Konusunu Oylayın.: Risale-i Nur hakkında

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Risale-i Nur hakkında
  1. 21.Eylül.2012, 20:17
    25
    ferah36
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Nisan.2010
    Üye No: 74798
    Mesaj Sayısı: 96
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Risale-i Nur hakkında

    reklam


    Cevap: Risale-i Nur hakkında isimli konu Mumsema.com Cevap: Risale-i Nur hakkında
    Alıntı
    Risale-i Nur'da çok bilmediğim kelime var Okumaya kalkınca bildiklerimide unutuyorum
    Arkadaşlar, Risale-i Nur, o zamanın müceddidi Said-i Nursi Hz.nin yaşadığı devirdeki insanların anlayacağı dilde yazılmıştır. O vefat edince, görev, şu anda yaşamakta olan müceddide geçer ve onun yazdığı kitaplar, dergi yazıları, sesli/görüntülü sohbetler, günümüz insanının anlayacağı dildedir. Bu durumda, islamı anlamak için günümüz müceddidini bulmalı, onun ilim/irfan deryasına dalmalıyız.


  2. 21.Eylül.2012, 20:17
    25
    ferah36 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    reklam


    Alıntı
    Risale-i Nur'da çok bilmediğim kelime var Okumaya kalkınca bildiklerimide unutuyorum
    Arkadaşlar, Risale-i Nur, o zamanın müceddidi Said-i Nursi Hz.nin yaşadığı devirdeki insanların anlayacağı dilde yazılmıştır. O vefat edince, görev, şu anda yaşamakta olan müceddide geçer ve onun yazdığı kitaplar, dergi yazıları, sesli/görüntülü sohbetler, günümüz insanının anlayacağı dildedir. Bu durumda, islamı anlamak için günümüz müceddidini bulmalı, onun ilim/irfan deryasına dalmalıyız.


  3. 21.Eylül.2012, 20:41
    26
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Risale-i Nur hakkında

    reklam


    (...) benim gibi yarım ümmi ve kimsesiz (...) bulunan bir adam, (...) Risale-i Nur’a sahip değildir; ve o eser, onun hüneri olamaz, onunla iftihar edemez. Belki doğrudan doğruya Kur'an-ı Hakîmin bu zamanda bir nevi mu’cize-i mâneviyyesi olarak, rahmet-i İlâhiyye tarafından ihsan edilmiştir. O adam, binler arkadaşiyle beraber, o hediye-i Kur'aniyeye el atmışlar. Her nasılsa birinci tercümanlık vazifesi, ona düşmüş. Onun fikri ve ilmi ve zekâsının eseri olmadığına delil, Risale-i Nur’da öyle parçalar var ki; bazısı altı saatte, bazı iki saatte, bazı on dakikada yazılan risaleler var. Şuâlar

    Risale-i Nur’un mesâili, ilim ile, fikir ile, niyet ile ve kasdî bir ihtiyarla değil; ekseriyet-i mutlaka ile sünuhat, zuhurat, ihtârât ile oluyor. Kastamonu Lâhikası


    Hem yazılan eserler, risaleler; -ekseriyet-i mutlakası- hariçten hiçbir sebep gelmiyerek, ruhumdan tevellüd eden bir hâcete binaen, ânî ve def'î olarak ihsan edilmiş. (...)
    İşte ihtiyar ve şuurumun dairesi haricinde, mezkûr hâletler ve sergüzeşt-i hayatım ve ulûmların enva’larındaki hilâf-ı âdet ihtiyarsız tetebbuatım; böyle bir netice-i kudsiyeye müncer olmak için; kuvvetli bir inâyet-i İlâhiye ve bir ikrâm-ı Rabbânî olduğuna bende şüphe bırakmamıştır. Mektubat

    (...) Aynen bu ehemmiyetli hikmet içindir ki, bâzı def'a haberim olmadan,ihtiyarım ve rızam olmadığı halde, ince hakaik-ı îmaniye ve kuvvetli hüccetler, müteaddit risalelerde tekrar edilmiş. Ben çok hayret ediyordum: Neden bunlar bana unutturulmuş, tekrar yazdırılmıştır? Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî

    Hattâ, bir kısım Risaleleri ihtiyarım hâricinde yazdığım gibi, Risale-i Nur’un ehemmiyetini zikretmekte ihtiyarsız hükmündeyim. Şuâlar,

    daha devam edeceğim de bunları özellikle şu sonuncuları bana bir açıklayın bakalım
    risaleleri Said-i Nursi'ye kim yazdırmış?
    bazı kısımları ona kim unutturmuş ve tekrar yazdırmış?


