Konusunu Oylayın.: Tasavvufçuların Yaptığı aynısıyla bu değil midir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Tasavvufçuların Yaptığı aynısıyla bu değil midir?
  1. 20.Ağustos.2012, 21:16
    1
    TarikateSon!
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2012
    Üye No: 97209
    Mesaj Sayısı: 218
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Tasavvufçuların Yaptığı aynısıyla bu değil midir?






    Tasavvufçuların Yaptığı aynısıyla bu değil midir? Mumsema Düşünün ki;İslam dininin ilk geldiği,yayıldığı ve uygulanmaya başlandığı zamanlarını Vahyin ve Sünneti Resulullahın kalemleriyle bakmaya doyulmayan,hiç bir noksanlık bulunamayan,başlangıç ve bitiş haliyle çizilmiş muhteşem bir karakalem resim olarak kabul edelim.
    İşte Tasavvuf ehlinin tam bu noktada yapmış olduğu ,bu muhteşem karakalem resmi;
    Bunda neden renk kullanılmamış denilerek:Kendilerine ait ,rabıta renkleriyle,hatme boyalarıyla,ölülerden ve Allah'tan başkasından yardım isteme malzemeleriyle,üçler,beşler,gavslar,kutuplar dedikleri insanları resmin köşesine atılan imzasının üzerine yerleştirmek suretiyle,''işte şimdi,eskisinden daha güzel oldu,daha önceki karakalem halini insanlar anlayamıyorlardı,şimdi daha anlaşılır,daha bizden bir hâl aldı'' dedikleri tuhaf,karmakarışık,ve resmin gerçek sahibine başkaldırır bir uslûp ile değiştirmeye çalışmak ile aynı değil midir.
    BEN O RESMİ;YAPANIN ELİNDEN ÇIKMIŞ İLK HALİNİ İSTİYORUM,ORJİNALİNE SAHİP OLMAK İSTİYORUM diyenlere sapıtmış gözüyle bakan,resmin içinde çizilen manzaradan çok,ilave ettikleri boya ve malzemelerin kölesi olmuş bu insanlar için sanırım,artık fazladan yapılabilecek bir şey yok gibi görünüyor ortada.


  2. 20.Ağustos.2012, 21:16
    1



    Düşünün ki;İslam dininin ilk geldiği,yayıldığı ve uygulanmaya başlandığı zamanlarını Vahyin ve Sünneti Resulullahın kalemleriyle bakmaya doyulmayan,hiç bir noksanlık bulunamayan,başlangıç ve bitiş haliyle çizilmiş muhteşem bir karakalem resim olarak kabul edelim.
    İşte Tasavvuf ehlinin tam bu noktada yapmış olduğu ,bu muhteşem karakalem resmi;
    Bunda neden renk kullanılmamış denilerek:Kendilerine ait ,rabıta renkleriyle,hatme boyalarıyla,ölülerden ve Allah'tan başkasından yardım isteme malzemeleriyle,üçler,beşler,gavslar,kutuplar dedikleri insanları resmin köşesine atılan imzasının üzerine yerleştirmek suretiyle,''işte şimdi,eskisinden daha güzel oldu,daha önceki karakalem halini insanlar anlayamıyorlardı,şimdi daha anlaşılır,daha bizden bir hâl aldı'' dedikleri tuhaf,karmakarışık,ve resmin gerçek sahibine başkaldırır bir uslûp ile değiştirmeye çalışmak ile aynı değil midir.
    BEN O RESMİ;YAPANIN ELİNDEN ÇIKMIŞ İLK HALİNİ İSTİYORUM,ORJİNALİNE SAHİP OLMAK İSTİYORUM diyenlere sapıtmış gözüyle bakan,resmin içinde çizilen manzaradan çok,ilave ettikleri boya ve malzemelerin kölesi olmuş bu insanlar için sanırım,artık fazladan yapılabilecek bir şey yok gibi görünüyor ortada.


    Benzer Konular

    - Saç ektirmek caiz midir, Caiz değil midir? Günah mıdır, Günah değil midir?

    - Hakarete Aynısıyla Cevap Vermek Caiz Mi

    - Her akla gelen vesvese midir? Yoksa değil midir?

    - Boza içmek caiz midir değil midir?

    - Tasavvufçuların görüşleri

  3. 20.Ağustos.2012, 21:53
    2
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: Tasavvufçuların Yaptığı aynısıyla bu değil midir?




    benzerdir,Allahın çizdiği yolu beğenmemek olduğundan.güzel benzetme.


  4. 20.Ağustos.2012, 21:53
    2
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye



    benzerdir,Allahın çizdiği yolu beğenmemek olduğundan.güzel benzetme.


  5. 20.Ağustos.2012, 22:48
    3
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Tasavvufçuların Yaptığı aynısıyla bu değil midir?

    Tasavvuf Ehli olmak öyle kolay değil. senin de tasavvufu anlamana imkan veremiyorum. Çünkü Süleymaniye vakfındaki bütün inkarları gelip burada söylüyorsun. orada zehirlenip gelip buradada milleti zehirliyorsun.


  6. 20.Ağustos.2012, 22:48
    3
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Tasavvuf Ehli olmak öyle kolay değil. senin de tasavvufu anlamana imkan veremiyorum. Çünkü Süleymaniye vakfındaki bütün inkarları gelip burada söylüyorsun. orada zehirlenip gelip buradada milleti zehirliyorsun.


  7. 20.Ağustos.2012, 23:19
    4
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: Tasavvufçuların Yaptığı aynısıyla bu değil midir?

    vakıf makıf yok aramda benim,tarikateson kardeşe söyledin allahu alem ya yine diyelim.ben kitapları okudum,kuran ve sünnete götürdüm ters düştü.müçtehid alimlere gittim yine ters düştü,selefe gittim yine ters düştü.hala gönül gözü mü bekleyeyim SAYIN HOCAM?!


  8. 20.Ağustos.2012, 23:19
    4
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye
    vakıf makıf yok aramda benim,tarikateson kardeşe söyledin allahu alem ya yine diyelim.ben kitapları okudum,kuran ve sünnete götürdüm ters düştü.müçtehid alimlere gittim yine ters düştü,selefe gittim yine ters düştü.hala gönül gözü mü bekleyeyim SAYIN HOCAM?!


  9. 21.Ağustos.2012, 16:14
    5
    TarikateSon!
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2012
    Üye No: 97209
    Mesaj Sayısı: 218
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Tasavvufçuların Yaptığı aynısıyla bu değil midir?

