Konusunu Oylayın.: İmanda Şüphenin Durumu

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İmanda Şüphenin Durumu
  1. 02.Eylül.2012, 21:05
    13
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: İmanda Şüphenin Durumu

    reklam


    Cevap: İmanda Şüphenin Durumu isimli yazı www.Mumsema.comCevap: İmanda Şüphenin Durumu
    Elhamdulillah,

    Anlayamazsın tabii bildiğin halde alaylı bir şekilde sorarsan. Herkes her konuda birşeyler sorar bende nefs hakkında sordum bilmiyorsan sana yaz diyen de olmadı.

    Ey insan, 'üstün kerem sahibi' olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir? (İnfitar Suresi, 6)
    Ki O, seni yarattı, 'sana bir düzen içinde biçim verdi' ve seni bir itidal üzere kıldı. (İnfitar Suresi, 7)

    kim imiş biçim veren bildiğin halde tekrar gördün mü ?


  2. 02.Eylül.2012, 21:05
    13
    reklam


    Elhamdulillah,

    Anlayamazsın tabii bildiğin halde alaylı bir şekilde sorarsan. Herkes her konuda birşeyler sorar bende nefs hakkında sordum bilmiyorsan sana yaz diyen de olmadı.

    Ey insan, 'üstün kerem sahibi' olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir? (İnfitar Suresi, 6)
    Ki O, seni yarattı, 'sana bir düzen içinde biçim verdi' ve seni bir itidal üzere kıldı. (İnfitar Suresi, 7)

    kim imiş biçim veren bildiğin halde tekrar gördün mü ?


  3. 02.Eylül.2012, 21:12
    14
    ELHAMDULİLLAH
    İnşaAllah Devamlı Üye.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Eylül.2012
    Üye No: 97696
    Mesaj Sayısı: 454
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: İmanda Şüphenin Durumu

    reklam


    Alıntı
    Bize bu Ayet-i Kerimeyi tam manasıyla açmanız mümkünmü acaba
    Sorumuz bu oldu.

    Alıntı
    Ki O, seni yarattı, 'sana bir düzen içinde biçim verdi' ve seni bir itidal üzere kıldı (İnfitar Suresi, 7)


    Aldığımız cevapta bu oldu doğal olarak.

    Alıntı
    Bize bu Ayet-i Kerimeyi tam manasıyla açmanız (TEFSİR'en) mümkünmü acaba



  4. 02.Eylül.2012, 21:12
    14
    İnşaAllah Devamlı Üye.
    reklam


    Alıntı
    Bize bu Ayet-i Kerimeyi tam manasıyla açmanız mümkünmü acaba
    Sorumuz bu oldu.

    Alıntı
    Ki O, seni yarattı, 'sana bir düzen içinde biçim verdi' ve seni bir itidal üzere kıldı (İnfitar Suresi, 7)


    Aldığımız cevapta bu oldu doğal olarak.

    Alıntı
    Bize bu Ayet-i Kerimeyi tam manasıyla açmanız (TEFSİR'en) mümkünmü acaba



  5. 02.Eylül.2012, 21:13
    15
    Kırlangıç.
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Temmuz.2012
    Üye No: 96892
    Mesaj Sayısı: 584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Yaş: 20
    Bulunduğu yer: Mümine zindan, kafire cennet.

    Cevap: İmanda Şüphenin Durumu

    Lütfen kavga ediyorsanız başka bir yerde ediniz, ne sebeple olursa olsun herhangi bir kavganın müsebbibi olmak istemiyorum.Ben bu soruyu sormasaydım iki din kardeşi tartışmayacaktı ve bu beni üzüyor.


  6. 02.Eylül.2012, 21:13
    15
    Devamlı Üye
    Lütfen kavga ediyorsanız başka bir yerde ediniz, ne sebeple olursa olsun herhangi bir kavganın müsebbibi olmak istemiyorum.Ben bu soruyu sormasaydım iki din kardeşi tartışmayacaktı ve bu beni üzüyor.


  7. 02.Eylül.2012, 21:24
    16
    ELHAMDULİLLAH
    İnşaAllah Devamlı Üye.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Eylül.2012
    Üye No: 97696
    Mesaj Sayısı: 454
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: İmanda Şüphenin Durumu

    Kavgamı.

    ebediyetyolcusu 'yla mı kavga. Asla.

    Siz neden bu hususda üzüldünüz ki; Ben bu hususun FECR SURESİ'nde olduğunu biliyordum dedi.

    Bizde mubarek olsun dedik.

    Başka bir ayetle desteklemek istedi.

    Bizde anlamadık, tefsiri sizce malummu diye sorduk.

    Siz burada kavgayı nerede buldunuz. Doğrusu biz sizin üzüleceğinizi bilseydik. Hiç ilme devam etmezdik bu hususda.


  8. 02.Eylül.2012, 21:24
    16
    İnşaAllah Devamlı Üye.
    Kavgamı.

    ebediyetyolcusu 'yla mı kavga. Asla.

    Siz neden bu hususda üzüldünüz ki; Ben bu hususun FECR SURESİ'nde olduğunu biliyordum dedi.

    Bizde mubarek olsun dedik.

    Başka bir ayetle desteklemek istedi.

    Bizde anlamadık, tefsiri sizce malummu diye sorduk.