  4. 21.Eylül.2012, 20:41
    26
    âb ü kil
    reklam


    (...) benim gibi yarım ümmi ve kimsesiz (...) bulunan bir adam, (...) Risale-i Nur’a sahip değildir; ve o eser, onun hüneri olamaz, onunla iftihar edemez. Belki doğrudan doğruya Kur'an-ı Hakîmin bu zamanda bir nevi mu’cize-i mâneviyyesi olarak, rahmet-i İlâhiyye tarafından ihsan edilmiştir. O adam, binler arkadaşiyle beraber, o hediye-i Kur'aniyeye el atmışlar. Her nasılsa birinci tercümanlık vazifesi, ona düşmüş. Onun fikri ve ilmi ve zekâsının eseri olmadığına delil, Risale-i Nur’da öyle parçalar var ki; bazısı altı saatte, bazı iki saatte, bazı on dakikada yazılan risaleler var. Şuâlar

    Risale-i Nur’un mesâili, ilim ile, fikir ile, niyet ile ve kasdî bir ihtiyarla değil; ekseriyet-i mutlaka ile sünuhat, zuhurat, ihtârât ile oluyor. Kastamonu Lâhikası


    Hem yazılan eserler, risaleler; -ekseriyet-i mutlakası- hariçten hiçbir sebep gelmiyerek, ruhumdan tevellüd eden bir hâcete binaen, ânî ve def'î olarak ihsan edilmiş. (...)
    İşte ihtiyar ve şuurumun dairesi haricinde, mezkûr hâletler ve sergüzeşt-i hayatım ve ulûmların enva’larındaki hilâf-ı âdet ihtiyarsız tetebbuatım; böyle bir netice-i kudsiyeye müncer olmak için; kuvvetli bir inâyet-i İlâhiye ve bir ikrâm-ı Rabbânî olduğuna bende şüphe bırakmamıştır. Mektubat

    (...) Aynen bu ehemmiyetli hikmet içindir ki, bâzı def'a haberim olmadan,ihtiyarım ve rızam olmadığı halde, ince hakaik-ı îmaniye ve kuvvetli hüccetler, müteaddit risalelerde tekrar edilmiş. Ben çok hayret ediyordum: Neden bunlar bana unutturulmuş, tekrar yazdırılmıştır? Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî

    Hattâ, bir kısım Risaleleri ihtiyarım hâricinde yazdığım gibi, Risale-i Nur’un ehemmiyetini zikretmekte ihtiyarsız hükmündeyim. Şuâlar,

    daha devam edeceğim de bunları özellikle şu sonuncuları bana bir açıklayın bakalım
    risaleleri Said-i Nursi'ye kim yazdırmış?
    bazı kısımları ona kim unutturmuş ve tekrar yazdırmış?


  5. 21.Eylül.2012, 22:49
    27
    BEYAZ_gul
    yasam

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Temmuz.2011
    Üye No: 88754
    Mesaj Sayısı: 1,010
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 11
    Bulunduğu yer: viyana

    Cevap: Risale-i Nur hakkında

    @Mir Sen kendini ne saniyorsun ALLAH askina. cok bilgilisiniz ya ne gorseniz ne okuyorsaniz kendi kafaniza gore yorumluyorsunuz .Cokmu bilgilisiniz ya cokmu.Ha buarada bana yazdiranda Allah...Sanda..Onada.. Sunada..RABBIM saglik vermis akil vermis..Parmaklarim klavyeye basiyor tuslari ayirt edebiliyorum sence kendi becerimi.Rabbim bana bu lutfu vermeseydi yapabilirmiydim.Neler yapariz neler yazariz Neler yasariz bu yaptigimiz herseyin onunde hep birer vesile ve hayir vardir....KADERI'DE unutma kardes.Neyse yeter bukadar yaa RABBIM CUMLEMIZE AKIL IHSAN ETSIN.


