Konusunu Oylayın.: Said Nursi nin reenkarnasyon yorumu

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Said Nursi nin reenkarnasyon yorumu
  1. 07.Ekim.2012, 11:24
    13
    yskk
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Aralık.2011
    Üye No: 92322
    Mesaj Sayısı: 85
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Bulunduğu yer: ANKARA

    Cevap: Said Nursi nin reenkarnasyon yorumu

    reklam


    Cevap: Said Nursi nin reenkarnasyon yorumu isimli yazı www.Mumsema.comCevap: Said Nursi nin reenkarnasyon yorumu
    Elhamdülillah , çok güzel açıklamışşın. Said Nursi benim için sadece bir alim değil, aynı zamanda kahramandır. Allah (cc ) razı olsun.İntenet te gördüm Apdülaziz Bayındır diyor.


  2. 07.Ekim.2012, 11:24
    13
    Üye
    reklam


    Elhamdülillah , çok güzel açıklamışşın. Said Nursi benim için sadece bir alim değil, aynı zamanda kahramandır. Allah (cc ) razı olsun.İntenet te gördüm Apdülaziz Bayındır diyor.


  3. 07.Ekim.2012, 11:48
    14
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Said Nursi nin reenkarnasyon yorumu

    reklam


    Alıntı
    Anlayamadın değil mi manasını,yoksa sende mi o bahsettiğin
    yok ben cümleyi tam istedim ki Tam manası anlaşılsın. bahsettiğim kıt akıllılar sizlersiniz..


    Alıntı
    Elhamdülillah , çok güzel açıklamışşın. Said Nursi benim için sadece bir alim değil, aynı zamanda kahramandır. Allah (cc ) razı olsun.İntenet te gördüm Apdülaziz Bayındır .diyor
    kardeşim abdullaziz bayındırın sözleri dikkate alınır mı. Sapıtmış hocalar listesinde yer alıyor oda. Bak abdullaziz bayındırı iyi tanımak istiyorsan Yukarıda Ağrı kesiciler nickli üye onun talebesidir, Ve onun üstündede yorum yapan şahıs. onların sitedeki yorumlarına bak Abdullaziz bayındırdan farkları yok. Bediüzzaman hazretleri büyük alim. Üstadın kitabı ehli sünnete tam uygundur.


  4. 07.Ekim.2012, 11:48
    14
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    reklam


    Alıntı
    Anlayamadın değil mi manasını,yoksa sende mi o bahsettiğin
    yok ben cümleyi tam istedim ki Tam manası anlaşılsın. bahsettiğim kıt akıllılar sizlersiniz..


    Alıntı
    Elhamdülillah , çok güzel açıklamışşın. Said Nursi benim için sadece bir alim değil, aynı zamanda kahramandır. Allah (cc ) razı olsun.İntenet te gördüm Apdülaziz Bayındır .diyor
    kardeşim abdullaziz bayındırın sözleri dikkate alınır mı. Sapıtmış hocalar listesinde yer alıyor oda. Bak abdullaziz bayındırı iyi tanımak istiyorsan Yukarıda Ağrı kesiciler nickli üye onun talebesidir, Ve onun üstündede yorum yapan şahıs. onların sitedeki yorumlarına bak Abdullaziz bayındırdan farkları yok. Bediüzzaman hazretleri büyük alim. Üstadın kitabı ehli sünnete tam uygundur.


  5. 07.Ekim.2012, 15:36
    15
    Searhalu
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Eylül.2012
    Üye No: 97790
    Mesaj Sayısı: 186
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Cevap: Said Nursi nin reenkarnasyon yorumu

    Mektubunuza konu olan reenkarnasyon meselesine gelince; Said Nursî’nin Lemeât’ında şöyle bir şiiri geçer:

    Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde
    Said’den yetmiş dokuz emvat bâ-âsâm âlâma.
    Sekseninci olmuştur mezara bir mezar taş,
    Beraber ağlıyor hüsrân-ı İslâma.
    Mezar taşımla pür-emvat enîndar o mezarımla
    Revânım saha-i ukbâ-yı ferdâma.
    Yakînim var ki, istikbal semâvâtı, zemin-i Asya
    Bâhem olur teslim yed-i beyzâ-yı İslâma.
    Zira yemin-i yümn-ü imandır,
    Verir emn ü eman ile enâma.1