    Alıntı
    Tasavvuf Ehli olmak öyle kolay değil
    Yemin olsun hiç de zor değil,Acaba gitsem mi diye aklından geçirmeye gör,alttan girip üstten çıkıp ne yapıp edip seni nerde şeyh var tutup götürüyorlar.Sen yeterki ''acaba?'' sorusunu aklından geçir,ertesi gün bi bakmışsın 5000 zikir talimatıyla tarikat aboneliğin başlamış olmasın
    Alıntı
    senin de tasavvufu anlamana imkan veremiyorum
    Benim anladığım haliyle anlayabilmiş olsaydın (çok değil,birazcık kafanı çalıştırman yeterli,ama tarikat içinde kafanı çalıştırmana müsaade edilirse tabii) emin ol bir an bile içinde durmaz çıkar giderdin.
    Alıntı
    Süleymaniye vakfındaki bütün inkarları gelip burada söylüyorsun orada zehirlenip gelip buradada milleti zehirliyorsun
    Çok şükür Elhamdülillah,Rabbimin bahşetmiş olduğu aklım ile kendi kendime doğruyu bulma konusunda bir sıkıntı çekmiyorum,Size ''Süleymaniye vakfı zehirli,şu alimin dediklerine inanmayın,o kitap yanlış,bu bilmemne doğru '' derler,siz akıl yorma gereği duymadan,araştırıp gerçeği kendi gözünüzle görme ihtiyacı hissetmeden,''Şeyhtanlarınızın size her söylediğini kabul ederek'' sağa sola iftira ve hakaret savurmaktan başka bir şeyden anlamayan kişiler olup çıkıyorsunuz.Şeyhtanlarınızın elbette o alimleri yasaklayacak,çünkü şeyhtanlarınızın ipini pazara çıkaracak şeyler o alimlerin diliyle anlatılıyor,ben olsam ben de derim uzak olun onlardan diye,dururken neden tezgahımın düzenini bozayım canım,ne de olsa sizin gibi aklını rafa kaldırmış sofilerim varken,''Kur'anı anlayamazsınız,o ayetler müşriklerle ilgili bizimle değil,o alimlerin sözüne kanmayın onlar sapıtmış !'' demek yeterli oluyor.Nasıl olsa piyasa da yer edinmeye çalışan Sahte şeyhtanlar falan sizin gözünüzün açılması için yeterli olmuyor,ona da bir çözüm bulunmuş,sahtesi var gerçeği var,önemli olan gerçeğini bulmak derler olur biter.Ama düşünmezler ki zamanında sahte şeyhtanın peşine takılmış olanlar kendi şeyhtanlarını gerçek zannediyorlardı!!!


  10. 21.Ağustos.2012, 16:14
    5
    Alıntı
    Tasavvuf Ehli olmak öyle kolay değil
    Yemin olsun hiç de zor değil,Acaba gitsem mi diye aklından geçirmeye gör,alttan girip üstten çıkıp ne yapıp edip seni nerde şeyh var tutup götürüyorlar.Sen yeterki ''acaba?'' sorusunu aklından geçir,ertesi gün bi bakmışsın 5000 zikir talimatıyla tarikat aboneliğin başlamış olmasın
    Alıntı
    senin de tasavvufu anlamana imkan veremiyorum
    Benim anladığım haliyle anlayabilmiş olsaydın (çok değil,birazcık kafanı çalıştırman yeterli,ama tarikat içinde kafanı çalıştırmana müsaade edilirse tabii) emin ol bir an bile içinde durmaz çıkar giderdin.
    Alıntı
    Süleymaniye vakfındaki bütün inkarları gelip burada söylüyorsun orada zehirlenip gelip buradada milleti zehirliyorsun
    Çok şükür Elhamdülillah,Rabbimin bahşetmiş olduğu aklım ile kendi kendime doğruyu bulma konusunda bir sıkıntı çekmiyorum,Size ''Süleymaniye vakfı zehirli,şu alimin dediklerine inanmayın,o kitap yanlış,bu bilmemne doğru '' derler,siz akıl yorma gereği duymadan,araştırıp gerçeği kendi gözünüzle görme ihtiyacı hissetmeden,''Şeyhtanlarınızın size her söylediğini kabul ederek'' sağa sola iftira ve hakaret savurmaktan başka bir şeyden anlamayan kişiler olup çıkıyorsunuz.Şeyhtanlarınızın elbette o alimleri yasaklayacak,çünkü şeyhtanlarınızın ipini pazara çıkaracak şeyler o alimlerin diliyle anlatılıyor,ben olsam ben de derim uzak olun onlardan diye,dururken neden tezgahımın düzenini bozayım canım,ne de olsa sizin gibi aklını rafa kaldırmış sofilerim varken,''Kur'anı anlayamazsınız,o ayetler müşriklerle ilgili bizimle değil,o alimlerin sözüne kanmayın onlar sapıtmış !'' demek yeterli oluyor.Nasıl olsa piyasa da yer edinmeye çalışan Sahte şeyhtanlar falan sizin gözünüzün açılması için yeterli olmuyor,ona da bir çözüm bulunmuş,sahtesi var gerçeği var,önemli olan gerçeğini bulmak derler olur biter.Ama düşünmezler ki zamanında sahte şeyhtanın peşine takılmış olanlar kendi şeyhtanlarını gerçek zannediyorlardı!!!


  11. 22.Ağustos.2012, 00:54
    6
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Tasavvufçuların Yaptığı aynısıyla bu değil midir?

    Tarikateson, Tasavvuf hakkında ne biliyorsun ki konuşuyorsun ? Önce Tasavvufun ne olduğunu öğren Kardeşim.

    Ayet var, Hakkında bilgin olmayan şeylerin ardına düşme diye... !


    Sual: Tasavvuf nedir?
    CEVAP
    Tasavvuf, kalbi saf yapmak, kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmak demektir. Tasavvuf hâl işi olduğu için, yaşayan bilir, tarif ile anlaşılmaz.

    Tasavvuf ilmi, kalb ile yapılması ve sakınılması gereken şeyleri ve kalbin, ruhun temizlenmesi yollarını öğretir. Buna (Ahlak ilmi) de denir.

    Tasavvuf ehli, kendi derecesine göre, tasavvufu tarif etmiştir. Birkaçı şöyle:

    Tasavvuf, dinin emirlerine uyup, yasaklarından kaçarak kalbi kötü huylardan temizleyip, iyi huylarla doldurmak demektir.

    Tasavvuf, sünnet-i seniyyeye yapışmak ve bid'atlerden kaçmaktır.

    Tasavvuf, nefsin iman ve itaat etmesi, bütün ibadetlerin ve bütün hayırlı işlerin hakiki ve kusursuz olmasıdır. Allahü teâlânın lütuf ve ihsanı ile daha yükseklere çıkanlar da olur.

    Tasavvuf, fâni olan her şeyden yüz çevirip, baki olana bağlanmaktır.

    Tasavvuf, İslam ahlakı ile süslenmektir.

    Tasavvuf, ölmeden önce ölmektir.

    Tasavvuf, baştan başa edeptir, tamamen edepten ibarettir.

    Tasavvuf, kadere rızadır.

    Tasavvuf, Hak teâlâya inkıyaddır, kayıtsız şartsız teslimiyettir.

    Tasavvuf, emeli bırakıp amele devam etmektir.

    Tasavvuf, kalbi kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmaktır.

    Tasavvuf, namaz, oruç ve geceleri ibadet etmek demek değildir. Bunları yapmak her insanın kulluk vazifesidir. Tasavvuf, insanları incitmemektir. Bunu yapan, vasıl olmuş, yani maksada kavuşmuştur.

