Konusunu Oylayın.: İbn-i Teymiye'ye dil uzatan kendini bilmezler,Kime AYIP ettiğinizi okuyup görün!!!

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İbn-i Teymiye'ye dil uzatan kendini bilmezler,Kime AYIP ettiğinizi okuyup görün!!!
  1. 14.Ağustos.2012, 01:30
    1
    TarikateSon!
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2012
    Üye No: 97209
    Mesaj Sayısı: 218
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    İbn-i Teymiye'ye dil uzatan kendini bilmezler,Kime AYIP ettiğinizi okuyup görün!!!






    İbn-i Teymiye'ye dil uzatan kendini bilmezler,Kime AYIP ettiğinizi okuyup görün!!! Mumsema Ondan hayırla sözedip, onu öven ve müslümanlar arasındaki konumunu açıklığa
    çıkartanların bazıları :
    1- "Uyûnu'l-Eser fi'l-Meğâzîl ve's-Şemaili ve's-Siyer" adlı eserin müellifi olan İbn Seyyidi'n-
    Nas (v. 734 h.) hakkında sunları söylemektedir :
    "Ben onu bütün ilimlerde pay sahibi gördüm. Nerdeyse sünnete dair bütün rivayetleri
    ezberlemisti. Tefsire dair söz söyledi mi bu isin sancağını yüklenmis olduğu görülürdü.
    Fıkha dair fetva verdi mi en ileri noktaya ulasmıs olduğu, hadise dair konustu mu hadis ilim
    ve rivayetinde oldukça ehil olduğu, mezheb ve fırkalar hakkında konustu mu bu hususta
    ondan daha etraflı bilgi sahibi kimsenin görülemediği, onun ilerisinde bu hususların kimse
    tarafından idrâk edilemediği anlasılırdı. Kısacası bütün ilim dallarında akranlarından ileri
    idi. Onu gören hiçbir göz onun benzerini görmemistir. Hatta kendisi bile kendisi gibisini
    görmüs değildir."
    2- "Siyer-u A'lami'n-Nubelâ"nın müellifi şemsu'd-Din ez-Zehebî (v. 748) dedi ki : "Benim
    gibi bir kimsenin onun niteliklerine dair söz söylemesinden çok daha büyüktür. Eğer
    Kâbe’de Hacer-i Esved’in bulunduğu rükün ile Makam-ı İbrahim arasında bana yemin
    ettirilecek olsa, hiç süphesiz benim gözüm onun gibisini görmemistir, diye yemin ederim.
    Allah’a yemin ederim bizzat kendisi bile ilim bakımından kendi benzerini görmüs değildir."
    Bir baska yerde de sunları söylemektedir : "Henüz buluğa ermeden Kur'an ve fıkıhı okudu,
    tartıstı, delilleriyle, görüslerini ortaya koydu. Yirmi yaslarında iken ilim ve tefsirde oldukça
    ileri dereceye ulastı, fetva verdi ve ders okuttu. Pek çok eserler yazdı, daha hocaları
    hayatta iken büyük ilim adamları arasında sayılır oldu. Develere yük teskil edecek kadar
    pek büyük eserler yazdı. Bu sırada onun yazdığı eserler belki dörtbin defter, belki de daha
    fazla tutar. Cuma günlerinde seneler boyunca herhangi bir kitaba basvurmaya gerek
    görmeksizin yüce Allah'ın kitabını tefsir etti. Fıskıran bir zeka idi, pekçok hadis dinlemistir.
    Kendilerinden ilim bellediği hocalarının sayısı ikiyüzü askındır. Tefsire dair bilgisi en ileri
    noktadadır. Hadis, hadis ravileri (Ricâli), hadisin sahih olup olmamasına dair bilgisine hiçbir
    kimse ulasamaz. Fıkhı, nakli -dört mezheb imamının da ötesinde- ashab ve tabîin’in
    görüsleri essizdi. Mezheb ve fırkalara dair, usul ve kelâma dair bilgisine gelince, bu
    hususta onun seviyesinde bir kimse bilmiyorum. Dile dair genis bir bilgisi vardı, Arapçası
    oldukça güçlü idi. Tarih ve siyere dair bilgisi sasırtıcı idi. Kahramanlık, cihad ve atılganlığı
    ise nitelendirilemeyecek kadar, anlatılamayacak kadar ileri idi. Örnek gösterilecek
    derecede çok cömert idi. Yemekte ve içmekte az ile yetinir, zühd ve kanaat sahibi bir kimse
    idi."
    3- "Tabakatu's şafîiyye el-Kübrâ" adlı eserin müellifi Tacu'd-Din'in babası Takıyu'd-Din es-
    Subkî -Allah'ın rahmeti üzerine olsun- sunları söylemektedir :
    "Aklî ve ser'î ilimlerdeki genis
    bilgisi, üstün kadri ve kaynayıp cosan denizi andıran hali ile ileri zekası, içtihadı ile bütün
    bu alanlarda anlatılamayacak ileri dereceye ulasmıstı..." dedikten sonra sunları
    söylemektedir : "Bana göre o bütün bunlardan daha büyük, daha üstündür. Bununla birlikte
    yüce Allah ona zühd, vera, dindarlık, hakka yardımcı olmak, hakkı yerine getirmek gibi
    özellikleri vermisti; bütün bunları da yalnızca Allah için yapardı. Bu hususta selef-i salihin
    izlediği yolu izlerdi. Bu konuda çok büyük bir pay sahibi idi. Bu dönemde hatta uzun
    dönemlerden beri onun benzeri görülmüs değildir."
    5- Hasımlarından birisi olan Kemalu'd-Din b. ez-Zemelkanî es-Şafîi (v. 727) eyhu'l-İslam
    İbn Teymiyye hakkında sunları söylemektedir :
    "İbni
    Teymiyye'ye cahil bir kimse ile yanlıs kanaat ve görüslere sahib bir kimseden baskası
    buğzetmez. Cahil bir kimse ne söylediğini bilmez, yanlıs kanaat sahibi kimseyi ise sahib
    olduğu yanlıs kanaat onu bilip tanıdıktan sonra hakkı söylemekten alıkoyar."
    5- Hasımlarından birisi olan Kemalu'd-Din b. ez-Zemelkanî es-Şafîi (v. 727) eyhu'l-İslam
    İbn Teymiyye hakkında sunları söylemektedir :
    "Herhangi bir ilim dalına dair kendisine soru