    Şiir şu şekilde sadeleştirilebilir:

    Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde
    Yetmiş dokuz ölü Sait, günahlar ve elemler içinde
    Seksenincisi bu mezara mezar taşı olmuştur.
    Birlikte İslam’ın hüsranına ağlıyorlar.
    Ölülerle dolu inleyen o mezarım ve mezar taşımla
    Giderim yarınımdaki Ahiret meydanına
    Kesin biliyorum ki, gelecekte Asya’nın gökleri ve yerleri
    Birlikte İslam’ın ak pak eline teslim olur.
    Zira imanın bereketinin gücüdür,
    Halka güven ve huzur verir.

    Lemeât’a göre Said Nursi bu şiiri Dârü’l-Hikmet’teki2 vazifesi sırasında Ramazan ayında yazmıştır. Buradaki vazifesi 1918′den 1922′ye kadar sürmüştür.

    Lemeât’ı yayınlayanlar, yetmiş dokuz ölü Sait ile ilgili şöyle bir haşiye yazmışlardır:

    “Her senede iki defa cisim tazelendiği için, iki Said ölmüş demektir. Hem, bu sene Said yetmiş dokuz senesindedir. Her bir senede bir Said ölmüş demektir ki, bu tarihe kadar Said yaşayacak.”3

    Bundan önce yazdıkları bir başka haşiyeye göre bu şiir, 1337 hicri yani 1919 miladi yılı Ramazan’ında yazılmıştır.4 Said Nursi 1873′te doğduğu için bu tarihte 47 yaşındaydı. Dedikleri gibi her yıl iki Said ölmüş olsa 79 yerine 94 ölü Sait olurdu. Haşiyeyi yazanlar önce her sene iki Said, sonra her bir senede bir Said ölmüş diyerek tam bir tutarsızlık göstermişlerdir. Çünkü her sene bir Said ölüyorsa 79 yerine 47 ölü Said demesi gerekirdi.

    Said Nursi’ye ait yukarıdaki şiirle onun şu sözlerinin aynı anlamı taşıdığı açıktır:

    “Ben bu anda, seksen Said’in özü olarak ortaya çıkmışım. Onlar zincirleme şahsî kıyametler ve zincirleme tenasüh, yani ruh göçü ile çalkalanıp beni şu zamana fırlatmışlardır.

    Şu Said yetmiş dokuz ölü ve bir konuşan canlının özetidir. Eğer zamanın suyu donup dursa ve farklı bedenlerde ortaya çıkan Said’ler birbirlerini görseler, ciddi farklılıklardan dolayı birbirlerini tanımayacak*lardır. Ben o bedenlerin üstünde yuvarlandım; iyilikler ve lezzetler dağıldı gitti. Sıkıntı ve üzüntüler birikti kaldı. O konak yerlerinin her birinde ben bendim. Ölümümden sonra gelecek konaklarda da yine ben ben olacağım. Bu konak yerinde yani vücuttaki hücreler nasıl yılda iki kere vücuttan ayrılıyorsa ben de o şekilde elbise değiştiririm; yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyerim.”5

    Siz onun bu sözlerini şöyle tevil ediyorsunuz:

    “Bak ben seksen yaşındayım, her insanın bedenindeki hücreler yılda iki defa yenilenir ve bu bir yılda aslında beden tamamen değişir, o halde denebilir ki beden olarak ben 79 beden eskittim, beden anlamında bunlar birer ölümdür. Ancak ruh olarak o bedenlerin üzerinden dolaştım, yaşlandıkça güzellikler, sevinçler azaldı, elemler, üzüntüler günahlar arttı, birikti. O her bir yıldaki bedenler ayrı ayrı ayağa kalksa aralarındaki şiddetli farklardan (mesela 5 yaşındaki Said 70 yaşındaki Said’i görse tanıyamayacak) ve şu andaki ben 79 yılda 79 beden eskittiğimden o yıllardakilerin ve şu andakinin ruhen özetiyim. Nasıl ki o yıllarda bedenim hep yenileniyordu, yani fiziksel olarak bütün hücreler yenilenip bir anlamda eski bedenim ölüyor yeni bedenime giriyorum ve bu safhalarda ben hep benim, yani ruhum bundan etkilenmiyor hep aynı kalıyor, aynen bunun gibi en sonunda bedenim ölüp tekrar yenilenmediğinde de ruhum aynen kalacak ve ben ben olacağım, ölümden sonraki menzillerde (duraklarda) yani kabirde, hesap gününde, cennette / cehennemde ben yani benim ruhum yine aynı ben yani aynı ruh olarak kalacak. “