    Siz burada kavgayı nerede buldunuz. Doğrusu biz sizin üzüleceğinizi bilseydik. Hiç ilme devam etmezdik bu hususda.


  9. 02.Eylül.2012, 21:29
    17
    Kırlangıç.
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Temmuz.2012
    Üye No: 96892
    Mesaj Sayısı: 584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Yaş: 20
    Bulunduğu yer: Mümine zindan, kafire cennet.

    Cevap: İmanda Şüphenin Durumu

    Kavga gibi gözüktü gözüme, biriniz sen bu tavrınla o makamın adamı olamazsın demiş biriniz alaycı bir üslupla soru soruyorsun, sana yaz diyen olmadı filan yazmış yine.Ben yanlış anladım demek ki, kusuruma bakmayın.


  10. 02.Eylül.2012, 21:29
    17
    Devamlı Üye
    Kavga gibi gözüktü gözüme, biriniz sen bu tavrınla o makamın adamı olamazsın demiş biriniz alaycı bir üslupla soru soruyorsun, sana yaz diyen olmadı filan yazmış yine.Ben yanlış anladım demek ki, kusuruma bakmayın.


  11. 02.Eylül.2012, 21:49
    18
    ELHAMDULİLLAH
    İnşaAllah Devamlı Üye.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Eylül.2012
    Üye No: 97696
    Mesaj Sayısı: 454
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: İmanda Şüphenin Durumu

    Alıntı
    sen bu tavrınla o makamın adamı olamazsın demiş
    Doğruda demiş. Biz öyle bir görüntü vermişiz ki; fotoğrafı bu şekilde önümüze koymuşlar. Doğru demiş kardeşim. Niyetimiz o değildi belki ama fotoğraf öyle görünmüş. O'da fotoğrafı çekip önümüze koymuş. Allah Razı Olsun.

    Alıntı
    Anlayamazsın tabii bildiğin halde alaylı bir şekilde sorarsan Herkes her konuda birşeyler sorar bende nefs hakkında sordum bilmiyorsan sana yaz diyen de olmadı
    Yine fotoğraf mevzuu. Biz öyle poz vermişiz. O'da fotoğrafı çekip önümüze koymuş. Kendine çeki düzen ver demiş. Allah Razı Olsun.

    Alıntı
    Ben yanlış anladım demek ki, kusuruma bakmayın
    Bu seferde fotoğraf makinesini siz elinize alıp, bu halin fotoğrafını çekip, önümüze koymuşsunuz. Sizden de Allah Razı Olsun.


  12. 02.Eylül.2012, 21:49
    18
    İnşaAllah Devamlı Üye.
    Alıntı
    sen bu tavrınla o makamın adamı olamazsın demiş
    Doğruda demiş. Biz öyle bir görüntü vermişiz ki; fotoğrafı bu şekilde önümüze koymuşlar. Doğru demiş kardeşim. Niyetimiz o değildi belki ama fotoğraf öyle görünmüş. O'da fotoğrafı çekip önümüze koymuş. Allah Razı Olsun.

    Alıntı
    Anlayamazsın tabii bildiğin halde alaylı bir şekilde sorarsan Herkes her konuda birşeyler sorar bende nefs hakkında sordum bilmiyorsan sana yaz diyen de olmadı
    Yine fotoğraf mevzuu. Biz öyle poz vermişiz. O'da fotoğrafı çekip önümüze koymuş. Kendine çeki düzen ver demiş. Allah Razı Olsun.

    Alıntı
    Ben yanlış anladım demek ki, kusuruma bakmayın
    Bu seferde fotoğraf makinesini siz elinize alıp, bu halin fotoğrafını çekip, önümüze koymuşsunuz. Sizden de Allah Razı Olsun.


  13. 02.Eylül.2012, 21:57
    19
    Kırlangıç.
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Temmuz.2012
    Üye No: 96892
    Mesaj Sayısı: 584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Yaş: 20
    Bulunduğu yer: Mümine zindan, kafire cennet.

    Cevap: İmanda Şüphenin Durumu

    Çok ilginç bir bakış açısı.Herkes sizin gibi düşünse bu dünyada eminim çok şey farklı olurdu.


  14. 02.Eylül.2012, 21:57
    19
    Devamlı Üye
    Çok ilginç bir bakış açısı.Herkes sizin gibi düşünse bu dünyada eminim çok şey farklı olurdu.


  15. 02.Eylül.2012, 22:10
    20
    ELHAMDULİLLAH
    İnşaAllah Devamlı Üye.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Eylül.2012
    Üye No: 97696
    Mesaj Sayısı: 454
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: İmanda Şüphenin Durumu

    İNSANOĞLU Rab'bimin YER YÜZÜNDE DOLAŞAN HALİFESİ değilmi.

    Alıntı
    6/165- O, sizi yeryüzünde halifeler (oraya hakim kimseler) yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır. Şüphe yok ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
    Alıntı
    2/30- Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler, Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.
    Şimdi halifeyi üzelimde, kelleden mi olalım. O mahlukun, MABUD'u yokmu. İllaki var.


  16. 02.Eylül.2012, 22:10
    20
    İnşaAllah Devamlı Üye.
    İNSANOĞLU Rab'bimin YER YÜZÜNDE DOLAŞAN HALİFESİ değilmi.