    sorulacak olursa, onu gören ve onu dinleyen bir kimse, onun bu ilim dalından baska bir sey
    bilmediğini zanneder ve bu seviyede kimsenin o ilmi bilmediğine hükmederdi. Diğer
    mezheblere mensub fukaha onunla birlikte oturduklarında kendi mezhebleri ile ilgili olarak
    daha önceden bilmedikleri seyleri ondan öğrenirlerdi. Herhangi bir kimse ile tartısıp da
    hasmı tarafından susturulduğu bilinmemektedir. İster ser'î ilimler olsun, ister baskaları
    olsun herhangi bir ilim hakkında söz söyledi mi mutlaka o ilim dalının uzmanlarından ve o
    ilmi bilmekle tanınanlardan üstün olduğu ortaya çıkardı. Besyüz yıldan bu yana ondan
    daha ileri derecede hadis hıfzetmis kimse görülmüs değildir."
    6- Mâlikî ve (sonraları) Şafîi mezhebine mensub İbn Dakîk el-Iyd (v. 702 h.) onun hakkında
    söyle demektedir :
    "İbn Teymiyye ile biraraya geldiğimde bütün ilimlerin onun gözü önünde
    bulunduğunu, bu ilimlerden istediğini alıp, istediğini bırakan bir kisi olduğunu gördüm."
    7- Aslen İsbilyeli, Dımask'lı (v. 738 h.) el-Birzâlî Ebu Muhammed el-Kasım b. Muhammed,
    İbn Teymiyye hakkında sunları söylemektedir :
    "Hiçbir hususta arkasından yetisilemeyecek
    bir imamdı. İçtihad mertebesine ulasmıs ve müçtehidlerin sartları kendisinde toplanmıstı.
    Tefsirden söz etti mi asırı derecedeki ezberleri dolayısıyla, güzel sunması ile herbir görüse
    tercih zayıflık ve çürütmek gibi layık olduğu hükmü vermesiyle ve herbir ilme dalabildiğine
    dalması ile insanları hayrete düsürürdü. Huzurunda bulunanlar onun bu haline sasırırlardı.
    Bununla birlikte o zühd, ibadet, yüce Allah’a yönelmek, dünya esbabından uzak kalıp,
    insanları yüce Allah’a davet etmeye de kendisini büsbütün vermis bir kimse idi."
    8- Şafîi mezhebine mensub Dımask'lı ve Tehzibu'l-Kemâl adlı eserin sahibi Ebu Haccac el-
    Mizzî de (v. 742 h.) şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye hakkında sunları söylemektedir :
    "Onun
    benzerini görmedim, kendisi de kendi benzerini görmüs değildir. Allah'ın kitabı ve
    Rasûlünün sünneti hakkında ondan daha bilgilisini, her ikisine ondan daha çok tabi olanı
    görmüs değilim." Bir seferinde de söyle demistir : "Dörtyüz yıldan bu yana onun benzeri
    görülmemistir.
    9- Fethu'l-Barî adlı eserin müellifi İbn Hacer el-Askalânî (v. 852 h.) onun hakkında sunları
    söylemektedir :
    "En hayret edilecek hususlardan birisi de sudur : Bu adam Rafızî,
    Hulûlcüler, İttihatçılar gibi bid’at ehline karsı bütün insanlar arasında en ileri derecede
    duran bir kimse idi. Bu husustaki eserleri pekçok ve ünlüdür. Onlara dair verdiği fetvaların
    sınırı yoktur." Yine onun hakkında sunları söylemektedir : "eyhu’l-İslam Takıyu'd-Din'in,
    kanaatlerini kabul edenin de, etmeyenin de çokça istifade ettiği ve herbir yana dağılmıs
    eserlerin müellifi ünlü öğrencisi Şemsuddin İbn Kayyim el-Cevziyye dısında eğer, hiçbir
    eseri bulunmasaydı dahi, bu bile İbn Teymiyye'nin ne kadar yüksek bir konuma sahib
    olduğunu en ileri derecede ortaya koyardı. Durum böyle iken bir de gerek akli, gerek nakli
    ilimlerde Hanbeli mezhebine mensup ilim adamları söyle dursun, çağdası olan afîi ve
    diğer mezheblere mensup en ilerideki önder ilim adamları akli ve nakli ilimlerde oldukça
    ileri ve benzersiz olduğuna da tanıklık etmislerdir."
    10- "Umdetu’l-Karî Şerhu Sahihi’l-Buharî adlı eserin müellifi Halefî Bedru'd-Din el-Aynî (v.
    855 h.) Şeyhu’l-İslam hakkında sunları söylemektedir :
    "O, faziletli, maharetli, takvâlı,
    tertemiz, vera' sahibi, hadis ve tefsir ilimlerinin süvarisi, fıkıh ve hadis usulü ve fıkıh usulü
    ilimlerinde gerek anlatımı ve gerek yazımı itibariyle ileri derecede idi. Bid'atçilere karsı
    çekilmis yalın kılıçtı. Dinin emirlerini uygulayan büyük ilim adamı, marufu çokça emreden,
    münkerden çokça alıkoyandı. Son derece gayretli, kahraman ve korku ve dehsete düsüren
    yerlerde atılgan, çokça zikreden, oruç tutan, namaz kılan, ibadet eden bir kimse idi.
    Geçiminde kanaatkarlığı seçmis, fazlasını istemeyen bir kimse idi. Oldukça güzel ve üstün
    sekilde sözlerine bağlı kalır, çok güzel ve değerli isleriyle vaktini değerlendirirdi. Bununla
    birlikte asağılık dünyalıktan da uzak kalırdı. Meshur, kabul görmüs ve tenkid edilebilecek
    bir kusuru bulunmayan, nihaî sözü kestirip atan fetvaları vardır."
    Onun san ve serefine dil uzatan kimselere karsı savunarak ve bu gibi kimseleri yeren bir
    üslubla da sunları söylemektedir : "Ona dil uzatan kimse ancak gülleri koklamakla birlikte
    hemen ölen pislik böceği gibidir. Gözünün zayıflığı dolayısıyla ısık parıltısından rahatsız
    olan yarasaya benzer. Ona dil uzatanların tenkid edebilme özellikleri de yoktur, ısık saçıcı,
    dikkate değer düsünceleri de yoktur. Bunlar önemsiz sahsiyetlerdir. Bunlar arasından onu
    tekfir edenlerin ise ilim adamı olarak kimlikleri belirsizdir, adları, sanları yoktur