    79 beden eskitme iddiasının tutarsızlığı yukarıda anlatılmıştı. Bunun dışında Said Nursi“Ben bu anda, seksen Said’in özü olarak ortaya çıkmışım” diyor. Ona göre bu öz; sıkıntı ve üzüntülerdir. Bunu şöyle ifade ediyor: “…iyilikler ve lezzetler dağıldı gitti. Sıkıntı ve üzüntüler birikti kaldı…” Şiirindeki, “pür-emvat enîndar o mezarımla…” sözleri de aynı anlamdadır. Bunların vücuttaki hücre ölümleriyle ne ilgisi olabilir?

    Said Nursi’nin şöyle demek istediğini iddia ediyorsunuz:

    ” O her bir yıldaki bedenler ayrı ayrı ayağa kalksa aralarındaki şiddetli farklardan (mesela 5 yaşındaki Said 70 yaşındaki Said’i görse tanıyamayacak)…”

    Oysa Said Nursi’nin dediği şudur: “… Eğer zamanın suyu donup dursa ve farklı bedenlerde ortaya çıkan Said’ler birbirlerini görseler, ciddi farklılıklardan dolayı birbirlerini tanımayacak*lardır.” Said Nursi’yi 79 yaşında iken gören, 80 yaşında iken tanımaz mı? Öyleyse onun dediği ile sizin teviliniz arasında bir bağlantı yoktur.

    Reenkarnasyon, ruhun her defasında farklı bedene girdiği iddiasıdır. Bedenler farklı olduğu için bir araya gelseler birbirlerini tanımaları mümkün olmaz. Said Nursi bunu şiirinde şöyle ifade ediyor:

    Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde
    Yetmiş dokuz ölü Sait günahlar ve elemler içinde
    Seksenincisi bu mezara mezar taşı olmuştur.
    Birlikte İslam’ın hüsranına ağlıyorlar.

    “Seksenincisi bu mezara mezar taşı” demesi, sekseninci bedenin de ölümü beklediğini gösterir.

    Bu tür reenkarnasyon inancı tarikatların bir çoğunda vardır. Bunu Aracılık ve Şirk adlı kitabımızda anlatmaya ve Said Nursi’nin de aynı inançta olduğunu delilleriyle göstermeye çalıştık. Sözü uzatmamak için yazıyı, onun şu ifadeleriyle bitirmek istiyorum:

    “Açmayı aklımdan bile geçirmediğim bir sırrı açmaya mecbur kaldım. Şöyle ki:

    Risale-i Nur’un manevî kişiliği (Said Nursî) ve onu temsil eden has şakirtlerinin manevi kişilikleri “Ferîd = Bir tek olma” makamıyla şereflendikleri için onların üzerinde, ne bir ülkenin kutbunun ne de zamanının büyük bölümünü Hicaz’da geçiren kutb-u âzamın yetkisi vardır. Bu sebeple kutb-u âzamın dahi emrine girmek zorunda değillerdir. Her devirde var olan iki imam gibi, onu tanımaya mecbur olmazlar. Ben, eskiden Risale-i Nur’un manevî kişiliğini (Said Nursî’yi), o imamlardan biri zannederdim. Şimdi anlıyorum ki Gavs-ı Âzam, hem kutub hem gavs hem de “Ferdiyet = Birlik” makamında olduğundan, âhir zamanda, şakirtlerinin bağlandığı Risale-i Nur, o Ferdiyet = Birlik makamıyla şereflenmişlerdir. Gizlemeye lâyık bu büyük sırra göre, Mekke-i Mükerreme’de hiç beklenemeyecek bir şey olsa da Risale-i Nur aleyhine kutb-u âzamdan bir itiraz gelse, Risale-i Nur şakirtleri sarsılmamalı, o mübarek kutb-u âzamın itirazını bir iltifat ve selâm gibi saymalı, ilgisini kazanmak için, itirazın odaklandığı noktaları o büyük üstadlarına izah etmeli ve ellerini öpmelidirler.”6

    “Ben, eskiden Risale-i Nur’un manevî kişiliğini (Said Nursî’yi) her devirde var olan o imamlardan biri zannederdim” sözü üzerinde biraz düşünün lütfen. Bu sözün benzerleri onun kitaplarında çoktur.

