Konusunu Oylayın.: Peygamber mu'cize, evliyâ kerâmet gösterir demek küfürdür Bu Bilgiler Doğru mu?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Peygamber mu'cize, evliyâ kerâmet gösterir demek küfürdür Bu Bilgiler Doğru mu?
  1. 13.Eylül.2012, 03:40
    13
    Ercan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Temmuz.2011
    Üye No: 88468
    Mesaj Sayısı: 3,121
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: Gaziantep

    Cevap: Peygamber mu'cize, evliyâ kerâmet gösterir demek küfürdür Bu Bilgiler Doğru mu

    reklam


    Cevap: Peygamber mu'cize, evliyâ kerâmet gösterir demek küfürdür Bu Bilgiler Doğru mu isimli yazı www.Mumsema.comCevap: Peygamber mu'cize, evliyâ kerâmet gösterir demek küfürdür Bu Bilgiler Doğru mu
    Alıntı
    islam dini akıl mantık dini değildir demiştim. Ayet hadis dinidir demiştim. İşte Akıl mantık O ayeti hadisi anlamaya yarar. Akıl mantıgıda orada kullanmamız lazım.
    Kardeş bana bu çelişkiyi biraz açıklar mısın? Hem akıl ve mantık dini değildir diyorsunuz hem de akıl ve mantık ayet ve hadisleri anlamak için için kullanılır diyorsunuz. Hz. İsa'nın gökte yaşadığıyla ilgili verdiğiniz örneği de atesitler beyinleri bulandırmak için kullanıyorlar. Bari siz kullanmayın.

    İslam dini akıl ve mantık dinidir. Dinde akla mantığa ters düşen hiçbir hüküm bulamazsınız.

    Şimdi aklınıza ve mantığınıza bir sorun;

    Çölde yardıma ihtiyacınız var. Yetişin ya Allah'ın kulları mı diyeceksiniz, Allah'ım yardım et mi diyeceksiniz.
    Eğer yetişin ya Allah'ın kulları diyeceksiniz sizinle kesinlikle polemiğe girmem. Allah ıslah etsin demekten başka birşey gelmez elimden.

    Yok eğer Allah'ım yardım et diyecekseniz, boşu boşuna tartışmış oluruz. Zaten aynı şeyleri söylüyoruz demektir. Selametle.



  2. 13.Eylül.2012, 03:40
    13
    Devamlı Üye
    reklam


    Alıntı
    islam dini akıl mantık dini değildir demiştim. Ayet hadis dinidir demiştim. İşte Akıl mantık O ayeti hadisi anlamaya yarar. Akıl mantıgıda orada kullanmamız lazım.
    Kardeş bana bu çelişkiyi biraz açıklar mısın? Hem akıl ve mantık dini değildir diyorsunuz hem de akıl ve mantık ayet ve hadisleri anlamak için için kullanılır diyorsunuz. Hz. İsa'nın gökte yaşadığıyla ilgili verdiğiniz örneği de atesitler beyinleri bulandırmak için kullanıyorlar. Bari siz kullanmayın.

    İslam dini akıl ve mantık dinidir. Dinde akla mantığa ters düşen hiçbir hüküm bulamazsınız.

    Şimdi aklınıza ve mantığınıza bir sorun;

    Çölde yardıma ihtiyacınız var. Yetişin ya Allah'ın kulları mı diyeceksiniz, Allah'ım yardım et mi diyeceksiniz.
    Eğer yetişin ya Allah'ın kulları diyeceksiniz sizinle kesinlikle polemiğe girmem. Allah ıslah etsin demekten başka birşey gelmez elimden.

    Yok eğer Allah'ım yardım et diyecekseniz, boşu boşuna tartışmış oluruz. Zaten aynı şeyleri söylüyoruz demektir. Selametle.



  3. 13.Eylül.2012, 11:12
    14
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Peygamber mu'cize, evliyâ kerâmet gösterir demek küfürdür Bu Bilgiler Doğru mu

    reklam


    Ercan öncelikle ben sana hadislerden örnek getirebilirim , Mezhep imamımızdan örnek getirebilirim. Mezhep imamımızada Zeynelabidin olması lazım. kızıyor sen mantıkla hüküm çıkarıyorsun diyor. İmam azamda aksini söylüyor ve ıspatını ediyor. Misal idrar meniden pis olmasına rağmen ben meni konusunda sadece gusül alınır diyorum diyip bir kaç çıkardıgı hükümden örnekler veriyor. ben arşivimde hz Ömerin islam dini akıl mantık dini değildir dedigi rivayetide getirebilirim. müsait zamanımda bulup çıkarırım.

