Konusunu Oylayın.: Kaza namazlarımı kılmak istiyorum.

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kaza namazlarımı kılmak istiyorum.
  1. 19.Ağustos.2012, 03:27
    1
    sstrn
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Temmuz.2012
    Üye No: 97156
    Mesaj Sayısı: 527
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Kaza namazlarımı kılmak istiyorum.






    Kaza namazlarımı kılmak istiyorum. Mumsema Selamun Aleyküm 17 yaşındayım 15 yaşındayken ve 16 yaşındayken kılmadığım namazların kazasını kılmak istiyorum

    1-)Nasıl niyet etmeliyim ?
    2-)Tüm rekatlarımı kılmalıyım yoksa sadece farzları mı ?
    3-)Herhangi bir vakit namazın özel kılınacak kazası var mıdır ?

    Allah Razı Olsun.


  2. 19.Ağustos.2012, 03:27
    1
    Devamlı Üye



    Selamun Aleyküm 17 yaşındayım 15 yaşındayken ve 16 yaşındayken kılmadığım namazların kazasını kılmak istiyorum

    1-)Nasıl niyet etmeliyim ?
    2-)Tüm rekatlarımı kılmalıyım yoksa sadece farzları mı ?
    3-)Herhangi bir vakit namazın özel kılınacak kazası var mıdır ?

    Allah Razı Olsun.


    Benzer Konular

    - Kaza namazlarımı hesaplamak

    - Kaza namazım var kılmak istiyorum bunun için kaza namazı çizelgesi istiyorum

    - Kaza namazlarımı nasıl hesaplamalıyım ?

    - Ben sünnet namazı kılmak istiyorum ama kaza namazlarım var kıla bilirmiyim?

    - Şafi mezhebine mensubum kaza namazlarımı nasıl kılmam gerekir ? Sünnetlerin yerine kaza mı kılmalıyı

  3. 19.Ağustos.2012, 03:47
    2
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Kaza namazlarımı kılmak istiyorum.




    AleykumusSelam

    15 16 yaşında kafir idiysen ya da namazın farz olduğunu bilmiyorduysan
    onları kaza etmen gerekmez
    ama Müslümandın ve farz olduğunu biliyor olmana rağmen kılmadıysan
    iki görüş var
    1 kazasını kılman gerekir
    2 gerekmez

    1. görüşü savunanlar da nafile kılmaz kazaları kılar felan demişler
    eğer durumun buna uygunsa gücün nisbetinde kıl
    borç borçtur
    zamanında ödemediğin için eksik ödemiş olursun ama hiç ödememekten iyidir


  4. 19.Ağustos.2012, 03:47
    2
    âb ü kil



    AleykumusSelam

    15 16 yaşında kafir idiysen ya da namazın farz olduğunu bilmiyorduysan
    onları kaza etmen gerekmez
    ama Müslümandın ve farz olduğunu biliyor olmana rağmen kılmadıysan
    iki görüş var
    1 kazasını kılman gerekir
    2 gerekmez

    1. görüşü savunanlar da nafile kılmaz kazaları kılar felan demişler
    eğer durumun buna uygunsa gücün nisbetinde kıl
    borç borçtur
    zamanında ödemediğin için eksik ödemiş olursun ama hiç ödememekten iyidir


  5. 19.Ağustos.2012, 03:56
    3
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Kaza namazlarımı kılmak istiyorum.

    aleyna aleyküm selam

    Değerli kardeşimiz

    Vakti içinde kılınmayan beş vakit namazın kazası farz, vitir namazının kazası vacip, sünnetin kazası da sünnettir.

    Farz bir namazı vaktinde kılmaya eda, vakti geçtikten sonra kılmaya kaza, bozulan bir namazı tekrar kılmaya da iade denir.

    Bir namaz ya bile bile kasden kılınmayıp kazaya bırakılır veya bir özürden dolayı kazaya kalır. Bir vakit namazı kasdî olarak kılmayıp kazaya bırakmak büyük bir günahtır. Böyle bir hareketten uzak durmalıdır. Bu çeşit bir hatanın işlenmesi durumunda bir an önce kaza edilmeli, borçtan kurtulmalıdır. Çünkü ölümün ne zaman gelip çatacağı belli olmaz. Ölüm gelip de hazırlıksız yakalarsa âhirete borçlu olarak gidilmiş olur.

    Bu şekilde kılınmayan bir namaz her ne kadar kaza edilmekle borçtan kurtulunmuş olunsa da, işlenen günah için ayrıca tövbe istiğfar edip, Allah'tan af dikmek lâzımdır. Bunun için hem kaza, hem de tövbe edilmelidir.

    Unutmak, uyku veya meşru bir mazeretten dolayı vaktinde kılınamayan namazlar da hatırlandığı veya meşru özür geçtikten sonra fazla vakit geçirmeden kaza edilmelidir.

    Bazı özürler vardır ki, bu hallerde kılınmayan namazlar daha sonra kaza edilmezler. Kadınların âdet ve lohusalık hali, beş vakit devam eden sar'a veya cinnet hali bu çeşit özürlerdendir. Zaten âdet gören ve lohusa olan kadının namaz kılması caiz olmayıp haramdır.