    Alıntı
    6/165- O, sizi yeryüzünde halifeler (oraya hakim kimseler) yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır. Şüphe yok ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
    Alıntı
    2/30- Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler, Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.
    Şimdi halifeyi üzelimde, kelleden mi olalım. O mahlukun, MABUD'u yokmu. İllaki var.


  17. 02.Eylül.2012, 22:35
    21
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: İmanda Şüphenin Durumu

    Elhamdulillah@

    Sen nefs'ül mutmainne hakkında yorum yapamayız dedin bu doğrudur, açıkcası hiçbir ayet hakkında yorum yapamayız. Ama Rabbim bilmediğini bir bilene sor buyurdu, nefs konusu da en önemli konulardan biridir ki, ayette
    Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir buyuruldu.

    Şimdi yorum yapamayız diye, ne olduğunu da öğrenmeyelim mi o halde, onun için müfessirlerin yaptığı tefsirlere bakmak yanlış mı ? Bu konuyu yorum yapamıyoruz diye sormayalım mı bir bilene ?

    Fecr Suresinin ayetlerini iki defa verdin bende zaten o ayeti diyorum dedim isabet etmişim mübarek olsun peki ne
    anlamda zaten senin söylediklerinden coğumuzun da haberi var.

    Önemli olan nefs ne şekilde arındıracağız ki o ayetin muhatablarından olalım.


  18. 02.Eylül.2012, 22:35
    21
    Elhamdulillah@

    Sen nefs'ül mutmainne hakkında yorum yapamayız dedin bu doğrudur, açıkcası hiçbir ayet hakkında yorum yapamayız. Ama Rabbim bilmediğini bir bilene sor buyurdu, nefs konusu da en önemli konulardan biridir ki, ayette
    Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir buyuruldu.

    Şimdi yorum yapamayız diye, ne olduğunu da öğrenmeyelim mi o halde, onun için müfessirlerin yaptığı tefsirlere bakmak yanlış mı ? Bu konuyu yorum yapamıyoruz diye sormayalım mı bir bilene ?

    Fecr Suresinin ayetlerini iki defa verdin bende zaten o ayeti diyorum dedim isabet etmişim mübarek olsun peki ne
    anlamda zaten senin söylediklerinden coğumuzun da haberi var.

    Önemli olan nefs ne şekilde arındıracağız ki o ayetin muhatablarından olalım.


  19. 02.Eylül.2012, 22:48
    22
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: İmanda Şüphenin Durumu

    Elmalılı Tefsirinden alıntı

    Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', (Şems Suresi, 7)

    Nefis, ruh ile bedenden oluşan zat veya bedeni idare eden ruhtur. Nefis deyince bunlar anlaşılır. Bedenin düzgünleştirilmesi, yaratılışının "Onu düzeltip ruhumdan ona üflediğim zaman."(Hıcr, 15/29) âyeti mânâsınca ruh üfürülebilir bir seviyeye getirilmesidir. Nefsin düzgünleştirilmesi ise, ruhun üflenmesiyle olgunlaşmasına kabiliyetli olmak üzere uzuvlarının ve iç ve dış kuvvetlerinin düzenine konulmasıdır.

    "Onu bina edene", "onu döşeyene" ve "onu düzenine koyana" âyetlerinde geçen nın mevsul veya mastar ma'sı olması hakkında tefsircilerin iki görüşü vardır. Mevsul olması, doğrudan doğruya bu fiillerin yapıcısı olan yüce Allah'ın bildirmesi nedeniyle daha açık ve sözün akışına daha uygundur. Ancak yüce Allah hakkında şey tabirinin kullanılması zahire uymaz gibi görünür. Bundan dolayı Ferra, Zeccâc, Müberred, Katade ve daha bir çokları bunu mastar ma'sı kabul ederek, "yapması, döşemesi ve düzenine koyması" diye tefsir edileceği görüşüne varmışlardır. Bu durumda gelecek "ona ilham etti" fiili de bunlara bağlı olduğundan mastar mânâsına alınarak "ilham etmesi" demek olur. Zemahşeri'nin belirttiği bozukluk bulunmaz. Fakat bunda da bu dört fiilin altında gizli bulunan fail zamirlerin, yerlerini tuttukları isimlerin zikredilmemiş olması zahire uymaz. Zamirin yerini tutmuş olduğu ismin hükmen bilinmiş olması da yeterli olabilirse de, fiili hatırlatmaktan asıl maksat fâilini hatırlatmak olduğu için nın mevsul olması daha açık ve nazımda daha uyumludur.

    Bu âyetlerde yerine denilmiş olması ise iki sebeptendir:

    Birisi, 'da müphemlik daha kuvvetli olmak ve hayret mânâsında kullanılmak itibarıyla "şanı hayret veren bir yapıcı " mânâsına Allah'ın zatını tam olarak anlamanın mümkün olmadığına ima nüktesidir.

    Diğeri de, Allah'ı tanımayanlara bu fiillerle tanıtılmak üzere, "o sizin tanımadığınız Allah, bunları yapan yüce yaratıcıdır" demek mânâsını ifade içindir. "Mâ"nın mastar mâ'sı olması durumunda ise bu mânâ dolambaçlı olarak anlatılmış olacaktır. Bundan dolayı biz de meâlde "mevsul" olmasını tercih ederek tefsirde mastar mâ'sı olmasına da işaret ettik.