    Kaynaklı-İndeksli Risale-i Nur Külliyatı, Lemeât, İstanbul 1994, s. 319. [↩]
    Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye; 1918′de Şeyhülislamlıkta kurulmuş 1922′ye kadar faaliyette bulunmuş bir ilmi heyettir. [↩]
    Kaynaklı-İndeksli Risale-i Nur Külliyatı, Lemeât, İstanbul 1994, s. 319. [↩]
    Kaynaklı-İndeksli Risale-i Nur Külliyatı, Lemeât, İstanbul 1994, s. 318. [↩]
    Said Nursî, İşârât, a.g.e, c. II, s. 2340. İfadeler sadeleştirilmiştir. Aslı şöyledir: “Ben bu anda, seksen Said’den telhis ile tezahür etmişim. Onlar müselsel şahsî kıyametler ve müteselsil istinsahlar ile çalkalanıp şu zamana beni fırlatmışlar.
    Şu Said yetmiş dokuz meyyit, bir hayyı nâtıkın fihristesidir. Eğer zamanın suyu donup dursa, mütemessil olan o Said’ler birbirlerini görseler, şiddet-i tehalüften birbirlerini tanımayacaklardır. Ben onların üstünde yuvarlandım; hasenat, lezzat dağıldı kaldı. Seyyiat, âlâm toplandı, yüklendi. Nasıl ki şimdi o merhalelerde daima ben benim. Öyle de, mevtimle gelecek menzillerde de yine ben benim. Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhacereti umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer”. [↩]
    Kastamonu Lâhikası Mektup No: 121, a.g.e, c. II, s. 1644. Yazı sadeleştirilmiştir, aslı şöyledir: “Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. Şöyle ki:

    Risale-i Nur’un şahsı mânevîsi ve o şahs-ı mânevîyi temsil eden has şakirtlerinin şahsı mânevîsi “Ferid” makamına mazhar oldukları için, değil hususî bir memleketin kutbu, belki ekseriyet-i mutlakayla Hicaz’da bulunan kutb-u âzamın tasarrufundan hariç olduğunu ve onun hükmü altına girmeye mecbur değil. Her zamanda bulunan iki imam gibi, onu tanımaya mecbur olmuyor. Ben, eskide, Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsini, o imamlardan birisini zannediyordum. Şimdi anlıyorum ki, Gavs-ı Âzam’da, kutbiyet ve gavsiyetle beraber, “Ferdiyet” dahi bulunduğundan, âhirzamanda, şakirtlerinin bağlandığı Risale-i Nur, o Ferdiyet makamının mazharıdır. Bu gizlenmeye lâyık olan bu sırr-ı azime binaen Mekke-i Mükerremede dahi farz-ı muhal olarak Risale-i Nur’un aleyhinde bir itiraz kutbu âzamdan dahi gelse, Risale-i Nur şakirtleri sarsılmayıp, o mübarek kutb-u âzamın itirazını iltifat ve selâm suretinde telâkki edip, teveccühünü de kazanmak için, medâr-ı itiraz noktaları o büyük üstadlarına karşı izah etmek, ellerini öpmektir… Said Nursî.” [↩]


  6. 07.Ekim.2012, 15:36
    15
    Searhalu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Mektubunuza konu olan reenkarnasyon meselesine gelince; Said Nursî’nin Lemeât’ında şöyle bir şiiri geçer:

    Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde
    Said’den yetmiş dokuz emvat bâ-âsâm âlâma.
    Sekseninci olmuştur mezara bir mezar taş,
    Beraber ağlıyor hüsrân-ı İslâma.
    Mezar taşımla pür-emvat enîndar o mezarımla
    Revânım saha-i ukbâ-yı ferdâma.
    Yakînim var ki, istikbal semâvâtı, zemin-i Asya
    Bâhem olur teslim yed-i beyzâ-yı İslâma.
    Zira yemin-i yümn-ü imandır,
    Verir emn ü eman ile enâma.1

    Şiir şu şekilde sadeleştirilebilir:

    Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde
    Yetmiş dokuz ölü Sait, günahlar ve elemler içinde
    Seksenincisi bu mezara mezar taşı olmuştur.
    Birlikte İslam’ın hüsranına ağlıyorlar.
    Ölülerle dolu inleyen o mezarım ve mezar taşımla
    Giderim yarınımdaki Ahiret meydanına
    Kesin biliyorum ki, gelecekte Asya’nın gökleri ve yerleri
    Birlikte İslam’ın ak pak eline teslim olur.
    Zira imanın bereketinin gücüdür,
    Halka güven ve huzur verir.