    Ayrıca Ey Allahın kulları yetişin demek. Peygamber efendimizin bize Tavsiyesidir. İmam nevevi neden devesi kaçınca Allahım yardım et demiyor. ey Allahın kulları yardım et diyor. el ezkar kitabında kaynagını verebilirim. imam nevevi şafi mezhebinde müçtehiddir. neden o şirk dememiştir peki. hemde kendisi uygulamıştır.

    Biz orada Allahım yardım et demeye karşı değiliz. Ama sebeplere sarılanlarada hemen kafir damgası vurulmasına karşıyız. hemde Peygamber efendimizin öğrettiği bir dua. farklı kaynaklarda Farklı sahabelerden gelen bir kaç hadisi şerif var buna benzer. uydurma olasılığıda yoktur.


  4. 13.Eylül.2012, 11:12
    14
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    reklam


    Ercan öncelikle ben sana hadislerden örnek getirebilirim , Mezhep imamımızdan örnek getirebilirim. Mezhep imamımızada Zeynelabidin olması lazım. kızıyor sen mantıkla hüküm çıkarıyorsun diyor. İmam azamda aksini söylüyor ve ıspatını ediyor. Misal idrar meniden pis olmasına rağmen ben meni konusunda sadece gusül alınır diyorum diyip bir kaç çıkardıgı hükümden örnekler veriyor. ben arşivimde hz Ömerin islam dini akıl mantık dini değildir dedigi rivayetide getirebilirim. müsait zamanımda bulup çıkarırım.

    Ayrıca Ey Allahın kulları yetişin demek. Peygamber efendimizin bize Tavsiyesidir. İmam nevevi neden devesi kaçınca Allahım yardım et demiyor. ey Allahın kulları yardım et diyor. el ezkar kitabında kaynagını verebilirim. imam nevevi şafi mezhebinde müçtehiddir. neden o şirk dememiştir peki. hemde kendisi uygulamıştır.

    Biz orada Allahım yardım et demeye karşı değiliz. Ama sebeplere sarılanlarada hemen kafir damgası vurulmasına karşıyız. hemde Peygamber efendimizin öğrettiği bir dua. farklı kaynaklarda Farklı sahabelerden gelen bir kaç hadisi şerif var buna benzer. uydurma olasılığıda yoktur.


  5. 13.Eylül.2012, 19:46
    15
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Peygamber mu'cize, evliyâ kerâmet gösterir demek küfürdür Bu Bilgiler Doğru mu

    ya Hu yukarda açıkladık bu hadis muteber değildir diye
    hala
    Alıntı
    Ayrıca Ey Allahın kulları yetişin demek Peygamber efendimizin bize Tavsiyesidir
    yazıyorsun


    "Birinizin Hayvanı ıssız bir yerde bağı çözülüp Kaybolduğunda , "Ey Allahın Kulları , tutun ! Ey Allahın Kulları tutun!" Diye seslensinÇünkü Allahın yeryüzünde hazır bulunan Kulları vardır Hayvanınızı sizin için tutarlar"
    (Zayıf Hadis : Ebu Ya'la "el Musned" No 5269 ; Taberani "el Mu'cemu'l Kebir" 10/ No : 10518; İbnu's-Sunni "Amelu'l Yevm ve'l-Leyle" No: 508 : Abdullah b Mesud ra'dan ; Heysemi "Mecmu'u'z-Zevaid" 10/132; İbn Hacer "el Metalibu'l-Aliye" 3/239, No:3375; el-Elbani "Silsiletu'l Ehadisi'd-Da'ife" No 655 ; Da'ifu'l-Cami'is's-Sağir No:404; El Kelimeu't-Tayyib Tahkik," No 177; Amr Abdulmun'im "Hedmu'l-Menair limen Sahhaqha Ehadise't-Tevessuli ve'z-Ziyara" s177-178)

