Konusunu Oylayın.: Burun Ameliyatı olmak caizmidir ?

5 üzerinden 4.00 | Toplam : 3 kişi
Burun Ameliyatı olmak caizmidir ?
  1. 30.Eylül.2012, 15:20
    1
    İnanc
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2012
    Üye No: 93990
    Mesaj Sayısı: 2,028
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Yalan Dünyada Bir Yer.

    Burun Ameliyatı olmak caizmidir ?






    Burun Ameliyatı olmak caizmidir ? Mumsema SelamunAleykum


    Burnum kemerli ve sünizit'de var

    Burnum nadiren'de olsa burnumu temizleme esnasında kanıyor

    Bu durum beni bazen zorluyor namaz ve abdest yönünden

    doktora gittim daha doğrusu birden fazla doktora gittim bana dedikleri şey ameliyat

    yaşımın 18'e gelmesi lazımmış ameliyat olabilmem için..

    Şimdi burun estiği olmak benim bildiğim dinimizce uygun değil

    Benim ameliyat olmam caizmidir?


  2. 30.Eylül.2012, 15:20
    1
    Devamlı Üye



    SelamunAleykum


    Burnum kemerli ve sünizit'de var

    Burnum nadiren'de olsa burnumu temizleme esnasında kanıyor

    Bu durum beni bazen zorluyor namaz ve abdest yönünden

    doktora gittim daha doğrusu birden fazla doktora gittim bana dedikleri şey ameliyat

    yaşımın 18'e gelmesi lazımmış ameliyat olabilmem için..

    Şimdi burun estiği olmak benim bildiğim dinimizce uygun değil

    Benim ameliyat olmam caizmidir?


    Benzer Konular

    - Burun ameliyatı oldum boy abdesti nasıl alınır

    - Burun Ameliyatı Günah mı?

    - Burun ameliyatı sargılı burun olunca namaz nasıl kılınır?

    - Burun ameliyatı oldum abdest alırken zorluk çektiğimden burnuma su vermıyorum

    - Burun ameliyatı caizmidir ?

  3. 30.Eylül.2012, 15:48
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Burun Ameliyatı olmak caizmidir ?




    “Bugün estetik veya güzelleştirme ameliyatı” olarak bilinen operasyonlarla vücut üzerinde yapılan değiştirmeler daha çok burun, çene, göğüs ve yüzü hedef alır. Bu, ruh ve ahlâk güzelliğinden ziyade, şekil ve görünüşe önem veren maddeci anlayışın teşvik ettiği bir musibettir.

    Esas olarak, akl-ı selîm sahibi bir insan Allah’ın kendisine ihsan ettiği vücut elbisesine razı olur. Çünkü organların yerli yerinde yaratılmış olması, en uygun bir şekilde vücuda yerleştirilmesi insanın şükretmesine kâfidir. İnsan hiçbir emek harcamadan, hiçbir masraf yapmadan kendisinde mevcut olan güzellik ve özelliklerle yetinmeli, yaratılışı değiştirecek şekilde daha da “cazipleştirme” düşüncesiyle vücudunu sun’î bir biçime sokmaya yeltenmemelidir.

    Meseleye dinî açıdan bakıldığında üç husus karşımıza çıkmaktadır:
    Birincisi, bu işlem şeytânî bir vesveseden kaynaklanmaktadır. Nitekim Şeytan Hz. Âdem’e secde etmeyip Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılınca şöyle demeye başladı:
    “Onlara muhakkak emredeceğim de allah’ın yarattıklarını değiştirecekler... Kim Allah’ı bırakarak Şeytanı dost edinirse, şüphesiz, açıktan açığa büyük bir ziyana düşmüş demektir.”1

    İslâmdan önceki Araplar Şeytanın bu vesvesesine kulak vererek, ciltlerini maviye boyarlar, putları adına çocuklarının başında bir miktar saç bırakırlardı.
    Peygamber Efendimiz de birtakım işlemlerde vücutta değişikliklere yönelik hareketleri tasvip etmemiştir. Buharî ve Müslim’de rivayet edilen hadislerde, güzellik için vücuda dövme yapanın, yaptıranın, dişlerini yontarak inceltip seyrekleştirenlerin, kaşının kıllarını yolarak inceltenlerin, peruk takanların, Allah’ın yarattığını değiştirenlerin İlâhî rahmetten uzak oldukları haber verilmektedir.2

    Gerek bu işlemleri yapan ve yaptıranlar, gerekse bugünkü şekliyle yüz ve diğer organlarda estetik ameliyata başvuranlar, Allah tarafından kendilerine verilen şekil ve güzelliği kabul etmeyerek kadere itiraz etmekte ve ilâhî sanatı beğenmemektedir. İşte hiçbir mazeret ve ciddî-sıhhî bir sebep yokken, sırf güzellik düşüncesiyle estetik ameliyatı yaptırmak meşru görülmemektedir.