  6. 21.Eylül.2012, 22:49
    27
    yasam
    @Mir Sen kendini ne saniyorsun ALLAH askina. cok bilgilisiniz ya ne gorseniz ne okuyorsaniz kendi kafaniza gore yorumluyorsunuz .Cokmu bilgilisiniz ya cokmu.Ha buarada bana yazdiranda Allah...Sanda..Onada.. Sunada..RABBIM saglik vermis akil vermis..Parmaklarim klavyeye basiyor tuslari ayirt edebiliyorum sence kendi becerimi.Rabbim bana bu lutfu vermeseydi yapabilirmiydim.Neler yapariz neler yazariz Neler yasariz bu yaptigimiz herseyin onunde hep birer vesile ve hayir vardir....KADERI'DE unutma kardes.Neyse yeter bukadar yaa RABBIM CUMLEMIZE AKIL IHSAN ETSIN.


  7. 21.Eylül.2012, 23:52
    28
    Agri_Kesici
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Eylül.2012
    Üye No: 97796
    Mesaj Sayısı: 93
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Risale-i Nur hakkında

    İlimcik ,senin bir konu için verdiğin risaleden alıntı sözler vardı.Aynen şöyle:Zât-ı Rahmânirrahîmin delilleri ve aynaları olan zîhayat ve insan gibi mazharlar, o kadar o Zât-ı Vâcibü’l-Vücuda delâletleri kat’î ve vâzıh ve zâhirdir ki, güneşin timsâlini ve aksini tutan parlak bir ayna parlaklığına ve delâletinin vuzuhuna işareten, "O ayna güneştir" denildiği gibi, "İnsanda sûret-i Rahmân var" vuzuh-u delâletine ve kemâl-i münâsebetine işareten denilmiş ve denilir Ve ehl-i vahdetü’l-vücudun mûtedil kısmı, "la mevcude illa hu" bu sırra binâen, bu delâletin vuzuhuna ve bu münâsebetin kemâline bir ünvan olarak demişler
    Bu alıntıyı neden sadeleştirerek yazma cesaretini göstermediniz.
    Alıntı
    “Manaların lafızları, libasları fıtridir, benim bile bunları değiştirmeye salahiyetim yoktur” diyor Üstad Bu da bitiriyor meseleyi yani Üstad benim salahiyetim yok dedikten sonra, kimin haddi var ki bu Risaleleri sadeleştirmeye cüret ediyorlar Risaleler sadeleştirilmeye bir başlandı mı o zaman ayrana döner…
    bu korkudan dolayı mı?
    Ayrıca @mir üstadıma ne cevap vereceksiniz acaba.Ortada gayet alenen söylenmiş Risaleleri vahiyleştiren sözler var,bunlara vereceğiniz sizlere ezberletilmiş cevapları merak ediyorum(!)


  8. 21.Eylül.2012, 23:52
    28
    Agri_Kesici - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    İlimcik ,senin bir konu için verdiğin risaleden alıntı sözler vardı.Aynen şöyle:Zât-ı Rahmânirrahîmin delilleri ve aynaları olan zîhayat ve insan gibi mazharlar, o kadar o Zât-ı Vâcibü’l-Vücuda delâletleri kat’î ve vâzıh ve zâhirdir ki, güneşin timsâlini ve aksini tutan parlak bir ayna parlaklığına ve delâletinin vuzuhuna işareten, "O ayna güneştir" denildiği gibi, "İnsanda sûret-i Rahmân var" vuzuh-u delâletine ve kemâl-i münâsebetine işareten denilmiş ve denilir Ve ehl-i vahdetü’l-vücudun mûtedil kısmı, "la mevcude illa hu" bu sırra binâen, bu delâletin vuzuhuna ve bu münâsebetin kemâline bir ünvan olarak demişler
    Bu alıntıyı neden sadeleştirerek yazma cesaretini göstermediniz.
    Alıntı
    “Manaların lafızları, libasları fıtridir, benim bile bunları değiştirmeye salahiyetim yoktur” diyor Üstad Bu da bitiriyor meseleyi yani Üstad benim salahiyetim yok dedikten sonra, kimin haddi var ki bu Risaleleri sadeleştirmeye cüret ediyorlar Risaleler sadeleştirilmeye bir başlandı mı o zaman ayrana döner…
    bu korkudan dolayı mı?
    Ayrıca @mir üstadıma ne cevap vereceksiniz acaba.Ortada gayet alenen söylenmiş Risaleleri vahiyleştiren sözler var,bunlara vereceğiniz sizlere ezberletilmiş cevapları merak ediyorum(!)