  2. 14.Ağustos.2012, 01:30
    1



    Ondan hayırla sözedip, onu öven ve müslümanlar arasındaki konumunu açıklığa
    çıkartanların bazıları :
    1- "Uyûnu'l-Eser fi'l-Meğâzîl ve's-Şemaili ve's-Siyer" adlı eserin müellifi olan İbn Seyyidi'n-
    Nas (v. 734 h.) hakkında sunları söylemektedir :
    "Ben onu bütün ilimlerde pay sahibi gördüm. Nerdeyse sünnete dair bütün rivayetleri
    ezberlemisti. Tefsire dair söz söyledi mi bu isin sancağını yüklenmis olduğu görülürdü.
    Fıkha dair fetva verdi mi en ileri noktaya ulasmıs olduğu, hadise dair konustu mu hadis ilim
    ve rivayetinde oldukça ehil olduğu, mezheb ve fırkalar hakkında konustu mu bu hususta
    ondan daha etraflı bilgi sahibi kimsenin görülemediği, onun ilerisinde bu hususların kimse
    tarafından idrâk edilemediği anlasılırdı. Kısacası bütün ilim dallarında akranlarından ileri
    idi. Onu gören hiçbir göz onun benzerini görmemistir. Hatta kendisi bile kendisi gibisini
    görmüs değildir."
    2- "Siyer-u A'lami'n-Nubelâ"nın müellifi şemsu'd-Din ez-Zehebî (v. 748) dedi ki : "Benim
    gibi bir kimsenin onun niteliklerine dair söz söylemesinden çok daha büyüktür. Eğer
    Kâbe’de Hacer-i Esved’in bulunduğu rükün ile Makam-ı İbrahim arasında bana yemin
    ettirilecek olsa, hiç süphesiz benim gözüm onun gibisini görmemistir, diye yemin ederim.
    Allah’a yemin ederim bizzat kendisi bile ilim bakımından kendi benzerini görmüs değildir."
    Bir baska yerde de sunları söylemektedir : "Henüz buluğa ermeden Kur'an ve fıkıhı okudu,
    tartıstı, delilleriyle, görüslerini ortaya koydu. Yirmi yaslarında iken ilim ve tefsirde oldukça
    ileri dereceye ulastı, fetva verdi ve ders okuttu. Pek çok eserler yazdı, daha hocaları
    hayatta iken büyük ilim adamları arasında sayılır oldu. Develere yük teskil edecek kadar
    pek büyük eserler yazdı. Bu sırada onun yazdığı eserler belki dörtbin defter, belki de daha
    fazla tutar. Cuma günlerinde seneler boyunca herhangi bir kitaba basvurmaya gerek
    görmeksizin yüce Allah'ın kitabını tefsir etti. Fıskıran bir zeka idi, pekçok hadis dinlemistir.
    Kendilerinden ilim bellediği hocalarının sayısı ikiyüzü askındır. Tefsire dair bilgisi en ileri
    noktadadır. Hadis, hadis ravileri (Ricâli), hadisin sahih olup olmamasına dair bilgisine hiçbir
    kimse ulasamaz. Fıkhı, nakli -dört mezheb imamının da ötesinde- ashab ve tabîin’in
    görüsleri essizdi. Mezheb ve fırkalara dair, usul ve kelâma dair bilgisine gelince, bu
    hususta onun seviyesinde bir kimse bilmiyorum. Dile dair genis bir bilgisi vardı, Arapçası
    oldukça güçlü idi. Tarih ve siyere dair bilgisi sasırtıcı idi. Kahramanlık, cihad ve atılganlığı
    ise nitelendirilemeyecek kadar, anlatılamayacak kadar ileri idi. Örnek gösterilecek
    derecede çok cömert idi. Yemekte ve içmekte az ile yetinir, zühd ve kanaat sahibi bir kimse
    idi."
    3- "Tabakatu's şafîiyye el-Kübrâ" adlı eserin müellifi Tacu'd-Din'in babası Takıyu'd-Din es-
    Subkî -Allah'ın rahmeti üzerine olsun- sunları söylemektedir :
    "Aklî ve ser'î ilimlerdeki genis
    bilgisi, üstün kadri ve kaynayıp cosan denizi andıran hali ile ileri zekası, içtihadı ile bütün
    bu alanlarda anlatılamayacak ileri dereceye ulasmıstı..." dedikten sonra sunları
    söylemektedir : "Bana göre o bütün bunlardan daha büyük, daha üstündür. Bununla birlikte
    yüce Allah ona zühd, vera, dindarlık, hakka yardımcı olmak, hakkı yerine getirmek gibi
    özellikleri vermisti; bütün bunları da yalnızca Allah için yapardı. Bu hususta selef-i salihin
    izlediği yolu izlerdi. Bu konuda çok büyük bir pay sahibi idi. Bu dönemde hatta uzun
    dönemlerden beri onun benzeri görülmüs değildir."
    5- Hasımlarından birisi olan Kemalu'd-Din b. ez-Zemelkanî es-Şafîi (v. 727) eyhu'l-İslam
    İbn Teymiyye hakkında sunları söylemektedir :
    "İbni
    Teymiyye'ye cahil bir kimse ile yanlıs kanaat ve görüslere sahib bir kimseden baskası
    buğzetmez. Cahil bir kimse ne söylediğini bilmez, yanlıs kanaat sahibi kimseyi ise sahib
    olduğu yanlıs kanaat onu bilip tanıdıktan sonra hakkı söylemekten alıkoyar."
    5- Hasımlarından birisi olan Kemalu'd-Din b. ez-Zemelkanî es-Şafîi (v. 727) eyhu'l-İslam
    İbn Teymiyye hakkında sunları söylemektedir :
    "Herhangi bir ilim dalına dair kendisine soru
    sorulacak olursa, onu gören ve onu dinleyen bir kimse, onun bu ilim dalından baska bir sey
    bilmediğini zanneder ve bu seviyede kimsenin o ilmi bilmediğine hükmederdi. Diğer
    mezheblere mensub fukaha onunla birlikte oturduklarında kendi mezhebleri ile ilgili olarak
    daha önceden bilmedikleri seyleri ondan öğrenirlerdi. Herhangi bir kimse ile tartısıp da
    hasmı tarafından susturulduğu bilinmemektedir. İster ser'î ilimler olsun, ister baskaları
    olsun herhangi bir ilim hakkında söz söyledi mi mutlaka o ilim dalının uzmanlarından ve o
    ilmi bilmekle tanınanlardan üstün olduğu ortaya çıkardı. Besyüz yıldan bu yana ondan
    daha ileri derecede hadis hıfzetmis kimse görülmüs değildir."
    6- Mâlikî ve (sonraları) Şafîi mezhebine mensub İbn Dakîk el-Iyd (v. 702 h.) onun hakkında
    söyle demektedir :
    "İbn Teymiyye ile biraraya geldiğimde bütün ilimlerin onun gözü önünde
    bulunduğunu, bu ilimlerden istediğini alıp, istediğini bırakan bir kisi olduğunu gördüm."
    7- Aslen İsbilyeli, Dımask'lı (v. 738 h.) el-Birzâlî Ebu Muhammed el-Kasım b. Muhammed,
    İbn Teymiyye hakkında sunları söylemektedir :
    "Hiçbir hususta arkasından yetisilemeyecek
    bir imamdı. İçtihad mertebesine ulasmıs ve müçtehidlerin sartları kendisinde toplanmıstı.
    Tefsirden söz etti mi asırı derecedeki ezberleri dolayısıyla, güzel sunması ile herbir görüse
    tercih zayıflık ve çürütmek gibi layık olduğu hükmü vermesiyle ve herbir ilme dalabildiğine
    dalması ile insanları hayrete düsürürdü. Huzurunda bulunanlar onun bu haline sasırırlardı.
    Bununla birlikte o zühd, ibadet, yüce Allah’a yönelmek, dünya esbabından uzak kalıp,
    insanları yüce Allah’a davet etmeye de kendisini büsbütün vermis bir kimse idi."
    8- Şafîi mezhebine mensub Dımask'lı ve Tehzibu'l-Kemâl adlı eserin sahibi Ebu Haccac el-
    Mizzî de (v. 742 h.) şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye hakkında sunları söylemektedir :
    "Onun
    benzerini görmedim, kendisi de kendi benzerini görmüs değildir. Allah'ın kitabı ve
    Rasûlünün sünneti hakkında ondan daha bilgilisini, her ikisine ondan daha çok tabi olanı
    görmüs değilim." Bir seferinde de söyle demistir : "Dörtyüz yıldan bu yana onun benzeri
    görülmemistir.
    9- Fethu'l-Barî adlı eserin müellifi İbn Hacer el-Askalânî (v. 852 h.) onun hakkında sunları
    söylemektedir :
    "En hayret edilecek hususlardan birisi de sudur : Bu adam Rafızî,
    Hulûlcüler, İttihatçılar gibi bid’at ehline karsı bütün insanlar arasında en ileri derecede
    duran bir kimse idi. Bu husustaki eserleri pekçok ve ünlüdür. Onlara dair verdiği fetvaların
    sınırı yoktur." Yine onun hakkında sunları söylemektedir : "eyhu’l-İslam Takıyu'd-Din'in,
    kanaatlerini kabul edenin de, etmeyenin de çokça istifade ettiği ve herbir yana dağılmıs
    eserlerin müellifi ünlü öğrencisi Şemsuddin İbn Kayyim el-Cevziyye dısında eğer, hiçbir
    eseri bulunmasaydı dahi, bu bile İbn Teymiyye'nin ne kadar yüksek bir konuma sahib
    olduğunu en ileri derecede ortaya koyardı. Durum böyle iken bir de gerek akli, gerek nakli
    ilimlerde Hanbeli mezhebine mensup ilim adamları söyle dursun, çağdası olan afîi ve
    diğer mezheblere mensup en ilerideki önder ilim adamları akli ve nakli ilimlerde oldukça
    ileri ve benzersiz olduğuna da tanıklık etmislerdir."
    10- "Umdetu’l-Karî Şerhu Sahihi’l-Buharî adlı eserin müellifi Halefî Bedru'd-Din el-Aynî (v.
    855 h.) Şeyhu’l-İslam hakkında sunları söylemektedir :
    "O, faziletli, maharetli, takvâlı,
    tertemiz, vera' sahibi, hadis ve tefsir ilimlerinin süvarisi, fıkıh ve hadis usulü ve fıkıh usulü
    ilimlerinde gerek anlatımı ve gerek yazımı itibariyle ileri derecede idi. Bid'atçilere karsı
    çekilmis yalın kılıçtı. Dinin emirlerini uygulayan büyük ilim adamı, marufu çokça emreden,
    münkerden çokça alıkoyandı. Son derece gayretli, kahraman ve korku ve dehsete düsüren
    yerlerde atılgan, çokça zikreden, oruç tutan, namaz kılan, ibadet eden bir kimse idi.
    Geçiminde kanaatkarlığı seçmis, fazlasını istemeyen bir kimse idi. Oldukça güzel ve üstün
    sekilde sözlerine bağlı kalır, çok güzel ve değerli isleriyle vaktini değerlendirirdi. Bununla
    birlikte asağılık dünyalıktan da uzak kalırdı. Meshur, kabul görmüs ve tenkid edilebilecek
    bir kusuru bulunmayan, nihaî sözü kestirip atan fetvaları vardır."
    Onun san ve serefine dil uzatan kimselere karsı savunarak ve bu gibi kimseleri yeren bir
    üslubla da sunları söylemektedir : "Ona dil uzatan kimse ancak gülleri koklamakla birlikte
    hemen ölen pislik böceği gibidir. Gözünün zayıflığı dolayısıyla ısık parıltısından rahatsız
    olan yarasaya benzer. Ona dil uzatanların tenkid edebilme özellikleri de yoktur, ısık saçıcı,
    dikkate değer düsünceleri de yoktur. Bunlar önemsiz sahsiyetlerdir. Bunlar arasından onu
    tekfir edenlerin ise ilim adamı olarak kimlikleri belirsizdir, adları, sanları yoktur



