Özür dileriz,Bu konu cevaplara kapatılmıştır bilgi için İletişim ...

Konusunu Oylayın.: Celaleddin-i Rumi Gerçeği!!!

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Celaleddin-i Rumi Gerçeği!!!
  1. 30.Ağustos.2012, 05:31
    13
    Zeyd.Bin.H
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ağustos.2012
    Üye No: 97659
    Mesaj Sayısı: 24
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Celaleddin-i Rumi Gerçeği!!!

    reklam


    Cevap: Celaleddin-i Rumi Gerçeği!!! isimli yazı www.Mumsema.comCevap: Celaleddin-i Rumi Gerçeği!!!
    Şemş'in 40 Kuralı

    1.Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

    2. Hakk (Gerçek) yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzunun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil.

    3. Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonraki batıni (içe ait, gizli) mana. Üçüncü batininin batinisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.

    4. Kainattaki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O’nu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa, sonsuza dek O’nda kalır.

    5. Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. ‘Aman sakın kendini’ diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ‘Bırak kendini, ko gitsin!’ Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

    6. Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.

    7. Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

    8. Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.

    9. Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

    10. Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

    11. Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir “sen” zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

    12. Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

    13. Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir, tutup ona hayran olmaya değil.

    14. Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. “Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

    15. Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek herbirimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler

    16. Kusursuzdur ya Allah, onu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.

    17. Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

    18. Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara; dışında, başkalarında değil ve unutma ki nefsini bilen rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır.

    19. Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin, yakında gül yollayacak demektir.

    20. Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün, gerisi zaten kendiliğinden gelir.


  2. 30.Ağustos.2012, 05:31
    13
    Zeyd.Bin.H - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    reklam


    Şemş'in 40 Kuralı

    1.Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

    2. Hakk (Gerçek) yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzunun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil.

    3. Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonraki batıni (içe ait, gizli) mana. Üçüncü batininin batinisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.

    4. Kainattaki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O’nu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa, sonsuza dek O’nda kalır.

    5. Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. ‘Aman sakın kendini’ diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ‘Bırak kendini, ko gitsin!’ Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

    6. Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.

    7. Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

    8. Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.

    9. Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

    10. Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

    11. Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir “sen” zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

    12. Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

    13. Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir, tutup ona hayran olmaya değil.

    14. Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. “Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

    15. Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek herbirimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler

    16. Kusursuzdur ya Allah, onu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.

    17. Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

    18. Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara; dışında, başkalarında değil ve unutma ki nefsini bilen rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır.

    19. Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin, yakında gül yollayacak demektir.

    20. Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün, gerisi zaten kendiliğinden gelir.


  3. 30.Ağustos.2012, 05:31
    14
    Zeyd.Bin.H
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ağustos.2012
    Üye No: 97659
    Mesaj Sayısı: 24
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    reklam


    21. Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

    22. Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

    23. Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde…

    24. Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

    25. Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. ikisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

    26. Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının, hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucundaki tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.

    27. Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir.

    28. Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an’ın hakikatini yaşar.

    29. Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, ‘ne yapalım kaderimiz böyle’ deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir, öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.

    30. Hakiki sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez. Sufi kusur görmez, kusur örter.

    31. Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

    32. Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı’ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost… ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!

    33. Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen bir hiç ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.

    34. Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine böyle bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan, çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır, emin bir beldede yaşar.

    35. Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla; insan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

    36. Hileden, desiseden endişe etme, eğer birileri sana tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan!

    37. Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.

    38. ‘Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?’ diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

    39. Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için yeni bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır, merkezinde… hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı kalmaz; ölen her sufi için bir sufi daha doğar.

    40. Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, mecazi mi yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma. Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK’ın ise hiçbir sıfata ve tanımlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır Aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.