  9. 21.Eylül.2012, 23:57
    29
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Risale-i Nur hakkında

    bu konuda tartışmaya girecek bilgim yok ama şunları söyleyebilirim

    '''bâzı def'a haberim olmadan,ihtiyarım ve rızam olmadığı halde'''

    BEYAZ_gul kardeş,seninde buna cevabın bana yazdıranda ,sana yazdıranda Allah diyerek cevap vermişssin

    ama burada sen kendi rızanla yazıyorsun,Allah ta nasip ediyor..

    yukarıda ki alıntının cevabı bu olamaz gibi?

    amir kardeşin alıntılarının cevabı değil senin yazdıkların


  10. 21.Eylül.2012, 23:57
    29
    Devamlı Üye
    bu konuda tartışmaya girecek bilgim yok ama şunları söyleyebilirim

    '''bâzı def'a haberim olmadan,ihtiyarım ve rızam olmadığı halde'''

    BEYAZ_gul kardeş,seninde buna cevabın bana yazdıranda ,sana yazdıranda Allah diyerek cevap vermişssin

    ama burada sen kendi rızanla yazıyorsun,Allah ta nasip ediyor..

    yukarıda ki alıntının cevabı bu olamaz gibi?

    amir kardeşin alıntılarının cevabı değil senin yazdıkların


  11. 22.Eylül.2012, 01:15
    30
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Risale-i Nur hakkında

    Risale-i Nur gerçi zâhiren sizin eserinizdir, fakat nasıl ki, Kur'an-ı Mübîn Allah’ın kelâmı iken Seyyid-i Kâinat, Eşref-i Mahlûkat Efendimiz nâsa tebliğe vasıta olmuştur, siz de bu asırda yine o Furkan-ı Azim’in nurlarından bu günün karmakarışık sarhoş insanlarına emr-i Hak’la hitab ediyorsunuz. Hulûsî. Barla Lâhikası

    RİSALE-İ NUR, yirminci asrın Müslümanlarını ve bütün insanları koyu bir fikir karanlıklarından ve müthiş dalâlet yollarından kurtarmak için müellifin kendi ihtiyariyle yazılmış değil, Cenab-ı Hakk’ın lisaniyle yazılmış bir eserdir. Rehberler

    (...) Bu hakikatlardan anladım ki, Risale-i Nur, bu asrın insanları olan bizler için yazdırılmıştır. Müdâfaalar

    Ey Risale-i Nur! Senin, hakkın dili, hakkın ilhamı olup O’nun izni ile yazıldığına şüphe yok. "Ben, kimsenin malı değilim. Ben hiçbir kitabdan alınmadım, hiçbir eserden çalınmadım. Ben Rabbânî ve Kur'ânîyim. Bir lâyemut’un eserinden fışkıran kerametli bir Nûr’um." Müdâfaalar

    Mânevî ve ehemmiyetli bir cânibden, şimdiki zelzele münâsebetiyle altı-yedi cüz'î suale karşı, yine mânevî ihtar yardımiyle cevapları kalbe geldi. Tafsilen yazmak kaç def'a niyet ettimse de izin verilmedi. Yalnız icmalen kısacak yazılacak. Sözler