    Benzer Konular

    - Ömür uzatan formül

    - Muhammed Avvame Hocanın İbni Teymiye hakkında görüşü (İbn Teymiye (rh a)’i nasıl değerlendiriy

    - Bakara suresi 77. ayet: Onlar bilmezler mi ki, gizlediklerini de açıkça yaptıklarını da Allah bilmek

    - Doğduğunuz günün ayrıntılarını görün...

    - Arapça okuyup hıç bır sey anlamadan sadece okumak ıçın mı okuyayayım? yoksa kendı dılımle okuyup

  3. 14.Ağustos.2012, 01:35
    2
    TarikateSon!
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2012
    Üye No: 97209
    Mesaj Sayısı: 218
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: İbn-i Teymiye'ye dil uzatan kendini bilmezler,Kime AYIP ettiğinizi okuyup görü




    3.sıradaki alimden sonra 5. sıradaki alimin ismi iki defa yazılmış,hata olmuştur.Sıralama da 4. sırada ki Alim ve tabii ki de en baba sözü söyleyip,İbn-i teymiye'ye dil uzatanların dilini kesen sözü söyleyen alimin ismi ''4- Muhammed b. Abdi'l-Berr es-Şafîi es-Sübkî (v. 777)'de sunları söylemektedir :'' şeklinde olması gerekiyordu,bu yanlışlıkdan dolayı özür dilerim.


  4. 14.Ağustos.2012, 01:35
    2



    3.sıradaki alimden sonra 5. sıradaki alimin ismi iki defa yazılmış,hata olmuştur.Sıralama da 4. sırada ki Alim ve tabii ki de en baba sözü söyleyip,İbn-i teymiye'ye dil uzatanların dilini kesen sözü söyleyen alimin ismi ''4- Muhammed b. Abdi'l-Berr es-Şafîi es-Sübkî (v. 777)'de sunları söylemektedir :'' şeklinde olması gerekiyordu,bu yanlışlıkdan dolayı özür dilerim.