    Tasavvuf, insanı, ibadetlerde gereken ihlasa ve insanlara karşı gereken güzel ahlaka kavuşturan yoldur. İnsana bu yolu mürşid-i kâmil öğretir.

    Tasavvuf, her sözünde, her işinde, dine yapışmaktır.

    Tasavvuf, ızdırap çekmektir. Sükun ve rahatlıkta, tasavvuf olmaz. Yani, aşıkın maşuku aramaya çalışması, maşuktan başkası ile rahat etmemesi gerekir.

    Tasavvuf, Resulullahın mübarek kalbinden çıkıp, evliyanın kalblerine gelen bilgilerdir.

    Tasavvuf, kendi nefsinin ayıplarını, kusurlarını anlamaktır ve dine uymakta kolaylık ve lezzet hasıl olmaktır ve gizli olan şirkten, küfürden kurtulmaktır.

    Tasavvuf, herkese merhametli olmak ve ruhsat olan ameli terk etmektir.

    Tasavvuf, Allahü teâlâyı, görür gibi ibadet etmektir. Hadis-i şerifde buyuruldu ki:
    (Allahü teâlâyı görür gibi ibadet et! Sen Onu görmüyorsan da, O seni görüyor.) [Buhari]

    Allahü teâlânın gördüğüne inanan, Onun beğenmediği bir şeyi yapabilir mi? Yanındaki iki meleğin, günah ve sevapları tespit etmekle görevli olduğunu yakînen bilen kimse, kötü işler yapabilir mi?

    Tasavvufun yediyüzden fazla tarifi yapılmıştır. Hepsinin özü ehemmi, mühimme tercihtir. Yani çok önemli işi, önemli işten önce yapmaktır.

    Ağlayan bir kimse görsek, hangi üzücü şeyin bu kimseyi ağlattığını bilemeyiz. Eğer ayağına diken battığı için ağlıyorsa, diken bize batmadığı için, ona verdiği ızdırabı anlayamayız. Bir delinin, ne için güldüğünü bilemeyiz. (Şunun için gülüyorum) dese bile, o hadise deliye tesir ettiği gibi bize tesir etmez. Aşığın hâli bir başkadır. Tasavvuf da böyle bir hâl işi olduğu için biz bilemeyiz.

    Tasavvufta makamlar
    Tasavvuf erbabından Mevlana Abdurrahman Cami hazretleri buyuruyor ki:
    Tasavvufta, makamların sonuna varan mutasavvıflar iki çeşittir:

    Birincisi, Peygamber efendimiz aleyhisselamın izinden giderek, kemale erdikten sonra, insanları irşad için halk derecesine indirilmiş irşad ehli olanlardır.

    İkincisi, yükseldikleri derecelerde bırakılıp insanların yetişmesi ile vazifeli olmayanlardır. Bunlara evliya denir.

    Tasavvuf yolunda yürüyenler de iki kısımdır:

    Birincisi, Allahü teâlâdan başka her şeyi unutup, yalnız Onu ister. [Yunus Emre’nin, "Bana seni gerek seni" demesi böyledir.]

    İkincisi de Cenneti isteyen taliblerdir.

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
    (Tasavvuf ehlindeki haller ve marifetler, muhabbetin fazla olmasından hasıl oluyor. Allahü teâlânın sevgisi, bu büyükleri o kadar kaplıyor ki, başka şeylerin ismi ve cismi hatırlarına gelmiyor. Başka bir şey görmüyorlar. İster istemez, sevgi sarhoşluğu ile, üzerlerini bu halin kaplaması ile, başka şeyleri yok biliyorlar. Allahü teâlâdan başka bir şey görmüyorlar. [Hallac-ı Mansur’un "Enel-hak" demesi gibi.] Bu hallerin ve marifetlerin ötesinde başka kemaller ve üstünlükler vardır ki, o, kemalatın yanında bu haller ve marifetler, okyanus yanında bir damla gibidir.)

    Tasavvuf, Yahudi veya Yunan filozoflarının uydurması değildir. Tasavvuf bilgilerinin hepsi Resulullah efendimizden gelmektedir. Bunların isimleri sonradan konulmuştur. Resulullahın, Peygamber olduğu bildirilmeden önce, kalble zikrettiği muteber eserlerde yazılıdır.

    Zikir ve nefs muhasebesi, Resulullah ve Eshab-ı kiram zamanında da vardı. Hicri 2. asır sonlarında, Ehl-i sünnetten, kalblerini gafletten koruyanların ve nefslerini Allah’a itaate kavuşturanların bu hallerine Tasavvuf ve kendilerine Sofi ismi verildi. Kendine ilk defa sofi denilen zat, Ebu Haşim Sofidir.

    Tasavvuf, İslam ahlakı ile ahlaklanmak için gereken bilgileri öğreten bir ilimdir. Tıp ilmi, beden sağlığına ait bilgileri öğrettiği gibi, tasavvuf da kalbin, ruhun, kötü huylardan kurtulmasını öğretir, kalb hastalıklarının alametleri olan kötü işlerden uzaklaştırır, Allah rızası için güzel iş ve ibadet yapmayı sağlar. Zaten dinimiz, önce ilim öğrenmeyi, sonra buna uygun iş ve ibadetin Allah rızası için yapılmasını emreder. Kısaca din, ilim, amel ve ihlastan ibarettir.

    İmam-ı Malik hazretleri buyurdu ki:
    Fıkhı öğrenmeden tasavvuf ile uğraşan dinden çıkar, zındık olur. Fıkhı öğrenip tasavvuftan haberi olmayan bid'at ehli, sapık olur. Her ikisini edinen hakikate kavuşur. (Merec-ül bahreyn)

    Kalbin, kötü huylardan temizlenmesi için, Allah için olmayan her şeyin sevgisini kalbden çıkarmak gerekir. Bu yolda ilerlemek Peygamberlerin ahlakındandır.

    Kötü sıfatlar, cahillik, öfke, riya, kin, haset, kibir, ucup cimrilik, mal ve makam sevgisi, övülmeyi sevmek, ayıplamaktan korkmak, suizan, övünmek gibi şeylerdir.

    Güzel huylar, ilim, tefekkür, rıza, hayâ, tevazu, merhamet, mürüvvet, cömertlik gibi güzel işlerdir. Kötü sıfatlardan kurtulmak ve güzel huylarla süslenmekle kalb temizlenmiş olur.

    Huzura kavuşmak için
    Dünya ve ahiret iyiliklerine, rahat ve huzura kavuşmak için birinci olarak doğru bir iman sahibi olmak gerekir. Doğru bir imana kavuşmak için, Ehl-i sünnet itikadını öğrenmek ve inanmak gerekir.

    İkincisi, insanların saadeti için gereken şey, dinin emir ve yasaklarını öğrenmektir. Dinimizde bildirilen helali, haramı ve diğer hususları öğrenmek ve buna uygun hareket etmektir.