    Ben gönderilen Risaleleri mütalâa ettim, bir kısım hakikatları mükerrer gördüm. Makam münasebetiyle tekrar yazılmış. Benim arzu ve belki ihtiyarım olmadan ne için böyle olmuş.. Kuvve-i hâfızama gelen nisyandan sıkıldım. Birden şiddetli bir ihtar ile: "Ondokuzuncu Söz’ün âhirine bak!" denildi. Baktım, Risalet-i Ahmediye’nin (A.S.M.) Mu’cize-i Kur'aniye’sinde tekraratın çok güzel hikmetleri, tam tefsiri olan Risalet-in-Nur’da tamamiyle tezahür etmiş. O tekrarat, o hikmetler için tam yerinde ve münâsib ve lâzım olmuş. Kastamonu Lâhikası

    Size, Hizb-ül-Kur'anî’den evvel gönderilen Risale-i Nur’un vird-ül-Âzam’ına ilhak etmek için bir parçayı yazdık, bir parçayı da Yirmidokuzuncu Lem'a’da yerini
    gösterdik. Benim hususî tefekküratım o neviden olduğu cihetle bana ihtar edildi, ben de yazdım. Kastamonu Lâhikası

    Şu fıkra, Arabî geldiği için Arabî yazıldı. Hem şu fıkra-i Arabiye, "Allahü Ekber" zikrinde otuzüç mertebe-i tefekkürden bir mertebeye işarettir. Sözler

    Nur Risaleleri’nde hemen aynı mealde, başka ifadeler de kullanılmıştır:
    Yazdırıldı.102
    Yazdırılmış.103
    Yazdırılmadı.104
    İhtiyarsız.105
    Mânen icbar edilmiyorum.106
    İzin olmadığından yazılmadı.107
    İhtiyarım haricinde olarak uzun yazdırıldı. Hikmetini de anlamadık, belki bir
    hikmeti var diye öylece bıraktık.108
    Hakikattan haber aldım.109
    İrade ve ihtiyarım ile yazmadım.110
    İhtiyarsız olarak te'lif edildiğinden.111
    Beyana izin verilmedi.112
    İhtiyarsız sevkedildim.113
    Yazmaya izin verilmedi.114

    102 Şuâlar, 219, Onbirinci Şuâ/Meyve Risalesi/Bu Onuncu Mes'eleye Bir Hâtime Olarak İki Hâşiye; Siracü’n-Nûr,
    62, Otuzbirinci Mektuptan Yirmialtıncı Lem'a/İhtiyarlar Hakkında/Onbirinci Rica; Îman ve Küfür Muvazeneleri, 111,
    Meyve Risalesi’nden/Onuncu Mes'elenin Hâtimesi Olarak İki Hâşiye/Birincisi.
    103 Lemeât, 68, Mebhaslar/Kur'ân, Kendi Kendini Himaye Edip Hâkimiyetini İdâme Eder.
    104 Tarihçe-i Hayat, 398, Denizli Hayatı/Bu Fıkra Bir Casus Vasıtasiyle Resmî Memurların Eline Geçtiği İçin
    "Lâhikaya" Girmiştir; Âsâ-yı Mûsa, 82, Meyve Risalesi/Onbirinci Mes'elenin Hâşiyesinin Bir
    Lâhikasıdır/Sâlisen/Hâşiye; Şuâlar, 236, Onbirinci Şuâ/Meyve Risalesi/On birinci Mes'elenin Haşiyesinin Bir
    Lahikasıdır/Saniyen/Hâşiye; Siracü’n-Nûr, 172, Denizli Müdâfaası/Bu fıkra, resmi me'murların ellerine bir casusun
    eliyle geçtiği için buraya girdi.
    105 Sözler, 247, Yirminci Sözün ikinci makamı/İki Mühim Suale Karşı, İki Mühim Cevap/Birincisi/Hâşiye; Âsâ-yı
    Mûsa, 76, Meyve Risalesi/Onbirinci Mes'elenin Hâtimesi; Mektubat, 85, Ondokuzuncu Mektub/Mu’cizat-ı
    Ahmediyye/Üçüncü Nükteli İşaret/Hâşiye; Zülfikar Mecmuası, 123, İkinci Zeyl/Yirminci Söz/iki Mühim Suale Karşı
    İki Mühim Cevap/Birincisi/Hâşiye.
    106 Kastamonu Lâhikası, 15, Yirmiyedinci Mektubdan/Azîz, Tam Sıddık Kardeşlerim.
    107 Kastamonu Lâhikası, 28, Yirmiyedinci Mektubdan/Mânevî bir ihtar ile bir-iki ince mes'eleyi size yazıyorum.
    108 Kastamonu Lâhikası, 78, Yirmiyedinci Mektubdan/Küçük Hüsrev olan Feyzi’nin ve Emin’in suallerine bir cevab
    ve hâşâ hurafe tevehhüm edilen bir rivayetin bir mu’cize-i gaybiyyesidir.
    109 Kastamonu Lâhikası, 115, Yirmiyedinci Mektubdan/Gayet Ehemmiyetlidir.
    110 Şuâlar, 83, Yedinci Şuâ/ Âyetü’l-Kübra/Mühim Bir İhtar ve Bir İfade-i Meram/Beşincisi.
    111 Şuâlar, 151, Yedinci Şuâ/Âyetü’l-Kübra/İhtar.
    112 Şuâlar, 480, Onbeşinci Şuâ/Elhüccetü’z-Zehra/Üçüncü Medrese-i Yûsufiye’nin Tek Bir Dersinin Üçüncü
    Kısmı/Mukaddime.
    113 Şuâlar, 501, Onbeşinci Şuâ/Elhüccetü’z-Zehra/Elhüccetü’z-Zehra’nın İkinci Makâmı/Dördüncü Kelime-i
    Kudsiye.
    114 Sözler, 157, Ondördüncü Sözün zeyli.