    Sen namaz kılıyosun demi bunu okuyan kardeşim namaz kıldıgın halde eşcinsellik yapabılırmısın , 'NAMAZ ALLAH'A DERİNDEN SAYGI DUYANLARA KOLAY GELIR''
    Yada doğal halını okudugun halde anlayamadıgın bir yazının ne yüdüğü belirsiz bir prof. tarafından cevirilmesine güvenip Bunca güzel seyı yazan bir zaata nasıl bir ifitira atarsın sence sapkınlık içinde olanlar kimler bizler mi onlarmı ?
    ne biliyosun ki o ceviriyi yapanın fitne pesınde olmadıgını tek uyanık sen mısın kardesım ?
    bırakın bunlar batının emelleri gözünü aç ey TÜRK geçmisine sahip çık ben bunu bilir bunu söylerim, ama yarın mahşerde görüsülür hepsi !



  4. 30.Ağustos.2012, 05:31
    14
    Zeyd.Bin.H - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    reklam


    21. Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

    22. Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

    23. Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde…

    24. Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

    25. Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. ikisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

    26. Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının, hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucundaki tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.

    27. Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir.

    28. Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an’ın hakikatini yaşar.

    29. Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, ‘ne yapalım kaderimiz böyle’ deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir, öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.

    30. Hakiki sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez. Sufi kusur görmez, kusur örter.

    31. Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

    32. Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı’ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost… ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!

    33. Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen bir hiç ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.

    34. Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine böyle bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan, çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır, emin bir beldede yaşar.

    35. Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla; insan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

    36. Hileden, desiseden endişe etme, eğer birileri sana tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan!

    37. Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.

    38. ‘Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?’ diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

    39. Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için yeni bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır, merkezinde… hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı kalmaz; ölen her sufi için bir sufi daha doğar.

    40. Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, mecazi mi yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma. Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK’ın ise hiçbir sıfata ve tanımlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır Aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.

    Sen namaz kılıyosun demi bunu okuyan kardeşim namaz kıldıgın halde eşcinsellik yapabılırmısın , 'NAMAZ ALLAH'A DERİNDEN SAYGI DUYANLARA KOLAY GELIR''
    Yada doğal halını okudugun halde anlayamadıgın bir yazının ne yüdüğü belirsiz bir prof. tarafından cevirilmesine güvenip Bunca güzel seyı yazan bir zaata nasıl bir ifitira atarsın sence sapkınlık içinde olanlar kimler bizler mi onlarmı ?
    ne biliyosun ki o ceviriyi yapanın fitne pesınde olmadıgını tek uyanık sen mısın kardesım ?
    bırakın bunlar batının emelleri gözünü aç ey TÜRK geçmisine sahip çık ben bunu bilir bunu söylerim, ama yarın mahşerde görüsülür hepsi !



  5. 30.Ağustos.2012, 05:39
    15
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Celaleddin-i Rumi Gerçeği!!!

    kardeşim kendi sitelerinde aynısı var,madem bu prof yalan yanlış çevirdi neden hiç kimse çıkmıyor,itiraz etmiyor.googleye yaz bak,mesnevioku
    ben illaki doğrudr ya da yanlıştır demiyorum
    ama bu kadarlık şüphe bile beni alıkoyar
    yazmışsada günahı boynuna,yazmamış ta çevirenler yapmışsa bu seferde onların günahı boynuna
    iyi geceler


  6. 30.Ağustos.2012, 05:39
    15
    Devamlı Üye
    kardeşim kendi sitelerinde aynısı var,madem bu prof yalan yanlış çevirdi neden hiç kimse çıkmıyor,itiraz etmiyor.googleye yaz bak,mesnevioku
    ben illaki doğrudr ya da yanlıştır demiyorum
    ama bu kadarlık şüphe bile beni alıkoyar
    yazmışsada günahı boynuna,yazmamış ta çevirenler yapmışsa bu seferde onların günahı boynuna
    iyi geceler


  7. 30.Ağustos.2012, 16:22
    16
    parasetemol
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Kasım.2009
    Üye No: 63454
    Mesaj Sayısı: 64
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 39

    Cevap: Celaleddin-i Rumi Gerçeği!!!