    Meşru görülmemesine sebep olan ikinci husus, bedene eziyet verip, azap ve ıztıraba sokmaktır. Eskiden olduğu gibi dövme yaptıranlar, dişlerini inceltip seyrekleştirenler; şimdilerde de estetik ameliyat yaptıranlar vücutlarını eziyet ve tehlikeye sokmakta, Allah tarafından kendilerine emanet olarak verilen bedene eziyet etmektedir. Ameliyatta bıçağın altına yatan, narkoz verilerek uyuşturulan insan büyük ölçüde tehlikeyle yüz yüze gelmektedir. Halbuki Cenab-ı Hak “Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın”3 buyurarak bu nevi işleri yasaklamaktadır.

    Üçüncü husus da, bu ameliyat çok pahalıya yapıldığından büyük bir israfa yol açmasıdır. Üstelik bu israf hakikat ve öz için değil, görünüş ve şekil için yapılmıştır. Bugün birçok insan müzmin hastalıklardan kurtulmak için paratemin edip ameliyat olamazken, sırf vücudu güzelleştirmek için estetik ameliyat olanlar milyonlarca para dökmektedir. İsraf da haramdır.

    Ancak meşru ve mâkul bir mazeret varsa mesele farklılık arz eder. Meselâ doğuma dayalı olarak “tavşan dudak” denilen yarık dudaklı doğanlar veya benzeri bedenî bir kusuru olanlar istisna grubuna girmektedir. Yangın, trafik kazası veya benzeri bir kaza sonunda bedeninde bir kusur olanlar da aynı şekilde mütalâa edilmektedir. Yani böyle bir kusuru olan kimse, toplum içinde psikolojik bir sıkıntı çekiyor, aşağılık duygusuna kapılıyor, şahsiyeti rencide oluyor; bu hali kendisini hakir ve çirkin gösteriyorsa; böyle bir ârızanın giderilmesi bir çeşit tedavi mahiyetini taşır.4 Dolayısıyla bu ameliyatta bir mahzur yoktur. Çünkü Allah dinde bizim için bir zorluk kılmamıştır. Yukarıda mealini verdiğimiz hadisteki “güzellik için” kaydı meseleye açıklık getirmektedir. Yani estetik ameliyat ve vücuttaki değişiklikler önemli bir kusur ve arızayı gidermek niyeti ile değil de, güzelleşme kasdıyla yapılırsa haram olur; bir zararı ve çirkinliği gidermek niyetiyle normal hale getirmek için yapılırsa caiz olur.

    1. Nisâ Sûresi, 119.
    2. Müslim, Libas: 119-120; Buhârî, Libas: 82, 85.
    3. Bukara Sûresi, 195.
    4. Umdetü’l-Karî, 22: 63; el-Kardâvî, İslâmda Helâl ve Haram, s. 103.

    Mehmed Paksu
    Helal – Haram

    Sorularla İslamiyet



  4. 30.Eylül.2012, 15:48
    2
    Editör



    “Bugün estetik veya güzelleştirme ameliyatı” olarak bilinen operasyonlarla vücut üzerinde yapılan değiştirmeler daha çok burun, çene, göğüs ve yüzü hedef alır. Bu, ruh ve ahlâk güzelliğinden ziyade, şekil ve görünüşe önem veren maddeci anlayışın teşvik ettiği bir musibettir.

    Esas olarak, akl-ı selîm sahibi bir insan Allah’ın kendisine ihsan ettiği vücut elbisesine razı olur. Çünkü organların yerli yerinde yaratılmış olması, en uygun bir şekilde vücuda yerleştirilmesi insanın şükretmesine kâfidir. İnsan hiçbir emek harcamadan, hiçbir masraf yapmadan kendisinde mevcut olan güzellik ve özelliklerle yetinmeli, yaratılışı değiştirecek şekilde daha da “cazipleştirme” düşüncesiyle vücudunu sun’î bir biçime sokmaya yeltenmemelidir.

    Meseleye dinî açıdan bakıldığında üç husus karşımıza çıkmaktadır:
    Birincisi, bu işlem şeytânî bir vesveseden kaynaklanmaktadır. Nitekim Şeytan Hz. Âdem’e secde etmeyip Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılınca şöyle demeye başladı:
    “Onlara muhakkak emredeceğim de allah’ın yarattıklarını değiştirecekler... Kim Allah’ı bırakarak Şeytanı dost edinirse, şüphesiz, açıktan açığa büyük bir ziyana düşmüş demektir.”1

    İslâmdan önceki Araplar Şeytanın bu vesvesesine kulak vererek, ciltlerini maviye boyarlar, putları adına çocuklarının başında bir miktar saç bırakırlardı.
    Peygamber Efendimiz de birtakım işlemlerde vücutta değişikliklere yönelik hareketleri tasvip etmemiştir. Buharî ve Müslim’de rivayet edilen hadislerde, güzellik için vücuda dövme yapanın, yaptıranın, dişlerini yontarak inceltip seyrekleştirenlerin, kaşının kıllarını yolarak inceltenlerin, peruk takanların, Allah’ın yarattığını değiştirenlerin İlâhî rahmetten uzak oldukları haber verilmektedir.2

    Gerek bu işlemleri yapan ve yaptıranlar, gerekse bugünkü şekliyle yüz ve diğer organlarda estetik ameliyata başvuranlar, Allah tarafından kendilerine verilen şekil ve güzelliği kabul etmeyerek kadere itiraz etmekte ve ilâhî sanatı beğenmemektedir. İşte hiçbir mazeret ve ciddî-sıhhî bir sebep yokken, sırf güzellik düşüncesiyle estetik ameliyatı yaptırmak meşru görülmemektedir.