    Bu rivayetin senedinin üzerinde dönüp dolaştığı zayıf ravi Ma'ruf b Hassan olduğundan dolayı hadis sahih değildir
    Söz konusu ravi hakkında Ebu Hatim er-Razi "meçhul" derken (İbn Ebi Hatim er-Razi "el-Cerh ve't-Ta'dil" (8/232),İbn Adiyy "munkeru'l Hadis" demiştir(İbn Adiyy "el Kamil fi Du'afai'r-Rical" (6/2326) ; Zehebi "Mizanu'l-İ'tidal" (4/143-144, No: 8654) ; İbnHacer "Lisanu'l Mizan" (6/61 No: 231); Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, X/132)

    (Ebû Ya’l⠓el-Musned” (No:5269); Taberânî “el-Mu’cemu’l-Kebîr” (10/No:10518); İbnu’s-Sunnî “‘Amelu’l-Yevm ve’l-Leyle” (No: 508)

    Abdullah b Mes‘ûd radiyallâhu anh’den:
    İsnadinda Maruf b Hassan es-Semerkandi adlı ravi var…… ibn Bureyde ile ibn Mesud arasında da kopukluk var! (el Albani: S Daife : No: 655)

    Ma'ruf b Hassan, İbn Adiyy'in dediği gibi munkeru'l Hadistir Bunun sonucu olarak bu rivayet zayıftır Bunun neticesinde de reddedilir


    Ashab-ı kiram ne bu tür bir uygulamada bulunmuş ne de böyle bir şeyi emretmiştir

    Tabiin ve imamların da bu şekilde uygulamada bulundukları, bunu emir ve tavsiye ettikleri konusunda sahih bir nakil yokturRasulullah sav in zamanında da kaybolan devesini uzun bir muddet bulunamamış , Rasulullah ta zikredilen hadiste böyle bir söz söylememiştir!


  6. 13.Eylül.2012, 19:46
    15
    âb ü kil
    ya Hu yukarda açıkladık bu hadis muteber değildir diye
    hala
    Alıntı
    Ayrıca Ey Allahın kulları yetişin demek Peygamber efendimizin bize Tavsiyesidir
    yazıyorsun


    "Birinizin Hayvanı ıssız bir yerde bağı çözülüp Kaybolduğunda , "Ey Allahın Kulları , tutun ! Ey Allahın Kulları tutun!" Diye seslensinÇünkü Allahın yeryüzünde hazır bulunan Kulları vardır Hayvanınızı sizin için tutarlar"
    (Zayıf Hadis : Ebu Ya'la "el Musned" No 5269 ; Taberani "el Mu'cemu'l Kebir" 10/ No : 10518; İbnu's-Sunni "Amelu'l Yevm ve'l-Leyle" No: 508 : Abdullah b Mesud ra'dan ; Heysemi "Mecmu'u'z-Zevaid" 10/132; İbn Hacer "el Metalibu'l-Aliye" 3/239, No:3375; el-Elbani "Silsiletu'l Ehadisi'd-Da'ife" No 655 ; Da'ifu'l-Cami'is's-Sağir No:404; El Kelimeu't-Tayyib Tahkik," No 177; Amr Abdulmun'im "Hedmu'l-Menair limen Sahhaqha Ehadise't-Tevessuli ve'z-Ziyara" s177-178)

    Bu rivayetin senedinin üzerinde dönüp dolaştığı zayıf ravi Ma'ruf b Hassan olduğundan dolayı hadis sahih değildir
    Söz konusu ravi hakkında Ebu Hatim er-Razi "meçhul" derken (İbn Ebi Hatim er-Razi "el-Cerh ve't-Ta'dil" (8/232),İbn Adiyy "munkeru'l Hadis" demiştir(İbn Adiyy "el Kamil fi Du'afai'r-Rical" (6/2326) ; Zehebi "Mizanu'l-İ'tidal" (4/143-144, No: 8654) ; İbnHacer "Lisanu'l Mizan" (6/61 No: 231); Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, X/132)

    (Ebû Ya’l⠓el-Musned” (No:5269); Taberânî “el-Mu’cemu’l-Kebîr” (10/No:10518); İbnu’s-Sunnî “‘Amelu’l-Yevm ve’l-Leyle” (No: 508)