    Alıntı
    Sen namaz kılıyosun demi bunu okuyan kardeşim namaz kıldıgın halde eşcinsellik yapabılırmısın
    Bunun çözümlemesini böyle yaparsan,adamın önüne Bursada ki sahte şeyhin eşlerle birlikteki münasebetlerini getirip koyarlar.Foyası ortaya çıkana kadar o da namaz kılan birisi hatta şeyh olarak biliniyordu.Ve dahi buna benzer,geçmişte imam hatip okullarında,yatılı kuran kurslarında yaşanan iğrençliklerde cabası olur ki Rabbim bu durumların çoğalmasından muhafaza etsin.


  8. 30.Ağustos.2012, 16:22
    16
    parasetemol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    Sen namaz kılıyosun demi bunu okuyan kardeşim namaz kıldıgın halde eşcinsellik yapabılırmısın
    Bunun çözümlemesini böyle yaparsan,adamın önüne Bursada ki sahte şeyhin eşlerle birlikteki münasebetlerini getirip koyarlar.Foyası ortaya çıkana kadar o da namaz kılan birisi hatta şeyh olarak biliniyordu.Ve dahi buna benzer,geçmişte imam hatip okullarında,yatılı kuran kurslarında yaşanan iğrençliklerde cabası olur ki Rabbim bu durumların çoğalmasından muhafaza etsin.


  9. 30.Ağustos.2012, 18:14
    17
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Celaleddin-i Rumi Gerçeği!!!

    kardeşler malum kanunla korunan bir zat var -konunun silinmememsi ve kapanmaması için onu konuya dahil etmeyin-
    şimdi ateistlere sorsanız o en büyük ateisttir
    bazı Müslümanlara (!) sorsanız o çok dindardır
    hatta yolundan gidenlerin bazıları onun Allah tarafından gönderilen bir müceddid olduğunu dahi savunmaktadır

    dolayısı ile kişileri taraftarlarının ifadeleri ile değil
    kendi ifade ve amelleri ile tanımak gerekir

    Mevlana c. Rumi'nin ise fikirleri yazdığı eserlerdedir
    hayatı ise özellikle oğlunun talebesi olan Ahmed Eflakinin yazdığı menakıbü'l-arifin adlı kitabtadır
    bu iki kitabtan cild ve sayfa numarası vererek bazı şeyler yazıyoruz
    hala da inkar edene ne diyebiliriz?
    -hatta bakın piyasadaki bazı mesnevilerde bu kısımlar sansürlüdür. sizce neden?
    makul bir açıklaması varsa neden açıklamak yerine sansürlüyorlar?-

    bugüne kadar kimse bunları söylemedi deniyor
    şemsi tebrisinin ölümünü bir araştırın
    halk tarafından öldürüldüğü neredeyse kesindir
    mevlana daha hayatında moğol ajanlığı ile suçlanmıştır
    -delillerini menakıbul arifinden okuyabilirsiniz-
    ya Karamanoğlu Mehmed Bey Türkçeden başka dili yasaklarken
    kimi hedef alıyordu sizce?


  10. 30.Ağustos.2012, 18:14
    17
    âb ü kil
    kardeşler malum kanunla korunan bir zat var -konunun silinmememsi ve kapanmaması için onu konuya dahil etmeyin-
    şimdi ateistlere sorsanız o en büyük ateisttir
    bazı Müslümanlara (!) sorsanız o çok dindardır
    hatta yolundan gidenlerin bazıları onun Allah tarafından gönderilen bir müceddid olduğunu dahi savunmaktadır

    dolayısı ile kişileri taraftarlarının ifadeleri ile değil
    kendi ifade ve amelleri ile tanımak gerekir