  12. 22.Eylül.2012, 01:15
    30
    âb ü kil
    Risale-i Nur gerçi zâhiren sizin eserinizdir, fakat nasıl ki, Kur'an-ı Mübîn Allah’ın kelâmı iken Seyyid-i Kâinat, Eşref-i Mahlûkat Efendimiz nâsa tebliğe vasıta olmuştur, siz de bu asırda yine o Furkan-ı Azim’in nurlarından bu günün karmakarışık sarhoş insanlarına emr-i Hak’la hitab ediyorsunuz. Hulûsî. Barla Lâhikası

    RİSALE-İ NUR, yirminci asrın Müslümanlarını ve bütün insanları koyu bir fikir karanlıklarından ve müthiş dalâlet yollarından kurtarmak için müellifin kendi ihtiyariyle yazılmış değil, Cenab-ı Hakk’ın lisaniyle yazılmış bir eserdir. Rehberler

    (...) Bu hakikatlardan anladım ki, Risale-i Nur, bu asrın insanları olan bizler için yazdırılmıştır. Müdâfaalar

    Ey Risale-i Nur! Senin, hakkın dili, hakkın ilhamı olup O’nun izni ile yazıldığına şüphe yok. "Ben, kimsenin malı değilim. Ben hiçbir kitabdan alınmadım, hiçbir eserden çalınmadım. Ben Rabbânî ve Kur'ânîyim. Bir lâyemut’un eserinden fışkıran kerametli bir Nûr’um." Müdâfaalar

    Mânevî ve ehemmiyetli bir cânibden, şimdiki zelzele münâsebetiyle altı-yedi cüz'î suale karşı, yine mânevî ihtar yardımiyle cevapları kalbe geldi. Tafsilen yazmak kaç def'a niyet ettimse de izin verilmedi. Yalnız icmalen kısacak yazılacak. Sözler

    Ben gönderilen Risaleleri mütalâa ettim, bir kısım hakikatları mükerrer gördüm. Makam münasebetiyle tekrar yazılmış. Benim arzu ve belki ihtiyarım olmadan ne için böyle olmuş.. Kuvve-i hâfızama gelen nisyandan sıkıldım. Birden şiddetli bir ihtar ile: "Ondokuzuncu Söz’ün âhirine bak!" denildi. Baktım, Risalet-i Ahmediye’nin (A.S.M.) Mu’cize-i Kur'aniye’sinde tekraratın çok güzel hikmetleri, tam tefsiri olan Risalet-in-Nur’da tamamiyle tezahür etmiş. O tekrarat, o hikmetler için tam yerinde ve münâsib ve lâzım olmuş. Kastamonu Lâhikası