    Abdullah b Mes‘ûd radiyallâhu anh’den:
    İsnadinda Maruf b Hassan es-Semerkandi adlı ravi var…… ibn Bureyde ile ibn Mesud arasında da kopukluk var! (el Albani: S Daife : No: 655)

    Ma'ruf b Hassan, İbn Adiyy'in dediği gibi munkeru'l Hadistir Bunun sonucu olarak bu rivayet zayıftır Bunun neticesinde de reddedilir


    Ashab-ı kiram ne bu tür bir uygulamada bulunmuş ne de böyle bir şeyi emretmiştir

    Tabiin ve imamların da bu şekilde uygulamada bulundukları, bunu emir ve tavsiye ettikleri konusunda sahih bir nakil yokturRasulullah sav in zamanında da kaybolan devesini uzun bir muddet bulunamamış , Rasulullah ta zikredilen hadiste böyle bir söz söylememiştir!


  7. 13.Eylül.2012, 20:48
    16
    cihad38
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ağustos.2012
    Üye No: 97668
    Mesaj Sayısı: 486
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Peygamber mu'cize, evliyâ kerâmet gösterir demek küfürdür Bu Bilgiler Doğru mu

    Evliyadan yardım istemek dinimize uygun mudur?

    Evliyadan ve ruhanilerden manevi yardım istemenin açık delillerini hadis-i şeriflerde bulabiliriz. Utbe ibni Gazvan (radıyallahu anh)’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte, Resulullah (sallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

    "Sizin biriniz; bir şey kaybederse yahut yanında arkadaşı bulunmadığı bir yerde yardım isterse 'Ey Allah'ın kulları bana yardım edin! Ey Allah'ın kulları bana imdat edin!' desin. Çünkü Allah'ın bizim görmediğimiz kulları vardır." (1)

    İmam-ı Taberanî (rahimehullah)’ın beyanına göre, bu hadis-i şerif tatbik edilmiş, böylece yardım görülmüştür.

    İbni Abbas (radıyallahu anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulüllah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

    "Şüphesiz ki Allah’ın, hafaza meleklerinin dışında yer yüzünde melekleri vardır ki, ağaç yapraklarından düşenleri yazarlar. Sizin birinize çöl arazisinde bir aksaklık isabet ederse, 'Ey Allah'ın kulları! (Bana) yardım edin diye seslensin " (2)

    Abdullah ibni Mesud (radıyallahu anh)’dan rivayet edilen diğer bir hadis-i şerifte, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

    "Sizin birinizin sahrada hayvanı kaçarsa, 'Ey Allah'ın kulları hapsedin! Ey Allah'ın kulları durdurun!' diye seslensin. Çünkü Allah'ın yer yüzünde hazır bulunan kulları vardır, Onu tutarlar. " (3)

    İşte bütün bu hadis-i şerifler, mukaddes ruhlara sahip olan varlıklarla tevessülün ve onlardan himmet (yardım) istemenin caiz olduğunun, açık delilleridir.

    Devenin bulunması için yardım edenler, Mevlâ'nın bulunması için yardım etmezler mi?

    Allâme Muhammed İbni Allan (rahimehullah) "Ezkâr" şerhinde şöyle demiştir; “Bu hadis-i şeriflerde geçen, "Allah'ın kulları"ndan maksat, ya melekler veya müslüman cinler ya da, "Ebdâl" diye isimlendirilen "Ricâl-i Gayb" (seçkin veliler)’dir.”

    İmam-ı Nevevî (Rahimehullah) ise şöyle demiştir: “İlimde büyük hisse sahibi olan bazı büyüklerimiz, içlerinden birinin katırı kaçtığında bu hadis-i şerifle amel ederek, Allah'ın kullarından yardım istediklerini ve o anda hayvanlarının bulunduğunu bize nakletmişlerdir.

    Bir kere benim de aralarında bulunduğum bir cemaatte, hayvan kaçmağa başladı, insanlar onu tutmaktan âciz kalınca, ben bu isti'âne'yi (yardım isteme lafzını) söyledim. Benim bu sözümden başka görünen hiçbir sebep ortada yokken hayvan o anda durdu.” (4)

    İmam-ı Nevevî gibi Şâfi'î Mezhebinde ictihad mertebesine ulaşmış büyük bir âlimin bu beyanı, bu hadis-i şerifin sağlamlığına ve bununla amel etmenin cevazına açıkça delâlet etmektedir.