    Üçüncüsü, kalbin kötülüklerden temizlenmesi ve nefsin terbiye edilmesidir. Nefs hep kötülük yapmak ister. Onun bu isteklerinden kurtulmak ve Allah sevgisini kalbe yerleştirmek için, tasavvuf âlimlerinin eserlerini okuyup amel etmek gerekir.

    Bir kimse doğru imana kavuşur, dinin emirlerini seve seve yerine getirirse enbiyaya, evliyaya ve melaikeye benzer ve onlara yaklaşır. Aynı cinsten olan şeyler, birbirini çektiği gibi onlar tarafından yanlarına çekilir. Çok büyük bir mıknatısın bir iğneyi çekmesi gibi onu yüksekliklere çekip Cennete kavuşmasına sebep olurlar.

    Manen yükselmek dünya ve ahiret saadetine kavuşmak bir uçağın uçmasına benzetilirse, iman ile ibadet, bunun gövdesi ve motorları gibidir. Tasavvuf yolunda ilerlemek de, bunun enerji maddesi, yani benzinidir. Tasavvufun iki gayesi vardır: Birincisi, imanın yerleşmesi ve şüphe getiren tesirlerle sarsılmaması içindir. Akıl ile, delil ve ispat ile kuvvetlendirilen iman böyle sağlam olmaz. Allahü teâlâ buyurdu ki:
    (Kalblere imanın yerleşmesi ancak ve yalnız zikir ile olur.) [Rad 28]

    Zikir, her işte, her harekette Allahü teâlâyı hatırlamak, Onun rızasına uygun iş yapmak demektir. İkinci gayesi, ibadetlerde kolaylık, lezzet hasıl olması için, nefsten doğan sıkıntıların giderilmesidir. İbadetleri kolaylıkla, seve seve yapmak ve günah olan işlerden de nefret edip uzaklaşmak, ancak tasavvuf ilmini öğrenip, bu yolda ilerlemek ile mümkündür.

    Evliyalığa kavuşturan yol tasavvuftur
    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    İslam dininin bir sureti, bir de hakikati, özü vardır. Sureti, önce iman etmek, sonra, Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymaktır. İslam dininin suretine kavuşanların nefsi emmareleri inkârda ve isyan etmektedir. Bunların imanı, imanın suretidir. Kıldıkları namaz, namazın suretidir. Oruç ve başka ibadetleri de böyledir. Çünkü, nefs-i emmare, insan varlığının temelidir. Herkes (Ben) deyince, nefsini göstermektedir. İşte, bunların nefsleri iman etmemiş, inanmamıştır. Böyle kimselerin imanları ve ibadetleri hakiki, doğru olabilir mi? Allahü teâlâ, çok merhametli olduğu için, yalnız surete kavuşmayı kabul buyurmuştur. Bunları, razı olduğu Cennetine sokacağını müjdelemiştir. Yalnız kalbin inanmasını kabul buyurması, nefsin inanmasını da şart koşmaması, Onun büyük ihsanıdır.

    Evet, Cennet nimetlerinin de, hem suretleri, hem hakikatleri vardır. İslam dininin suretine kavuşanlar, Cennetin suretinden pay alacaklardır. Dünyada, İslam dininin hakikatine kavuşanlar, Cennetin hakikatine kavuşacaklardır. Surete kavuşmuş olanlarla hakikate kavuşmuş olanlar, Cennetin aynı bir meyvesini yiyecek. Fakat, herbiri başka tat alacaktır. Resulullah efendimizin mübarek zevceleri Cennette, Resulullahın yanında olacak, fakat duydukları lezzet başka olacaktır. Eğer, başka olmasaydı, bu mübarek zevcelerin, bütün insanlardan [peygamberlerden] daha üstün olmaları lazım gelirdi. Her üstün olan kimsenin zevcesinin de, bunun gibi üstün olması gerekirdi. Çünkü zevceler, Cennette zevclerinin yanında olacaktır. İslam dininin suretine kavuşanlar, buna uydukları zaman, ahirette kurtulabileceklerdir. Buna uyanlar, umumi evliyalığa, yani Allahü teâlânın rızasına, sevgisine ermiş demektir. Bununla şereflenen, tasavvuf yoluna girebilecek, (Vilayet-i hassa) denilen özel evliyalığa kavuşabilecek kimse demektir. Bunlar, nefs-i emmarelerini itminana ulaştırabilirler. Şunu iyi bilmelidir ki, bu vilayette, yani İslam dininin hakikatinde ilerleyebilmek için, İslam dininin suretini elden bırakmamak lazımdır.

    Tasavvuf yolunda ilerlemek, Allahü teâlânın ismini çok zikretmekle olur. Bu zikir de, İslam dininin emrettiği bir ibadettir. Zikretmek, âyet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde övülmüş ve emredilmiştir. Tasavvuf yolunda ilerleyebilmek için, İslam dininin yasakladığı şeylerden sakınmak şarttır. Farzları yapmak, insanı bu yolda ilerletir. Tasavvuf yolunu bilen ve yolculara önderlik edebilen bir Rehber [Mürşid] aramak da, İslam dininin emrettiği bir şeydir. Maide suresinin 35. âyetinde, (Ona kavuşmak için vesile arayınız) buyuruldu. (Vesile, insan-ı kâmil demektir). Allahü teâlânın rızasına kavuşmak için, İslam dininin sureti de, hakikati de lazımdır. Çünkü, evliyalık üstünlüklerinin hepsi, İslam dininin suretine uymakla ele geçer. Peygamberlik üstünlükleri de, İslam dininin hakikatinin meyveleridir. Her üstünlükte Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymak lazımdır.

    Evliyalığa kavuşturan yol tasavvuftur. Tasavvuf yolunda ilerleyebilmek için, Allah’tan başka her şeyin sevgisini kalbden çıkarmak lazımdır. Allahü teâlânın ihsanı ile, kalb hiçbir şeyi görmez olursa, (Fena) denilen şey hasıl olur. (Seyr-i ilallah) tamam olur. Bundan sonra, (Seyr-i fillah) denilen yolculuk başlar. Böylece, (Beka) denilen şey hasıl olur ki, aranılan da budur. İslam dininin hakikati buradadır. Buna kavuşan zata (Veli) denir ki, Allahü teâlânın razı olduğu, sevdiği kimse demektir. Burada (Nefs-i emmare) mutmainne olur. Nefs, küfürden kurtulup, Allahü teâlânın kaza ve kaderinden razı olur. Allahü teâlâ da, ondan razı olur. Kendini anlar. Büyüklük, kendini beğenmek hastalığından kurtulur.


  12. 22.Ağustos.2012, 00:54
    6
    Tarikateson, Tasavvuf hakkında ne biliyorsun ki konuşuyorsun ? Önce Tasavvufun ne olduğunu öğren Kardeşim.

    Ayet var, Hakkında bilgin olmayan şeylerin ardına düşme diye... !


    Sual: Tasavvuf nedir?
    CEVAP
    Tasavvuf, kalbi saf yapmak, kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmak demektir. Tasavvuf hâl işi olduğu için, yaşayan bilir, tarif ile anlaşılmaz.