    8. Görülüyor ki, güneşten başlayan ve gecesi, gündüzü, yeri ve göğüyle âlemi dolaştıran yemin, dıştaki delillerden sonra nefsin anlaşılması deliliyle önce Allah'a döndürülmüştür. O yüce yaratıcı ki, insan nefsini yaratıp düzenine koymuş. Kabiliyet vermiş de ona kötülük ve takvasını ilham etmiştir.

    İLHÂM, aslında bir şeyi bir defada yutmak mânâsına "lehm" kökünden if'âl kalıbında bir mastar olup bir anda yutturmak mânâsınadır. Bundan, bir mânâyı gönüle düşürmek ve telkin etmek mânâsında meşhur olmuştur.

    FÜCÛR, haktan sapmak, hak yolu yarıp düzeninden çıkarak kötülük ve isyana düşmektir. Bilhassa zina etmek, yalan söylemek, daha Türkçesi edepsizlik etmek mânâsında kullanılır. Böyle kötü ve günah olan fiillere de fücur denilir.

    TAKVA da fücurun zıddı olarak, nefsi kurtarmanın, Allah'ın koruması altında fenalıktan sakınmanın ismidir. Neticesi korunmak olan hayır ve itaat fiillerini kapsar. Şu halde bir nefse fücurunu ve takvasını ilham etmek, fücur yapmasını ve ondan korunmasını kalbine duyurmak ve dolayısıyla onu ikisi arasında kendi seçimi ile başbaşa bırakmak mânâsına sanılabilirse de asıl mânâ kötülüğün kötülük, yani nefse zarar, bozukluk; takvanın da takva, yani nefsi koruma, iyi olduğunu duyurmak ve dolayısıyla yapılması veya yapılmaması günah ve kötü olan işlerden sakınmak; takva ve hayır olan işleri yaparak korunmak gerektiğini telkin etmedir. Zira "kötü" kavramı yermeyi ve dolayısıyla yasaklamayı, "takva" kavramı ise övmeyi ve dolayısıyla yapılmasının emredilmesini gerektirir. Bir de takva sadece "sakınmak" mânâsına bir mastar olmayıp bir mastar ismi olduğu için burada ona karşılık olarak zikredilen fücur da "günah işlemek" mânâsına mastar olmayıp yapılması veya yapılmaması kötü olan şer ve günah işler mânâsına isim olması yaraşır. Bu nedenle de fücûr ve takvayı ilham, bir nefse "bunları yap" diye ikisinin de yapılmasını ilham mânâsına olmayıp herhangi bir işte "bu kötüdür, şer ve günahtır, nefsi fenalığa sürüklemektir. Şu yönden zarardır, yapma. Şu da takvadır. Hayır ve itaattır. Fenalıktan korunmadır, yap" diye bir nefse şerri ve hayrı, kötü ve iyiyi, zarar ve yararı beyan ve telkin ederek birinden sakındırıp birini yapmak iyi olacağını duyurmak demek olur. Kuşku yok ki yüce Allah her nefse, bir iyilik, kötülük, kâr ve zarar duygusu vermiştir. Bunun birisi sonuç itibarıyla o nefis hakkında tehlike, birisi de kazanç ve başarıdır. Onun için insan zarardan kaçınır, kâra atılır. Bu toplu mânâ ile ilham, yaratılıştan her nefiste genellikle cereyan eder. Şu kadar ki insan sonuç itibarıyla hangi şeyin iyi, hangi şeyin kötü olduğunu her hususta aklıyla her zaman bilemez. Özellikle kişi ömrünün yeterli olamayacağı derecede uzun tecrübelere bağlı olan şeyleri bir nakil ve duyurma olmadıkça hiç bilemez. Bunlar ilham alabilir, kudsi nefislere vahiy ile veya asırlarca süren tecrübelerle bildirlir.


  20. 02.Eylül.2012, 22:48
    22
    Elmalılı Tefsirinden alıntı

    Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', (Şems Suresi, 7)

    Nefis, ruh ile bedenden oluşan zat veya bedeni idare eden ruhtur. Nefis deyince bunlar anlaşılır. Bedenin düzgünleştirilmesi, yaratılışının "Onu düzeltip ruhumdan ona üflediğim zaman."(Hıcr, 15/29) âyeti mânâsınca ruh üfürülebilir bir seviyeye getirilmesidir. Nefsin düzgünleştirilmesi ise, ruhun üflenmesiyle olgunlaşmasına kabiliyetli olmak üzere uzuvlarının ve iç ve dış kuvvetlerinin düzenine konulmasıdır.

    "Onu bina edene", "onu döşeyene" ve "onu düzenine koyana" âyetlerinde geçen nın mevsul veya mastar ma'sı olması hakkında tefsircilerin iki görüşü vardır. Mevsul olması, doğrudan doğruya bu fiillerin yapıcısı olan yüce Allah'ın bildirmesi nedeniyle daha açık ve sözün akışına daha uygundur. Ancak yüce Allah hakkında şey tabirinin kullanılması zahire uymaz gibi görünür. Bundan dolayı Ferra, Zeccâc, Müberred, Katade ve daha bir çokları bunu mastar ma'sı kabul ederek, "yapması, döşemesi ve düzenine koyması" diye tefsir edileceği görüşüne varmışlardır. Bu durumda gelecek "ona ilham etti" fiili de bunlara bağlı olduğundan mastar mânâsına alınarak "ilham etmesi" demek olur. Zemahşeri'nin belirttiği bozukluk bulunmaz. Fakat bunda da bu dört fiilin altında gizli bulunan fail zamirlerin, yerlerini tuttukları isimlerin zikredilmemiş olması zahire uymaz. Zamirin yerini tutmuş olduğu ismin hükmen bilinmiş olması da yeterli olabilirse de, fiili hatırlatmaktan asıl maksat fâilini hatırlatmak olduğu için nın mevsul olması daha açık ve nazımda daha uyumludur.