    Ayrıca Sahabe-i Kiramın tatbikatı da bu yöndedir. Çünkü onlar, vefatından sonra da, Resülüllah (sallallahu aleyhi vesellem)’e nida ederek yardım istemişlerdir. Nitekim şu rivayetler bunun en açık delillerindendir.

    Hafız İbni Kesir’in naklettiğine göre, Yemame vakıasında Müslümanların şiarı (Nişanı) “Ey Muhammed” sözleriydi. (5)

    Abdurahman ibn Sa’d (radiyallahu anh) şöyle anlatıyor: “Bir kere Abdullah İbni Ömer (radiyallahu anh)un ayağı uyuştu. O zaman sahabeden bir adam, ona en sevdiğin bir insanı an dedi. O’da “Ya Muhammed” deyince, bağlardan kurtulmuş gibi rahatladı. (6)

    Önemli Bir Uyarı

    Burada şu itikadi hususu da açıklığa kavuşturalım ki; kendisinden yardım istenen ‘hakiki fail’ Allah-u Zülcelal’dir. Kendisiyle tevessül edilen kul (peygamber, veli) Allah’ın yardım ve yaratmasına vesile olandır. Yani, Sahabe’nin sahih itikadı, elbette her şeyi yapan-edenin Allah olduğu noktasında sabitti ve kullardan yardım istemeleri, gerçekte yaratıcının yaratmasına tabiydi.

    Günümüzde bazı kimselerin, -haşa- Sahabe’den daha sağlam bir itikada sahipmiş gibi, tevessülü itikada aykırı görmeleri, onların bakışlarının bulanıklığından başka neyle açıklanabilir?

    Allah-u Zülcelal, nasıl ki büyük meleklerden olan Mikail (as)ı kevni konularda, kainattaki işlerle vazifelendirmiş ise ve o da yağmurun yağmasına, rüzgarın esmesine, bir şahit ve nöbetçi gibi vazife yapıyorsa, Peygamberlerin ve Evliyaullahın ruhaniyetleri de Allah’ın yaratmakta olduğu olaylara şahitler hükmünde vazifedardırlar.

    Ayet-i Kerimeler Ne Diyor?

    Nitekim Suheyb (radıyallahu anh) dan rivayete göre, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Burûc Suresinde zikredilen Ashab-ı Uhdûd kıssasındaki çocuktan bahsederken:

    "O çocuk, körü ve alacalıyı iyi ediyor, insanları diğer hastalıklardan da tedavî ediyordu. " (7) buyurmuştur.

    Mevlâ Tealâ, kendisi için: "Bütün işleri O yönetiyor." (Yunus Suresi: 3 den) buyurduğu halde, melekler hakkında:

    "İşleri yönetenler." (Nâzi'ât Suresi'5) buyuruyor. Yine kendisi hakkında: "Ölüm meleği sizi alır. " (Secde Suresi 11'den) buyurmaktadır. Yine böylece: "Allah dilediğini hidayet eder." (Nur Suresi: 46 dan) buyurmuşken, Peygamberleri hakkında:

    "Biz onları bizim emrimizle" Hidâyet eden önderler yaptık." (Enbiya Suresi: 73 den), Resulullah (sav) hakkında da: "Elbette sen dosdoğru bir yola hidayet edersin." (Şu'arâ Suresi: 52 den) buyurmuştur. Bunun örnekleri daha pek çoktur.

    Cebrail (aleyhisselâm) da Meryem valideye: “Sana bir çocuk vereceğim” (Meryem Suresi:19 dan) demiştir.

    Bütün bu ayet-i kerimeler, açıkça ifade etmektedir ki, bütün işleri yaratan ve yöneten hakikatte, ancak Allah-u Tealâ ise de bazı kullarına, tedbir, hidayet, hıfz, himaye ve hibe (yönetme, erdirme, koruma, kollama ve bağış yapma) gibi konularda ehliyet ve salâhiyet (yetki) vermiştir.

    Artık bu vesileleri inkar etmek, insaftan ve idraktan değildir. İşte rabıtayı, tevessülü, isti'âne ve istiğâ'seyi (Allah dostlarını hatırlayıp, onlardan himmet istemeyi) kabul etmeyenler, yabu nasları (açık delilleri) anlamayacak kadar cahil veya ilimleri, işin iç yüzünü kavrayamayacak kadar sathî (yüzeysel)’dir.