    Vakti içinde kılınmayan beş vakit namazın kazası farz, vitir namazının kazası vacip, sünnetin kazası da sünnettir. Kazası farz olan sünnet yalnız sabah namazının sünnetidir. Günün sabah namazı kazaya kalmış ise öğleye kadar kılınınca farzıyla birlikte sünneti de kaza edilir. Öğleden sonraya kalınca sünnet kılınmaz, sadece farz kaza edilir.

    Zamanında kılınamayan bazı vakit sünnetleri de daha sonra kılınarak kaza edilir. Meselâ, cemaate yetişmek için öğle namazının ilk sünneti kılınamadığı takdirde, farzı kılıp iki rekât sünnetten sonra ayrıca kılınır. Cuma namazının ilk sünneti hutbeden önce kılınamadığı zaman, yine cumanın iki rekât farzından sonra kaza edilerek kılınır, îki rekât kılınarak yarıda bırakılan öğlenin ve cumanın ilk sünnetleri aynen bu şekilde dört rekât olarak kaza edilir. Bu sünnetlerin dışındaki diğer vakit namazlarının sünnetleri kılınmadıkları zamanlar kaza edilmezler. Meselâ ikindi ve yatsı namazının sünnetleri farzdan önce kılınmadıkları zaman daha sonra kılınmazlar.

    Kaza Namazları Nasıl Kılınır?

    Vaktinde kılamayıp kazaya kalan namazları altı vakti bulan veya daha çok olan bir kimse kaza namazları arasında bir sıra gözetmediği gibi, kaza namazları ile vakit namazları arasında da bir sıra takibi yapmaz. Namaz kılmanın mekruh olduğu üç kerahet vaktinin dışında istediği ve müsait olduğu her zaman kılabilir. Çünkü kaza namazları için belli bir vakit yoktur. Meselâ, vaktinde kılınamamış olan bir ikindi namazı yatsıdan sonra, bir yatsı namazı da öğleden sonra kılınabilir.

    Kaza namazlarını kılarken vakti belirlemeye gerek yoktur. Bu çok zor olacağından kolay olanı yapmak daha uygundur. Bir kaza namazı şöyle niyet edilerek kılınır:

    Meselâ: "Vaktine yetişip de kılamadığım ilk öğle namazını" yahut "son öğle namazım Allah rızası için kılmaya niyet ettim." Böylece kazaya kalmış olan namazlar, ya ilk kazaya kalmış olanından başlanmış olur veya en son kazaya kalmış olanından başlanmış olur ki, her iki halde de belli bir düzene göre geçmiş namazlar kılınarak azalmış olur.

    Daha kolay olması bakımından "Üzerimde olan bir öğle veya ikindi namazını kaza ediyorum" şeklinde niyet etmek de yeterlidir.

    Bir vaktin namazı kaza edileceği zaman önce bir ezan okunur, sonra ikamet getirilerek kılınır. Birden fazla kaza namazı kılınacağı zaman da hepsi için bir ezan kâfi gelirken, her farz namazı için ayrı ayrı ikamet getirmek sünnettir.

    Kazaya kalmış olan namazların kaç vakit olduğunu kesin olarak bilemeyen kimse, galip tahminine göre hareket eder. Sayı bakımından tam bir tahmin yapamıyorsa, üzerinde kaza namazı kalmadığı kanaatine varıncaya kadar kılar.

    Aynı namazları kazaya kalmış olanlar bu namazı cemaatle kılabilirler. Fakat farklı farklı namazları kılmaya kalkanlar tek bir cemaat olamazlar; ayrı ayrı kılmaları gerekir.

    Kaza namazlarını, mümkünse evde kılmayı tercih etmelidir. Şayet bu namazlar mazeretsiz olarak kazaya bırakılmışsa bir günah sayılacağından bunu teşhir etmek uygun olmaz.


  6. 19.Ağustos.2012, 03:56
    3
    aleyna aleyküm selam

    Değerli kardeşimiz

    Vakti içinde kılınmayan beş vakit namazın kazası farz, vitir namazının kazası vacip, sünnetin kazası da sünnettir.

    Farz bir namazı vaktinde kılmaya eda, vakti geçtikten sonra kılmaya kaza, bozulan bir namazı tekrar kılmaya da iade denir.

    Bir namaz ya bile bile kasden kılınmayıp kazaya bırakılır veya bir özürden dolayı kazaya kalır. Bir vakit namazı kasdî olarak kılmayıp kazaya bırakmak büyük bir günahtır. Böyle bir hareketten uzak durmalıdır. Bu çeşit bir hatanın işlenmesi durumunda bir an önce kaza edilmeli, borçtan kurtulmalıdır. Çünkü ölümün ne zaman gelip çatacağı belli olmaz. Ölüm gelip de hazırlıksız yakalarsa âhirete borçlu olarak gidilmiş olur.