    Bu âyetlerde yerine denilmiş olması ise iki sebeptendir:

    Birisi, 'da müphemlik daha kuvvetli olmak ve hayret mânâsında kullanılmak itibarıyla "şanı hayret veren bir yapıcı " mânâsına Allah'ın zatını tam olarak anlamanın mümkün olmadığına ima nüktesidir.

    Diğeri de, Allah'ı tanımayanlara bu fiillerle tanıtılmak üzere, "o sizin tanımadığınız Allah, bunları yapan yüce yaratıcıdır" demek mânâsını ifade içindir. "Mâ"nın mastar mâ'sı olması durumunda ise bu mânâ dolambaçlı olarak anlatılmış olacaktır. Bundan dolayı biz de meâlde "mevsul" olmasını tercih ederek tefsirde mastar mâ'sı olmasına da işaret ettik.

    8. Görülüyor ki, güneşten başlayan ve gecesi, gündüzü, yeri ve göğüyle âlemi dolaştıran yemin, dıştaki delillerden sonra nefsin anlaşılması deliliyle önce Allah'a döndürülmüştür. O yüce yaratıcı ki, insan nefsini yaratıp düzenine koymuş. Kabiliyet vermiş de ona kötülük ve takvasını ilham etmiştir.

    İLHÂM, aslında bir şeyi bir defada yutmak mânâsına "lehm" kökünden if'âl kalıbında bir mastar olup bir anda yutturmak mânâsınadır. Bundan, bir mânâyı gönüle düşürmek ve telkin etmek mânâsında meşhur olmuştur.

    FÜCÛR, haktan sapmak, hak yolu yarıp düzeninden çıkarak kötülük ve isyana düşmektir. Bilhassa zina etmek, yalan söylemek, daha Türkçesi edepsizlik etmek mânâsında kullanılır. Böyle kötü ve günah olan fiillere de fücur denilir.

    TAKVA da fücurun zıddı olarak, nefsi kurtarmanın, Allah'ın koruması altında fenalıktan sakınmanın ismidir. Neticesi korunmak olan hayır ve itaat fiillerini kapsar. Şu halde bir nefse fücurunu ve takvasını ilham etmek, fücur yapmasını ve ondan korunmasını kalbine duyurmak ve dolayısıyla onu ikisi arasında kendi seçimi ile başbaşa bırakmak mânâsına sanılabilirse de asıl mânâ kötülüğün kötülük, yani nefse zarar, bozukluk; takvanın da takva, yani nefsi koruma, iyi olduğunu duyurmak ve dolayısıyla yapılması veya yapılmaması günah ve kötü olan işlerden sakınmak; takva ve hayır olan işleri yaparak korunmak gerektiğini telkin etmedir. Zira "kötü" kavramı yermeyi ve dolayısıyla yasaklamayı, "takva" kavramı ise övmeyi ve dolayısıyla yapılmasının emredilmesini gerektirir. Bir de takva sadece "sakınmak" mânâsına bir mastar olmayıp bir mastar ismi olduğu için burada ona karşılık olarak zikredilen fücur da "günah işlemek" mânâsına mastar olmayıp yapılması veya yapılmaması kötü olan şer ve günah işler mânâsına isim olması yaraşır. Bu nedenle de fücûr ve takvayı ilham, bir nefse "bunları yap" diye ikisinin de yapılmasını ilham mânâsına olmayıp herhangi bir işte "bu kötüdür, şer ve günahtır, nefsi fenalığa sürüklemektir. Şu yönden zarardır, yapma. Şu da takvadır. Hayır ve itaattır. Fenalıktan korunmadır, yap" diye bir nefse şerri ve hayrı, kötü ve iyiyi, zarar ve yararı beyan ve telkin ederek birinden sakındırıp birini yapmak iyi olacağını duyurmak demek olur. Kuşku yok ki yüce Allah her nefse, bir iyilik, kötülük, kâr ve zarar duygusu vermiştir. Bunun birisi sonuç itibarıyla o nefis hakkında tehlike, birisi de kazanç ve başarıdır. Onun için insan zarardan kaçınır, kâra atılır. Bu toplu mânâ ile ilham, yaratılıştan her nefiste genellikle cereyan eder. Şu kadar ki insan sonuç itibarıyla hangi şeyin iyi, hangi şeyin kötü olduğunu her hususta aklıyla her zaman bilemez. Özellikle kişi ömrünün yeterli olamayacağı derecede uzun tecrübelere bağlı olan şeyleri bir nakil ve duyurma olmadıkça hiç bilemez. Bunlar ilham alabilir, kudsi nefislere vahiy ile veya asırlarca süren tecrübelerle bildirlir.