  5. 14.Ağustos.2012, 01:36
    3
    Candle
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Mayıs.2007
    Üye No: 866
    Mesaj Sayısı: 864
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: İbn-i Teymiye'ye dil uzatan kendini bilmezler,Kime AYIP ettiğinizi okuyup görü

    inbi teymiyyenin mezhebi hanbeli miydi?
    neden onu takip edenlerin hepsi nerdeyse mezhepleri reddedip kendini müçtehit zannediyor?

    cevaplarsanız sevinirim


  6. 14.Ağustos.2012, 01:36
    3
    Devamlı Üye
    inbi teymiyyenin mezhebi hanbeli miydi?
    neden onu takip edenlerin hepsi nerdeyse mezhepleri reddedip kendini müçtehit zannediyor?

    cevaplarsanız sevinirim


  7. 14.Ağustos.2012, 01:46
    4
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: İbn-i Teymiye'ye dil uzatan kendini bilmezler,Kime AYIP ettiğinizi okuyup görü

    kardeş sizin takib ettiğiniz kişiler sizi
    "eğer müctehid değilseniz mukallid olmak zorundasınız" diye kandırıyorlar
    zira sizin müctehidliğe soyunmayıp mukallid kalacağınızı biliyorlar
    ama sizden bu ikisi arasında müttebi denilen bir başka grubun olduğunu saklıyorlar
    ve müttebi olursanız değirmenlerinin suyunun kesileceğini de biliyorlar

    ibni Teymiyye de selefin izinden giderek bize müttebi olmayı öğretti
    siz ise bunu müctehidlik taslamak sanıyorsunuz

    ayrıntı için tıklayınız:
    http://www.mumsema.com/fikhi-mezhepl...saklamasi.html


  8. 14.Ağustos.2012, 01:46
    4
    âb ü kil
    kardeş sizin takib ettiğiniz kişiler sizi
    "eğer müctehid değilseniz mukallid olmak zorundasınız" diye kandırıyorlar
    zira sizin müctehidliğe soyunmayıp mukallid kalacağınızı biliyorlar
    ama sizden bu ikisi arasında müttebi denilen bir başka grubun olduğunu saklıyorlar
    ve müttebi olursanız değirmenlerinin suyunun kesileceğini de biliyorlar

    ibni Teymiyye de selefin izinden giderek bize müttebi olmayı öğretti
    siz ise bunu müctehidlik taslamak sanıyorsunuz

    ayrıntı için tıklayınız:
    http://www.mumsema.com/fikhi-mezhepl...saklamasi.html


  9. 14.Ağustos.2012, 02:08
    5
    mümini78
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Ağustos.2012
    Üye No: 97289
    Mesaj Sayısı: 210
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: İbn-i Teymiye'ye dil uzatan kendini bilmezler,Kime AYIP ettiğinizi okuyup görü

    Ben mezheplere karşı değilim, Ne müçtehidim de demiyorum şuana kadar hiçbir amelimde mezhep anarak niyet etmedim Hatta bnm sülalemde bunu bilen de yok yani mezhebe göre amel etmeyi bilen . Ki zaten temel ibadetler islamın 5 şartıdır. Bunlar da büyük islam ilmihallerinde yazılıdır. Ha orda mezhep farkı vardır yoktur bunu ben bilemem. İmanın 6 şartı için ise mezhep şart değildir. Namaz kılmak oruç tutmak zekat vermek hacca gitmek için gerekli bilgileri de ilmihallerden okudum. Öğrendim. Ki zaten çoğu ibadetleri büyüklerimden görerek kavradım. Bence önemli olan şey 4 unsurdur. Rab-nebi-kitap-kible. Bundan sonrakiler tabiki önemsiz demiyorum ancak bundan sonrakiler sadece araçtır amaç değil. Sonuçta peygamberimiz zamanında bir ilmihal ya da dini kitap yazılmadı çünkü buna gerek yoktu çünkü en büyük dini kitap kuran vardı. Ve peygamberimizde ısrarla veda hutbesinde size iki emanet bırakıyorum bunlara sımkıkı sarılın dedi. Sonra peygamberimiz vefat edince hemen karışıklıklar ve ayrılıklar başladı dini anlamama islamiyeti anlamama şeklinde sıkıntılar çıktı buna binaen çeşitli çalışmalar yapıldı bu çalışmaları yapanlardan biride ebu hanifedir. ve yaklaşık peygamberimizden 67 yıl sonra dünyaya gelmiştir. Düşünün artık 67 yılda islamiyet o kadar çok karışıklığa girmişki Ebu hanife çalışmalar yapmıştır. Allah ondan razı olsun diğerlerinden de. Sonra bu alimin yolundan gidenlere de hanifi denmiştir. Bu gün de öyle değil mi? sen şucusun bu cusun diyorlarya? Bak bak şunlara bunlar fethullahcı hele hele şunlar bunlarda nurcu vb. Evet kişi bir alimin kitaplarını okuyabilir onlardan istifade edebilir ancak sen ocu sen bucu olmak zorundasın diyemez. Eğer bu konuda yanılıyor isem beni uyarın ve doğru yolu bulmam için bana dua edin. Sonuçta ebedi bir hayatım söz konusu.


  10. 14.Ağustos.2012, 02:08
    5
    mümini78 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Ben mezheplere karşı değilim, Ne müçtehidim de demiyorum şuana kadar hiçbir amelimde mezhep anarak niyet etmedim Hatta bnm sülalemde bunu bilen de yok yani mezhebe göre amel etmeyi bilen . Ki zaten temel ibadetler islamın 5 şartıdır. Bunlar da büyük islam ilmihallerinde yazılıdır. Ha orda mezhep farkı vardır yoktur bunu ben bilemem. İmanın 6 şartı için ise mezhep şart değildir. Namaz kılmak oruç tutmak zekat vermek hacca gitmek için gerekli bilgileri de ilmihallerden okudum. Öğrendim. Ki zaten çoğu ibadetleri büyüklerimden görerek kavradım. Bence önemli olan şey 4 unsurdur. Rab-nebi-kitap-kible. Bundan sonrakiler tabiki önemsiz demiyorum ancak bundan sonrakiler sadece araçtır amaç değil. Sonuçta peygamberimiz zamanında bir ilmihal ya da dini kitap yazılmadı çünkü buna gerek yoktu çünkü en büyük dini kitap kuran vardı. Ve peygamberimizde ısrarla veda hutbesinde size iki emanet bırakıyorum bunlara sımkıkı sarılın dedi. Sonra peygamberimiz vefat edince hemen karışıklıklar ve ayrılıklar başladı dini anlamama islamiyeti anlamama şeklinde sıkıntılar çıktı buna binaen çeşitli çalışmalar yapıldı bu çalışmaları yapanlardan biride ebu hanifedir. ve yaklaşık peygamberimizden 67 yıl sonra dünyaya gelmiştir. Düşünün artık 67 yılda islamiyet o kadar çok karışıklığa girmişki Ebu hanife çalışmalar yapmıştır. Allah ondan razı olsun diğerlerinden de. Sonra bu alimin yolundan gidenlere de hanifi denmiştir. Bu gün de öyle değil mi? sen şucusun bu cusun diyorlarya? Bak bak şunlara bunlar fethullahcı hele hele şunlar bunlarda nurcu vb. Evet kişi bir alimin kitaplarını okuyabilir onlardan istifade edebilir ancak sen ocu sen bucu olmak zorundasın diyemez. Eğer bu konuda yanılıyor isem beni uyarın ve doğru yolu bulmam için bana dua edin. Sonuçta ebedi bir hayatım söz konusu.


