettiği muhakkaktır. Kadınlar, kendileri hakkındaki hükümleri zaman-zaman ya bizzat Peygamber Efendimizden (s.a.v.) sorarak veya ezvâcı- tahirat vasıtasiyle öğrenirlerdi. Kuşkusuz bu hükümler de bu şekilde tezahür etmiştir. Bu arada bu mevzudaki bir inceliğe de işaret etmiş olalım... - Namazda kadınların, gerek iftitah tekbirini alırken parmak uçlarının omuzlarına kavuşacak kadar ellerini göğüslerinin hizasına kaldırıp o vaziyette "Allahü Ekber" demeleri... - Gerekse kıyamda sağ ellerini sol elleri üzerine koyarak halka yapmaksızın göğüsleri üzerinde bulundurmaları... - Rükûda parmaklarını açık tutmayıp dizlerini kavramamaları, sadece ellerini dizleri üzerine koyamaları... Keza rükûda dizlerini bükük bulundurmaları ve sırtlarını ise yukarıya doğru meyilli tutmaları...- Ka'de (Tahiyyat'a oturuş) ve celse (secdeden doğrulup bekleme) hallerinde "teverrük" yapmaları, yani sol ayaklarını sağ taraflarına yatık bulundurarak yere oturmaları...- Secdede alçalıp kollarını yanlarına bitiştirerek karınlarını uyluklarına yapıştırmaları... Bütün bu duruşların hepsi de, kadının örtünmesine daha uygun düşmekte ve tesettürüne daha çok yardımcı olmaktadır. Farklılıkların hikmetinin bu esasa dayandığı da belirtilmiştir fıkıh kitaplarımızda...


  18. 10.Ekim.2012, 18:31
    9
    Devamlı Üye
    Araştırabildiğim kadarıyla bu konuda da Efendimiz (s.a.v)’den nakledilmiş sahih bir rivayet mevcut değildir. Kadınların rükûda kollarını yana açmaksızın –erkeklere göre daha toplu bir şekilde– rükû edeceğini belirten ulema, bunu da “tesettüre uygunluk” ilkesine dayandırmıştır.(Bkz. en-Nevevî, el-Mecmû’, III, 409.)el-Beyhakî, şöyle der: “Kadının namaz ahkâmında erkekten ayrıldığı yerler, kadının tesettüre riayeti ilkesine racidir. Kadın, her durumda kendisi için tesettüre en uygun şeyi yapmakla memur ve mükelleftir…”(el-Beyhakî, es-Sünenu’l-Kübrâ, II, 222.)

    karadamlalar Nickli Üyeden Alıntı
    soruna cevap vereyim kardeşim o zaman, fark yoktur. ayet veya hadislerde kadınların namazının erkeklerin namazından farkına dair bir delil var mıdır, veya selefin uygulamasında hiç böyle bir şey geçmiş midir? ben hiç duymadım, sen duydu isen aktar buraya.
    Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.), "Sallû kemâ raeytümûnî usallî" buyuruyorlar... Yani "namazı, beni kılarken gördüğünüz gibi kılınız". O itibarla gerek erkeklerin ve gerekse kadınların namazdaki duruş şekillerinin sünnete istinat ettiği muhakkaktır. Kadınlar, kendileri hakkındaki hükümleri zaman-zaman ya bizzat Peygamber Efendimizden (s.a.v.) sorarak veya ezvâcı- tahirat vasıtasiyle öğrenirlerdi. Kuşkusuz bu hükümler de bu şekilde tezahür etmiştir. Bu arada bu mevzudaki bir inceliğe de işaret etmiş olalım... - Namazda kadınların, gerek iftitah tekbirini alırken parmak uçlarının omuzlarına kavuşacak kadar ellerini göğüslerinin hizasına kaldırıp o vaziyette "Allahü Ekber" demeleri... - Gerekse kıyamda sağ ellerini sol elleri üzerine koyarak halka yapmaksızın göğüsleri üzerinde bulundurmaları... - Rükûda parmaklarını açık tutmayıp dizlerini kavramamaları, sadece ellerini dizleri üzerine koyamaları... Keza rükûda dizlerini bükük bulundurmaları ve sırtlarını ise yukarıya doğru meyilli tutmaları...- Ka'de (Tahiyyat'a oturuş) ve celse (secdeden doğrulup bekleme) hallerinde "teverrük" yapmaları, yani sol ayaklarını sağ taraflarına yatık bulundurarak yere oturmaları...- Secdede alçalıp kollarını yanlarına bitiştirerek karınlarını uyluklarına yapıştırmaları... Bütün bu duruşların hepsi de, kadının örtünmesine daha uygun düşmekte ve tesettürüne daha çok yardımcı olmaktadır. Farklılıkların hikmetinin bu esasa dayandığı da belirtilmiştir fıkıh kitaplarımızda...


  19. 10.Ekim.2012, 21:33
    10
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Kadınların ruku su sorusuna sorularla islamiyetin cevabı

    ömerhattab kardeş;

    paylaştığın yazıları okudum,Allah razı olsun

    kadınların namazda farklı davranışlarda bulunması tamamen islam alimlerimizin kendi yorumları değil mi?

    diğerleri değilde(onlar hakkında rivayet vardır belki) ama ruku konusundaki yazılanlar hiçbir rivayete dayandırmadan tamamen kendi yorumları?

    doğru mu anlamışım kardeş?


  20. 10.Ekim.2012, 21:33
    10
    Devamlı Üye
    ömerhattab kardeş;

    paylaştığın yazıları okudum,Allah razı olsun

    kadınların namazda farklı davranışlarda bulunması tamamen islam alimlerimizin kendi yorumları değil mi?

    diğerleri değilde(onlar hakkında rivayet vardır belki) ama ruku konusundaki yazılanlar hiçbir rivayete dayandırmadan tamamen kendi yorumları?

    doğru mu anlamışım kardeş?


  21. 10.Ekim.2012, 22:04
    11
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: Kadınların ruku su sorusuna sorularla islamiyetin cevabı

    ömerhattab ın aktardığı şeyler alimlerin yorumlarıdırlar. "beni nasıl namaz kılıyor gördüyseniz öyle kılın" rivayeti sahih bir rivayettir, ki alimlerin sözleri kuran ve sünnete ters geldiğinde terk edilmelidir. her ne kadar büyük alimler olsalar da hatalarını doğrulayacak bir şey değildir bu.


  22. 10.Ekim.2012, 22:04
    11
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye
    ömerhattab ın aktardığı şeyler alimlerin yorumlarıdırlar. "beni nasıl namaz kılıyor gördüyseniz öyle kılın" rivayeti sahih bir rivayettir, ki alimlerin sözleri kuran ve sünnete ters geldiğinde terk edilmelidir. her ne kadar büyük alimler olsalar da hatalarını doğrulayacak bir şey değildir bu.


  23. 10.Ekim.2012, 22:51
    12
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Kadınların ruku su sorusuna sorularla islamiyetin cevabı

    "beni nasıl namaz kılıyor gördüyseniz öyle kılın"

    ben de bu rivayete göre olması gerektiğini düşünüyorum ama hatalı düşünmek istemiyorum


  24. 10.Ekim.2012, 22:51
    12
    Devamlı Üye
    "beni nasıl namaz kılıyor gördüyseniz öyle kılın"

    ben de bu rivayete göre olması gerektiğini düşünüyorum ama hatalı düşünmek istemiyorum





+ Yorum Gönder
Git 124 Son