    Mevlana c. Rumi'nin ise fikirleri yazdığı eserlerdedir
    hayatı ise özellikle oğlunun talebesi olan Ahmed Eflakinin yazdığı menakıbü'l-arifin adlı kitabtadır
    bu iki kitabtan cild ve sayfa numarası vererek bazı şeyler yazıyoruz
    hala da inkar edene ne diyebiliriz?
    -hatta bakın piyasadaki bazı mesnevilerde bu kısımlar sansürlüdür. sizce neden?
    makul bir açıklaması varsa neden açıklamak yerine sansürlüyorlar?-

    bugüne kadar kimse bunları söylemedi deniyor
    şemsi tebrisinin ölümünü bir araştırın
    halk tarafından öldürüldüğü neredeyse kesindir
    mevlana daha hayatında moğol ajanlığı ile suçlanmıştır
    -delillerini menakıbul arifinden okuyabilirsiniz-
    ya Karamanoğlu Mehmed Bey Türkçeden başka dili yasaklarken
    kimi hedef alıyordu sizce?


  11. 30.Ağustos.2012, 18:17
    18
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: Celaleddin-i Rumi Gerçeği!!!

    arkadaşlar,celaleddin rumi ve şems in takva-edep hakkında onlardan gelen sözleri vardır güzel bulduğunuz,veya hayatlarındaki bazı yaptıkları şeyler falan.fakat bu onların girdikleri şirki ve küfrü kapatacak bir şey değildir,şirkin ve küfrün olduğu bir insanda takva ve zühdün olması onu muvahhid(tevhid ehli) müslüman biri yapamaz.


  12. 30.Ağustos.2012, 18:17
    18
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye
    arkadaşlar,celaleddin rumi ve şems in takva-edep hakkında onlardan gelen sözleri vardır güzel bulduğunuz,veya hayatlarındaki bazı yaptıkları şeyler falan.fakat bu onların girdikleri şirki ve küfrü kapatacak bir şey değildir,şirkin ve küfrün olduğu bir insanda takva ve zühdün olması onu muvahhid(tevhid ehli) müslüman biri yapamaz.


  13. 30.Ağustos.2012, 18:28
    19
    Salawat
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Mart.2007
    Üye No: 96
    Mesaj Sayısı: 137
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 34

    Cevap: Celaleddin-i Rumi Gerçeği!!!

    Tebrizli Şems' in hayat hikayesinin anlatıldığı Aşkın gözyaşları kitabını okuyunuz. Halkın kendisine ve Mevlana' ya yaptıkları atılan iftiraları bugün olduğu gibi aynen görecek Aşkı ararken ne zorluklarla karşılaştığını hayretler içerisinde okuyacaksınız. Ondan sonra bu fitnecilerin neden hala köpek gibi saldırdığını anlayacaksınız inşallah...


  14. 30.Ağustos.2012, 18:28
    19
    Devamlı Üye
    Tebrizli Şems' in hayat hikayesinin anlatıldığı Aşkın gözyaşları kitabını okuyunuz. Halkın kendisine ve Mevlana' ya yaptıkları atılan iftiraları bugün olduğu gibi aynen görecek Aşkı ararken ne zorluklarla karşılaştığını hayretler içerisinde okuyacaksınız. Ondan sonra bu fitnecilerin neden hala köpek gibi saldırdığını anlayacaksınız inşallah...


  15. 30.Ağustos.2012, 19:03
    20
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Celaleddin-i Rumi Gerçeği!!!

    Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri.... ve Şems-i Tebriz-i


    Rab'bim razı olsun kendilerinden.


    Eğer işin içine NEFS girerse, NEFS, TERBİYECİSİ'ni tahkir etmeye çalışır ki; bundada asla başarılı olamaz.... Zira karşısında TERBİYECİ vardır.


    Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri.... ve Şems-i Tebriz-i


    Onlar; eğer ZAHİR'in kalıplarına uysaydılar, ZAHİR'in "Alimleri" onları kutsardılar. Ehl-i Sünnet itikadı üzeredir derlerdi.....


    Ancak Onlar öyle makamlar biçmişlerdir ki; KENDİLERİNE, Ehl-i İman ve Ehl-i Sünnet onların tekelinde ve makamlarının önünde el pençe divan hizmetkarlarıdır.