  11. 14.Ağustos.2012, 02:34
    6
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: İbn-i Teymiye'ye dil uzatan kendini bilmezler,Kime AYIP ettiğinizi okuyup görü

    kardeş cemaat olmak ayrı birşeydir cemaatçi olmak ayrı
    birincisi tavsiye edilmiş ikincisi yasaklanmıştır

    bugün Türkiyedeki insanların çoğu kendi mezhebin tek doğru olduğunu sanıyor
    keni mezhebine aykırı bir durum görünce bunu İslam düşmanlığı sanıyor
    halbuki bilmedikleri birşey var
    o da şu: homojen bir mezheb yok
    özellikle Hanefi mezhebinde
    mezhebin -habersiz- kurucusu ebu Hanife bir konuda bir şey demişken
    öğrencileri tam aksini söyleyebilmiştir
    fakat dini sadece okuduğu ilmihalden ibaret sanan biri
    o ilmihalde yazan bir bir bilgiye aykırı bir yazı görünce
    hemen o yazıyı yazanlara "mezhebsizler" diye saldırıya geçiyor
    halbuki bilmiyor ki bazen söylediklerimiz direk ebu Hanife'ye aidtir
    ve bize mezhebsiz diyen aslında ebu Hanife'ye mezhebsiz demiş olmaktadır

    bunun örneğini bu sitede çok gördük
    bir şey yazdık bize neler söylendi
    sonra yazdığımız şeyin dört mezhebten birinden bazı alimlerin görüşü olduğunu isbatlayınca
    helallik bile istemeye tenezzül etmediler

    o yüzden hep diyorum
    dininizi sakın ilmihallerden öğrenmeyin
    mezhebinizin adam akıllı yazılmış bir fıkıh kitabından öğrenin
    daha da zeki ve ilim isteklisi iseniz 4 mezhebe göre yazılmış bir fıkıh kitabı alın ve okuyun


  12. 14.Ağustos.2012, 02:34
    6
    âb ü kil
    kardeş cemaat olmak ayrı birşeydir cemaatçi olmak ayrı
    birincisi tavsiye edilmiş ikincisi yasaklanmıştır

    bugün Türkiyedeki insanların çoğu kendi mezhebin tek doğru olduğunu sanıyor
    keni mezhebine aykırı bir durum görünce bunu İslam düşmanlığı sanıyor
    halbuki bilmedikleri birşey var
    o da şu: homojen bir mezheb yok
    özellikle Hanefi mezhebinde
    mezhebin -habersiz- kurucusu ebu Hanife bir konuda bir şey demişken
    öğrencileri tam aksini söyleyebilmiştir
    fakat dini sadece okuduğu ilmihalden ibaret sanan biri
    o ilmihalde yazan bir bir bilgiye aykırı bir yazı görünce
    hemen o yazıyı yazanlara "mezhebsizler" diye saldırıya geçiyor
    halbuki bilmiyor ki bazen söylediklerimiz direk ebu Hanife'ye aidtir
    ve bize mezhebsiz diyen aslında ebu Hanife'ye mezhebsiz demiş olmaktadır

    bunun örneğini bu sitede çok gördük
    bir şey yazdık bize neler söylendi
    sonra yazdığımız şeyin dört mezhebten birinden bazı alimlerin görüşü olduğunu isbatlayınca
    helallik bile istemeye tenezzül etmediler

    o yüzden hep diyorum
    dininizi sakın ilmihallerden öğrenmeyin
    mezhebinizin adam akıllı yazılmış bir fıkıh kitabından öğrenin
    daha da zeki ve ilim isteklisi iseniz 4 mezhebe göre yazılmış bir fıkıh kitabı alın ve okuyun


  13. 14.Ağustos.2012, 03:06
    7
    mümini78
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Ağustos.2012
    Üye No: 97289
    Mesaj Sayısı: 210
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: İbn-i Teymiye'ye dil uzatan kendini bilmezler,Kime AYIP ettiğinizi okuyup görü

    Beni 4 mezhep niye ilgilendirsin ki beni bir mezhepte ilgilendirmez bana lazım olan ilmihal bilgileri islamın 5 şartı ile ilgilidir. Bunları da gayet net namaz hocalarında ya da ilmihallerden okuyorum. Ha hanifi mezhebine göre elin kadın eline değdiği zaman abdest bozulur şafiye göre bozulmaz bu bilgi bnm için zaten pek mühim değil. Çünkü ben namaz kılmadan önce abdest alıyorum yani bir abdest ile iki namaz kılmıyorum ayrıca açık bir kadına baksam ya da resime ya da görüntüye yine o abdest ile namaz kılmıyorum bunu kendime düstur edindim. Tabiki böyle genel bir kural yok. Ancak namaz gibi bir ibadeti tehliye atmak istemem. Adam küfür eder yine o abdest ile namaz kılar ha ilmihaller ya da mezhepler küfür abdesti bozar der ya da demez bunun benm için önemi yok ancak bn küfür etsem o abdest ile bir daha namaz kılmaz abdestimi yeniler namaz kılarım. Bu vesvese de değildir. Kişi ağzına diline sahip çıkmalı. Birine de mezhepsiz dediğin zaman bu ürkütücü geliyor insana halbuki mezhep yol demek ya da sana yol gösteren demek E benim için en büyük mezhep kuran sünnet. Ancak bu büyük zatları okumadığım ya da onlardan istifade etmediğim anlamına gelmez. Ancak birileri insanların kafasını karıştırmakta ısrar etmekte. Ben diğer yazılarımda da belirttim bunu yine süreç olarak yazayım

    1- Peygamber nebi ve sünnet vardı. Kişinin müslüman olması ve müslüman olarak yaşaması için bu şarttı

    2- sonra bunlara mezhep eklediler

    3-sonra tarikat eklediler

    4-sonra cemaat eklediler

    eklendikçede eklendi

    Şimdide diyorlarki mezhepsiz müslüman olmaz pek yakın da da tarikatsız ya da cemaatsiz müslüman olmaz demezlerse şaşmayın. Yine burda şunu belirteyim ben tarikatlara ya da mezhepler ya da cemaatler kaşrı duran biri değilim. Bunları müslüman olmak için zorunlu kılanlara karşıyım. Hani bana burda biri dediye sen o zaman mezhepsizsin sen o zaman müçtehidsin beni aşağlar gibi tenkit etti ne alakası var. Elhamdüllilah müslümanım inşallah Rabbim beni kendine kul habibine ümmet eyler kabul buyurur. Bana makam ve sıfat olarak bunlar yeter. Ben her şeyden istifade etmek isterim ancak ocu bucu şucu olarak nitelendirilmek istenmem.