    Lemeât’a göre Said Nursi bu şiiri Dârü’l-Hikmet’teki2 vazifesi sırasında Ramazan ayında yazmıştır. Buradaki vazifesi 1918′den 1922′ye kadar sürmüştür.

    Lemeât’ı yayınlayanlar, yetmiş dokuz ölü Sait ile ilgili şöyle bir haşiye yazmışlardır:

    “Her senede iki defa cisim tazelendiği için, iki Said ölmüş demektir. Hem, bu sene Said yetmiş dokuz senesindedir. Her bir senede bir Said ölmüş demektir ki, bu tarihe kadar Said yaşayacak.”3

    Bundan önce yazdıkları bir başka haşiyeye göre bu şiir, 1337 hicri yani 1919 miladi yılı Ramazan’ında yazılmıştır.4 Said Nursi 1873′te doğduğu için bu tarihte 47 yaşındaydı. Dedikleri gibi her yıl iki Said ölmüş olsa 79 yerine 94 ölü Sait olurdu. Haşiyeyi yazanlar önce her sene iki Said, sonra her bir senede bir Said ölmüş diyerek tam bir tutarsızlık göstermişlerdir. Çünkü her sene bir Said ölüyorsa 79 yerine 47 ölü Said demesi gerekirdi.

    Said Nursi’ye ait yukarıdaki şiirle onun şu sözlerinin aynı anlamı taşıdığı açıktır:

    “Ben bu anda, seksen Said’in özü olarak ortaya çıkmışım. Onlar zincirleme şahsî kıyametler ve zincirleme tenasüh, yani ruh göçü ile çalkalanıp beni şu zamana fırlatmışlardır.

    Şu Said yetmiş dokuz ölü ve bir konuşan canlının özetidir. Eğer zamanın suyu donup dursa ve farklı bedenlerde ortaya çıkan Said’ler birbirlerini görseler, ciddi farklılıklardan dolayı birbirlerini tanımayacak*lardır. Ben o bedenlerin üstünde yuvarlandım; iyilikler ve lezzetler dağıldı gitti. Sıkıntı ve üzüntüler birikti kaldı. O konak yerlerinin her birinde ben bendim. Ölümümden sonra gelecek konaklarda da yine ben ben olacağım. Bu konak yerinde yani vücuttaki hücreler nasıl yılda iki kere vücuttan ayrılıyorsa ben de o şekilde elbise değiştiririm; yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyerim.”5

    Siz onun bu sözlerini şöyle tevil ediyorsunuz:

    “Bak ben seksen yaşındayım, her insanın bedenindeki hücreler yılda iki defa yenilenir ve bu bir yılda aslında beden tamamen değişir, o halde denebilir ki beden olarak ben 79 beden eskittim, beden anlamında bunlar birer ölümdür. Ancak ruh olarak o bedenlerin üzerinden dolaştım, yaşlandıkça güzellikler, sevinçler azaldı, elemler, üzüntüler günahlar arttı, birikti. O her bir yıldaki bedenler ayrı ayrı ayağa kalksa aralarındaki şiddetli farklardan (mesela 5 yaşındaki Said 70 yaşındaki Said’i görse tanıyamayacak) ve şu andaki ben 79 yılda 79 beden eskittiğimden o yıllardakilerin ve şu andakinin ruhen özetiyim. Nasıl ki o yıllarda bedenim hep yenileniyordu, yani fiziksel olarak bütün hücreler yenilenip bir anlamda eski bedenim ölüyor yeni bedenime giriyorum ve bu safhalarda ben hep benim, yani ruhum bundan etkilenmiyor hep aynı kalıyor, aynen bunun gibi en sonunda bedenim ölüp tekrar yenilenmediğinde de ruhum aynen kalacak ve ben ben olacağım, ölümden sonraki menzillerde (duraklarda) yani kabirde, hesap gününde, cennette / cehennemde ben yani benim ruhum yine aynı ben yani aynı ruh olarak kalacak. “