    (Ahmed Mahmut Ünlü, Tarikat-ı Aliyye’de Râbıta-ı Celile isimli eserden istifade edilmiştir.)

    Dipnotlar:
    1)Taberanî, el-Mu'cemü'l-Kebîr, No: 290, 17/117, Heysemî, Mecme'u 'z-Zevâid, No: 17103, 10/188
    2)İbni Hacerel-Askalânî, Muhtasar-u Zevûidi'l-Bezzâr, No: 2128, 2/420
    3)Ebu Yâ'la, Müsned, No: 5269, 9/177, ibni Hacer, el- Metâlibu'l-Âliye, No: 3375, 3/239, Taberanî, el-Mu'cemü'l-Kebîr, No: 10518, 10/217, Deylemî, Müsned-i Firdevs, No: 1311,1/330
    4)îbn-i Allan, el-Fütûhâtü'r-Rabbâniyye, 5/150-151
    5)İbn-i Kesir, el-Bidaye ve’n-Nihaye: 6/324
    6)Buhari el-edeb’ül-Müfret: 438 no:993 sh:262
    7)Müslim, zahd: 17, No: 3005, 4/2299, Sahih-ibni Hıbbân, No: 870, 2/116


  8. 13.Eylül.2012, 20:48
    16
    cihad38 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Evliyadan yardım istemek dinimize uygun mudur?

    Evliyadan ve ruhanilerden manevi yardım istemenin açık delillerini hadis-i şeriflerde bulabiliriz. Utbe ibni Gazvan (radıyallahu anh)’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte, Resulullah (sallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

    "Sizin biriniz; bir şey kaybederse yahut yanında arkadaşı bulunmadığı bir yerde yardım isterse 'Ey Allah'ın kulları bana yardım edin! Ey Allah'ın kulları bana imdat edin!' desin. Çünkü Allah'ın bizim görmediğimiz kulları vardır." (1)

    İmam-ı Taberanî (rahimehullah)’ın beyanına göre, bu hadis-i şerif tatbik edilmiş, böylece yardım görülmüştür.

    İbni Abbas (radıyallahu anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulüllah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

    "Şüphesiz ki Allah’ın, hafaza meleklerinin dışında yer yüzünde melekleri vardır ki, ağaç yapraklarından düşenleri yazarlar. Sizin birinize çöl arazisinde bir aksaklık isabet ederse, 'Ey Allah'ın kulları! (Bana) yardım edin diye seslensin " (2)

    Abdullah ibni Mesud (radıyallahu anh)’dan rivayet edilen diğer bir hadis-i şerifte, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

    "Sizin birinizin sahrada hayvanı kaçarsa, 'Ey Allah'ın kulları hapsedin! Ey Allah'ın kulları durdurun!' diye seslensin. Çünkü Allah'ın yer yüzünde hazır bulunan kulları vardır, Onu tutarlar. " (3)

    İşte bütün bu hadis-i şerifler, mukaddes ruhlara sahip olan varlıklarla tevessülün ve onlardan himmet (yardım) istemenin caiz olduğunun, açık delilleridir.

    Devenin bulunması için yardım edenler, Mevlâ'nın bulunması için yardım etmezler mi?

    Allâme Muhammed İbni Allan (rahimehullah) "Ezkâr" şerhinde şöyle demiştir; “Bu hadis-i şeriflerde geçen, "Allah'ın kulları"ndan maksat, ya melekler veya müslüman cinler ya da, "Ebdâl" diye isimlendirilen "Ricâl-i Gayb" (seçkin veliler)’dir.”

    İmam-ı Nevevî (Rahimehullah) ise şöyle demiştir: “İlimde büyük hisse sahibi olan bazı büyüklerimiz, içlerinden birinin katırı kaçtığında bu hadis-i şerifle amel ederek, Allah'ın kullarından yardım istediklerini ve o anda hayvanlarının bulunduğunu bize nakletmişlerdir.