  14. 14.Ağustos.2012, 03:06
    7
    mümini78 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Beni 4 mezhep niye ilgilendirsin ki beni bir mezhepte ilgilendirmez bana lazım olan ilmihal bilgileri islamın 5 şartı ile ilgilidir. Bunları da gayet net namaz hocalarında ya da ilmihallerden okuyorum. Ha hanifi mezhebine göre elin kadın eline değdiği zaman abdest bozulur şafiye göre bozulmaz bu bilgi bnm için zaten pek mühim değil. Çünkü ben namaz kılmadan önce abdest alıyorum yani bir abdest ile iki namaz kılmıyorum ayrıca açık bir kadına baksam ya da resime ya da görüntüye yine o abdest ile namaz kılmıyorum bunu kendime düstur edindim. Tabiki böyle genel bir kural yok. Ancak namaz gibi bir ibadeti tehliye atmak istemem. Adam küfür eder yine o abdest ile namaz kılar ha ilmihaller ya da mezhepler küfür abdesti bozar der ya da demez bunun benm için önemi yok ancak bn küfür etsem o abdest ile bir daha namaz kılmaz abdestimi yeniler namaz kılarım. Bu vesvese de değildir. Kişi ağzına diline sahip çıkmalı. Birine de mezhepsiz dediğin zaman bu ürkütücü geliyor insana halbuki mezhep yol demek ya da sana yol gösteren demek E benim için en büyük mezhep kuran sünnet. Ancak bu büyük zatları okumadığım ya da onlardan istifade etmediğim anlamına gelmez. Ancak birileri insanların kafasını karıştırmakta ısrar etmekte. Ben diğer yazılarımda da belirttim bunu yine süreç olarak yazayım

    1- Peygamber nebi ve sünnet vardı. Kişinin müslüman olması ve müslüman olarak yaşaması için bu şarttı

    2- sonra bunlara mezhep eklediler

    3-sonra tarikat eklediler

    4-sonra cemaat eklediler

    eklendikçede eklendi

    Şimdide diyorlarki mezhepsiz müslüman olmaz pek yakın da da tarikatsız ya da cemaatsiz müslüman olmaz demezlerse şaşmayın. Yine burda şunu belirteyim ben tarikatlara ya da mezhepler ya da cemaatler kaşrı duran biri değilim. Bunları müslüman olmak için zorunlu kılanlara karşıyım. Hani bana burda biri dediye sen o zaman mezhepsizsin sen o zaman müçtehidsin beni aşağlar gibi tenkit etti ne alakası var. Elhamdüllilah müslümanım inşallah Rabbim beni kendine kul habibine ümmet eyler kabul buyurur. Bana makam ve sıfat olarak bunlar yeter. Ben her şeyden istifade etmek isterim ancak ocu bucu şucu olarak nitelendirilmek istenmem.


  15. 14.Ağustos.2012, 03:46
    8
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: İbn-i Teymiye'ye dil uzatan kendini bilmezler,Kime AYIP ettiğinizi okuyup görü

    Şimdi biz hadsiz tehlikelerin olduğu, balta girmemiş bir ormanda, her türlü vahşi hayvanın kol gezidiği bir ortamda, namazımızı ifa etmeyecekmiyiz...???

    Edeceğiz etmesine amma ufak bir problem var.... Tedbiri elden bırakıp takdire boyun eğeceğiz.... Zira bizim mezhebimizde elde silah, öyle sağa sola bakarak, sağı, solu, yukarıyı aşağıyı, ardımızı önümüzü kollayarak namaz kılmak yok. Ancak Şartlar bunu gerektiriyor....

    Biz bu durumda, elimizdeki silahı bir yere bırakıp, tevekkel tu taal Allah mı diyeceğiz.... Yoksa tedbirimizi alıp, o bölgenin şartları muvacehesinde elde silah, gözler her yerde, kulaklar etrafı kolaçan eder mahiyette, tedbiri elden bırakmadan nihayetsiz tehlikelerin içinde dahi olsak namaz mı kılacağız.

    Zira bizim mezhebimizde nasıl namaz kılınacağı, bizim bulunduğumuz bölgede nasıl namaz kılınacağı bellidir. O halde biz kendi bölgemizdeki namaz şeklimize göremi namaz kılacağız, yoksa DİNİ KOLAYLAŞTIRAN mezhep imamlarının, bölgelere göre ve şartlara göre teçhiz olunmak üzere namazmı kılacağız....????

    Bu sorumuza İnşaAllah bir cevap alırsak, bundan sonrada o cevap muvacehesinde tarikatlarada geçeriz İnşaAllah.....

    RAB'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  16. 14.Ağustos.2012, 03:46
    8
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Şimdi biz hadsiz tehlikelerin olduğu, balta girmemiş bir ormanda, her türlü vahşi hayvanın kol gezidiği bir ortamda, namazımızı ifa etmeyecekmiyiz...???

    Edeceğiz etmesine amma ufak bir problem var.... Tedbiri elden bırakıp takdire boyun eğeceğiz.... Zira bizim mezhebimizde elde silah, öyle sağa sola bakarak, sağı, solu, yukarıyı aşağıyı, ardımızı önümüzü kollayarak namaz kılmak yok. Ancak Şartlar bunu gerektiriyor....

    Biz bu durumda, elimizdeki silahı bir yere bırakıp, tevekkel tu taal Allah mı diyeceğiz.... Yoksa tedbirimizi alıp, o bölgenin şartları muvacehesinde elde silah, gözler her yerde, kulaklar etrafı kolaçan eder mahiyette, tedbiri elden bırakmadan nihayetsiz tehlikelerin içinde dahi olsak namaz mı kılacağız.

    Zira bizim mezhebimizde nasıl namaz kılınacağı, bizim bulunduğumuz bölgede nasıl namaz kılınacağı bellidir. O halde biz kendi bölgemizdeki namaz şeklimize göremi namaz kılacağız, yoksa DİNİ KOLAYLAŞTIRAN mezhep imamlarının, bölgelere göre ve şartlara göre teçhiz olunmak üzere namazmı kılacağız....????

    Bu sorumuza İnşaAllah bir cevap alırsak, bundan sonrada o cevap muvacehesinde tarikatlarada geçeriz İnşaAllah.....

    RAB'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  17. 14.Ağustos.2012, 04:37
    9
    mümini78
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Ağustos.2012
    Üye No: 97289
    Mesaj Sayısı: 210
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: İbn-i Teymiye'ye dil uzatan kendini bilmezler,Kime AYIP ettiğinizi okuyup görü

    Tarikatason! adlı üyeyi cevap için bekliyorum.


  18. 14.Ağustos.2012, 04:37
    9
    mümini78 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Tarikatason! adlı üyeyi cevap için bekliyorum.