    Şems-i Tebriz-i, eğer babasından kalma kitaplarla, AŞK YOLU'nun arasında tercihte bulun demeseydi Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri'ne, bu gün ZAHİR alimlerinin baş tacı olurdu ancak gönüller sultanı olamazdı....


    Kur'ân-ı Kerim » 57 / HADÎD - 3


    Huvel evvelu vel âhiru vez zâhiru vel bâtın(bâtınu), ve huve bi kulli şey’in alîm(alîmun).


    1. huve : o
    2. el evvelu : evvel, ilk, tüm varlıklardan önce var olan
    3. ve el âhiru : ve ahir, son, tüm varlıklardan sonra bâki olan
    4. ve ez zâhiru : ve zahir, varlığı alâmetleri tüm varlıklarda görünen
    5. ve el bâtinu : ve bâtın, görülemeyen, gizli olan
    6. ve : ve
    7. huve : o
    8. bi kulli şey'in : herşeyi
    9. alîmun : en iyi bilen


    Diyanet Vakfi : O ilktir, sondur, zâhirdir, bâtındır. O, her şeyi bilendir.


    Hammadundan size bir tavsiye olmak üzere, bilmediğiniz ve makamlarının ne olduğu hakkında bilginiz olmadığı ve asla o makamlarda olamayacağınız bir hal üzere, olanlar hakkında KÜFR'e düşmeyiniz.....


    Allah'u Taala görünürmü.....????


    Görünür desek.... İtikadınız sarsılır..... Görünmez desek, Ayet ortada. İnkar edermiyiz....???? ASLA.... Küfre giden hiç bir yolda biz olmayız İnşaAllah.


    Asıl küfür budur. Allah-u Taala'nın göründüğünü söylüyorsunuz derseniz.... O sizin bakışınızla görünecek değildir. O'nu görmek için kullanılan gözle, sizin kullandığınız göz arasında fersah fersah mesafeler ve mertebeler vardır.


    Çadıra girdim ve Şems-i Tebriz-i Hazretleri kimya hatunla sevişirken gördüm.....???? Sevişmek. Şu an bizim dilimizde kullandığımız anlamıyla, o günlerde sevişmenin kullanıldığı mana aynı mana olsaydı. El-Hak demekten asla beri olmazdık..... Ancak bazen adab-ı erkan ve muhaşerete vakıf olanlardan duyulan bir cümleyi burada zikredelim ki; daha iyi anlaşılsın..... Biz kendileriyle çok iyi sevişiriz....

    Nasıl yani....???? Sakın öyle bir söz söylemeyiniz. Zira Orada kullanılan sevişmenin, sizin bu gün anladığınız manasıyla uzaktan yakından hiç bir alakası yoktur.

    Peki Kimya hanımla nasıl şevişirler....???? İltifat, marifete tabidir. Siz baksaydınız o çadırda sadece Şems-i Tebriz-i görürdünüz. Ama O baktığında kimya hatun'uda görür. O'nun şahsında kimi gördüğünü de bilemez. Görür idrak edemez, idrak ederde göremez. Siz kimya hatuna baksanız şehvetle bakarsınız, ancak öyle gözler vardır ki; o göz baktığında her sanatta, eserin müellifini görür.

    Hülasa öyle bir hususa girmişsiniz ki; Rab'bim selametle buradan kurtulmanızı nasib eylesin.

    TECELLİYAT'a VAKIF olmuş olanı, KÜFR ile itham, bizzat RAB'bini ithama kadar gider. Bu hususda RAB'bimin RAHMETİ GENİŞTİR. O sizin niyetinize göre amelinizi belirlerde İnşaAllah kurtuluşunuz o yönde olur.

    Rab'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  16. 30.Ağustos.2012, 19:03
    20
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri.... ve Şems-i Tebriz-i


    Rab'bim razı olsun kendilerinden.


    Eğer işin içine NEFS girerse, NEFS, TERBİYECİSİ'ni tahkir etmeye çalışır ki; bundada asla başarılı olamaz.... Zira karşısında TERBİYECİ vardır.


    Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri.... ve Şems-i Tebriz-i


    Onlar; eğer ZAHİR'in kalıplarına uysaydılar, ZAHİR'in "Alimleri" onları kutsardılar. Ehl-i Sünnet itikadı üzeredir derlerdi.....


    Ancak Onlar öyle makamlar biçmişlerdir ki; KENDİLERİNE, Ehl-i İman ve Ehl-i Sünnet onların tekelinde ve makamlarının önünde el pençe divan hizmetkarlarıdır.


    Şems-i Tebriz-i, eğer babasından kalma kitaplarla, AŞK YOLU'nun arasında tercihte bulun demeseydi Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri'ne, bu gün ZAHİR alimlerinin baş tacı olurdu ancak gönüller sultanı olamazdı....


    Kur'ân-ı Kerim » 57 / HADÎD - 3


    Huvel evvelu vel âhiru vez zâhiru vel bâtın(bâtınu), ve huve bi kulli şey’in alîm(alîmun).


    1. huve : o
    2. el evvelu : evvel, ilk, tüm varlıklardan önce var olan
    3. ve el âhiru : ve ahir, son, tüm varlıklardan sonra bâki olan
    4. ve ez zâhiru : ve zahir, varlığı alâmetleri tüm varlıklarda görünen
    5. ve el bâtinu : ve bâtın, görülemeyen, gizli olan
    6. ve : ve
    7. huve : o
    8. bi kulli şey'in : herşeyi
    9. alîmun : en iyi bilen


    Diyanet Vakfi : O ilktir, sondur, zâhirdir, bâtındır. O, her şeyi bilendir.


    Hammadundan size bir tavsiye olmak üzere, bilmediğiniz ve makamlarının ne olduğu hakkında bilginiz olmadığı ve asla o makamlarda olamayacağınız bir hal üzere, olanlar hakkında KÜFR'e düşmeyiniz.....


    Allah'u Taala görünürmü.....????


    Görünür desek.... İtikadınız sarsılır..... Görünmez desek, Ayet ortada. İnkar edermiyiz....???? ASLA.... Küfre giden hiç bir yolda biz olmayız İnşaAllah.


    Asıl küfür budur. Allah-u Taala'nın göründüğünü söylüyorsunuz derseniz.... O sizin bakışınızla görünecek değildir. O'nu görmek için kullanılan gözle, sizin kullandığınız göz arasında fersah fersah mesafeler ve mertebeler vardır.


    Çadıra girdim ve Şems-i Tebriz-i Hazretleri kimya hatunla sevişirken gördüm.....???? Sevişmek. Şu an bizim dilimizde kullandığımız anlamıyla, o günlerde sevişmenin kullanıldığı mana aynı mana olsaydı. El-Hak demekten asla beri olmazdık..... Ancak bazen adab-ı erkan ve muhaşerete vakıf olanlardan duyulan bir cümleyi burada zikredelim ki; daha iyi anlaşılsın..... Biz kendileriyle çok iyi sevişiriz....

    Nasıl yani....???? Sakın öyle bir söz söylemeyiniz. Zira Orada kullanılan sevişmenin, sizin bu gün anladığınız manasıyla uzaktan yakından hiç bir alakası yoktur.

    Peki Kimya hanımla nasıl şevişirler....???? İltifat, marifete tabidir. Siz baksaydınız o çadırda sadece Şems-i Tebriz-i görürdünüz. Ama O baktığında kimya hatun'uda görür. O'nun şahsında kimi gördüğünü de bilemez. Görür idrak edemez, idrak ederde göremez. Siz kimya hatuna baksanız şehvetle bakarsınız, ancak öyle gözler vardır ki; o göz baktığında her sanatta, eserin müellifini görür.

    Hülasa öyle bir hususa girmişsiniz ki; Rab'bim selametle buradan kurtulmanızı nasib eylesin.