    Bir kere benim de aralarında bulunduğum bir cemaatte, hayvan kaçmağa başladı, insanlar onu tutmaktan âciz kalınca, ben bu isti'âne'yi (yardım isteme lafzını) söyledim. Benim bu sözümden başka görünen hiçbir sebep ortada yokken hayvan o anda durdu.” (4)

    İmam-ı Nevevî gibi Şâfi'î Mezhebinde ictihad mertebesine ulaşmış büyük bir âlimin bu beyanı, bu hadis-i şerifin sağlamlığına ve bununla amel etmenin cevazına açıkça delâlet etmektedir.

    Ayrıca Sahabe-i Kiramın tatbikatı da bu yöndedir. Çünkü onlar, vefatından sonra da, Resülüllah (sallallahu aleyhi vesellem)’e nida ederek yardım istemişlerdir. Nitekim şu rivayetler bunun en açık delillerindendir.

    Hafız İbni Kesir’in naklettiğine göre, Yemame vakıasında Müslümanların şiarı (Nişanı) “Ey Muhammed” sözleriydi. (5)

    Abdurahman ibn Sa’d (radiyallahu anh) şöyle anlatıyor: “Bir kere Abdullah İbni Ömer (radiyallahu anh)un ayağı uyuştu. O zaman sahabeden bir adam, ona en sevdiğin bir insanı an dedi. O’da “Ya Muhammed” deyince, bağlardan kurtulmuş gibi rahatladı. (6)

    Önemli Bir Uyarı

    Burada şu itikadi hususu da açıklığa kavuşturalım ki; kendisinden yardım istenen ‘hakiki fail’ Allah-u Zülcelal’dir. Kendisiyle tevessül edilen kul (peygamber, veli) Allah’ın yardım ve yaratmasına vesile olandır. Yani, Sahabe’nin sahih itikadı, elbette her şeyi yapan-edenin Allah olduğu noktasında sabitti ve kullardan yardım istemeleri, gerçekte yaratıcının yaratmasına tabiydi.

    Günümüzde bazı kimselerin, -haşa- Sahabe’den daha sağlam bir itikada sahipmiş gibi, tevessülü itikada aykırı görmeleri, onların bakışlarının bulanıklığından başka neyle açıklanabilir?

    Allah-u Zülcelal, nasıl ki büyük meleklerden olan Mikail (as)ı kevni konularda, kainattaki işlerle vazifelendirmiş ise ve o da yağmurun yağmasına, rüzgarın esmesine, bir şahit ve nöbetçi gibi vazife yapıyorsa, Peygamberlerin ve Evliyaullahın ruhaniyetleri de Allah’ın yaratmakta olduğu olaylara şahitler hükmünde vazifedardırlar.

    Ayet-i Kerimeler Ne Diyor?

    Nitekim Suheyb (radıyallahu anh) dan rivayete göre, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Burûc Suresinde zikredilen Ashab-ı Uhdûd kıssasındaki çocuktan bahsederken:

    "O çocuk, körü ve alacalıyı iyi ediyor, insanları diğer hastalıklardan da tedavî ediyordu. " (7) buyurmuştur.

    Mevlâ Tealâ, kendisi için: "Bütün işleri O yönetiyor." (Yunus Suresi: 3 den) buyurduğu halde, melekler hakkında:

    "İşleri yönetenler." (Nâzi'ât Suresi'5) buyuruyor. Yine kendisi hakkında: "Ölüm meleği sizi alır. " (Secde Suresi 11'den) buyurmaktadır. Yine böylece: "Allah dilediğini hidayet eder." (Nur Suresi: 46 dan) buyurmuşken, Peygamberleri hakkında:

    "Biz onları bizim emrimizle" Hidâyet eden önderler yaptık." (Enbiya Suresi: 73 den), Resulullah (sav) hakkında da: "Elbette sen dosdoğru bir yola hidayet edersin." (Şu'arâ Suresi: 52 den) buyurmuştur. Bunun örnekleri daha pek çoktur.

    Cebrail (aleyhisselâm) da Meryem valideye: “Sana bir çocuk vereceğim” (Meryem Suresi:19 dan) demiştir.

    Bütün bu ayet-i kerimeler, açıkça ifade etmektedir ki, bütün işleri yaratan ve yöneten hakikatte, ancak Allah-u Tealâ ise de bazı kullarına, tedbir, hidayet, hıfz, himaye ve hibe (yönetme, erdirme, koruma, kollama ve bağış yapma) gibi konularda ehliyet ve salâhiyet (yetki) vermiştir.