    Size, Hizb-ül-Kur'anî’den evvel gönderilen Risale-i Nur’un vird-ül-Âzam’ına ilhak etmek için bir parçayı yazdık, bir parçayı da Yirmidokuzuncu Lem'a’da yerini
    gösterdik. Benim hususî tefekküratım o neviden olduğu cihetle bana ihtar edildi, ben de yazdım. Kastamonu Lâhikası

    Şu fıkra, Arabî geldiği için Arabî yazıldı. Hem şu fıkra-i Arabiye, "Allahü Ekber" zikrinde otuzüç mertebe-i tefekkürden bir mertebeye işarettir. Sözler

    Nur Risaleleri’nde hemen aynı mealde, başka ifadeler de kullanılmıştır:
    Yazdırıldı.102
    Yazdırılmış.103
    Yazdırılmadı.104
    İhtiyarsız.105
    Mânen icbar edilmiyorum.106
    İzin olmadığından yazılmadı.107
    İhtiyarım haricinde olarak uzun yazdırıldı. Hikmetini de anlamadık, belki bir
    hikmeti var diye öylece bıraktık.108
    Hakikattan haber aldım.109
    İrade ve ihtiyarım ile yazmadım.110
    İhtiyarsız olarak te'lif edildiğinden.111
    Beyana izin verilmedi.112
    İhtiyarsız sevkedildim.113
    Yazmaya izin verilmedi.114

    102 Şuâlar, 219, Onbirinci Şuâ/Meyve Risalesi/Bu Onuncu Mes'eleye Bir Hâtime Olarak İki Hâşiye; Siracü’n-Nûr,
    62, Otuzbirinci Mektuptan Yirmialtıncı Lem'a/İhtiyarlar Hakkında/Onbirinci Rica; Îman ve Küfür Muvazeneleri, 111,
    Meyve Risalesi’nden/Onuncu Mes'elenin Hâtimesi Olarak İki Hâşiye/Birincisi.
    103 Lemeât, 68, Mebhaslar/Kur'ân, Kendi Kendini Himaye Edip Hâkimiyetini İdâme Eder.
    104 Tarihçe-i Hayat, 398, Denizli Hayatı/Bu Fıkra Bir Casus Vasıtasiyle Resmî Memurların Eline Geçtiği İçin
    "Lâhikaya" Girmiştir; Âsâ-yı Mûsa, 82, Meyve Risalesi/Onbirinci Mes'elenin Hâşiyesinin Bir
    Lâhikasıdır/Sâlisen/Hâşiye; Şuâlar, 236, Onbirinci Şuâ/Meyve Risalesi/On birinci Mes'elenin Haşiyesinin Bir
    Lahikasıdır/Saniyen/Hâşiye; Siracü’n-Nûr, 172, Denizli Müdâfaası/Bu fıkra, resmi me'murların ellerine bir casusun
    eliyle geçtiği için buraya girdi.
    105 Sözler, 247, Yirminci Sözün ikinci makamı/İki Mühim Suale Karşı, İki Mühim Cevap/Birincisi/Hâşiye; Âsâ-yı
    Mûsa, 76, Meyve Risalesi/Onbirinci Mes'elenin Hâtimesi; Mektubat, 85, Ondokuzuncu Mektub/Mu’cizat-ı
    Ahmediyye/Üçüncü Nükteli İşaret/Hâşiye; Zülfikar Mecmuası, 123, İkinci Zeyl/Yirminci Söz/iki Mühim Suale Karşı
    İki Mühim Cevap/Birincisi/Hâşiye.
    106 Kastamonu Lâhikası, 15, Yirmiyedinci Mektubdan/Azîz, Tam Sıddık Kardeşlerim.
    107 Kastamonu Lâhikası, 28, Yirmiyedinci Mektubdan/Mânevî bir ihtar ile bir-iki ince mes'eleyi size yazıyorum.
    108 Kastamonu Lâhikası, 78, Yirmiyedinci Mektubdan/Küçük Hüsrev olan Feyzi’nin ve Emin’in suallerine bir cevab
    ve hâşâ hurafe tevehhüm edilen bir rivayetin bir mu’cize-i gaybiyyesidir.
    109 Kastamonu Lâhikası, 115, Yirmiyedinci Mektubdan/Gayet Ehemmiyetlidir.
    110 Şuâlar, 83, Yedinci Şuâ/ Âyetü’l-Kübra/Mühim Bir İhtar ve Bir İfade-i Meram/Beşincisi.
    111 Şuâlar, 151, Yedinci Şuâ/Âyetü’l-Kübra/İhtar.
    112 Şuâlar, 480, Onbeşinci Şuâ/Elhüccetü’z-Zehra/Üçüncü Medrese-i Yûsufiye’nin Tek Bir Dersinin Üçüncü
    Kısmı/Mukaddime.
    113 Şuâlar, 501, Onbeşinci Şuâ/Elhüccetü’z-Zehra/Elhüccetü’z-Zehra’nın İkinci Makâmı/Dördüncü Kelime-i
    Kudsiye.
    114 Sözler, 157, Ondördüncü Sözün zeyli.