    Meşru görülmemesine sebep olan ikinci husus, bedene eziyet verip, azap ve ıztıraba sokmaktır. Eskiden olduğu gibi dövme yaptıranlar, dişlerini inceltip seyrekleştirenler; şimdilerde de estetik ameliyat yaptıranlar vücutlarını eziyet ve tehlikeye sokmakta, Allah tarafından kendilerine emanet olarak verilen bedene eziyet etmektedir. Ameliyatta bıçağın altına yatan, narkoz verilerek uyuşturulan insan büyük ölçüde tehlikeyle yüz yüze gelmektedir. Halbuki Cenab-ı Hak “Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın”3 buyurarak bu nevi işleri yasaklamaktadır.

    Üçüncü husus da, bu ameliyat çok pahalıya yapıldığından büyük bir israfa yol açmasıdır. Üstelik bu israf hakikat ve öz için değil, görünüş ve şekil için yapılmıştır. Bugün birçok insan müzmin hastalıklardan kurtulmak için paratemin edip ameliyat olamazken, sırf vücudu güzelleştirmek için estetik ameliyat olanlar milyonlarca para dökmektedir. İsraf da haramdır.

    Ancak meşru ve mâkul bir mazeret varsa mesele farklılık arz eder. Meselâ doğuma dayalı olarak “tavşan dudak” denilen yarık dudaklı doğanlar veya benzeri bedenî bir kusuru olanlar istisna grubuna girmektedir. Yangın, trafik kazası veya benzeri bir kaza sonunda bedeninde bir kusur olanlar da aynı şekilde mütalâa edilmektedir. Yani böyle bir kusuru olan kimse, toplum içinde psikolojik bir sıkıntı çekiyor, aşağılık duygusuna kapılıyor, şahsiyeti rencide oluyor; bu hali kendisini hakir ve çirkin gösteriyorsa; böyle bir ârızanın giderilmesi bir çeşit tedavi mahiyetini taşır.4 Dolayısıyla bu ameliyatta bir mahzur yoktur. Çünkü Allah dinde bizim için bir zorluk kılmamıştır. Yukarıda mealini verdiğimiz hadisteki “güzellik için” kaydı meseleye açıklık getirmektedir. Yani estetik ameliyat ve vücuttaki değişiklikler önemli bir kusur ve arızayı gidermek niyeti ile değil de, güzelleşme kasdıyla yapılırsa haram olur; bir zararı ve çirkinliği gidermek niyetiyle normal hale getirmek için yapılırsa caiz olur.

    1. Nisâ Sûresi, 119.
    2. Müslim, Libas: 119-120; Buhârî, Libas: 82, 85.
    3. Bukara Sûresi, 195.
    4. Umdetü’l-Karî, 22: 63; el-Kardâvî, İslâmda Helâl ve Haram, s. 103.

    Mehmed Paksu
    Helal – Haram

    Sorularla İslamiyet



  5. 30.Eylül.2012, 15:48
    3
    tekturk
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Ekim.2009
    Üye No: 61589
    Mesaj Sayısı: 779
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 8
    Yaş: 39
    Bulunduğu yer: Tilburg/Hollanda

    Cevap: Burun Ameliyatı olmak caizmidir ?

    sadece estetik icin yapilacaksa caiz degildir , ama bir rahatsizlik icin ameliyat yapilacaksa onda sorun yoktur.


  6. 30.Eylül.2012, 15:48
    3
    Devamlı Üye
    sadece estetik icin yapilacaksa caiz degildir , ama bir rahatsizlik icin ameliyat yapilacaksa onda sorun yoktur.


  7. 30.Eylül.2012, 21:41
    4
    yskk
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Aralık.2011
    Üye No: 92322
    Mesaj Sayısı: 85
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Bulunduğu yer: ANKARA

    Cevap: Burun Ameliyatı olmak caizmidir ?

    Solunum yollarını düzeltmek için yapılan girişimler de sorun yok , ancak sadece estetik amaçlı olanlar uygun görülmüyor.Diğer estetik operasyonlar da ise niye yapıldığına göre durum değişmekte.


  8. 30.Eylül.2012, 21:41
    4
    Üye
    Solunum yollarını düzeltmek için yapılan girişimler de sorun yok , ancak sadece estetik amaçlı olanlar uygun görülmüyor.Diğer estetik operasyonlar da ise niye yapıldığına göre durum değişmekte.





+ Yorum Gönder