    Artık bu vesileleri inkar etmek, insaftan ve idraktan değildir. İşte rabıtayı, tevessülü, isti'âne ve istiğâ'seyi (Allah dostlarını hatırlayıp, onlardan himmet istemeyi) kabul etmeyenler, yabu nasları (açık delilleri) anlamayacak kadar cahil veya ilimleri, işin iç yüzünü kavrayamayacak kadar sathî (yüzeysel)’dir.


    (Ahmed Mahmut Ünlü, Tarikat-ı Aliyye’de Râbıta-ı Celile isimli eserden istifade edilmiştir.)

    Dipnotlar:
    1)Taberanî, el-Mu'cemü'l-Kebîr, No: 290, 17/117, Heysemî, Mecme'u 'z-Zevâid, No: 17103, 10/188
    2)İbni Hacerel-Askalânî, Muhtasar-u Zevûidi'l-Bezzâr, No: 2128, 2/420
    3)Ebu Yâ'la, Müsned, No: 5269, 9/177, ibni Hacer, el- Metâlibu'l-Âliye, No: 3375, 3/239, Taberanî, el-Mu'cemü'l-Kebîr, No: 10518, 10/217, Deylemî, Müsned-i Firdevs, No: 1311,1/330
    4)îbn-i Allan, el-Fütûhâtü'r-Rabbâniyye, 5/150-151
    5)İbn-i Kesir, el-Bidaye ve’n-Nihaye: 6/324
    6)Buhari el-edeb’ül-Müfret: 438 no:993 sh:262
    7)Müslim, zahd: 17, No: 3005, 4/2299, Sahih-ibni Hıbbân, No: 870, 2/116


  9. 14.Eylül.2012, 20:09
    17
    Ercan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Temmuz.2011
    Üye No: 88468
    Mesaj Sayısı: 3,121
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: Gaziantep

    Cevap: Peygamber mu'cize, evliyâ kerâmet gösterir demek küfürdür Bu Bilgiler Doğru mu

    İslamyolu kardeşim, dost ararsan Allah yeter. Dostun varken dostunun dostuna ne ihtiyacın var?

    Alıntı
    "Ben başımın üstünde onu bir levha-i hikmet olarak tâlik etmişim. Her sabah ve akşam ona bakarım, dersimi alırım:"

    "Dost istersen Allah yeter. Evet, O dost ise her şey dosttur."

    "Yârân istersen Kur’ân yeter. Evet, ondaki enbiya ve melâike ile hayalen görüşür ve vukuatlarını seyredip ünsiyet eder."

    "Mal istersen kanaat yeter. Evet, kanaat eden iktisat eder; iktisat eden bereket bulur."

    "Düşman istersen nefis yeter. Evet, kendini beğenen belâyı bulur, zahmete düşer; kendini beğenmeyen safâyı bulur, rahmete gider."

    "Nasihat istersen ölüm yeter. Evet, ölümü düşünen, hubb-u dünyadan kurtulur ve âhiretine ciddî çalışır."
    (bk. Mektubat, Yirmi Üçüncü Mektup)



  10. 14.Eylül.2012, 20:09
    17
    Devamlı Üye
    İslamyolu kardeşim, dost ararsan Allah yeter. Dostun varken dostunun dostuna ne ihtiyacın var?

    Alıntı
    "Ben başımın üstünde onu bir levha-i hikmet olarak tâlik etmişim. Her sabah ve akşam ona bakarım, dersimi alırım:"

    "Dost istersen Allah yeter. Evet, O dost ise her şey dosttur."

    "Yârân istersen Kur’ân yeter. Evet, ondaki enbiya ve melâike ile hayalen görüşür ve vukuatlarını seyredip ünsiyet eder."

    "Mal istersen kanaat yeter. Evet, kanaat eden iktisat eder; iktisat eden bereket bulur."

    "Düşman istersen nefis yeter. Evet, kendini beğenen belâyı bulur, zahmete düşer; kendini beğenmeyen safâyı bulur, rahmete gider."

    "Nasihat istersen ölüm yeter. Evet, ölümü düşünen, hubb-u dünyadan kurtulur ve âhiretine ciddî çalışır."
    (bk. Mektubat, Yirmi Üçüncü Mektup)






+ Yorum Gönder
Git İlk 12