    Tasavvuf ilmi, kalb ile yapılması ve sakınılması gereken şeyleri ve kalbin, ruhun temizlenmesi yollarını öğretir. Buna (Ahlak ilmi) de denir.

    Tasavvuf ehli, kendi derecesine göre, tasavvufu tarif etmiştir. Birkaçı şöyle:

    Tasavvuf, dinin emirlerine uyup, yasaklarından kaçarak kalbi kötü huylardan temizleyip, iyi huylarla doldurmak demektir.

    Tasavvuf, sünnet-i seniyyeye yapışmak ve bid'atlerden kaçmaktır.

    Tasavvuf, nefsin iman ve itaat etmesi, bütün ibadetlerin ve bütün hayırlı işlerin hakiki ve kusursuz olmasıdır. Allahü teâlânın lütuf ve ihsanı ile daha yükseklere çıkanlar da olur.

    Tasavvuf, fâni olan her şeyden yüz çevirip, baki olana bağlanmaktır.

    Tasavvuf, İslam ahlakı ile süslenmektir.

    Tasavvuf, ölmeden önce ölmektir.

    Tasavvuf, baştan başa edeptir, tamamen edepten ibarettir.

    Tasavvuf, kadere rızadır.

    Tasavvuf, Hak teâlâya inkıyaddır, kayıtsız şartsız teslimiyettir.

    Tasavvuf, emeli bırakıp amele devam etmektir.

    Tasavvuf, kalbi kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmaktır.

    Tasavvuf, namaz, oruç ve geceleri ibadet etmek demek değildir. Bunları yapmak her insanın kulluk vazifesidir. Tasavvuf, insanları incitmemektir. Bunu yapan, vasıl olmuş, yani maksada kavuşmuştur.

    Tasavvuf, insanı, ibadetlerde gereken ihlasa ve insanlara karşı gereken güzel ahlaka kavuşturan yoldur. İnsana bu yolu mürşid-i kâmil öğretir.

    Tasavvuf, her sözünde, her işinde, dine yapışmaktır.

    Tasavvuf, ızdırap çekmektir. Sükun ve rahatlıkta, tasavvuf olmaz. Yani, aşıkın maşuku aramaya çalışması, maşuktan başkası ile rahat etmemesi gerekir.

    Tasavvuf, Resulullahın mübarek kalbinden çıkıp, evliyanın kalblerine gelen bilgilerdir.

    Tasavvuf, kendi nefsinin ayıplarını, kusurlarını anlamaktır ve dine uymakta kolaylık ve lezzet hasıl olmaktır ve gizli olan şirkten, küfürden kurtulmaktır.

    Tasavvuf, herkese merhametli olmak ve ruhsat olan ameli terk etmektir.

    Tasavvuf, Allahü teâlâyı, görür gibi ibadet etmektir. Hadis-i şerifde buyuruldu ki:
    (Allahü teâlâyı görür gibi ibadet et! Sen Onu görmüyorsan da, O seni görüyor.) [Buhari]

    Allahü teâlânın gördüğüne inanan, Onun beğenmediği bir şeyi yapabilir mi? Yanındaki iki meleğin, günah ve sevapları tespit etmekle görevli olduğunu yakînen bilen kimse, kötü işler yapabilir mi?

    Tasavvufun yediyüzden fazla tarifi yapılmıştır. Hepsinin özü ehemmi, mühimme tercihtir. Yani çok önemli işi, önemli işten önce yapmaktır.

    Ağlayan bir kimse görsek, hangi üzücü şeyin bu kimseyi ağlattığını bilemeyiz. Eğer ayağına diken battığı için ağlıyorsa, diken bize batmadığı için, ona verdiği ızdırabı anlayamayız. Bir delinin, ne için güldüğünü bilemeyiz. (Şunun için gülüyorum) dese bile, o hadise deliye tesir ettiği gibi bize tesir etmez. Aşığın hâli bir başkadır. Tasavvuf da böyle bir hâl işi olduğu için biz bilemeyiz.

    Tasavvufta makamlar
    Tasavvuf erbabından Mevlana Abdurrahman Cami hazretleri buyuruyor ki:
    Tasavvufta, makamların sonuna varan mutasavvıflar iki çeşittir:

    Birincisi, Peygamber efendimiz aleyhisselamın izinden giderek, kemale erdikten sonra, insanları irşad için halk derecesine indirilmiş irşad ehli olanlardır.

    İkincisi, yükseldikleri derecelerde bırakılıp insanların yetişmesi ile vazifeli olmayanlardır. Bunlara evliya denir.

    Tasavvuf yolunda yürüyenler de iki kısımdır:

    Birincisi, Allahü teâlâdan başka her şeyi unutup, yalnız Onu ister. [Yunus Emre’nin, "Bana seni gerek seni" demesi böyledir.]

    İkincisi de Cenneti isteyen taliblerdir.

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
    (Tasavvuf ehlindeki haller ve marifetler, muhabbetin fazla olmasından hasıl oluyor. Allahü teâlânın sevgisi, bu büyükleri o kadar kaplıyor ki, başka şeylerin ismi ve cismi hatırlarına gelmiyor. Başka bir şey görmüyorlar. İster istemez, sevgi sarhoşluğu ile, üzerlerini bu halin kaplaması ile, başka şeyleri yok biliyorlar. Allahü teâlâdan başka bir şey görmüyorlar. [Hallac-ı Mansur’un "Enel-hak" demesi gibi.] Bu hallerin ve marifetlerin ötesinde başka kemaller ve üstünlükler vardır ki, o, kemalatın yanında bu haller ve marifetler, okyanus yanında bir damla gibidir.)

    Tasavvuf, Yahudi veya Yunan filozoflarının uydurması değildir. Tasavvuf bilgilerinin hepsi Resulullah efendimizden gelmektedir. Bunların isimleri sonradan konulmuştur. Resulullahın, Peygamber olduğu bildirilmeden önce, kalble zikrettiği muteber eserlerde yazılıdır.

    Zikir ve nefs muhasebesi, Resulullah ve Eshab-ı kiram zamanında da vardı. Hicri 2. asır sonlarında, Ehl-i sünnetten, kalblerini gafletten koruyanların ve nefslerini Allah’a itaate kavuşturanların bu hallerine Tasavvuf ve kendilerine Sofi ismi verildi. Kendine ilk defa sofi denilen zat, Ebu Haşim Sofidir.

    Tasavvuf, İslam ahlakı ile ahlaklanmak için gereken bilgileri öğreten bir ilimdir. Tıp ilmi, beden sağlığına ait bilgileri öğrettiği gibi, tasavvuf da kalbin, ruhun, kötü huylardan kurtulmasını öğretir, kalb hastalıklarının alametleri olan kötü işlerden uzaklaştırır, Allah rızası için güzel iş ve ibadet yapmayı sağlar. Zaten dinimiz, önce ilim öğrenmeyi, sonra buna uygun iş ve ibadetin Allah rızası için yapılmasını emreder. Kısaca din, ilim, amel ve ihlastan ibarettir.