    79 beden eskitme iddiasının tutarsızlığı yukarıda anlatılmıştı. Bunun dışında Said Nursi“Ben bu anda, seksen Said’in özü olarak ortaya çıkmışım” diyor. Ona göre bu öz; sıkıntı ve üzüntülerdir. Bunu şöyle ifade ediyor: “…iyilikler ve lezzetler dağıldı gitti. Sıkıntı ve üzüntüler birikti kaldı…” Şiirindeki, “pür-emvat enîndar o mezarımla…” sözleri de aynı anlamdadır. Bunların vücuttaki hücre ölümleriyle ne ilgisi olabilir?

    Said Nursi’nin şöyle demek istediğini iddia ediyorsunuz:

    ” O her bir yıldaki bedenler ayrı ayrı ayağa kalksa aralarındaki şiddetli farklardan (mesela 5 yaşındaki Said 70 yaşındaki Said’i görse tanıyamayacak)…”

    Oysa Said Nursi’nin dediği şudur: “… Eğer zamanın suyu donup dursa ve farklı bedenlerde ortaya çıkan Said’ler birbirlerini görseler, ciddi farklılıklardan dolayı birbirlerini tanımayacak*lardır.” Said Nursi’yi 79 yaşında iken gören, 80 yaşında iken tanımaz mı? Öyleyse onun dediği ile sizin teviliniz arasında bir bağlantı yoktur.

    Reenkarnasyon, ruhun her defasında farklı bedene girdiği iddiasıdır. Bedenler farklı olduğu için bir araya gelseler birbirlerini tanımaları mümkün olmaz. Said Nursi bunu şiirinde şöyle ifade ediyor:

    Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde
    Yetmiş dokuz ölü Sait günahlar ve elemler içinde
    Seksenincisi bu mezara mezar taşı olmuştur.
    Birlikte İslam’ın hüsranına ağlıyorlar.

    “Seksenincisi bu mezara mezar taşı” demesi, sekseninci bedenin de ölümü beklediğini gösterir.

    Bu tür reenkarnasyon inancı tarikatların bir çoğunda vardır. Bunu Aracılık ve Şirk adlı kitabımızda anlatmaya ve Said Nursi’nin de aynı inançta olduğunu delilleriyle göstermeye çalıştık. Sözü uzatmamak için yazıyı, onun şu ifadeleriyle bitirmek istiyorum:

    “Açmayı aklımdan bile geçirmediğim bir sırrı açmaya mecbur kaldım. Şöyle ki:

    Risale-i Nur’un manevî kişiliği (Said Nursî) ve onu temsil eden has şakirtlerinin manevi kişilikleri “Ferîd = Bir tek olma” makamıyla şereflendikleri için onların üzerinde, ne bir ülkenin kutbunun ne de zamanının büyük bölümünü Hicaz’da geçiren kutb-u âzamın yetkisi vardır. Bu sebeple kutb-u âzamın dahi emrine girmek zorunda değillerdir. Her devirde var olan iki imam gibi, onu tanımaya mecbur olmazlar. Ben, eskiden Risale-i Nur’un manevî kişiliğini (Said Nursî’yi), o imamlardan biri zannederdim. Şimdi anlıyorum ki Gavs-ı Âzam, hem kutub hem gavs hem de “Ferdiyet = Birlik” makamında olduğundan, âhir zamanda, şakirtlerinin bağlandığı Risale-i Nur, o Ferdiyet = Birlik makamıyla şereflenmişlerdir. Gizlemeye lâyık bu büyük sırra göre, Mekke-i Mükerreme’de hiç beklenemeyecek bir şey olsa da Risale-i Nur aleyhine kutb-u âzamdan bir itiraz gelse, Risale-i Nur şakirtleri sarsılmamalı, o mübarek kutb-u âzamın itirazını bir iltifat ve selâm gibi saymalı, ilgisini kazanmak için, itirazın odaklandığı noktaları o büyük üstadlarına izah etmeli ve ellerini öpmelidirler.”6

    “Ben, eskiden Risale-i Nur’un manevî kişiliğini (Said Nursî’yi) her devirde var olan o imamlardan biri zannederdim” sözü üzerinde biraz düşünün lütfen. Bu sözün benzerleri onun kitaplarında çoktur.