    TECELLİYAT'a VAKIF olmuş olanı, KÜFR ile itham, bizzat RAB'bini ithama kadar gider. Bu hususda RAB'bimin RAHMETİ GENİŞTİR. O sizin niyetinize göre amelinizi belirlerde İnşaAllah kurtuluşunuz o yönde olur.

    Rab'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  17. 30.Ağustos.2012, 21:05
    21
    deniz29
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Haziran.2012
    Üye No: 96703
    Mesaj Sayısı: 38
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 33

    Cevap: Celaleddin-i Rumi Gerçeği!!!

    Bence de birakalim bu fitneligi, bu tûr seyler hiç de hos degil, lugatlari bile bunlari yazmaya sôylemeye agir gelir bu zatlarin


  18. 30.Ağustos.2012, 21:05
    21
    Üye
    Bence de birakalim bu fitneligi, bu tûr seyler hiç de hos degil, lugatlari bile bunlari yazmaya sôylemeye agir gelir bu zatlarin


  19. 30.Ağustos.2012, 22:21
    22
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: Celaleddin-i Rumi Gerçeği!!!

    nasıl açıklamaya kalkıyorsunuz arkadaş,adam diyor haşa Allah ile seviştim!(nasıl yazabildim bunları bilemiyorum,bu kadar sapıklık olamaz)

    bir kimse gerçekten dinini ve Allaha yakınlığını düşünüyorsa önce bu lafı etmez,ki şeriatte de batının hiçbir önemi yoktur,her şekilde zahire göre hükmedilir.hallac ı mansur a da bir tevil getireceksiniz fakat o nasıl zahire göre mürted olmuş ve katledilmesi gerekmişse aynı şekilde Allahın hulul ettiğine ve bir de hulul ettiği kadın ile seviştiğini iddia eden birine inanan bir kişi için de kişinin katledilmesi gerekir.


  20. 30.Ağustos.2012, 22:21
    22
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye
    nasıl açıklamaya kalkıyorsunuz arkadaş,adam diyor haşa Allah ile seviştim!(nasıl yazabildim bunları bilemiyorum,bu kadar sapıklık olamaz)

    bir kimse gerçekten dinini ve Allaha yakınlığını düşünüyorsa önce bu lafı etmez,ki şeriatte de batının hiçbir önemi yoktur,her şekilde zahire göre hükmedilir.hallac ı mansur a da bir tevil getireceksiniz fakat o nasıl zahire göre mürted olmuş ve katledilmesi gerekmişse aynı şekilde Allahın hulul ettiğine ve bir de hulul ettiği kadın ile seviştiğini iddia eden birine inanan bir kişi için de kişinin katledilmesi gerekir.


  21. 30.Ağustos.2012, 23:10
    23
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Celaleddin-i Rumi Gerçeği!!!

    Alıntı
    (nasıl yazabildim bunları bilemiyorum,bu kadar sapıklık olamaz)
    İşte sevişmeyi böyle anlarsanız.... TECELLİYAT'tan haberiniz olmazsa, her şeyi zahirine vurursanız..... Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri'ni ve ŞEMS-İ TEBRİK'i'de KÜFFARLIKLA suçlarsınız.....

    HALLACI MANSUR meselesine gelince.....

    HOCAM'dan işitmiştim..... Bir gün dua ederken, BEN OLSAYDIM RASULULLAH(S.A.V.)'in yerinde, MÜSLÜMANLAR CENNETE GİRİNCEYE DEĞİL, TÜM İNSANLAR CENNETE GİRİNCEYE KADAR şefaat ederdim..... Der.

    Tabi bu durumda boyundan büyük işler açar başına..... Zira sadece onların orada hadisi şerifi değil aynı zamanda ayet-i kerime'yide inkarına gider.

    Bir gün Peygamber Efendimiz (S.A.V.)'i rüyasında görür ve Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bu sözüne karşılık bedel olmak üzere can vermeye hazırmısın der. HALLACI MANSUR'da EVET der. Sözüne karşılık canını verecektir.