  21. 02.Eylül.2012, 23:39
    23
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: İmanda Şüphenin Durumu

    öncelikle Elhamdulillah bu sahte tevazuyu da o tevazunun arkasındaki kibri de tanıyoruz

    beğenmediği hadislerin sahibi olan Resulullah'ı da
    onu resul olarak tayin eden ilahı da -haşa- ayaklarının altına alanların kokusunu buradan alıyoruz

    dini oyuncak edinmeyi ne zaman bırakacaksın?
    sen de hiç Allah korkusu yok mu?
    her ayet ve hadisi heva ve hevesinle tahrif etmek zorunda mısın?

    NOT: kime yazdığımı anlayan anladı lütfen diğerleri "beni mi kast ettin?" gibisinden sorular sormasın



    Alıntı
    @mir kardeş şüphenin her türlüsünün dil ile söylemeyince zararsız olduğunu,
    kalbe gelip giden şübhenin zararı yoktur
    kalb şübheyi tasdik ederse dille söylemese bile iman gider

    Alıntı
    ve arada bir imanımızdan şüphelenip imanımızı kontrol etmenin imandan olduğunu söylüyorlar.İmanından şüphe etmek
    imanlı olduğumuzdan şübhe etmek ayrı
    iman ettiğimiz şeylerin varlığından ve doğruluğundan şübhe etmek ayrıdır

    1.si "Acaba Allah imanımı kabul edecek mi? Acaba Allah beni Mümin kullarından sayacak mı? Acaba Allah iman iddiamı samimi bılacak mı?"
    tarzından şübhelerdir ki bu Ömer ra'tan bile rivayet edilmiştir
    yani o bile Allah katında münafık olarak yazılıp yazılmadığından şübhe etmiştir

    2.si ise "Acaba Allah var mı yok mu?" tarzı bir şübhedir ki
    bunun cevabını yukarda verdim
    şeytan bu tür şübheleri kulun kalbine atar
    kul bundan hemen tevbe istiğfar edip imanını arttırmalıdır
    bunu kalbi ile tasdik etmemeli dili ile de söylemektense ateşe atılmayı tercih etmelidir

    Alıntı
    ya da ahiretle ilgili şüpheler kişideki imanın göstergesiymiş,
    ahirettin varlığından şübhe etmek küfürdür
    kendi ahiretinin ne olacağını garanti görmemek
    korku ile ümid arasında olmak farzdır
    sanırım bu ikincisi kast edilmiş

    Alıntı
    tabi kamil bir iman sahibinde bunlar olmasa da inançsız birine bu şüphelerin hiç uğramayacağı
    Ömer ra ve ashabtan 20 kadar kişide bu tip bir şübhe varmış
    yani "Allah imanımı kabul edecek mi?" türünden bir şübhe
    onların imanı kamil değilse kiminki kamil acaba?

    Alıntı
    dolayısıyla şüphenin kendisinin imandan olduğu söyleniyor.Ama ne derece doğrudur bilmiyorum, zaten o yüzden soruyorum.
    evet kafir kendini kesin cennetlik görür
    hatta daha yeni ibadetlerden yüz çevirdiği halde "önemli olan kalb temizliği. benim kalbim temiz" diyenlerin
    Allah'ın bir tür tuzağında olduklarına dair bir rivayet okudum

    ve evet yukarda zikrettiğim ashabın şübhesi türünden şübheler imandan olabilir

    Allahu Alem


  22. 02.Eylül.2012, 23:39
    23
    âb ü kil
    öncelikle Elhamdulillah bu sahte tevazuyu da o tevazunun arkasındaki kibri de tanıyoruz

    beğenmediği hadislerin sahibi olan Resulullah'ı da
    onu resul olarak tayin eden ilahı da -haşa- ayaklarının altına alanların kokusunu buradan alıyoruz

    dini oyuncak edinmeyi ne zaman bırakacaksın?
    sen de hiç Allah korkusu yok mu?
    her ayet ve hadisi heva ve hevesinle tahrif etmek zorunda mısın?

    NOT: kime yazdığımı anlayan anladı lütfen diğerleri "beni mi kast ettin?" gibisinden sorular sormasın



    Alıntı
    @mir kardeş şüphenin her türlüsünün dil ile söylemeyince zararsız olduğunu,
    kalbe gelip giden şübhenin zararı yoktur
    kalb şübheyi tasdik ederse dille söylemese bile iman gider

    Alıntı
    ve arada bir imanımızdan şüphelenip imanımızı kontrol etmenin imandan olduğunu söylüyorlar.İmanından şüphe etmek
    imanlı olduğumuzdan şübhe etmek ayrı
    iman ettiğimiz şeylerin varlığından ve doğruluğundan şübhe etmek ayrıdır

    1.si "Acaba Allah imanımı kabul edecek mi? Acaba Allah beni Mümin kullarından sayacak mı? Acaba Allah iman iddiamı samimi bılacak mı?"
    tarzından şübhelerdir ki bu Ömer ra'tan bile rivayet edilmiştir
    yani o bile Allah katında münafık olarak yazılıp yazılmadığından şübhe etmiştir

    2.si ise "Acaba Allah var mı yok mu?" tarzı bir şübhedir ki
    bunun cevabını yukarda verdim
    şeytan bu tür şübheleri kulun kalbine atar
    kul bundan hemen tevbe istiğfar edip imanını arttırmalıdır
    bunu kalbi ile tasdik etmemeli dili ile de söylemektense ateşe atılmayı tercih etmelidir

    Alıntı
    ya da ahiretle ilgili şüpheler kişideki imanın göstergesiymiş,
    ahirettin varlığından şübhe etmek küfürdür
    kendi ahiretinin ne olacağını garanti görmemek
    korku ile ümid arasında olmak farzdır
    sanırım bu ikincisi kast edilmiş

    Alıntı
    tabi kamil bir iman sahibinde bunlar olmasa da inançsız birine bu şüphelerin hiç uğramayacağı
    Ömer ra ve ashabtan 20 kadar kişide bu tip bir şübhe varmış
    yani "Allah imanımı kabul edecek mi?" türünden bir şübhe
    onların imanı kamil değilse kiminki kamil acaba?