    İmam-ı Malik hazretleri buyurdu ki:
    Fıkhı öğrenmeden tasavvuf ile uğraşan dinden çıkar, zındık olur. Fıkhı öğrenip tasavvuftan haberi olmayan bid'at ehli, sapık olur. Her ikisini edinen hakikate kavuşur. (Merec-ül bahreyn)

    Kalbin, kötü huylardan temizlenmesi için, Allah için olmayan her şeyin sevgisini kalbden çıkarmak gerekir. Bu yolda ilerlemek Peygamberlerin ahlakındandır.

    Kötü sıfatlar, cahillik, öfke, riya, kin, haset, kibir, ucup cimrilik, mal ve makam sevgisi, övülmeyi sevmek, ayıplamaktan korkmak, suizan, övünmek gibi şeylerdir.

    Güzel huylar, ilim, tefekkür, rıza, hayâ, tevazu, merhamet, mürüvvet, cömertlik gibi güzel işlerdir. Kötü sıfatlardan kurtulmak ve güzel huylarla süslenmekle kalb temizlenmiş olur.

    Huzura kavuşmak için
    Dünya ve ahiret iyiliklerine, rahat ve huzura kavuşmak için birinci olarak doğru bir iman sahibi olmak gerekir. Doğru bir imana kavuşmak için, Ehl-i sünnet itikadını öğrenmek ve inanmak gerekir.

    İkincisi, insanların saadeti için gereken şey, dinin emir ve yasaklarını öğrenmektir. Dinimizde bildirilen helali, haramı ve diğer hususları öğrenmek ve buna uygun hareket etmektir.

    Üçüncüsü, kalbin kötülüklerden temizlenmesi ve nefsin terbiye edilmesidir. Nefs hep kötülük yapmak ister. Onun bu isteklerinden kurtulmak ve Allah sevgisini kalbe yerleştirmek için, tasavvuf âlimlerinin eserlerini okuyup amel etmek gerekir.

    Bir kimse doğru imana kavuşur, dinin emirlerini seve seve yerine getirirse enbiyaya, evliyaya ve melaikeye benzer ve onlara yaklaşır. Aynı cinsten olan şeyler, birbirini çektiği gibi onlar tarafından yanlarına çekilir. Çok büyük bir mıknatısın bir iğneyi çekmesi gibi onu yüksekliklere çekip Cennete kavuşmasına sebep olurlar.

    Manen yükselmek dünya ve ahiret saadetine kavuşmak bir uçağın uçmasına benzetilirse, iman ile ibadet, bunun gövdesi ve motorları gibidir. Tasavvuf yolunda ilerlemek de, bunun enerji maddesi, yani benzinidir. Tasavvufun iki gayesi vardır: Birincisi, imanın yerleşmesi ve şüphe getiren tesirlerle sarsılmaması içindir. Akıl ile, delil ve ispat ile kuvvetlendirilen iman böyle sağlam olmaz. Allahü teâlâ buyurdu ki:
    (Kalblere imanın yerleşmesi ancak ve yalnız zikir ile olur.) [Rad 28]

    Zikir, her işte, her harekette Allahü teâlâyı hatırlamak, Onun rızasına uygun iş yapmak demektir. İkinci gayesi, ibadetlerde kolaylık, lezzet hasıl olması için, nefsten doğan sıkıntıların giderilmesidir. İbadetleri kolaylıkla, seve seve yapmak ve günah olan işlerden de nefret edip uzaklaşmak, ancak tasavvuf ilmini öğrenip, bu yolda ilerlemek ile mümkündür.

    Evliyalığa kavuşturan yol tasavvuftur
    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    İslam dininin bir sureti, bir de hakikati, özü vardır. Sureti, önce iman etmek, sonra, Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymaktır. İslam dininin suretine kavuşanların nefsi emmareleri inkârda ve isyan etmektedir. Bunların imanı, imanın suretidir. Kıldıkları namaz, namazın suretidir. Oruç ve başka ibadetleri de böyledir. Çünkü, nefs-i emmare, insan varlığının temelidir. Herkes (Ben) deyince, nefsini göstermektedir. İşte, bunların nefsleri iman etmemiş, inanmamıştır. Böyle kimselerin imanları ve ibadetleri hakiki, doğru olabilir mi? Allahü teâlâ, çok merhametli olduğu için, yalnız surete kavuşmayı kabul buyurmuştur. Bunları, razı olduğu Cennetine sokacağını müjdelemiştir. Yalnız kalbin inanmasını kabul buyurması, nefsin inanmasını da şart koşmaması, Onun büyük ihsanıdır.

    Evet, Cennet nimetlerinin de, hem suretleri, hem hakikatleri vardır. İslam dininin suretine kavuşanlar, Cennetin suretinden pay alacaklardır. Dünyada, İslam dininin hakikatine kavuşanlar, Cennetin hakikatine kavuşacaklardır. Surete kavuşmuş olanlarla hakikate kavuşmuş olanlar, Cennetin aynı bir meyvesini yiyecek. Fakat, herbiri başka tat alacaktır. Resulullah efendimizin mübarek zevceleri Cennette, Resulullahın yanında olacak, fakat duydukları lezzet başka olacaktır. Eğer, başka olmasaydı, bu mübarek zevcelerin, bütün insanlardan [peygamberlerden] daha üstün olmaları lazım gelirdi. Her üstün olan kimsenin zevcesinin de, bunun gibi üstün olması gerekirdi. Çünkü zevceler, Cennette zevclerinin yanında olacaktır. İslam dininin suretine kavuşanlar, buna uydukları zaman, ahirette kurtulabileceklerdir. Buna uyanlar, umumi evliyalığa, yani Allahü teâlânın rızasına, sevgisine ermiş demektir. Bununla şereflenen, tasavvuf yoluna girebilecek, (Vilayet-i hassa) denilen özel evliyalığa kavuşabilecek kimse demektir. Bunlar, nefs-i emmarelerini itminana ulaştırabilirler. Şunu iyi bilmelidir ki, bu vilayette, yani İslam dininin hakikatinde ilerleyebilmek için, İslam dininin suretini elden bırakmamak lazımdır.

    Tasavvuf yolunda ilerlemek, Allahü teâlânın ismini çok zikretmekle olur. Bu zikir de, İslam dininin emrettiği bir ibadettir. Zikretmek, âyet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde övülmüş ve emredilmiştir. Tasavvuf yolunda ilerleyebilmek için, İslam dininin yasakladığı şeylerden sakınmak şarttır. Farzları yapmak, insanı bu yolda ilerletir. Tasavvuf yolunu bilen ve yolculara önderlik edebilen bir Rehber [Mürşid] aramak da, İslam dininin emrettiği bir şeydir. Maide suresinin 35. âyetinde, (Ona kavuşmak için vesile arayınız) buyuruldu. (Vesile, insan-ı kâmil demektir). Allahü teâlânın rızasına kavuşmak için, İslam dininin sureti de, hakikati de lazımdır. Çünkü, evliyalık üstünlüklerinin hepsi, İslam dininin suretine uymakla ele geçer. Peygamberlik üstünlükleri de, İslam dininin hakikatinin meyveleridir. Her üstünlükte Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymak lazımdır.