    Bir gün hutbeye çıktığından BEN ALLAHDANIM'ı o kadar çobuk derki. Ancak cemaat BEN ALLAHIM anlar Yani BEN ALLAHTANIM der ancak cemaat BEN ALLAHIM olarak duyar..... Parça parça ederler HALLACI MANSUR'u....

    Rab'bim Cümlemizden Razı olsun. Amin.


  22. 30.Ağustos.2012, 23:10
    23
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    (nasıl yazabildim bunları bilemiyorum,bu kadar sapıklık olamaz)
    İşte sevişmeyi böyle anlarsanız.... TECELLİYAT'tan haberiniz olmazsa, her şeyi zahirine vurursanız..... Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri'ni ve ŞEMS-İ TEBRİK'i'de KÜFFARLIKLA suçlarsınız.....

    HALLACI MANSUR meselesine gelince.....

    HOCAM'dan işitmiştim..... Bir gün dua ederken, BEN OLSAYDIM RASULULLAH(S.A.V.)'in yerinde, MÜSLÜMANLAR CENNETE GİRİNCEYE DEĞİL, TÜM İNSANLAR CENNETE GİRİNCEYE KADAR şefaat ederdim..... Der.

    Tabi bu durumda boyundan büyük işler açar başına..... Zira sadece onların orada hadisi şerifi değil aynı zamanda ayet-i kerime'yide inkarına gider.

    Bir gün Peygamber Efendimiz (S.A.V.)'i rüyasında görür ve Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bu sözüne karşılık bedel olmak üzere can vermeye hazırmısın der. HALLACI MANSUR'da EVET der. Sözüne karşılık canını verecektir.

    Bir gün hutbeye çıktığından BEN ALLAHDANIM'ı o kadar çobuk derki. Ancak cemaat BEN ALLAHIM anlar Yani BEN ALLAHTANIM der ancak cemaat BEN ALLAHIM olarak duyar..... Parça parça ederler HALLACI MANSUR'u....

    Rab'bim Cümlemizden Razı olsun. Amin.


  23. 30.Ağustos.2012, 23:20
    24
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: Celaleddin-i Rumi Gerçeği!!!

    Allah tecelli ediyor yani ha?Allah kuluna benzemekten,tecelli etmekten münezzehtir,biz böyle bir ilaha iman ediyoruz,böyle bir ilaha inanmayanın da islamlığından bahsedilemez.bir kişi Allah'a gerçekten çok yakın ise bile(bunu da anca Allah bilir,kimse "şu şu evliyadır" demekte çokça rahat olamaz) "sevişme" tabirini kullanamaz,Allah mahlukata benzemekten münezzehtir.

    böyle bir saptırma yoktur

    "enel Hakk" sözünü "ben Allah'tanım" diye anlamayı nasıl becerdin merak ediyorum?

    şeriatta rüyalar delil midir?açık sapıklıklar var ortada.bu kişi bu lafı ederken bu lafı birinden aktarmıyorsa,dalga geçme amaçlı söylese dahi kafirdir.


  24. 30.Ağustos.2012, 23:20
    24
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye
    Allah tecelli ediyor yani ha?Allah kuluna benzemekten,tecelli etmekten münezzehtir,biz böyle bir ilaha iman ediyoruz,böyle bir ilaha inanmayanın da islamlığından bahsedilemez.bir kişi Allah'a gerçekten çok yakın ise bile(bunu da anca Allah bilir,kimse "şu şu evliyadır" demekte çokça rahat olamaz) "sevişme" tabirini kullanamaz,Allah mahlukata benzemekten münezzehtir.

    böyle bir saptırma yoktur

    "enel Hakk" sözünü "ben Allah'tanım" diye anlamayı nasıl becerdin merak ediyorum?

    şeriatta rüyalar delil midir?açık sapıklıklar var ortada.bu kişi bu lafı ederken bu lafı birinden aktarmıyorsa,dalga geçme amaçlı söylese dahi kafirdir.





Konu Kapatılmıştır
Git İlk 1235 Son