    Alıntı
    dolayısıyla şüphenin kendisinin imandan olduğu söyleniyor.Ama ne derece doğrudur bilmiyorum, zaten o yüzden soruyorum.
    evet kafir kendini kesin cennetlik görür
    hatta daha yeni ibadetlerden yüz çevirdiği halde "önemli olan kalb temizliği. benim kalbim temiz" diyenlerin
    Allah'ın bir tür tuzağında olduklarına dair bir rivayet okudum

    ve evet yukarda zikrettiğim ashabın şübhesi türünden şübheler imandan olabilir

    Allahu Alem


  23. 02.Eylül.2012, 23:43
    24
    ELHAMDULİLLAH
    İnşaAllah Devamlı Üye.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Eylül.2012
    Üye No: 97696
    Mesaj Sayısı: 454
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: İmanda Şüphenin Durumu

    İşimiz çok zor ebediyetyolcusu, dünya diye bir yerdeyiz. TÜM İNSANLAR GARİB.

    İlk ve temel taşı ise NEFS'i ISLAH'ın, ZAHİRE göre hükümlenip, öncelikle NAMAZ, İLLA NAMAZ. İLLAKİ NAMAZ.

    Ayet-i Kerimelerin bir çoğu, NAMAZ diye başlıyor.

    Peki nasıl bir namaz. HUŞU İÇİNDE KILINAN ve topuğundaki oku almak isteyenlere, iki rekat namaza durayım. Namazım bitene kadar, O'nu oradan çıkartın diyecek kadar İMAN İLE kılınan bir NAMAZ.

    Sonra adab-i muhaşeret. Nefs-i Islah'da. Önümüze bir tepsi baklava geldi. Herkes daldı gidiyor. Siz bir tane aldınız ve ELHAMDULİLLAH dediniz. Yeter. Daha gözünüzün önünde bir tepsi baklava duruyor. YETER. Tadına baktınız. Nefsiniz bir tepsiyi önünde görüyor ve size DAHA diyor. Siz YETER diyorsunuz. Gözünüzden de iki damla yaş geliyor. ŞAYAN-I HAYRET. Baklava yerken adam ağlarmı. Gönlünüzü açmışsınız etrafa, bir kız çocuğu soruyor annesine, ANNE BU AKŞAM YEMEK YİYECEKMİYİZ. Siz baklavayı afiyetlediniz. Biride AKŞAM YEMEK YİYECEKMİ. Ümidi bile yok. Acaba yiyecekmi. Nefsinize bakıyorsunuz. DAHA diyor size, DAHA YE. Hadi ye. Nasıl yiyebileceksen öyle ye. Israr ediyorlar size bir tane daha alın diye. Hadi al da nasıl yiyeceksen öyle ye.

    Sonra bir öksüz, bir yetim görüyorsunuz mahallenizde, başını okşuyorsunuz, ona sarılıyorsunuz, ne mutlu oluyor. Ama ne mutlu. Baba sevgisini ve muhabbetini sizde buluyor. İlerliyorsunuz ki; bir komşu yolunuzu kesiyor. Hayırdır, diyor. Çocuğun vasıtasıyla anasınamı göz diktin, iyi parça ama değilmi diyor. Kadıncağız çalışıp öksüzlere bakıyor ya. Sizde öksüzlere sarılıyorsunuz ya, bunu niçin yapıyorsunuz. İyi parça için. Zira o kadıncağız birilerinin gözünde maalesef iyi parça. RUH'unu NEFS'inin EMRİ'ne vermiş zavallıya ne diyeceksiniz. Biz sadece yüzüne bakıp, ALLAH ISLAH EYLESİN dedik.

    Ne kadar çirkef bişeyle harb ettiğimizi görüyormusunuz.

    Bir başka yerde, bir büfenin önünde bir çocuk kendini yere atmış, öyle içten ağlıyor ki; ROMAN kardeşlerimizden, büfeciye soruyorsunuz, neden yere attı bu çocuk kendini. Gofret istemiş. Birde gazoz. YER YÜZÜNÜN HALİFESİ bir gofretle bir gazoz istemiş. Elhamdulillah. Ver bakalım oradan bir gazoz, gofret. Kaç para, iki lira. Ne olacak çocuğun bütün dünyası o zaten. Büfeci bize sesleniyor. Abi sen MANYAKMISIN. Biz vermesini bilmiyormuyuz. Onlar bir dadanırlar sana, feleğin şaşırır. MANYAĞIZ KARDEŞİM BİZ, FELEĞİMİZ ŞAŞIRSIN. FELEK DÜNYA DEĞİLMİ.? ŞAŞIRSIN NAMERT.

    GARİBİZ BİZ BU DÜNYADA, EY EHLİ İMAN. GARİBİZ.