    Evliyalığa kavuşturan yol tasavvuftur. Tasavvuf yolunda ilerleyebilmek için, Allah’tan başka her şeyin sevgisini kalbden çıkarmak lazımdır. Allahü teâlânın ihsanı ile, kalb hiçbir şeyi görmez olursa, (Fena) denilen şey hasıl olur. (Seyr-i ilallah) tamam olur. Bundan sonra, (Seyr-i fillah) denilen yolculuk başlar. Böylece, (Beka) denilen şey hasıl olur ki, aranılan da budur. İslam dininin hakikati buradadır. Buna kavuşan zata (Veli) denir ki, Allahü teâlânın razı olduğu, sevdiği kimse demektir. Burada (Nefs-i emmare) mutmainne olur. Nefs, küfürden kurtulup, Allahü teâlânın kaza ve kaderinden razı olur. Allahü teâlâ da, ondan razı olur. Kendini anlar. Büyüklük, kendini beğenmek hastalığından kurtulur.


  13. 22.Ağustos.2012, 00:56
    7
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Tasavvufçuların Yaptığı aynısıyla bu değil midir?

    Fena-fillah, beka-billah
    Sual: Evliyalığa, (Fena-fillah ve beka-billah) deniyor. Bunlar ne demektir?
    CEVAP
    Fena-fillah, kalbi Allahü teâlânın beğenmediği şeylerden temizlemek, boşaltmaktır.
    Beka-billah, Allahü teâlânın sevdiği şeylerle kalbi doldurmaktır.


  14. 22.Ağustos.2012, 00:56
    7
    Fena-fillah, beka-billah
    Sual: Evliyalığa, (Fena-fillah ve beka-billah) deniyor. Bunlar ne demektir?
    CEVAP
    Fena-fillah, kalbi Allahü teâlânın beğenmediği şeylerden temizlemek, boşaltmaktır.
    Beka-billah, Allahü teâlânın sevdiği şeylerle kalbi doldurmaktır.


  15. 22.Ağustos.2012, 06:14
    8
    BEYAZ_gul
    yasam

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Temmuz.2011
    Üye No: 88754
    Mesaj Sayısı: 1,010
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 11
    Bulunduğu yer: viyana

    Cevap: Tasavvufçuların Yaptığı aynısıyla bu değil midir?

    Tarikateson sen hakkikaten ehli-sünnetenmisin?egerki evet diyorsan. Birsürü insanın ahini aldin bilesin egerki evet diyorsun ehli-sünnetin dışına çıkma bu söyle şu söyle diye diye Hakka girip durma uçurumun dibinde bulursun kendini....!!!!

    Eğer ben müslümanım diyorsan kendin ve ahiretin için birşey yap.
    Seni Alimlerden üstün kılan nedir,
    Çok bilmislik tasliyorsunda buarada şu hadiside ekleyeyimde belki kendine ceki düzen verirsin.

    "Kim ben çok bilginim derse odur CAHILIN TA KENDISI"


  16. 22.Ağustos.2012, 06:14
    8
    yasam
    Tarikateson sen hakkikaten ehli-sünnetenmisin?egerki evet diyorsan. Birsürü insanın ahini aldin bilesin egerki evet diyorsun ehli-sünnetin dışına çıkma bu söyle şu söyle diye diye Hakka girip durma uçurumun dibinde bulursun kendini....!!!!

    Eğer ben müslümanım diyorsan kendin ve ahiretin için birşey yap.
    Seni Alimlerden üstün kılan nedir,
    Çok bilmislik tasliyorsunda buarada şu hadiside ekleyeyimde belki kendine ceki düzen verirsin.

    "Kim ben çok bilginim derse odur CAHILIN TA KENDISI"


  17. 22.Ağustos.2012, 15:47
    9
    TarikateSon!
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2012
    Üye No: 97209
    Mesaj Sayısı: 218
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Tasavvufçuların Yaptığı aynısıyla bu değil midir?

    ebediyyetyolcusu;o kadar alıntılar yapıp yazmaya alışmışsın ki,nickini edebiyat yolcusu olarak değiştirsen yabancılık çekmezsin inan bana
    İçinde bulunmuş olduğun tasavvuf dini(bu kadar savunmadan sonra ''değilim,ya da öyle olduğumu söylemedim'' diye reddiye yaparsan komik olur) ,kendisinin savunulmasını gerektiren durumlarda,sana kendinden bir şeyler yazarak savunma yaptıracak kadar ilerleme kaydettiremeyip,kopyala yapıştır kolaycılığına -ki biz buna taklitçlik de diyoruz-sevkettiriryorsa,yukarıda o kadar yazdıkların arasına Tasavvuf taklitçiliktir,kafayı çalıştırmaya gerek duydurmaz,tasavvufta size anlatılan evliya masalları din hakkında bilgi sahibi olmanız için yeterlidir paragrafını da eklemeni gerektirecektir maalesef.

    Buraya kadar yazdıklarım senin şahsına karşı yapmış olduğum eleştirimdir.Yazdıklarına gelince,sana tek bir sorum olacak;Hani yazmışsın ya:Tasavvuf şudur,tasavvuf budur diye.Peki bütün bunlar tasavvuf ise İslam Dini nedir?Bak sana sorduğum sorum hakkında fikir yürütmeni kolaylaştırması için ben biraz cevaplıyayım,üstünü sen doldur:
    İslam:
    Alıntı
    kalbi saf yapmak, kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmak demektir
    İslam:
    Alıntı
    kalb ile yapılması ve sakınılması gereken şeyleri ve kalbin, ruhun temizlenmesi yollarını öğretir
    İslam:
    Alıntı
    dinin emirlerine uyup, yasaklarından kaçarak kalbi kötü huylardan temizleyip, iyi huylarla doldurmak demektir
    İslam:
    Alıntı
    sünnet-i seniyyeye yapışmak ve bid'atlerden kaçmaktır
    İslam:
    Alıntı
    nefsin iman ve itaat etmesi, bütün ibadetlerin ve bütün hayırlı işlerin hakiki ve kusursuz olmasıdır
    İslam:
    Alıntı
    ölmeden önce ölmektir
    İslam:
    Alıntı
    baştan başa edeptir, tamamen edepten ibarettir
    İslam:
    Alıntı
    kadere rızadır
    İslam:
    Alıntı
    Hak teâlâya inkıyaddır, kayıtsız şartsız teslimiyettir
    İslam:
    Alıntı
    kalbi kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmaktır
    Demek istediğim özetle şu;İslama has olan durumların sanki yeni bir oluşum havası verilerek başka bir başlık altında toplanmasının amaç ve gayesi nedir?
    Bu arada
    Alıntı
    Tasavvuf, ızdırap çekmektir Sükun ve rahatlıkta, tasavvuf olmaz
    cümlesi nedense bana Mersedesle gezen şeyh! başlığı altında açtığım konumu hatırlattı