  19. 14.Ağustos.2012, 07:46
    10
    TarikateSon!
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2012
    Üye No: 97209
    Mesaj Sayısı: 218
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: İbn-i Teymiye'ye dil uzatan kendini bilmezler,Kime AYIP ettiğinizi okuyup görü

    Geldik Elhamdülillah.Cevap beklediğin yazı kendi yazdığın yazı ise,maşaallah cevap yazılacak yeri yok,zira çok kişiye cevap olacak şekilde bir yorum yazmışsın.
    Şayet Hammadun adlı üyeye bir cevap vermemi bekliyorsan başlayalım inşaallah,cevaplarımız yerinde olursa Allah'ımın lütfudur,yanlışlarım olursa da nefsimdendir.
    öncelikle
    Alıntı
    Şimdi biz hadsiz tehlikelerin olduğu, balta girmemiş bir ormanda, her türlü vahşi hayvanın kol gezidiği bir ortamda, namazımızı ifa etmeyecekmiyiz???
    sualine karşılık,o ormanda ne işin var,girmeyeceksin o ormana,ya da bu tarz bahsettiğin dehşetli bir ormana ömründe bir sefer girebilirsin,onda da büyük ihtimalle ciğerlerini aslanın dişleri arasından kürdanla ayıklamak zorunda kalırdık
    Şaka bir yana o denli dehşetli bir ormana varsayalım ki düştük dersek,dini kural ve kanunları varsayımlar üzerine çoğaltıp çoğaltıp bir kurallar çöplüğü oluşturmaktan başka bir şey yapmış olmayız.Ayrıca bu şekilde yaklaşımların özünde ;Allah böyle bir durumda (-ki dediğim gibi durumları istediğimiz şekilde çoğaltabiliriz) nasıl davranmamız gerektiğini ne Kur'an'da bildirmiş ne de Peygamberi vasıtasıyla ümmetlere ulaşmasını sağlamış,hâşâ unutmuş mu yani? gizli mesajı yatmaktadır ki,bu şekilde ki gizli mesajların seni ulaştıracağı yer dinin dışında bir durak olur Rabbim muhafaza etsin.Peygamberim'izin ''sizden önceki ümmetler çok soru sordukları için helak oldular'' hadisinini işaret ettiği hal bu haldir.
    İllede sualinizin bir cevabı olsun istiyorsanız eğer,Nisa Suresi 102.ayeti Kerimede bildirilen duruma enyakın olan hâl içinde namazınızı kılabilirsiniz.Zira o ayette savaş esnasında iken ,savaş durumu dışında sıkıntılı bir durum (yağmur hastalık vb.) oluşursa güvenlik tedbirlerini tam olarak uygulamanıza gerek yoktur,ama yine de tedbiri elden bırakmamayı Rabbim tavsiye buyurmaktadır.Tüm bu oluşumlar çerçevesinde kişinin o an için kendi adına kalbinin mutmain olarak verdiği karar hesabını ahirette en kolay vereceği karar olacaktır Allahû Alem.
    Ayrıca öyle bir ormana girmiş bir kişinin aklının bir köşesinde,4 mezhep imamının herbirine ya da birine ait ''böyle tehlikeli bir ormana girerseniz şunu yapmalısınız tarzında bir fetvası var ise aklına getirebiliyorsa ne mutlu,beklemesin daha fazla uygulasın


  20. 14.Ağustos.2012, 07:46
    10
    Geldik Elhamdülillah.Cevap beklediğin yazı kendi yazdığın yazı ise,maşaallah cevap yazılacak yeri yok,zira çok kişiye cevap olacak şekilde bir yorum yazmışsın.
    Şayet Hammadun adlı üyeye bir cevap vermemi bekliyorsan başlayalım inşaallah,cevaplarımız yerinde olursa Allah'ımın lütfudur,yanlışlarım olursa da nefsimdendir.
    öncelikle
    Alıntı
    Şimdi biz hadsiz tehlikelerin olduğu, balta girmemiş bir ormanda, her türlü vahşi hayvanın kol gezidiği bir ortamda, namazımızı ifa etmeyecekmiyiz???
    sualine karşılık,o ormanda ne işin var,girmeyeceksin o ormana,ya da bu tarz bahsettiğin dehşetli bir ormana ömründe bir sefer girebilirsin,onda da büyük ihtimalle ciğerlerini aslanın dişleri arasından kürdanla ayıklamak zorunda kalırdık
    Şaka bir yana o denli dehşetli bir ormana varsayalım ki düştük dersek,dini kural ve kanunları varsayımlar üzerine çoğaltıp çoğaltıp bir kurallar çöplüğü oluşturmaktan başka bir şey yapmış olmayız.Ayrıca bu şekilde yaklaşımların özünde ;Allah böyle bir durumda (-ki dediğim gibi durumları istediğimiz şekilde çoğaltabiliriz) nasıl davranmamız gerektiğini ne Kur'an'da bildirmiş ne de Peygamberi vasıtasıyla ümmetlere ulaşmasını sağlamış,hâşâ unutmuş mu yani? gizli mesajı yatmaktadır ki,bu şekilde ki gizli mesajların seni ulaştıracağı yer dinin dışında bir durak olur Rabbim muhafaza etsin.Peygamberim'izin ''sizden önceki ümmetler çok soru sordukları için helak oldular'' hadisinini işaret ettiği hal bu haldir.
    İllede sualinizin bir cevabı olsun istiyorsanız eğer,Nisa Suresi 102.ayeti Kerimede bildirilen duruma enyakın olan hâl içinde namazınızı kılabilirsiniz.Zira o ayette savaş esnasında iken ,savaş durumu dışında sıkıntılı bir durum (yağmur hastalık vb.) oluşursa güvenlik tedbirlerini tam olarak uygulamanıza gerek yoktur,ama yine de tedbiri elden bırakmamayı Rabbim tavsiye buyurmaktadır.Tüm bu oluşumlar çerçevesinde kişinin o an için kendi adına kalbinin mutmain olarak verdiği karar hesabını ahirette en kolay vereceği karar olacaktır Allahû Alem.
    Ayrıca öyle bir ormana girmiş bir kişinin aklının bir köşesinde,4 mezhep imamının herbirine ya da birine ait ''böyle tehlikeli bir ormana girerseniz şunu yapmalısınız tarzında bir fetvası var ise aklına getirebiliyorsa ne mutlu,beklemesin daha fazla uygulasın


  21. 14.Ağustos.2012, 08:01
    11
    mümini78
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Ağustos.2012
    Üye No: 97289
    Mesaj Sayısı: 210
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: İbn-i Teymiye'ye dil uzatan kendini bilmezler,Kime AYIP ettiğinizi okuyup görü

    TarikateSon! Daha öncede belirttim yazılarını beğenerek okuyorum .Tabiki benm beğenmem mühim değil. (böbürlenme sakın ) Kadir gecen mübarek olsun. Ben cevaplarımda pek ayet hadis kullanmıyorum örneklema yapıyorum. Çünkü kafana göre ayet ya da hadis paylaşıyrsun ya da yorumluyorsun demeleri hoşuma gitmez. Ancak bende kuran ve hadis okuyarak bir yorum yapıyorum . Cevaplarını yerinde ve sağlam buldum. Teşekkürler


  22. 14.Ağustos.2012, 08:01
    11
    mümini78 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    TarikateSon! Daha öncede belirttim yazılarını beğenerek okuyorum .Tabiki benm beğenmem mühim değil. (böbürlenme sakın ) Kadir gecen mübarek olsun. Ben cevaplarımda pek ayet hadis kullanmıyorum örneklema yapıyorum. Çünkü kafana göre ayet ya da hadis paylaşıyrsun ya da yorumluyorsun demeleri hoşuma gitmez. Ancak bende kuran ve hadis okuyarak bir yorum yapıyorum . Cevaplarını yerinde ve sağlam buldum. Teşekkürler





+ Yorum Gönder