    Birileri MELEK görmeye çalışır. Birileri PEYGAMBER(S.A.V.)'i. Sonra Allahu Taala'ya kavuşup, Cenneti hayal ederler. Cennet O Kadar Ucuzmu.?

    İNSAN'ı gör. İNSANI. Hizmetine binlerce MELEK verilen İNSAN'ı.
    Alemlere Rahmet Peygamberi (S.A.V.)'i dahi emrine verdiği İNSAN'ı.
    Bir kulumun işini bitirenin, ahirette işini bitiririm diyen İNSAN'ı.

    Yine daldık gidiyoruz. Yazı oldukça uzamaya başladı. Bu kadarla iktifa edelim İnşaAllah.


  24. 02.Eylül.2012, 23:43
    24
    İnşaAllah Devamlı Üye.
    İşimiz çok zor ebediyetyolcusu, dünya diye bir yerdeyiz. TÜM İNSANLAR GARİB.

    İlk ve temel taşı ise NEFS'i ISLAH'ın, ZAHİRE göre hükümlenip, öncelikle NAMAZ, İLLA NAMAZ. İLLAKİ NAMAZ.

    Ayet-i Kerimelerin bir çoğu, NAMAZ diye başlıyor.

    Peki nasıl bir namaz. HUŞU İÇİNDE KILINAN ve topuğundaki oku almak isteyenlere, iki rekat namaza durayım. Namazım bitene kadar, O'nu oradan çıkartın diyecek kadar İMAN İLE kılınan bir NAMAZ.

    Sonra adab-i muhaşeret. Nefs-i Islah'da. Önümüze bir tepsi baklava geldi. Herkes daldı gidiyor. Siz bir tane aldınız ve ELHAMDULİLLAH dediniz. Yeter. Daha gözünüzün önünde bir tepsi baklava duruyor. YETER. Tadına baktınız. Nefsiniz bir tepsiyi önünde görüyor ve size DAHA diyor. Siz YETER diyorsunuz. Gözünüzden de iki damla yaş geliyor. ŞAYAN-I HAYRET. Baklava yerken adam ağlarmı. Gönlünüzü açmışsınız etrafa, bir kız çocuğu soruyor annesine, ANNE BU AKŞAM YEMEK YİYECEKMİYİZ. Siz baklavayı afiyetlediniz. Biride AKŞAM YEMEK YİYECEKMİ. Ümidi bile yok. Acaba yiyecekmi. Nefsinize bakıyorsunuz. DAHA diyor size, DAHA YE. Hadi ye. Nasıl yiyebileceksen öyle ye. Israr ediyorlar size bir tane daha alın diye. Hadi al da nasıl yiyeceksen öyle ye.

    Sonra bir öksüz, bir yetim görüyorsunuz mahallenizde, başını okşuyorsunuz, ona sarılıyorsunuz, ne mutlu oluyor. Ama ne mutlu. Baba sevgisini ve muhabbetini sizde buluyor. İlerliyorsunuz ki; bir komşu yolunuzu kesiyor. Hayırdır, diyor. Çocuğun vasıtasıyla anasınamı göz diktin, iyi parça ama değilmi diyor. Kadıncağız çalışıp öksüzlere bakıyor ya. Sizde öksüzlere sarılıyorsunuz ya, bunu niçin yapıyorsunuz. İyi parça için. Zira o kadıncağız birilerinin gözünde maalesef iyi parça. RUH'unu NEFS'inin EMRİ'ne vermiş zavallıya ne diyeceksiniz. Biz sadece yüzüne bakıp, ALLAH ISLAH EYLESİN dedik.

    Ne kadar çirkef bişeyle harb ettiğimizi görüyormusunuz.

    Bir başka yerde, bir büfenin önünde bir çocuk kendini yere atmış, öyle içten ağlıyor ki; ROMAN kardeşlerimizden, büfeciye soruyorsunuz, neden yere attı bu çocuk kendini. Gofret istemiş. Birde gazoz. YER YÜZÜNÜN HALİFESİ bir gofretle bir gazoz istemiş. Elhamdulillah. Ver bakalım oradan bir gazoz, gofret. Kaç para, iki lira. Ne olacak çocuğun bütün dünyası o zaten. Büfeci bize sesleniyor. Abi sen MANYAKMISIN. Biz vermesini bilmiyormuyuz. Onlar bir dadanırlar sana, feleğin şaşırır. MANYAĞIZ KARDEŞİM BİZ, FELEĞİMİZ ŞAŞIRSIN. FELEK DÜNYA DEĞİLMİ.? ŞAŞIRSIN NAMERT.

    GARİBİZ BİZ BU DÜNYADA, EY EHLİ İMAN. GARİBİZ.

    Birileri MELEK görmeye çalışır. Birileri PEYGAMBER(S.A.V.)'i. Sonra Allahu Taala'ya kavuşup, Cenneti hayal ederler. Cennet O Kadar Ucuzmu.?

    İNSAN'ı gör. İNSANI. Hizmetine binlerce MELEK verilen İNSAN'ı.
    Alemlere Rahmet Peygamberi (S.A.V.)'i dahi emrine verdiği İNSAN'ı.
    Bir kulumun işini bitirenin, ahirette işini bitiririm diyen İNSAN'ı.

    Yine daldık gidiyoruz. Yazı oldukça uzamaya başladı. Bu kadarla iktifa edelim İnşaAllah.





+ Yorum Gönder
Git İlk 123 Son