  18. 22.Ağustos.2012, 15:47
    9
    ebediyyetyolcusu;o kadar alıntılar yapıp yazmaya alışmışsın ki,nickini edebiyat yolcusu olarak değiştirsen yabancılık çekmezsin inan bana
    İçinde bulunmuş olduğun tasavvuf dini(bu kadar savunmadan sonra ''değilim,ya da öyle olduğumu söylemedim'' diye reddiye yaparsan komik olur) ,kendisinin savunulmasını gerektiren durumlarda,sana kendinden bir şeyler yazarak savunma yaptıracak kadar ilerleme kaydettiremeyip,kopyala yapıştır kolaycılığına -ki biz buna taklitçlik de diyoruz-sevkettiriryorsa,yukarıda o kadar yazdıkların arasına Tasavvuf taklitçiliktir,kafayı çalıştırmaya gerek duydurmaz,tasavvufta size anlatılan evliya masalları din hakkında bilgi sahibi olmanız için yeterlidir paragrafını da eklemeni gerektirecektir maalesef.

    Buraya kadar yazdıklarım senin şahsına karşı yapmış olduğum eleştirimdir.Yazdıklarına gelince,sana tek bir sorum olacak;Hani yazmışsın ya:Tasavvuf şudur,tasavvuf budur diye.Peki bütün bunlar tasavvuf ise İslam Dini nedir?Bak sana sorduğum sorum hakkında fikir yürütmeni kolaylaştırması için ben biraz cevaplıyayım,üstünü sen doldur:
    İslam:
    Alıntı
    kalbi saf yapmak, kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmak demektir
    İslam:
    Alıntı
    kalb ile yapılması ve sakınılması gereken şeyleri ve kalbin, ruhun temizlenmesi yollarını öğretir
    İslam:
    Alıntı
    dinin emirlerine uyup, yasaklarından kaçarak kalbi kötü huylardan temizleyip, iyi huylarla doldurmak demektir
    İslam:
    Alıntı
    sünnet-i seniyyeye yapışmak ve bid'atlerden kaçmaktır
    İslam:
    Alıntı
    nefsin iman ve itaat etmesi, bütün ibadetlerin ve bütün hayırlı işlerin hakiki ve kusursuz olmasıdır
    İslam:
    Alıntı
    ölmeden önce ölmektir
    İslam:
    Alıntı
    baştan başa edeptir, tamamen edepten ibarettir
    İslam:
    Alıntı
    kadere rızadır
    İslam:
    Alıntı
    Hak teâlâya inkıyaddır, kayıtsız şartsız teslimiyettir
    İslam:
    Alıntı
    kalbi kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmaktır
    Demek istediğim özetle şu;İslama has olan durumların sanki yeni bir oluşum havası verilerek başka bir başlık altında toplanmasının amaç ve gayesi nedir?
    Bu arada
    Alıntı
    Tasavvuf, ızdırap çekmektir Sükun ve rahatlıkta, tasavvuf olmaz
    cümlesi nedense bana Mersedesle gezen şeyh! başlığı altında açtığım konumu hatırlattı


  19. 22.Ağustos.2012, 16:25
    10
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Tasavvufçuların Yaptığı aynısıyla bu değil midir?

    Tarikateson, en azından senin gibi yapıp da bilmediğim meseleler hakkında yorum yapıp da kimsenin vebalini yüklenmiş olmam Kardeşim. Kiramen Kâtibin melekleri herşey kaydetiyor, sanma ki Parmaklarınla yazıp da yaptığın yorumlar yanına kalır sorumlu olmazsın.

    Hiç bunları dikkate alıyormusun sen ?

    "İnsan hiç bir söz söylemez ki, yanı başında onu zapteden bir melek bulunmasın." (Kaf, 50/18)

    "Muhakkak ki üzerinizde koruyucu melekler vardır. Şerefli yazıcılar her yaptığınızı bilmektedirler."(İnfitâr, 82/10-12)

    "İnsanın arkasında ve önünde, Allah'ın emriyle onu koruyan ve yaptıklarınızı kaydeden melekler vardır." (Ra'd, 13/11)


    Neden ebediyyetyolcusu adını kullanıyorum ?

    Yoktan var edilen insan bir yolcu gibidir onun yolculuğu beşikten mezara, mezardan da ebediyyete gider bu da insanın bir ebediyyetyolcusu olduğunu gösterir. Sen de bir ebediyyetyolcususun.

    Ey ebediyyetyolcusu Ahiretin için ne yaptın ?


    Benim ebediyatla bir işim olmaz Kardeşim !


  20. 22.Ağustos.2012, 16:25
    10
    Tarikateson, en azından senin gibi yapıp da bilmediğim meseleler hakkında yorum yapıp da kimsenin vebalini yüklenmiş olmam Kardeşim. Kiramen Kâtibin melekleri herşey kaydetiyor, sanma ki Parmaklarınla yazıp da yaptığın yorumlar yanına kalır sorumlu olmazsın.

    Hiç bunları dikkate alıyormusun sen ?

    "İnsan hiç bir söz söylemez ki, yanı başında onu zapteden bir melek bulunmasın." (Kaf, 50/18)

    "Muhakkak ki üzerinizde koruyucu melekler vardır. Şerefli yazıcılar her yaptığınızı bilmektedirler."(İnfitâr, 82/10-12)

    "İnsanın arkasında ve önünde, Allah'ın emriyle onu koruyan ve yaptıklarınızı kaydeden melekler vardır." (Ra'd, 13/11)


    Neden ebediyyetyolcusu adını kullanıyorum ?

    Yoktan var edilen insan bir yolcu gibidir onun yolculuğu beşikten mezara, mezardan da ebediyyete gider bu da insanın bir ebediyyetyolcusu olduğunu gösterir. Sen de bir ebediyyetyolcususun.

    Ey ebediyyetyolcusu Ahiretin için ne yaptın ?


    Benim ebediyatla bir işim olmaz Kardeşim !


  21. 22.Ağustos.2012, 16:29
    11
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Tasavvufçuların Yaptığı aynısıyla bu değil midir?

    İmla hatasi Edebiyatla bir işim olmaz demek istedim.


  22. 22.Ağustos.2012, 16:29
    11
    İmla hatasi Edebiyatla bir işim olmaz demek istedim.


  23. 22.Ağustos.2012, 16:34
    12
    TarikateSon!
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2012
    Üye No: 97209
    Mesaj Sayısı: 218
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Tasavvufçuların Yaptığı aynısıyla bu değil midir?

    Eyvallah ,ama;sorumun cevabı yok bu arada farkındaysan,edebiyat yapmaktan sualime cevap yazmaya fırsat bulamamışsınız yine!


  24. 22.Ağustos.2012, 16:34
    12
    Eyvallah ,ama;sorumun cevabı yok bu arada farkındaysan,edebiyat yapmaktan sualime cevap yazmaya fırsat bulamamışsınız yine!





+ Yorum Gönder
Git 124 Son