    Bu şekilde kılınmayan bir namaz her ne kadar kaza edilmekle borçtan kurtulunmuş olunsa da, işlenen günah için ayrıca tövbe istiğfar edip, Allah'tan af dikmek lâzımdır. Bunun için hem kaza, hem de tövbe edilmelidir.

    Unutmak, uyku veya meşru bir mazeretten dolayı vaktinde kılınamayan namazlar da hatırlandığı veya meşru özür geçtikten sonra fazla vakit geçirmeden kaza edilmelidir.

    Bazı özürler vardır ki, bu hallerde kılınmayan namazlar daha sonra kaza edilmezler. Kadınların âdet ve lohusalık hali, beş vakit devam eden sar'a veya cinnet hali bu çeşit özürlerdendir. Zaten âdet gören ve lohusa olan kadının namaz kılması caiz olmayıp haramdır.

    Vakti içinde kılınmayan beş vakit namazın kazası farz, vitir namazının kazası vacip, sünnetin kazası da sünnettir. Kazası farz olan sünnet yalnız sabah namazının sünnetidir. Günün sabah namazı kazaya kalmış ise öğleye kadar kılınınca farzıyla birlikte sünneti de kaza edilir. Öğleden sonraya kalınca sünnet kılınmaz, sadece farz kaza edilir.

    Zamanında kılınamayan bazı vakit sünnetleri de daha sonra kılınarak kaza edilir. Meselâ, cemaate yetişmek için öğle namazının ilk sünneti kılınamadığı takdirde, farzı kılıp iki rekât sünnetten sonra ayrıca kılınır. Cuma namazının ilk sünneti hutbeden önce kılınamadığı zaman, yine cumanın iki rekât farzından sonra kaza edilerek kılınır, îki rekât kılınarak yarıda bırakılan öğlenin ve cumanın ilk sünnetleri aynen bu şekilde dört rekât olarak kaza edilir. Bu sünnetlerin dışındaki diğer vakit namazlarının sünnetleri kılınmadıkları zamanlar kaza edilmezler. Meselâ ikindi ve yatsı namazının sünnetleri farzdan önce kılınmadıkları zaman daha sonra kılınmazlar.

    Kaza Namazları Nasıl Kılınır?

    Vaktinde kılamayıp kazaya kalan namazları altı vakti bulan veya daha çok olan bir kimse kaza namazları arasında bir sıra gözetmediği gibi, kaza namazları ile vakit namazları arasında da bir sıra takibi yapmaz. Namaz kılmanın mekruh olduğu üç kerahet vaktinin dışında istediği ve müsait olduğu her zaman kılabilir. Çünkü kaza namazları için belli bir vakit yoktur. Meselâ, vaktinde kılınamamış olan bir ikindi namazı yatsıdan sonra, bir yatsı namazı da öğleden sonra kılınabilir.

    Kaza namazlarını kılarken vakti belirlemeye gerek yoktur. Bu çok zor olacağından kolay olanı yapmak daha uygundur. Bir kaza namazı şöyle niyet edilerek kılınır:

    Meselâ: "Vaktine yetişip de kılamadığım ilk öğle namazını" yahut "son öğle namazım Allah rızası için kılmaya niyet ettim." Böylece kazaya kalmış olan namazlar, ya ilk kazaya kalmış olanından başlanmış olur veya en son kazaya kalmış olanından başlanmış olur ki, her iki halde de belli bir düzene göre geçmiş namazlar kılınarak azalmış olur.

    Daha kolay olması bakımından "Üzerimde olan bir öğle veya ikindi namazını kaza ediyorum" şeklinde niyet etmek de yeterlidir.

    Bir vaktin namazı kaza edileceği zaman önce bir ezan okunur, sonra ikamet getirilerek kılınır. Birden fazla kaza namazı kılınacağı zaman da hepsi için bir ezan kâfi gelirken, her farz namazı için ayrı ayrı ikamet getirmek sünnettir.

    Kazaya kalmış olan namazların kaç vakit olduğunu kesin olarak bilemeyen kimse, galip tahminine göre hareket eder. Sayı bakımından tam bir tahmin yapamıyorsa, üzerinde kaza namazı kalmadığı kanaatine varıncaya kadar kılar.

    Aynı namazları kazaya kalmış olanlar bu namazı cemaatle kılabilirler. Fakat farklı farklı namazları kılmaya kalkanlar tek bir cemaat olamazlar; ayrı ayrı kılmaları gerekir.

    Kaza namazlarını, mümkünse evde kılmayı tercih etmelidir. Şayet bu namazlar mazeretsiz olarak kazaya bırakılmışsa bir günah sayılacağından bunu teşhir etmek uygun olmaz.


  7. 19.Ağustos.2012, 03:58
    4
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Kaza namazlarımı kılmak istiyorum.

    (Mehmed Paksu, Açıklamalı İslam İlmihali, Nesil Yayınları, 2002, s. 342 ve 344)


  8. 19.Ağustos.2012, 03:58
    4
    (Mehmed Paksu, Açıklamalı İslam İlmihali, Nesil Yayınları, 2002, s. 342 ve 344)





+ Yorum Gönder