  13. 22.Eylül.2012, 01:22
    31
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Risale-i Nur hakkında

    EVET nurculardan bir kısım insanlar iyice cosduklarını biliyorum. ama bunu bediüzzaman hazretlerine atmak kesinlikle hatadır vebaldır.

    ne bileyim mehdi'dir demeleri veya başka birşey demeleri beni çok üzüyor.

    Risale nur Tam okumadım ama okudugum yerlerde kesinlikle ehli sünnete ters birşey görmedim.

    bir tek Bediüzzaman hazretlerinin afgani reşid rıza gibilerine karşı bakış açışı üstadım gibi kelimeler kullanması beni şaşırttı. Belki iyi bir nurcu kardeşim bunun izahınıda bana yapabilir.

    Ayrıca Risale Nur'un sadeleştirilmesine karşı çıkılması bana göre manalarını değiştirme gibi bir durum olacagındandır. bunun için aslı kalmasını istiyorlardır. Ama yine bana sorulacak olursa bu işin ehli tarafından sadeleştirilmesi çok önemlidir.

    Bediüzzaman hazretleri sevdigim büyük alimlerden dir. kısmet olursa bir ara inşaAllah Risale nur'u daha iyi bir sakin kafa ile okurum. ondan sonra daha detaylı açıklamalar yapabilirim.



  14. 22.Eylül.2012, 01:22
    31
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    EVET nurculardan bir kısım insanlar iyice cosduklarını biliyorum. ama bunu bediüzzaman hazretlerine atmak kesinlikle hatadır vebaldır.

    ne bileyim mehdi'dir demeleri veya başka birşey demeleri beni çok üzüyor.

    Risale nur Tam okumadım ama okudugum yerlerde kesinlikle ehli sünnete ters birşey görmedim.

    bir tek Bediüzzaman hazretlerinin afgani reşid rıza gibilerine karşı bakış açışı üstadım gibi kelimeler kullanması beni şaşırttı. Belki iyi bir nurcu kardeşim bunun izahınıda bana yapabilir.

    Ayrıca Risale Nur'un sadeleştirilmesine karşı çıkılması bana göre manalarını değiştirme gibi bir durum olacagındandır. bunun için aslı kalmasını istiyorlardır. Ama yine bana sorulacak olursa bu işin ehli tarafından sadeleştirilmesi çok önemlidir.

    Bediüzzaman hazretleri sevdigim büyük alimlerden dir. kısmet olursa bir ara inşaAllah Risale nur'u daha iyi bir sakin kafa ile okurum. ondan sonra daha detaylı açıklamalar yapabilirim.






+ Yorum Gönder
Git İlk 23