    Kaynaklı-İndeksli Risale-i Nur Külliyatı, Lemeât, İstanbul 1994, s. 319. [↩]
    Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye; 1918′de Şeyhülislamlıkta kurulmuş 1922′ye kadar faaliyette bulunmuş bir ilmi heyettir. [↩]
    Kaynaklı-İndeksli Risale-i Nur Külliyatı, Lemeât, İstanbul 1994, s. 319. [↩]
    Kaynaklı-İndeksli Risale-i Nur Külliyatı, Lemeât, İstanbul 1994, s. 318. [↩]
    Said Nursî, İşârât, a.g.e, c. II, s. 2340. İfadeler sadeleştirilmiştir. Aslı şöyledir: “Ben bu anda, seksen Said’den telhis ile tezahür etmişim. Onlar müselsel şahsî kıyametler ve müteselsil istinsahlar ile çalkalanıp şu zamana beni fırlatmışlar.
    Şu Said yetmiş dokuz meyyit, bir hayyı nâtıkın fihristesidir. Eğer zamanın suyu donup dursa, mütemessil olan o Said’ler birbirlerini görseler, şiddet-i tehalüften birbirlerini tanımayacaklardır. Ben onların üstünde yuvarlandım; hasenat, lezzat dağıldı kaldı. Seyyiat, âlâm toplandı, yüklendi. Nasıl ki şimdi o merhalelerde daima ben benim. Öyle de, mevtimle gelecek menzillerde de yine ben benim. Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhacereti umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer”. [↩]
    Kastamonu Lâhikası Mektup No: 121, a.g.e, c. II, s. 1644. Yazı sadeleştirilmiştir, aslı şöyledir: “Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. Şöyle ki:

    Risale-i Nur’un şahsı mânevîsi ve o şahs-ı mânevîyi temsil eden has şakirtlerinin şahsı mânevîsi “Ferid” makamına mazhar oldukları için, değil hususî bir memleketin kutbu, belki ekseriyet-i mutlakayla Hicaz’da bulunan kutb-u âzamın tasarrufundan hariç olduğunu ve onun hükmü altına girmeye mecbur değil. Her zamanda bulunan iki imam gibi, onu tanımaya mecbur olmuyor. Ben, eskide, Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsini, o imamlardan birisini zannediyordum. Şimdi anlıyorum ki, Gavs-ı Âzam’da, kutbiyet ve gavsiyetle beraber, “Ferdiyet” dahi bulunduğundan, âhirzamanda, şakirtlerinin bağlandığı Risale-i Nur, o Ferdiyet makamının mazharıdır. Bu gizlenmeye lâyık olan bu sırr-ı azime binaen Mekke-i Mükerremede dahi farz-ı muhal olarak Risale-i Nur’un aleyhinde bir itiraz kutbu âzamdan dahi gelse, Risale-i Nur şakirtleri sarsılmayıp, o mübarek kutb-u âzamın itirazını iltifat ve selâm suretinde telâkki edip, teveccühünü de kazanmak için, medâr-ı itiraz noktaları o büyük üstadlarına karşı izah etmek, ellerini öpmektir… Said Nursî.” [↩]


  7. 07.Ekim.2012, 15:37
    16
    Searhalu
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Eylül.2012
    Üye No: 97790
    Mesaj Sayısı: 186
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Cevap: Said Nursi nin reenkarnasyon yorumu

  8. 07.Ekim.2012, 15:51
    17
    yskk
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Aralık.2011
    Üye No: 92322
    Mesaj Sayısı: 85
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Bulunduğu yer: ANKARA

    Cevap: Said Nursi nin reenkarnasyon yorumu

    Sorum net bir şekilde cevaplanmış.Yanlış düzeltilmiştir.Emeği geçenlerden Allah (cc ) razı olsun. Konu kapanmıştır.Sayğılarımla.


  9. 07.Ekim.2012, 15:51
    17
    Üye
    Sorum net bir şekilde cevaplanmış.Yanlış düzeltilmiştir.Emeği geçenlerden Allah (cc ) razı olsun. Konu kapanmıştır.Sayğılarımla.





+ Yorum Gönder
Git İlk 12